Nahda Hareketi içindeki muhaliflerden yeni parti adımı

Tunus İşçi Sendikası’ndan yönetime tepkisini artırdı.

Cumhurbaşkanı Kays Said, Necla Buden başkanlığındaki ilk hükümet toplantısına başkanlık etti. (AFP)
Cumhurbaşkanı Kays Said, Necla Buden başkanlığındaki ilk hükümet toplantısına başkanlık etti. (AFP)
TT

Nahda Hareketi içindeki muhaliflerden yeni parti adımı

Cumhurbaşkanı Kays Said, Necla Buden başkanlığındaki ilk hükümet toplantısına başkanlık etti. (AFP)
Cumhurbaşkanı Kays Said, Necla Buden başkanlığındaki ilk hükümet toplantısına başkanlık etti. (AFP)

Tunus’ta Nahda’dan istifa eden ve aralarında lider kadrosundan da isimlerin bulunduğu onlarca kişi, Raşid el-Gannuşi liderliğindeki partiden ayrı, yeni bir siyasi parti kurmaya hazırlanıyor. Siyasi kaynaklar tarafından verilen bilgilere göre söz konusu isimler şu an hareketten istifa eden üyelerle istişarelerde bulunuyor. Yeni partiyi yakın zamanda hayata geçirmek için yasal çalışmaları hazırlamaya çalışıyor.
Yeni partinin entelektüel ve ideolojik tercihlerinde Nahda’ya yakın olması bekleniyor. Ancak aynı kaynaklara göre siyasi arenada ve toplumsal örgütlenmelerde aynı strateji benimsenmeyecek. Yapılan açıklamalara göre yeni partinin, Arap-İslam Tunus halkının kimliğine inanan herkese açık ve merkezci olması bekleniyor. Yeni parti liderliğinin Nahda Hareketi’nin eski lideri Abdulfettah Moro’ya gitmesi ve parti liderliğinin Abdullatif el-Mekki, Muhammed bin Salim, Samir Delu ve çalışmaları dondurulan parlamento üyelerinden oluşacağı belirtildi.
Anayasa’nın 80’inci maddesinin yürürlüğe girmesinden parlamentonun faaliyetlerinin durdurulmasına, milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasından Başbakan Hişam el-Meşişi’nin görevden alınmasına kadar birçok başlıkta uygulanan olağanüstü hal tedbirlerinin ardından Nahda Hareketi liderlerinin ve hareketin yürütme ofisinden üyelerin istifasına tanık olundu. İstifa dalgası, partiyi içeriden reforme etme girişimlerinin başarısızlığını ve hareketin ulusal arenada tecrit edilmesi nedeniyle mevcut liderliğin tüm sorumluluklarını kabul etmemesini protesto etmek amacıyla geldi. Bu durum, hareket içinde kaos yaşanmasının da temel nedenlerinden birine neden oldu.
DPA’ya göre Tunus’un en büyük sendikası olan Tunus Genel İşçi Sendikası Genel Sekreteri Nureddin Tabbubi, 25 Ekim’de “Bireysel hükme dönüş olmayacak” açıklamasında bulundu. Genel Sekreter, Cumhurbaşkanlığı tarafından düzenlenmesi beklenen siyasi reforma atıfta bulundu.
Tabbubi, Afrika Kıtası’nda Serbest Ticaret Anlaşması’nı görüşmek üzere katıldığı konferansta gazetecilere şu açıklamalarda bulundu:
“Bir makama dayalı olmayan ve tek adam yönetimine geri dönüşü temsil etmeyen bir siyasi sistem istiyoruz. Cumhurbaşkanlığı ile herhangi bir kopukluk yaşanmıyor. Ancak görüş ayrılığı var. Gözetim ve hesap verebilirliğe, anayasal kurumlara ve hukukun üstünlüğüne dayalı dengeli bir hükümet istiyoruz.”
Tunus’ta geçen yüzyılın ortalarından bu yana siyasi hayatta geleneksel ve tarihi bir etkiye sahip olan İşçi Sendikası ve cumhurbaşkanlığı arasında, hükümet sistemi ve daha önce ulusal diyalog olmak üzere 25 Temmuz kararları sonrasında yapılacak siyasi reformlar ile ilgili anlaşmazlık arttı.
Sendika, karar alma süreçlerine ‘katılım ilkesine’ dikkat çekerken, Cumhurbaşkanı Kays Said ise yakın zamanda ilan edilen ulusal diyalog formülünü netleştirmedi. Ayrıca partiler ve kuruluşlar için de herhangi bir role atıfta bulunmadı.
Cumhurbaşkanı Said’in aldığı olağanüstü hal tedbirlerini  destekleyen Halk Hareketi partisi lideri Heykel el-Makki, Cumhurbaşkanı’nın başlatacağı ulusal diyalogun içeriğine ve görüşmelerde yer alacak taraflara ilişkin açıklamalarda bulundu. Makki, Safakes şehrinde düzenlenen bir toplantıda Halk Hareketi’nin başta sendikalar, partiler ve ulusal çapta isimler olmak üzere avukatlar ve sosyal kuruluşlarla istişare ederek bu diyalog için bir strateji hazırladığını belirtti. Heykel el-Makki, söz konusu stratejinin yasama ve yürütme yetkisinin yoğunlaştırılarak güçlendirilmesi ve kalkınma biçiminin değiştirilmesi gerekliliği nedeniyle yolsuzluğun karışmadığı başka bir sistemle değiştirmeye odaklandığını vurguladı.
Diğer yandan Tekettül (Emek ve Özgürlük için Demokrasi Bloğu Partisi), Tunus’ta devam eden siyasi krizden ve boğucu ekonomik zorluklardan duyduğu endişeyi dile getirdi. Parti, olağanüstü hal durumundan çıkmak için herhangi bir plan veya yol haritası olmadan ve siyasi ve kurumsal krize çözüm üretmek için ciddi bir katılımcı yaklaşımda bulunmadan anayasanın ihlal edilmesini eleştirdi.
Parti lideri Halil ez-Zaviye, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada “Tunus, bir hükümet reform programının olmamasından mustarip” dedi. Zaviye ayrıca halkla iletişim eksikliği, hükümetin mevcut zorluklarla yüzleşmemesi ve anayasal süreler içinde bir mali yasa sunamaması dolayısıyla şaşkınlık yaşadığını vurguladı.



Suriye medyası: SDG'nin bombardımanı durdurmasının ardından Halep'te temkinli bir sakinlik hakim

Halep'te bir güvenlik operasyonu sırasında bir Suriye polis memuru (Arşiv- Suriye İçişleri Bakanlığı)
Halep'te bir güvenlik operasyonu sırasında bir Suriye polis memuru (Arşiv- Suriye İçişleri Bakanlığı)
TT

Suriye medyası: SDG'nin bombardımanı durdurmasının ardından Halep'te temkinli bir sakinlik hakim

Halep'te bir güvenlik operasyonu sırasında bir Suriye polis memuru (Arşiv- Suriye İçişleri Bakanlığı)
Halep'te bir güvenlik operasyonu sırasında bir Suriye polis memuru (Arşiv- Suriye İçişleri Bakanlığı)

Suriye haber kanalı el-Ihbariye, Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) bombardımanı durdurmasının ardından herhangi bir ihlale karşı yoğun güvenlik önlemleri alınırken, Halep şehrinde temkinli bir sükunetin hakim olduğunu bildirdi.

Resmi televizyon kanalı daha önce SDG'nin şehirdeki birkaç mahalleyi hedef aldığını ve ordu güçlerinin ateşin kaynağına karşılık verdiğini bildirmişti.

El-İhbariye, Halep Sağlık Müdürlüğü'ne dayandırdığı haberinde, SDG'nin yerleşim bölgelerini hedef alması sonucu 4 sivilin öldüğünü, 10 kişinin de yaralandığını bildirdi.

Ancak SDG bunu yalanlayarak, Suriye Savunma Bakanlığı'na bağlı silahlı grupların Halep'teki mahalleleri “ağır silahlarla” hedef aldığını ve 3 kişinin öldüğünü, 26 kişinin yaralandığını belirtti.


Hükümetin Hartum’a dönüşü… Yerinden edilenlerin geri dönüşüne katkı sağlar mı?

Port Sudan’dan dönecek hükümeti karşılamaya hazırlanan Hartum’daki simge yapılardan biri (Şarku’l Avsat)
Port Sudan’dan dönecek hükümeti karşılamaya hazırlanan Hartum’daki simge yapılardan biri (Şarku’l Avsat)
TT

Hükümetin Hartum’a dönüşü… Yerinden edilenlerin geri dönüşüne katkı sağlar mı?

Port Sudan’dan dönecek hükümeti karşılamaya hazırlanan Hartum’daki simge yapılardan biri (Şarku’l Avsat)
Port Sudan’dan dönecek hükümeti karşılamaya hazırlanan Hartum’daki simge yapılardan biri (Şarku’l Avsat)

Sudan hükümeti, savaş nedeniyle uzun süredir uzak kaldığı başkent Hartum’daki varlığını yeniden tesis etmeyi planlıyor. Bu kapsamda hükümet, Kızıldeniz kıyısındaki Port Sudan’dan yürüttüğü faaliyetlerini yeniden Hartum’a taşımak üzere savaşın izlerini silme, ortamı hazırlama, kamu hizmetlerini yeniden başlatma ve altyapıyı onarma yönünde yoğun çaba sarf ediyor. Ancak bazı analistler ve gözlemciler bu adımı “siyasi pazarlama” olarak nitelendirirken, hizmet sunumuna somut bir katkı sağlamayacağını savunuyor. Gündemdeki temel soru ise şu: Bu adım, yüz binlerce yerinden edilmiş kişinin başkente geri dönmesine ve yeniden imara katkı sağlar mı?

Hükümet, Nisan 2023’te Hızlı Destek Kuvvetleri ile savaşın patlak vermesinin ardından ülkenin doğusundaki Kızıldeniz eyaletine bağlı Port Sudan’dan çalışmaya başlamıştı.

Altı bakanlık geri döndü

Geçen temmuz ayında, Egemenlik Konseyi üyesi İbrahim Cabir başkanlığında, bakanlıkların ve devlet kurumlarının Hartum’a dönüşü için uygun koşulları hazırlamak ve vatandaşların geri dönüşüne elverişli ortamı oluşturmak amacıyla bir komite kuruldu. Şarku’l Avsat, Hartum’daki “Kuleler Kompleksi”nde son hazırlıkların tamamlandığını ve altı bakanlığın geri döndüğünü tespit etti. Dönen bakanlıklar şunlar: Adalet, Madenler, Sanayi ve Ticaret, Sosyal Refah, Kültür ve Enformasyon ile Yükseköğretim. Ayrıca Başbakanlık Ofisi de yeniden Hartum’da faaliyete geçti.

Son günlerde, Geçiş Dönemi Egemenlik Konseyi Başkanı Abdulfettah el-Burhan, bakanlıkların yeni binalarını, Sudan Maden Kaynakları Şirketi’nin merkezini ve Öğretmen Hastanesi’ni ziyaret ederek Hartum’dan yeniden çalışmalara başlanmasını inceledi.

28 Aralık’ta Bakanlar Kurulu İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Lamiya Abdulgafar, Başbakan Kamil İdris’in “önümüzdeki günlerde” görevine Hartum’dan başlayacağını açıkladı. Resmî haber ajansı SONA, bakanın, yeni yılın başından itibaren bakanlıkların Hartum’daki yeni binalarına taşınarak çalışmalarına başlamasına yönelik düzenlemeleri incelediğini bildirdi.

Hartum Eyaleti Hükümeti Sözcüsü et-Tayyib Saadeddin, federal bakanlıkların başkentten yeniden görev yapmaya başlamasının, vatandaşların evlerine dönüşü için genel ortamın hazırlanmasına yönelik üst komitenin çalışmalarına güçlü bir ivme kazandıracağını söyledi. Şarku’l Avsat’a konuşan Saadeddin, özellikle sağlık ve yükseköğretim başta olmak üzere hizmet sunan bakanlıkların Hartum’da bulunmasının, vatandaşların zorunlu işlemler için Port Sudan’a seyahat etme külfetini ortadan kaldıracağını ifade etti. Eyalet hükümetinin dönüşü desteklediğini vurgulayan Saadeddin, elektrik, su ve temizlik gibi temel hizmetlerin sağlanması ve bakanlıkların vatandaşlara hizmet verebilmesi için uygun ortamın hazırlanması konusunda taahhütte bulunduklarını kaydetti.

fvbgh
Hartum’daki devlet kurumlarından biri; savaş sırasında tamamen tahrip edildi (Şarku’l Avsat)

Başbakanın Basın Danışmanı Muhammed Abdülkadir de Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, bakanlıkların Hartum’a dönüşünün başlıca hedeflerinin sivil hayatı normalleştirmek, yeniden imar programlarını canlandırmak ve başarıya ulaştırmak, yerinden edilenler ile mültecilerin geri dönüşünü teşvik etmek olduğunu söyledi. Dönüşün, devlet yönetiminin talimatları doğrultusunda gerçekleştiğine dikkat çeken Abdülkadir, bunun siyasi ve hizmet alanında istikrarı pekiştirme, başkent Hartum’a yeniden hayat verme ve savaşın yol açtığı büyük yıkımın ardından imar sürecini hızlandırma açısından önemli bir işaret olduğunu vurguladı.

Hizmet sunumu

Enformasyon Bakanlığı Medya Direktörü Neda Osman ise Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, devlet kurumlarının Hartum’a dönüşünün güvenlik açısından da hayatın geri dönmesi anlamına geldiğini belirterek, mahallelerdeki olumsuz görüntülerin denetlenmesi ve yabancı unsurların varlığının kontrol altına alınmasına katkı sağlayacağını, savaşın tahrip ettiği alanlarda yaşamın yeniden canlanmasına yardımcı olacağını söyledi.

Siyasi pazarlama mı?

Yazar ve siyaset analisti Muhammed Hamid Cuma Nawar ise bakanlıkların Hartum’a dönüşünün, vatandaşlara somut fayda sağlamaktan ziyade daha çok siyasi bir boyut taşıdığı görüşünde. Şarku’l Avsat’a konuşan Nawar, “Bakanlıklar, kurum ya da yapı olarak genellikle vatandaşlara doğrudan hizmet sunan birimler değildir. Örneğin Elektrik ya da Petrol Bakanlığı, vatandaşın ihtiyaç duyduğu hizmetleri doğrudan kendisi vermez; bu hizmetler, bakanlığın Port Sudan’da ya da Hartum’da olmasından bağımsız olarak faaliyet göstermesi gereken şirketler veya kurumlar aracılığıyla sunulur” dedi.

fgth
Hartum Havalimanı’ndan bir görünüm; altyapıda meydana gelen yıkımın izleri ve yanmış bazı uçaklar (Şarku’l Avsat)

Nawar, bakanlıkların Hartum’da bulunmasının istikrar mesajı verdiğini ve dış kamuoyuna yönelik bir siyasi pazarlama niteliği taşıdığını, bunun anlaşılır bir hedef olduğunu belirtti. Ancak vatandaşlar açısından daha acil ihtiyaçların bulunduğunu vurgulayan Nawar, bunların başında elektrik ve su hizmetlerinin yeniden sağlanması, güvenliğin temini, sağlık merkezleri, okullar ve üniversitelerin hizmete dönmesi geldiğini, bu alanlarda ilerlemenin daha yavaş olduğunu ifade etti.

“Bakanlıkların dönüşü tek başına, vatandaşların geri dönüş programları üzerinde büyük bir etki yaratmaz” diyen Nawar, daha istikrarlı bölgelerde elektrik ve su hizmetleri sağlandığı için dönen vatandaşların, geri dönüşlerini bakanlıkların dönüşüne bağlamadıklarını söyledi.

Bu çerçevede, sosyal medya üzerinden çok sayıda gözlemcinin sorduğu kritik soru gündemdeki yerini koruyor: Bu adım, yüz binlerce yerinden edilmiş kişinin başkente geri dönmesine ve yeniden imara katkı sağlar mı, yoksa yalnızca siyasi bir tanıtım hamlesi midir?


Halep'te SDG'nin düzenlediği bombardımanda bir asker ve üç sivil hayatını kaybetti

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'ın devrilmesinin birinci yıldönümünde Halep'te düzenlenen askeri geçit töreninde, tanksavar füzeleri taşıyan Suriye askerleri (Suriye Savunma Bakanlığı)
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'ın devrilmesinin birinci yıldönümünde Halep'te düzenlenen askeri geçit töreninde, tanksavar füzeleri taşıyan Suriye askerleri (Suriye Savunma Bakanlığı)
TT

Halep'te SDG'nin düzenlediği bombardımanda bir asker ve üç sivil hayatını kaybetti

Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'ın devrilmesinin birinci yıldönümünde Halep'te düzenlenen askeri geçit töreninde, tanksavar füzeleri taşıyan Suriye askerleri (Suriye Savunma Bakanlığı)
Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed'ın devrilmesinin birinci yıldönümünde Halep'te düzenlenen askeri geçit töreninde, tanksavar füzeleri taşıyan Suriye askerleri (Suriye Savunma Bakanlığı)

Suriye Arap Haber Ajansı (SANA) bugün, SDG'nin Şeyh Maksud mahallesi yakınlarındaki ordu mevzilerini insansız hava araçlarıyla (İHA) hedef alması sonucu Halep'te bir Suriye askerinin öldüğünü, birçok kişinin de yaralandığını bildirdi.

Ajans daha sonra, SDG'nin Halep'in el-Meydan mahallesindeki konut binalarını bombalaması sonucu 3 sivilin öldüğünü ve birçok kişinin yaralandığını bildirdi.

SDG ise Suriye Savunma Bakanlığı'na bağlı silahlı grupların Şeyh Maksud mahallesini keşif uçağıyla hedef aldığını ve mahalle sakinlerinden birinin öldüğünü açıkladı.

cdfvgthy
Suriye Devlet Başkanı Ahmed eş-Şara, 10 Mart'ta Şam'da SDG'nin Suriye ordusuna entegrasyonuna ilişkin anlaşmanın SDG Lideri Mazlum Abdi ile imzalanması sırasında (EPA)

Geçen ay Halep'te SDG ile Suriye hükümet güçleri arasında kanlı çatışmalar çıktı ve onlarca kişi öldü veya yaralandı. Suriye hükümeti, SDG'yi Halep'te hükümetin iç güvenlik güçlerine saldırmakla suçlarken, SDG ise Savunma Bakanlığı'na bağlı silahlı grupların kendi güçlerine saldırdığını iddia etti.

10 Mart'ta SDG, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara ile bir anlaşma imzaladı ve bu anlaşma uyarınca, tüm sivil ve askeri kurumlarını geçen yılın sonuna kadar Suriye devletine entegre etmeyi kabul etti.

SDG ile Suriye hükümet güçleri arasındaki son çatışmalar, her iki tarafın liderlerinin Şam'da bir araya gelerek aralarındaki askeri entegrasyonu görüşmelerinden iki gün sonra meydana geldi.