Saat 9'u 5 geçe hayat 1 dakika durdu

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Saat 9'u 5 geçe hayat 1 dakika durdu

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, ebediyete intikalinin 83'ncü yılında anıldı. Tüm Türkiye'de saat 09.05'te hayat durdu ve vatandaşlar Ata'ya saygı duruşunda bulundu.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, ebediyete intikalinin 83'ncü yılında saygıyla anıldı. Tüm Türkiye'de saat 09.05'te vatandaşlar saygı duruşunda bulundu.
Ankara'nın en işlek noktalarında hayat, Ata'ya duyulan saygının işareti olarak bir dakikalığına durdu.

Atatürk'ün ebediyete intikal ettiği saat olan 09.05'te sirenlerin çalmasıyla başkentin cadde ve sokaklarında vatandaşlar saygı duruşunda bulundu. Sürücüler araçlarından inerek saygı duruşuna katıldı.

Bazı sürücüler de kornaya basarak sirenlere eşlik etti.

Saygı duruşu sırasında duygulanan vatandaşlar oldu.

Taksim Meydanı'nda tören
Taksim Cumhuriyet Anıtı'nda düzenlenen anma töreninde İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, 1. Ordu ve Garnizon Komutanı Korgeneral Kemal Yeni, CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, İstanbul İl Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul İl Jandarma Komutanı Tümgeneral Yusuf Kemal Topcu, Sahil Güvenlik Marmara ve Boğazlar Bölge Komutanı Tuğamiral Tayfun Paşaoğlu, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu'nun yanı sıra gaziler, siyasi parti temsilcileri, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve vatandaşlar hazır bulundu.

Törende İstanbul Valiliği, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, 1. Ordu Komutanlığı ve diğer kurum, kuruluşlar, siyasi partiler anıta çelenk sundu.
Büyük Önder Atatürk'ün hayata gözlerini yumduğu 09.05'te sirenlerin çalmasıyla saygı duruşunda bulunuldu.
İstiklal Marşı'nın okunmasıyla program sona erdi.

Dolmabahçe Sarayı'ndaki odasında törenle anıldı
Sarayın Harem bölümündeki 71 numaralı odada düzenlenen anma töreni, Cumhurbaşkanlığı çelenginin sunulmasının ardından, İstanbul Vali Yardımcısı Özlem Bozkurt Gevrek, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanvekili Hüseyin Aksu, Cumhurbaşkanlığı Milli Saraylar İdaresi Başkanı Yasin Yıldız, Türk Silahlı Kuvvetlerini temsilen Tank Albay Mahmut Sert, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Atatürk Kültür Dayanışma Eğitim Vakfı (AKDEV) Genel Başkanı Gül Karayaldız'ın kurumları adına çelenk ve buketlerini, Atatürk'ün hayata gözlerini yumduğu yatağın üzerine bırakmalarıyla başladı.

Büyük Önder Atatürk'ün ebediyete intikal ettiği saat 09.05'te sirenlerin çalmasıyla saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı okundu.
Mustafa Kemal Atatürk'ün 10 Kasım 1938'de yaşamını yitirdiği Türk bayrağı örtülü yatağının iki yanında iki polis memuru saygı nöbeti tuttu.

Vatandaşlardan yoğun ilgi
Saat 07.30 itibarıyla vatandaşların ziyaretine açılan oda, törenin ardından tekrar ziyaret edilmeye başlandı.
Tören saatine yaklaşırken, 7'den 70'e her yaştan vatandaş saray önünde uzun kuyruklar oluşturdu. Beşiktaş Belediyesi çalışanlarının da bulunduğu kortej Dolmabahçe Sarayı'na yürüdü.
Bazı vatandaşlar Atatürk'ün yatağı ile çevresine çiçeklerini, bazı gençler ve çocuklar da Büyük Önder'e özlemlerini içeren notlarını ve bayrak bıraktı.
Kimi vatandaşlar Atatürk'ün yatağının önünde dua okurken, kimileri de fotoğraf ve video çekti. Ziyaret sırasında bazı vatandaşlar gözyaşlarını tutamadı.
İçerideki tören, dışarıya ve sarayın içine kurulan ekranlardan da yansıtıldı.
Törene Türkiye Değişim Partisi (TDP) Genel Başkanı Mustafa Sarıgül de katılarak törenin ardından dua etti.

TBMM'deki tören
Törene, TBMM Başkanvekili Haydar Akar, CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, TBMM İdare Amiri Erkan Haberal, TBMM Başkanlık Divanı üyeleri, milletvekilleri, Meclis bürokratları ve çalışanlar katıldı.
TBMM Başkanvekili Akar'ın, Atatürk Anıtı'na kırmızı beyaz karanfillerden oluşan çelengi bırakmasının ardından, Atatürk'ün vefat ettiği saat 09.05'te sirenlerin çalmasıyla saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı okundu.
Törenin ardından TBMM Koruma Daire Başkanlığına bağlı polisler, Atatürk Anıtı'nın önünde saygı nöbeti tuttu.

İstanbul'da 09.05'te hayat durdu
Türkiye'nin en büyük metropolü İstanbul'da hayat, Atatürk'ün hayata gözlerini yumduğu 09.05'te sirenlerin çalmasıyla adeta durdu.
İstanbul'da işine giden çalışanlar, okuluna giden öğrenciler, üst geçitlerde ve durakta bulunanlar, sokak satıcıları, 2 dakika saygı duruşunda bulundu. Bazı İstanbullular evlerinde, bazıları iş yerlerinden çıkarak kapı önlerinde saygı duruşuna katılırken öğrenciler de yurtların balkonlarında Atalarını andı.

Kentin ana caddelerinde, sokaklarında da saat 09.05'te trafik dururken, araçlarından inen sürücüler korna çalarak saygı duruşuna eşlik etti. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nde de sürücülerin araçlarını durdurarak anmaya katıldığı gözlendi.

Yön tabelalarında "1881-∞" ibaresi bulunan metrobüs, otobüs, metro gibi toplu taşıma araçlarında da yolcular sirenlerin çalmasıyla ayağa kalktı. Bazı metrobüsler de bu sürede duraklarda bekleyerek saygı duruşuna katıldı.

Galata Köprüsü'ndeki balıkçılar, parklarda ve sahillerde yürüyen İstanbullular da saat 09.05'te saygı duruşunda bulundu.

İstanbullular saygı duruşunun ardından İstiklal Marşı'na da eşlik etti.
Kente görev yapan polis ekipleri de sirenlerin çalmasıyla saygı duruşuna katıldı.

İstanbul Havalimanı'ndaki anma töreni
Terminale asılan Türk bayrağı ile Atatürk'ün portresi önünde bir araya gelen çalışanlar ile yolcular, saatler 09.05'i gösterdiğinde 1 dakikalık saygı duruşunda bulundu.
Dış Hatlar Terminali pasaport kontrol noktası önünde yapılan anmaya, İstanbul Havalimanı Mülki İdare Amiri Mehmet İlker Haktankaçmaz, İGA Havalimanı İşletmesi İcra Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Kadri Samsunlu, İstanbul Havalimanı Emniyet Şube Müdürü Hüseyin Ağca, Devlet Hava Meydanları İşletmesi İstanbul Başmüdürü Sadık Sürücü ile bazı çalışanlar katıldı.
Tören, İstiklal Marşı'nın okunmasıyla sona erdi.



İsrail’den yeni hamle... Smotrich, ‘Filistinlilerin göçünü teşvik etme’ sözü verdi

Ağır iş makineleri, Batı Şeria’daki El Halil yakınlarında Filistinlilere ait bir binayı yıkıyor. (Reuters)
Ağır iş makineleri, Batı Şeria’daki El Halil yakınlarında Filistinlilere ait bir binayı yıkıyor. (Reuters)
TT

İsrail’den yeni hamle... Smotrich, ‘Filistinlilerin göçünü teşvik etme’ sözü verdi

Ağır iş makineleri, Batı Şeria’daki El Halil yakınlarında Filistinlilere ait bir binayı yıkıyor. (Reuters)
Ağır iş makineleri, Batı Şeria’daki El Halil yakınlarında Filistinlilere ait bir binayı yıkıyor. (Reuters)

İsrail medyasında bugün yer alan habere göre, İsrail’in aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, işgal altındaki Batı Şeria ve Gazze Şeridi’nden ‘Filistinlilerin göçünü teşvik etmeyi’ planladığını açıkladı.

Smotrich, dün akşam kendi partisi olan Dini Siyonizm Partisi tarafından düzenlenen etkinlikte, “Bir Arap terör devleti kurma fikrini ortadan kaldıracağız” ifadesini kullandı.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Smotrich, “Nihayet Oslo anlaşmalarını hem resmi hem de fiilen iptal edeceğiz. Egemenliğe doğru ilerlerken Gazze Şeridi ve Batı Şeria’dan göçü teşvik edeceğiz” dedi.

Smotrich ayrıca, “Başka uzun vadeli bir çözüm yok” vurgusunda da bulundu.

İsrail güvenlik kabinesi, geçen haftadan itibaren Batı Şeria üzerindeki kontrolü sıkılaştırmayı hedefleyen bir dizi önlemi onayladı. Bu önlemler, aşırı sağcı bakanlar tarafından destekleniyor ve Oslo anlaşmaları çerçevesinde Filistin Yönetimi’nin yetki sahibi olduğu bölgeleri de kapsıyor.

85 ülkenin Birleşmiş Milletler (BM) nezdindeki misyonları dün bu adımları kınadı. Eleştirmenler, alınan önlemleri Filistin topraklarının fiili ilhakı olarak nitelendiriyor.


İranlılar, protesto kurbanları için düzenlenen 40. gün anma töreninde liderlik karşıtı sloganlar attı

İran karşıtı protestocular, 17 Şubat 2026'da Cenevre'de ABD ve İran arasında başlayacak dolaylı nükleer görüşmeler öncesinde Birleşmiş Milletler ofisi önünde pankartlar ve resimler taşıdı (AFP)
İran karşıtı protestocular, 17 Şubat 2026'da Cenevre'de ABD ve İran arasında başlayacak dolaylı nükleer görüşmeler öncesinde Birleşmiş Milletler ofisi önünde pankartlar ve resimler taşıdı (AFP)
TT

İranlılar, protesto kurbanları için düzenlenen 40. gün anma töreninde liderlik karşıtı sloganlar attı

İran karşıtı protestocular, 17 Şubat 2026'da Cenevre'de ABD ve İran arasında başlayacak dolaylı nükleer görüşmeler öncesinde Birleşmiş Milletler ofisi önünde pankartlar ve resimler taşıdı (AFP)
İran karşıtı protestocular, 17 Şubat 2026'da Cenevre'de ABD ve İran arasında başlayacak dolaylı nükleer görüşmeler öncesinde Birleşmiş Milletler ofisi önünde pankartlar ve resimler taşıdı (AFP)

AFP’nin doğruladığı videolara göre İranlılar dün, binlerce kişinin ölümüne yol açan protestoların başlamasının 40. gününde hükümet karşıtı sloganlar attılar.

Tahran'daki yetkililer ayrıca, 8 ve 9 Ocak'taki protestoların zirve noktasında hayatını kaybeden "şehitler" için anma töreni düzenledi.

İranlı yetkililer, aralık ayı sonlarında başlayan karışıklıklar sırasında 3 binden fazla kişinin öldüğünü açıkladı. Ölenlerin çoğunun güvenlik güçleri mensupları ve yoldan geçenler olduğu, ayrıca ABD ve İsrail'den destek aldıkları iddia edilen "terörist eylemlerin" faillerinin de bulunduğu belirtildi.

Başlangıçta artan hayat pahalılığına karşı ortaya çıkan protestolar, rejimi, özellikle de Yüksek Lider Ali Hamaney'i hedef alan sloganlara dönüşüp büyümeden önce bir süre hafiflemişti. Ancak son günlerde, İranlıların geceleri evlerinden ve çatılarından sloganlar attığını gösteren videolar ortaya çıktı.

Bazı videolarda ise birkaç kurbanın ölümünün 40. gününü anmak için düzenlenen anma töreninde toplanan kalabalıkların hükümet karşıtı sloganlar atıldığı görülüyor.

vffdv
Tahran'da bir kadın, İran'daki önceki hükümet karşıtı protestolarda hayatını kaybedenlerin 40. yıldönümünde öldürülen bir kişinin fotoğrafını gösteriyor (AFP)

Görüntülerde, Abadan'da (güneybatı) insanların ellerinde çiçekler ve bir gencin resmini taşıyarak, "Hamaney'e ölüm" ve "Şah çok yaşasın" diye slogan attıkları görülüyor.

Aynı şehirden bir başka videoda ise silah seslerine benzeyen sesler duyduktan sonra panik içinde koşuşturan insanlar görülüyor; ancak seslerin gerçek mermi olup olmadığı net değil.

İnsan hakları örgütleri tarafından yayınlanan videolarda ayrıca, kuzeydoğudaki Meşhed ve merkezdeki Necefebad şehirlerinde düzenlenen anma törenlerinde, kalabalıkların yönetim karşıtı sloganlar attığı da görüldü.

Tahran'daki Büyük Camii'de yetkililer tarafından düzenlenen 40. gün anma töreninde, kalabalıklar İran bayrakları ve "şehitlerin" resimlerini taşıdı; büyük kompleksin her yerinde millî marşlar ile "Amerika'ya ölüm" ve "İsrail'e ölüm" sloganları yankılandı.

Yetkililer, protestoların barışçıl bir şekilde başladığını, ancak daha sonra cinayet ve vandalizm içeren "ayaklanmalara" dönüştüğünü söylüyor ve şiddetten ABD ile İsrail'i sorumlu tuttuyor.

Törene, aralarında Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı Muhammed Rıza Arif ve Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı İsmail Kaani'nin de bulunduğu üst düzey yetkililer katıldı.

Tesnim haber ajansına göre Kaani, “Göstericileri ve teröristleri destekleyenler suçludur ve sonuçlarına katlanacaklardır” dedi.

Dünkü tören, İran ve ABD arasında Cenevre'de yapılan ikinci tur müzakerelerle eş zamanlı gerçekleşti. Bu müzakereler, Washington'un ölümcül protestoların ardından Ortadoğu'ya bir uçak gemisi ve saldırı gurubu konuşlandırması ve Başkan Donald Trump'ın Tahran'a karşı askeri harekât tehdidinde bulunmasının ardından artan gerilimler arasında gerçekleşti.


Hamas’ın silahsızlanması için son tarih... Baskı taktiği Gazze anlaşmasını zorlaştırıyor

Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları arasında oyun oynayan çocuklar (AFP)
Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları arasında oyun oynayan çocuklar (AFP)
TT

Hamas’ın silahsızlanması için son tarih... Baskı taktiği Gazze anlaşmasını zorlaştırıyor

Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları arasında oyun oynayan çocuklar (AFP)
Gazze şehrinde yıkılmış bir binanın kalıntıları arasında oyun oynayan çocuklar (AFP)

İsrail basınına yansıyan sızıntılar, yarın (19 Şubat Perşembe) Washington’da Gazze Şeridi’ne ilişkin başlıkları ele almak üzere yapılması planlanan Barış Konseyi toplantısı öncesinde gündeme geldi. Söz konusu sızıntılarda, Hamas’ın silahsızlanması için 60 günlük süre tanınacağı, aksi halde ABD’nin ‘yeşil ışığıyla’ savaşın yeniden başlayabileceği ifade edildi.

Sızıntıların, ABD Başkanı Donald Trump’ın Hamas’ın derhal ve tamamen silahsızlanması yönündeki açıklamalarıyla büyük ölçüde örtüştüğü belirtiliyor. Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, bu adımı ABD ile İsrail’in, söz konusu dosyayı toplantı gündemine dayatmak amacıyla kullandığı ortak bir baskı aracı olarak değerlendirdi. Uzmanlar, bu baskının ‘Gazze anlaşmasının seyrini sekteye uğratabileceği’ uyarısında bulundu.

Gazze’de 10 Ekim’den bu yana, Trump’ın sunduğu öneriye dayanan bir ateşkes anlaşması yürürlükte bulunuyor. Hamas’ın silahsızlandırılması, ABD’nin ocak ayı ortasında ikinci aşamasına geçildiğini duyurduğu planın temel unsurlarından biri olarak öne çıkıyor. Bu aşamanın, İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nden kademeli çekilmesi ve bölgede istikrarın sağlanması için uluslararası bir gücün konuşlandırılmasıyla eş zamanlı ilerlemesi öngörülüyordu.

İsrail tarafı ise Trump yönetiminin talebi doğrultusunda Hamas’a silah bırakması için 60 günlük süre tanınacağını, sürenin yarınki Barış Konseyi toplantısının ardından başlayabileceğini belirtiyor. İsrail hükümet sekreteri Yossi Fuchs’un pazartesi akşamı yaptığı açıklamaya dayandırılan ve The Times of Israel tarafından aktarılan haberde, Hamas’ın talebe yanıt vermemesi halinde savaşın yeniden başlatılacağı tehdidinde bulunulduğu kaydedildi.

Bu gelişme, Trump’ın pazar günü sosyal medya platformu Truth Social üzerinden yaptığı paylaşımdan sonra geldi. Trump mesajında, “Hamas silahsızlanma taahhüdüne tamamen ve derhal uymalıdır” ifadesini kullandı.

Son sızıntı, aralık ayında gündeme gelen benzer bir iddiayı da hatırlattı. Israel Hayom gazetesi, ABD ile İsrail’in, Trump ile İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu arasında Florida’da gerçekleşen görüşmenin ardından Hamas’ın silahsızlandırılması için iki aylık bir takvim üzerinde uzlaştığını öne sürmüştü.

Trump söz konusu dönemde Netanyahu ile düzenlediği ortak basın toplantısında, “Hamas ve silahsızlanma konusunu ele aldık. Silah bırakmaları için çok kısa bir süre verilecek, sürecin nasıl ilerleyeceğini göreceğiz” demişti. Netanyahu ise o tarihte Fox News kanalına verdiği mülakatta, Hamas’ın yaklaşık 20 bin silahlı unsurunun bulunduğunu ve bunların yaklaşık 60 bin Kalaşnikof tüfeği bulundurduğunu savunmuş, savaşın hedeflerinin -başta Hamas’ın tamamen ortadan kaldırılması olmak üzere- henüz tam anlamıyla gerçekleşmediğini belirtmişti.

frrftgtr
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında, yerinden edilmiş insanların çadırlarının yanından geçen Filistinliler (AFP)

Askeri strateji uzmanı Muhammed el-Umde, söz konusu sızıntının ‘İsrail’in anlaşma sürecini yalnızca sekteye uğratmayı değil, tamamen başarısızlığa sürüklemeyi amaçlayan doktriniyle örtüştüğünü’ belirtti. El-Umde, özellikle bu yıl yapılacak seçimlerle bağlantılı çıkarlarının, Başbakan Binyamin Netanyahu’yu müzakereleri uzatmaya, süreci yavaşlatacak engeller ve savaşa dönüşü meşrulaştıracak gerekçeler üretmeye ittiğini savundu.

Filistinli siyasi analist Nizar Nazzal ise sızıntının birden fazla hedef taşıdığını ifade etti. Nazzal’a göre bunlar arasında beklenti çıtasını yükseltmek, ikinci aşama resmen sabitlenmeden önce ‘oyunun kurallarının’ değişebileceği mesajını vermek ve daha önce gündeme gelen kademeli silahsızlanma önerisinden farklı fikirler ortaya atarak Hamas üzerinde baskı kurmak yer alıyor.

Nazzal, bu gelişmeyi Washington yönetiminin Gazze anlaşmasını ilerletme konusundaki ciddiyetini test eden bir adım olarak nitelendirdi. Netanyahu hükümetinin ise süreci karmaşıklaştırmak ve Barış Konseyi’nde ortaya çıkabilecek muhtemel uzlaşıların önünü kesmek istediğini dile getirdi.

Son sızıntılar, bir hafta önce gündeme gelen farklı bir iddiayla çelişiyor. New York Times gazetesi, kaynaklara dayandırdığı haberinde Washington’un Hamas’a yönelik yeni bir teklif hazırladığını yazmıştı. Haberde, İsrail’i vurma kapasitesine sahip ağır silahların teslim edilmesini öngören teklifin, ilk aşamada Hamas’ın bazı hafif silahları elinde tutmasına izin verebileceği ve önerinin önümüzdeki haftalarda sunulmasının planlandığı belirtilmişti.

fygfy
Geçtiğimiz pazar günü Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta yıkılmış binaların enkazı üzerine Ramazan süsleri asan Filistinliler (EPA)

Hamas ise silah konusunda tutumunu koruyor. Hareketin önde gelen isimlerinden Halid Meşal, bir hafta önce Doha’da düzenlenen bir forumda silahların tamamen bırakılması çağrılarını reddetti. “Halkımız hâlâ işgal altında. Bu nedenle silahsızlanma çağrısı, halkımızı kolayca ortadan kaldırılabilecek bir kurban haline getirme girişimidir. İsrail ise uluslararası düzeyde her türlü silahla donatılmış durumda” diyen Meşal, Barış Konseyi’ne ‘dengeli bir yaklaşım’ benimseme çağrısında bulundu.

Askeri uzman Muhammed el-Umde, tartışmaların kademeli silahsızlanma önerisi etrafında şekillenebileceğini ancak iki aylık sürenin Hamas ya da başka bir yapının silah bırakması için yeterli olmayacağını savundu. El-Umde, “Hareket zaten böyle bir adım atmayacak ve bu yolu kabul etmeyecektir” dedi.

El-Umde’ye göre Hamas gibi bir yapının silahsızlandırılması, taraflar arasında bir mutabakat sağlansa dahi en az bir yıl sürecek bir süreç gerektirir.

Nizar Nazzal da çelişkili sızıntıların ‘müzakere sürecinde kullanılan bir baskı kartı’ olabileceğini ifade etti. Nazzal’a göre 60 günlük süre iki olası senaryoya işaret ediyor: Hamas’ı kısmi tavizlere zorlayarak Gazze anlaşmasının yavaş da olsa sürmesini sağlamak ya da anlaşmayı uzun süreli olarak dondurmanın ve İsrail’e daha geniş çaplı ihlaller için alan açmanın zeminini hazırlamak.