30’uncu Arap Müzik Festivali, Kahire'de başladı

Mısır ve Arap dünyasında sanatsal yaşamın zenginleşmesine katkıda bulunan isimler festivalde onurlandırıldı. (Mısır Opera Binası'nın Facebook'taki resmi hesabı)
Mısır ve Arap dünyasında sanatsal yaşamın zenginleşmesine katkıda bulunan isimler festivalde onurlandırıldı. (Mısır Opera Binası'nın Facebook'taki resmi hesabı)
TT

30’uncu Arap Müzik Festivali, Kahire'de başladı

Mısır ve Arap dünyasında sanatsal yaşamın zenginleşmesine katkıda bulunan isimler festivalde onurlandırıldı. (Mısır Opera Binası'nın Facebook'taki resmi hesabı)
Mısır ve Arap dünyasında sanatsal yaşamın zenginleşmesine katkıda bulunan isimler festivalde onurlandırıldı. (Mısır Opera Binası'nın Facebook'taki resmi hesabı)

Necla Ebu en-Neca
Arap Müzik Festivali, Mısır Kültür Bakanı Inas Abdel Dayem, Festival direktörü Cihan Mursi ve Opera Binası Başkanı Mecdi Saber'in katılımıyla Kahire’deki Opera Binası'nda başladı. Festivalin açılışı, başarılarla dolu sanat yaşamlarını takdir amacıyla Cemal Selame ve Abdo Dagher’e adandı.
30’uncu Arap Müzik Festivali, Kahire'deki çeşitli opera salonlarının (en-Nafura, es-Sağir, el-Cumhuriye, Arap Müzik Enstitüsü ve Demenhur) yanı sıra İskenderiye’ de 15 gün boyunca, ilk kez konserlere ev sahipliği yapacak Bibliotheca Alexandrina'da gerçekleştirilecek. Festivale başta Mısır, Lübnan, Fas, Suudi Arabistan, Irak, Suriye, Tunus, Filistin, Ürdün ve Umman olmak üzere on Arap ülkesinden sanatçılar katılım gösterecek.

Seçkin sanatçılar
Mısır ve Arap dünyasında sanatsal yaşamın zenginleşmesine katkıda bulunan birçok sanatçının onurlandırılacağı festivale katılacak isimler şöyle sıralandı:
Mısırlı şair Medhat el-Adl, şair Salah Muhammed Ali, müzisyen Muhammed Mustafa, Mısırlı müzisyen Hişam Nezih, müzisyen Muhammed Dia ve müzik araştırmacısı Muhammed İmran, flüt sanatçısı Mahmud Kemal, Arap hat sanatçısı İbrahim Ahmed İbrahim, Sedasi Şirara grubu, Suudi şarkıcı Abadi el-Cevher, Lübnanlı şarkıcı Mervan Huri, Sudan’lı müzisyen Muhammed Emin, Irak’tan Kanun sanatçısı Furat Kadveri ve Tunus'tan müzik araştırmacısı Muhammed el-Mesmudi.
Etkinlik kapsamında müzisyen Cemal Selame hakkında bir belgesel film gösterildi. Ardından Yaser Süleyman, Hasan Şirara, Ahmed İbrahim ve Riham Abdulhakim'in bestelerinden ve şarkılarından seçki yapıldı.

Vefa dokunuşu
Festivalde ayrıca müzisyen Cemal Selame, adına kızının onur ödülü aldığı sanatçı Abdo Dagher, Sanat Akademisi eski başkanı Fevzi Fehmi ve eşi, müzisyen Halid el-Emir ve Arap Müziği Yüksek Enstitüsü Dekanı Eşref Heykel olmak üzere çok sayıda vefat eden isim de onurlandırıldı.
Mısır Kültür Bakanı Inas Abdel Dayem katılımıyla, merhum müzisyen Cemal Salama'nın bestesi, Nair Nagy önderliğinde ‘Vefa Dokunuşu’ başlığıyla seslendirildi.

El-Adl’e onur
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı haberde açıklamalarda bulunan şair ve senarist Medhat el-Adl, 30 yıldır kendisine sanatsal kariyer kazandıracak etkili eserler sunmaya çalıştığını söyledi. Ayrıca yıllarca dinleyicileri derinden etkileyen başarısına rağmen Mısır Operası'ndan aldığı onurun oldukça özel olduğunu vurguladı. Adl açıklamasını şöyle sürdürdü:
"Büyük yıldızların varlığına tanık olan Opera Festivali'nde böylesine bir onura hayattayken sahip olmam benim için  yeterli. Opera benim için çok şey ifade ediyor. Özellikle de tüm müzik türlerini bir araya getirmesiyle. Arap dünyası, mirası ve yıldızları, sanatın mirasını ve değerini her türlü dış etkilerden korumuştur."
Bu yıl Mısır ve Arap dünyasından çok sayıda yıldız, Semira Said, Macid er-Rumi, Vail Cisar, Asi el-Helani, Abadi el-Cevher, Cennat, Medhat Salih, Ali el-Hicar, Nadia Mustafa ve Asale ve Saber el-Rubai, Karmen Suleyman, Said Ramazan, Mai Faruk, Riham Abdulhakim, Vaid el-Bahri gibi isimler 30. Müzik Arap Festivali'nin canlanmasına katkı sağlayacak.
Müzisyen Ömer Hayrat’ın büyük bir konser vereceği festivalde, büyük sanatçı Vedi es-Safi anısına da etkinlik düzenlenecek.
Festivalin ilk günü 2 Kasım’da, Nafura Tiyatrosu'nda Maestro Muhammed Aram liderliğindeki Faslı yıldız Semira Said ve Lübnanlı şarkıcı Ziyad Burci'nin katılımıyla gerçekleştirilen konserle başladı.
Etkinlikler, Lübnanlı yıldız Asi el-Helani'nin Maestro Ahmed Amir liderliğindeki el-Hefni grubu eşliğinde, Nihad Fethi, Hüssam Hüsni ve Nevin Receb’in katılımıyla gerçekleştirilecek konser Bibliotheca Alexandrina'da devam edecek.
Muhammed Abdul Settar ve Daliya Hasaneyn tarafından eğitilen sanatçı Abdulvahab es-Sayed'in gözetiminde, Yetenek Geliştirme Merkezi'nin çocuk ve genç korosu, dış sahnede Arap Tarab kitaplarından bir seçki sunacak.
Küçük sahnede, ilk oturumda konferansın onur konuğu Racih Davud'un moderatörlüğünde, orkestra ile Arap müziğinin çağdaş yaratıcılığı temalı forum gerçekleştirilecek.
İkinci oturumda da Asım el-Cevder (Bahreyn) moderatörlüğündeki orkestra ile Arap müzik enstrümanlarının teması tartışılacak.



Epifiz bezinin kökeni eski omurgalının ikinci göz çifti olabilir

Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
TT

Epifiz bezinin kökeni eski omurgalının ikinci göz çifti olabilir

Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)
Myllokunmingia gözleri sayesinde avcılardan kaçma şansını artırıyordu (Xiangtong Lei/Sihang Zhang)

Bilinen en eski omurgalının 4 gözü olduğu tespit edildi. 

Örümceklerin 8, arıların 5, kutu denizanalarının ise 24 gözü var. Ancak bu istisnaların dışında yeryüzündeki çoğu hayvan sadece iki göze sahip.

Öte yandan bilim insanları, omurgalıların zaman içinde diğer gözlerini kaybederek bugünkü görünümüne ulaştığını söylüyor.

518 milyon yıl önce yaşayan Myllokunmingia, dünyanın bilinen en eski omurgalısı. İlk omurgalıların yanı sıra pek çok omurgasız türün de ortaya çıktığı Kambriyen Dönemi'nde yaşayan bu deniz canlıları, bugünkü Çin'in yakınlarındaki sularda dolaşıyordu.

Çin ve Birleşik Krallık'tan araştırmacılar, Çin'in güneyindeki Chengjiang formasyonunda keşfedilen 10 ayrı Myllokunmingia fosilini analiz etti. Bunların 6'sı Haikouichthys ercaicunensis türüne aitken, diğerleri kesin olarak tanımlanamadı.

Göz gibi yumuşak vücut parçaları nadiren korunuyor ancak bilim insanları bu fosillerde göz kalıntıları elde etmeyi başardı.

İleri mikroskop teknikleri ve kimyasal analizler kullanan ekip, hayvanın yüzünün her iki yanında iki büyük göz ve yüzün ortasında iki küçük göz bulunduğunu saptadı.

Bulguları hakemli dergi Nature'da yayımlanan çalışmanın başyazarı Peiyun Cong "Anatomilerini anlamak için işe büyük gözleri inceleyerek başladık ve aralarında iki küçük, tamamen işlevsel göz bulmak tam bir sürpriz oldu" diyerek ekliyor: 

Bunu görmek inanılmaz derecede heyecan vericiydi.

Gözlerin hepsinde melanozom tespit eden araştırmacılar, bu organların "kamera tipi" olduğunu, yani görebilmek için ışığa ihtiyaç duyduğunu saptadı. Bu organeller vücudun çeşitli yerlerinde bulunurken, gözdekiler ışığın emilmesinden ve göz renginden sorumlu.

Ardından gözlerde tespit edilen dairesel yapıların da lens olduğu düşünülüyor. Bu sayede gözler muhtemelen ışığı algılamakla kalmayıp görüntü de oluşturabiliyordu. 

Bilim insanları bu deniz canlısının gelişmiş gözleri sayesinde diğer hayvanlara yem olmaktan kurtulduğunu düşünüyor. Kambriyen patlaması sonucu bu dönemde pek çok büyük yırtıcı tür ortaya çıkmıştı.

Makalenin bir diğer yazarı Jakob Vinther "Böyle bir ortamda 4 göze sahip olmak, bu hayvanlara daha geniş bir görüş alanı sağlamış olabilir ve bu da avcılardan kaçınmada önem taşıyor" diye açıklıyor.

Araştırmacılar ikinci göz çiftinin, bazı modern omurgalılardaki göz benzeri ilkel bir yapının ve insanlarda melatonin salgılayan epifiz bezinin evrimsel kökeni olabileceğini düşünüyor.

Bugünkü bazı balıklar, sürüngenler ve amfibiler, ışığı algılamaktan sorumlu paryetal göze sahip. Bu gözün bağlı olduğu epifiz bezi, insanlarda ve pek çok omurgalıda melatonin üreterek uyumaya yardımcı oluyor.

Cong "Epifiz organları ilk başta görüntü üreten gözlermiş" diyerek ekliyor:

Ancak evrimin ilerleyen aşamalarında küçüldüler, görme yeteneklerini kaybettiler ve uykuyu düzenlemedeki modern rollerini üstlendiler.

Independent Türkçe, Live Science, Discover Magazine, Nature


Devasa dinozorun büyük burnunun gizemi çözüldü

Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
TT

Devasa dinozorun büyük burnunun gizemi çözüldü

Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)
Triceratopslar, 2 metreden fazla boya ve 8 metrenin üzerinde uzunluğa ulaşabiliyordu (Carnegie Doğa Tarihi Müzesi)

Bilim insanları Triceratops'un burnunun, koku alma dışında sıcaklık ve nemi kontrol ettiği için çok büyük olduğunu buldu.

Devasa otobur dinozorlar olan Triceratops'un en dikkat çekici özelliği büyük kafaları ve burunlarıydı. 

Tokyo Üniversitesi'nden Seishiro Tada, Geç Kretase döneminde yaşayan Ceratopsia grubuna ait olan bu dinozorlar hakkında şöyle diyor: 

Özellikle Triceratops'un çok büyük ve sıradışı bir burnu var ve sürüngenlerin temel yapılarını hatırlasam da organların bunun içine nasıl sığdığını anlayamıyordum.

Tada ve ekibi, bu hayvanların burnunun anatomisini ilk kez kapsamlı bir şekilde inceledikleri bir çalışma yürüttü.

Bilim insanları bilgisayarlı tomografiden yararlanarak fosilleri inceledi. Ayrıca burun yapısını daha iyi anlamak için bugün yaşayan sürüngenlere ait verilere de başvurdular.

Bulguları hakemli dergi The Anatomical Record'da yayımlanan çalışmaya göre Triceratops'un sinirleri, diğer sürüngenlerden farklı bir bağlantıya sahipti.

Çoğu sürüngende sinirler ve kan damarları çeneyle burundan geçerek burun deliklerine ulaşıyor. Ancak Triceratops'un kafatası şekli çene yolunu engelleyerek sinir ve damarların burundan ilerlemesine neden oluyordu. 

Tada "Triceratops dokuları büyük burnunu desteklemek için bu şekilde evrimleşti" diye açıklıyor.

Fosil örneklerinde, neredeyse başka hiçbir dinozorda görülmeyen özel bir yapı da keşfedildi. 

Solunum türbinatı adı verilen bu ince, kıvrımlı yapılar, kanı beyne ulaşmadan önce soğutarak nemin kaybolup gitmesinin önüne geçiyordu. 

Araştırmacılar hem bu yapıların hem de sinir ve damarların rotasının değişmesinin, devasa dinozorun vücut sıcaklığını ve nemi kontrol altında tutmaya yaradığını düşünüyor.

Özellikle Geç Kretase'nin nemli sıcağında büyük kafalarını serinletmek üzere evrimleşmişler. 

Yeni çalışma, dinozorların yumuşak doku anatomisi hakkındaki önemli bir boşluğu dolduruyor. 

Araştırmacılar daha sonraki çalışmalarda bu ilginç hayvanların kafatasının diğer kısımlarına dair gizemleri aydınlatmayı umuyor.

Independent Türkçe, Phys.org, Science Blog, The Anatomical Record


Stephen King uyarlaması korku dizisi için takvim netleşiyor

Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
TT

Stephen King uyarlaması korku dizisi için takvim netleşiyor

Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)
Dışlanmış lise öğrencisi Carrie White'ın ürkütücü hikayesini anlatan 2013 yapımı Carrie: Günah Tohumu'nda (Carrie) başrolde Chloë Grace Moretz yer almıştı (Sony Pictures Releasing)

Korku türünün son yıllarda öne çıkan isimlerinden Mike Flanagan'ın sıradaki Stephen King uyarlaması, mevsimine son derece uygun bir takvimle gelebilir. 

Yapımda rol alan Katee Sackhoff, Amazon Prime Video için hazırlanan Carrie dizisinin yayın takvimine dair net bir işaret verdi.

The Haunting: Tepedeki Ev'in (The Haunting of Hill House) dizi sorumlusu ve yönetmeni olarak da tanınan Flanagan'ın, Carrie'yi bölüm bölüm anlatacak bir uyarlama için bizzat King tarafından seçildiği belirtiliyor. Dizinin çekimleri Ekim 2025'te tamamlandı ve 2026'da yayımlanacağı duyuruldu.

"Sizi güzel bir şey bekliyor"

The Direct'in aktardığına göre Sackhoff, açıklamayı Kanada'nın Vancouver kentindeki Fan Expo'da 14 Şubat'ta yaptı. Bo-Katan Kryze rolüyle Yıldız Savaşları (Star Wars) evreninden de tanınan oyuncu, Flanagan evreni anlamına gelen "Flanniverse" esprisiyle söze girip şu ifadeleri kullandı:

Mike Flanagan'a dönersek... Evet, Flanniverse... Carrie, Ekim 2026'da Amazon'da yayına giriyor. Sizi güzel bir şey bekliyor. Çok iyi. Gerçekten çok iyi.

Flanagan'ın Carrie dizisine dair şimdilik fazla detay yok ancak elbette King'in ikonik Göz (Carrie) romanından uyarlandığı biliniyor. Korku yazarının ilk romanı olan kitapta, genç Carrie, maruz kaldığı acımasız zorbalığın ardından mezuniyet balosunu kabusa çeviriyor.

Dizide Carrie White'ı genç yıldız Summer Howell canlandıracak. Çığlık'la (Scream) tanınan Matthew Lillard ise Müdür Grayle rolüyle kadroda yer alacak. Carrie'nin annesi Margaret'ı, Flanagan'ın diğer projeleriyle de tanınan Amerikalı aktris Samantha Sloyan oynayacak. 

Oyuncu kadrosunda ayrıca Alison Thornton ve Thalia Dudek gibi isimler yer alıyor.

Sackhoff, etkinlikte dizinin tonuna dair ufak bir ipucu da verdi: 

Yani, sonuçta Carrie bu... Ateş var mı? Biraz kan da olabilir.

Ardından şunu ekledi: 

Ben çok heyecanlıyım. Bayılacaksınız. Mike Flanagan işini çok iyi yapıyor.

Oyuncu ayrıca Flanagan'ın özellikle King uyarlamalarındaki başarısına dikkat çekerek, "Stephen ona güveniyor" dedi. Ayrıca şakayla karışık King'in Flanagan'a neredeyse "tüm kütüphanesini" açtığını ima etti: 

Şunu da yap, bunu da yap... Peki ya şu?

Flanagan daha önce Doktor Uyku (Doctor Sleep), Chuck'ın Hayatı (The Life of Chuck) ve Oyun (Gerald's Game) gibi eserleri uyarlamıştı. Şimdiyse Kara Kule (The Dark Tower) uyarlaması üzerinde çalışıyor. Flanagan'ın yakın zamanda söylediğine göre proje "ilerliyor, çok sayıda senaryo hazır ve ilk öncelik konumunda".

Independent Türkçe, GamesRadar, The Direct