Koronavirüs aşısı yaptırmayanlar, aşılılara oranla ölüme 16 kat daha yakın

Avustralyalı yetkililer vatandaşlarını Kovid-19’a karşı aşı olmaya davet ediyor

Koronavirüs aşısı yaptırmayanlar, aşılılara oranla ölüme 16 kat daha yakın
TT

Koronavirüs aşısı yaptırmayanlar, aşılılara oranla ölüme 16 kat daha yakın

Koronavirüs aşısı yaptırmayanlar, aşılılara oranla ölüme 16 kat daha yakın

Avustralya'nın Yeni Güney Galler (NSW) eyaletinden yapılan açıklamaya göre veriler yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı aşı yaptırmamış kişilerin, yaptıranlara kıyasla yoğun bakım ünitelerine girme ve koronavirüs kaynaklı ölme olasılığının 16 kat daha fazla olduğunu ortaya koydu.
Şarku'l Avsat'ın Reuters haber ajansından aktardığı habere göre, tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgınının başlamasıyla birlikte Avustralyalı yetkililer vatandaşlarına aşı olmaları yönünde çağrıda bulundu.
NSW Sağlık Bakanlığı tarafından Pazartesi günü geç saatlerde yayınlanan veriler, Ekim ayına kadar 4 ay boyunca koronavirüsün mutasyona uğramış Delta varyantına bağlı hayatını kaybeden 412 kişinin yalnızca 11’inin tam doz aşı olduğunu gösteriyor.
Salgına bağlı hayatını kaybedenlerin yaş ortalaması 82’idi.
Ülke genelinde yoğun bakım ünitelerinde tedavi görenlerin yalnızca yüzde 3’ü koronavirüse karşı 2 doz aşı olurken aynı zamanda 16 Haziran -7 Ekim tarihleri arasında kayıtlara geçen 61 bin 800 vakanın yüzde 63'ünden fazlası aşılanmadı.
NSW Eyalet Sağlık Müsteşarı Kerry Chant yaptığı açıklamada, “Neredeyse tehlikeli hastalığı olmayan ve iki doz Kovid-19 aşısı yaptıran gençlerin enfeksiyon oranı daha düşük seyrediyor. Aynı zamanda, bu yaş grubunda aşı yaptırmayan gençlerin Kovid-19’a yakalanma olasılığı daha yüksek ve hastaneye yatırılmaları gerekebiliyor” ifadelerini kullandı.
Raporun sonuçları, salgına karşı aşı yaptırmamış bireylerin Kovid-19’tan ölme olasılığının tam doz aşı yaptıranlara oranla 11 kat daha fazla olduğu Eylül ayında ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi (CDC) tarafından açıklanan verilerle bağdaşıyor.
Avustralya, Haziran ayında başlayan son derece bulaşıcı Delta varyantının salgını başlayana kadar Sidney, Melbourne, en büyük şehirleri ve ulusal başkenti Canberra bu yıl büyük ölçüde hastalıktan etkilenmemişti.
Avustralya, son derece bulaşıcı ve hızlı yayılım gösteren Delta varyantının patlak vermesinden bu yana virüsten büyük ölçüde kurtulmuştu. Haziran ayında ülkenin en büyük iki şehri, Sidney, Melbourne ve başkent Canberra’da aylar süren kapanmaya yol açtı.
Koronavirüsün yayılım gösterdiği bölgeler, aşılama hedefleri yüzde 70 ve 80 oranında aştıktan sonra katı kısıtlamaları hafifletti.
Sidney ’inde içinde yer aldığı NSW’deki aşı dağılımı, ilk doz aşı olma kapsamında 16 yaş ve üzeri nüfusun yaklaşık yüzde 94’üne ulaşmasının ardından stabilize olmuş gibi görünüyor.



Dubai'den turistleri geri kazanmak için vize hamlesi

(Unsplash)
(Unsplash)
TT

Dubai'den turistleri geri kazanmak için vize hamlesi

(Unsplash)
(Unsplash)

Natalie Wilson Junior Seyahat Yazarı

Dubai, turistler için vize başvurularını kolaylaştırmak amacıyla iki yeni girişim başlatmaya hazırlanıyor.

Dubai'yi ziyaret eden turistler artık şehrin resmi turizm internet sitesi Visit Dubai üzerinden vize başvurusunda bulunabilecek.

Kasımda ayrıca, turist vizesi başvuruları dahil devlet hizmetlerini tek bir platformda birleştiren ve yalnızca davetle katılım sağlanabilen bir turizm üyelik programı başlatılacak.

Dubai hükümeti, şehri yeniden ziyaret edenlere yönelik Dubai Access Club adlı üyelik programının, Dubai'ye dönüşü "daha kolay ve daha avantajlı" hale getirmek için ayrıcalıklı deneyimler, hizmetler ve avantajlar sunduğunu belirtti.

Ortak Dijital Kanallar Girişimi kapsamında, tek girişli ve çok girişli turist vizesi başvuruları, Visit Dubai internet sitesindeki deneyim rezervasyonlarıyla birlikte yer alacak ve ziyaretçiler hizmetlere tek bir kanal üzerinden erişebilecek.

Platform değişse de vize başvurularının değerlendirilmesinden ve vizelerin verilmesinden GDRFA Dubai sorumlu olmaya devam edecek.

Dubai Kimlik ve Yabancılar İşleri Genel Müdürlüğü Genel Müdürü Korgeneral Muhammed Ahmed Al Marri şunları söyledi:

Dubai GDRFA olarak prosedürleri basitleştirmek, devlet hizmetlerine erişimi iyileştirmek ve gelişmiş dijital çözümlerden yararlanmak için stratejik ortaklarımızla yakın çalışıyoruz.

Ziyaretçilerin Visit Dubai platformu üzerinden turist vizesi başvurusu yapabilmesini sağlamak, en yüksek güvenlik ve verimlilik standartlarını korurken hizmetleri tek bir dijital süreçte birleştirmek açısından önemli bir adım.

Hükümete göre bu girişimler Dubai'nin "turizm ekosistemini geliştirme yönündeki sürekli çabalarını" ve Dubai Ekonomik Gündemi D33'ün hedeflerine katkısını yansıtıyor.

Dubai Veliaht Prensi Şeyh Hamdan bin Muhammed bin Raşid Al Maktum şunları söyledi:

Ziyaretçi yolculuğunun her aşamasını zenginleştiren ve misafirperverlikle hizmet mükemmelliği için yeni standartlar belirleyen girişimlerle Dubai'yi dünyanın en iyi üç turizm güzergahı arasına yerleştirmeye kararlıyız.

Amacımız, şehri dünya çapındaki gezginler için tercih edilen bir yer ve kaliteyle kolaylık açısından küresel bir ölçüt haline getirmek.

Temmuzda Dubai, İran-ABD savaşı nedeniyle turizmde yaşanan düşüşün ardından, ziyaretçileri emirliğe davet edenlere 40 bin liradan fazla değerde ödüller sundu.

Ekonomi ve Turizm Bakanlığı'nın girişimi "Dubai'ye Davet" programı, yerel halkı otel konaklamaları, yemek deneyimleri ve turistik yer biletleri gibi avantajlar karşılığında arkadaşlarını ve ailelerini Dubai'ye getirmeye davet etti.

20 Temmuz'la 31 Ekim tarihleri ​​arasında Birleşik Arap Emirlikleri'nde yaşayanlar, her biri 3 bin AED'ye (yaklaşık 41 bin TL) kadar değerinde paketlerden yararlanma hakkına sahipti.

Independent Türkçe,independent.co.uk/travel/news-and-advice


Claude'la yazılan metinlere görünmez iz: Anthropic kapsamı genişletiyor

Anthropic (Reuters)
Anthropic (Reuters)
TT

Claude'la yazılan metinlere görünmez iz: Anthropic kapsamı genişletiyor

Anthropic (Reuters)
Anthropic (Reuters)

Anthropic, metin filigranlama özelliğinin kapsamını genişletiyor. Bu da metinlerin, Claude'la yazıldığını gösteren görünmez bir iz taşıyacağı anlamına geliyor.

Anthropic, kelimelerin içine görünmez bir desen yerleştiren ve otomatik bir sistem tarafından saptanabilen metin filigranını modellerine entegre edeceğini ağustosta duyurmuştu. Bu özellik, üretken yapay zeka araçlarında bu tür bir teknolojinin kullanılmasını zorunlu kılan Avrupa Birliği (AB) düzenlemesi nedeniyle hayata geçirilmişti.

Ancak başlangıçta bu değişiklik yalnızca Anthropic'in en yeni modellerinde uygulanmıştı. Şirket bu özelliğin artık Mythos 5, Opus 4.7, Opus 4.6 ve Sonnet 4.6 gibi eski sistemlere de ekleneceğini açıkladı.

Değişikliğin ilk uygulandığı zamanki gibi, bu özelliği devre dışı bırakma seçeneği yok ve Avrupa düzenlemelerine yanıt olarak uygulamaya konmasına rağmen dünya çapındaki tüm kullanıcıları kapsıyor. Dahası, filigranlar tamamen görünür durumda ve sıradan kullanıcıların, yazdıklarının işaretlenip işaretlenmeyeceğini kontrol etme imkanı yok.

Halihazırda yalnızca AB yasaları kapsamında tanımlanan (düzenleyici kurumlar, kolluk kuvvetleri, gazeteciler ve araştırmacılar gibi) yetkililer bu filigranı gerçekten tespit edebiliyor. Ayrıca AB'nin Yapay Zeka Yasası kapsamında filigranlamayı doğrulamak zorunda olan şirketlerin erişimine açık.

Değişikliğin ağustosta duyurulması, uygulamayı haksız bulan kullanıcıların çeşitli eleştirilerine yol açmıştı. Çok çeşitli eleştiriler yöneltenler arasında, Claude'la metinleri düzeltmenin veya bilgileri doğrulamanın bile algılamayı tetiklemesinin doğru olmadığını ve kötü niyetli kişilerin filigranı gizlemek için çalışmalarını başka bir yapay zeka sistemiyle yeniden ifade edebileceğini söyleyen kullanıcılar da vardı.

Anthropic, uygulamanın bazı zayıf yönleri olduğunu kabul ediyor. Örneğin daha kısa metinler, filigranın saptanmasına yetecek kadar desen içermeyebiliyor. Ancak şirket, filigran sisteminin yapay zeka sonuçlarının kalitesini düşüreceği iddiaları da dahil diğer eleştirilere karşı çıkıyor.

Kullanıcıların bazı araçlarda filigranı atlatmasının bir yolu hâlâ var gibi görünüyor. Anthropic iki eski modelde (Opus 4.6 ve Claude Sonnet 4.6) sistemin kelimeleri nasıl seçeceğini belirleyen ayarların değiştirilmesinin (bu işlem API aracılığıyla yapılabilir) filigranı kaldıracağını belirtiyor.

Anthropic ayrıca kullanıcıların, henüz filigran değişikliklerini içerecek şekilde güncellenmemiş daha eski modelleri de seçmesine izin veriyor. Claude'da kullanıcılar, ilk olarak 2023'te piyasaya sürülen Opus 3'e kadar geriye giden ve değişiklik kapsamında yer almayan modelleri tercih edebilir.

Diğer şirketler de AB kurallarına uyacaklarını ifade etti ancak Anthropic'in bunların kapsamı dışında kalan ülkelerde bile uygulamayı hayata geçirmesi sıradışı bir durum. Örneğin OpenAI, ChatGPT'ye textGrain adlı bir özellik eklese de bu sadece Avrupa'da otomatik devreye girecek.

Independent Türkçe


Meyveyle beslenen ilk dinozor bulundu: Cehennem tavuğu

Papağana benzer bir kafası olan Infernogallus jamesi, T-rex'i de içeren teropod grubunda yer alıyor (Danielle Dufault)
Papağana benzer bir kafası olan Infernogallus jamesi, T-rex'i de içeren teropod grubunda yer alıyor (Danielle Dufault)
TT

Meyveyle beslenen ilk dinozor bulundu: Cehennem tavuğu

Papağana benzer bir kafası olan Infernogallus jamesi, T-rex'i de içeren teropod grubunda yer alıyor (Danielle Dufault)
Papağana benzer bir kafası olan Infernogallus jamesi, T-rex'i de içeren teropod grubunda yer alıyor (Danielle Dufault)

Bilim insanları ilk kez meyveyle beslenen bir dinozor türü tespit etti.

Milyonlarca yıl gezegene hükmeden dinozorların, birbirleri de dahil pek çok şey yediği biliniyor. Bazıları etçil beslenirken, devasa sauropoda grubundakiler gibi dinozorlar ise otçul hayvanlardı.

Araştırmacılar, dinozorların meyve de yediğini tahmin etse de bugüne kadar bu teoriyi destekleyen kanıt bulunamamıştı.

ABD ve Kanada'dan bilim insanlarını içeren bir araştırma ekibi ise meyvecil bir beslenme biçimini takip ettiğini düşündükleri ilk dinozoru tanımladı.

Infernogallus jamesi adı verilen dinozorun son derece iyi korunmuş fosilleri, ABD'deki Hell Creek (Cehennem Deresi) formasyonunda 2011'de keşfedilmişti. Latincede "cehennem tavuğu" anlamına gelen Infernogallus ismi, fosillerin bulunduğu yere ve dinozorun görünüşüne ithafen seçildi.

Kuyruğu dışında bütün iskeleti eksiksiz korunan Infernogallus jamesi, yaklaşık 12 kilogram ağırlığa ve 1,5 metre boya sahipti. 

Bilim insanları bu hayvanın, dişsiz gagası nedeniyle ince yapılı dinozorları içeren Caenagnathidae grubunda yer aldığını söylüyor.

Araştırmacılar bu grubun nasıl beslendiğini de uzun zamandır merak ediyordu ve bulguları hakemli dergi Nature Communications'ta yayımlanan çalışma bu soruya da yanıt verdi.

Ekip, bilgisayarlı tomografi kullanarak Infernogallus'un yüz kemiklerini detaylıca inceleyip diğer türlerle karşılaştırdı.

Analizler sonucunda bu yeni türün, kemikleri ezmeye uygun bir ısırma kuvvetine sahip olmadığı ortaya çıktı. 

Daha ziyade, ağzın altındaki kasların güçlü olduğu belirlendi. Bu da meyveler gibi daha yumuşak bitkileri çiğnemeye uygun bir anatomiye sahip olduğunu ve çenesini daha çok ileri geri hareket ettirdiğini gösteriyor.

Analizlerde Infernogallus'un çenesinin öne kaymasını sağlayan hareketli bir ekleme de sahip olduğu tespit edildi. Araştırmacılar ayrıca gagasındaki çıkıntı ve olukların, meyveleri ezip parçalamasını sağladığını düşünüyor. 

Stony Brook Üniversitesi'nden makalenin başyazarı Greg Funston, "Günümüzde, incir yiyen akbaba papağanı ve yumuşak deniz otlarını çiğneyen yeşil deniz kaplumbağaları gibi yumuşak gıdalarla beslenen hayvanlarda bu özellikleri ayrı ayrı görüyoruz" diyerek ekliyor:

Ancak bugün yaşayan hiçbir hayvan bu üç adaptasyonun hepsine sahip değil. Bu da Infernogallus'un ne kadar özelleşmiş bir tür olduğunu gösteriyor.

Bilim insanları yaklaşık 66 milyon yıl önceye tarihlenen Infernogallus'un, meyvelerin giderek daha büyük ve karmaşık hale geldiği bir dönemde yaşadığını belirtiyor.

Infernogallus'un muhtemelen böğürtlen gibi bitkilerin yanı sıra şeftali ve kiraz benzeri sert çekirdekli meyveleri de tükettiği düşünülüyor. Araştırmacılar bu dinozorun sadece meyve yiyerek hayatta kalmış olabileceğini düşünse de başka yumuşak bitkileri de tüketmiş olabileceğini söylüyor.

Funston, "Bu keşif, dinozorların yaşam biçimlerine ilişkin bildiklerimizin kapsamını kesinlikle genişletiyor ve teropodların farklı koşullara ne kadar iyi uyum sağlayabildiğini gösteriyor" diyor.

Ekip ayrıca bu dinozorun, tohumları daha geniş alanlara taşıyarak meyveli bitkilerin yayılmasında da rol oynamış olabileceğini ifade ediyor.

Funston şöyle açıklıyor: 

Büyük tohumlu meyvelerin çoğalıp yayıldığını biliyoruz ve Caenagnathidae grubu bu role uygun görünüyor. Ancak bu bağlantıyı güvenle kurmadan önce daha fazla kanıta ihtiyaç var.

Independent Türkçe, IFLScience, Reuters, Nature Communications