Eski MI6 casusu: Rus liderler Birleşik Krallık'la savaşta olduklarını düşünüyor

Orbis Business Intelligence şirketini kuran ve Donald Trump'la ilgili dosya derleyen eski MI6 ajanı Christopher Steele (AP)
Orbis Business Intelligence şirketini kuran ve Donald Trump'la ilgili dosya derleyen eski MI6 ajanı Christopher Steele (AP)
TT

Eski MI6 casusu: Rus liderler Birleşik Krallık'la savaşta olduklarını düşünüyor

Orbis Business Intelligence şirketini kuran ve Donald Trump'la ilgili dosya derleyen eski MI6 ajanı Christopher Steele (AP)
Orbis Business Intelligence şirketini kuran ve Donald Trump'la ilgili dosya derleyen eski MI6 ajanı Christopher Steele (AP)

ABD Başkanı seçilmeden önce Donald Trump hakkındaki dosyayı derleyen Britanyalı eski casusa göre Rusya hükümetinin üst düzey üyeleri kendilerini Birleşik Krallık'la (BK) “savaşta” görüyor.
Christopher Steele, Moskova'daki "ciddi kişilerin" kendilerini Britanya'yla düşman olarak gördüğünü iddia etti.
Sky News'a verdiği geniş kapsamlı röportajda eski MI6 ajanı, Trump hakkındaki araştırmasının yarattığı olumsuz etkiler nedeniyle eşinin Dışişleri Bakanlığı'ndaki işini kaybettiğini söylerken, kendisinin aniden şöhret oluşunu da "mide bulandırıcı" olarak niteledi.
Rusya'dan Britanya'ya tehdit oluşturduğunu söylediği şeye dair konuşan Steele, şunları söyledi:
Onlar sıfır toplamlı oyun düşünürleri. Bir şey bize fayda sağlıyorsa onların zararınadır, diye düşünüyorlar. Onlara fayda sağlayan bir şey de bizim zararımıza.
Rusya'nın başında kendilerini bizimle savaş halinde gören ciddi kişiler var. Siyasetçilerimizin ne bunu kabul etmesi ne de bununla uğraşmak istemesiyse büyük bir sorun."
Steele, ABD, BK ve Avrupa Birliği'nin Kremlin'in manevralarının tehdidi altında olduğunu öne sürdü.
Röportajın bir diğer önemli konusu da, eski casusun Trump ve 2016 ABD Başkanlık Seçimleri öncesinde Moskova'yla olası bağlantıları hakkında derlediği dosyaydı. Steele, derlediği belgenin arkasında durdu ve hâlâ bunun çoğunlukla doğru olduğuna inandığını söyledi.
Dosya, seçimden sonra Rus casusların ellerinde Trump hakkında "kompromat" (ünlü ve etkili kişilere karşı şantaj ya da itibarsızlaştırma amacıyla kullanılabilecek materyalleri tarif eden Rusça bir terim -ed.n.) bulundurduğuna dair ürkütücü iddialar nedeniyle manşet olmuştu.
Steele, dosyanın yazarı olarak ortaya çıktıktan sonra gördüğü ilgiyi "mide bulandırıcı" ve "delice" bulduğunu söyledi. Eski casus bu durumun eşi için de sorunlar yarattığını söyleyerek, haberin ortaya çıkmasının ardından eşinin Dışişleri, İngiliz Milletler Topluluğu ve Kalkınma Ofisi'ndeki (Foreign, Commonwealth and Development Office -FCDO) kariyerinin bir anda sona erdiğini söyledi.
Steele, "Eminim onun benimle evli olduğu gerçeği hoşlarına gitmedi fakat daha çok etkili olan şey, Trump ve destekçilerinin peşimize düşeceği ve doğru olmayan türlü türlü iddialarda bulunacağına dair korkuydu" dedi.
Eski MI6 casusu, eşinin erken emekli olduğunu ve kariyer beklentilerinin buharlaşıp gitmesine dair de hiçbir zaman inandırıcı bir açıklama alamadığını öne sürdü.
The Independent, FCDO'yla temasa geçtiğinde kurum yorum yapmayı reddetti.



Trump’ın dostu Graham, Ruanda’yı yaptırımlardan nasıl kurtardı?

KDC ve Ruanda arasında 30 yıldır çeşitli şekillerde devam eden çatışmalar, özellikle 2022'de tekrar alevlenmişti (Reuters)
KDC ve Ruanda arasında 30 yıldır çeşitli şekillerde devam eden çatışmalar, özellikle 2022'de tekrar alevlenmişti (Reuters)
TT

Trump’ın dostu Graham, Ruanda’yı yaptırımlardan nasıl kurtardı?

KDC ve Ruanda arasında 30 yıldır çeşitli şekillerde devam eden çatışmalar, özellikle 2022'de tekrar alevlenmişti (Reuters)
KDC ve Ruanda arasında 30 yıldır çeşitli şekillerde devam eden çatışmalar, özellikle 2022'de tekrar alevlenmişti (Reuters)

Ruanda'ya uygulanacak ABD yaptırımlarının, Afrika ülkesinin liderinin Senatör Lindsey Graham'a ricada bulunmasıyla askıya alındığı ortaya çıktı.

Wall Street Journal'ın (WSJ) haberinde Ruanda Cumhurbaşkanı Paul Kagame'nin, Cumhuriyetçi Senatör Graham'ı ocak ayı sonlarında arayarak yaptırımları engellemesini istediği belirtiliyor.

Adlarının paylaşılmaması kaydıyla konuşan yetkililer, Ruanda'nın ABD'nin güvenilir bir ortağı olduğunu ve yaptırımların bu ilişkiyi bozabileceğini öne süren Graham'in Kagame'nin talebini Beyaz Saray'a kabul ettirdiğini savunuyor.

Ruanda ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti (KDC) arasında yıllardır süren savaşta, geçen sene haziranda ABD arabuluculuğunda ateşkese varılmıştı. Kagame ve KDC Cumhurbaşkanı Felix Tshisekedi, ABD Başkanı Donald Trump'ın davetiyle Aralık 2025'te Washington'da bir araya gelerek barış anlaşması imzalamıştı.

Ancak mutabakattan kısa süre sonra Kongo'daki M23 örgütü, KDC'ye tekrar saldırmış, Beyaz Saray da anlaşmayı bozduğu gerekçesiyle Kagame yönetimini eleştirerek yaptırım uygulama tehdidi savurmuştu.

WSJ'nin aktardığına göre ABD Dışişleri Bakanlığı ve Hazine Bakanlığı, bu gelişmelerin ardından M23 ve Ruanda yönetiminden üst düzey isimleri kapsayan bir yaptırım paketi hazırladı.

Ancak Beyaz Saray'ın Doğu ve Orta Afrika'daki önemli müttefiklerinden Ruanda'nın liderinin, Trump'a yakın Graham'la iletişime geçerek süreci durdurmasını istediği ifade ediliyor.

Kagame'yle telefon görüşmesinin ardından senatör, Başkan Yardımcısı JD Vance'in ofisiyle temasa geçmiş. Ruanda'nın ABD'ye kritik mineralleri tedarik etme sözünü tuttuğunu ve Washington için bölgede stratejik bir müttefik olduğunu vurgulayarak yaptırımların rafa kaldırılmasını istemiş.

Öte yandan Graham'ın ofisinden yapılan açıklamada, senatörün böyle bir talepte bulunmadığı savunuluyor.

ABD ve Birleşmiş Milletler, Ruanda yönetimini Kagame'nin kabilesi Tutsilerden savaşçıların ağırlıkta olduğu M23'ü fonlayıp silahlandırmakla suçluyor. Kagame ise bu iddiaları defalarca yalanlamıştı.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Guardian


ABD istihbaratı, Trump’ın İran iddialarını yalanladı

ABD ve İran arasındaki görüşmeler sürerken, Ortadoğu'da uzun vadeli bir savaşın patlak vermesinden endişeleniliyor (Reuters)
ABD ve İran arasındaki görüşmeler sürerken, Ortadoğu'da uzun vadeli bir savaşın patlak vermesinden endişeleniliyor (Reuters)
TT

ABD istihbaratı, Trump’ın İran iddialarını yalanladı

ABD ve İran arasındaki görüşmeler sürerken, Ortadoğu'da uzun vadeli bir savaşın patlak vermesinden endişeleniliyor (Reuters)
ABD ve İran arasındaki görüşmeler sürerken, Ortadoğu'da uzun vadeli bir savaşın patlak vermesinden endişeleniliyor (Reuters)

İran'ın ABD topraklarını vurabilecek füzeler geliştirdiğini savunan Donald Trump'ın bu iddialarının Amerikan istihbaratı raporlarına dayanmadığı ortaya çıktı.

Trump, Kongre'de salı günü yaptığı Birliğin Durumu konuşmasında, Tahran yönetiminin "yakında ABD'yi vurabilecek füzeler geliştirdiğini" öne sürmüştü.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da ertesi günkü açıklamasında, İran'ın "gelecekte ABD anakarasına ulaşabilecek silahlar geliştirme yolunda" olduğunu savunmuştu.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ise aynı gün yaptığı açıklamada, füze kapasitesini genişlettiklerine yönelik iddiaları reddederek, "Uzun menzilli füzeler geliştirmiyoruz. Menzilimizi kasıtlı olarak 2 bin kilometrenin altında tuttuk. Bunları sadece kendimizi savunmak için kullanıyoruz" demişti.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Reuters'a konuşan üst düzey yetkililer, Beyaz Saray'ın açıklamalarının istihbarat raporlarına dayanmadığına dikkat çekiyor.

Kaynaklardan biri, Çin veya Kuzey Kore'nin teknolojik destek sağlaması halinde bile İran'ın kullanılabilir bir kıtalararası balistik füze üretmesinin en az 8 yıl alacağını savunuyor.

ABD Savunma İstihbarat Teşkilatı'nın geçen yılki raporunda da İran'ın böyle bir füzeyi 2035'ten önce üretemeyeceği öngörüsü paylaşılmıştı.

Trump, konuşmasında Tahran'ın nükleer programını yeniden başlattığını ve günler içinde nükleer bomba yapacak materyale sahip olduğunu da iddia etmişti.

Kimliklerinin gizli tutulması kaydıyla New York Times'a konuşan yetkililer, bu yönde herhangi bir istihbarat raporu ya da delil olmadığını söylüyor.

İran'ın zenginleştirdiği uranyumların, geçen yıl haziranda İsrail ve ABD'nin düzenlediği saldırılar sonucunda tesislerin altında gömülü kaldığına dikkat çekiyorlar.

ABD, 22 Haziran'da Fordo, İsfahan ve Natanz'daki üç nükleer tesise hava saldırısı düzenlemiş, operasyonda 14 adet "sığınak delici" GBU-57 bombası kullanılmıştı. Trump, B-2 uçaklarıyla düzenlenen saldırıda İran'ın nükleer tesislerinin "tamamen imha edildiğini" öne sürmüştü.

Yetkililer, Tahran'ın Ortadoğu'daki İsrail ve ABD üslerini vuracak menzilde füzelere sahip olmasına rağmen ABD anakarasını hedef alabilecek bir füze üretmesinin yıllar süreceğini vurguluyor.

ABD Temsilciler Meclisi İstihbarat Komitesi Üyesi Demokrat Jim Himes, Rubio'yla salı günü kapalı kapılar ardında yaptığı görüşmeden sonra, "Ortadoğu'daki savaşlar başkanlar ve ülke için iyi sonuçlanmıyor. Ortadoğu'da yeni bir savaş başlatmak için tek bir iyi neden yok" demişti.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ise Washington Post'ta yayımlanan son demecinde, İran'a saldırı düzenleseler dahi ülkelerinin "Ortadoğu'da yıllarca sürecek bir savaşın içine sürüklenmeyeceğini" savundu.

İran ve ABD arasında 6 Şubat'ta Umman'da başlayan nükleer müzakerelerin sonuncusu 26 Şubat'ta İsviçre'de yapıldı. Taraflar henüz anlaşmaya varamazken, Washington yönetimi Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırmayı sürdürüyor.

Independent Türkçe, Reuters, New York Times, Washington Post


BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri bölgesel gerginliğin artması riskinden ‘derin endişe’ duyuyor

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, pazartesi günü Cenevre’de düzenlenen BM İnsan Hakları Konseyi’nin 11. oturumunun açılışında bir konuşma yaptı. (EPA)
Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, pazartesi günü Cenevre’de düzenlenen BM İnsan Hakları Konseyi’nin 11. oturumunun açılışında bir konuşma yaptı. (EPA)
TT

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri bölgesel gerginliğin artması riskinden ‘derin endişe’ duyuyor

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, pazartesi günü Cenevre’de düzenlenen BM İnsan Hakları Konseyi’nin 11. oturumunun açılışında bir konuşma yaptı. (EPA)
Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk, pazartesi günü Cenevre’de düzenlenen BM İnsan Hakları Konseyi’nin 11. oturumunun açılışında bir konuşma yaptı. (EPA)

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiseri Volker Türk bugün yaptığı açıklamada, İran’ın ABD’den yoğun askeri baskı gördüğü bir dönemde bölgesel askeri gerilim riskine ilişkin ‘derin endişe’ duyduğunu bildirdi.

Volker Türk, Cenevre’de BM İnsan Hakları Konseyi’nde dünya genelindeki insan hakları durumuna ilişkin yaptığı konuşmada, “Bölgesel askeri gerilim riski ve bunun siviller üzerindeki sonuçları konusunda son derece endişeliyim. Sağduyunun galip gelmesini umuyorum” ifadelerini kullandı.

Açıklama, İran ile ABD arasında Cenevre’de nükleer dosya konusunda yürütülen dolaylı müzakere turunun ardından geldi. Söz konusu görüşmeler, iki ülke arasında olası bir savaşı önlemeye yönelik son girişim olarak değerlendiriliyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen hafta Tahran’a anlaşmaya varılması için 15 günlük süre tanıdığı ve ABD’nin Ortadoğu’da onlarca yılın en büyük askeri yığınağını sürdürdüğü belirtiliyor.

Volker Türk, İran’daki iç duruma da değinerek, geçen ay hükümet karşıtı protesto dalgasına yönelik geniş çaplı güvenlik operasyonlarının ardından ülkedeki durumun hâlâ istikrarsız olduğunu söyledi. İnsan hakları örgütlerine göre söz konusu operasyonlarda binlerce kişi hayatını kaybetti.

“İran’daki durum hâlâ istikrarsızlığını koruyor” diyen Volker Türk, son günlerde üniversitelerde yeni bir protesto dalgasının görüldüğünü ve bunun, temel şikâyetlerin sürdüğünü açıkça ortaya koyduğunu ifade etti.

Baskı uygulamalarına ilişkin haberlerin gelmeye devam ettiğini belirten Volker Türk, bunlar arasında gözaltılar ve akademik çevrelere yönelik baskıların bulunduğunu kaydetti. Volker Türk ayrıca, binlerce kişinin halen kayıp olduğunu hatırlattı.

Volker Türk, protestolarla bağlantılı olarak ‘aralarında iki çocuğun da bulunduğu en az sekiz kişi’ hakkında idam cezası verilmesi karşısında ‘şok’ olduğunu dile getirdi.

Yaklaşık 30 kişinin daha aynı cezayla karşı karşıya olduğunun bildirildiğini aktaran Volker Türk, bağımsız, tarafsız ve şeffaf soruşturmalar yürütülmesi, adil yargılama güvencelerinin sağlanması ve idam cezalarının derhal durdurulması çağrısında bulundu.