Cezayir’de dini günlerin kutlanmasında farklılıklar, kuşak çatışması ve din dilini yenileme çağrıları

Cezayir’de geçmişe sıkı sıkıya bağlı kalan bir kesim ile küreselleşmeyi savunan başka bir kesim arasında çekişme var.

Din İşleri Bakanı Yusuf Belmehdi, Cezayir’i güçlendirecek dini söylemi anlatıyor (Cezayir devlet televizyonu)
Din İşleri Bakanı Yusuf Belmehdi, Cezayir’i güçlendirecek dini söylemi anlatıyor (Cezayir devlet televizyonu)
TT

Cezayir’de dini günlerin kutlanmasında farklılıklar, kuşak çatışması ve din dilini yenileme çağrıları

Din İşleri Bakanı Yusuf Belmehdi, Cezayir’i güçlendirecek dini söylemi anlatıyor (Cezayir devlet televizyonu)
Din İşleri Bakanı Yusuf Belmehdi, Cezayir’i güçlendirecek dini söylemi anlatıyor (Cezayir devlet televizyonu)

Ali Yahi
Cezayir’deki düzenlenen Mevlid-i Nebi Haftası etkinlikleri, toplumun iki kesimi arasında yaşanan çatışmayı gün yüzüne çıkardı. Birinci kesim geleneklere bağlılığı savunan kişilerden, ikinci kesim ise din adına konuşan şeriatçılardan oluşuyor. Devlet yetkilileri de bu etkinlikler sırasında ülkeyi fitne ve bölünmekten korumak için din dilini yenileme çağrısı yaptı.

İhtilaf ve taassup
Dindeki özel gün ve tarihler bölgeden bölgeye değişirken, dini açıdan önemli sayılan günlerin nasıl değerlendirileceği hususunda ihtilaflar sürüyor. Mevlidi-i Nebi Haftası’nın bu günler arasında özel bir yeri var ve kuşaklar arası çatışmaların yakın gelecekte dini kutlamaların eskisinden farklı şekillerde icra edileceği izlenimini veren değişimlere rağmen önemini korumaya devam ediyor.
Cezayir halkı Hicri yılbaşı, Kurban Bayramı, Aşure Günü, Ramazan Bayramı ve Mevlid-i Nebi Haftası gibi çeşitli dini günleri bidat, şeriat, sekülerlik ve gelenekler arasında bir yerde idrak ediyorlar. Cezayir toplumunda kendini Selefi olarak tanımlayan kesim tarafından taassubi bir boyut kazandırılmaya başlayan bu farklılıklar, söz konusu dini günlerde kendini gösteriyor.

Siyaset ve din arasında
Devlet yetkilileri dini günleri camilerde dini sohbetler düzenleyerek ve Hz. Muhammed için salavat halkaları kurarak idrak ederken, halk ise bu tür günleri ailelerinin arasında yiyecek ve tatlı ikramlarının eşliğinde kutluyor. Aynı zamanda bu tarz günlerde havai fişek fırlatanlara rastlamak mümkün. Halkın bu kutlama şeklini reddeden iki grup var. Birinci grupta siyasiler yer alıyor. Zira siyasilere göre bu kutlamalar halkın mevcut durumdan memnun ve refah içinde olduğu izlenimi verirken, gerçek ise bunun tam tersi. Siyasiler, iktidarı eleştirme ve protesto etmek için bu tür kutlamalardan yararlanmanın daha faydalı olacağı görüşünde. İkinci grupta ise dini çevreler bulunuyor. Bu çevreler, yapılan kutlamaları dinde yeri olmayan bidat uygulamalar şeklinde nitelerken, bunun sebebinin cehalet ve amacının ise hakiki şeriatı atlamak olduğunu savunuyorlar.

Partiler ve kuşaklar arası çatışma
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre, Sosyoloji Profesörü Abdulhakim Lakruf, bu kutlamalarda bir kuşak çatışmasının öne çıktığını söyledi. Lakruf, “Cezayirli kimliğini koruyan gelenekler, Fransız sömürgesinin cahil bırakmak ve kimliklerini yok etme çabasıyla eğitim almalarını engellediği dedelerimiz ve evliyalarımız tarafından yıllarca aktarıldı” dedi. Ancak bu gelenekler halihazırda teknoloji ve üniversiteler yoluyla dünyaya açılan şu anki nesil tarafından rağbet görmüyor. Lakruf, “Geçmişe bağlı kalan nesil ile bu geçmişi reddeden ve küreselleşmeyi savunan nesil arasında bir çatışma var. Selefi vaizlerin mevcut bu görünmeyen gerilimin tırmanmasında büyük payı var” ifadesini kullandı.
Fikirlerini sokaktaki sıradan vatandaş için daha cazip hale getirmek adına iktidara muhalefet ederek laikliği gündeme getiren bir kesimin olduğuna dikkati çeken Lakruf, bu kesimin tüketim ürünlerinin fiyatlarındaki aşırı pahalılık, alım gücünün azalması, işsizliğin artması ve çeşitli sorunlardan sürekli konuştuğunu belirtti. Söz konusu kesimin iktidarı sorumlu tuttuğu bu koşullarda kutlama yapmanın doğru olmadığını savunduğunu kaydeden Lakruf, bu söylem sebebiyle insanların dini kutlamalara artık önem vermemeye başladığını ve onlar için ‘soruşturma açma’ çağrılarının bu kutlamalardan önce geldiğini aktardı.

Din dilini yenileme
Cezayir Yüksek İslam Konseyi Buzeyd Boomedin, gençlere ulaşmak ve Cezayir’i fitne ve tefrika lobilerinden korumak için camilerde kullanılan din dilinin, teklif edilecek yeni öneri ve bakış açısıyla yeni bir din diliyle değiştirilmesinin artık bir zorunluluk halini aldığını söyledi. Oluşturulacak yeni dilin sahip olması gereken nitelikleri sıralayan Boomedin, yeni dilin Cezayir milletinin özünü (istikrar ve sınır güvenliği) koruması, mevcut durumdaki gelişmelere uygun ve sadece camilerle sınırlı kalmayıp sosyal medyaya uzanması gerektiğini vurguladı. Boomedin, “Cezayir’de 90’lı yıllar ile Arap Baharı -ki sosyal medyada başka isimlerle de anılıyor- arasında radikalizmin doğası ve terör olgusu bir nevi değişiklik geçirdi. Cezayir dışında faaliyet gösteren internet siteleri, Cezayir merkezli bazı dini, kültürel ve basın siteleriyle işbirliği içindeydi ve bunların stratejik amaçları açıktı. Gençlerin bu sitelerle etkileşim kurması, devlet kurumlarının bu gençlerin nezdindeki imajının zedelenmesinde rol oynuyor” dedi.

Vaziyeti kurtarma umudu
Cezayir Din İşleri Bakanı Yusuf Belmehdi, oluşturulacak yeni din dilinin ülkedeki gelişmelerle uyumlu, gelişmiş ve toplumdaki birlikteliği sağlayabilmesi gerektiğini ifade etti. Bu dengeli din dilinin halk arasında yayılması ve ülkenin ifsat edilmesine yönelik hiçbir çağrının geçişine izin vermemesi gerektiğini kaydeden Belmehdi, reforma ve devlet kurumlarının güçlendirilmesine katılım sağlama çağrısında bulundu. Belmehdi’ye göre bu olumlu din dili, devlet kurumlarının inşasına ve ümitsizlikten uzak tutarak umudu yeşertmeye katkı sağlamalı.

Din dilini ideolojilere hizmet etmesine son vermek
Siyasi analist Kemal Marruş, “Din dilinin ideolojilere hizmet etmesine son veren ve asli milli kültürden beslenen bir anlayışla reform yapmak artık zorunlu hale geldi. Cezayir toplumuna yabancı çeşitli mezheplerin etkilerinden uzak kalarak İslam’ın özgün versiyonuna dönmek önem arz ediyor. Ülkemiz, cami minberlerinde veya sosyal medyada kullanılan ılımlı din diliyle Arap ve İslam dünyasında öne çıkan bir okula dönüştü. Bu dil, çalışmaya ve kalkınmaya sevk ediyor ve ulusal söylemle uyumluluk arz ediyor” ifadelerini kullandı.
Marruş, konuşmasının devamında şunları kaydetti:
“Cezayir’i, sosyal medya siteleri ve hatta basın yayın organları vasıtasıyla gençler arasında yayılan çeşitli modern afetlerden korumak için çabaların devam etmesi gerekir. Bu afetler arasında ateizm ve müstehcen görüntülerin yanı sıra ‘Şeytana Tapanlar’ gibi İslam kültürüne yabancı fikirler bulunuyor. Gençleri, Cezayir’e düşmanlığıyla bilinen çevrelerin yaydığı bu afetlerden kurtarmak kesinlikle sosyal medyadan ve camiler ile medya kuruluşları arasında bir ortaklık sözleşmesi imzalamaktan geçiyor. Bu sözleşmenin en önemli ilkeleri, din dili asla ulusal birlikteliğe karşı olmamalı veya Cezayirlilerin sırtına ağır yük yüklememeli, toplumu birleştiren ve safları sıklaştıran dini merciye (Din İşleri Bakanlığı’na) asla karşı olmamalı.”



Mısır’da yoksulluk tartışması, hükümetin icraatlarını açıklayacağı konferans öncesinde gündemde

Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)
Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)
TT

Mısır’da yoksulluk tartışması, hükümetin icraatlarını açıklayacağı konferans öncesinde gündemde

Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)
Mısır Temsilciler Meclisi, hükümetin devlet bütçesine ilişkin değerlendirmelerini dinliyor. (Meclis)

Mısır’da bazı milletvekilleri, hükümetin icraatlarını kamuoyuna açıklamak üzere düzenlemesi beklenen konferans öncesinde, ülkedeki yoksulluk oranlarına ilişkin soru önergesi verdi. Yoksulluk oranları birkaç yıldır açıklanmazken, bölgesel çalkantıların derinleştirdiği ekonomik krizler nedeniyle bu oranların yükseldiği tahmin ediliyor.

Mısır Temsilciler Meclisi’nden dokuz milletvekili, çarşamba günü hükümete ülkedeki yoksulluk oranlarının hangi seviyeye ulaştığını sordu. Yoksulluk oranı, 2019-2020 dönemine ilişkin Eylül 2020’de açıklanan son resmî verilere göre yüzde 29,7 olarak kaydedilmişti.

Milletvekilleri, “Hükümetin, milletvekillerinin denetim mekanizmaları aracılığıyla sunduğu talepler üzerine gelir ve harcama araştırmasını Meclis’e göndereceğine defalarca söz vermesine rağmen, söz konusu araştırma henüz yayımlanmadı” ifadelerini kullandı.

Milletvekilleri ayrıca, “2021’den bu yana Mısır’daki yoksulluk oranlarını bilmeden hükümetin icraatları nasıl değerlendirilebilir?” sorusunu yöneltti.

Hükümet, geçtiğimiz dönemde izlenen politikaları, bunların sonuçlarını ve söz konusu adımlar atılmasaydı neler yaşanabileceğini kamuoyuna anlatmak amacıyla ulusal bir forum düzenlemeyi planlıyor. Hükümet Sözcüsü Muhammed Adil’e göre forumda vatandaşların önerileri ve görüşleri de dinlenecek.

Adil, çarşamba akşamı televizyonda yaptığı açıklamada, 19-24 Ekim tarihleri arasında düzenlenmesi planlanan foruma ait resmî internet sitesi üzerinden vatandaşların kayıt yaptırabileceğini, görüşlerini iletebileceğini ve katılım talebinde bulunabileceğini belirtti. Adil, birkaç gün önce açılan sitenin bugüne kadar bir milyondan fazla ziyaret aldığını kaydetti.

Sürekli gündeme gelen bir tartışma

Mısır’da yoksulluk oranları ve bu oranların neden açıklanmadığına ilişkin tartışmalar yeni değil. Milletvekillerinin soru önergesinde de belirtildiği üzere, bu konu belirli aralıklarla yeniden gündeme geliyor.

Reform ve Kalkınma Partisi’nin Meclis Grup Başkanı ve soru önergesini veren dokuz milletvekilinden biri olan İrin Said yaptığı açıklamada, kendisinin ve bazı milletvekillerinin önceki yasama döneminde de benzer soru önergeleri sunduğunu, ancak henüz somut sonuçlara veya doğrulanmış bilgilere ulaşamadıklarını belirtti.

dfg
Kahire'nin merkezindeki işçi sınıfının yoğun olarak yaşadığı semtlerden biri. (Şarku’l Avsat)

Mısır Başbakanı Mustafa Medbuli, geçen aralık ayında yaptığı açıklamada, yoksulluk oranının 2020’de açıklanan seviyenin bir miktar üzerine çıktığını kabul etmiş, ancak artışın boyutunu paylaşmamıştı. Bazı basın kuruluşlarının haberlerinde ise yoksulluk oranının yaklaşık yüzde 34’e yükseldiği öne sürüldü.

Yazar ve siyasi analist Cemal Esad, hükümetin yoksulluk oranlarını açıklamamasını eleştirdi. Esad, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “Enflasyon ve diğer ekonomik göstergelere ilişkin açıklanan rakamlar bile vatandaşların sokakta hissettiği gerçeklerden daha düşük. Peki, bir de hiç açıklanmayan rakamları düşünün” ifadelerini kullandı.

Mısır’da yıllık enflasyon oranı geçen ağustos ayında yüzde 14,5 olarak kaydedildi. Bu oran temmuz ayında yüzde 14,9 düzeyindeydi.

Siyasi açıdan zor bir mesele

Siyaset sosyolojisi profesörü Said Sadık, hükümetin milletvekillerinin talebine kısa süre içinde cevap vererek yoksulluk oranlarını açıklamasını beklemediğini söyledi. Sadık, dokuz milletvekilinden biri olan Muhammed Fuad’ın, talebin altı ay önce hükümete iletilmesine rağmen henüz sonuç alınamadığını belirten açıklamasına dikkat çekti.

Sadık, hükümetin yoksulluk oranlarını açıklamaya hazır olmadığını kaydetti. Bu ay düzenlenmesi planlanan ulusal forumda büyük olasılıkla farklı göstergelerin öne çıkarılacağını belirten Sadık, bunlar arasında gayrisafi yurt içi hasıla büyümesi, işsizliğin 2025’te yüzde 6,3’e gerilemesi, bütçede faiz dışı fazla verilmesi, sosyal koruma paketleri, kara yolları, elektrik santralleri ve limanlara yönelik yatırımlar ile bölgesel krizlerin etkilerinin aşılması ve mali yükümlülüklerin yerine getirilmesi gibi başlıkların yer alacağını ifade etti.

Sadık’a göre yeni yoksulluk oranlarının açıklanması “siyasi açıdan zor bir mesele”. Sadık, “Rakam yükselirse hükümetin başarı söylemine ilişkin şüpheler artar. Güncel bir araştırma olmadan düşüş açıklanırsa da bu rakamlara inanılmayabilir” değerlendirmesinde bulundu.

Milletvekili Ravya Muhtar da hükümetten, ekonomik politikaların vatandaşların gelirleri ve yaşam standartları üzerindeki gerçek etkisini ortaya koyacak güncel ve kapsamlı verileri paylaşmasını istedi.

Dokuz milletvekilinden biri olan Muhtar yaptığı açıklamada, “Hükümetin performansını ve başarılarını, yoksulluk oranlarındaki ve vatandaşların gelirlerindeki değişimi gösteren güncel veriler olmadan eksiksiz biçimde değerlendirmek mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Sadık ise hükümetin yoksulluk sorununu, etkilerini hafifletmeye yönelik politikalarla ele aldığını belirtti. Bu politikalar arasında gıda yardımları, yoksulluk sınırının altındaki kesimlere yönelik Tekafül ve Kerame sosyal yardım programları, maaş artışları ve olağanüstü destek paketleri bulunuyor. Sadık’a göre bu önlemler, enflasyonun vatandaşlar üzerindeki etkisini sınırlandırmayı amaçlıyor.


Irak: İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampı SİHA’larla vuruldu

Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
TT

Irak: İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampı SİHA’larla vuruldu

Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)
Irak Kürdistanı’ndaki Erbil Havalimanı yakınlarında meydana gelen patlamanın ardından yükselen duman. (AFP)

Irak Kürdistan Bölgesi Terörle Mücadele Birimi, dün akşam İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kaldığı bir kampın, Erbil vilayetine bağlı Xebat ilçesinde iki insansız hava aracıyla (İHA) hedef alındığını açıkladı. Kamp, Bağdat’ın yaklaşık 450 kilometre kuzeyinde bulunuyor.

Bölgedeki Terörle Mücadele Birimi tarafından yapılan açıklamada, kurumun elde ettiği bilgilere göre Erbil vilayetinin Xebat ilçesine bağlı Rizgari nahiyesindeki İran Kürdistanı’ndan yerinden edilenlerin kampına dün akşam patlayıcı yüklü iki SİHA ile saldırı düzenlendiği belirtildi.

Açıklamada, saldırıda can kaybı yaşanmadığı kaydedildi.


Suriye bayrağı Haseke’de ilk kez göndere çekildi

Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)
Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)
TT

Suriye bayrağı Haseke’de ilk kez göndere çekildi

Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)
Haseke kentinde, Haseke Valisi, İç Güvenlik Komutanı ve Vali Yardımcısının yanı sıra çok sayıda resmî yetkili ve önde gelen ismin katılımıyla Suriye Arap Cumhuriyeti bayrağının göndere çekilmesi töreni düzenlendi (Haseke Valiliği)

Suriye’nin Haseke kentinde, 29 Ocak 2026 tarihli anlaşmanın uygulanmasına ilişkin son bir haftada yaşanan hızlı gelişmeler kapsamında, Özgürlük Meydanı’nda dün ulusal bayrak en yüksek direğe çekildi. Törene çok sayıda vatandaş ve resmî yetkili katılırken, hükümet yetkilileri de yargı sistemini yeniden işler hâle getirmek amacıyla Adalet Sarayı’nda incelemelerde bulundu.

Haseke Vali Yardımcısı Ahmed el-Hilali Şarku’l Avsat’a yaptığı kısa açıklamada, kent merkezindeki ana meydanda ulusal bayrağın geniş halk ve resmî katılımla göndere çekildiğini belirtti. Hilali, törene Haseke Valisi Nureddin Ahmed’in yanı sıra bölgeden Halk Meclisi üyelerinin, askerî yetkililerin ve güvenlik yetkililerinin katıldığını söyledi.

Tören sırasında kentin farklı mahallelerinden gelen vatandaşlar ana meydanda toplandı. Kalabalık, devletin vilayet üzerindeki kontrolünü tamamen sağlaması yönünde sloganlar attı.

Etkinlik, katılımcıların ve vatandaşların güvenliğini, kamu ve özel mülklerin korunmasını sağlamak amacıyla kent genelinde, özellikle merkezde yoğun iç güvenlik güçlerinin konuşlandırıldığı bir ortamda gerçekleştirildi.

Suriye’de eski rejimin devrilmesinden bu yana ilk kez Haseke kent merkezinde Suriye bayrağının göndere çekilmesi sırasında Suriyeli yetkililer (Haseke Valiliği)
Suriye’de eski rejimin devrilmesinden bu yana ilk kez Haseke kent merkezinde Suriye bayrağının göndere çekilmesi sırasında Suriyeli yetkililer (Haseke Valiliği)

Haseke İç Güvenlik Güçleri tören öncesinde yayımladığı açıklamada, toplu etkinlikler sırasında silah taşınmasını ve havai fişek kullanılmasını yasakladı. Açıklamada, güvenliği bozabilecek veya vatandaşların hayatını tehlikeye atabilecek davranışlardan kaçınılması gerektiği vurgulandı. Güvenlik güçleri, ihlallere müsamaha gösterilmeyeceğini ve sorumlular hakkında gerekli yasal işlemlerin uygulanacağını bildirdi.

Adalet Sarayı’nda inceleme

Haseke kent merkezinde bayrak töreni düzenlenirken Vali Yardımcısı Hilali, vilayetin başsavcısı Yargıç Gazi eş-Şeyh İbrahim ile birlikte Adalet Sarayı binasında incelemelerde bulundu. Hilali, ziyaretin amacının “yargı sistemini işler hâle getirmek için uygun koşulları hazırlamak” olduğunu belirtti.

Bu gelişmelerden önce, feshedilen Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) bağlı unsurların Adalet Sarayı çevresindeki mevzilerinden çekilmesinin ardından çarşamba günü bölgede iç güvenlik güçlerinin varlığı artırılmıştı. SDG’ye bağlı Terörle Mücadele Güçleri (HAT) ise salı günü mevzilerini İç Güvenlik Güçleri’ne teslim etti. Böylece hükümetin kent genelindeki güvenlik varlığı da güçlendirildi.

Şarku’l Avsat’a konuşan aktivistlere göre, bu gelişmelerin ardından Suriye Genel İstihbarat Teşkilatı Başkanı Tümgeneral Abdulkadir Tahhan ile Dış İstihbarat Başkanı Tuğgeneral Abdurrahman ed-Dabbağ, geniş bir güvenlik heyetiyle Haseke’ye geldi.

Devletin kontrolünün genişletilmesi talebi

Son gelişmeler, Haseke vilayetindeki çeşitli kent ve kasabalarda geçen cuma namazının ardından düzenlenen kitlesel barışçıl gösterilerin sonrasında yaşandı. Göstericiler, devlet otoritesinin tesis edilmesini ve devlet kurumlarının vilayetin bütün bölgelerindeki varlığının güçlendirilmesini talep etmişti.

Söz konusu gösteriler, SDG’nin ağustos ayının sonunda feshedildiğinin duyurulmasının ardından düzenlendi. Bu karar, 29 Ocak 2026’da Suriye hükümetiyle imzalanan anlaşma kapsamında alındı. Anlaşma, eski Özerk Yönetim’in sivil, güvenlik ve askerî kurumlarının devlet yapısına entegre edilmesini öngörüyordu.

Buna karşın Arap topluluğunun temsilcileri, entegrasyon süreci devam etmesine rağmen, Suriye devletinin vilayetin geniş kesimlerinde fiilî kontrol sağlayamadığını belirtiyor.

Kuzey Suriye’de yaşayan ve sosyal medyada faaliyet gösteren Arap topluluğu mensubu aktivist Suheyb el-Ya‘rubi, Haseke’deki sevinç gösterilerini yansıtan videolar paylaştı. Görüntülerden birinde yaşlı bir adamın bayrak göndere çekilirken “Allahuekber” diye bağırdığı görüldü.

Suriye bayrağının göndere çekilmesi törenine katılan resmî yetkililer ile vatandaşların güvenliğini sağlamak amacıyla Haseke kentinde alınan güvenlik önlemleri (Haseke Medya Müdürlüğü)
Suriye bayrağının göndere çekilmesi törenine katılan resmî yetkililer ile vatandaşların güvenliğini sağlamak amacıyla Haseke kentinde alınan güvenlik önlemleri (Haseke Medya Müdürlüğü)

El-Ya‘rubi, görüntülere eşlik eden paylaşımında, “Haseke halkının bugün yaşadığı sevinci görenler, son yıllarda ne kadar büyük baskı ve sıkıntılar yaşadıklarını anlayabilir” ifadelerini kullandı. Aktivist ayrıca, “İki yıl boyunca rejimin düşmesinin sevincinden mahrum bırakılmaktan daha ağır ne olabilir?” diye yazdı.

Taleplerimiz devlet kurumlarının bölgeye dönmesiydi

Haseke’deki Arap aşiretlerine mensup ve geçen cuma günü düzenlenen gösterilere katılım çağrısı yapan aktivist İbrahim el-Halebi, kentteki hızlı gelişmelerin Suriye hükümetinin halk hareketinin taleplerine verdiği bir cevap olduğunu söyledi.

El-Halebi, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, feshedilen SDG’nin entegrasyon anlaşmasının maddelerini uygulamakta uzun süre oyalandığını belirtti. Bu maddelerin başında devlet egemenliğinin tesis edilmesi, tutukluların serbest bırakılması ve yerinden edilenlerin geri dönmesinin sağlanmasının geldiğini ifade eden El-Halebi, bunun halk arasındaki gerilimi artırdığını belirtti.

El-Halebi ayrıca, SDG bünyesindeki bazı güvenlik ve siyasi çevrelerin Kürdistan İşçi Partisi’ne (PKK) bağlı olduğunu ve entegrasyon sürecine karşı çıktığını öne sürdü. Bu çevrelerin, Haseke’deki farklı toplumsal kesimleri kışkırtan tutumlar sergilediğini ifade etti.

Mevcut koşullarda güvenliğin sağlanması ve devlet kurumlarının bölgeye girişi için askerî bir operasyonun uygun olmayacağını düşündüklerini belirten el-Halebi, bu nedenle vilayet genelinde, özellikle Haseke kent merkezinde kitlesel gösteriler düzenlenmesi çağrısında bulunduklarını söyledi.

El-Halebi, amaçlarının devlete ve tüm taraflara Haseke’nin Suriye’nin bir parçası olduğunu hatırlatmak olduğunu belirterek, taleplerinin herhangi bir etnik, dinî veya toplumsal gruba karşı yöneltilmediğini vurguladı. “Taleplerimiz devlet kurumlarının bölgeye girmesi, güvenliğin sağlanması, tutukluların serbest bırakılması ve yerinden edilenlerin geri dönmesiydi” dedi.

Suriye bayrağının göndere çekilmesi töreni sırasında Haseke kentinde devletin güvenlik güçleri, (Haseke Medya Müdürlüğü)
Suriye bayrağının göndere çekilmesi töreni sırasında Haseke kentinde devletin güvenlik güçleri, (Haseke Medya Müdürlüğü)

El-Halebi, gösterilerin önemli sonuçlar doğurduğunu savunarak, Genel İstihbarat Teşkilatı Başkanı’nın, yardımcısının ve geniş bir güvenlik heyetinin Haseke’ye geldiğini, ardından Adalet Sarayı’nın teslim edildiğini ve ulusal bayrağın Özgürlük Meydanı’ndaki en yüksek direğe çekildiğini söyledi. Binlerce kişinin meydanda toplanarak “Bir, bir; Suriye halkı birdir” sloganını attığını belirtti.

Halk hareketinin Suriye devletinin Haseke vilayetinde tam egemenlik kurmasına kadar devam edeceğini ifade eden el-Halebi, yaşananları bir etnik veya dinî grubun diğerine karşı zaferi olarak görmediklerini söyledi. Bunun Suriye halkının iradesinin zaferi olduğunu savunan el-Halebi, devlet dairelerinin ve kamu hizmetlerinin yeniden faaliyete geçmesini, güvenliğin sağlanmasını, tutukluların serbest bırakılmasını ve yerinden edilenlerin geri dönmesini beklediklerini dile getirdi.

Haseke vilayetinde, aralarında el-Halebi ve el-Ya‘rubi’nin de bulunduğu kuzey Suriye’deki aktivistlerin çağrısıyla yarın bugün yeni gösteriler düzenlenmesi için hazırlıklar sürüyor. “Tek bayrak, vatanın bayrağıdır” sloganıyla yapılması planlanan gösterilerde, Suriye’deki bütün toplumsal kesimleri temsil ettiği belirtilen ulusal bayrağın göndere çekilmesi hedefleniyor.