Süper Lig kulüplerinin Avrupa macerası tehlikede... Gülhan: Araç haline gelen bir futbolun Avrupa'da başarılı olması söz konusu olamaz

Türkiye, UEFA sıralamasında bu sezonu ilk 15 içinde bitiremezse Süper Lig şampiyonu, 2023-24 sezonunda ön eleme turundan turnuvaya katılacak / Fotoğraf: AA
Türkiye, UEFA sıralamasında bu sezonu ilk 15 içinde bitiremezse Süper Lig şampiyonu, 2023-24 sezonunda ön eleme turundan turnuvaya katılacak / Fotoğraf: AA
TT

Süper Lig kulüplerinin Avrupa macerası tehlikede... Gülhan: Araç haline gelen bir futbolun Avrupa'da başarılı olması söz konusu olamaz

Türkiye, UEFA sıralamasında bu sezonu ilk 15 içinde bitiremezse Süper Lig şampiyonu, 2023-24 sezonunda ön eleme turundan turnuvaya katılacak / Fotoğraf: AA
Türkiye, UEFA sıralamasında bu sezonu ilk 15 içinde bitiremezse Süper Lig şampiyonu, 2023-24 sezonunda ön eleme turundan turnuvaya katılacak / Fotoğraf: AA

Avrupa futbolunun en önemli organizasyonları Şampiyonlar Ligi, Avrupa Ligi ve Konferans Ligi, kulüplere hem ekonomik hem de prestij açısından katkılar sunuyor. 
Türk temsilcilerinin bu alandaki temsiliyeti tehlike altında. Avrupa kupalarında ülkelere tanınan kontenjanlar UEFA sıralamasına göre belirleniyor.
Son yıllarda uluslararası arenada başarısız sonuçlar alarak sıralamada 19. sıraya gerileyen Süper Lig kulüpleri, yeni bir tehlikeyle karşı karşıya.
Toplamda 24 bin 500 puanı bulunan ve UEFA sıralamasında 19. basamakta yer alan Türkiye, Çekya, Güney Kıbrıs, Yunanistan ve Hırvatistan'ı geçemezse 2023-24 sezonunda Avrupa'daki temsiliyet haklarını azaltarak ön eleme turlarıyla oldukça zora sokacak.
2021-22 sezonunda Şampiyonlar Ligi'nde Beşiktaş, UEFA Avrupa Ligi'nde ise Galatasaray ve Fenerbahçe, sergileyecekleri performansla bir anlamda bu alandaki geleceklerini de tayin edecek.
Söz konusu takımlar kalan maçlarını kazanıp rakiplerini geride bırakamaz ve ilk 15 ülke içerisine giremezlerse, 2023-24 sezonunda Süper Lig şampiyonu Şampiyonlar Ligi'ne 1, Konferans Ligi'ne ise 3 takım katılma hakkı elde edecek. UEFA Avrupa Ligi'ne ise Türk ekipleri katılamayacak.

5 takımdan 3'ü yola devam etse de tehlike büyük
Bu sezon Beşiktaş, Fenerbahçe, Galatasaray, Trabzonspor ve Sivasspor ile Avrupa kupalarında temsil edilen Türkiye, yoluna üç takımla devam ediyor.
Şampiyonlar Ligi'nde yer alan Beşiktaş, Ajax, Borussia Dortmund ve Sporting Lizbon ile mücadele ettiği grubunda geride kalan üç maçından da yenilgiyle ayrıldı ve ülke puanına katkı sunamadı.

Fenerbahçe, Antwerp karşısında öne geçse de üstünlüğünü koruyamayarak sahadan 1 puanla ayrıldı / Fotoğraf: AA
UEFA Avrupa Ligi gruplarında yoluna devam eden ekiplerden Fenerbahçe, Eintracht Frankfurt, Olympiakos ve Antwerp ile üst tura çıkma mücadelesi verdiği grupta 2 galibiyet, 1 yenilgi elde etti.
Bu sezon Türk temsilcileri arasındaki en başarılı takım Galatasaray oldu. Marsilya, Lazio ve Lokomotiv Moskova ile gruptan çıkmak için yarışan sarı-kırmızılılar, Lazio ve Lokomotiv Moskova'yı mağlup ederken Marsilya ile berabere kaldı ve liderlik koltuğunu korudu. 

Türkiye, UEFA sıralamasında 19. basamakta
Türkiye, bir dönem üst sıralarda yer aldığı UEFA sıralamasında son yıllarda aldığı başarısız sonuçlarla 19. sıraya kadar geriledi.
2017-18 sezonunda 6 bin 800 puan toplayan Türk temsilcileri, 2018-19'da 5 bin 500, 2019-20'de 5 bin, 2020-21'de ise 3 bin 100 puan topladı. 
Bu sezon şu ana kadar 4 bin 100 puana ulaşan Türk ekipleri, toplamda 24 bin 500 puanla 19. oldu.
Türkiye'nin en yakın rakipleri 18. Çekya 24 bin 600, 17. Güney Kıbrıs 24 bin 625, 16. Yunanistan 24 bin 700 ve 15. sırada bulunan Hırvatistan 24 bin 900 oldu.
14. sıradaki İsviçre'nin puanı ise 27 bin 425. Çekya'nın 3, Güney Kıbrıs'ın ve Yunanistan'ın 2'şer ve Hırvatistan'ın ise 1 takımı Avrupa kupalarında yoluna devam ediyor.

Müslüm Gülhan / Fotoğraf: Independent Türkçe
"Aynı tas aynı hamam devam ediyor"
Spor yazarı ve teknik direktör Müslüm Gülhan, Türk ekiplerinin uluslararası arenada aldıkları başarısız sonuçlar ile Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray'ın Avrupa kupalarındaki şanslarını Independent Türkçe'ye değerlendirdi.
Avrupa kupalarında Türk temsilcilerinin son yıllarda aldığı başarısız sonuçların Süper Lig'in kalitesiyle doğrudan ilgili olduğunu dile getiren Gülhan, "Süper Lig'in kalitesine bakabilmek için önce TFF'nin tüm kurulları ve komisyonlarıyla futbolu nasıl yönettiğine bakmak gerekiyor" dedi.
AİHM'nin, TFF'nin tüm kurullarını değiştirmesi yönünde karar aldığını ifade eden Gülhan, "TFF, Genel Kurul'da karar aldı ama uygulamayı sonraki toplantıya erteledi. Aynı tas aynı hamam devam ediyor. Kulüplere bakınca yönetici profilleri siyasi kurgu üzerinden geliyor. Milli Takım'da da aynı durum söz konusu. Siyaset futbolu ele geçirmiş ve bunu kendi argümanları için kullanıyor. Bu hale gelince de futbolun kendi koşulları amaç olmaktan çıkıp araç haline geliyor. Araç haline gelen bir futbolun ve buna göre dizayn edilmiş bir ligin Avrupa'da başarılı olması söz konusu olamaz" diye konuştu. 

"Süper Lig'in kalitesi, çevre liglerle kıyaslandığında hemen hemen en kötüsü"
Avrupa'nın çok önemsenmesi gerektiğini vurgulayan Gülhan, bu arenada bir yüzleşme gerçekleştiğini ifade ederek, şöyle devam etti: 
"Türkiye liginin, kulüplerin, Milli Takım'ın, TFF'nin ve yöneticilerin ne olduğuyla ilgili genel bir değerlendirme alıyorsunuz orada. Bu nedenle çok önemli. Netice itibariyle Süper Lig'in kalitesi, Avrupa'nın beş büyük ligini dışarı çıkarıyorum çevre liglerle kıyaslandığında hemen hemen en kötü lig. Menajerler üzerinden bir sistem yaratılarak tamamen bir rant kurgusu haline getirilmiş. Bundan nemalanan insanlar geldikleriyle gittikleri arasındaki farka baktığınızda her şeyi çok net anlayabiliyorsunuz. Burada bir çelişki ortaya çıkıyor. Kulüpler inanılmaz derecede borçlandırılmış, kişiler de ekonomik düzeyi yükselmiş koşullar çıkıyor. Bunların hepsini topladığında Yunanistan'ın da altında kalıyorsun Güney Kıbrıs'ın da..."

"Bu koşullar devam ettiği sürece daha da geriye gideceğiz"
Türkiye'nin gerisinde kaldığı Yunanistan, Güney Kıbrıs, Hırvatistan ve Çekya'nın asistan lig olduğunu ve bu organizasyonlarda oyuncu yetiştiriciliğinin ön planda tutulduğunu aktaran Gülhan, "Avrupa'nın 5 majör ligi olmayı hedefleyen bir amaçları yok. Yetiştirici formatında lig düzeyini yapıyorlar. Lejyoner futbolcuları var ve Avrupa'nın tüm liglerinde çok sayıda buralardan oyuncu oynuyor. Biz bunu da daha düzgün oturtamadık. Bu koşullar devam ettiği sürece daha da geriye gideceğiz" ifadelerini kullandı. 

Beşiktaş, bu sezon Şampiyonlar Ligi'nde oynadığı 3 maçtan da yenilgiyle ayrıldı / Fotoğraf: AA
"Beşiktaş'ın gruptan çıkması mucizelere kalır"
Gülhan, Türkiye'yi Avrupa kupalarında temsil eden Beşiktaş, Fenerbahçe ve Galatasaray'ın bundan sonra yapabileceklerini ve gruptan çıkma şanslarını da yorumladı.
Şampiyonlar Ligi'nde mücadele eden Beşiktaş'ın Dortmund, Ajax ve Sporting Lizbon ile mücadele ettiği grubunda hiç şansı kalmadığını söyleyen Gülhan, "Gruptan çıkması mucizelere kalır. Onu bırakın Avrupa Ligi'ne gitmek için de pek şansı kalmadı. Avrupa Ligi'ne gitmesi için Sporting'i yenmesi lazımdı, kendi evinde yenildi. En azından deplasmanda bir şansı olurdu. Sporting'in şimdi gruptan çıkma şansı bile var. Beşiktaş'ın Dortmund ve Sporting deplasmanları kaldı. İçeride ise kalitesi ortada olan Ajax ile oynayacak. Yenmesi mucizelere bağlı. Yapabileceği bir şey yok. Beşiktaş büyük ihtimalle ne Avrupa Ligi'ne gidebilecek ne de gruptan çıkabilecek. Belki de puansız kapatıp geri dönecek. Bir şansı olduğunu sanmıyorum" değerlendirmesinde bulundu.
Beşiktaş'ın elde ettiği başarısızlıkta Sergen Yalçın'ın da payı olduğunu dile getiren Gülhan, şu eleştiriyi yaptı:
"Şampiyonlar Ligi'ni Süper Lig formatında oynatmaya çalıştı. Orası başka bir arena, futbolun kendi kurguları orada çok önemli. Eğer o kurguları kullanamazsanız duvara çarparsınız. Yalçın geçen sene çok başarılı görünmesine rağmen elindeki argümanların Avrupa için yeterli olmadığı ortaya çıktı. O kurguyu yapamadı. Son çıkardığı kadro çok popülistti. Sıradan bir savunma kurgusu, kalecin çaylak... Kadro mühendisliği çok kötü yapıldı Şampiyonlar Ligi için. Bu kadro Süper Lig için yeter ama orası için her konuda yetersiz kaldı."

"Sadece Avrupa Ligi'nde değil Süper Lig'de de sıkıntılar yaşayacak"
UEFA Avrupa Ligi D Grubu'nda Olimpiakos, Eintracht Frankfut ve Antwerp maçlarını geride bırakan Fenerbahçe'yi yorumlayan Gülhan, sarı-lacivertli ekibin kadro yapısına ve Ali Koç'a eleştirilerde bulundu: 
"Fenerbahçe'nin 30 kişilik kadrosuna baktığınızda 1 sol, 1 de sağ beki var. Orta sahanın ortasında oynayabilecek 8 göbek oyuncusu var. 6 forveti, 4 de stoperi var... Böyle bir kadro mühendisliği olur mu? Bunu Pereira değil Ali Koç yaptı. Çok öne çıkıp bir şeyler dizayn etmeye çalışıyor ama futbolu bilmediğinin farkında değil. Bu çok kötü bir şey. Koca takımda 1 sol 1 de sağ bek var. Gelen hoca ile konuşmaz mısınız 'şunu aldık, sen hangi sistemi oynatmak istiyorsun, düşüncen nedir' diye. Adam geldi, kendine göre bir sistem kurdu. Bu sistem Fenerbahçe'de uymuyor. Mesut Özil'i de burada kullanamıyor ve çelişki yaşıyor. Bunların hepsinin başında Ali Koç'un futbolla ilgili Fenerbahçe'yi dizayn etmeye çalışmasıyla felaket yaşıyor. Bundan sonra sadece Avrupa Ligi'nde değil Süper Lig'de de sıkıntılar yaşayacak. Bu sistemle devam etmesi çok zor."

Moskova'dan galibiyetle dönen Galatasaray, namağlup yoluna devam ediyor / Fotoğraf: AA 
"Hem Türkiye'ye hem de Avrupa'ya baktığımızda en iyi konumdaki takım Galatasaray"  
Şu anda hem Türkiye'de hem de Avrupa'da yarışan takımlara bakıldığında en iyi konumdaki takımın Galatasaray olduğunu öne süren Gülhan, "Fatih Terim kadroyla oynamayı çok seviyor, sıkıntı da orada başladı. Çok fazla kadroyla oynamaya başlayınca oradan kurumsal bir yapı çıkmadı. Kurumsal yapı çıkmayınca maç içinde yakaladığı avantajların hepsini kaybetti. Ya berabere kaldı ya da mağlup oldu. Şimdi baktığınız zaman istikrarı yakaladı, sistematik kurgusu devam ediyor. Böyle devam ettikçe oyunda kurumsallaşma oluyor. O da Beşiktaş'ın, Fenerbahçe'nin yapamadığı bir avantaj oluyor" ifadelerini kullandı. 

"Gruptan çıkma şansı bir tek Galatasaray'ın var, Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın yok"
Galatasaray'da Marcao'nun oyunun lideri olduğunu, Beşiktaş ve Fenerbahçe'de böyle bir oyuncunun yer almadığını dile getiren Gülhan, şöyle devam etti:
"Kişilik sorunları olmasına rağmen Marcao orada bir oyun lideri oldu. Çok etkili, takımı arkadan dizayn ediyor. Yanında kaleci de çok etkili ama bütün dizaynı Marcao yapıyor ve burada avantaj elde ediyor. Galatasaray, Marcao'nun olduğu tüm maçları üst düzey oynuyor. Fatih Terim de 70. dakikalara kadar oyuncu değşikliğini beklemeye başladı. Bu da oyunun bozulmamasına neden oldu ve takım bir kurgu yakaladı."
İstanbul temsilcisinde oyuncu kalitesi ve profilinin iyi durumda olduğunu söyleyen Gülhan, "Genç ve dinamik bir kadro ile oynuyorlar. Kulübe ile saha arasında rotasyon avantajları çok iyi. O yüzden avantajlılar. Gruptan çıkma şansı bir tek Galatasaray'ın var. Fenerbahçe ve Beşiktaş'ın yok" dedi.

"Aynı antrenörler ligin içinde dönüp duruyor, aynı başarısızlıklar devam ediyor"
Gülhan, Avrupa ile Türk ekipleri arasındaki makasın daraltılması için şu öneriyi sundu:
"Bu yönetici profillerinden kulüplerin kurtulması lazım birincisi bu. TFF'den kurtulmak lazım ikincisi bu. TFF'nin tüm kurul ve komisyonlarının özerklik kazanması lazım. Futbolun siyasetin elinden kurtulması lazım. Bunlar yapılmadığı sürece hiçbir şekilde başarı elde edilemez. Bakın aynı antrenörler ligin içinde dönüp duruyorlar. Aynı başarısızlıklar, aynı format devam ediyor. Antalya'da olan Kayseri'ye, Kayseri'de olan Erzurum'a, Erzurum'da olan da Göztepe'ye gidiyor. Bir şey değişmiyor aynı antrenör. Bir değişkenlik yok. Son zamanlarda beni heyecanlandıran bir tek İlhan Palut var. Umarım kalite bakımından bir çıbanbaşı olur da en azından aradan biri çıkmış olur."
Independent Türkçe



Buz üstüne kıran kırana mücadele: Buz hokeyi hakkında her şey

Buz hokeyinde oyuncu değişiklikleri sırasında oyun durmuyor (James Carey Lauder/Imagn Images)
Buz hokeyinde oyuncu değişiklikleri sırasında oyun durmuyor (James Carey Lauder/Imagn Images)
TT

Buz üstüne kıran kırana mücadele: Buz hokeyi hakkında her şey

Buz hokeyinde oyuncu değişiklikleri sırasında oyun durmuyor (James Carey Lauder/Imagn Images)
Buz hokeyinde oyuncu değişiklikleri sırasında oyun durmuyor (James Carey Lauder/Imagn Images)

Adrenalin'den herkese merhaba, kış sporları serimizde bu hafta açık alandan çıkıp salona giriyor, milyonların büyük tutkuyla takip ettiği buz hokeyini inceliyoruz.

Buz hokeyi, izleyenleri sahadaki hızı, sert mücadeleyi ve atak temposuyla ekranlara kilitleyen bir takım sporu. Belki futbol ya da basketbol kadar yaygın bilinmiyor ancak kış sporlarının en heyecan verici ve en fiziksel disiplinlerinden biri. 

Buz hokeyinin bugün bilinen haliyle ortaya çıkışı, 19. yüzyılın sonlarına dayanıyor. Kanada, modern buz hokeyinin beşiği olarak kabul ediliyor. Kanada'da uzun kış mevsiminde doğa şartları, donmuş göller ve nehirler üzerinde oynanan çeşitli sopalı top oyunları buz hokeyinin ilk örnekleriydi. 

Bu ilk oyunlar zamanla organize edildi, sahalar çizildi ve belirli kurallar ortaya çıktı. Birçok tarihçi, modern buz hokeyinin ilk resmi maçlarının 1870'lerde Montreal'de oynandığını belirtiyor.

Oyun, başlangıçta topu sopayla hedefe vurma üzerine kurulu basit bir eğlenceyken zamanla bugünkü disiplinli takım sporuna dönüştü. Kısa sürede Kanada'nın ulusal sporu haline geldi ve 20. yüzyıla gelindiğinde spor Kuzey Amerika dışında da hızla yayıldı. 

Bugün buz hokeyi sadece Kuzey Amerika'nın değil Avrupa ve Asya'nın da güçlü ilgi gösterdiği bir spor dalı.

Buz hokeyi, iki takım arasında özel olarak hazırlanmış pistte oynanır. Her takımın sahada 6 oyuncusu oluyor: 5 oyuncu ve bir de kaleci.

Oyuncular, sert zeminde hızla kayarak, üzerinde delikler açılmış kauçuk bir disk olan pakı sopalarını kullanarak rakip takımın kalesine sokmaya çalışıyor. Maç süresince tempo son derece yüksek çünkü oyuncular hem defans hem hücum görevlerini aynı anda yürütür. 

Rakip oyuncularla yapılan fiziksel temas buz hokeyinin ayrılmaz bir parçası. Bu temas sadece güç göstergesi değil aynı zamanda oyunu kazanmak için alan açma ve rakibin hamlelerini engelleme amacıyla kuruluyor. 

Buz hokeyinde temas belirli kurallarla sınırlı ve sporcular çarpışırken güvenlik ekipmanları kullanıyor. Bu ekipmanlar kask, yüz maskesi, dişlik, dirsek ve dizlikler gibi fiziksel darbelerin etkisini azaltmak üzere tasarlandı.

Bir buz hokeyi maçı üç eşit süreye bölünür ve bu süreler profesyonel düzeyde genellikle 20 dakikadır. Oyun durunca süre de durduğundan, yayın ve mola süreleriyle birlikte bir maç genellikle 2 ila 2,5 saat sürer.

Takımlar süre boyunca kaleyi savunma ve hücum etme görevini dengeli biçimde yürütür. Buz hokeyinde amaç rakip kaleye gol atmak ve her gol bir puan olarak kayda geçiyor. 

Maç sonunda en çok gol atan takım kazanıyor. Beraberlik durumunda ekstra süre veya penaltı atışlarıyla kazanan belirlenebiliyor. Bu uygulamalar liglere ve turnuvalara göre değişiyor.

Buz hokeyinde kullanılan pak, sertleştirilmiş vulkanize kauçuktan yapılır ve profesyonel seviyede yaklaşık 170 gram ağırlığındadır. Çapı 7,62 santimetre, kalınlığıysa 2,54 santimetredir. 

xcdfvg
Buz hokeyinde kaleciler sahaya özel koruma ekipmanlarıla çıkıyor (Wendell Cruz-Imagn Images)

Maçlardan önce paklar soğutulur, hatta dondurulur çünkü soğuk pak buz üzerinde daha kontrollü kayar ve zıplama ihtimali azalır. Bu da pasların daha düzgün gitmesini ve şutların daha isabetli olmasını sağlar. 

Paklar son derece serttir ve profesyonel maçlarda saatte 160 kilometreyi aşan hızlara ulaşabildiği için tribünlerde ve oyuncu ekipmanlarında ek güvenlik önlemleri alınır.

Kale, metal bir çerçeveden ve pakın içeri girmesini sağlayan ama geri çıkmasını engelleyen özel bir ağdan oluşur. 

Standart bir buz hokeyi kalesi 1,83 metre genişliğinde ve 1,22 metre yüksekliğindedir. Kale direkleri genellikle çelikten yapılır ve kırmızı renkle boyanır, ağ ise dayanıklı naylon iplerden örülür. 

Oyun sopalarıysa oyuncunun pozisyonuna ve oyun tarzına göre değişir. Sopalar ağırlıklı olarak karbon fiber ve kompozit malzemelerden üretilir, bu da onları hem hafif hem de esnek hale getirir. 

Sopanın "bıçak" olarak adlandırılan düz kısmı genellikle plastikle güçlendirilmiş kompozitten yapılır ve pak kontrolünü artıracak şekilde hafif kavisli olur. Sopaların uzunluğu oyuncunun boyuna göre ayarlanır ve kurallara göre buz üzerinde dururken sopanın omuz hizasını geçmemesi gerekir. 

Buz hokeyinin kuralları oyun akışını hızlı ve adil kılacak biçimde geliştirilmiştir. 

Örneğin, "ofsayt" yani önde olma kuralı, bir oyuncunun paktan önce rakip savunma hattını geçerek avantaj sağlamasını engeller. Bir diğer temel kural "icing"dir. Bu kural, takımın kendi yarı sahasından pakı rakip kale çizgisinin ötesine doğru fırlattığında oyunun durmasına neden olur ve avantajlı pozisyonu engeller. 

Bu kurallar, oyunun kontrolünü sağlar ve stratejik hücumları öne çıkarır. Oyuncular arasında sert temas ve itişmeler sıkça görülse de oyunu düzenleyen kurumlar bu teması belirli sınırlar içinde tutmak için yaptırımlar uygular.

Fauller, duruşlar ve rakibe sopayla müdahale gibi durumlar hakemler tarafından cezalandırılır ve takım kısa süreli oyuncu eksikliğiyle mücadele eder.

Buz hokeyinde kavgalar sahada çok hızlı gelişebilir ve izleyenler için şaşırtıcı görünebilir. Yüksek tempolu maçlarda, özellikle güçlü rakipler karşı karşıya geldiğinde bazen birkaç saniye içinde birden fazla oyuncu arasında fiziksel temas tırmanıp yumruklaşmaya dönüşebilir. 

Bu tip durumlarda hakemlerin hemen araya girmediğini görmek de normaldir. Bunun nedeni, hokey kurallarında kavganın "oyunun akışı içinde" değerlendirilmesi ve bir tür kontrollü istisna olarak kabul edilmesidir. 

Hakemler bir mücadele sırasında yumruklaşmanın başladığını gördüğünde genellikle oyuncular yere düşene veya birbirlerini ayırana kadar bekler; çünkü anında müdahale hem hakemin hem de oyuncuların güvenliği açısından riskli olabilir. 

Ancak bu bekleme kavganın serbest olduğu anlamına gelmez. Buz hokeyi kurallarına göre kavga eden oyuncular otomatik olarak ceza alırlar ve çoğu ligde bu ceza en az 5 dakika olarak uygulanır. 

Eğer bir oyuncu provokasyon yaratır, üçüncü bir oyuncu kavgaya dahil olursa, kask çıkarıp ekstra fiziki temas kurarsa veya kaleci gibi normalde kavgaya dahil olmayan bir oyuncu yumruklaşmaya katılırsa bu cezalar daha da ağırlaşır. Maçtan ihraç veya uzun süreli ceza söz konusu olabilir. 

Hokey kurumları oyuncu güvenliğini ilk sıraya koyduklarından bu tür olaylara uygulanan yaptırımlar her sezon biraz daha sıkılaştırılıyor.

Buz hokeyinin bugün ulaştığı en üst seviye, National Hockey League'dir (NHL).

NHL, 1917'de Kuzey Amerika'da kuruldu ve kısa sürede dünyanın en elit buz hokeyi organizasyonu hâline geldi. 

Bu lig, Kanada ve Amerika Birleşik Devletleri'nden toplam 32 takımı bir araya getirir. NHL sezonu Ekim ayında başlar ve Nisan ayında normal sezon maçlarıyla devam eder. 

Ardından playofflar gelir ve Stanley Cup için mücadele eden takımlar şampiyonluk kupasını kazanmak için iç saha ve deplasman avantajlarını kullanarak yıllık bir seri yaparlar. 

Stanley Cup, spor dünyasında profesyonel takım sporları arasında en prestijli kupalardan biri olarak kabul edilir.

NHL sadece oyuncuların en üst düzey yeteneklerini sergilediği bir organizasyon değil aynı zamanda buz hokeyinin küresel markası hâline gelmiş bir yapıdır. 

NHL'de izlenen oyun hızı, sertlik seviyesi ve rekabet çıtası, dünyanın diğer bölgelerindeki liglere ve milli takımlar düzeyindeki müsabakalara ilham veriyor. 

Kanada'da özellikle Quebec, Ontario ve Manitoba gibi eyaletlerde genç yetenekler NHL kulüplerinin altyapı sistemlerinde yetiştiriliyor ve buradan profesyonel başarı basamaklarına tırmanıyor. Aynı şekilde ABD'de Minnesota, Michigan gibi eyaletler buz hokeyi altyapısına yatırım yapan önemli merkezler.

NHL dışındaki önemli liglerin başında Avrupa ligleri geliyor. Özellikle Kıtasal Hokey Ligi (KHL), Rusya merkezli olmak üzere Belarus, Çin ve Kazakistan'da da takımların mücadele ettiği, dünyadaki en güçlü ikinci lig olarak kabul ediliyor. 

KHL, yüksek bütçeli takımları, uluslararası oyuncu çeşitliliği ve seyirci ilgisiyle NHL'e ciddi bir alternatif oluşturuyor. 

İsveç, Finlandiya, Çekya ve İsviçre gibi ülkelerde organize edilen ulusal profesyonel ligler de yerel takımların ve genç yeteneklerin gelişimini destekliyor. Bu liglerde oynanan maçlar, Avrupa kupaları gibi turnuvalara katılım ve milli takım konularında sporcular için prestijli bir yarış imkanı sunuyor.

Elbette buz hokeyi yalnızca kulüp düzeyinde değil milli takımlar arasında da büyük bir rekabet sunuyor. Olimpiyat Oyunları ve Uluslararası Buz Hokeyi Federasyonu tarafından organize edilen Dünya Şampiyonası, sporun uluslararası sahnedeki en önemli organizasyonları arasında. 

Kaynaklar: NHL, TBHF, Red Bull


F1'in yeni takımı Cadillac, Ferrari'nin eski pilotuyla imzaladı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

F1'in yeni takımı Cadillac, Ferrari'nin eski pilotuyla imzaladı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Cadillac, 2026'daki ilk F1 sezonu için yedek pilot olarak Zhou Guanyu'yla anlaştı.

2022'yle 2024 arasında Alfa Romeo/Sauber adına F1'de yarışan Çinli pilot Zhou, geçen sezon Ferrari'de Lewis Hamilton ve Charles Leclerc'in yedeği olarak görev yapmış ancak yarış haftasonlarında yer almamıştı.

Deneyimli ikili Sergio Perez ve Valtteri Bottas, bu yıl Cadillac'ın ilk pilot kadrosunu oluşturacak, Zhou ise yedek pilot olarak padokta yer alacak.

Zhou geçen hafta Ferrari'den resmen ayrıldı ancak takım patronu Graeme Lowdon'ın aynı zamanda 26 yaşındaki pilotun menajeri olması nedeniyle Cadillac'a geçiş her zaman muhtemel görünüyordu.

Lowdon, "Yakın zamanda F1 sürüş deneyimine sahip, bir takımın parçası olarak çok çalışmaya hazır ve sezon boyunca bir aracı geliştirmenin zorluklarını bilen bir aday istedik" dedi.

Zhou tam aradığımız kişi. 2026'da yarışlara başlarken bizim için büyük bir değer olacak.

Zhou, Sauber'de geçirdiği üç yıl boyunca Bottas'la takım arkadaşıydı. Daha sonra ikisinin yerini Nico Hulkenberg ve Gabriel Bortoleto almıştı. Bottas geçen yıl Mercedes'te yedek pilot olarak görev yaparken Perez, Red Bull'dan ayrıldıktan sonra bir yıl ara vermişti.

Zhou şunları ekledi:

Bu, sporun şimdiye kadar gördüğü en büyük ve en heyecan verici yeni projelerden biri.

sxdfrgt
Valtteri Bottas ve Sergio Perez, 2026'da Cadillac'ın pilot ikilisi olacak (Cadillac Formula 1 takımı)

Hem Graeme hem de Valtteri'yle uzun yıllar çeşitli görevlerde çalıştım, bu yüzden takıma katılmak aileye geri dönmek gibi hissettiriyor.

Cadillac ayrıca Amerikalı pilot Colton Herta'yla da anlaştı ancak eski IndyCar yarış galibi, gelecekte F1'de mücadele etmek için gerekli süper lisans puanlarını kazanmak amacıyla bu yıl Formula 2'de yarışacak.

Bu yıl F1'e 11. takım olarak katılan Amerikan ekibi, en az 2029'a kadar Ferrari motorlarını kullanacak. Takım 4 üs üzerinden faaliyet gösterecek: Üçü ABD'de (Indiana, Kuzey Karolina ve Michigan) ve biri Birleşik Krallık'taki Silverstone'da. 2026 sezonu 8 Mart'ta Avustralya'da başlayacak.

Cadillac'ın gelişi, F1'de 10'dan fazla takımın olacağı anlamına geliyor. Bu, Haas'ın spora katıldığı ve Manor Racing'in aynı yıl çekildiği 2016'dan beri ilk kez oluyor.

Independent Türkçe


İskoçya’dan tarihi karar: Dünya Kupası için resmi tatil ilan edilecek

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

İskoçya’dan tarihi karar: Dünya Kupası için resmi tatil ilan edilecek

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

İskoçya, erkek milli takımının 1998'den bu yana ilk kez Dünya Kupası'nda oynamasını kutlamak için 2026'da yeni bir resmi tatil ilan etmeye hazırlanıyor.

Takım, turnuvadaki son maçlarından neredeyse 30 yıl sonra, 14 Haziran'da ABD'nin Massachusetts eyaletinde TSİ 05.00'te Haiti'yle karşılaşacak.

İskoçya Başbakanı John Swinney, İskoçların bu büyük geri dönüşü kutlamasına olanak sağlamak için 15 Haziran Pazartesi gününün resmi tatil ilan edilmesini önerdi.

Swinney, "İskoçya'nın erkekler Dünya Kupası'na katılması olağanüstü bir başarı ve dönüm noktasıydı. Danimarka'ya karşı kazanılan çarpıcı zaferin ardından gelen tepkiler, futbolun ülke için ne ifade ettiğini hepimize hatırlattı" dedi.

Bu yıl, İskoçya için bu büyük fırsattan en iyi şekilde yararlanmak ve mümkün olduğunca çok insanın takımın başarısını kutlama fırsatına sahip olmasını sağlamak istiyoruz. Bu sadece tarihi bir spor etkinliği değil, aynı zamanda İskoçya'nın dünya sahnesinde yer alması, ticari gelişimi kendine çekmesi, ülke içinde turizm ilgisi yaratması ve kültürel ve sportif bağlantılar kurması için de bir fırsat. Dolayısıyla açılış maçımızdan sonraki pazartesi gününün ulusal resmi tatil olmasını sağlamak için adımlar atıyorum, böylece maçın sonucu ne olursa olsun, hepimiz bir araya gelip bu olayı deneyimleyebiliriz.

Resmi tatiller, 1971 tarihli Bankacılık ve Finansal İşlemler Yasası kapsamında belirleniyor. İlgili yetkiler, 1998 tarihli İskoçya Yasası'yla İskoçya'ya devredilmişti.

İskoçya, 1998 tarihli İskoçya Yasası'yla devredilen ilgili yetkilerle, Birleşik Krallık'ın geri kalanından farklı resmi tatiller belirleyebiliyor.

İskoçya'da bir gün, Kraliyet Bildirisi'yle resmi tatil ilan edilebiliyor. Bu, Başbakan'ın İskoçya için bildiriler konusunda Özel Konsey'e tavsiyede bulunması ve ardından Kral tarafından Kraliyet Bildirisi'yle belirlenmesi anlamına geliyor.

Ancak ilan edilse bile işverenler yasal olarak resmi tatili uygulamak zorunda değil.

Independent Türkçe