Washington-Kahire diyaloğu: İki ülke arasındaki ilişkilerin geleceği nasıl olacak?

Gözlemciler, diyalogda ekonomi dosyasının ve bölgesel sorunların ele alınmasını bekliyorlar

Mısır ve ABD dışişleri bakanlarının geçtiğimiz Eylül ayında New York'ta gerçekleştirdikleri toplantıdan bir kare (Fotoğraf: ABD Dışişleri Bakanı’nın resmi Twitter hesabı)
Mısır ve ABD dışişleri bakanlarının geçtiğimiz Eylül ayında New York'ta gerçekleştirdikleri toplantıdan bir kare (Fotoğraf: ABD Dışişleri Bakanı’nın resmi Twitter hesabı)
TT

Washington-Kahire diyaloğu: İki ülke arasındaki ilişkilerin geleceği nasıl olacak?

Mısır ve ABD dışişleri bakanlarının geçtiğimiz Eylül ayında New York'ta gerçekleştirdikleri toplantıdan bir kare (Fotoğraf: ABD Dışişleri Bakanı’nın resmi Twitter hesabı)
Mısır ve ABD dışişleri bakanlarının geçtiğimiz Eylül ayında New York'ta gerçekleştirdikleri toplantıdan bir kare (Fotoğraf: ABD Dışişleri Bakanı’nın resmi Twitter hesabı)

İnci Mecdi
Washington ve Kahire'deki gözlemciler, bundan bir yıl önce ABD başkanlık seçimleri sırasında, 2013 yılının Temmuz ayında Müslüman Kardeşler yönetiminin düşmesinden sonra Mısır ile ilişkilerin gerildiği eski Başkan Barack Obama’nın yardımcısı olan Demokrat aday Joe Biden'ın seçimlerde başarılı olması halinde iki ülke arasındaki ilişkilerin yeniden gerilebileceğinden bahsediyorlardı. Ancak bu olumsuz beklentilere rağmen bölgesel gelişmeler, Başkan Biden yönetimi sırasında iki ülke arasındaki ilişkilerin doğasına farklı bir gerçeklik kazandırdı. Öyle ki iki ülkenin dışişleri bakanları, yaklaşık altı yıllık bir aradan sonra, aralarındaki stratejik diyalog oturumlarını başlatmak amacıyla bu hafta Washington'da bir araya geliyorlar.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre, ABD Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, uluslararası ve bölgesel meseleler, insan hakları ve ikili iş birliği alanlarının ele alınacağı iki ülke arasındaki stratejik diyalog çerçevesinde Pazartesi ve Salı günleri Washington'da Mısırlı mevkidaşı Samih Şukri ve beraberindeki heyetle bir araya gelecek. Blinken, yaptığı bir açıklamada, Mısır'ı ‘ABD için hayati bir ortak’ olarak nitelendirerek, “Güvenlik alanındaki iş birliğini güçlendirmenin ve insan hakları alanında ilerleme kaydetmenin yanı sıra önemli ekonomik ve kültürel ilişkilerimizi geliştirerek ABD ve Mısır arasındaki kırk yıllık ortaklığı güçlendirmeye kararlıyız” ifadelerini kullandı.
ABD Başkanı’nın Mısırlı mevkidaşı Abdulfettah es-Sisi ile bu yılın Ocak ayında Beyaz Saray'a gelişinden bu yana henüz bir görüşme gerçekleşmemiş olsa da bölgesel gelişmeler, ilişkinin karamsar beklentileriyle çelişen bir yakınlaşmaya yol açtı. Mısır, geçtiğimiz Mayıs ayında aradığı Şeyh Cerrah semtinde Filistinli göstericiler ile İsrail polisi arasında çıkan çatışmaların ardından iki taraf arasında çıkan bir savaşın ardından Mısır, İsrail ile Hamas Hareketi arasındaki ateşkes müzakerelerinde önemli bir rol oynadı. ABD Başkanı Biden, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’yi aradı ve Kahire'nin iki taraf arasında ateşkese varılması konusunda oynadığı belirleyici role övgüde bulundu.


Mısır, geçtiğimiz Mayıs ayında İsrail ile Hamas Hareketi arasındaki ateşkes müzakerelerinde çok önemli bir rol oynadı (Reuters)

Mısır’ın İsrail ile Hamas Hareketi arasında uzlaşıya varılmasında önemli bir rol üstlenmesinden bu yana ABD'li üst düzey yetkililer sık ​​sık Kahire'yi ziyaret eder oldular. Bu ziyaretlerden birinde ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan, geçtiğimiz Eylül ayında Mısır Cumhurbaşkanı Sisi ile bir araya geldi. Gözlemciler, stratejik diyalog başta sembolik olsa da ülkelerin güçlü oyuncular olduğu bölgesel sorunların ele alınması çok çeşitli ikili önceliklere yüksek düzeyde katılım fırsatı sunuyor.

Verimli diyalog
Mısır Dışişleri Konseyi Onursal Başkanı Abdurrauf er-Redi’ye göre iki ülke arasındaki stratejik diyalogun büyük bir siyasi gelişme veya ‘atılım’ ile sonuçlanması beklenmiyor. Redi, söz konusu diyalogun, görüşlerin netleştirilmesi ve iki ülke arasındaki görüşlerin yakınlaşması açısından önem taşıdığını söyledi.
Gözlemciler, askeri iş birliği, ikili ilişkiler ve ekonominin Washington ile Kahire arasındaki stratejik diyalogda ele alınacak başlıca konular olmasını bekliyorlar.
Washington merkezli düşünce kuruluşu Atlantik Konseyi’nde (Atlantic Council) Ortadoğu programları üyesi olan Allison Nour’a göre Mısır'ın doğrudan yabancı yatırımı geliştirme dürtüsü ve ABD'nin istikrarlı ve büyüyen bir Mısır ekonomisine olan ilgisi, ekonominin verimli bir görüşmede ele alınacak başlıca konulardan biri olacağı anlamına geliyor.
Nour, değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Diyalog, Biden yönetimi altında ABD-Mısır ilişkilerinin nasıl görüneceğini belirlemede bir kilometre taşı olmanın yanı sıra her iki taraf için de uzun bir geçmişi ve gelecekteki potansiyeli olan ikili ticareti geliştirmek için bir fırsat niteliğindedir. ABD ile Mısır arasındaki iş birliğinin ortaya çıkan bölgesel jeopolitik gelişmeler üzerindeki sonuçları da ilişkinin gidişatını şekillendirecektir.”

Bölgesel sorunlar
Bu yılki stratejik diyalog, ABD’nin Çin ile rekabet ettiği Hint-Pasifik bölgesine odaklanmak için Ortadoğu ve hatta Afrika Boynuzu ülkelerindeki birçok dalgalanmanın ortasında bölgeden çekildiği bir dönemde gerçekleşiyor. Şukri ve Blinken arasında bu hafta yapılacak görüşmelerde ele alınması beklenen çok sayıda mesele var.
Abdurrauf er-Redi, Mısır’ın bu diyalogdaki önceliğinin Nahda (Rönesans Barajı) meselesi ve dolayısıyla ulusal güvenlik sorunu haline gelen Etiyopya'daki iç çatışma, Sudan ve Libya'daki siyasi gerilimlerin yanı sıra topraklarında Rusya, Türkiye ve İran’ın askeri varlığının olduğu Suriye başta olmak üzere diğer Arap ülkelerinde son on yılda ortaya çıkan meseleler olduğunu belirtti.
Allison Nour ise bu yılki diyalogun Kahire için Mısır’ın bölgesel meselelerdeki liderliğini canlandırmaya çalıştığı bir zamanda, bölgede ABD için hayati bir ortak olarak oynadığı rolü yeniden öne sürmek için bir fırsat sunduğuna, Washington için ise İsrail-Filistin çatışması gibi uzun süredir devam eden konularda iş birliğini geliştirmek, Mısır'ın Sudan’daki darbe gibi bir takım bölgesel sorunlara yaklaşımını etkilemek ve Etiyopya’nın inşa ettiği Rönesans Barajı gibi konularda yapıcı davranmayı teşvik etmek için bir fırsat olduğunu söyledi.
Mısır ve ABD arasındaki stratejik diyalog, 1998 yılında eski Başkan Bill Clinton yönetimi döneminde kurulmuştur ve bölgedeki en eski diyaloglardan biridir.  O dönemden beri periyodik olarak düzenlenen diyaloga Obama yönetimi sırasında 2009-2015 yılları arasında uzun bir ara verildi. Ancak 2015 yılının Ağustos ayında gergin bir atmosferde, iki ülke arasındaki güvenlik ve ekonomik işbirliğine odaklanıldı. Dönemin ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Mısır'ın askeri desteğinin devam ettiğini vurguladı. Bu da gerginliğin azaldığının bir işareti olarak görüldü. Washington, diyalog öncesinde Mısır'ın aynı yılın Mart ayında Kahire'ye askeri yardımı yeniden başlatmasının ardından sekiz F-16 savaş uçağını teslim edeceğini duyurdu.
Eski Başkan Trump yönetimi sırasında, 2017 yılının Nisan ayında Cumhurbaşkanı Sisi’nin Beyaz Saray’a yaptığı ziyaret çerçevesindeki görüşmede iki lider, diyalogu sürdürme konusunda anlaştılar.  Ancak Trump yönetimi ile diyalog görüşmeleri hiçbir zaman gerçekleştirilemedi. Bu yılın başlarında yapılan seçimlerde de ABD yönetimi değişti. Mısır Dışişleri Bakanı Şukri, o dönem yaptığı açıklamalarda, iki ülkenin teknik, ekonomik ve güvenlik kurumlarının stratejik diyalogu yeniden başlatmak için çalışacaklarını, onay ve yürütme mekanizmalarının geliştirilmesiyle ilgili önerilerini iki ülkenin liderlerine sunacaklarını söyledi.

Sudan ve Etiyopya
Geçtiğimiz Nisan ayında Mısır’ın Washington Büyükelçisi Motaz Zahran, ABD merkezli Foreign Policy dergisinde, “Nahda Barajı müzakerelerini artık sadece Washington kurtarabilir” başlıklı bir makale yazdı. Zahran, makalesinde, “Mısır'ın, Nil Nehri sularındaki payı üzerindeki etkisi göz önüne alındığında Mısırlılar için bir beka sorunu olan Nahda Barajı ile ilgili görüşmelerde daha büyük bir rol oynaması için ABD yönetimine baskı yapması bekleniyor” ifadelerini kullandı.
Allison Nour’a göre Biden yönetiminin şimdiye kadar, Tigray bölgesi ile genişleyen iç savaş nedeniyle Etiyopya’daki karmaşık durumdan ötürü doğrudan arabuluculuğa girişmekten kaçınan bir tutum sergiledi. Sudan'daki askeri darbeyle durum daha da karmaşık hale getirdi. Her iki mesele de bölgesel istikrarla ilgili kısa vadeli endişelere yol açtı. Bu da tarafların yakın bir gelecekte Nahda Barajı ile ilgili yeni müzakerelere katılmaları umutlarını söndürebilir.
Nahda Barajı konusunda Kahire'nin Washington'a baskı yapması gerekebilecek bir nokta daha var. Etiyopya, geçtiğimiz ay, Türkiye ile ‘Bayraktar TB2’ model insansız hava araçları (İHA) satın almak için bir anlaşma imzaladı. Bu anlaşma Mısır’da endişe kaynağı oldu. Washington Yakın Doğu Politikaları Enstitüsü'ndeki Arap Politikaları Programı'nın direktörü David Schenker, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, “Öyle görünüyor ki Kahire, Washington'dan insansız hava aracı anlaşmasını engellemeye yardım etmesini istedi, ancak Biden yönetiminin buna müdahale etmeye istekli olup olmadığı, hatta müdahale edip edemeyeceği dahi belli değil” dedi.
Nahda Barajı meselesi aynı zamanda Sudan'daki gergin siyasi durumdan da ayrı tutulamaz. Mısır ve Sudan arasındaki yakın askeri ilişkiler göz önüne alındığında, sivil hükümete yönelik askeri darbeye yönelik tutumu ve desteği de Washington için önemli bir faktör teşkil ediyor. David Schenker, Mısır Cumhurbaşkanı Sisi’nin, Sudan’da yeniden sivil yönetimin başa geçmesi ve ülkedeki siyasi gerilimlerin yumuşatılması için arabuluculuk yapma konusunda yararlı bir rol oynayabileceğini söyleyerek, “Buna göre Blinken, Washington'ın Mısır'ın darbe karşıtı kampa katılmasına ilişkin beklentilerini ifade etmeli” şeklinde konuştu.
ABD, bu bağlamda baraj konusunda daha fazla ilerleme kaydetmek istediğini gösterdi ve başta Sudan olmak üzere diğer bölgesel konularda somut olumlu sonuçlar elde edebilir.

Libya ve Suriye
Libya'da 24 Aralık'ta cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri yapılması beklenirken, Mısır ile ABD arasında bu konuda koordinasyon kurulması büyük önem taşıyacak. Kahire, Libya’da çalışan Mısırlı işçiler başta olmak üzere iki ülke arasındaki güçlü çıkarlar göz önüne alındığında, Libya'nın istikrarını ve 2011 öncesindeki durumuna geri dönmesini istiyor. Bunu başarmak için de Türkiye ve Rusya tarafından desteklenen paralı askerlerin Libya’dan ayrılması için ABD’nin baskısına ihtiyaç var. Bunun yanı sıra Kahire de Libya’da çatışan taraflar arasındaki durumu yatıştırmak için hayati bir rol oynamaya çalışıyor.
Mısır, Arap Birliği (AL) üyeliği dondurulan Suriye’nin üyeliğinin yeniden aktifleştirilmesi ve yeniden bölgede siyasi ve ekonomik olarak rol üstlenmesi dahil olmak üzere ‘Arap saflarına’ dönmesi gerektiğini büyük bir coşkuyla savunuyor.  David Schenker’e göre Biden yönetimi bu tutuma karşı değil, fakat bunun karşılığında Esed rejiminin bir takın tavizlerde bulunmasını sağlamak için en azından Mısır ve diğer Arap ülkelerinden ortaklarıyla sivilleri korumak gibi ulaşılabilir hedeflerden, Suriye topraklarındaki İran balistik füze üslerini sınırlamak gibi daha iddialı hedeflere kadar bazı noktalarda koordinasyon içinde olması gerekiyor.



Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
TT

Barış Konseyi’ndeki İsrail ekibi Gazze Şeridi’nin nasıl yeniden inşa edileceğini açıkladı

Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)
Gazze şehrinin batısındaki yıkık bir caminin kalıntıları yanında Kur’an-ı Kerim okuyan bir kız, 21 Şubat 2026 (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu’da kapsamlı barış planının başarıya ulaşıp ulaşamayacağına dair tartışmalar sürerken, özellikle Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmeyeceğini düşünen çevreler planın uygulanabilirliği konusunda şüphelerini dile getiriyor. Bu kesimler, İsrail hükümetinin de bu durumu, süreci bütünüyle sekteye uğratmak için kullanabileceğini ve müzakereleri zorlaştıracak çok sayıda ağır şart öne sürebileceğini savunuyor. Buna karşılık ABD yönetimine yakın isimler ise iyimser mesajlar veriyor. Projede kilit sorumluluklar üstlenen üç İsrailli yetkili de bu isimler arasında yer alıyor.

Söz konusu isimler, ABD Başkanı’nın planın başarıya ulaşması konusunda kararlı olduğunu ve sürecin sabote edilmesine izin vermeyeceğini vurguluyor. Ayrıca şimdiye kadar atılan adımların, biriken engellere rağmen ‘umut verici’ olduğunu ifade ediyorlar.

dvfd
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, toplu iftar yapan yerinden edilmiş aileler, 21 Şubat 2026 (AFP)

İsrail’in önde gelen gazetelerinden Yedioth Ahronoth, ABD ekibi tarafından görevlendirilen ve İsrail’i resmen temsil etmeyen İsrailli yetkililere dayandırdığı haberinde, sürecin artık geri dönülmez biçimde başladığını aktardı. Yetkililer, Mısır, Türkiye ve Katar’ın Hamas’ı iş birliğine ikna etmek için etkili bir rol üstlendiğini ifade etti.

Gazete, İsrail’in siyasi ve askeri liderliğinde birçok ismin Trump’ın vizyonuna ve bu vizyona inanan danışmanları Steve Witkoff ile Jared Kushner’ın planı fiilen hayata geçirme kapasitesine kuşkuyla yaklaştığını yazdı. Söz konusu iki ismin, planın uygulanma mekanizmalarını oluşturmak ve başarıya ulaştırmakla görevlendirildiği belirtildi.

Buna karşılık Barış Konseyi’nde yer alan İsrailli yetkililer (İş insanı Yakir Gabay, teknoloji sektörü yöneticisi Liran Tancman ve Başbakan Binyamin Netanyahu’nun ABD koordinasyon merkezindeki temsilcisi Michael Eisenberg) Hamas’ın silah bırakmayı kabul etmesi ve Filistinlilerin okul müfredatını ‘barış ve hoşgörü kültürünü’ esas alacak şekilde değiştirmesi halinde Trump’ın projesinin ‘Gazze Şeridi’ni gerçek bir rivieraya dönüştürmek için tarihi bir fırsat’ olacağını savundu.

Şarku’l Avsat’ın Yedioth Ahronoth’tan aktardığına göre yetkililer, projenin arkasında ‘engellenmesi zor, sağlam, profesyonel ve dengeli bir çekirdek oluşturan’ Amerikalı, Arap ve uluslararası isimlerden oluşan bir kadronun bulunduğunu ifade etti.

Ancak aynı yetkililer, Hamas’tan talep edilen hususun ‘taviz verilemeyecek belirleyici unsur’ olduğuna da dikkat çekti.

İlk görev

Barış Konseyi üyesi Yakir Gabay, projenin uygulanmasına ilişkin vizyonunu açıklarken, “İlk görev 70 milyon ton moloz ve patlayıcı kalıntısını temizlemek, geri dönüştürülebilecek malzemeleri değerlendirmek, yüzlerce kilometrelik tüneli yıkıp doldurmak ve Gazze sakinleri için dayanıklı çadırlar ile konteynerlerden oluşan geçici konutları hızla organize etmek olacak. Bu adımlar, altyapı ve konut inşasıyla eş zamanlı yürütülecek” dedi.

dfvfdv
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nın kuzeyinde, yerinden edilmiş kişiler için kurulan çadırlar (AFP)

Gabay, modern hastaneler, okullar, fabrikalar, tarım alanları, karayolu ve demiryolu ağları, enerji, su ve veri merkezleri ile bir liman ve havaalanı inşasını içeren ayrıntılı bir plan hazırlandığını belirtti.

Ortadoğu’da milyonlarca konut inşa etmiş deneyimli müteahhitlerin projeye dahil edileceğini kaydeden Gabay, ‘uygun maliyetli’ konut üretimi için finansmanın hazır olduğunu, yüz binlerce kişiye istihdam sağlanacağını ifade etti.

Konut ve iş alanlarının yanı sıra 200 otelin inşasının da planlandığını açıkladı.

Gabay ayrıca, bu çerçevede Jared Kushner’ın açıklamalarına atıfta bulunarak, Gazze’de Ali Şaas liderliğinde kurulan teknokrat hükümete ve yolsuzlukla mücadele konusunda sağlanan mutabakata dayandıklarını söyledi.

Yüksek teknoloji girişimcisi ve hükümete bağlı siber merkez danışmanı Liran Tancman ise Amerikalı, Arap ve Filistinli taraflarla iş birliği içinde modern teknolojik çözümler geliştirilmesini öngören bir planın uygulanmasından sorumlu olduğunu belirtti. Gazze Şeridi’nde internet altyapısının 2G’den beşinci nesil teknolojiye yükseltileceğini ve hizmetin halka ücretsiz sunulacağını vaat eden Tancman, Gazze Şeridi’nde üretilen mal ve ürünlerin yurt dışına ihracı için modern mekanizmaların oluşturulduğunu da açıkladı.

Yeni bir çağ

İsrailli yetkililer, Yedioth Ahronoth gazetesine yaptıkları açıklamada, Gazze Şeridi’nin yeniden imar planının fiilen Refah’ta başladığını ve üç yıl süreceğini bildirdi. İsrail’in halihazırda moloz temizleme çalışmalarını yürüttüğünü belirten yetkililer, ilk aşamada 500 bin kişiyi barındıracak 100 bin konut inşa edileceğini, yalnızca altyapı maliyetinin 5 milyar dolar olacağını ifade etti. Hedefin, Gazze Şeridi’ndeki tüm vatandaşlar için 400 bin konut inşa etmek olduğu; altyapı için 30 milyar dolar ve yeniden inşa için aynı tutarda kaynak öngörüldüğü kaydedildi.

vfdvfd
Gazze şehrindeki er-Rimal Mülteci Kampı’nda yerinden edilmiş bir kadın, seyyar su tankerlerinden doldurduğu iki su kabını taşıyor, 21 Şubat 2026 (AFP)

Gazete, Barış Konseyi’nden üst düzey bir üyenin, “Hamas planla olumlu şekilde etkileşime girerse bunun iyi bir karşılığı olur. İsrail’de liderleri için af çıkabilir, hatta silahları para karşılığında satın alınabilir. En önemlisi, Gazze ve halkı dünyaya açık ve bağlantılı yeni bir döneme geçer” ifadelerini aktardı.

Öte yandan The Times of Israel’e konuşan bir ABD’li yetkili, Yedioth Ahronoth’ta yer alan bilgilerin büyük bölümünü doğruladı. Yetkili, “Hamas silah bırakmayı kabul etmeden fon akışı başlamaz. Ancak İsrail’in de olumlu bir tutum sergilemesi gerekecek” dedi.

The Times of Israel’e konuşan bir Arap diplomat ise “Ortadoğu’da kibir tehlikeli olabilir” uyarısında bulunarak, ABD’nin Gazze’nin yeniden inşasını ve bölgede yeni bir teknokrat hükümet kurulmasını kapsayan planının ikinci aşamasının başarıya ulaşması için hem İsrail hem de Hamas üzerindeki sürekli baskının gerekli olacağını söyledi.

Bölgesel arabulucuların Hamas ile yürüttüğü silahsızlanma görüşmelerine de vakıf olduğu belirtilen diplomat, Washington’un bu konuda bir anlaşmaya varılabileceğine inanması için gerekçeler bulunduğunu aktardı.

Ancak diplomat, silahsızlanma sürecinin zaman alacağını ve Hamas’ın bazı üyelerinin, Gazze Şeridi’ni yönetmek üzere oluşturulan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi gözetimindeki kamu sektörüne entegre edilmesini gerektireceğini ifade etti. İsrail’in bu çerçeveye karşı çıkmasının muhtemel olduğunu belirten diplomat, Tel Aviv yönetiminin söz konusu komitenin başarısını kolaylaştıracağı konusunda da ciddi şüpheler bulunduğunu dile getirdi.


Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnan Meclis Başkanı Berri: Meclis seçimlerinin ertelenmesini istemiyorum

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
TT

Şarku’l Avsat’a konuşan Lübnan Meclis Başkanı Berri: Meclis seçimlerinin ertelenmesini istemiyorum

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)
Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri (Meclis Başkanlığı)

Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, Şarku’l Avsat gazetesine verdiği demeçte, ‘Beşli Komite’deki büyükelçilerin 10 Mayıs'ta yapılması planlanan meclis seçimlerinin ertelenmesinden yana olduklarını belirterek “Onlara bunu reddettiğimi ve (Beşli Komite'den) diğer büyükelçilere de teknik olarak parlamento seçimlerinin ertelenmesini veya parlamentonun görev süresinin uzatılmasını desteklemediğimi bildirdim” dedi.

Berri, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Meclisin teknik nedenlerle ertelenmesi veya uzatılması konusunda beni kişisel olarak suçlamaya çalışanları engellemek için seçimlere ilk aday olan bendim. Bu yüzden hem ülke içinde hem de dışında ilgili kişilere, son dakikaya kadar bu konuyu takip edeceğime dair bir mesaj vermek istedim.”

 (Lübnan'ın doğusunda) Bekaa Vadisi’nin orta kesimlerindeki ve kuzeyindeki beldeleri hedef alan İsrail saldırılara değinen Berri, tüm bunları ‘Lübnan'ı Tel Aviv'in koşullarını kabul etmeye zorlamayı amaçlayan yeni bir savaş’ olarak nitelendirdi.


DEAŞ, Suriye Cumhurbaşkanı Şara’yı tehdit edip orduya saldırdı

DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
TT

DEAŞ, Suriye Cumhurbaşkanı Şara’yı tehdit edip orduya saldırdı

DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)
DEAŞ terör örgütü üyelerinin tutulduğu Rakka'daki El-Aktan hapishanesinin önünde Suriyeli bir asker (AFP)

Suriye Savunma Bakanlığı dün, DEAŞ’ın açıklamasından birkaç saat sonra, Rakka'nın kuzey kırsalında kimliği belirsiz kişiler tarafından düzenlenen saldırıda bir askerin ve bir sivilin öldüğünü duyurdu.

DEAŞ tarafından yapılan açıklamada, Suriyeli yetkililere karşı ‘yeni bir saldırı aşaması’ başlatıldığı duyuruldu. Suriye'nin doğusunda düzenlenen saldırının sorumluluğunu üstlenen DEAŞ, terör eylemlerini artırdı.

DEAŞ, cumartesi günü geç saatlerde yayınlanan bir sesli mesajda Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed eş-Şara'ya saldırarak, onun kaderinin de devrik Devlet Başkanı Beşşar Esed'in kaderine benzeyeceğini öne sürdü. Mesajda, dünyanın dört bir yanındaki DEAŞ destekçilerini önceki yıllarda yaptıkları gibi Yahudi ve Batılı hedeflere saldırı çağrısı yapıldı.