Mısır-İsrail Barış Antlaşması’ndaki değişiklikten sonra ne olacak?

Göstergeler, zamanlama, stratejik ve politik mesajlar

Bu, Mısır-İsrail Barış Antlaşması’ndaki ilk değişiklik olarak kabul ediliyor (AFP)
Bu, Mısır-İsrail Barış Antlaşması’ndaki ilk değişiklik olarak kabul ediliyor (AFP)
TT

Mısır-İsrail Barış Antlaşması’ndaki değişiklikten sonra ne olacak?

Bu, Mısır-İsrail Barış Antlaşması’ndaki ilk değişiklik olarak kabul ediliyor (AFP)
Bu, Mısır-İsrail Barış Antlaşması’ndaki ilk değişiklik olarak kabul ediliyor (AFP)

Tarık Fehmi
İsrail, Ordu Sözcüsü Avichay Adraee aracılığıyla Arapça ve İbranice olarak yapılan yazılı açıklamada, Mısır-İsrail Barış Antlaşması’nda Mısır’ın Refah'taki askeri varlığının güçlendirilmesi noktasında bir değişiklik için anlaşmaya varıldığını duyurdu. Açıklamada, anlaşmaya İsrail ve Mısır ordularına bağlı Ortak Askeri Komite’nin ikili konuları ele aldığı bir toplantıda varıldığı belirtildi. İsrail’in açıklamasına göre bu değişiklik, siyasi düzeyde onaylandı. Ardından Mısır Ordu Sözcüsü bir açıklama yaptı ve değişikliğin Mısır'ın ulusal güvenliğini koruma çabaları çerçevesinde ordunun ülkenin kuzeydoğusundaki stratejik sınırları kontrol etme ve güvence altına alma çabalarının devamı olarak geldiğini söyledi. Ortak Askeri Komite, Mısır-İsrail Barış Antlaşması’nda İsrail tarafıyla yaptığı koordinasyon toplantısı çerçevesinde Mısır’ın Refah’ta sınırdaki askeri varlığını ve imkânlarını artırması yönünde bir değişiklik yapmayı başardı.

Bu değişiklik, başka değişikliklere de kapıyı açar mı?
Bu değişiklik, 17 Eylül 1978 tarihinde Mısır ile İsrail arasında imzalanan barış antlaşmasında yapılan ilk değişikliktir. (Daha önce Selahaddin Koridoru olarak bilinen bölgede, yapılan plan çerçevesinde İsrail’in Gazze Şeridi'nden çekilmesinden sonra İsrail'in bölgedeki sorumluluğu üstlenmesiyle ilgili bir anlaşmaya varılmıştı.) Bu nedenle önümüzdeki dönemde başka değişikliklere de kapı aralanabilir. Bu değişiklik aynı zamanda Mısır-İsrail ilişkilerinin istikrarına ve her iki tarafın da ilişkileri geliştirme konusundaki istekliliğine işaret ederken, İsrail ile Mısır arasında 1979 yılında imzalanan Camp David Barış Anlaşması'na askeri bir ek olması dikkat çekicidir. Camp David Barış Anlaşması çerçevesinde askerlerin sınır bölgelerinde konuşlanması engellenirken yalnızca sivil polis devriyelerine izin verildi. İsrail, bunun emsal olmasını önlemek için Mısır ile barış anlaşmasında değişiklik yapılmasına karşı çıktı.  Bu nedenle söz konusu anlaşma bir protokol olarak tanımlandı.
Bu değişiklik, başta eski İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun hükümeti olmak üzere birbirini izleyen İsrail hükümetlerini, 25 Ocak devrimi sonrası Mısır askerlerinin sayısının sürekli artmasına işaret ederek Mısır ordusunu askerlerini sınırların yakınlarına konuşlandırmakla suçlayan eleştirilerini de sona erdirdi. Anlaşmaya göre Mısır’ın sınırlara konuşlandırabileceği asker sayısı 750 ile sınırlandırırken bunların da sadece askeri polis güçleri olmasını ve hafif silahlarla donatılmasını öngörüyordu. Ancak son değişiklikle, askeri tahkimatlar kurulabilir. Böylece silah kaçakçılığı ve terörist unsurların Mısır'dan Gazze Şeridi'ne sızması önleyebilir. Fakat bunun tersi de olabilir.

Mısır-İsrail İlişkileri
Mısır ve İsrail arasındaki barış anlaşmasının değiştirileceğine ilişkin açıklama, Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri’nin Kahire ile Washington arasındaki stratejik diyalog için barış anlaşmasını imzalayan taraflardan olan ABD'de bulunduğu sırada yapıldı. Eski ABD Başkanı Jimmy Carter, eski Mısır Devlet Başkanı Enver Sedat ve İsrail Başbakanı Menahem Begin arasında 17 Eylül 1978 tarihinde bir anlaşma imzalandı. Anlaşmadaki değişiklik, Mısır ve İsrail’in ABD yönetimine aralarındaki ilişkilerin doğası ve geleceği hakkında bir mesaj iletmek istediklerinin de bir göstergesi.
Yeni değişiklik, Mısır’daki belirli bir siyasi ve güvenlik atmosferinin hakim olduğu bir dönemde yapıldı. Öyle ki Kahire, olağanüstü hali  (OHAL) resmen kaldırırken terör operasyonlarını da sona erdirmek üzere. Mısır ayrıca, stratejik öneme sahip Sina'da bazı milis güçlerin yeniden ortaya çıkmasına olanak sağlayabileceği gerekçesiyle askeri operasyonların devam ettirerek Sina'daki terör kaynaklarını kurutmayı başardı. Aynı zamanda Sina'da Mısır ordusunun yeniden konuşlandırılması gibi birtakım ihtiyati tedbirler alındı.
Resmi olarak, A bölgesindeki Mısır askeri sayısı 22 bini geçmezken, B bölgesinde 4 bin ve C bölgesinde de 750 askere sahip. Ancak daha sonra bölgede izin verilen asker sayısı önemli ölçüde arttı. Bu da Mısır ordusunun teröristlerin mevzilerine ulaşmasını sağladı.
Fakat bu duruma başta muhalefet kanadı olmak üzere İsrail tarafından itirazlar yükseldi ve konu stratejik çevrelerde gündeme geldi. A bölgesinin doğuda A hattı (kırmızı çizgi) ile batıda Süveyş Kanalı ve Süveyş Körfezi’nin doğu kıyısı ile sınırlandığı biliniyor.  Bu bölgede, Mısır ordusundan bir mekanize piyade alayı bulunuyor. B bölgesi ise doğuda B hattı (yeşil çizgi) ve batıda “A” çizgisi ile sınırlıyken, C bölgesi ise batıda B hattı (yeşil çizgi), doğuda uluslararası sınır ve Akabe Körfezi ile sınırlıdır.
Mısır-İsrail ilişkileri, barış anlaşması metnine uygun olarak güvenlik ve istihbarat iş birliği de dahil olmak üzere çok sayıda faktöre bağlı olsa da ekonomik alanlarda Mısır-İsrail ilişkilerini yöneten nitelikli sanayi bölgesi anlaşmaları var. İsrail daha önce uygulamanın kapsamının genişletilmesini talep etmişti ve bu dosya ve diğerleriyle ilgili başka dosyaların açılması beklenmesine rağmen bu yapıldı.
Kahire'nin, İsrail Başbakanı Naftali Bennett'in Şarm eş-Şeyh'e (Sina’nın güneyi) yaptığı ziyarette Tel Aviv ile ilişkilere en büyük desteği veren taraf olduğu açıkça görüldü. Bu, Kahire'nin daha önce Netanyahu'ya sunmadığı gerçek ve önemli bir karttı. Kahire ve Washington'ın Bennett/Yair Lapid hükümetine destek arayışında olması dikkati çekiyor. Bu, özellikle Kahire’nin, Doğu Akdeniz bölgesindeki enerji, gaz taşımacılığı ve geri dönüşüm dosyasında iş birliğini geliştirmeye istekli olmasından ötürü ikili düzeyde siyasi gelişme için bir başlangıca ve çeşitli alanlarda iş birliğine yol açabilir. Bu, aynı zamanda diğer alanlarda da iş birliğine kapıyı aralayacaktır. Mısır ile İsrail arasında daha önce Camp David Barış Anlaşması ve Ürdün ile İsrail arasında da Vadi Arabe Barış Anlaşması imzalanmış olduğundan özellikle Mısır ve Ürdün arasında gerçek bir karşılaştırma olacaktır.

Ertelenen dosyalar açılır mı?
Asıl soru, bir Mısırlı ve bir İsraillinin barış anlaşmasında yer alan ve tazminat dosyaları gibi bazıları ertelenen maddeleri hayata geçirip geçirmeyecekleridir. İlişkilerdeki mevcut atmosferin buna izin vermesi ve Bennett hükümetinin istikrarının önemli olması nedeniyle bunu uygulamaya veya gözden geçirmeye başlamanın zamanı geldi. Bu nedenle Mısır ve onun ardından ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, İsrail hükümetini, bir devlet ve hükümet olarak, Mısır ve Ürdün ile olan başarılı barış deneyimleri göz önüne alındığında, Filistin tarafıyla barış ve uzlaşı yoluna girmesi için kapıyı açması ve İsrail'i cesaretlendirmesi için desteklemeye çalışacaktır. Mısır ve İsrail arasında yıllardır süregelen barış anlaşması, çatışmaların ve anlaşmazlıkların üstesinden gelebileceklerini kanıtladı. Aralarında herhangi bir çatışma ya da bir sınır gerilimi yahut başka bir gerilim olmadı. Daha ziyade ilişkiler, yıllar sonra dahi temkinli bir tepki ve çatışma unsurlarının öngörülmesiyle istikrarlı bir şekilde sürdürüldü. Mısır'ın ordusunu silahlandırma, yeteneklerini geliştirme, silahlarını çeşitlendirme ve belirli bir savaş sistemine göre çalışma konusunda yönelimleri, bir takım çevrelerde itirazların yükselmesine neden olsa da İsrail hükümetinin siyasi ve stratejik rehberlikle ayırt edilen bir yaklaşım sergilediği söylenebilir. Kapsamlı bir modernizasyon ve kalkınma planına (İsrailli milletvekilleri Maoz, Tiffin, Gideon, Deri'nin planları) ve diğerlerine göre İsrail ordusu yıllardır sadece 100 bin askerden oluşan akıllı bir orduya dönüşüyor. Ancak mesele, gerçek yeteneklere ve dünyadaki ordularda meydana gelen değişiklikleri hesaba katan üstün yeteneklerle ilgili. İsrail de güçlü, etkili ve uluslararası düzeyde sınıflandırılmış bir ordu inşa etmeye doğru ilerleyerek bunu gerçekleştiriyor. Sonuç olarak, İsrail hükümetinin anlaşmada değişiklik yapılmasını kabul etmesi de bununla alakalıdır. Tel Aviv'in bölgedeki en önemli ülke olmasından ötürü Mısır ile olan ilişkilerine desteğini vurgulama konusundaki istekliliği de bundan kaynaklanıyor. İsrail hükümetinin, barış anlaşmasında değişikliğin yapılması ve son yıllarda art arda gelen yanıtlardan sonra Mısır’ın talebine gayri resmi bir şekilde yanıt vereceğini tek taraflı açıkladığı İsraillilere iletmek istediği mesaj da buydu.

Sonuç
Burada barış antlaşmasında değişiklik yapmanın siyasi olarak Mısır ile İsrail arasında daha fazla yakınlaşmaya yol açabileceği gibi başka yeni yollara da açılabileceğini söyleyebiliriz. Mısır ve Arap dünyasındaki mevcut barış sürecini geliştirip, İsrail’i yalnızca Doğu Akdeniz bölgesinde tanımakla kalmayıp aynı zamanda İsrail'in Mısır’a resmi olarak açılması gibi yansımaları da olacaktır. Turizmin yanı sıra nitelikli sanayi bölgeleri anlaşması dosyası gibi yıllardır kapalı olan dosyaların yeniden açılması şansını da artıracaktır.
Stratejik olarak, Mısır ordusunun terör operasyonlarını sürdürmesi sayesinde Mısır'ın istikrarını ve egemenliğini sağlamayı başarmasından sonra İsrail hükümeti, Sina'daki çok uluslu güçler dosyasının geleceğini değerlendirebilir ve görevlerini yeniden tanımlayabilir. Bu kadar da değil, Sina ve stratejik öneme sahip komşu bölgelere yoğunlaşacaktır. İsrail-Mısır Barış Antlaşması hükümleri uyarınca uzun yıllardır devam eden güvenlik ve istihbarat iş birliğinin yanı sıra İsrail hükümetinin siyasi rolünü ve popülaritesini de güçlendirecektir. Mısır-İsrail ilişkilerinde yaşanacak herhangi bir gelişme, genel olarak bölgede, İsrail ile barış anlaşması yapan ülkelerde ve Filistin tarafında siyasi yansımaları olacaktır.

*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



Cezayir’de seçimleri eleştiren aktivistin tutuklanması geniş tartışma yarattı

Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
TT

Cezayir’de seçimleri eleştiren aktivistin tutuklanması geniş tartışma yarattı

Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin 7 Eylül 2026’da Facebook hesabında paylaştığı fotoğrafı.

Cezayir’de bir aktivist ve Amazig dili öğretmeninin tutuklanması, seçimlerle bağlantılı  paylaşımı nedeniyle gözaltına alınmasının ardından geniş çaplı siyasi ve insan hakları tartışmasına yol açtı. Bu gelişme, çok sayıda aktivistin sosyal medya platformlarındaki paylaşımları ve siyasi tutumları nedeniyle adli takibata uğradığı bir dönemde yaşandı.

Konu, muhalif sol çizgideki İşçi Partisi’nin lideri ve önceki cumhurbaşkanlığı seçimlerinin adayı Louisa Hanoune’un cumartesi günü başkentte düzenlediği basın toplantısında, Kabiliye bölgesinde tanınan ve milyonlarca Cezayirlinin konuştuğu Amazig dilinin yaygınlaştırılması için çalışmalar yürüten Nadia Moussaoui’nin serbest bırakılması çağrısında bulunmasıyla siyasi boyut kazandı.

Hanoune, aktivistin yaklaşık iki haftadır Facebook hesabındaki bir paylaşım nedeniyle tutuklu bulunmasını kınadı. Davada seçim yasasının kullanılmasını eleştiren Hanoune, “bir kişinin seçimlerle bağlantılı suçtan kovuşturulmasının hukuki mantığının anlaşılır olmadığını” ifade etti.

hyjukı
İşçi Partisi Genel Sekreteri Louisa Hanoune. (Parti medyası)

Hanoune ayrıca Amazig dili ve kültürünün yaygınlaştırılması alanındaki eğitim çalışmalarına dikkat çekerek, hakkında verilen tutuklama kararının yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulunan geniş dayanışma kampanyasına destek verdi.

Seçim sürecini engelleme

Sosyal medyada “Tamazight Moussaoui” adıyla tanınan aktivist, başkentin yaklaşık 100 kilometre doğusundaki Bouira vilayetinin Chorfa kentinde bir lisede öğretmenlik yapıyor. Davası ise bölgesel olarak yetkili M'chedallah Mahkemesi’nde görülüyor.

Nadia Moussaoui’nin tanınırlığı yıllar içinde görev yaptığı okulun sınırlarını aşarak özellikle Kabiliye dilinde içerik üreten bir isim haline geldi. Moussaoui, Amazig dilini basitleştirerek hem Amazigce hem de Arapça konuşanlara öğretmek ve yaygınlaştırmak amacıyla YouTube’da ücretsiz bir eğitim kanalı açtı. Kendisine yakın kişiler, Moussaoui’nin okulların bu konuda yeterli çalışma yapmadığını düşündüğünü belirtti.

Aktivist, 9 Eylül’de yerel polis tarafından ifadeye çağrıldı. Ardından Bouira vilayetindeki M'chedallah Mahkemesi savcılığına sevk edildi ve aynı mahkemenin soruşturma hâkimi tarafından tutuklu yargılanmasına karar verildi. Karara, geçen 2 Temmuz’da yapılan ve özellikle Kabiliye bölgesinde yüksek katılım boykotu yaşanan parlamento seçimlerinde oy kullanmaya ilişkin kişisel görüşünü paylaştığı bir sosyal medya gönderisi gerekçe gösterildi.

Savunmasına göre soruşturma hâkimi Moussaoui’yi “seçim sürecini engellemekle” suçladı. Bu suçlama siyasi ve insan hakları çevrelerinde şaşkınlıkla karşılandı.

16 Eylül’deki duruşmada savcılık makamı iki yıl hapis cezası talep etti. Moussaoui’nin, 22 Eylül’de açıklanması beklenen karar tarihine kadar tutuklu kalması istendi.

Seçim yasasının 295. maddesi

Yargı kaynaklarına göre Nadia Moussaoui hakkında, seçim sistemine ilişkin organik yasanın 295. maddesi kapsamında işlem yapıldı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre söz konusu madde, seçim sürecini engelleyen veya işleyişini bozan kişilerin 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmasını öngörüyor. Ayrıca kişinin 3 ila 5 yıl süreyle seçme ve seçilme hakkından mahrum bırakılması gibi ek yaptırımlar da uygulanabiliyor.

jukı
2019’daki halk hareketinden bu yana onlarca aktivist hapse atıldı. (Siyasi aktivistler)

Bu madde kapsamında suç sayılan fiiller arasında “oy verme işlemlerinin işleyişini bozmak”, “sandık kurullarının veya oy verme merkezlerinin çalışmalarını engellemek” ve “bir adayın veya yasal temsilcisinin seçim sürecinde kanunla tanınan haklarını kullanmasını engellemek” bulunuyor.

Avukatlar ve insan hakları savunucuları ise bu hükümlerin Moussaoui’ye isnat edilen fiillerle örtüşmediğini savunuyor. Moussaoui’nin tutuklanmasına neden olanın seçimlere ilişkin görüşlerini paylaştığı bir sosyal medya gönderisi olduğunu ve seçimlerin üzerinden de görece uzun bir süre geçtiğini belirtiyorlar.

Moussaoui’nin Facebook hesabı incelendiğinde, tutuklanmasına yol açan paylaşımın silindiği görülüyor.

İfade özgürlüğü tartışması

Chorfa bölgesinde ve Moussaoui’yi internet üzerinden takip edenler arasında kararın açıklanmasını bekleyen bir endişe ve tedirginlik havası hâkim. Moussaoui, ağırlıklı olarak sosyal ve eğitim içerikleri hazırlıyor, zaman zaman da yerel esnaf ve zanaatkârların tanıtımını yapıyordu. Bu durum, hakkında oluşan geniş dayanışmanın nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.

Kendisini tanıyan ve adının açıklanmasını istemeyen bir bölge sakini, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Nadia Hanım her zaman kültür ve eğitim alanında faaliyet gösteriyor. Muhalif bir siyasi çizgide değil. Zaman zaman yerel zanaatkârları, küçük esnafı ve bölgedeki restoranları tanıtıyor. Onu, kimseye zarar vermeyecek, örnek bir aile kadını profiline sahip biri olarak tanımlayabiliriz” dedi.

dfvghyju
Amazig dili öğretmeni Nadia Moussaoui’nin serbest bırakılmasını isteyen milletvekili Yasin Aisouan. (Kişisel hesabı)

Cezayir’in Kabiliye bölgesinin en büyük kenti Tizi Vuzu’yu temsil eden Milletvekili Yasin Aisouan da Moussaoui’nin derhal serbest bırakılması çağrısında bulundu. Aisouan, medya açıklamalarında “İfade özgürlüğü temel bir haktır; bir görüş suç haline getirilemez” dedi.

Moussaoui’nin avukatı Nabila İsmail de benzer şekilde, ifade özgürlüğünün suç kapsamında değerlendirilemeyeceğini savundu.

Amazig dili öğretmeninin tutuklanması, insan hakları kuruluşlarının uzun süredir belgelediği bir tabloyu yeniden gündeme getirdi. 2019’da eski Cumhurbaşkanı Abdülaziz Buteflika’yı görevden ayrılmaya zorlayan halk hareketinin başlamasından bu yana yüzlerce aktivist, dijital platformlarda siyasi görüşlerini ifade etmeleri nedeniyle hukuki süreçlerle karşı karşıya kaldı. Bu durum, cezai hükümler ile ifade özgürlüğü ilkeleri arasındaki tartışmanın Cezayir’de sürmesine yol açıyor.


Lübnan, güneyde oluşabilecek boşluğu önlemek için Rubio görüşmesine bel bağlıyor

Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)
Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)
TT

Lübnan, güneyde oluşabilecek boşluğu önlemek için Rubio görüşmesine bel bağlıyor

Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)
Lübnan’ın güneyinde Birleşmiş Milletler misyonuna bağlı devriyede görev yapan UNIFIL askeri. (UNIFIL)

Lübnan, Başbakan Nevvaf Selam ile ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio arasında Washington’da yapılması beklenen görüşmeye, UNIFIL güçlerinin çekilmesiyle güneyde oluşabilecek boşluğun önlenmesi açısından önem atfediyor. Bu beklenti, bölgedeki mevcut uluslararası misyonun yerini alacak alternatif bir uluslararası mekanizma konusunda henüz uzlaşma sağlanamaması nedeniyle öne çıkıyor.

Bu kapsamda bir bakanlık kaynağı Şarku’l Avsat’a, Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn’ın Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Ürdün Kralı II. Abdullah ile yaptığı görüşmelerde güneyde bir boşluk oluşabileceğine ilişkin endişelerini dile getirdiğini açıkladı. Kaynak, Macron ve Kral Abdullah’ın Avn’ın endişelerini anlayışla karşıladığını ifade etti.


Taiz’deki ilerleme Husilerin planlarını bozdu

Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)
Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)
TT

Taiz’deki ilerleme Husilerin planlarını bozdu

Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)
Savaş bölgelerinden kaçan yerinden edilmiş kişiler, dün Aden yakınlarındaki bir yerinden edilmişler kampında yürürken. (Reuters)

Yemen hükümet güçleri, dün Husilerle yaşanan çatışmaların ardından Taiz vilayetinin batısındaki stratejik Numan Dağı’nı geri aldı.

Askeri kaynaklar, ordunun dağın kontrolünü ele geçirmesinin Beni Bekari cephesini el-Kedha cephesine yeniden bağladığını ve Beni Bekari–el-Eşruh–el-Birin yolunun güvenliğini sağladığını belirtti. Şarku’l Avsat’ın kaynaklardan aldığı bilgiye göre bu gelişmeler Husilerin planlarını sekteye uğratarak, Şiraca bölgesinde Husilerin elinde kalan mevzilerin ateş altında kalmasını sağladı.

Hükümet güçleri ayrıca el-Demdum, Şerire, el-Vaziye, Rasin ve Beni Ömer bölgelerinde Husi saldırılarını püskürttü. Cerdad ve çevresindeki yüksek kesimlerde ise kontrol hatlarında herhangi bir değişiklik yaşanmadı.