ABD ve Çin’den, Biden-Şi zirvesi öncesinde Tayvan ile ilgili uyarılar

Bugün Biden ve Şi arasında çevrimiçi gerçekleşecek görüşmeden sonra iki ülke arasındaki gerilimin hafifleyeceğine dair göreceli bir iyimserlik hakim

Pekin'de 2013 yılı sonunda Biden ve Şi arasında yapılan toplantıdan bir kare (Reuters)
Pekin'de 2013 yılı sonunda Biden ve Şi arasında yapılan toplantıdan bir kare (Reuters)
TT

ABD ve Çin’den, Biden-Şi zirvesi öncesinde Tayvan ile ilgili uyarılar

Pekin'de 2013 yılı sonunda Biden ve Şi arasında yapılan toplantıdan bir kare (Reuters)
Pekin'de 2013 yılı sonunda Biden ve Şi arasında yapılan toplantıdan bir kare (Reuters)

Tüm dünya, bugün ABD Başkanı Joe Biden ve Çin Devlet Başkanı Şi Cinping arasında yapılacak çevrimiçi zirvenin sonuçlarını ve dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki ilişkilerde yaşanan gerilimi hafifletmede ne gibi gelişmeler kaydedileceğini merakla bekliyor.
İki ülke arasında son aylarda, ticaretten ve insan haklarına Tayvan'ın güvenliğinden Çin'in bölgesel emellerine kadar çeşitli meselelerde yaşanan gerginlikler ilişkilerin gerilmesine yol açtı.
Biden, son aylarda Asya’daki bölgesel ittifaklarını güçlendirmeye çalışırken, Şi, Pasifik bölgesindeki Soğuk Savaş dönemi gerilimlerine geri dönüşün sinyalini verdi. Ancak ABD yönetiminin geçtiğimiz günlerde verdiği sinyaller, Washington'ın gerginliğin çatışmaya dönüşmesini önlemeye yönelik bir eğilim içerisinde olduğuna işaret etti.
Beyaz Saray yetkilileri, zirvenin, Washington ile Pekin arasındaki rekabeti sorumlu bir şekilde yönetmek için bir çerçeve oluşturmanın yanı sıra ticaret ve tedarik zincirlerinin güçlendirilmesi, iklim değişikliğiyle mücadele ve salgınla mücadele gibi iş birliği için ortak bir zemin oluşturabilecek konular bulma hedefiyle düzenlendiğini belirttiler.
İki ülke arasında ilişkiler, eski Başkan Donald Trump’ın Çin mallarına ağır gümrük tarifeleri getirmesinin, telekomünikasyon şirketlerini ulusal güvenliğe tehdit kaynağı olarak görmesini ve yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının patlak vermesinden Pekin'i sorumlu tutmasının ardından en düşük seviyesine geriledi.
Ancak tüm dünya, Biden'ın göreve gelmesinden sonra bu gerilimlerin azalmasını beklerken Biden, selefinin Pekin'e yönelik sert yaklaşımını büyük ölçüde korumaya devam etti. Trump'ın uyguladığı gümrük tarifelerinde herhangi bir değişikliğe gitmeyen Biden, Çin'in davranışını kısıtlamak için yeni kurallar müzakere etmek istediğini de açıkça belirtti. ABD’li yetkililer, yükselen bir Çin'i 21. yüzyılda ABD’nin nüfuzuna karşı en büyük meydan okuma olarak görüyorlar.
Siyasi çevrelerde, Glasgow'daki COP26 İklim Zirvesi sırasında ABD ve Çin arasında bir çerçeve anlaşmanın duyurulması konusunda iyimser bir hava çizilmesi, dünyanın en çok sera gazı emisyonuna yol açan iki ülkesi arasında iş birliği olasılığının bir göstergesi olarak kabul edildi. Öte yandan bu iyimserlik, özerk bir bölge olan ancak Çin'in ana karanın devredilemez bir parçası olarak gördüğü Tayvan üzerindeki planlarının derecesi ile ilgili diğer tartışmalı konulardaki gerilimlerin artmasıyla kısa sürede dışarıya sızdı.
ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken, Cuma günü Çinli mevkidaşı Wang Yi ile bugünkü zirve hazırlıklarını görüşmek üzere yaptığı telefon görüşmesinde, ülkesinin Pekin'in Tayvan üzerindeki ‘askeri, diplomatik ve ekonomik baskısı’ konusundaki endişelerini dile getirdi. Blinken, iki lider arasındaki görüşmenin, çıkarların örtüştüğü alanlarda birlikte çalışmanın yanı sıra Washington ve Pekin arasındaki rekabetin sorumlu bir şekilde nasıl yönetileceğini tartışmak için bir fırsat olduğunu vurguladı. ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Ned Price, yaptığı açıklamada, Blinken’ın, ABD’nin Tayvan Boğazı bölgesinde barış ve istikrara uzun süredir devam eden ilgisini vurguladığını ve Çin’in Tayvan üzerinde devam eden askeri, diplomatik ve ekonomik baskısından duyduğu endişeyi dile getirerek, Pekin'i boğazlar bölgesindeki sorunları Tayvan halkının istek ve çıkarlarıyla uyumlu ve barışçıl bir şekilde çözmeye yönelik yapıcı bir diyaloga girmeye çağırdığını aktardı. Blinken, küresel enerji kaynaklarının tehlikeye atılmamasını sağlamak için önlemler almanın önemini de vurguladı.
Çin Dışişleri Bakanı Wang ise ABD'nin ‘Tayvan’ın bağımsızlığını desteklemek gibi görünebilecek eylemlerinin tehlikeleri’ konusunda uyardı. Çin Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamaya göre Wang Yi, Blinken’a, Tayvanlı bağımsızlık güçleriyle yapılacak herhangi bir gizli anlaşma ve verilecek bir desteğin, Tayvan Boğazları'ndaki barışı baltalayabileceğini ve sonunda sadece ilişkilerin gerilemesine yol açacağını söyledi.
Çin Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Wang, Blinken ile görüşmesi sırasında, Washington'ın ‘son zamanlardaki hatalı açıklamaları ve eylemleri’ olarak nitelendirdiği tutumuna yanıt olarak Çin'in Tayvan konusundaki ‘ciddi’ duruşu hakkında daha ayrıntılı konuştu. Açıklamada Wang'ın, “Tarih ve gerçek, Tayvan'ın bağımsızlığının, Tayvan Boğazı'ndaki barış ve istikrar için en büyük tehdit olduğunu tam olarak göstermiştir” dediği aktarıldı.
Çinli yetkili, ‘eğer ABD’nin amacı bölgede barış ise, Tayvan'ın bağımsızlığı için her türlü harekete kararlılıkla karşı çıkması gerektiğini’ söyledi. Açıklamaya göre Wang, Tayvan'ın bağımsızlığına yönelik herhangi bir desteğin ‘Tayvan Boğazı'ndaki barışı baltalayacağını ve nihayetinde başarısızlıkla sonuçlanacağını’ da sözlerine ekledi.
ABD, diplomatik tanımasını 1979 yılında Taipei'den Pekin'e kaydırdı ve o yıl ABD Kongresi’nde ABD'nin Tayvan'a kendini savunması için silah sağlamasını öngören bir yasa kabul edildi. Ancak ABD yönetimi, Tayvan'ı diplomatik olarak tanıdığını göstermemeye dikkat ediyor. Bu ay bir grup ABD’li yetkilinin ABD Kongresi’nde hem Cumhuriyetçilerin hem de Demokratların desteklediği Tayvan’ı ziyaret etmesi Pekin'i kızdırdı.
Pekin, son yıllarda Tayvan yakınlarındaki askeri faaliyetlerini artırırken Ekim ayı başlarında rekor sayıda Çin savaş uçağı Tayvan’ın hava savunma sahasına girdi. Washington, Çin’in bu eylemlerini saldırganlık olarak nitelendirdi ve birçok kez Tayvan'a desteğini açıkladı. Pekin'in Tayvan’ın hava savunma sahasına yönelik artan askeri hareketliliği, uluslararası toplumun endişelerini de arttırdı.
İki ülke arasındaki resmi temasların son dönemde yaşanan gerilime rağmen durmazken Blinken, geçtiğimiz Mart ayında Alaska’da Çin Komünist Partisi Politbüro Üyesi ve Dış İlişkiler Komisyonu Dairesi Başkanı Yang Jiechi ile bir araya gelmiş, iki taraf ticaret ve insan hakları konusunda bir birlerine suçlamalarda bulunmuşlardı. Bunu, ABD'li yetkililerin, Çin'in Uygur Müslüman azınlığa karşı baskı uygulaması ve Tayvan'a yönelik emelleri konusunda aylarca kamuoyu önünde yaptıkları eleştiriler izledi.
ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) yetkilileri, Çin’in 2027 yılına kadar Tayvan'a saldırabileceği konusunda uyarırken nükleer cephaneliğini geliştirmeye ve 2030 yılına kadar bin nükleer savaş başlığı temin etmek için nükleer silahlarını dört katına çıkarmak için çalıştığını vurguladılar. Buna karşın, ABD Asya ülkeleriyle olan ittifaklarını güçlendirdi ve Avustralya ile ‘AUKUS’ adlı yeni bir askeri anlaşma çerçevesinde nükleer enerjili denizaltılar tedarik etmek için bir anlaşma yaptı.
Biden ve Şi, Biden’ın geçtiğimiz Ocak ayında göreve başlamasından bu yana iki kez telefonla görüştü.  İki ay önce yaptıkları ikinci görüşme, 90 dakikadan fazla sürdü. Biden, eski Başkan Barack Obama’nın yardımcısıyken Şi ile birçok kez bir araya geldi. Beyaz Saray yetkilileri, Roma’da düzenlenen G20 Liderler Zirvesi sırasında Biden ile Şi arasında yüz yüze bir görüşme ayarlamaya çalıştılarsa da Çinli lider, iki yıl önce Kovid-19 salgınının başlamasından bu yana yurtdışı seyahatleri yapmak yerine yıl sonuna kadar çevrimiçi görüşmelere devam etmeyi tercih ettiği için bu görüşme gerçekleşmedi.



Trump, İran'a nasıl bir saldırı düzenlemeyi planlıyor?

Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)
Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)
TT

Trump, İran'a nasıl bir saldırı düzenlemeyi planlıyor?

Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)
Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağı artırırken, Amerikan medyası İran'a saldırı senaryolarını masaya yatırdı.

CNN'in analizinde, İran'a saldırı durumunda askeri ve siyasi liderlerin hedef alınabileceği veya nükleer tesislere sınırlı saldırılar düzenlenebileceği belirtiliyor.

Nükleer tesislere saldırının, geçen yıl haziranda düzenlenenlere kıyasla "daha büyük ölçekli" olacağı savunuluyor.

İran'a yönelik olası saldırılar için ABD ordusuna bir hedef listesi sunulmadı. Bu da Trump'ın henüz herhangi bir askeri harekat emri vermediğinin işareti. Beyaz Saray yetkilileri, Cumhuriyetçi liderin diplomatik çözümden yana tercihini sürdürdüğünü söylüyor.

ABD Başkanı, perşembe günkü açıklamasında "10 gün içinde" bir anlaşmanın yapılıp yapılamayacağının belli olacağını söylemiş, daha sonra bu süreyi 15 güne çıkardığını bildirmişti. Müzakerelerde anlaşma sağlanamaması halinde İran'a saldırma tehdidini de yinelemişti.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla konuşan Trump'a yakın iki üst düzey yetkili, ABD Başkanı'nın hazirandaki saldırı emrini vermeden önce de son ana kadar beklediğini söylüyor. Venezuela'ya geçen ay düzenlenen operasyonda da benzer bir sürecin yaşandığını aktarıyorlar.

Wall Street Journal'ın analizinde, İran'ın anlaşmaya yanaşmaması halinde Trump'ın geniş ölçekli saldırı talimatı vererek Tahran yönetimini devirmeye çalışabileceği yazılıyor.

Bunun yanı sıra Trump'ın "sınırlı saldırı" seçeneğini değerlendirdiği de belirtiliyor. Bu seçenekle Trump, küçük ölçekli saldırılarla İran'ı anlaşmaya yapmaya zorlayabilir.

Kimliğinin paylaşılmamasını isteyen bir ABD'li yetkili, İran uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurana kadar saldırıların artarak devam edebileceğini savunuyor. Diğer yandan böyle bir hamlenin Tahran yönetiminin müzakerelerden çekilmesine yol açabileceğine de dikkat çekiliyor.

İran muhtemel ABD saldırılarına karşı güçlü misilleme yapılacağı uyarısında bulunmuştu. Ülkenin dini lideri Ali Hamaney, bu haftaki açıklamasında "Dünyanın en güçlü ordusu bile bazen öyle bir tokat yiyebilir ki yerinden kalkamayabilir" demişti.

İsrail ve ABD'nin Haziran 2025'te İran'a düzenlediği saldırılarla 12 gün süren savaş nedeniyle kesintiye uğrayan diplomatik süreç, tarafların Umman'da masaya oturmasıyla yeniden başladı.

Maskat'taki ilk tur görüşmelerin ardından müzakereler Cenevre'ye taşındı. İran heyetine Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi başkanlık ederken, ABD'yi ise Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Witkoff temsil ediyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
TT

İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, dün Akdeniz'e girerken görüntülendi. Bu durum, Başkan Donald Trump'ın emriyle yoğunlaştırılmış askeri konuşlandırma kapsamında İran'a karşı askeri müdahale olasılığını gündeme getirdi.

Atlantik Okyanusu'nu Akdeniz'den ayıran Cebelitarık Boğazı'nı geçen geminin fotoğrafı, AFP tarafından Cebelitarık'tan yayınlandı.

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (AP)Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (Arşiv-AP)

Trump dün, Tahran ve Washington arasında İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varılamaması durumunda İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi "değerlendirdiğini" söyledi.

Bir önceki gün ise karar verme süresinin 10 ila 15 gün olduğunu belirtmişti.

ABD'ye ait bir diğer uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln, ocak ayının sonundan beri Ortadoğu'da bulunuyor.

USS Gerald R. Ford'un Akdeniz'e gelmesiyle birlikte, İran'a karşı olası saldırılara hazırlık amacıyla önemli bir askeri yığılmanın yaşandığı bölgede ABD'nin ateş gücü önemli ölçüde arttı.

Aşağıda, Orta Doğu'da veya yakınlarında konuşlandırılmış en önemli Amerikan askeri varlıklarının listesi yer almaktadır:

Gemiler

ABD'li bir yetkilinin açıklamasına göre Washington'un şu anda Ortadoğu'da 13 savaş gemisi bulunuyor: bir uçak gemisi (USS Abraham Lincoln), dokuz muhrip ve üç kıyı muharebe gemisi.

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Ford, dün çekilen fotoğrafta Cebelitarık Boğazı'ndan Akdeniz'e geçerken görüntülendi. Üç muhrip eşliğinde konuşlanan geminin varlığıyla, Ortadoğu'daki ABD savaş gemisi sayısı toplam 17'ye ulaşacak.

Her bir uçak gemisi binlerce denizci ve onlarca savaş uçağından oluşan hava filoları taşıyor. İki ABD uçak gemisinin aynı anda Ortadoğu'da bulunması nadir görülen bir durumdur.

Uçaklar

İki uçak gemisinde bulunan uçaklara ilave olarak, X platformundaki açık kaynaklı istihbarat bilgilerine, Flightradar24 uçuş takip sitesine ve medya haberlerine göre, Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu'ya onlarca başka savaş uçağı konuşlandırdı.

Bu uçaklar arasında F-22 Raptor ve F-35 Lightning hayalet savaş uçakları, F-15 ve F-16 savaş uçakları ve operasyonlarını desteklemek için gerekli olan KC-135 havadan yakıt ikmal tankerleri de bulunmaktadır.

New York'taki Soufan Araştırma Merkezi, "50 ilave Amerikan savaş uçağı, F-35, F-22 ve F-16, bu hafta Körfez Arap devletlerindeki üslerde konuşlandırılmış yüzlerce uçağa katılmak üzere bölgeye gönderildi" diye yazdı ve bu adımların "Trump'ın (neredeyse her gün tekrarladığı) görüşmelerin başarısız olması durumunda geniş çaplı bir hava ve füze harekatına girişme tehdidini güçlendirdiğini" belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Financial Times'ten aktardığına göre bu hafta onlarca askeri yakıt ikmal ve nakliye uçağı Atlantik Okyanusu'nu geçti. Flightradar24'ten alınan verilere göre son üç günde 39 tanker uçağı potansiyel operasyon bölgelerine daha yakın yerlere yeniden konumlandırıldı. Aynı dönemde C-17 Globemaster III'ler de dahil olmak üzere 29 ağır nakliye uçağı ise Avrupa'ya uçtu.

Bir C-17 uçağı üsten Ürdün'e doğru yola çıktı. Gerçek zamanlı komuta ve kontrol operasyonlarının önemli bir bileşeni olan altı adet E-3 Sentry AWACS erken uyarı ve kontrol uçağı da konuşlandırıldı.

Trump, Tahran'dan yaklaşık 5 bin 200 kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'daki ortak ABD-İngiltere üssünü saldırılar başlatmak için kullanma olasılığını öne sürdü; Londra ise bu öneriye ilişkin çekincelerini dile getirdi.

 "Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Hava savunma sistemleri

Raporlar ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki karasal hava savunmasını güçlendirdiğini, bölgedeki güdümlü füze destroyerlerinin ise denizde hava savunma yetenekleri sağladığını gösteriyor.

Bu ay, Patriot ve THAAD füze ve uçak savunma sistemlerini işleten 69. Hava Savunma Tugayı'nın merkezi olan Fort Hood'dan altı uçuş gerçekleştirildi.

Üslerdeki ABD güçleri

Kara birliklerinin İran'a karşı herhangi bir saldırı eylemine katılmaları beklenmese de Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'da misillemeye karşı savunmasız kalabilecek on binlerce askeri personeli bulunmaktadır.

Tahran, Haziran 2015 yılında Washington'un üç İran nükleer tesisini bombalamasının ardından Katar'daki Amerikan üssüne füze fırlatmıştı, ancak bu füzeler hava savunma sistemleri tarafından düşürüldü.


Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.