Lübnan: Avn ve Berri’nin yargı üzerine tartışması, Körfezle krizi derinleştiriyor

Lübnan Hükümeti, Savcı Bitar’ın görevde kalmasını destekliyor. Adalet Bakanı, yargıçların siyasi kimliklere göre kategorilendirilmesine karşı uyardı

Beyrut Rum Ortodoks Metropoliti Başpiskopos İlyas Avde, Başbakan Mikati ile 10 Kasım’da bir araya geldi (Lübnan Başbakanlık Ofisi)
Beyrut Rum Ortodoks Metropoliti Başpiskopos İlyas Avde, Başbakan Mikati ile 10 Kasım’da bir araya geldi (Lübnan Başbakanlık Ofisi)
TT

Lübnan: Avn ve Berri’nin yargı üzerine tartışması, Körfezle krizi derinleştiriyor

Beyrut Rum Ortodoks Metropoliti Başpiskopos İlyas Avde, Başbakan Mikati ile 10 Kasım’da bir araya geldi (Lübnan Başbakanlık Ofisi)
Beyrut Rum Ortodoks Metropoliti Başpiskopos İlyas Avde, Başbakan Mikati ile 10 Kasım’da bir araya geldi (Lübnan Başbakanlık Ofisi)

Büyük ölçüde genişleyen siyasi bölünme, Beyrut Limanı’ndaki patlama meselesiyle ilgili yasal süreci baltalıyor. ‘Bakanların Beyrut Limanı Patlaması dosyasında Savcı Tarık el-Bitar’ın karşısına çıkarılması’ hususunda Cumhurbaşkanı Mişel Avn ve Temsilciler Meclisi Nebih Berri’nin kamuoyu önünde karşılıklı açıklamalar yapmaları krizi derinleştiriyor.
Öyle ki Avn, eski bakanların yargı önüne çıkmasını savunuyor. Berri ve beraberinde (Şii) Hizbullah, (Sünni) Müstakbel Hareketi ve (Maruni Hristiyan) Marada Hareketi, adli soruşturmanın ‘bakanların yargılanması’ için geçerli bir merci olmadığını ve soruşturmanın ‘Cumhurbaşkanı ve Bakanlar İçin Yüksek Yargı Konseyi’ nezdinde görülmesi gerektiğini savunuyor. Sanıklara yakın olan parlamento kaynaklarının Şarku’l Avsat’a belirttiğine göre Berri, eski temasların krize bir çözüm bulduğunu da yalanladı. Aynı şekilde Şii İkili ise ‘soruşturmayı siyasileştirmek’ suçlamaları bağlamında adli müfettişin görevden alınmasını talep ediyor.
Avn, Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “Masum insanlar yargıdan korkmazlar. Tıpkı İmam Ali’nin söylediği gibi: ‘Kim kendini suçlama konumuna sokarsa, kendisi hakkında kötü düşüneni suçlamasın’” ifadelerine yer verdi. Berri’den de çok geçmeden Facebook üzerinden “Yargının iktidarın yargısı olmaması ve ne olduğunu idrak etmesi gerekiyor” ifadesiyle yanıt geldi.
Avn, dosyada adli müfettiş tarafından çağrılan sanıklar olan eski bakanlar Ali Hasan Halil, Gazi Zuayter, Nihad el-Meşnuk ve Yusuf Fenyanus’a doğrudan atıfta bulunurken, Berri ve yandaşları da bakanların yargılanmaları için geçerli merciin ‘Cumhurbaşkanı ve Bakanlar İçin Yüksek Yargı Konseyi’ olduğunu belirtti. Bu bağlamda geçen 19 Ekim’de parlamentodaki olağan yasama oturumunun başlamasından bu yana dokunulmazlıklarının etkinleştirildiği göz önüne alındığında üç sanık olan Halil, Zuayter ve Meşnuk’un milletvekili dokunulmazlıklarını kaldırması bekleniyor. Berri başkanlığındaki Emel Hareketi, Cumhurbaşkanının Danışmanı eski bakan Selim Cerisati’yi liman meselesine yönelik soruşturmaları siyasallaştırmak için Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda ‘odalar’ yönetmekle suçluyor.
Öte yandan Cumhurbaşkanlığı medya ofisi, Berri’ye yakın NBN kanalının haber bülteninin girişinde, ‘Masum insanlar yargıdan korkmaz’ başlıklı tweetinin arka planına karşı Cumhurbaşkanı Mişel Avn hakkında hakaret içerikli sözlere yer verildiğini açıkladı.
Lübnan Cumhurbaşkanlığı, “Cumhurbaşkanının açıklamasına cevap vermek için acele edenler neden bununla bu kadar ilgilendi? Cumhurbaşkanı Avn’ın söyledikleri ne isim ne de karakter olarak kimseyi hedef almayan mutlak ifadeler olup, ahlâk telkinlerinde zikredilebilecek temel kurallarından biri olan İmam Ali’nin hikmet ve sözlerinin oluşturduğu eğitimin bir parçasıdır” açıklamasında bulundu. Cumhurbaşkanlığı, “Tweet’in mezhepsel çağrışımları yoktur. O halde dini anlaşmazlığın olmadığı bir bakış açısına neden mezhepsel boyutlar eklemeye çalışalım?” dedi.
Cumhurbaşkanlığı ayrıca, “Neden tweete yanıt verenler, kastedilenin Beyrut Limanındaki patlama suçuna ilişkin soruşturma olduğunu düşündüler? Tayyuna ve Ayn er-Rummane olaylarının koşulları dahil, ‘ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere’, yargı önünde bekleyen başka davalar da var. Bu nedenle yanıt verenlerin hangi şüpheleri, açıklamanın kendilerine karşı olduğunu düşünmelerine neden oldu?” diye sordu.
Bu ifadelere bir yanıt olarak Temsilciler Meclisi Başkanlığı medya ofisi, kısa bir açıklama yaparak “Tweete gelen cevap, hoşunuza giden samimi niyetlere bir cevaptır” dedi. Ünlü bir atasözüne de dikkati çeken medya ofisi, “Devenin niyeti vardır. Ama devenin niyeti ve üzerindekinin niyeti farklıdır” dedi.
Bitar’ın eylemleriyle ilgili anlaşmazlık, dört hafta önce bir kabine toplantısının yapılmasını engelledi. Özellikle de bir yanda ‘Özgür Yurtsever Hareket’ bakanları diğer yanda da ‘Emel Hareketi, Hizbullah ve Marada’ bakanları arasındaki anlaşmazlık nedeniyle tırmanış yaşanmaması için toplantılar donduruldu. Avn, Bitar’ın elini dosyadan çekmesini reddederken, eski temaslar kriz duvarında herhangi bir delik açmadı. Yakın zamanda aktif yeni bir temas da olmazken, kaynaklara göre bu durum ise am bir siyasi kapanışa işaret ediyor.
Lübnan hükümeti, yargı sürecinde bu siyasi koçtan uzaklaşmaya çalışıyor. Öyle ki Başbakan Necib Mikati, dosyanın Yargıç Bitar’ın elinde olmasını desteklediğini söylerken, yargıya müdahale etmediklerini vurguladı. Beyrut Rum Ortodoks Metropoliti Başpiskopos İlyas Avde ile görüşmesinin ardından Mikati, görüşmenin limandaki patlamasıyla ilgili olduğunu söyleyerek, “200 kişinin hayatını kaybettiği, 6000 kişinin yaralandığı ve büyük hasara yol açan 4 Ağustos 2020 olayının ardından, rolünü adil bir şekilde üstlenmesi gereken doğru yargıdan başka sığınağımız yok. Tüm yasaların üstünde olan anayasayı koruyarak sonuca ulaşabiliriz” değerlendirmesinde bulundu.
Yargı prosedürleri, sanıkların avukatları tarafından Bitar’a uzanan bir dizi dava ve yanıt talebiyle çatıştı. Öyle ki bu davalardaki artış nedeniyle prosedürler daha da karmaşık hale geldi ve bir kısmı karara bağlanmak üzere Yüksek Yargı Konseyi ve Merkez Teftiş Kurulu’na sevk edildi. Bu manzara karşısında siyasi bölünmenin yargı organına uzandığı ve bölünmenin yargıçların mensup olduğu mezheplere atıfta bulunacak şekilde geliştiği ortaya çıktı.
Adalet Bakanı Yargıç Henry el-Huri, yargı organı çerçevesinde kriz hattına dahil oldu. Huri, ‘ulusal bir mesele olan limandaki patlama meselesini, tiyatrosu Adalet Sarayı olan bir adli dramaya dönüştürmeye’ karşı uyardı. Bakan, Adalet Sarayı ve koridorlarının Lübnan’ın daha önce tanık olmadığı bu durumu göz ardı etmesinden dolayı duyduğu üzüntüyü dile getirdi.
Huri, “Bu saray hakimler, avukatlar ve davacılar için güvenli bir sığınak olarak kalmalı. Orada misyon ve görevlerini her türlü baskıdan uzak bir şekilde yerine getirmeliler” dedi.
Hakimleri bölünmüş gruplara ayırmaya ve onları savunmak ya da karalamak için ulusal bir davaya dönüştürmeye karşı uyaran Bakan, “Çünkü bu adalete katkı sağlamayacaktır” şeklinde konuştu. Yargıç Henry el-Huri, “Liman patlaması dosyası, önemi nedeniyle, bir yargıcın diğerine karşı zafer kazanmasına yol açmamalıdır. Aksi takdirde kamuoyunun gerçeğe karşı ön yargısı oluşmaktadır” dedi.
Adalet Bakanı, liman dosyasının devam ettiğini ve yasal prosedürlerin takibini odak noktası olarak kalacağını vurguladı. Bakan, kendisinin bu konuda kanunun kendisine izin verdiği her şeyi yaptığını ve yapacağını da vurguladı.
Öte yandan Lübnan Hakimler Kulübü, yaptığı açıklamada “Siyaset, Lübnan’da onu yıkmaktan başka hiçbir şey yapmadı ve politikacılar hiçbir şeyle uğraşmadı. Bozuk bir ekonomiden, onu yağmalayan bir bankacılık sektörüne, onu deforme eden bir kamu sektörüne, hayal kırıklığı duyan bir halka, onu terk eden bir gençliğe, onu kirleten bir havaya, başarısız oldukları bir ülkeye dönüştürdü, ta ki ülke ve kurumların kapılarına gelip günümüzün kırıntıları için yalvarana kadar. Şimdi gönüllü olma sırası kendi kontrolleri dışında kalan yargının geri kalanına geldi” dedi.
Kulüp, politikacılara da ‘yargıdan ellerini kaldırmaları’ çağrısında bulundu.



Suriye’nin kuzeyindeki Ayn el-Arab (Kobani) ve Kamışlı’da Suriye bayrağının indirilmesi gerilimi artırdı

Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)
Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)
TT

Suriye’nin kuzeyindeki Ayn el-Arab (Kobani) ve Kamışlı’da Suriye bayrağının indirilmesi gerilimi artırdı

Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)
Suriye’nin kuzeyindeki Halep kırsalında bulunan Afrin’de cumartesi günü Nevruz Bayramı’nı kutlayan Suriyeli Kürtler hatıra fotoğrafı çekiyor. (Reuters)

Suriye’nin kuzeyindeki Ayn el-Arab (Kobani) kentinde Nevruz kutlamaları sırasında Suriye bayrağının indirilmesi, cumartesi akşamı ülkenin kuzey ve doğusundaki birçok bölgede geniş çaplı öfkeye yol açtı. Olayların ardından güvenlik noktalarına saldırılar düzenlenirken, protesto hareketleri ve bazı bölgelerde halk eylemleri görüldü. Terör örgütü PKK bağlantılı Devrimci Gençlik Hareketi unsurlarının Kamışlı kentinde iç güvenlik merkezine baskın düzenleyerek Suriye bayrağını indirdiği bildirildi.

Haseke İç Güvenlik Komutanı Mervan el-Ali dün, söz konusu binanın üzerine Suriye bayrağını yeniden çekti. Bu anlar, Suriye Enformasyon Bakanlığı bünyesindeki Haseke Medya Müdürlüğü tarafından sosyal medyada paylaşılan görüntülerde yer aldı. Yaşanan gelişmelerin ardından Suriye hükümeti yetkilileri ile Kürt liderler, kuzey ve doğu Suriye’de yükselen tansiyonu düşürmek için temaslarda bulundu. Gerginliğin, 29 Ocak’ta hükümet ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında imzalanan anlaşmayı riske atabileceği değerlendirilirken, olayın anlaşmadan rahatsız olan kesimler tarafından ‘fitne çıkarma’ girişimi olduğu öne sürüldü. Kürt kaynaklar ise yaşananların münferit bir olay olduğunu ve herhangi bir sonuç doğurmayacağını belirtti.

Gerginliğin, Halep’in kuzey kırsalındaki Ayn el-Arab’ta Nevruz kutlamaları sırasında bir Kürt gencin Suriye bayrağını indirmesiyle başladığı ifade edildi. Kürt yetkililer bu davranışı ‘bireysel’ olarak nitelendirirken, sosyal medyada geniş çaplı kışkırtma kampanyalarının başlatıldığı ve bunun bazı bölgelerde Araplar ile Kürtler arasında yer yer çatışmalara yol açtığı aktarıldı. Yetkililer, sahadaki durumun kontrol altına alınmaya çalışıldığını bildirdi.

Kürt siyaset araştırmacısı Mehdi Davud, yaşanan gerginliğin bazı Kürt çevrelerinde etkili olan PKK ideolojisinden kaynaklandığını savundu. Olayı ‘münferit bir hadise’ olarak tanımlayan Davud, bu tür durumların büyük kalabalıkların bulunduğu etkinliklerde yaşanabileceğini belirtti. Sosyal medyada olayın abartıldığını ifade eden Davud, bazı tarafların kasıtlı olarak gerilimi tırmandırmaya çalıştığını söyledi.

Sahada belirli bir gerginliğin varlığını kabul eden Davud, bunun sosyal medyada yansıtıldığı kadar büyük olmadığını vurguladı.

Bölgede uzun yıllardır birlikte yaşayan toplulukların birbirini tanıdığını dile getiren Davud, kışkırtma faaliyetlerinin arkasındaki aktörlerin bilindiğini ve mevcut gelişmelerin entegrasyon anlaşmasının uygulanmasına etkisi olmayacağını ifade etti.

sdfvfd
Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile 29 Ocak’ta varılan anlaşmanın uygulanmasından sorumlu Suriye Cumhurbaşkanlığı ekibinin sözcüsü Ahmed el-Hilali (SANA)

Suriye Cumhurbaşkanlığı tarafından entegrasyon anlaşmasının uygulanmasını denetlemekle görevlendirilen ekibin sözcüsü Ahmed el-Hilali, ‘herhangi bir gerekçeyle sivillere yönelik intikam eylemleri veya saldırıları kesin şekilde reddettiklerini’ açıkladı. El-Hilali, güvenlik ve yargı kurumlarıyla devletin, yasayı uygulama ve ihlallerde bulunanları cezalandırma konusunda tek yetkili merci olduğunu vurgulayarak, herkesi sükûnete, sorumluluk bilinciyle hareket etmeye ve kışkırtma çağrılarına kapılmamaya davet etti.

El-Hilali ayrıca, devlet kurumlarının güçlendirilmesi ve entegrasyon sürecine yönelik çabaların ‘bu tür münferit olaylardan etkilenmeyeceğini’ belirtti. Mevcut aşamada herkesin sağduyu ve aklıselimi öne çıkarması gerektiğini ifade eden el-Hilali, ‘elde edilen olumlu kazanımların korunmasının önemine’ dikkat çekti.

Öte yandan siyasi analist Halef Ali Halef, Suriye hükümeti ile SDG arasında varılan son anlaşmadan rahatsız olan kesimlerin bulunduğunu söyledi. Halef, söz konusu anlaşmanın olası bir iç çatışmayı engellediğini, SDG güçlerinin Suriye ordusuna, güvenlik unsurlarının ise İçişleri Bakanlığı bünyesine entegre edilmesini öngördüğünü belirtti. Söz konusu kesimlerin yeniden kriz çıkarmaya ve dengeleri bozacak hamleler yapmaya çalıştığını ifade etti.

dvdcfv
Suriye’deki Kürtler cuma akşamı Şam’da Nevruz’u kutladı. (Reuters)

Halef, entegrasyon sürecinin ‘iyi ve sorunsuz şekilde ilerlediğini’ belirterek, SDG içinde ağırlığı olan isimlerin üst düzey devlet görevlerine atanmasının bu süreçte önemli rol oynadığını ifade etti. Halef, bu adımı ‘engellerin aşılmasına katkı sağlayan isabetli bir karar’ olarak nitelendirdi.

Halef, Ayn el-Arab ve Afrin bölgelerinde yaşananların ‘anlaşmadan zarar gören kesimlerin ürünü’ olduğunu savunarak, bunu ‘elde edilen kazanımlarla kıyaslandığında küçük bir sorun’ olarak değerlendirdi. Beklentilerinin daha büyük olaylar yönünde olduğunu dile getiren Halef, buna karşın en önemli gelişmenin Kürt sivil oluşumların bayrağın indirilmesini açık şekilde kınaması olduğunu söyledi. Halef’e göre, anlaşmaya karşı olan bazı Arap çevreler bu olayı büyütmeye çalıştı. Ayrıca Kürt kökenli Suriyeli hükümet yetkililerinin de sert kınama açıklamaları yaptığını belirten Halef, kamuoyunu kışkırtma girişimlerine karşı uyardıklarını aktardı. Suriye güvenlik güçlerinin hızlı müdahalesinin olası toplumsal çatışmaları önlemede etkili olduğunu vurgulayan Halef, tüm bu gelişmelerin ‘entegrasyon sürecinin geri döndürülemez olduğunu ve taraflar arasında tam iş birliği bulunduğunu’ gösterdiğini ifade etti.

Öte yandan Suriye Savunma Bakan Yardımcısı Semir Ali Asu, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, bazı mahallelerde Kürtlerin münferit bir olay nedeniyle darp edilip aşağılandığını bildirdi. Bu tür olayların Suriye halkının bileşenleri arasında fitneye yol açtığını belirten Asu, sükûnet çağrısında bulunarak ulusal birlik ruhuna bağlı kalınması ve kışkırtmalara kapılınmaması gerektiğini vurguladı.

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da gelişmelere ilişkin bir paylaşımda bulunarak, söz konusu açıklamayı hesabından yeniden yayımladı ve “Kritik bir anda önemli sözler ve bilge liderlik” ifadesini kullandı.

Öte yandan SDG bünyesindeki özerk yönetimin dış ilişkiler sorumlusu İlham Ahmed, Ayn el-Arab’ta Suriye bayrağının indirilmesini ‘münferit bir davranış’ olarak nitelendirdi. Ahmed, bu yıl Nevruz kutlamalarının Suriye’de ilk kez resmi şekilde gerçekleştirildiğine dikkat çekerek, Suriyelilere fitneden uzak durma, sükûneti koruma ve herhangi bir gerilimi tırmandırmaktan kaçınma çağrısında bulundu. Ahmed, “Bölgede yeni bir çatışmanın başlamasına ihtiyaç yok” dedi.

dfvfdfd
Suriyeli Kürtler, cumartesi günü Halep kırsalındaki Afrin’de düzenlenen Nevruz kutlamaları sırasında yerel bayraklarını dalgalandırdı. (Reuters)

Bu çerçevede el-Cezire bölgesindeki iç güvenlik güçleri dün yayımladığı açıklamada, Afrin ve Halep kentlerinde Nevruz kutlamalarına katılan Kürtlere yönelik saldırıları ve fitne çıkarma girişimlerini kınadı. Açıklamada ayrıca, bir kişinin bireysel davranışla Suriye bayrağını indirmesi de eleştirildi. Olayın hemen ardından Ayn el-Arap İç Güvenlik Müdürlüğü’nün harekete geçerek şüpheliyi gözaltına aldığı ve dosyanın ilgili yargı mercilerine sevk edildiği bildirildi. Açıklamada, Suriyelilerin ortak değerlerini temsil eden sembollere yönelik her türlü saldırının kesin şekilde reddedildiği vurgulandı.

Öte yandan Kobani’de Nevruz etkinliklerini düzenleyen hazırlık komitesi de bir açıklama yaparak, toplumsal istikrara zarar veren davranışlara müsamaha gösterilmeyeceğini belirtti. Komite, söz konusu olayların halkın farklı kesimleri arasında ayrışma ve fitne yaratmak amacıyla kullanılmasına karşı olduklarını ifade ederek, Suriye’de güvenlik ve istikrarı tehdit eden her türlü girişime karşı durma çağrısında bulundu.


Şam'da alkollü içecek kısıtlamasına karşı oturma eylemi

Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)
Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)
TT

Şam'da alkollü içecek kısıtlamasına karşı oturma eylemi

Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)
Suriye'de Şam'ın Bab Tuma mahallesinde alkollü içecek satışının kısıtlanması kararına karşı sessiz bir oturma eylemi düzenlendi (AFP)

Şam'da yüzlerce Suriyeli dün, yetkililerin alkollü içeceklerin satışını kısıtlama, restoranlarda ve gece kulüplerinde servis edilmesini yasaklama kararını protesto etmek amacıyla sessiz bir oturma eylemi düzenledi.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığına göre protestocular, sivil toplum aktivistlerinin çağrısı üzerine, sıkı güvenlik önlemleri altında, çoğunluğu Hristiyan olan Bab Tuma mahallesinin meydanına akın etti. Bu eylem, 2024 yılının sonlarında Başkan Beşşar Esed'in devrilmesinin ardından iktidara gelen yeni yetkililerin kişisel özgürlükleri ihlal edeceğine dair artan endişeleri yansıtıyor.

Protestocular Suriye bayrağı ile Arapça ve İngilizce pankartlar açtılar; bunlardan birinde “Kişisel özgürlük kırmızı çizgidir” yazıyordu.

“Anayasanın maddeleri bir talep değil, bir haktır” yazılı pankart taşıyan 60 yaşındaki üniversite öğretim üyesi Hanan Ası, AFP’ye verdiği demeçte, Suriyelilerin “yoksulluktan yerinden edilmişlere, evsizlere ve mültecilere kadar binlerce unutulmuş sorunu” olduğunu belirterek, “Biz bir inşa aşamasındayız, bölünme aşamasında değiliz” ifadelerini kullandı.

Tartışma, geçtiğimiz aylarda alınan ve özgürlükler konusunda endişelere yol açan bir dizi karar ve önlemin ardından ortaya çıktı; bunlar arasında plajlarda ve havuzlarda «daha mütevazı» kıyafet kuralları ile Lazkiye’de kadın memurların makyaj yapmasının yasaklanması konusundaki tartışma yer alıyor.

Bir komedyen olan Melki Mardanyal (31), Instagram sayfasında yayınladığı videoda, kararı alaycı bir şekilde ele aldıktan sonra programa katıldı ve şunları söyledi: “Komedi, yetkililere karşı elimizdeki hafif bir silahtır ve onların aldığı kararlar, bizim yaptığımız komediden daha çok insanı güldürüyor” diyerek, “insanları meydanlara toplayanın, yetkililerin kararları olduğunu” vurguladı.

Televizyon yazarı Rami Kousa (37 yaşında) ise “Bu kararların amacı, şehrin kimliğini değiştirmek için kamu özgürlüklerini kısıtlayacak benzer kararları geçirmek üzere nabız yoklamaksa, mesaj yerine ulaşmış olmalı” dedi ve “Bu tür kararlar geçmeyecek” vurgusunda bulundu.

Bu protesto, özellikle Suriye'deki azınlıklar arasında endişelerin giderek arttığı bir dönemde gerçekleşiyor; Hıristiyanların endişeleri, haziran ayında Şam'ın Duveyle semtinde bir kilisenin bombalanmasının ardından, temmuz ayında kanlı şiddet olaylarına sahne olan Dürzilerin kalesi Süveyda'ya ve zaman zaman yetkililerle çeşitli sorunlar nedeniyle gerginliklerin yaşandığı ülkenin kuzeydoğusundaki Kürtlere kadar uzanıyor.

Şam Valiliği 17 Mart'ta, mühürlü alkollü içeceklerin satışını çoğunluğu Hristiyan olan üç bölgeyle sınırlayan bir karar yayınladı. Bu bölgeler el-Kassa, Bab Tuma ve Bab Şarki'dir. Karar, alkolün restoran ve gece kulüplerinde servis edilmesini yasaklıyor. Valilik bu kararla, "kamu ahlakını ihlal eden olayları" azaltmayı amaçladığını ve kararın yerel halktan gelen şikayetler üzerine alındığını belirtti.

Hükümetteki tek Hristiyan bakan olan Sosyal İşler Bakanı Hind Kabavat, alkolün Hristiyan bölgeleriyle sınırlandırılmasını eleştirerek, bu bölgelerin "içki ve alkol yerleri değil, Şam'ın kalbi, parlak tarihi ve bir arada yaşama yeri" olduğunu ifade etti.

Valilik dün yaptığı açıklamada, yeni önlemlerin yıllar önce çıkarılan kararnamelerle "uyumlu" olduğunu ve amacının "alkol satış noktalarında yaşanan kaosu" düzenlemeyi amaçladığını bildirdi.

Kararda belirtilen üç alanın, taraflardan hiçbirini incitmeyecek şekilde yeniden değerlendireceğini duyurdu.


Savaş, Hamas’ın yeni bir lider seçimi sürecini aksatıyor

Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)
Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)
TT

Savaş, Hamas’ın yeni bir lider seçimi sürecini aksatıyor

Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)
Batı Şeria'nın Ramallah kentinde Filistinli tutukluların karşılanması sırasında Hamas bayraklarını sallayan Filistinliler, Kasım 2023 (AFP)

ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaş, Hamas'ın yeni lider seçimi sürecini altüst etti. Kaynaklar, çeşitli karmaşıklıklar ve ‘bölgedeki güvenlik ve siyasi değişiklikler’ nedeniyle sürecin dondurulmasının planlandığını bildirdi.

Yaklaşık bir buçuk yıldır Hamas'ın işlerini bir ‘liderlik konseyi’ yönetiyor. Son iki aydır hareketi yönetecek yeni bir lider seçmek için bir süreç başlatıldı. Şarku’l Avsat'a konuşan Gazze’nin içinden ve dışından Hamaslı dört bilgili kaynak, bölgedeki mevcut durum nedeniyle hareketin başkanlık seçimini geçici olarak askıya alma eğilimi olduğunu aktardı.

Hamas’ın liderliği için rekabet, hareketin yurtdışındaki Siyasi Büro Başkanı Halid Meşal ile Gazze Şeridi'ndeki muadili ve ateşkes müzakere ekibi başkanı Halil Hayye arasında sürüyor. Hem Meşal, hem de Hayye, Hamas’ın liderlik konseyinde yer alıyor.

Hamas’tan biri Gazze Şeridi içinde, diğeri dışındaki iki kaynak, önümüzdeki günlerde seçimlerin iptal edilmesi ve siyasi büro seçimlerinin bu yılın sonunda yapmayı planlandığını teyit etti.