Bir siber savaşçı: Julian Assange

Assange’ı savunanlar onu medyanın özgürlüğü yolunda bir savaşçı olarak görürken karşısında yer alanlar ise Rusya’nın gizli ortağı olduğunu savunuyorlar.

Assange, 2010 yılında Irak ve Afganistan savaşlarıyla ilgili 700 binin üzerinde gizli belgeyi sızdırdı. (AFP)
Assange, 2010 yılında Irak ve Afganistan savaşlarıyla ilgili 700 binin üzerinde gizli belgeyi sızdırdı. (AFP)
TT

Bir siber savaşçı: Julian Assange

Assange, 2010 yılında Irak ve Afganistan savaşlarıyla ilgili 700 binin üzerinde gizli belgeyi sızdırdı. (AFP)
Assange, 2010 yılında Irak ve Afganistan savaşlarıyla ilgili 700 binin üzerinde gizli belgeyi sızdırdı. (AFP)

ABD’nin casusluk suçlamasıyla yargılamak istediği Julian Assange, ister ‘ileri teknoloji teröristi’ ister medya özgürlüğü savunucusu olarak kabul edilsin, imajı yıllar içinde zedelenmiş olsa bile kendisini her ne pahasına olursa olsun şeffaflığın ateşli bir savunucusu olarak sunuyor.
Bir İngiliz mahkemesi ocak ayında, saçları beyazlayan 50 yaşındaki Avustralyalı Assange'ın intihar etme riski nedeniyle ABD'ye iadesinin reddine karar verdi.

ABD’nin Girişimi
Ancak çok sayıda gizli belgeyi sızdırdığı için Assange'ın peşini bırakmayan ABD söz konusu karara itiraz etti. İtiraz, çarşamba günü görülecek duruşmada değerlendirilecek.
Assange, 2010 yılında Washington'un askeri ve diplomatik faaliyetleriyle ilgili 700 binin üzerinde belgeyi WikiLeaks'te yayınladı. Ardından ABD’nin hedefi haline geldi ve hakkında 175 yıla kadar hapis cezası istendi.
Assange şu an güneydoğu Londra'daki Belmarsh Hapishanesi’nde tutuluyor. Birleşmiş Milletler İşkence Özel Raportörü Nils Melzer, Assenge’nin gözaltı koşullarını kınadı. Hayatını tehlikeye atan insanlık dışı şartlara tepki gösterdi.
Assange, yedi yıl önce tecavüz nedeniyle İsveç'te yargılandı. Davanın düşmesinin ardından Müslüman kılığında sığındığı Londra'daki Ekvador Büyükelçiliği’nden Nisan 2019'da çıktı ve sıkı korunan hapishaneye nakledildi.
Assange’ın büyükelçilikte kaldığı dönemde 37 yaşındaki Güney Afrikalı Stella Morris ile ilişkisi vardı. Bu ilişkiden iki çocuğu dünyaya geldi.

Assange-Rusya ilişkisi
Bununla Assange’ın bir "siber savaşçı" olarak imajı, özellikle 2016’daki ABD başkanlık seçimlerinde, kritik bir anda Demokratların kaderini etkileyen ve Demokrat Parti ve Hillary Clinton'ın kampanya ekibinden gelen binlerce e-postayı yayınlamasıyla azaldı.
Bu sızıntılar, bir miting sırasında ‘WikiLeaks'i seviyorum!’ diyen Cumhuriyetçi aday Donald Trump tarafından övülürken, Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA), WikiLeaks'in belgelerinin Rus ajanlarından alındığını savundu. Sitede ise bu iddialar yalanlandı.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre on beş yaşındayken, matematik, fizik ve bilişim okuyan ve Melbourne'e yerleşmeden önce Avustralya’ nın otuzdan fazla şehrinde yaşayan Assange. Daha sonra hacker çevrelerine karıştı. ‘Mindex’ takma adını kullanarak ABD Uzay Ajansı (NASA), ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) ve benzeri kurum ve kuruluşların internet sitelerini hacklemeye başladı.
Söz konusu dönemde velayeti konusunda annesiyle anlaşamadığı ilk oğlu Daniel doğdu. WikiLeaks'i ‘basını özgürleştirmek’ ve ‘devletin sırlarını ve suistimallerini ortaya çıkarmak’ için kurduğunu söyledi. Bir biyografi yazarına göre kendisi bu noktadan sonra ‘dünyanın en tehlikeli adamı’ oldu.

700 binden fazla gizli belge
Assange, 2010 yılında ABD'de karışıklığa yol açan 250 binin üzerinde diplomatik yazışma da dahil Irak ve Afganistan savaşlarıyla ilgili 700 binden  fazla gizli belgeyi sızdırdı ve geniş çapta tanındı. Assange’ı savunanlar onu bir ‘medya özgürlüğü şampiyonu’ olarak gördü.
Söz konusu dönemde ABD Başkanı Barack Obama’nın yardımcısı olan Joe Biden, Assange'ı Vietnam Savaşı hakkında 1970'lerde ABD'nin yalanlarını ifşa eden ‘Pentagon Belgeleri’ meselesinin varisi olmaktan çok ‘ileri teknolojiye sahip bir terörist’ olarak gördü.
Biden’a göre gerçek bir terrist olan Assange hakkındaki eleştiriler hız kazandıkça ünü de arttı.
2011 yılında aralarında New York Times, The Guardian ve Le Monde’un da bulunduğu WikiLeaks belgelerini aktaran beş gazete, ‘belgeler bazı kaynakları riske atabilir’ uyarısı ile ABD Dışişleri Bakanlığı'nın mesajlarını düzenlemeden yayınlayan sitenin çalışma şeklini kınadı. Bu eleştiriler, ABD Ulusal Güvenlik Ajansı'nın uyguladığı iletişim izleme programlarını basına açıklayan Edward Snowden tarafından da tekrarlandı. Tüm bunlara rağmen Assange, İngiliz tasarımcı Vivienne Westwood ve iade edilmesine karşı çıkan bir dizi gazeteci derneği de dahil olmak üzere halen ciddi bir desteğe sahip.



JD Vance: İranlılar Trump'ın bazı kırmızı çizgilerini kabul etmeye henüz hazır değil

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance (DPA)
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance (DPA)
TT

JD Vance: İranlılar Trump'ın bazı kırmızı çizgilerini kabul etmeye henüz hazır değil

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance (DPA)
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance (DPA)

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, dün Cenevre'de ABD ile İran arasında yapılan ikinci tur müzakerelerin ardından yaptığı açıklamada, İran'ın ABD Başkanı Donald Trump'ın belirlediği bazı ‘kırmızı çizgileri’ kabul etmeye hala isteksiz olduğunu söyledi.

Bazı konularda görüşmelerin iyi gittiğini ve İranlıların daha sonra tekrar bir araya gelmeyi kabul ettiğini belirten JD Vance’e göre diğer konularda ise Başkan Trump’ın İranlıların hala kabul etmek ve ele almak istemediği bazı kırmızı çizgiler belirlediği aşikâr.

ABD televizyonu Fox News'ün “The Briefing” programında açıklamalarda bulunan Vance, “ABD Başkanı, İranlıların nükleer silah elde edememesi için diplomatik veya diğer yollarla bir çözüm bulmak için yoğun bir şekilde çalışıyor. Başkan elbette diplomasi yolunun doğal sonuca ulaştığına karar verme hakkını saklı tutuyor. Bu noktaya gelmememizi umuyoruz, ancak gelirse, karar başkana ait olacak” ifadelerini kullandı.

Vance, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

“Buradaki temel çıkarımız, İran'ın nükleer silah elde etmesini önlemektir. Nükleer silahların yayılmasını istemiyoruz. İran nükleer silaha sahip olursa, diğer birçok ülke de bu silahlara sahip olacak, bazıları dost, bazıları düşman olacak ve bu, Amerikan halkı için bir felaket olacak, çünkü dünyanın her yerinde en tehlikeli silahlara sahip aşırıcı rejimler ortaya çıkacak.”

Trump'ın geçtiğimiz cuma günü İran'da rejim değişikliğini desteklediğini belirten açıklamasıyla ilgili olarak ‘Başkan’ın Amerikan halkının çıkarlarına en uygun olduğunu düşündüğü ne varsa onu yapacağını’ söyleyen Vance, “Bence o, Barack Obama olmadığını açıkça ortaya koydu. Amerikan ulusal güvenliğine çok farklı bir yaklaşımı var ve onu savunmak için daha güçlü adımlar atmaya daha istekli” şeklinde konuştu.

dfvgbhy
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi Cenevre'de (AP)

Amerikan halkının ‘İran'ın dünyadaki en düşmanca ve irrasyonel rejimlerden biri olduğunu anlamasının çok önemli olduğuna’ inandığını ifade eden ABD Başkan Yardımcısı, “Bu tür insanların, insanlık tarihinin en tehlikeli silahına sahip olmasına izin verilemez. Bu, güvenliğimiz ve çocuklarımızın geleceği için felaket olur. ABD Başkanı bunu hedefliyor. Bunun gerçekleşmemesi için elinde birçok seçenek ve araç bulunuyor” dedi.

Nükleer silahlar kırmızı çizgidir

Vance, kendisine yöneltilen “Görüşmeler balistik füze programı ve vekillere verilen desteği de içeriyor mu?” şeklindeki soruya, “Her şey masada. İran'ın terörizmi desteklemeyi kesinlikle durdurmasını istiyoruz. İran, dünyanın en büyük terörizm destekçisi devletlerden biridir. İran, ABD'nin ulusal güvenliğini birçok yönden tehdit ediyor, ancak en ciddi tehdit nükleer silaha sahip olmasıdır. Bu kırmızı çizgidir” cevabını verdi.

Vance, yanıtını şöyle sürdürdü:

“İranlılar nükleer silah peşinde olmadıklarını söylüyorlar. Ama biz bunun doğru olmadığını biliyoruz. Nükleer silaha sahip olma isteklerini doğrulayan birçok şey yaptılar. Amacımız bunun gerçekleşmemesini sağlamak. Tekrar söylüyorum; Başkan’ın bunun gerçekleşmemesini sağlamak için birçok aracı var.”

ABD Başkanı Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner ile Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi başkanlığındaki İran heyeti arasında Umman'ın arabuluculuğunda Cenevre'de yapılan görüşmeler, nihai bir anlaşma veya ortak bildiri olmadan sona erdi. Üçüncü tur için henüz bir tarih belirlenmedi, ancak her iki taraf da müzakereleri sürdürmeyi istediğini açıkladı.

Umman Dışişleri Bakanı Bedir bin Hamad el-Busaidi, görüşmelerin İran'ın nükleer programı, yaptırımların kaldırılması ve uranyum zenginleştirmesinin sınırlandırılması konularına odaklandığını belirterek, görüşmeleri ‘çok ciddi’ olarak nitelendirdi ve ortak hedeflerin belirlenmesi konusunda iyi ilerleme kaydedildiğini söyledi.


Danimarka Kralı, Grönland'a resmi ziyaretine başlıyor

Frederick'in başkent Nuuk'u ziyaret etmesi planlanıyor (Reuters)
Frederick'in başkent Nuuk'u ziyaret etmesi planlanıyor (Reuters)
TT

Danimarka Kralı, Grönland'a resmi ziyaretine başlıyor

Frederick'in başkent Nuuk'u ziyaret etmesi planlanıyor (Reuters)
Frederick'in başkent Nuuk'u ziyaret etmesi planlanıyor (Reuters)

Danimarka Kralı Frederik X, ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'ı ilhak etme yönündeki açık emellerine karşı destek göstermek amacıyla, bugün Grönland'a üç günlük bir devlet ziyareti başlatacağını duyurdu.

Trump'ın, geniş ve mineral bakımından zengin Arktik adasını, hatta güç kullanarak bile ele geçirme tehditleri, Avrupa Birliği ve NATO üyesi Danimarka ile Washington arasındaki ilişkileri gerginleştirdi.

Danimarka kraliyet sarayı, ocak ayı sonlarında Kral Frederik'in 57 bin nüfuslu adaya olan dayanışmasını ifade etmesiyle ziyareti duyurdu. Frederik'in bugün başkent Nuuk'u, yarın yaklaşık 150 kilometre kuzeydeki Maniitsoq'u ve son olarak cuma günü en kuzeydeki Kangerlussuaq'a giderek Danimarka Arktik eğitim merkezini ziyaret etmesi planlanıyor.

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen cumartesi günü yaptığı açıklamada, Trump'ın son zamanlarda adayı zorla ele geçirme tehditlerinden geri adım atmasına rağmen, Grönland'ı hâlâ ilhak etmek istediğine inandığını söyledi. Trump, buzların erimesiyle birlikte yavaş yavaş ortaya çıkan bu bölgedeki stratejik kazanımlar için büyük güç rekabeti ortamında, Grönland'ın Rusya ve Çin karşısında ABD ve NATO'nun güvenliği için hayati önem taşıdığında ısrar ediyor.

Amerika Birleşik Devletleri, Danimarka ve Grönland arasında, Washington'ın Arktik'teki güvenlik endişelerini görüşmek üzere ortak bir çalışma grubu oluşturuldu, ancak ayrıntılar henüz açıklanmadı.


Meksika, zimmetine para geçirmekle suçlanan eski bir devlet memuruna sığınma hakkı verilmesi nedeniyle İngiltere'yi kınadı

Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum (EPA)
Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum (EPA)
TT

Meksika, zimmetine para geçirmekle suçlanan eski bir devlet memuruna sığınma hakkı verilmesi nedeniyle İngiltere'yi kınadı

Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum (EPA)
Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum (EPA)

Meksika Cumhurbaşkanı Claudia Sheinbaum dün, zimmete para geçirmekle suçlanan eski bir devlet çalışanına İngiltere'nin siyasi sığınma hakkı vermesini kınadı.

Meksika yetkilileri, Karime Macias'ı 2010 yılından beri bir devlet aile refahı kurumunda çalışırken beş ila altı milyon ABD doları arasında zimmete para geçirmekle suçluyor.

Sheinbaum basın toplantısında, “Bu kadın dolandırıcılık ve yolsuzlukla suçlanıyor, peki ona nasıl sığınma hakkı verebilirler?” diye sordu.

Macias, muhalefetteki Kurumsal Devrimci Parti (PRI) üyesi ve 2018'den beri yolsuzluk suçlamalarıyla hapsedilen eski Veracruz valisi Javier Duarte'nin eşiydi.

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre Macias, Londra'da birkaç kez gözaltına alındı, ancak şimdiye kadar Meksika'ya iadesini engellemeyi başardı.

Kurumsal Devrimci Parti (PRI), 20. yüzyılın büyük bölümünde Meksika'yı yönetti.

Sheinbaum, şu anda cumhurbaşkanlığı, yargı ve parlamentoda söz sahibi olan solcu Morena partisinin başındaydı.

Macias ise herhangi bir yanlış yaptığını reddetti.

2020 yılında Meksika basınına verdiği demeçte, herhangi bir suçtan sorumlu olmadığını ve kendisinin ve çocuklarının eski kocasının eylemleri nedeniyle bir nefret kampanyasının kurbanı olduklarını iddia etti.

Meksika'daki İngiliz Büyükelçiliği, AFP'nin yorum talebine henüz yanıt vermedi.