Dibeybe, Katrani’nin ayrılmasıyla ortaya çıkan krizi kontrol altına almaya çalışıyor

Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, paralı askerlerin akıbetinin görüşülmesi için Paris Konferansı’na davet edildi.

Libya Dışişleri Bakanı Necla Menguş önceki gün başkent Trablus’ta düzenlenen Libya İstikrarı Destekleme Girişimi Konferansı’nın kapanış oturumunda Kuveytli mevkidaşı Şeyh Ahmed Nasır es-Sabah ile ortak basın toplantısı düzenledi. (EPA)
Libya Dışişleri Bakanı Necla Menguş önceki gün başkent Trablus’ta düzenlenen Libya İstikrarı Destekleme Girişimi Konferansı’nın kapanış oturumunda Kuveytli mevkidaşı Şeyh Ahmed Nasır es-Sabah ile ortak basın toplantısı düzenledi. (EPA)
TT

Dibeybe, Katrani’nin ayrılmasıyla ortaya çıkan krizi kontrol altına almaya çalışıyor

Libya Dışişleri Bakanı Necla Menguş önceki gün başkent Trablus’ta düzenlenen Libya İstikrarı Destekleme Girişimi Konferansı’nın kapanış oturumunda Kuveytli mevkidaşı Şeyh Ahmed Nasır es-Sabah ile ortak basın toplantısı düzenledi. (EPA)
Libya Dışişleri Bakanı Necla Menguş önceki gün başkent Trablus’ta düzenlenen Libya İstikrarı Destekleme Girişimi Konferansı’nın kapanış oturumunda Kuveytli mevkidaşı Şeyh Ahmed Nasır es-Sabah ile ortak basın toplantısı düzenledi. (EPA)

Libya Temsilciler Meclisi milletvekillerine, ülkenin doğusundaki Tobruk kentindeki meclis binasında pazartesi günü düzenleyeceği toplantıya katılım çağrısı yaptı. Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, ülkenin doğusundan sorumlu yardımcısı Hüseyin el-Katrani’nin kendisine başkaldırmasının yarattığı krizi kontrol altına almak için yeni girişimlerde bulundu. Birleşmiş Milletler (BM) Siyasi İşler ve Barış İnşası Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo da ülkede yaşanan krizlerle eş zamanlı olarak ilk BM gözlemci grubunun Libya’ya ulaştığını bildirdi.
 Libya ziyaretini tamamlayan DiCarlo şu açıklamada bulundu:
“Libyalı yetkililerin talebi ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nden çıkan yetki doğrultusunda, Libya Ateşkes İzleme Mekanizması’nı desteklemesi için Birleşmiş Milletler gözlemcilerinden oluşan birinci grup (önceki akşam Libya’ya) ulaştı.”
5+5 Ortak Askeri Komite’den ve güvenlik süreciyle ilgili ortak hedefinden övgüyle söz eden DiCarlo, Komite’nin hazırladığı ‘Libya’daki tüm paralı askerlerin, yabancı savaşçıların ve yabancı kuvvetlerin aşamalı, dengeli ve eşzamanlı olarak çıkarılmasına’ yönelik eylem planını ‘önemli bir başarı’ olarak niteledi.
DiCarlo, önceki gün Twitter hesabından yaptığı açıklamada, uluslararası çaptaki Libya İstikrarı Destekleme Girişimi Konferansı’nda yakalanan ivmenin korunması gerektiğini vurgulayarak özgür ve tarafsız parlamento ve devlet başkanlığı seçimlerinin 24 Aralık’ta düzenlenmesinin son derece önemli olduğunu belirtti. Libyalı liderlere ve kurumlara, seçim sürecinde hedeflenen kadın katılımını ve yeni Meclis’te sandalyelerin en az yüzde 30’unun kadınların almasını güvence altına alma çağrısında bulunan DiCarlo, seçimlerin düzenlenmesi için teknik destek sunmaya devam etme sözü verdi.

Fransa’dan Menfi’ye davet
Libya Başkanlık Konseyi Başkanı Muhammed el-Menfi, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’dan Fransa’nın başkenti Paris’te birçok ülkeden devlet ve hükümet başkanlarının katılımıyla düzenlenecek uluslararası konferansa katılım daveti aldı. İki liderin gündeminde, Libya topraklarındaki paralı askerlerin ve yabancı güçlerin çıkarılması meselesinin olması bekleniyor.
Menfi, önceki gün bakanlar düzeyinde uluslararası katılımla düzenlenen Libya İstikrarı Destekleme Girişimi Konferansı çalışmalarına katılan Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian ile bir araya geldi. Menfi, Le Drian ile görüşmesinde Libya halkının sürdürülebilir istikrara ulaşma beklentilerini gerçekleştirecek şekilde parlamento ve devlet başkanlığı seçimlerinin eşzamanlı yapılarak mevcut aşamanın aşılması için uluslararası alandaki çabaların uyumluluğunun önemini vurguladı.
Le Drian da yeni yönetimin iktidara gelmesinden bu yana ülke genelinde hayatın normale döndüğüne ve istikrarın sağlandığına şahit olduğunu belirterek başkent Trablus’ta hakim olan huzur ve güven ortamından duyduğu mutluluğu dile getirdi. Le Drian ayrıca seçimlerin belirlenen tarihte yapılmasına yönelik umudunu dile getirdi. Libya İstikrarı Destekleme Girişimi Konferansı’nın kapanış bildirisinde, Libya’nın egemenlik, bağımsızlık, bölgesel barışına ve ülke birliğine bağlı kalan ve Libya’nın içişlerine yönelik müdahaleleri kesin surette reddeden Dibeybe hükümetinin, silah yasağını delme ve Libya’da kaos çıkarma girişimlerini kınadığı ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Libya’ya ilişkin kararlarını uygulamaya, 1. ve 2. Berlin Konferansları’ndan çıkan kararlara ve Libya Siyasi Diyalog Forumu’nda kabul edilen yol haritasına bağlı kaldığı ifade edildi.
Libya Dışişleri Bakanı Necla Menguş, konferansın kapanış bildirisini Kuveytli mevkidaşı Şeyh Ahmed Nasır es-Sabah ile düzenlediği ortak basın toplantısında okudu. Menguş, Libyalı yetkililerin uluslararası yükümlülük ve taahhütlere bağlı olduğunu, hukuka saygı duyduğunu, İnsan Hakları Konseyi’ne bağlı Bilirkişi Heyeti ile iş birliği yaptığını ve işlerini kolaylaştırdığını belirtti. Ayrıca Dibeybe hükümetinin 5+5 Ortak Askeri Komitesi’nin ateşkes anlaşmasındaki maddeleri uygulamak için harcadığı çabaları ve Komite çalışmalarının 13’üncü turunda kabul edilen eylem planını da desteklediğini vurguladı.
Ulusal Birlik Hükümeti İçişleri Bakanlığı da polis ve güvenlik memurları ile tüm güvenlik birimlerinin Libya İstikrarı Destekleme Girişimi Konferansı’nın güvenliğini sağlamada gösterdiği çabalara övgüde bulundu. Bakanlığın açıklamasında, bu çabaların Libya Devleti’nin örnek imajını ortaya koyduğu belirtildi.
Diğer yandan Ulusal Birlik Hükümeti Başbakanı Abdulhamid Dibeybe, ülkenin doğusundan sorumlu olan yardımcısı Hüseyin el-Katrani krizini kontrol altına almaya çalışıyor. Katrani, Dibeybe’yi Sireneyka bölgesini görmezden gelmekle suçladıktan sonra hükümetten ayrıldı. Dibeybe, yardımcısı Ramazan Ebu Cennah başkanlığındaki 10 kişilik bir hükümet heyetini resmi çalışmalar kapsamında bir haftalığına ülkenin doğusundaki Bingazi kentine gönderdi. Söz konusu ziyaretle Katrani ile görüşme gerçekleştirilmesi, hükümete karşı aldığı pozisyonun tartışılması ve görevine dönmeye teşvik edilmesi amaçlanıyor.

Şukri’den Bingazi’ye ziyaret
Mısır Konsolosluk binasının hazırlanmasıyla ilgili devam eden çalışmaları yerinde incelemek için önceki gün Bingazi kentini ziyaret eden Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, Katrani ve Bingazi Belediye Başkanı’nın da aralarında bulunduğu Libya’nın doğusun önde gelen isimlerle ortak iş birliğini güçlendirme yollarını görüştü. Mısır Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Sefir Ahmed Hafız, Bakan Şukri’nin Mareşal Halife Hafter ile görüşmesinde ‘Mısır’ın, Libya’nın güvenlik ve istikrarının sağlanması çabalarına tam destek sağladığını ve kardeş Libya halkının birleştirici ve müreffeh bir ülkenin ortak bayrağı altında geleceğe doğru yeni bir başlangıç yapma, ülkeyi, birliğini, egemenlik ve istikrarını geri alma beklentilerini karşılayacak şekilde Libya krizinin çözüme kavuşmasına büyük önem verdiğini’ dile getirdi.
Libya Temsilciler Meclisi Sözcüsü Abdullah Blihak dün yaptığı kısa açıklamada, Meclis Başkanlığı’nın milletvekillerine, pazartesi günü Tobruk’ta düzenlenecek oturuma katılma daveti gönderdiğini belirtti. Oturumun gündemine ilişkin ise detay vermedi.



Seyfülislam Kaddafi... ‘Potansiyel varisten’ suikast kurbanına

Seyfülislam Kaddafi (Reuters – Arşiv)
Seyfülislam Kaddafi (Reuters – Arşiv)
TT

Seyfülislam Kaddafi... ‘Potansiyel varisten’ suikast kurbanına

Seyfülislam Kaddafi (Reuters – Arşiv)
Seyfülislam Kaddafi (Reuters – Arşiv)

Geçtiğimiz salı akşamı, Libya’nın eski lideri Muammer Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam Kaddafi’nin öldürüldüğünün açıklanmasıyla birlikte, uzun soluklu bir siyasi sürecin de sonuna gelindi. Yıllar boyunca uluslararası alanda ‘rejimin kabul edilebilir yüzü’ ve babasının iktidarının muhtemel varisi olarak görülen Seyfülislam Kaddafi, 2011 sonrası dönemde ise uluslararası düzeyde aranan bir sanığa dönüştü. Daha sonra başkanlığa aday olarak ortaya çıkan Kaddafi, gölgelerden çıkarak yeniden Libya’daki siyasi kutuplaşmanın merkezine yerleşti.

Peki Seyfülislam Kaddafi kimdi ve siyasi kariyeri boyunca hangi rolleri üstlendi?

‘Geçiş projesi’ olmaya çalışan rejimin oğlu

Seyfülislam Kaddafi, 25 Haziran 1972’de doğdu ve babasının onlarca yıl yönettiği Libya’da büyüdü. 1990’lı yıllarda Trablus’ta mimarlık eğitimi alan Kaddafi, daha sonra Batı ağırlıklı bir eğitim yolunu izleyerek Avusturya’da işletme eğitimi gördü. Akademik kariyerini ise 2008 yılında Londra Ekonomi Okulu’ndan (LSE) aldığı doktora derecesiyle tamamladı. Bu eğitim süreci, ona aynı anda hem ‘teknokrat’ hem de ‘elit’ bir imaj kazandırdı.

dferg
Libya lideri Muammer Kaddafi'nin oğlu Seyfülislam, 23 Ağustos 2011 tarihinde başkent Trablus'ta destekçilerini selamlıyor. (Reuters)

Ancak eğitim, siyasetten bağımsız bir unsur olmadı. Çeşitli anlatımlara göre Seyfülislam Kaddafi, bu süreçte Batılı çevreler ve etkili isimlerle geniş bir ilişki ağı kurdu; babasının rejimine temkinli yaklaşan başkentlerle Libya arasında bir köprü olarak kendini konumlandırmasında bu bağlantılar belirleyici rol oynadı.

‘Uluslararası bir figür’ olarak yükselişi ve uzlaşma dosyaları

2000’li yılların başından itibaren, herhangi bir resmî ve sürekli devlet görevi üstlenmemesine rağmen, Seyfülislam Kaddafi’nin adı hassas dosyalarda öne çıkmaya başladı. Dış uzlaşma süreçlerinde ve arabuluculuk girişimlerinde rol oynadı; adı, tartışmalı dönüm noktalarıyla birlikte anıldı. Bunlar arasında Lockerbie davası kapsamında yürütülen tazminat düzenlemeleri ile Batı’yla kademeli normalleşme sürecine ilişkin dosyalar yer aldı. Bu dönemde Seyfülislam, ekonomik ve siyasi modernleşmeden söz eden bir ‘reformcu’ figür olarak lanse edilirken, babasının kurduğu yönetim yapısıyla açık bir kopuş ilan etmedi.

Söz konusu yıllarda, uluslararası alandaki varlığını yönetmek üzere etrafında idari, mali ve medya alanlarında çalışan bir ekip oluşturuldu. Lüks bir yaşam tarzı ve geniş ilişki ağlarına işaret eden göstergeler dikkat çekti. Batılı bir gazetecilik anlatısı, Londra’daki ikameti süresince yürütülen yazışmalar, düzenlemeler ve halkla ilişkiler faaliyetlerini, 2011’de Muammer Kaddafi yönetimine karşı patlak veren ayaklanma öncesindeki ‘perde arkasına’ açılan nadir bir pencere olarak tanımladı.

Londra'da: Bağlantılar ve aracılar

İngiltere’de bulunduğu dönemde, özel hayat ile kamusal alan arasındaki sınırlar giderek iç içe geçti. Prestijli bir üniversitede eğitim, iş dünyasından çevrelerle ve siyasi figürlerle kurulan ilişkiler ile güvenlik ve gayriresmi temsil gereklilikleri çerçevesinde çeşitli kurum ve yapılarla temaslar bu sürecin parçaları oldu.

fevf
Libya'nın eski lideri Muammer Kaddafi'nin oğlu Seyfülislam Kaddafi, 25 Mayıs 2014 tarihinde Zintan şehrindeki bir hapishane içinden duruşmaya katılıyor. (Reuters)

Buna paralel olarak, belirli dosyalar etrafında halkla ilişkiler faaliyetleri yoğunlaştı. Bunların başında, İngiltere’de ve uluslararası alanda uzun süre tartışma konusu olan Lockerbie hükümlüsü Abdülbasit el-Megrahi’nin serbest bırakılmasına yönelik girişimler geldi. Batılı raporlara göre bu süreç, medya ve siyasi baskı faaliyetleriyle birlikte yürütüldü.

2011... Devrimle yüzleşme

Şubat 2011’de Libya’da başlayan protestolar ve ardından patlak veren savaşla birlikte, Seyfülislam Kaddafi’nin söylemi de değişti. ‘Reform’ vurgulu çizgiden açık bir meydan okuma diline geçen Kaddafi, rejimi savunan ve muhaliflerini tehdit eden açıklamalarla kamuoyunun karşısına çıktı. Bu tablo, birçok gözlemciye göre, onu sistem içinde ‘yumuşak bir alternatif’ olarak konumlandıran imajın sona erdiği kırılma noktası oldu. Bu gelişmelerin ortasında, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) 27 Haziran 2011’de Seyfülislam Kaddafi hakkında insanlığa karşı suçlar kapsamında tutuklama kararı çıkardı.

sdf8o98
Seyfülislam Kaddafi, 19 Kasım 2011'de Libya'nın Zintan kentinde bir uçakta otururken (Reuters)

Trablus’un düşmesi ve Muammer Kaddafi’nin öldürülmesinin ardından, Kasım 2011’de Seyfülislam Kaddafi’nin yakalandığı açıklandı. Böylece, uzun süreli tutukluluk ve kamuoyundan uzak bir dönemle tanımlanan yeni bir sürece girildi.

Trablus’taki bir mahkeme, 2015 yılında, Seyfülislam Kaddafi’yi gıyabında kurşuna dizilerek idam cezasına çarptırdı. Yaklaşık 30 Kaddafi dönemi yetkilisiyle birlikte yargılandığı davada, babasının iktidarına karşı ayaklanma sırasında göstericilerin öldürülmesi de dahil olmak üzere savaş suçlarından hüküm giydi. Ancak söz konusu karar daha sonra iptal edildi.

Kayboluş ve ardından 'siyasi geri dönüş'

Seyfülislam Kaddafi’nin 2017 yılında bir af yasası kapsamında serbest bırakıldığı duyuruldu. Bu tarihten sonra kamuoyundaki görünürlüğü sınırlı kalan Kaddafi, 2021’de başkanlık seçimleri için adaylık başvurusunda bulunarak yeniden gündeme geldi. Gür sakalı ve geleneksel kıyafetleriyle verdiği görüntü, eski rejim yanlılarının toplumsal tabanının bir kesimiyle uzlaşma mesajı olarak yorumlanırken, yıllar süren bölünmenin ardından merkezi devlet fikrini yeniden canlandırma çabasına da işaret etti.

Ancak bu geri dönüş, hukuki ve siyasi engellere takıldı. Libya içindeki önceki yargılamalar ve verilen hükümler ile UCM’nin tutuklama kararının yürürlükte olması, Seyfülislam Kaddafi’nin adaylığını tartışmalı bir mesele haline getirdi.

Öldürülmesi

3 Şubat 2026’da Libya’nın resmi haber ajansı, Seyfülislam Kaddafi’nin öldürüldüğünü duyurdu. Seyfülislam’ın siyasi ekibinin başkanı Abdullah Osman, Libya el-Ahrar televizyon kanalına yaptığı açıklamada, 53 yaşındaki Seyfülislam Kaddafi’nin evinde dört kişilik bir grup tarafından öldürüldüğünü söyledi. Osman, “Dört silahlı kişi Seyfülislam’ın ikametgâhına girdi, güvenlik kameralarını devre dışı bıraktıktan sonra kendisini öldürdü” ifadesini kullandı.


Almanya, "güvenlik gerekçeleriyle" Kuzey Irak'taki asker sayısını azaltıyor

Alman askerleri (DPA)
Alman askerleri (DPA)
TT

Almanya, "güvenlik gerekçeleriyle" Kuzey Irak'taki asker sayısını azaltıyor

Alman askerleri (DPA)
Alman askerleri (DPA)

Alman Silahlı Kuvvetleri, Ortadoğu'daki gerginliğin tırmanmasıyla birlikte "güvenlik gerekçeleriyle" Kuzey Irak'ta konuşlandırılan asker sayısını azaltacağını duyurdu.

Alman ordusunun operasyon komuta merkezi, artan bölgesel gerginlikleri gerekçe göstererek dün, görev için varlığı gerekli olmayan personelin geçici olarak Kürdistan Bölgesi'nin başkenti Erbil'den çekileceğiniaçıkladı.

Askeri bir sözcü, yeniden konuşlandırılacak asker sayısını veya bölgede kalacak gücün büyüklüğünü belirtmekten kaçındı.

Şarku’l Avsat’ın Alman Der Spiegel dergisinden aktardığına göre bu adım, Amerika Birleşik Devletleri ve İran arasında potansiyel bir askeri gerilimin artması riskine yanıt olarak atıldı.

Dergi, Washington ve Tahran arasındaki devam eden ve artan gerilimler nedeniyle bu adımın gerekli olduğunu belirten bir parlamento brifingine atıfta bulunarak, Almanya'nın Kuzey Irak'taki askeri varlığını önemli ölçüde azaltmayı planladığını bildirdi.

Ortak Operasyonlar Komutanlığı ise bu adımı ihtiyati bir önlem olarak nitelendirerek, kalan personelle temel görevlerini yerine getirmeye devam edeceğini vurguladı.

Kararın, sahadaki çok uluslu ortaklarla yakın bir koordinasyon içinde alındığını belirten yetkili, Alman askerlerinin güvenliğinin en büyük öncelik olduğunu vurguladı.

Almanya, DEAŞ'ın yeniden ortaya çıkmasını önlemek amacıyla Irak güçlerine eğitim de dahil olmak üzere Irak'ı desteklemek için uluslararası bir misyona katılıyor.

Misyon Erbil'e odaklanmış durumda, ancak Der Spiegel'in haberine göre son zamanlarda yaklaşık 300 Alman askeri ülke genelinde, çoğunlukla Ürdün'de konuşlandırıldı.


CENTCOM, bir hafta içinde Suriye'deki DEAŞ hedeflerine karşı 5 hava saldırısı düzenlediğini duyurdu

ABD'ye ait bir Apache helikopteri, 14 Ağustos 2024'te gerçek mühimmatla yapılan eğitim tatbikatı sırasında (Reuters)
ABD'ye ait bir Apache helikopteri, 14 Ağustos 2024'te gerçek mühimmatla yapılan eğitim tatbikatı sırasında (Reuters)
TT

CENTCOM, bir hafta içinde Suriye'deki DEAŞ hedeflerine karşı 5 hava saldırısı düzenlediğini duyurdu

ABD'ye ait bir Apache helikopteri, 14 Ağustos 2024'te gerçek mühimmatla yapılan eğitim tatbikatı sırasında (Reuters)
ABD'ye ait bir Apache helikopteri, 14 Ağustos 2024'te gerçek mühimmatla yapılan eğitim tatbikatı sırasında (Reuters)

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) yaptığı açıklamada, güçlerinin 27 Ocak ile 2 Şubat tarihleri ​​arasında Suriye'deki DEAŞ hedeflerine karşı 5 hava saldırısı düzenlediğini duyurdu. X platformu üzerinden dün yayınlanan açıklamada CENTCOM, DEAŞ’ın iletişim merkezlerini ve silah depolarını tespit edip imha ettiğini belirtti.

CENTCOM Başkanı Brad Cooper, “Bu saldırılar, DEAŞ’ın Suriye'de yeniden güçlenmesini önleme kararlılığımızın altını çiziyor… ABD'nin, bölgenin ve tüm dünyanın güven içinde yaşayabilmesi için DEAŞ’ın kalıcı olarak yenilgiye uğratılmasını sağlamak üzere Küresel Koalisyon ile koordineli olarak çalışıyoruz” dedi.  

CENTCOM açıklamasında, askeri operasyonlarının son iki ayda 50'den fazla DEAŞ üyesinin öldürülmesi veya yakalanmasıyla sonuçlandığı vurgulandı.