Zayed Hediyye
Çalışmalarını birkaç gün önce tamamlayan Roma İklim Konferansı’na katılan Libya Temsilciler Meclisi (TM) Heyeti, son on yılda farklı zamanlarda gündeme gelen “nükleer atıkların Libya kıyılarına gömülmesine” ilişkin eski tartışmalı yeniden dosyayı açtı. Her seferinde bu hassas dosya, unutuldu ve yıllar sonra yeniden açıldı.
Söylenmemiş bir suç
TM Heyeti, parlamentonun iklimle ilgili finansman toplamadaki rolü ve koronavirüs salgını sonrası destek sağlamak için savunmasız ülkelere ulaşma olasılığı hakkındaki bir belgede, ‘gelişmekte olan ve zayıf ülkeler ile silahlı çatışma yaşayan ülkelerde nükleer atıkların taşınması ve gömülmesinin suç sayılması konusunda ortak tavır alınması gerekliliği’ talep edildi.
Yasama ve Anayasa Komisyonu Başkanı Ramazan Şambaş, İtalya’nın başkentinde düzenlenen 26. İklim Konferansı’nın ön meclis toplantılarında Temsilciler Meclisi adına bir toplantı yaptı. Konuşma, küresel iklim politikalarının değiştirilmesini ve Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Konferansı’nın hedeflerine ulaşma yolunda parlamenterlerin katkısını ele aldı.
Şambaş, insanlık üzerindeki felaket etkilerini sınırlamak için, yoksul ve silahlı çatışmalar yaşayan ülkelerde nükleer atıkların gömülmesinin suç sayılması gerektiğini vurguladı. Ramazan Şambaş, “Bu, parlamentolar ve uluslararası kuruluşlar arasında paylaşılan bir sorumluluk ve onlara karşı insani bir görevdir” dedi.
Eski dosya
Bu, Trablus’un Batılı ülkeleri nükleer atıklarını ülke kıyılarına gömmekle suçladığı ilk durum değil. Öyle ki Libya, 2013 yılında, İsrail dahil ülkeleri Libya’yı nükleer atıklar için bir çöplüğe dönüştürmekle suçlamıştı. Daha sonra konu, ülkeyi kasıp kavuran ve 2014’ün başından geçen yılın ortasına kadar silahlı çatışmalara yol açan kriz nedeniyle gündemden düştü.
Libya Hava Kuvvetleri Komutanı Tuğgeneral Mahmud İsa, “Sivil uçaklar ve şüpheli gemiler, Libya çölüne ve karasularına atık bırakıyor” dedi.
İsrail dışında adını zikretmediği ülkelerin, nükleer atıklarını Libya karasularına ve ülkenin güneyindeki Libya çölüne boşalttıklarını belirten İsa, çevrenin geleceği için tehlike oluşturacağı ve ülkedeki insan sağlığına ciddi zararlar vereceği uyarısında bulundu.
Tuğgeneral Mahmud İsa, Genelkurmay Başkanlığı’nın konuyla ilgili bilgi ve delillere sahip olduğunu söylerken, “Hava Kuvvetleri Komutanlığı, Libya hava sahasına giren şüpheli sivil uçakların güzergâhını, hava keşif sisteminin olmaması ve Libya’nın güneyinde radar cihazlarının bulunmaması nedeniyle hava kuvvetlerimizden herhangi bir tepki almadan tespit edebildi” açıklamasında bulundu.
Atık kaçakçılığı mafyası
Libyalı yetkilinin açıklaması öncesinde İngiltere merkezli Independent gazetesi, 2013 yılında (Güney Akdeniz kıyılarında, özellikle de Libya’da tehlikeli atık sevkiyatları karşılığında yılda 20 milyar Euro tutarında para alan) İtalyan mafyasına bağlı çetelerin varlığına ilişkin kapsamlı bir soruşturma yayınlamıştı.
Raporda, aynı yılın başlarında Sirte kenti kıyılarında ölü bulunan balinalar da dahil olmak üzere, gizlice yürütülen nükleer atık gömme operasyonları nedeniyle Libya'nın yaşadığı çevre trajedisine dair birçok kanıt sıralandı.
Öte yandan 2017 yılında Uluslararası Polis Teşkilatı (Interpol), koordine ettiği küresel bir operasyonla dünya çapında 1,5 milyon tondan fazla yasadışı sınır ötesi atık keşfettiğini duyurdu. Asya ve Afrika, Avrupa ve Kuzey Amerika’dan yasa dışı olarak ihraç edilen atıkların ana istasyonlarıydı.
Tunus’tan şahitlik
Libya’yı ‘ıssız çöllerle kaplı geniş alanı, Akdeniz’deki en uzun sahil şeridi ve yaklaşık 2000 km’lik bir uzantısı’ nedeniyle nükleer atık için bir çöplük haline getiren şüpheli anlaşmaları ortaya çıkaran sadece bu raporlar ve açıklamalar değildi. Tunuslu Milletvekili es-Safi Said, 2020 yılında ‘ülkesinin eski Cumhurbaşkanı Zeynel Abidin Bin Ali rejiminin, Cezayir ve Libya sınırlarına nükleer atıkları gömdüğünü ve bunun da bölgede bir soruna neden olduğunu’ söyleyerek yaygın tartışmalara yol açtı.
Said, yerel bir kanala yaptığı açıklamada “Tunus’ta atık sorunu çok eski. Eski Cumhurbaşkanı Zeynel Abidin Bin Ali rejiminin ‘nükleer atıkları iki ülke sınırına gömmeyi’ kabul etmesi nedeniyle Cezayir ve Libya ile birçok anlaşmazlık yaşadık” şeklinde konuştu.
Nükleer atık nedir?
Nükleer atık, bilimsel olarak ‘nükleer füzyon süreçlerinden kaynaklanan büyük miktarda enerji üreten nükleer reaktörler tarafından bırakılmış radyoaktif maddeler’ olarak tanımlanıyor. Bu atıklar, insanlara ve çevreye son derecede büyük zarar veren radyoaktif nitelikte oldukları için son derece tehlikeli.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’na (UAEA) göre bu atığın tehlikesi nedeniyle, onunla ilgilenmek için özel bir stratejiye ihtiyacı var. Bu bağlamda UAEA, “Bir atık arıtma stratejisi belirlemeden önce, atığın kaynağını ve oluşum hızını bilmek ve anlamak gerekir. Miktarlarının yanı sıra özelliklerin belirlenmesi, atığın fiziksel, kimyasal ve radyolojik içeriği hakkında bilgi veren bir yöntemdir. Bu yöntem, uygun güvenlik gereksinimlerinin ve olası tedavi seçeneklerinin belirlenmesine yardımcı olur” açıklamasında bulundu.
Ajans, nükleer atıkların arıtılmasında şu üç ana adıma işaret ediyor; Ön arıtma, işleme ve hazırlama.
UAEA, “Arıtma sürecinin ön hazırlığı, kontamine olmuş malzemeleri kontamine olmayan malzemelerden ayırmayı içerebilir. Bazen nihai arıtımı iyileştirmek için keserek veya parçalayarak atık hacmini azaltmak gerekir. Arıtma teknikleri, arıtma gerektiren atık hacmini azaltır. Bu da elden çıkarma maliyetini azaltır” dedi.
UAEA, “Bir sonraki adım, güvenliğini arttırmaya ve depolama ya da imha etme gibi diğer aşamaların maliyetlerini düşürmeye hazırlanmaktır. Düzenleme operasyonları, radyoaktif bileşeni toplu atıktan ayırarak radyoaktif atık hacmini azaltma eğilimindedir. Bu genellikle süreçteki atığın bileşiminde bir değişikliğe neden olur. Çeşitli atık işleme adımları mevcuttur” ifadelerini kullandı.
Sürecin üçüncü adımının ise donanım olduğunu söyleyen ajans, “Atık, taşınabilmesi, depolanabilmesi ve bertaraf edilebilmesi için güvenli, istikrarlı ve tek kullanımlık bir forma dönüştürülür. Bu bağlamda atık, çimento, katran veya camla kaplanır veya sertleştirilir veya özel kaplarda bir örtü ile kaplanır” dedi.
Bu süreçlerin yüksek maliyete ihtiyaç duyması, birçok ülkeyi yüksek maliyetleri azaltmak için yasa dışı yöntemlere başvurmaya itmekte.


