Avrupa ülkeleri Kovid-19 tedbirlerini yeniden sıkılaştırıyor

Avusturya aşı olmayanlara yönelik kapanma kısıtlamaları uygulamayı planlıyor

Viyana Havalimanı’nda bir Boeing 777 uçağının içinde koronavirüse karşı aşılama yapılırken (DPA)
Viyana Havalimanı’nda bir Boeing 777 uçağının içinde koronavirüse karşı aşılama yapılırken (DPA)
TT

Avrupa ülkeleri Kovid-19 tedbirlerini yeniden sıkılaştırıyor

Viyana Havalimanı’nda bir Boeing 777 uçağının içinde koronavirüse karşı aşılama yapılırken (DPA)
Viyana Havalimanı’nda bir Boeing 777 uçağının içinde koronavirüse karşı aşılama yapılırken (DPA)

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını, hızlı enfeksiyon dalgaları ile Avrupa kıtasını yeniden kuşatıyor. Yeni salgınlar, günlük vaka sayısını, bazı ülkelerin pandeminin başlangıcından bu yana tanık olmadığı rekor oranlara itiyor. Hastaneler ve yoğun bakım üniteleri üzerindeki baskının artmaya başlaması, hükümetleri ve sağlık yetkililerini Kovid-19 karşıtı katı tedbirleri ve kısıtlamaları yeniden yürürlüğe sokmaya yönlendirdi. Yetkiler, salgını kontrol altına almak için güvenilen aşı kampanyalarında çoğu ülkenin ilerleme kaydetmesi sonucunda, geçtiğimiz aylarda önlemleri hafifletmişti. Ancak zamanın geçmesi ile, virüsün ortadan kaybolmadığı anlaşıldı, öyle ki orta ve doğu Avrupa’daki bazı ülkeler, özellikle de aşılama oranlarının düşük olduğu bölgeler, şimdiye kadar tanık oldukları en şiddetli salgın dalgasının yükü altında pandeminin ikinci sonbaharını yaşıyor. Bu dalga, aylarca uygulanan önlemler, kısıtlamalar, aşı kampanyalarında, daha önce görülmemiş çapta çabaların sarf edilmesi sonucunda pek çok kişinin salgının üstesinden gelindiğini ve pandemiden önceki hayata dönüş kapısının açıldığını düşünmesinin ardından geldi. Almanya yetkilerini, bu dalgayı “aşı olmamış kişilere yönelik salgın” olarak adlandırdı. Bazı Avrupa ülkeleri sıkı kısıtlamalar uygulamaya başladı. Bu kısıtlamalar arasında, aşısız kişilere yönelik gece sokağa çıkma yasağı, kafe ve restoranların kapatılması, halka açık yerlerde sağlık gözetiminin sıkılaştırılması ve aşı olmayı reddedenlere tam izolasyon uygulama gibi önlemler yer alıyordu.
Diğer yandan, Romanya ve Bulgaristan gibi Doğu Avrupa’daki birkaç ülkedeki sağlık sistemleri, özellikle bu ülkelerdeki nüfusun çoğunluğunun hala aşılanmadığı için, ölüm oranlarının önceki salgın dalgalarında tanık olduklarını aşmasının yanı sıra hasta kapasitelerinin sınırına ulaştı.
Kovid-19 pandemisinin başlamasından bu yana, günlük vaka sayısının ilk kez 50 bini sınırı aşması sebebiyle, Alman sağlık çevrelerine panik hakim oldu. Epidemiyolog Hago Zeep “İnsanları kapalı alanlarda toplanıp iletişim kurmaya iten soğukların kapıda olmasının yanı sıra çoğu ülke önlemleri ve sosyal kısıtlamaları erkenden hafifletmek için acele ederken, Avrupa ülkeleri çeşitli seviyelerde kaydettikleri aşılama oranlarıyla bu durumla yüzleşmeye hazır değildi” ifadelerini kullandı.
Uzmanlar, yeni vaka sayısındaki rekor artışların sadece endişe yaratmakla kalmadığını, bu vakaların artma hızının çok büyük olacağına ve özellikle 50 yaş altı grupta hastaneye yatış veya yoğun bakım gerektiren vaka sayısının artmasına yönelik korkuların olduğunu belirttiler. Berlin’in en büyük hastanesi olan Charity Hastanesi dün, planlanmış tüm ameliyatları bir sonraki duyuruya kadar durdurduğunu açıkladı.
Buna paralel olarak, Almanya Başbakanı Angela Merkel, önümüzdeki hafta salgına karşı alınacak önlemler hakkında anlaşmaya varmak için Sağlık Bakanı Jens Spahn’la birlikte federal yetkililer bir araya geleceğini açıkladı. Tartışılacak konular arasında, bazı bölgelerin birkaç gün önce uygulamaya koyduğu, halka açık alanlara girerken sadece negatif sonuçlu Kovid-19 testi değil aşı sertifikasının da sunulması önlemi de yer alıyor.
Uzun bir süredir, aşıların sağlık çalışanları ve temel hizmet çalışanları gibi halkın belli gruplarına zorunlu hale getirilmesi hakkında konuşmayı reddeden Alman makamlarının, mesleki icra edebilmeleri için bu gruplara aşı zorunluluğu uygulamaya karar verdiğini hatırlatmak gerekiyor.
Hükümet dün, geçen ayın başlarında ücretsiz Kovid-19 testi uygulamasını iptal ettikten sonra uygulamaya geri dönme kararı aldı. Robert Koch Enstitüsü (RKI) Başkanı Lothar Wieler, “Önümüzde çok zor haftalar ve aylar var” açıklamasında bulundu.
Hollanda ise virüsü kontrol altına almak için yeni bir tedbir paketi açıkladı. Hollanda Başbakanı Mark Rutte “Çok rahatsız olan ve birçok önlem gerektiren bir mesajım var: Virüs her yere yayılıyor ve tüm cephelerde mücadele edilmesi gerekiyor.” dedi.
Önümüzdeki hafta başından itibaren uygulanmaya başlanacak tedbirler arasında, sosyal mesafe ile işe dönüş, kafe, restoran, eğlence mekanları ve temel ihtiyaç olmayan tüm dükkanların kapanış saatinin belirli olması, FIFA Dünya Kupası eleme maçı dahil olmak üzere spor müsabakalarının saatlerinin belirli olması da yer alıyor. Hükümet bunların yanı sıra vatandaşlara, sosyal ziyaretleri, akraba ve arkadaşları evde ağırlama gibi durumları azaltma çağrısında bulundu.
Avusturya ise, aşı olmamış kişilere tam izolasyon uygulamak gibi daha önce hiçbir Avrupa ülkesi tarafından uygulanmayan sert önlemler uygulamaya yolunda ilerliyor. Bu önlemin, ülkenin 9 eyaletinin yetkilileriyle müzakere edilmesi ve parlamentoda tartışılması gerekiyor. Avusturya Başbakanı Alexander Schallenberg, şu anda Batı Avrupa ülkeleri arasında en düşük orana sahip -nüfusun yüzde 65’ini geçmeyen- kusurlu aşı kapsamına dikkat çekmişti.
Diğer yandan Macaristan, Romanya, Bulgaristan ve Çek Cumhuriyeti’ndeki sağlık yetkilileri de, hastanelerinin kapasitelerinin son noktaya ulaşırken, sert önlemler uygulamaya başladı.  Söz konusu ülkeler, ağır hastalarından onlarcasını Polonya ve Almanya’ya gönderdi.
Avrupa epidemiyolojik sahnesinde yaşanan bu hızlı gelişmeler karşısında, Avrupa Komisyonu, sene sonu bayram sezonuna bir aydan az bir süre kalmışken, bu salgın dalgasını kontrol altına almak ve kapanma önlemlerine geri dönmek zorunda kalmamak amacıyla yeni bir yol haritası belirlemek üzere sağlık bakanlarını önümüzdeki hafta Brüksel’de düzenlenecek olağanüstü toplantıya çağırdı.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.