Tarık Fehmi*
Mısır, 9 Kasım’da İsrail ile 26 Mart 1979 tarihinde imzaladıkları Barış Anlaşması’nda bir değişiklik yapıldığının duyurulmasının ardından İsrail ile ilişkilerini geliştirmeye yöneldi.
Öte yandan İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, İsrail'deki siyasi otoritenin değişikliği resmen onayladığını, ancak henüz parlamentoya sunulmadığını açıkladı. Değişiklik, uzun yıllar sonra bir İsrail başbakanının Mısır'a yaptığı ilk ziyaret olarak İsrail Başbakanı Naftali Bennett’in geçtiğimiz Eylül ayında Şarm eş-Şeyh’e gerçekleştirdiği ziyaretin ardından yapıldı. Burada bazı sorular akıllara geliyor. Kahire, özellikle güvenlik protokolünü değiştirdikten sonra İsrail hükümetiyle nasıl anlaşmayı planlıyor? İki taraflı boyut çok taraflı boyutu etkiler mi? Kahire, özellikle İsrail ile istikrarlı ilişkilere dair çekincelerinden ötürü nasıl bir tutum sergilemeyi planlıyor? Hamas Hareketi başta olmak üzere bazı taraflar nasıl bir rol üstlenecek? Tüm bu soruların yanıtları, Kahire ile Tel Aviv arasındaki ilişkilerin kurulduğu mevcut yapıya işaret ediyor.
Yeni çerçeve
Kahire, Tel Aviv hükümetiyle ilişkiler için yeni bir çerçeve tanımlamaya çalışıyor. Mısır, mevcut İsrail hükümetinin özellikle eski İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun koalisyonu dağıtma ve hükümete yeniden girme çabalarına ve hükümet çevresindeki tüm tartışmalara rağmen göreve devam edeceğini ve şu an için parçalanmayacağını düşünüyor. Gerçekler, İsrail hükümetinin tüm olağan engellerin üstesinden gelirken, kendisini devirmeye yönelik girişimler karşısında kararlı bir duruş sergilediğini gösteriyor. Bu durum, 140 günü aşkın bir süredir görevde olan Başbakan Naftali Bennett’in görev süresini dolduracağını teyit ediyor. Kahire de özellikle Bennett’in 24 Ağustos'ta Washington'a yaptığı ilk ziyaretin ardından İsrail hükümetine büyük destek veren ABD yönetiminin bu konuda hemfikir olmasından ötürü Bennett hükümetinin göreve devam edeceğini tahmin ediyor. ABD yönetimi, her ne kadar İsrail hükümetinin zorluklarla karşı karşıya bir hükümet olacağı, bir süre bazı tutumları sergileyemeyeceği veya Naftali Bennett ve koalisyon ortağı Yair Lapid'in belirli ve kararlı bir yaklaşım benimseyemeyecekleri yönünde bir değerlendirme yapsa da İsrail hükümetinin en büyük destekçisi olmaya devam ediyor.
Kahire, İsrail hükümetiyle ilişkilerde iki yolun izlenmesi gerektiğine inanıyor. Bunlardan birincisi, İsrail tarafına sadece hükümet düzeyinde değil, aynı zamanda uzun yıllardır yaşanan çok sayıda deneyimle dolu olan ve ikili ilişkilerde durumun istikrara kavuşturulmasıyla ve İsrail tarafının Mısır ile ilişkilerin geliştirilmesini gerçekten istemesiyle doğru incelemelere ihtiyaç duyan İsrail’in karmaşık yapıdaki kamuoyuna da temkinli bir şekilde yaklaşıyor. İkinci yol ise, bir devlet ve hükümet olarak İsrail'in, özellikle Filistin dosyasında ve şimdiye kadar İsrailli bir karar alıcı için gerçek bir öncelik olmayan İran dosyasında ikili olanın çoğul olandan ayrılmasıyla ve geçmişte yapılanlara dayanarak Mısır ile doğrudan ve çeşitlendirilmiş bir ortaklığa girmeye çalıştığına inanıyor ve buna göre hareket ediyor.
Tel Aviv’in tutumu
İsrail hükümeti, önceliğin Ramallah değil, Gazze Şeridi olduğuna ve Ramallah cephesini etkisiz hale getirirken Gazze Şeridi ile Ramallah'ı ayırma politikasını güçlendirmenin İsrail'in güvenliği için önemli olduğuna inanıyor. Bu da İsrail hükümeti için özellikle Gazze Şeridi'nde ekonomik barışın sağlanması önemli olduğundan bir yandan önemli bir öncelik olarak güvenlik korunurken diğer yandan havuç-sopa, yani ilişkilerdeki sabit durumundan çıkma politikasının sürdürülmesini gerektiriyor. İsrail'in mevcut sakinliği ve hükümetin istikrarını her an bozabilecek Yahudi yerleşimcilerin bir ayaklanma başlatması korkusuyla Gazze Şeridi çevresinde güvenliği sağlarken, ilk füzeyi atan taraf olmamayı öngören güvenlik teorisine göre Gazze Şeridi’nde ekonomik barış fikirlerini aşamalı olarak teşvik etmek ve kolaylıklar sağlamak da büyük önem taşıyor. Zira İsrail’in katı halkına hitap eden koalisyon partileri, siyasi ve partizan etkilerinden korkulan, hükümetin istikrarını bozan ve hükümet koalisyonunu dağıtan gerçek bir krizi körüklemeye çalışabilirler.
İsrail hükümeti ayrıca Ramallah'ta iç cephenin çökmesinden ve Filistin Yönetimi’nin statüsüyle ilgili acil bir durumun ortaya çıkmasından çekiniyor. Bu nedenle İsrail, mevcut Filistin sahnesine temkinli yaklaşmak ve gerekirse alternatif yollar üzerinde çalışmak yönünde bir değerlendirmeye sahipti. Bu çerçevede İsrail Başbakanı Bennett, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz ile görüşmeyi kabul etti. Filistin Devlet Başkanı’nın güvenlikle ilgili koordinasyonu keseceğinden veya siyasi temasları durduracağından bunun ise bir krize yol açacağından korkan Bennett, bunu yaparken Abbas ve Filistin Yönetimi ile yakınlaşmanın Filistin Yönetimi içinde neler olup bittiğini bilmek açısından önemli olduğuna işaret etti. Bu yüzden art arda toplantılar ve görüşmeler gerçekleşti. İsrailli bakanlar, Filistinli mevkidaşları ve diğer yetkililerle periyodik toplantılar düzenlemeye çalıştılar. İsrail hükümeti de Filistin Yönetimi’ne kolaylıklar sağladı, Paris Anlaşması’nın şartlarını uyguladı ve onun adına gelirleri topladı. Bu da Bennett'in koalisyondaki konumunu gerekçe göstererek Abbas ile görüşmeyi reddetmesine rağmen, Bennett hükümetinin kendi çerçevesinde bir ilerleme kaydettiğini doğruluyor.
Mısır, Ürdün, İsrail ve Filistin arasında ABD’nin desteğiyle bir görüşme yapılması planlanıyor. Bunu ABD Başkanı Joe Biden başarabilir. Ama bunun için daha fazla beklememeli. ABD Dışişleri Bakanlığı da, özellikle Filistin-İsrail ilişkileri dosyası, sadece ABD-Çin ilişkileri dosyasıyla, Güneydoğu Asya'daki mevcut çatışmayla ve Rusya ve Orta Asya cumhuriyetlerindeki son durumla da ilgilenen ve ABD yönetiminin olan bitene göre hesaplarını yeniden düzenlediğine dikkat çeken ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken tarafından değil, Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan tarafından da yakından takip edildiğinden ABD yönetiminin Filistin ve İsrail’de olanlarla ilgili çıkarlarına bakmaksızın planlama yapıyor.
Mısır’ın yaptığı düzenlemeler
Mısır, bu çerçevede İsrail ile ilişkiler dosyasını, şu an başlıca bir öncelik olarak Gazze Şeridi'nde sahneyi yönetmeye devam etme ve stratejik önlemler alma kuralına göre düzenlemekte ve geçici statü aşamasından kalıcı statü aşamasına geçmektedir. İsrail'in istediği de bu ve bazılarının düşündüğü gibi sadece esir takası anlaşmasını tamamlamaya çalışmakla yetinmiyor. Mısır’ın detaylara girmeden, esir takası anlaşmasını tamamlamaya ve İsrail hükümeti için gerçek kazanımlar elde edecek olan uygulama aşamasına geçmeye istekli bir duruş sergilemesi İsrail tarafına destek niteliği taşıyor. Bennett hükümeti, önümüzdeki dönemde bunu kamuoyuna sunacaktır. Bu da muhalefet kanadının müdahale ederek, hükümetin geçici olduğu ve Likud Partisi’nin tekrar iktidara döneceği mesajını verme ihtimaline kapıyı tamamen kapatacaktır. Bu nedenle Kahire, İsrail hükümetine, esir takası anlaşmasının tamamlanması, Gazze Şeridi'nin yeniden inşa ve yeniden yapılandırılması projesinin hayata geçirilmesi, siyasi ve ekonomik ortamın yeniden düzenlenmesi için çalışarak ilerleme fırsatı sunuyor. Bu durum, İsrail ile Gazze Şeridi arasındaki ilişkilerin türünü değiştirirken Hamas Hareketi’nin uzlaşıya varma ve ateşkes yolunda ilerleme çabaları çerçevesinde, kırılgan değil, gerçek bir istikrarın sağlanması için şartları zorluyor.
Çoklu strateji
Kahire’nin hamlesinin istikrarlı olduğu ve İsrail ile ilişkileri çerçevesinde kalıcı bir strateji uygulamaya çalıştığı söylenebilir. İsrail ile imzalanan barış anlaşmasını genişletmek ve ilişkileri yeni bir aşamaya taşımak için her düzeyde güvenlik ve stratejik koordinasyonun sürdürülmesi ve istikrarlı kurallar üzerinde çalışılması, esir takası anlaşmasının uygulanması durumunda İsrail hükümeti, özellikle Kahire’nin kendini Ramallah ve Arap dünyasındaki Filistinlilere yeniden tanıtmayı amaçlayan Hamas üzerinde etkiye sahip olduğundan hareketi Mısır'la birlikte hareket etmeye itecektir. Hamas, özellikle Afganistan’da Taliban Hareketi’nin yeniden iktidara dönüşü çerçevesinde yeni bir gerçekliğe adım atıyor. Hamas liderlerine göre Hizbullah ve Taliban deneyimi, önümüzdeki dönemde Filistinlilerin yaşadıklarını değiştirebilir ve durumu yeniden düzenleyebilir. Ancak burada önemli olan topun Hamas'ın değil İsrail’in sahasında olması.
Peki, beklentiler neler?
Ortadoğu'daki olayların etkileşime girmesi ve Kahire’nin, İsrail hükümetinin İsrail tarafından resmi ekibi ağırlamak için önerdiği önlemleri kabul etmesi bekleniyor. Öncelik, 1948 Araplarının (İsrail vatandaşı Filistinliler) liderleriyle, iktidar koalisyonunun bazı üyeleriyle ve sol partilerin yanı sıra bölgede barış çağrısı yapan bazı generallerle tanışmak olacak. Mısır’ın bu konuda iyi bir deneyimi var ve önümüzdeki aşama da bunun üzerine inşa ediliyor. Özellikle Mısır'ın geniş bir deneyime sahip olmasından ötürü hamlesine gerçek bir Filistin ve İsrail koordinasyonu eşlik edecektir. Mısır’la ilişkilerde gerçek bir atılım yapmak isteyen İsrail ve Bennett hükümeti de bölgeyi mevcut durumdan sadece Gazze Şeridi'nde değil, bölgenin şeklini değiştiren bir dizi büyük projenin hayata geçirilmesiyle ekonomik barışa dayalı farklı bir aşamaya taşımak amacıyla bunu istiyor. Bunun önümüzdeki dönemde tüm taraflar üzerinde etkileri olacaktır.
İsrail hükümeti, Mısır'ın diğer Arap ülkeleriyle ilişkilerin nasıl olabileceği konusunda önemli bir giriş noktası olduğunu düşünüyor. Bu nedenle İsrail'in özellikle Mısır ve Ürdün'e yönelik hamlesi, Filistin Devlet Başkanı Abbas ve İsrail Başbakanı Bennett görüşmesi gerçekleşsin ya da gerçekleşmesin, Filistin Yönetimi ile güvenlik ve ekonomik meselelere doğrudan bir yanıt verilmesiyle olacaktır. Yair Lapid, Benny Gantz veya Gabi Aşkenazi gibi İsrailli üst düzey yetkililer, Ramallah yönetiminde Abbas'ı desteklemeye devam etmekte herhangi bir kriz olmadığından bu rolü oynayacaklardır.
Mısır'ın şu anda ve önümüzdeki birkaç ay boyunca oynayacağı ana rol, sağlam tutumlar inşa etmekle ilişkili olmaya devam ediyor. Çünkü Kahire, herkesi kapsayacak büyük bir esneklik ve fikir birliğinin olduğu tutumlarla geniş çevrelerde hareket ediyor. İsrail hükümeti Mısır'a yaklaşmaya ve Gazze'de olup bitenler için bir güvenlik önlemi alırken birlikte çalışmaya hevesli olduğundan, şu anda perde arkasında olup bitenler, birçok değişkeni ve sabiteyi bir arada barındırıyor. Bunun Ramallah'ta da uzantıları olacaktır.
Mısır-İsrail Barış Anlaşması’ndaki değişiklik, Mısır Ordusu’nun sadece C olarak adlandırılan sınır bölgesinde değil, Sina'nın tamamında durumu bir bütün olarak iyileştirmesine yol açacaktır. Son zamanlardaki gelişmeler, Mısır'ın çıkarına olarak kabul edilebilir, ancak bu özellikle mevcut stratejik önlemleri Mısır tarafı ile bir egemen çıkarlar çerçevesinde olduğundan Hamas'ın hesaba katabileceği yeni bir stratejik gerçekliği de ortaya koyacaktır. Ancak Hamas, mevcut koşulların ve gerçeklerin değişmesi durumunda sınır bölgesini kontrol etme konusundaki devam eden sorumluluğu çerçevesinde buna karşı çıkabilir.
*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.




