Silikon Vadisi "ölümsüzlük" peşinde: Milyarderlerin "ömrü uzatacak" yatırımlarında son durum

Brüksel doğumlu ressam Philippe de Champaigne'nın Vanitas adlı ünlü tablosu lale (hayat), kafatası (ölüm) ve kum saati (zaman) figürleriyle yaşamının geçiciliğini işliyor (Wikimedia)
Brüksel doğumlu ressam Philippe de Champaigne'nın Vanitas adlı ünlü tablosu lale (hayat), kafatası (ölüm) ve kum saati (zaman) figürleriyle yaşamının geçiciliğini işliyor (Wikimedia)
TT

Silikon Vadisi "ölümsüzlük" peşinde: Milyarderlerin "ömrü uzatacak" yatırımlarında son durum

Brüksel doğumlu ressam Philippe de Champaigne'nın Vanitas adlı ünlü tablosu lale (hayat), kafatası (ölüm) ve kum saati (zaman) figürleriyle yaşamının geçiciliğini işliyor (Wikimedia)
Brüksel doğumlu ressam Philippe de Champaigne'nın Vanitas adlı ünlü tablosu lale (hayat), kafatası (ölüm) ve kum saati (zaman) figürleriyle yaşamının geçiciliğini işliyor (Wikimedia)

Sonsuz yaşama duyulan istek ve merak, antik Mezopotamya'daki Gılgamış Destanı ve simyacıların peşinde koştuğu ölümsüzlük iksirinden modern çağda transhümanizme kadar birçok farklı anlatı ve düşünce sisteminde tekrar tekrar karşımıza çıkan bir konu.     
Yaşlanmanın geciktirilmesi, insan ömrünün uzatılması ve nihayetinde ölümsüzlüğün elde edilebilmesi gibi radikal hedeflerden bahsedebilmek ancak "ölüm" ve "yaşamın" ölçülebilir, hesaplanabilir ve öngörülebilir mefhumlar olarak algılanmasıyla mümkün.
Modern tıp ve bilim, böyle bir insan ve dünya tasavvuru yaratarak başta bir fantastik roman ya da bilimkurgu filminden fırlamış gibi duran bu fikirlere dair somut çalışmalar yapılabilmesini olanaklı hale getirdi.
Böylelikle kanser araştırmaları, kalıtsal hastalıklarla ilgili çalışmalar, kök hücre, genetik mühendislik, gerontoloji ve biyoteknoloji gibi farklı birçok alanda bilimsel ve teknolojik gelişmeler yaşandı.
Öte yandan bu dosyada da ele alacağımız gibi ABD'nin Kaliforniya eyaletinde yer alan inovasyon, ileri teknoloji, risk sermayesi ve yazılım şirketlerinin küresel merkezi konumundaki Silikon Vadisi'nde söz konusu alanlarda ciddi fonlamalar gerçekleştirildi. Dünyanın en zengin milyarderleri, katrilyonlarca yatırım yaparak araştırma enstitüleri ve girişim şirketleri kurulmasına öncülük etti.  
Elon Musk ve Bill Gates gibi isimler farklı nedenlerle bu tür çalışmalara yatırım yapmazken Jeff Bezos, Larry Ellison ve Mark Zuckerberg'ün de aralarında bulunduğu diğer milyarderler bu alanlardaki girişimlere yüksek miktarlarda fon sağladı.
İşte dünyanın önde gelen milyarderleri ve ölümsüzlüğü hedefleyen projelere yaptıkları yatırımlar.

Altos Labs: Jeff Bezos ve Yuri Milner
Eylülde Rusya doğumlu İsrailli iş insanı, girişimci ve fizikçi Yuri Milner'la Amazon'un kurucusu Jeff Bezos'un yaşlanmayı geciktirerek insan ömrünü uzatacak teknolojiler üzerinde çalışmayı hedefleyen Altos Labs'in kurulması için yatırım yaptıkları gündeme gelmişti.
Önceki aylarda ABD ve Birleşik Krallık'ta resmi olarak kurulan Altos Labs'in Kaliforniya eyaletinde, Birleşik Krallık'ta ve Japonya'da merkezler açmayı planladığı bilidirilmişti.

Uzay şirketi Blue Origin'le dahil olduğu uzay yarışında Bezos, Elon Musk'ın şirketi SpaceX'e açtığı davalarla da sık sık gündeme gelmişti (Reuters)
Forbes verilerine göre 199,1 milyar dolarla (yaklaşık 1,8 trilyon TL) dünyanın en zengin ikinci kişisi olan Bezos, 2016'da da yaşlanmayla ilişikli hastalıkları inceleyen, çeşitli ilaç ve operasyonlarla yaşlanmayı önlemeyi amaçlayan teknolojiler üretmeyi hedefleyen Unity Biotechnology adlı şirkete yatırımda bulunmuştu.
WhatsApp, Xiaomi, Alibaba, Airbnb gibi farklı sektörlerdeki ünlü şirketlerde yatırımları bulunan Milner ise 2012'de eşi Julia Milner'a prestijli Breakthrough Ödülleri'ni başlatmıştı. Üç kategoride verilen ödüllerde, yaşam bilimleri alanında insan ömrünü uzatmaya yönelik genetik ve biyoteknoloji çalışmalarına 3 milyon dolarlık (yaklaşık 28,5 milyon TL) para desteği sağlanıyor. 

Bilim ödüllerinin Oscar'ı olarak bilinen Breakthrough Ödülleri'ni hayata geçiren Milner, Sovyetler Birliği'nde teorik fizik eğitimi gördükten ABD'de prestijli Pensilvanya Üniversitesi'nde MBA derecesi almıştı (AFP)
Bezos ve Milner'ın yatırımlarıyla gündeme oturan Altos Labs'in şimdilik en az 270 milyon dolarlık (yaklaşık 2,5 milyar TL) yatırım aldığı düşünülüyor.
Bunun yanı sıra şirketin yıllık 1 milyon dolar (yaklaşık 9,5 milyon TL) ve üzerindeki araştırma hibeleriyle alanında uzman bilim insanlarını kadrosuna katmaya çalıştığı da belirtildi.
Altos Labs'e katıldığı düşünülen bilim insanlarının arasında biyoteknoloji ve genetik alanında önde gelen isimler yer alıyor.

Nobel Ödüllü bilim insanı
Bunlardan biri 2012'de Nobel Fizyololoji veya Tıp Ödülü'nü John B. Gurdon'la paylaşan Shinya Yamanaka.
Altos Labs'in bilimsel danışma kurulunun başında yer alacak olan Yamanaka, 2006'daki çalışmasında "hücresel yeniden programlama" adını verdiği hem çığır açıcı hem de yaşlanmayı önleyerek insan ömrünü uzatmayı hedefleyen teknolojilerin temelini oluşturan bir yöntem geliştirmişti.

Yamanaka, Nobel Ödülü'nü kazandıktan sonra San Francisco Kaliforniya Üniversitesi'ndeki konuşmasında Japonya'nın bilime daha fazla yatırım yapmasını istemişti (Reuters)
Bu yöntem sayesinde embriyonun çok erken safhalarında pluripotent hücre adı verilen hücrelerin yeniden elde edilmesi mümkün hale geldi. Pluripotent hücre, embriyo safhasından sonra vücuttaki kan, beyin ve deri gibi yaklaşık 200 farklı tür hücreye dönüşüyor. Yamanaka'nın çalışması sayesindeyse bu pluripotent kök hücreler başka hücrelerden elde edilebiliyor.
"Büyük potansiyel vaat ediyor"
59 yaşındaki bilim insanının geliştirdiği yöntemle deri hücrelerine, embriyonik kök hücrelerde çok etkin olan fakat deri hücrelerinde etkin olmayan, daha sonradan "Yamanaka faktörleri" olarak da anılan 4 gen aktarılıyor.
Bu genlerin yeniden aktif hale getirilmesi deri hücresini tıpkı embriyo safhasında olduğu gibi pluripotent kök hücrelere dönüştürüyor. Fakat başka hücrelerin dönüştürülmesiyle elde edildiği için bunlara "indüklenmiş pluripotent kök hücre" kısaca iPS adı veriliyor.
Yenilikçi çalışmasıyla tıp alanında önemli teknolojilerin geliştirilebilmesine olanak sağlayan Yamanaka, Altos Labs'e katılımını da doğrulamıştı.
Japon bilim insanı Altos Labs'te yürütülecek proje ve araştırmalar için "Aşılacak birçok engel var fakat büyük potansiyel vaat ediyor" demişti.
"İnsan ömrü 50 yıl uzatılabilir"
Altos Labs'e katılması öngörülen bir diğer isimse 2016'da yayımladığı ve Yamanaka faktörlerini kullandığı sıradışı çalışmasıyla adından söz ettiren Juan Carlos Izpisúa Belmonte.
61 yaşındaki İspanyol biyokimyacı, bu çalışmada yaşayan fareler üzerinde hücresel ve fizyolojik yaşlanma belirtilerini azaltan bir yöntem geliştirmiş, yaşam sürelerini ortalama 6 hafta daha uzatmıştı.

Belmonte yaşlanma, kanser, diyabet ve AIDS gibi farklı konularla ilgili araştırmalar yürüten Salk Biyolojik Çalışmalar Enstitüsü'nde profesör olarak da görev yapmıştı (Cenie)
İnsan ömrünün 50 yıl uzatılmasının mümkün olduğunu savunan Belmonte, 2017'de insan kök hücrelerinin domuz embriyolarına enjekte edildiği, bu yıl nisandaysa insan hücrelerinin makak embriyolarına enjekte edildiği tartışma yaratan çalışmalarda yer almıştı.
Bazı uzmanlar hücreleri yeniden programlanan farelere yönelik çalışmaların insan ömrünü uzatmaya yönelik olumlu gelişmelere ön ayak olabileceğini düşünürken, şimdilik buna yönelik somut bir bulgu yok. Öte yandan, deneye katılan farelerin bazılarının ömrü gerçekten uzasa bile diğerlerinde deneyden ötürü teratom denen tümörlerin oluştuğu gözlemlenmişti.

"Biyolojik saati" keşfeden bilim insanı
Los Angeles Kaliforniya Üniversitesi'nden (UCLA) Steve Horvath da Altos Labs'te yer alması öngörülen bilim insanlarından. Horvath, 2013'te yayımladığı bir çalışmayla bir "biyolojik saat" geliştirmişti. Bununla ilgili 2018'de ekibiyle bir çalışma daha yayımlayan Horvath, temelde biyolojik yaş ve yaşlanmayı epigenetik boyutta ölçebilen bir süreç tasarlamıştı.

Almanya'nın Frankfurt şehrinde doğan Horvath, Berin Teknik Üniversitesi'nde matematik ve fizik eğitimi almıştı (Wikimedia)
Hücrelerin ya da tüm organizmanın yaşlanma süreçlerinin takip edildiği ve temelde "Neden yaşlanıyoruz?" sorusuna cevap aranan bu çalışmaların, Altos Labs'te yaşlanmayı geciktirerek insan ömrünü uzatmaya yönelik araştırmalarda önemli rol oynaması öngörülüyor.

Peter Thiel
Bezos ve Milner'ın Altos Labs'e yaptığı yatırımlar insan ömrünü uzatmaya yönelik araştırmalara yapılan ilk yatırımlar değil. Önde gelen bazı milyarderler, özellikle biyoteknoloji ve genetik mühendislik alanlarındaki çalışmalara geçmişte de büyük fon sağlamıştı.
Bu alandaki araştırmalara destek veren isimlerden biri de çevrimiçi ödeme sistemi PayPal'un ortak kurucusu Peter Thiel.
Facebook'a erken dönemde yatırım yapan ilk kişilerden biri olarak da bilinen Thiel, kendine ait Thiel Vakfı ve girişim sermayesi şirketi Founder Fund üzerinden insan ömrünü uzatmaya yönelik birçok bilimsel çalışmaya maddi destek sağlamıştı.
54 yaşındaki girişimci, doku mühendisliği ve yaşlanma geciktirici teknolojiler üzerine çalışan Methuselah Foundation'a 2006'da 3,5 milyon dolar (yaklaşık 32,5 milyon TL) yatırım yapmıştı.

Radikal projelere fon
İş insanı, 2011'de de DNA görüntüleme teknolojileri üzerinde çalışan, daha sonradan Myriad Genetics adlı başka bir şirket tarafından satın alınan Counsyl firmasına fon sağlamıştı.  
Girişimci, 2012'de kendine ait vakfa bağlı çalışan Breakout Labs adlı bir fon kuruluşunu hayata geçirmişti. Bu kuruluş kök hücreden kemik geliştirme, yaşlanma nedeniyle hücrelerde oluşan hasarları giderme ve organları koruyabilmek için soğutma sistemleri tasarlama gibi uzun dönemli, deneysel ve radikal projelere fon sağlıyor.

Thiel, diğer yatırımcılardan farklı olarak Stanford Üniversitesi'nde felsefe eğitimi görmüş, daha sonra da hukuk alanında uzmanlaşmıştı (Reuters) 
Ayrıca Thiel, 2014'te DNA yazıcı teknolojisi üreten Cambrian Genomics'e yatırım yapan isimler arasında yer almış, kanser ilaçları üreten Stem CentRx firmasına da fon sağlamıştı.

Bezos'la ortak yatırım
2016'daysa Thiel ve Bezos'un da aralarında bulunduğu yatırımcılar Unity Biotechnology adlı girişim şirketine toplamda 116 milyon dolar (yaklaşık 1,1 milyar TL) yatırım yapmıştı.
Söz konusu şirket, yaşlanmayla birlikte görülen hastalıkları inceleyerek nihayetinde insan ömrünü uzatmayı amaçlayan ilaç ve teknolojiler üretmeyi hedefliyor.
Öte yandan geçen yıl ağustosta UBX0101 adlı ilaçla ilgili sürdürülen klinik deneylerin olumsuz sonuçlanmasıyla birlikte şirketin hisselerinde yüzde 60'lık bir düşüş yaşanmıştı. Dolayısıyla Unity Biotechnology, henüz bu alanda umut vaat eden bir teknoloji ya da ilaç geliştiremedi.
Thiel, Forbes verilerine göre 3,9 milyar dolarlık (yaklaşık 38 milyar TL) servetiyle dünyanın en zengin 273. kişisi.

Larry Ellison
Dünyanın en büyük ikinci yazılım şirketi Oracle'ın ortak kurucusu Ellison da yaşlanmayı geciktirerek insan ömrünü uzatmaya yönelik biyoteknoloji çalışmalarına yatırım yapan ünlü milyarderlerden.
Ellison yatırımlarının önemli bir kısmını, 1958'de bakterilerin çiftleşme ve gen aktarımı üzerine çalışmalarıyla henüz 33 yaşındayken Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü'nü alan moleküler biyolog Joshua Lederberg'le birlikte 1998'de kurduğu Ellison Medical Foundation üzerinden yapmıştı.

En az 600 araştırmacıya 430 milyon dolar
Özel vakıf yaşlanma, yaşlanmaya bağlı rahatsızlıklar, kök hücre ve genetik gibi alanlarda çalışan 600'den fazla araştırmacıya yaklaşık 430 milyon dolar (yaklaşık 4 milyar TL) fon sağlamış, bunlardan neredeyse yüzde 80'iyse özellikle yaşlanmayı geciktirici çalışmalara verilmişti.   
77 yaşındaki girişimci, 2016'da Güney Kaliforniya Üniversitesi'ndeki kanser araştırmaları için de kuruma 200 milyon dolar (yaklaşık 1,9 milyar TL) bağışta bulunmuştu.

Lüks yat ve arabalara ilgisiyle de tanınan Ellison, Soğuk Savaş döneminde Sovyetler Birliği tarafından üretilen MiG-29 uçaklarından birine de sahip (Reuters)
Ancak Ellison, 2020'de Kovid-19 pandemisiyle ilgili araştırmalara yoğunlaşmak istediğini belirterek vakfın çalışmalarını belirsiz bir süre durduğunu açıklamıştı.
Öte yandan girişimci, Birleşik Krallk merkezli Oxford Nanopore adlı biyoteknoloji şirketine Eylül 2021'de 200 milyon dolar (yaklaşık 1,9 milyar TL) yatırım yapacağını duyurmuştu.
Şirket, hücrelerdeki belli başlı özelliklerin haritalandırılması, yaşlanma etkilerinin incelenmesi ve ciddi hastalıkların tedavisinde yeni yöntemler geliştirilmesi amacıyla kullanılan, DNA dizileme olarak bilinen sistem üzerinde çalışıyor.
2014'te Oracle'daki CEO görevinden çekildiğini açıklayan Ellison, 2018'de Elon Musk'ın şirketi Tesla'dan 3 milyon dolarlık (28,5 milyon TL) hisse satın alarak şirketin kuruluna katılmıştı.
Forbes'un verilerine göre Ellison'ın net serveti yaklaşık 125 milyar dolar (yaklaşık 1 trilyon TL) ve kendisi dünyanın en zengin 7. kişisi.

Larry Page
Google'ın ortak kurucusu ve Alphabet şirketinin CEO'su Larry Page, 2013'te ABD'li girişimci Bill Maris'le birlikte Google'ın alt şirketi Calico'yu kurmuştu.
Şirket yaşlanma ve yaşlanmayla ilgili hastalıklar, nörodejenerasyon (nöronların zamanla yapı veya fonksiyon kaybı yaşaması nedeniyle Parkinson ve Alzaymır gibi hastalıkların görüldüğü sürece verilen isim) ve kanser üzerine araştırmalar yürütüyor.
Harvard ve MIT gibi önde gelen üniversitelerle ortak projelerde yer alan Calico, 48 yaşındaki Page'in yaşlanmayı gidererek insan ömrünü uzatmaya yönelik biyoteknolojik çalışmalara yaptığı en önemli yatırımlardan biri.

Google vs. Ölüm
Calico ilk kurulduğunda ABD'nin önde gelen haftalık haber dergilerinden Time'ın kapağında "Google vs. Ölüm: Google Ölümü Çözebilecek Mi?" manşeti yer almıştı. Haberde, "Google+ ve YouTube'un ardındaki şirket, insan ömrünü uzatmak için ciddi girişimlerde bulunmaya hazırlanıyor" denmişti.

Page, Stanford Üniversitesi'nde bilgisayar bilimi doktorası yaparken, sonradan birlikte kuracakları Google arama motorunun temellerini oluşturan projede Sergey Brin'le birlikte çalışmıştı (AFP)
Page ise Calico'nun diğer sağlık şirketlerine kıyasla daha farklı çalışacağını ve uzun dönemli projelere odaklanılacağını belirterek "Gerçekten ama gerçekten önemli şeyleri hedeflemeliyiz ki 10 ila 20 yıl sonra bunları gerçekleştirmiş olalım" demişti.
Öte yandan şirket, yaşlanmayı engelleyecek ve insanın yaşam süresini uzatacak araştırmalarıyla ilgili kamuoyuyla neredeyse hiç bilgi paylaşmamasıyla da gündeme gelmişti.

750 milyon dolar yatırım
Calico, 2014'te şu anda Türkiye'de de şubesi bulunan biyofarma şirketi AbbVie'yle yaşlanmayla bağlantılı hastalıklar üzerine çalışmalar yapmak için işbirliğine gitmişti. Şirket ayrıca aynı yıl Google'dan 750 milyon dolarlık (yaklaşık 7 milyar TL) bir yatırım aldıklarını duyurmuştu.
İki şirket de proje geliştirilmesi için yaklaşık 350 milyon dolar (yaklaşık 3 milyar TL) yatırım yapmıştı. Calico, Temmuz 2021'de AbbVie'yle işbirliğini ikinci kez yenileyerek ileride ortak projelerde çalışmaya devam edeceklerini açıklamıştı.
Forbes'a göre Page, yaklaşık 122 milyar dolarlık (yaklaşık 1,1 trilyon TL) kişisel servetiyle dünyanın en zengin 5. ismi.

Sergey Brin
1998'de Page'le birlikte Google'ı kuran Brin de biyoteknoloji ve yaşlanma karşıtı çalışmalar alanında büyük yatırımlar yapan milyarderler arasında yer alıyor.
Brin, 2008'de yaptırdığı bir testle kendisinde Parkinson hastalığına yakalanma riskini artıran bir genetik mutasyon bulunduğunun tespit edildiğini söyleyerek bu hastalıkla ilgili DNA araştırmaları yapan projelere 150 milyon dolardan (yaklaşık 1,4 trilyon TL) fazla yatırım yapmıştı. Brin'in annesine de 1998'de Parkinson hastalığı teşhisi konmuştu.
Sovyetler Birliği döneminde Moskova'da doğan Brin, ailesinin ABD'ye göç etmesiyle prestijli Stanford Üniversitesi'nde eğitim görmüş, Page'le de burada tanışmıştı.

"Moonshot" projeleri
48 yaşındaki Brin, Google'ın gizliliğiyle ünlü "moonshot" kuruluşu X Development'ta bir dönem başkanlık da yapmıştı. "Moonshot", tüm dünyayı etkileyen bir problemi çığır açıcı nitelikteki bilimsel ve teknolojik çözümlerle ortadan kaldırmayı amaçlayan projeler için kullanılan bir ifade.
Şu anda şirketin yönetim kurulunda yer alan Brin, X Development'taki bir ekiple 2015'te Verily adında bir araştırma kuruluşunu hayata geçirmişti. İnsan ömrünü kısaltan hastalıklara teknolojik çözümler üretmeyi amaçlayan şirket, 2019'da farklı kaynaklardan toplamda 1 milyar dolar (yaklaşık 9,5 milyar TL) fon almıştı.

Brin, 2012 ABD Başkanlık Seçimleri'nde eski ABD Başkanı Barack Obama'nın seçim kampanyasına 5 bin dolar (yaklaşık 48 bin TL) destek yapmıştı (Reuters)
Verily'nin üzerinde çalıştığı birçok proje arasında diyabet hastalarının glikoz seviyelerinin gözyaşlarından ölçülebilmesini sağlayan bir kontakt lensle lupus, romatoid artrit ve bağırsak iltihaplanması gibi hastalıklarda bağışıklık sisteminin moleküler bir haritasının oluşturulmasını sağlayacak bir sistem yer alıyor.    
Öte yandan Verily CEO'su ABD'li genetikçi Andrew Conrad, nanoparçacık teknolojili bir hap üzerinde çalıştıklarını da açıklamıştı. Buna göre hapın, içindeki nanoparçacıklar sayesinde vücuttaki organ ve hücrelerde kanser gibi hastalıkların belirtilerini tespit ederek bunlarla ilgili bilgi toplaması hedefleniyor.
Brin, Forbes'un verilerine göre 117,5 milyar dolarlık (yaklaşık 1 trilyon TL) servetiyle dünyanın en zengin 6. kişisi konumunda.

Mark Zuckerberg
Facebook'un ortak kurucusu Mark Zuckerberg ve eşi Priscilla Chan, 2015'te Chan Zuckerberg Initiative adlı kuruluşu hayata geçirmişti.
Çift, Facebook'taki hisselerinin yüzde 99'unu kuruluşa zaman içinde fon olarak vereceklerini söylemişti. Bu oran, o dönemde 45 milyar dolara (yaklaşık 420 milyon TL) denk geliyordu.
Bilim, eğitim ve barınma gibi alanlarda hizmet veren kuruluş, Kovid-19 pandemisinde de salgının anlaşılması, incelenmesi ve koronavirüs aşısı geliştirilmesine yönelik çalışmalara katkı sağlamıştı.

2100'e kadar hastalıklar ortadan kalkacak
2016'da kuruluş, Chan Zuckerberg Science adlı bir program başlattıklarını duyurmuştu. Programın amacının, 2100'e kadar tüm hastalıkların iyileştirilmesi, kontrol altına alınması ve nihayetinde önlenmesi olduğu belirtilmişti.

Zuckerberg'ün adı, Facebook'taki dezenformasyon ve ifşa skandallarıyla son dönemde sık sık gündeme geliyor (Reuters)
Program için ayrılan 3 milyar dolarlık (yaklaşık 28,5 milyar TL) bütçenin 600 milyon dolarıyla (yaklaşık 5,7 milyar TL) Berkeley Üniversitesi, San Francisco Kaliforniya Üniversitesi ve Stanford Üniversitesi gibi prestijli eğitim kuruluşlarındaki bilim insanları ve mühendisler arasında ortak görüşmeler, projeler ve araştırmalar düzenlenebilmesi için  Biohub adlı bir araştırma merkez kurulmuştu.

"En riskli ve yenilikçi fikirler"
Biohub'ın internet sitesinde merkezin vizyonuna dair "Geleneksel koşullarda yapılamayacak büyük bilimsel çalışmaları yürütüyoruz. Bireysel araştırmacıların da en riskli ve yenilikçi fikirleri üzerinde çalışmalarına olanak sağlıyoruz" ifadeleri yer alıyor. 
Bunun yanı sıra Zuckerberg ve Chan, Sergey Brin ve eski eşi Anne Wojcicki, Yuri Milner ve eşi Julia Milner'la birlikte bilim dünyasının Oscar'ı olarak anılan Breakthrough Ödülleri'ni başlatmıştı. Ödül temel fizik, matematik ve yaşam bilimleri olmak üzere üç dalda, toplam 6 kişiye verilebiliyor.
Kazanan her katılımcının 3 milyon dolar (yaklaşık 28 milyon TL) aldığı Breakthrough Ödülleri, dünyadaki en büyük para ödüllerinin takdim edildiği yarışma olarak kabul ediliyor. Buna kıyasla Nobel Ödülleri'nde verilen para ödülüyse 1 milyon dolar (yaklaşık 9,5 milyon TL) civarında.
Dünyanın en zengin üçüncü kişisi olan Zuckerberg'ün şahsi serveti Forbes verilerine göre yaklaşık 120 milyar dolar (yaklaşık 1,1 trilyon TL) değerinde.

Elon Musk ve Bill Gates
Peki yenilikçi teknolojilerin ve fikirlerin günümüzdeki öncüsü konumunda olan Elon Musk'ın yaşlanmayı önleyici ve insan ömrünü uzatmaya yönelik araştırmalara dair yaklaşımı nasıl?

ABD merkezli yatırım bankası Morgan Stanley'den analistler, Musk'ın SpaceX'ten elde ettiği kazançla dünyanın ilk trilyoneri olabileceğini açıklamıştı (Reuters)
Musk, Bezos'un Altos Labs'teki yatırım haberlerinin ardından eylülde kendisini tiye alan bir tweet paylaşarak "İşe yaramazsa ölüme dava açacak!" demişti. 

"Hitler Sorunu"
Kendisiyle 2015'te yapılan bir söyleşideyse insan ömrünü uzatmaya yönelik biyoteknoloji ve genetik mühendislik alanındaki girişimleri değerlendiren SpaceX CEO'su, şunları söylemişti:
"Tüm sistem çöküyor. 90 yaşında müthiş hızlı koşabilen ama görme yetisi zayıflamış biriyle karşılaşmıyorsunuz. Tüm sistem kapanıyor. Bunu ciddi şekilde değiştirmek için de genleri yeniden programlamalı ya da vücuttaki tüm hücreleri değiştirmelisiniz."
Musk, genetik mühendisliği alanında bu şekildeki çalışmalara yanaşmadığını çünkü "Hitler Sorunu" olarak adlandırdığı bir problemle karşılaştığını belirtmişti.
Girişimci, sorunun "teknik değil ahlaki bir savaş" olduğunu savunarak "Ben buna Hitler Sorunu diyorum. Hitler'in tüm derdi üstün ırk ve genetik saflık yaratmaktı. Hitler Sorunu'ndan nasıl uzak durabiliriz? Bilemiyorum" demişti.
Musk, yaşlanmayı ortadan kaldırarak insan ömrünü uzatmanın imkansız olmadığını belirtmiş fakat bunun yalnızca bir yolu olduğunu söylemişti. Girişimci, "Yani, bence bu sorunların birçoğunu kökten çözebilmek için DNA'mızı yeniden programlamamız gerekecek. Tek yol bu" ifadelerini kullanmıştı.
Forbes verilerine göre 220 milyar dolarlık (yaklaşık 2 trilyon TL) servetiyle dünyanın en zengin kişisi konumundaki Musk, şimdilik insan ömrünü uzatmaya yönelik araştırmalara fon ayırmayı planlamıyor.

"Daha uzun yaşamaya yatırım yapmak benmerkezci"
Microsoft'un ortak kurucularından Bill Gates de Musk gibi yaşlanmayı giderici biyoteknolojik araştırmalara şüpheyle yaklaşanlardan.

Gates, Kovid-19 aşılarında Microsoft'un ürettiği mikroçiplerin yer aldığına dair komplo teorileriyle de gündeme gelmişti (Reuters)
Gates, 2014'te Reddit'te katıldığı bir etkinlikte bu alandaki çalışmaları eleştirerek şu ifadeleri kullanmıştı:
"Hâlâ sıtma ve tüberküloz gibi hastalıklarla uğraşıyorken zenginlerin daha uzun yaşamalarını sağlayacak şeylere yatırım yapmaları bana gayet benmerkezci geliyor. Fakat daha uzun yaşamak güzel olurdu, bunu da kabul ediyorum."
123,3 milyar dolarlık (yaklaşık 1,1 trilyon TL) servetiyle dünyanın en zengin dördüncü kişisi olan Gates, şu anda başta pandemi olmak üzere daha somut ve acil gördüğü alanlarda yatırım yapmayı tercih ediyor.

Gençlerin kanıyla gençleşmek
Yaşlanmama arzusu zaman zaman gerçekten sıradışı projelerin ortaya çıkmasına da yol açabiliyor.
ABD'de 1950'lerde prestijli Cornell Üniversitesi'nde başlayan ve 2000'lerde yeniden Stanford Üniversitesi'nde hayata geçirilen çalışmalar, 2016'da olağandışı bir projeye dönüşmüştü.
Tıp öğrencisi Jesse Karmazin tarafından ABD'de başlatılan Ambrosia adlı girişim kapsamında 35 yaş üstü kişilere, gençlerden alınmış kanlar litresi 8 bin dolara (yaklaşık 77 bin TL) satılmıştı. Ambrosia'nın iddiasına göre bu kanlar yaşlı kişilerin vücuduna enjekte edildiğinde gençleştirici bir etkiye sahip olacaktı.

Yaklaşık bir yıl içinde Ambrosia'nın kan değişimi için klinik deneylere katılan kişi sayısı 600'ü bulmuştu (Pixabay)​​​​
Büyük tartışma yaratan girişim kısa sürede ABD Gıda ve İlaç Dairesi (Food and Drug Administration -FDA) tarafından incelemeye alınmıştı. FDA'in söz konusu çalışmaların kanıtlanmamış olduğuna dair kamuoyuna yaptığı uyarı üzerine şirket de çalışmalarını 2019'da durdurmuştu.  
Milyarderlerin ve devasa yatırımların yanında böyle örnekleri de göz önünde bulundurmak, belki de daha kapsamlı ve sağduyulu bir bakış açısı oluşturmayı sağlayabilir. Yaşlanmanın ve ölümün bilimsel araştırmalar ve tıbbi teknolojilerle çözülebilecek "sorunlara" dönüştürülmesiyle gelecekte bu alanlardaki projelerin ve girişimlerin sayısı artacak gibi görünüyor. Öte yandan bu gelişmeler kaçınılmaz olarak hem uzun süredir tartışılan hem de daha yeni birtakım etik, siyasi ve toplumsal sorunları da beraberinde getirecek.
Yararlanılan kaynaklar: MIT Technology Review, Forbes, New York Times, Financial Times, Jacobin, Guardian, CNBC, TIME, BBC, Vox, Tech Republic, PR Newswire, Fierce Biotech, Business Insider, Philantrophy News Digest, This is Money, Business Journal, Phys.org, Wait But Why, Reddit, Kurious



Uzmanlar en yüksek pestisit oranına sahip 15 meyve-sebzeyi açıkladı

Bilim insanları, sonsuz kimyasallar denen zehirli maddeleri içeren ve satın alıyor olabileceğiniz meyve ve sebzeleri açıkladı (AFP)
Bilim insanları, sonsuz kimyasallar denen zehirli maddeleri içeren ve satın alıyor olabileceğiniz meyve ve sebzeleri açıkladı (AFP)
TT

Uzmanlar en yüksek pestisit oranına sahip 15 meyve-sebzeyi açıkladı

Bilim insanları, sonsuz kimyasallar denen zehirli maddeleri içeren ve satın alıyor olabileceğiniz meyve ve sebzeleri açıkladı (AFP)
Bilim insanları, sonsuz kimyasallar denen zehirli maddeleri içeren ve satın alıyor olabileceğiniz meyve ve sebzeleri açıkladı (AFP)

Bilim insanları, satın alıyor olabileceğiniz bazı meyve ve sebzelerin zehirli, sonsuz kimyasallar diye anılan maddeler içerdiğini açıkladı.

Yavaş parçalandıkları için genellikle sonsuz kimyasallar denen PFAS'lar, maruz kalma miktarına bağlı olarak insanlarda kanser de dahil zararlı etkilere yol açabilen sentetik kimyasalları ifade ediyor.

Halk sağlığını korumayı amaçlayan aktivist ve bilim insanlarından oluşan kâr amacı gütmeyen kuruluş Çevre Çalışma Grubu (Environmental Working Group / EWG), 2026 Meyve ve Sebzelerdeki Pestisitlere İlişkin Alışveriş Rehberi'ni salı günü yayımladı. EWG, popüler meyve ve sebzelerde, sonsuz kimyasallar diye sınıflandırılanlar da dahil pestisit kalıntıları tespit etti.

Alışveriş rehberi, en yüksek pestisit kalıntılarına sahip organik olmayan ürünlerin yer aldığı Dirty Dozen (Kirli Düzine) listesini ve çok az veya hiç pestisit izi taşımayan organik olmayan ürünlerin yer aldığı Clean Fifteen (Temiz 15) listesini içeriyor. Alışveriş rehberi, ABD Tarım Bakanlığı'nın en güncel verilerini analiz ediyor.

EWG'ye göre Dirty Dozen listesindeki örneklerin yüzde 96'sında pestisit bulunurken, kalıcı kimyasallar örneklerin yüzde 63'ünde görüldü.

Dirty Dozen listesinin başında ıspanak yer alırken, onu kıvırcık lahana, karalahana ve hardal otu takip etti. EWG, kıvırcık lahana örneklerinin yarısından fazlasına "muhtemelen kanserojen bir pestisit" olan DCPA bulaştığını belirtiyor.

Listede sırasıyla çilek, üzüm, nektarin, şeftali, kiraz, elma, böğürtlen ve armut gibi çeşitli meyveler de yer aldı. 11. sıradaki patatesi, yaban mersini takip etti.

Vücudunuza hangi yiyeceklerin ve tabii ki kimyasalların girdiğini bilmek önemli olsa da ABD Hükümet Hesap Verebilirlik Ofisi, ABD'deki neredeyse herkesin zaten PFAS'a maruz kaldığını ifade ediyor.

Sonsuz kimyasallar sadece gıdalarda değil, musluk suyunda ve paket servis kapları ve makyaj malzemeleri gibi diğer tüketim ürünlerinde de bulunuyor.

ABD Gıda ve İlaç İdaresi, belirli bir gıdanın "sağlık endişesi" yaratan seviyede PFAS içerdiğini tespit ederse harekete geçtiğini belirtiyor.

Pestisit izinin daha düşük olduğu belirlenen gıdaları arıyorsanız, EWG'nin Clean Fifteen listesinin başında ananas yer alıyor. Onu taze ya da dondurulmuş tatlı mısır, avokado, papaya, soğan, dondurulmuş tatlı bezelye, kuşkonmaz, lahana, karnabahar, karpuz, mango, muz, havuç, mantar ve kivi izliyor.

Independent Türkçe


Fortnite'ın geliştiricisi binden fazla kişiyi işten çıkaracak

Fotoğraf: Epic Games
Fotoğraf: Epic Games
TT

Fortnite'ın geliştiricisi binden fazla kişiyi işten çıkaracak

Fotoğraf: Epic Games
Fotoğraf: Epic Games

Epic Games, Fortnite'ın oyuncu sayısındaki düşüş ve oyun sektöründeki zorluklar nedeniyle binden fazla çalışanını işten çıkarıyor.

Kullanıcıların ayakta kalan son kişi olmak için yarıştığı ücretsiz oyun Fortnite'taki oyuncu etkinliği geçen yıldan bu yana düşüşte ve CEO Tim Sweeney, salı günü çalışanlara gönderdiği ve Epic'in internet sitesinde de yayımlanan mesajda, bu durumun şirketin kazandığından çok daha fazlasını harcaması anlamına geldiğini söyledi.

Sweeney, "Yeniden bu noktaya gelmiş olmamızdan üzgünüm" diye yazdı.

Fortnite etkileşiminde 2025'te başlayan düşüş, kazandığımızdan çok daha fazla harcadığımız ve şirketi finanse etmek için büyük kesintiler yapmak zorunda kaldığımız anlamına geliyor. Bu işten çıkarmalar, sözleşme, pazarlama ve bazı açık pozisyonların kapatılmasıyla belirlenen 500 milyon doların üzerindeki maliyet tasarrufuyla birlikte bizi daha istikrarlı bir konuma getiriyor.

Bir zamanların küresel oyun fenomeni Fortnite, milyonlarca oyuncuyu çekmeye devam etse de oyuncu etkileşimi zirve noktasından önemli ölçüde düştü. Teknoloji blogu Beebom'a göre mevcut tahminler oyunun dünya çapında aylık yaklaşık 110 ila 120 milyon aktif oyuncuya sahip olduğunu ve günlük aktif kullanıcıların genellikle 1'le 3 milyon arasında değiştiğini gösteriyor. Aynı anda çevrimiçi olan en yüksek oyuncu sayısı, sezona ve oyun içi etkinliklere bağlı olarak genellikle 1,8'le 3,5 milyon arasında değişiyor.

2024 sonlarında ve 2025 başlarında zirve yaptığı dönemde Fortnite çok daha yüksek sayılara ulaşmıştı. Haberler, büyük etkinlikler sırasında 14 milyondan fazla eşzamanlı oyuncu olduğunu ve hatta daha fazla oyuncunun çevrimiçi olduğunu gösteriyordu. Esports.net'in bildirdiğine göre, tek bir günde 44,7 milyon oyuncu giriş yapmıştı.

Sweeney, Epic'in karşı karşıya olduğu zorlukların bir bölümünün sektör genelinden kaynaklandığını; bunlar arasında tüketici harcamalarındaki zayıflama ile diğer oyunlar ve dijital eğlence alanlarından gelen artan rekabetin bulunduğunu söyledi. Fortnite'taki sezonsal oyuncu ilgisinin tutarsız seyretmesi ve mobil platforma dönüşünün erken aşamaları gibi iç faktörler de performansı etkiledi.

Şirket, işten çıkarmaların yapay zekayla ilgili olmadığını açıkladı. Sweeney, Epic'in içerik oluşturma ve oyun geliştirmeyi desteklemek için geliştiricilere ve araçlara yatırım yapmayı sürdürmeyi planladığını söyledi.

1991'de kurulan şirket, benzer finansal nedenlerle Eylül 2023'te 800'den fazla kişiyi, yani çalışanlarının yüzde 16'sını işten çıkarmıştı.

İşten çıkarmalardan etkilenen çalışanlar, en az 4 aylık temel maaş, uzatılmış sağlık sigortası, Ocak 2027'ye kadar hızlandırılmış hisse hak edişi ve iki yıla kadar uzatılmış hisse senedi kullanım opsiyonlarını içeren kıdem tazminatı paketleri alacak.

Sweeney, "Epic'te sektörün en iyilerini işe almaktan gurur duyuyoruz, dolayısıyla bu kadar yetenekli insanla yollarımızı ayırmak bizim için çok acı" dedi.

CEO, Epic'in çalışanlarına yol haritası ve gelecek planları hakkında ayrıntılı bilgi vermek üzere perşembe günü şirket genelinde bir toplantı düzenleneceğini söyleyerek sözlerini tamamladı.

Independent Türkçe


Kreşlerde sık görülen enfeksiyonlar bağışıklığı güçlendiriyor

Kreşlerde sık görülen enfeksiyonlar bağışıklığı güçlendiriyor
TT

Kreşlerde sık görülen enfeksiyonlar bağışıklığı güçlendiriyor

Kreşlerde sık görülen enfeksiyonlar bağışıklığı güçlendiriyor

Birleşik Krallık’taki University College London (UCL) araştırmacıları tarafından yapılan yeni bir çalışma, bu yılın mart ayının ikinci yarısında Clinical Microbiology Reviews dergisinde yayımlandı. Çalışma, düzenli olarak kreşe giden çocukların diğer çocuklara kıyasla daha sık hastalandığını, ancak okulun ilk yıllarında daha az ciddi hastalık geçirdiğini ortaya koydu.

Tamamı küçük çocuk sahibi olan araştırmacılar, çocukların kreşteyken ne kadar sık ​​hastalandığını, bu artan yatkınlığın nedenlerini, bunun bağışıklık sistemi üzerindeki etkisini ve ebeveynlerin çocuklarını nasıl koruyabileceğini anlamak amacıyla bu çalışmayı yürüttüler.

Yeniden enfekte olmak normal

Araştırmacılar, çocuğun kreşe başlamasıyla birlikte hastalanma sıklığının artmasının, çocuk ve ebeveyn için rahatsız edici olsa da tamamen normal bir durum olduğunu belirtti. Çalışmalar, sadece bir yaşındaki çocukların bile pek çok bulaşıcı hastalığa yakalandığını gösteriyor. Çoğu çocuk genellikle bir yaş sonunda kreşe gitmeye başlıyor.

Solunum yolu ve bağırsak enfeksiyonu

Araştırmacılar, örnek olarak, çocukların bir yıl içinde üst veya alt solunum yolu enfeksiyonuna 12 ila 15 kez, sindirim sistemi enfeksiyonuna ise en az iki kez yakalanabileceğini belirtti. Ayrıca çocuklar, çoğu zaman kreşlerde sunulan yiyeceklerin neden olduğu geçici ishal ve kusma yaşayabiliyor; bu durum genellikle ciddi bir gastroenterit gelişmeden geçiyor. Yaklaşık olarak, çoğu çocukta bir veya iki enfeksiyon deri döküntüsüne yol açabiliyor.

Araştırmacılar, çocuk kreşe başladıktan sonra ebeveynlerde enfeksiyon oranlarının artmasının, farklı mikroplara maruz kalmanın doğrudan bir sonucu olduğunu vurguladı. Ancak ebeveynlerdeki enfeksiyonlar genellikle çocuklara göre daha hafif seyrediyor; bunun nedeni, ebeveynlerin bağışıklık sistemlerinin olgunlaşmış olması. Çocuklar da zamanla benzer şekilde bağışıklık kazanıyor.

Çocuğun evde iyileşmesi için gerekli süre

Araştırmacılar, kreşlerde hastalık sayısının ve enfeksiyon yayılımının artmasının başlıca nedeninin, çocukların tam olarak iyileşmeden kreşe dönmesi olduğunu belirtti. Bağışıklığı henüz tam gelişmemiş çocuklar, bu şekilde enfeksiyona daha açık hale geliyor. Bu nedenle ebeveynlerin, çocuklarını hastayken evde tutmaları; iyileştikten sonra bile enfeksiyon türüne bağlı olarak bir veya iki gün daha evde kalmalarını sağlamaları önem taşıyor. Bu hem çocuğun tekrar hastalanmasını önlüyor hem de diğer çocukların enfekte olmasını engelliyor.

Çalışma, ebeveynleri, zamanla durumun iyileştiği konusunda da rahatlattı. Çocuk yaş aldıkça solunum yolu enfeksiyonlarına yakalanma sıklığı azalıyor; aylık enfeksiyon oranı yaklaşık olarak yarıya düşüyor (yılda 6 kez veya daha az). Ayrıca daha büyük çocukların herhangi bir zamanda solunum virüslerine yakalanma olasılığı azalıyor ve belirtiler daha hafif seyrediyor.

Olgunlaşmamış bağışıklık sistemi

Çalışma, hastalıkların tekrarlamasının nedeninin hijyen eksikliği veya kreş personelinin ihmali olmadığını vurguladı. Bunun yerine temel neden, çocuğun bağışıklık sisteminin henüz olgunlaşmamış olması. Ev ortamı, daha az mikroba ve daha az kişiye sahip olduğundan, bağışıklık sistemi mikropları tanıma ve onlara karşı koruma mekanizmalarını geliştirme fırsatına sahip olmuyor. Bu nedenle çocuk, mikroplara tekrar maruz kaldığında hastalanabiliyor.

Okula girişte alınacak koruyucu önlemler

Sonuç olarak araştırmacılar, erken yaşta kreşe başlayan çocukların, bir yaş ile beş yaş arasında, okul öncesi evde kalan çocuklara kıyasla daha sık enfeksiyona yakalandığını belirtti. Ancak okul başladığında bu durum tersine dönüyor; kreşe gitmemiş çocuklar, okul döneminde daha sık hastalanıyor.