Muhaliflerden Erdoğan’ın 10 büyükelçiye yönelik talimatına tepki: Dikkat dağıtma girişimi

Muhaliflerden Erdoğan’ın 10 büyükelçiye yönelik talimatına tepki: Dikkat dağıtma girişimi
TT

Muhaliflerden Erdoğan’ın 10 büyükelçiye yönelik talimatına tepki: Dikkat dağıtma girişimi

Muhaliflerden Erdoğan’ın 10 büyükelçiye yönelik talimatına tepki: Dikkat dağıtma girişimi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Batılı 10 büyükelçinin ‘istenmeyen kişi’ ilan edilmesi için Dışişleri Bakanı’na talimat vermesi, siyasi muhalifleri tarafından dikkatleri ülkenin ekonomik sıkıntılarından dağıtma girişimi olarak nitelendirildi.
Cumhurbaşkanı, dün katıldığı bir açılış töreninde yaptığı konuşmada, ABD, Almanya ve Fransa da dahil 10 ülkeden büyükelçinin geçtiğimiz hafta Osman Kavala’nın serbest bırakılması için yaptığı çağrıya değinerek şu ifadeleri kullandı;
“Burada kalkıp da Dışişleri Bakanlığı’na talimat verme gibi bir yola giremezsiniz. Gerekli talimatı ben de Dışişleri Bakanımıza verdim. ‘Bu 10 tane büyükelçinin bir an önce istenmeyen adam ilan edilmelerini hemen halledeceksiniz’ dedim. Bunlar Türkiye'yi tanıyacaklar. Türkiye’yi bilmedikleri, anlamadıkları gün burayı terk edecekler.”
Dışişleri Bakanlığı, şu ana kadar Cumhurbaşkanı’nın talimatlarını yerine getirmedi ve ancak uygulanırsa Erdoğan’ın 19 yıllık iktidarı sırasında Batı ile yaşanan en büyük gerginliğe neden olacak.
Diplomatik kriz, Erdoğan’ın ekonomiyi canlandırmak için yaptığı baskının, Merkez Bankası’nın geçen hafta politika faizini 200 baz puan düşürmesine yol açmasının ardından, yatırımcıların Türk lirasında rekor bir değer kaybı yaşanacağına ilişkin korkusunu daha da körükledi.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Twitter üzerinden Erdoğan’ın 10 büyükelçi hakkındaki talimatını eleştirerek, “Ülkeyi hızla uçuruma sürükleyen şahıs, bu sefer de ‘10 büyükelçinin ‘istenmeyen adam’ ilan edilmesi emrini vermiş. Açıkça söylüyorum bu hareketlerinin sebebi milli çıkarları korumak değil, mahvettiği ekonomiye suni gerekçeler yaratma çabasıdır. Dönüp bir bak halkın sofrasına” ifadelerini kullandı.
Osman Kavala, 2013 yılındaki Gezi Parkı protestolarını finanse etmek ve 2016 yılında darbe girişimine karıştığı suçlamalarıyla 3 yıldan fazla bir süredir tutuklu yargılanıyor.
İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Yavuz Ağıralioğlu ise konuya dair, “Bu filmi daha önce gördük. Gerçek gündemimize ve ülkenin hayati problemine dönün, ekonomik kriz” ifadelerini kullandı.
İstanbul merkezli düşünce kuruluşu Edam’ın Başkanı ve eski bir diplomat olan Sinan Ülgen de, Erdoğan’ın zamanlamasına dikkati çekerek, bunun Türkiye’nin dış politikasını son yıllardaki gerginliklerden uzaklaşmaya çalıştığı bir dönemde yaşanmasının uygunsuz olduğunu belirtti.
Ülgen Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, yaşananların NATO müttefikleri arasında görüşmemiş bir seviyede olduğuna vurgu yaparak şu ifadelere yer verdi;
“Ben hala Ankara’nın bunu yaşamayacağını umuyorum. Türkiye son yıllardaki gerilimlerin ardından dış politikasını yeni bir raya oturtmayı hedefliyordu. Bu yüzden açıklamanın zamanlaması da uygunsuz oldu. Bunun arkasındaki mantık sorgulanacaktır. Bu, Türkiye’de dış politikanın iç çekincelerin esiri olmasıyla yakından ilişkili. Dış politikada müesses nizam kabul edilebilir bir formül bulmak için var gücüyle çalışıyor. Fakat zaman tükeniyor.”
2018’de ABD ile Pastör Andrew Brunson’ın serbest bırakılmamasıyla derinleşen bir anlaşmazlık yaşandığı sırada Erdoğan, Türkiye’nin ABD’nin elektronik ürünlerine boykot uygulayacağını açıkladı. Ancak bu ürünlerin Türkiye’ye satışları etkilenmedi.
Diplomatik bir kaynak, büyükelçilerle ilgili kararın bugün yapılacak kabine toplantısında alınabileceğini ve gerilimin düşmesinin beklenebileceğini söyledi.
Erdoğan daha önce, önümüzdeki hafta sonu Roma’da yapılacak G20 zirvesinin oturum aralarında ABD Başkanı Joe Biden ile görüşeceğini söylemişti.
Kanada, Fransa, Finlandiya, Danimarka, Almanya, Hollanda, Yeni Zelanda, Norveç, İsveç ve ABD büyükelçilikleri ortak bir açıklamaya imza atarak, Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılmasının sağlanması için Türkiye’ye çağrıda bulunmuştu.
Kavala açıklamasında imzası bulunan büyükelçiler, Dışişleri Bakanlığı’na çağrılmıştı.



Witkoff: Trump’ın İran için belirlediği kırmızı çizgiler arasında ‘sıfır zenginleştirme’ de var

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)
ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)
TT

Witkoff: Trump’ın İran için belirlediği kırmızı çizgiler arasında ‘sıfır zenginleştirme’ de var

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)
ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff (Reuters)

ABD’nin Ortadoğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, Başkan Donald Trump’ın İran’ın nükleer programına ilişkin bir anlaşmayı neden hâlâ kabul etmediğini sorguladığını söyledi. Witkoff, Washington’ın baskı uygulamasına rağmen Tahran’ın anlaşmaya yanaşmamasının Beyaz Saray’da şaşkınlık yarattığını ifade etti.

Fox News’e verdiği röportajda Witkoff, Trump’ın İran’ın tutumuna hayret ettiğini belirterek, “Neden teslim olmadıklarını merak ediyor... ‘Teslim olmak’ ifadesini kullanmak istemiyorum ama neden teslim olmadılar?” dedi.

Witkoff, Trump’ın ayrıca İran’ın ‘bu denli yoğun baskı ve bölgede sahip olduğumuz deniz gücünün büyüklüğü karşısında’ ABD ile temasa geçmemesini sorguladığını aktardı. Trump’ın, Tahran’ın nükleer silah edinme niyetinde olmadığını ilan etmesini ve hangi adımları atmaya hazır olduğunu netleştirmesini beklediğini dile getirdi.

ABD’li yetkili, Trump tarafından belirlenen kırmızı çizgilerin İran’ın uranyum zenginleştirmede ‘sıfır zenginleştirme’ seviyesini korumasını şart koştuğunu söyledi. Witkoff, İran’ın uranyumu sivil amaçlar için gerekli seviyenin ötesinde zenginleştirdiğini de ifade etti.

Witkoff, aynı röportajda, devrik İran Şahı’nın oğlu Rıza Pehlevi ile görüştüğünü de doğruladı.

Witkoff, “Başkanın talimatıyla onunla görüştüm” ifadesini kullanırken, görüşmenin içeriğine ilişkin ayrıntı vermedi.

Geçen hafta Pehlevi, Başkan Donald Trump’a İran’a yönelik askeri müdahale çağrısını yinelemiş ve ülkede bir ‘geçiş sürecine’ liderlik etmeye hazır olduğunu açıklamıştı.

Witkoff’un açıklamaları, Trump’ın İran’a yönelik askeri saldırı tehdidinde bulunduğu ve bölgedeki askeri konuşlanmayı artırdığı bir dönemde geldi. Trump, aynı zamanda Tahran ile nükleer program konusunda bir anlaşmaya varma isteğini de dile getirdi.

İran’ın nükleer programı, Tahran ile Batılı ülkeler arasında yıllardır süren anlaşmazlığın merkezinde yer alıyor. Batılı ülkeler, İran’ın nükleer silah edinme ihtimalinden endişe duyuyor.


İran, AB üyesi ülkelerin silahlı kuvvetlerini “terör örgütü” olarak sınıflandırdı

İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
TT

İran, AB üyesi ülkelerin silahlı kuvvetlerini “terör örgütü” olarak sınıflandırdı

İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)
İran'ın güneyinde yapılan tatbikat sırasında DMO üyeleri (Wana - Reuters)

İran, Avrupa Birliği (AB) üyesi tüm ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerini terör örgütü olarak tanımladı.

İran Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yapılan açıklamada, Tahran'ın İran Devrim Muhafızları Ordusu’nu (DMO) terör örgütü olarak sınıflandıran AB'nin ‘yasadışı ve haksız’ olarak nitelendirdiği karara yanıt olarak harekete geçeceği belirtildi.

AB'nin 19 Şubat'ta aldığı karara yanıt olarak yayınlanan açıklamada, “Avrupa hükümetleri, İran silahlı kuvvetlerinin resmi bir kolu olan Devrim Muhafızlarını terör örgütü olarak tanımladığından, İran da karşılıklılık ilkesine dayalı önlemler alacaktır” denildi.

Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığına göre Tahran’ın kararı 2019 yılında çıkarılan ‘ABD’nin DMO’yu Terör Örgütü Olarak Tanımlamasına Karşı Misilleme Tedbirleri Yasası'nın 7’nci maddesine dayanıyor. İran Dışişleri Bakanlığı, “ABD’nin bu konudaki kararını herhangi bir şekilde destekleyen veya buna uyan tüm ülkeler, İran tarafından benzer tedbirlere tabi tutulacaktır” açıklamasında bulundu.

Açıklama şöyle devam etti:

“Bu yasa ve 4’üncü madde dahil olmak üzere hükümleri uyarınca İran, AB üyesi tüm ülkelerin deniz ve hava kuvvetlerini bu yasanın hükümlerine tabi kabul etmekte ve bunları terörist örgütler olarak sınıflandırıp ilan etmektedir.”

Bakanlık, bu önlemin İran'ın iç hukuku çerçevesinde, Avrupa hükümetlerinin uluslararası hukuk ilkelerini açıkça ihlal etmesine yanıt olarak alındığını vurgulayarak açıklamasını sonlandırdı.


ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
TT

ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin açıklamalarına Arap ve İslam dünyası tepki gösterdi

Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)
Kahire'deki Arap Birliği Genel Merkezi (Şarku’l Avsat)

Arap ve Müslüman ülkeler tarafından bugün yapılan ortak açıklamada, ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee'nin, Tevrat'a dayanarak İsrail'in Ortadoğu'nun büyük bir bölümünü kapsayan topraklar üzerinde hakkı olduğunu söylediği açıklamalarını kınadılar.

ABD’li muhafazakar çizgideki gazeteci Tucker Carlson, 2025 yılında Başkan Donald Trump tarafından büyükelçi olarak atanan, eski Baptist papazı ve Yahudi devletinin önde gelen destekçisi Huckabee ile bir röportaj gerçekleştirdi.

Arap ve İslam ülkeleri tarafından yapılan ortak açıklamada şöyle denildi:

"Suudi Arabistan Krallığı, Mısır Arap Cumhuriyeti, Ürdün Haşimi Krallığı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Endonezya Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti, Türkiye Cumhuriyeti, Bahreyn Krallığı, Katar Devleti, Suriye Arap Cumhuriyeti, Filistin Devleti, Kuveyt Devleti, Lübnan Cumhuriyeti, Umman Sultanlığı, Körfez İşbirliği Konseyi Sekreterliği, Arap Birliği (AL) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT), ABD'nin İsrail Büyükelçisi'nin, işgal altındaki Batı Şeria dahil olmak üzere Arap devletlerine ait topraklar üzerinde İsrail'in kontrolünü kabul ettiğini belirten açıklamalarını kategorik olarak kınıyor ve derin endişelerini ifade ediyor.”

Açıklamada, ‘uluslararası hukuk ilkelerini ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartını açıkça ihlal eden ve bölgenin güvenliği ve istikrarına ciddi bir tehdit oluşturan bu tür tehlikeli ve kışkırtıcı açıklamaların kategorik olarak reddedildiği’ vurgulandı.

dfvgthy
ABD'nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee (Reuters)

Suudi Arabistan, Büyükelçisi Huckabee’nin açıklamalarını ‘sorumsuzca’ ve ‘tehlikeli bir emsal’ olarak değerlendirirken Ürdün, bu sözleri ‘bölge ülkelerinin egemenliğine yönelik bir ihlal! olarak gördü. Mısır, !İsrail'in işgal altındaki Filistin toprakları veya diğer Arap toprakları üzerinde egemenliği olmadığını’ teyit etti.

Kuveyt, Huckabee’nin açıklamalarını ‘uluslararası hukuk ilkelerinin açık bir ihlali’ olarak kınarken Umman, bu sözlerin ‘barış şansını zedelediğini ve bölgenin güvenliğini ve istikrarını tehdit ettiğini’ vurguladı.

Filistin Yönetimi, Huckabee’nin açıklamalarının ‘ABD Başkanı Donald Trump'ın işgal altındaki Batı Şeria'nın ilhakını reddeden açıklamasının tersi’ olduğunu değerlendirdi.

ABD’nin İsrail Büyükelçisi dün sosyal medya platformu X’te, Siyonizm'in tanımı da dahil olmak üzere röportajda tartışılan diğer konular hakkındaki tutumunu açıklığa kavuşturmak için iki mesaj yayınladı. Ancak İsrail'in Ortadoğu'daki topraklar üzerindeki kontrolüne ilişkin açıklamalarına değinmedi.

Huckabee, söz konusu açıklamaları, İsrail'in 1967'den beri işgal altında tuttuğu Batı Şeria üzerindeki kontrolünü artırmak için önlemlerini yoğunlaştırdığı bir dönemde yaptı.

İsrail, onlarca yıl önce Doğu Kudüs ve Suriye'ye ait Golan Tepeleri'nin bir kısmını ilhak ettiğini açıklamıştı.