Mısır-İsrail ilişkilerinin perde arkasında neler oluyor?

Tel Aviv, Kahire'nin esir takası anlaşmasını tamamlama ve uygulama aşamasına geçme konusundaki tutumuyla destek buluyor

Tel Aviv’deki Mısır büyükelçiliği binası (AFP)
Tel Aviv’deki Mısır büyükelçiliği binası (AFP)
TT

Mısır-İsrail ilişkilerinin perde arkasında neler oluyor?

Tel Aviv’deki Mısır büyükelçiliği binası (AFP)
Tel Aviv’deki Mısır büyükelçiliği binası (AFP)

Tarık Fehmi*
Mısır, 9 Kasım’da İsrail ile 26 Mart 1979 tarihinde imzaladıkları Barış Anlaşması’nda bir değişiklik yapıldığının duyurulmasının ardından İsrail ile ilişkilerini geliştirmeye yöneldi.
Öte yandan İsrail Ordu Sözcüsü Avichay Adraee, İsrail'deki siyasi otoritenin değişikliği resmen onayladığını, ancak henüz parlamentoya sunulmadığını açıkladı. Değişiklik, uzun yıllar sonra bir İsrail başbakanının Mısır'a yaptığı ilk ziyaret olarak İsrail Başbakanı Naftali Bennett’in geçtiğimiz Eylül ayında Şarm eş-Şeyh’e gerçekleştirdiği ziyaretin ardından yapıldı. Burada bazı sorular akıllara geliyor. Kahire, özellikle güvenlik protokolünü değiştirdikten sonra İsrail hükümetiyle nasıl anlaşmayı planlıyor? İki taraflı boyut çok taraflı boyutu etkiler mi? Kahire, özellikle İsrail ile istikrarlı ilişkilere dair çekincelerinden ötürü nasıl bir tutum sergilemeyi planlıyor? Hamas Hareketi başta olmak üzere bazı taraflar nasıl bir rol üstlenecek? Tüm bu soruların yanıtları, Kahire ile Tel Aviv arasındaki ilişkilerin kurulduğu mevcut yapıya işaret ediyor.

Yeni çerçeve
Kahire, Tel Aviv hükümetiyle ilişkiler için yeni bir çerçeve tanımlamaya çalışıyor. Mısır, mevcut İsrail hükümetinin özellikle eski İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun koalisyonu dağıtma ve hükümete yeniden girme çabalarına ve hükümet çevresindeki tüm tartışmalara rağmen göreve devam edeceğini ve şu an için parçalanmayacağını düşünüyor. Gerçekler, İsrail hükümetinin tüm olağan engellerin üstesinden gelirken, kendisini devirmeye yönelik girişimler karşısında kararlı bir duruş sergilediğini gösteriyor. Bu durum, 140 günü aşkın bir süredir görevde olan Başbakan Naftali Bennett’in görev süresini dolduracağını teyit ediyor. Kahire de özellikle Bennett’in 24 Ağustos'ta Washington'a yaptığı ilk ziyaretin ardından İsrail hükümetine büyük destek veren ABD yönetiminin bu konuda hemfikir olmasından ötürü Bennett hükümetinin göreve devam edeceğini tahmin ediyor. ABD yönetimi, her ne kadar İsrail hükümetinin zorluklarla karşı karşıya bir hükümet olacağı, bir süre bazı tutumları sergileyemeyeceği veya Naftali Bennett ve koalisyon ortağı Yair Lapid'in belirli ve kararlı bir yaklaşım benimseyemeyecekleri yönünde bir değerlendirme yapsa da İsrail hükümetinin en büyük destekçisi olmaya devam ediyor. 
Kahire, İsrail hükümetiyle ilişkilerde iki yolun izlenmesi gerektiğine inanıyor. Bunlardan birincisi, İsrail tarafına sadece hükümet düzeyinde değil, aynı zamanda uzun yıllardır yaşanan çok sayıda deneyimle dolu olan ve ikili ilişkilerde durumun istikrara kavuşturulmasıyla ve İsrail tarafının Mısır ile ilişkilerin geliştirilmesini gerçekten istemesiyle doğru incelemelere ihtiyaç duyan İsrail’in karmaşık yapıdaki kamuoyuna da temkinli bir şekilde yaklaşıyor. İkinci yol ise, bir devlet ve hükümet olarak İsrail'in, özellikle Filistin dosyasında ve şimdiye kadar İsrailli bir karar alıcı için gerçek bir öncelik olmayan İran dosyasında ikili olanın çoğul olandan ayrılmasıyla ve geçmişte yapılanlara dayanarak Mısır ile doğrudan ve çeşitlendirilmiş bir ortaklığa girmeye çalıştığına inanıyor ve buna göre hareket ediyor.

Tel Aviv’in tutumu
İsrail hükümeti, önceliğin Ramallah değil, Gazze Şeridi olduğuna ve Ramallah cephesini etkisiz hale getirirken Gazze Şeridi ile Ramallah'ı ayırma politikasını güçlendirmenin İsrail'in güvenliği için önemli olduğuna inanıyor. Bu da İsrail hükümeti için özellikle Gazze Şeridi'nde ekonomik barışın sağlanması önemli olduğundan bir yandan önemli bir öncelik olarak güvenlik korunurken diğer yandan havuç-sopa, yani ilişkilerdeki sabit durumundan çıkma politikasının sürdürülmesini gerektiriyor. İsrail'in mevcut sakinliği ve hükümetin istikrarını her an bozabilecek Yahudi yerleşimcilerin bir ayaklanma başlatması korkusuyla Gazze Şeridi çevresinde güvenliği sağlarken, ilk füzeyi atan taraf olmamayı öngören güvenlik teorisine göre Gazze Şeridi’nde ekonomik barış fikirlerini aşamalı olarak teşvik etmek ve kolaylıklar sağlamak da büyük önem taşıyor. Zira İsrail’in katı halkına hitap eden koalisyon partileri, siyasi ve partizan etkilerinden korkulan, hükümetin istikrarını bozan ve hükümet koalisyonunu dağıtan gerçek bir krizi körüklemeye çalışabilirler.
İsrail hükümeti ayrıca Ramallah'ta iç cephenin çökmesinden ve Filistin Yönetimi’nin statüsüyle ilgili acil bir durumun ortaya çıkmasından çekiniyor. Bu nedenle İsrail, mevcut Filistin sahnesine temkinli yaklaşmak ve gerekirse alternatif yollar üzerinde çalışmak yönünde bir değerlendirmeye sahipti. Bu çerçevede İsrail Başbakanı Bennett, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ve İsrail Savunma Bakanı Benny Gantz ile görüşmeyi kabul etti. Filistin Devlet Başkanı’nın güvenlikle ilgili koordinasyonu keseceğinden veya siyasi temasları durduracağından bunun ise bir krize yol açacağından korkan Bennett, bunu yaparken Abbas ve Filistin Yönetimi ile yakınlaşmanın Filistin Yönetimi içinde neler olup bittiğini bilmek açısından önemli olduğuna işaret etti. Bu yüzden art arda toplantılar ve görüşmeler gerçekleşti. İsrailli bakanlar, Filistinli mevkidaşları ve diğer yetkililerle periyodik toplantılar düzenlemeye çalıştılar. İsrail hükümeti de Filistin Yönetimi’ne kolaylıklar sağladı, Paris Anlaşması’nın şartlarını uyguladı ve onun adına gelirleri topladı. Bu da Bennett'in koalisyondaki konumunu gerekçe göstererek Abbas ile görüşmeyi reddetmesine rağmen, Bennett hükümetinin kendi çerçevesinde bir ilerleme kaydettiğini doğruluyor.
Mısır, Ürdün, İsrail ve Filistin arasında ABD’nin desteğiyle bir görüşme yapılması planlanıyor. Bunu ABD Başkanı Joe Biden başarabilir. Ama bunun için daha fazla beklememeli. ABD Dışişleri Bakanlığı da, özellikle Filistin-İsrail ilişkileri dosyası, sadece ABD-Çin ilişkileri dosyasıyla, Güneydoğu Asya'daki mevcut çatışmayla ve Rusya ve Orta Asya cumhuriyetlerindeki son durumla da ilgilenen ve ABD yönetiminin olan bitene göre hesaplarını yeniden düzenlediğine dikkat çeken ABD Dışişleri Bakanı Anthony Blinken tarafından değil, Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan tarafından da yakından takip edildiğinden ABD yönetiminin Filistin ve İsrail’de olanlarla ilgili çıkarlarına bakmaksızın planlama yapıyor.

Mısır’ın yaptığı düzenlemeler
Mısır, bu çerçevede İsrail ile ilişkiler dosyasını, şu an başlıca bir öncelik olarak Gazze Şeridi'nde sahneyi yönetmeye devam etme ve stratejik önlemler alma kuralına göre düzenlemekte ve geçici statü aşamasından kalıcı statü aşamasına geçmektedir. İsrail'in istediği de bu ve bazılarının düşündüğü gibi sadece esir takası anlaşmasını tamamlamaya çalışmakla yetinmiyor. Mısır’ın detaylara girmeden, esir takası anlaşmasını tamamlamaya ve İsrail hükümeti için gerçek kazanımlar elde edecek olan uygulama aşamasına geçmeye istekli bir duruş sergilemesi İsrail tarafına destek niteliği taşıyor. Bennett hükümeti, önümüzdeki dönemde bunu kamuoyuna sunacaktır. Bu da muhalefet kanadının müdahale ederek, hükümetin geçici olduğu ve Likud Partisi’nin tekrar iktidara döneceği mesajını verme ihtimaline kapıyı tamamen kapatacaktır. Bu nedenle Kahire, İsrail hükümetine, esir takası anlaşmasının tamamlanması, Gazze Şeridi'nin yeniden inşa ve yeniden yapılandırılması projesinin hayata geçirilmesi, siyasi ve ekonomik ortamın yeniden düzenlenmesi için çalışarak ilerleme fırsatı sunuyor. Bu durum, İsrail ile Gazze Şeridi arasındaki ilişkilerin türünü değiştirirken Hamas Hareketi’nin uzlaşıya varma ve ateşkes yolunda ilerleme çabaları çerçevesinde, kırılgan değil, gerçek bir istikrarın sağlanması için şartları zorluyor.

Çoklu strateji
Kahire’nin hamlesinin istikrarlı olduğu ve İsrail ile ilişkileri çerçevesinde kalıcı bir strateji uygulamaya çalıştığı söylenebilir. İsrail ile imzalanan barış anlaşmasını genişletmek ve ilişkileri yeni bir aşamaya taşımak için her düzeyde güvenlik ve stratejik koordinasyonun sürdürülmesi ve istikrarlı kurallar üzerinde çalışılması, esir takası anlaşmasının uygulanması durumunda İsrail hükümeti, özellikle Kahire’nin  kendini Ramallah ve Arap dünyasındaki Filistinlilere yeniden tanıtmayı amaçlayan Hamas üzerinde etkiye sahip olduğundan hareketi Mısır'la birlikte hareket etmeye itecektir. Hamas, özellikle Afganistan’da Taliban Hareketi’nin yeniden iktidara dönüşü çerçevesinde yeni bir gerçekliğe adım atıyor. Hamas liderlerine göre Hizbullah ve Taliban deneyimi, önümüzdeki dönemde Filistinlilerin yaşadıklarını değiştirebilir ve durumu yeniden düzenleyebilir. Ancak burada önemli olan topun Hamas'ın değil İsrail’in sahasında olması.

Peki, beklentiler neler?
Ortadoğu'daki olayların etkileşime girmesi ve Kahire’nin, İsrail hükümetinin İsrail tarafından resmi ekibi ağırlamak için önerdiği önlemleri kabul etmesi bekleniyor. Öncelik, 1948 Araplarının (İsrail vatandaşı Filistinliler) liderleriyle, iktidar koalisyonunun bazı üyeleriyle ve sol partilerin yanı sıra bölgede barış çağrısı yapan bazı generallerle tanışmak olacak. Mısır’ın bu konuda iyi bir deneyimi var ve önümüzdeki aşama da bunun üzerine inşa ediliyor. Özellikle Mısır'ın geniş bir deneyime sahip olmasından ötürü hamlesine gerçek bir Filistin ve İsrail koordinasyonu eşlik edecektir. Mısır’la ilişkilerde gerçek bir atılım yapmak isteyen İsrail ve Bennett hükümeti de bölgeyi mevcut durumdan sadece Gazze Şeridi'nde değil, bölgenin şeklini değiştiren bir dizi büyük projenin hayata geçirilmesiyle ekonomik barışa dayalı farklı bir aşamaya taşımak amacıyla bunu istiyor. Bunun önümüzdeki dönemde tüm taraflar üzerinde etkileri olacaktır.
İsrail hükümeti, Mısır'ın diğer Arap ülkeleriyle ilişkilerin nasıl olabileceği konusunda önemli bir giriş noktası olduğunu düşünüyor. Bu nedenle İsrail'in özellikle Mısır ve Ürdün'e yönelik hamlesi, Filistin Devlet Başkanı Abbas ve İsrail Başbakanı Bennett görüşmesi gerçekleşsin ya da gerçekleşmesin, Filistin Yönetimi ile güvenlik ve ekonomik meselelere doğrudan bir yanıt verilmesiyle olacaktır. Yair Lapid, Benny Gantz veya Gabi Aşkenazi gibi İsrailli üst düzey yetkililer, Ramallah yönetiminde Abbas'ı desteklemeye devam etmekte herhangi bir kriz olmadığından bu rolü oynayacaklardır.
Mısır'ın şu anda ve önümüzdeki birkaç ay boyunca oynayacağı ana rol, sağlam tutumlar inşa etmekle ilişkili olmaya devam ediyor. Çünkü Kahire, herkesi kapsayacak büyük bir esneklik ve fikir birliğinin olduğu tutumlarla geniş çevrelerde hareket ediyor. İsrail hükümeti Mısır'a yaklaşmaya ve Gazze'de olup bitenler için bir güvenlik önlemi alırken birlikte çalışmaya hevesli olduğundan, şu anda perde arkasında olup bitenler, birçok değişkeni ve sabiteyi bir arada barındırıyor. Bunun Ramallah'ta da uzantıları olacaktır.
Mısır-İsrail Barış Anlaşması’ndaki değişiklik, Mısır Ordusu’nun sadece C olarak adlandırılan sınır bölgesinde değil, Sina'nın tamamında durumu bir bütün olarak iyileştirmesine yol açacaktır. Son zamanlardaki gelişmeler, Mısır'ın çıkarına olarak kabul edilebilir, ancak bu özellikle mevcut stratejik önlemleri Mısır tarafı ile bir egemen çıkarlar çerçevesinde olduğundan Hamas'ın hesaba katabileceği yeni bir stratejik gerçekliği de ortaya koyacaktır. Ancak Hamas, mevcut koşulların ve gerçeklerin değişmesi durumunda sınır bölgesini kontrol etme konusundaki devam eden sorumluluğu çerçevesinde buna karşı çıkabilir.
*Bu makale Şarku’l Avsat tarafından Independent Arabia’dan çevrilmiştir.



Hizbullah neden hükümetten çekilmeyi ve hükümeti düşürmeyi reddediyor?

Güneydeki durum protesto edilirken Hizbullah destekçileri gösteri düzenliyor (AP)
Güneydeki durum protesto edilirken Hizbullah destekçileri gösteri düzenliyor (AP)
TT

Hizbullah neden hükümetten çekilmeyi ve hükümeti düşürmeyi reddediyor?

Güneydeki durum protesto edilirken Hizbullah destekçileri gösteri düzenliyor (AP)
Güneydeki durum protesto edilirken Hizbullah destekçileri gösteri düzenliyor (AP)

Hizbullah ile Nevvaf Selam hükümeti arasındaki gerilim sürerken, parti parlamentodaki güven oylamasında hükümeti düşürme seçeneğine başvurmadı. Hükümeti egemenliği zedelemek ve dış gündemlere hizmet etmekle suçlayan Hizbullah’ın milletvekilleri, oylama öncesinde salondan çekildi.

Peki Hizbullah bu hükümetten tam olarak ne istiyor? Kendisine yönelttiği tüm suçlamalara rağmen neden hükümet içinde kalmaya bu kadar önem veriyor?

Hizbullah’ın gerekçeleri

Hizbullah milletvekili ve parti bloğu üyelerinden Hüseyin el-Hac Hasan’ın kısa süre önce hükümetten çekilip çekilmeyeceklerine ilişkin bir soruya, “Hükümetin içinde kalmalıyız” yanıtını verdiği aktarıldı. Hasan, hükümetten ayrılmanın Hizbullah’ı tecrit etmek isteyenlerin işine yarayacağını belirterek “Amerikalıların Hizbullah’ı tecrit etme arzusunu gerçekleştirmeyeceğiz” dedi.

Sonuç getirmeyecekti

Hizbullah’ın tutumunu yakından takip eden siyasi yazar Dr. Kasım Kusayyir, Hizbullah hükümete karşı oy kullansa bile bunun pratikte herhangi bir sonuç doğurmayacağını düşünüyor. Kusayyir, hükümetin yeniden güvenoyu aldığını ve hükümeti destekleyen milletvekillerinin sayısının muhaliflerin sayısına denk olmadığını belirtti.

Kusayyir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Hizbullah kritik bir siyasi dönemeçle karşı karşıya. Hükümete karşı oy kullanmak fiilen hükümetten ayrılmaya kadar varabilecek siyasi sonuçları üstlenmek anlamına gelecekti. Oysa parti mevcut aşamada hükümetten ayrılmak istemiyor” dedi.

Kusayyir ayrıca, Meclis Başkanı Nebih Berri ile olumsuz veya tırmandırıcı adımlar atılmaması konusunda bir mutabakat bulunduğunu belirterek “Dolayısıyla Hizbullah’ın çekilme kararı, Emel Hareketi’nin aldığı tutumla çelişmiyor ve aynı zamanda iletişim kanallarını açık tutmasını sağlıyor” ifadelerini kullandı.

dfvgthyju
Geçen hafta parlamentoda hükümetin sorgulandığı oturum sırasında Hizbullah’ın Meclis grubundan milletvekilleri; fotoğrafta milletvekili Ali Ammar konuşurken görülüyor (Lübnan Parlamentosu)

Kusayyir’e göre hükümeti düşürmenin zamanı henüz gelmedi. Ne iç siyasi koşullar ne de dış gelişmeler açısından böyle bir aşamaya ulaşılmış değil. Hizbullah’ın itirazlarının bu aşamada hükümeti düşürme amacı taşımadığını belirten Kusayyir, partinin özellikle müzakere dosyası ve iç meseleler konusunda hükümetin performansını düzeltmeyi hedeflediğini söyledi.

Kusayyir, “Hizbullah iç siyasette bir ‘bilek güreşi’ savaşına girmek istemiyor. Hükümeti veya mevcut yönetimi düşürmeye yönelik bir mücadeleye sürüklenmeden süreci düzeltmeye çalışıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Hizbullah tabanında rahatsızlık

Ancak hükümeti sorgulama oturumunda yaşanan son gelişme başta olmak üzere Hizbullah’ın çelişkili tutumlarını açıklamak için sunduğu gerekçeler, tabanının geniş bir kesimini ikna etmeye yetmedi.

Tartışma siyasi ve medya çevreleriyle sınırlı kalmadı. Hizbullah’ın toplumsal tabanına da yayılan tartışmada, partiye yakın aktivistler ve isimler sosyal medya üzerinden partinin performansından duydukları rahatsızlığı dile getirdi. Bazıları Hizbullah’a yönelik doğrudan ve kamuya açık eleştirilerde bulundu.

Bu eleştiriler, Hizbullah’ın tabanı içindeki tartışmanın niteliğinde dikkat çekici bir değişime işaret ediyor. Soru artık yalnızca hükümete ilişkin tutumla sınırlı kalmıyor, Hizbullah’ın kendi performansına ve siyasi süreci yönetme biçimine de yöneliyor.

Özgür Yurtsever Hareketi ile ilişki

Hizbullah’ın aksine hükümete saldıran ve hükümeti eleştiren Özgür Yurtsever Hareketi, hükümetten güvenoyunun çekilmesi yönünde oy kullandı.

Ancak hareketin Genel Başkan Yardımcısı Dr. Naci Hayek, Hizbullah’ın hükümet aleyhinde oy kullanmak yerine oturumu terk etmesine şaşırmadığını söyledi. Hayek, bunun “Hizbullah’ın sürdürdüğü bir yaklaşım haline geldiğini” belirterek cumhurbaşkanlığı seçimleri ve öncesinde kurulan hükümetleri bu yaklaşımın başlıca örnekleri olarak gösterdi.

Hayek, “Onun kendine özgü çıkarları ve hesapları olduğunu çok iyi biliyoruz” dedi.

dfthyju
Geçen hafta İsrail ile yürütülen resmi müzakereleri protesto eden gösteri sırasında Hizbullah destekçisi bir gösterici, Başbakan Nevvaf Selam’ın fotoğrafını yakıyor (AP)

Hayek, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, yaşananların Özgür Yurtsever Hareketi ile Hizbullah’ı yeniden yakınlaştırıp yakınlaştırmayacağı konusunda, “Bunun bizi yeniden ona yaklaştıracağını ya da ondan uzaklaştıracağını söylemek mümkün değil” ifadelerini kullandı.

Hayek, hareket açısından asıl önemli noktanın attıkları adımın “muhalefet saflarında yalnız olduğumuzu, diğerlerinin ise kendi aralarında anlaşmış olduğunu herkese göstermesi” olduğunu belirtti.

Hayek, taraflar arasındaki açık eleştirilere ve anlaşmazlıklara rağmen sonunda aynı masada oturduklarını savunarak “Dörtlü anlaşma devam ediyor. Biz o dönemde bunu kabul etmedik, bugün de etmeyeceğiz” dedi.

Özgür Yurtsever Hareketi lideri Cibran Basil de kısa süre önce Hizbullah’a yönelik sert bir saldırı düzenleyerek “Lübnan devletinden daha büyük bir sorumluluk taşıdığını çünkü aciz durumda olduğunu ancak buna rağmen ülkeyi yok etme ve Lübnan’ın yapısını ve toplumsal dokusunu değiştirme politikasını sürdürdüğünü” söyledi.

Hizbullah’ta belirsizlik ve sertleşen söylem

Siyasi aktivist ve avukat Antoine Nasrallah ise Hizbullah’ın hükümete görünürde ve medya üzerinden sert biçimde karşı çıktığını ancak buna karşılık hükümet içindeki varlığından özellikle atamalar dosyasında yararlandığını düşünüyor.

Nasrallah, hükümetin düşmesi halinde mevcut iç ve dış koşullar altında nasıl bir hükümet kurulacağının bilinmediğini ve Hizbullah’ın mevcut hükümetteki payını dahi kaybedebileceğini belirterek partinin “zor durumda” olduğunu savundu.

Nasrallah, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Hizbullah bugün geçmişte bildiğimiz Hizbullah değil. Bir belirsizlik ve savrulma hali yaşıyor. Bazı liderlerinin sahip olduğu diplomatik yaklaşımı terk ederek daha saldırgan bir söyleme yöneldi” dedi.

wfrgt
Geçen hafta parlamentoda hükümetin sorgulandığı oturumda milletvekillerini dinleyen Lübnan hükümeti bakanları (Lübnan Parlamentosu)

Nasrallah, Özgür Yurtsever Hareketi ile Hizbullah arasındaki ilişkiye ilişkin değerlendirmesinde ise bugün veya gelecekte yaşanabilecek herhangi bir yakınlaşmanın “çıkar ve seçim hesaplarına dayalı” olacağını söyledi.

Her iki partinin de taban desteği konusunda sorun yaşadığını belirten Nasrallah, Basil’in hem hükümete hem de Hizbullah’a saldırarak Özgür Yurtsever Hareketi’nin Lübnan Güçleri lehine kaybettiği Hristiyan desteğini yeniden toplamaya çalıştığını, Hizbullah’ın ise Şii tabanındaki rahatsızlığı kontrol altına almak amacıyla hükümeti hedef aldığını savundu.

Nasrallah, iki tarafın da hükümetin birçok dosyada karar alma konusunda ağır davranmasından yararlandığı sonucuna vardı.


Suriye’de silah depolarındaki patlamaların tekrarlanmasına ilişkin senaryolar

Halep’in güney kırsalındaki el-İys bölgesinde bir silah deposunda meydana gelen patlamanın ardından bir askeri polis memuru yol üzerinde bekliyor (Reuters)
Halep’in güney kırsalındaki el-İys bölgesinde bir silah deposunda meydana gelen patlamanın ardından bir askeri polis memuru yol üzerinde bekliyor (Reuters)
TT

Suriye’de silah depolarındaki patlamaların tekrarlanmasına ilişkin senaryolar

Halep’in güney kırsalındaki el-İys bölgesinde bir silah deposunda meydana gelen patlamanın ardından bir askeri polis memuru yol üzerinde bekliyor (Reuters)
Halep’in güney kırsalındaki el-İys bölgesinde bir silah deposunda meydana gelen patlamanın ardından bir askeri polis memuru yol üzerinde bekliyor (Reuters)

Şam’daki kaynakların aktardığına göre, pazartesi sabaha karşı Halep’in güneyindeki el-İys askeri bölgesinde meydana gelen patlamalar, Suriye’deki silah depolarını hedef alan sabotaj ihtimalini güçlendirdi. Bu olay, ay başından bu yana Şam kırsalı, Deyrizor, Halep ve İdlib kırsalında meydana gelen benzer patlamalar zincirinin son halkası oldu.

Söz konusu patlamalar, daha önce İran’ın nüfuz alanları içinde bulunan bölgelerde kalan ve savaş mühimmatı barındıran büyük silah depolarında meydana geldi. Ancak askeri analistlere göre mevcut bulgular, olayların nedeninin depolama koşullarındaki yetersizlik ve deneyim eksikliği olduğuna işaret etmeye devam ediyor.

Sabotaj ihtimali, bu ayın 8’inde İsrail hava kuvvetlerinin Suriye ve Lübnan’da hedef tespiti amacıyla gerçekleştirdiği geniş çaplı keşif faaliyetiyle birlikte değerlendirildiğinde farklı bir anlam kazanıyor.

Askeri uzman İmad Şehud, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, keşif faaliyetinden bir gün sonra Sarmada’da, ardından Şam kırsalındaki Dumayr ve Deyrizor’daki Ayyaş bölgelerinde patlamaların meydana geldiğini belirtti.

vfg
Suriyeli askerler, 9 Eylül’de İdlib’de 14 kişinin hayatını kaybettiği silah deposu patlamasının meydana geldiği bölgeye koşuyor (AP)

Şehud, bu olayların yalnızca “tesadüf” olarak değerlendirilemeyeceğini ve sadece silahların kötü depolanmasıyla açıklanamayacağını söyleyerek kötü depolama ihtimalinin de göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Şehud’a göre bu tür operasyonlar, sahadaki ajanlar aracılığıyla gerçekleştirilebilir. Uzman ayrıca Suriye Savunma Bakanlığı bünyesinde organizasyonel ve idari bir sorun bulunduğuna dikkat çekti.

Üç olası senaryo

Askeri araştırmacı ve Jusur Araştırmalar Merkezi uzmanı Reşid el-Hurani, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, silah depolarındaki patlamaların tekrarlanmasının nedenlerine ilişkin mevcut veriler ışığında üç senaryonun öne çıktığını söyledi.

İlk senaryoya göre bazı patlamalar, özellikle Halep’in güneyindeki el-İys silah deposunda meydana gelen olay, İran’a bağlı milislerin bölgeyi kontrol ettiği dönemde bu güçlere ait olan depolarda gerçekleşti. Hurani, bu depoların İran’la bağlantılı kişilerden biri tarafından “bir şekilde” hedef alınmış olabileceği ihtimaline işaret etti.

Hurani bu ihtimali, İran’ın Suriye’nin iç istikrarını bozma yönündeki devam eden girişimleriyle ilişkilendirdi.

fvghyjuk
21 Eylül 2026’da el-İys kasabası çevresindeki Suriye ordusuna ait bir noktada meydana gelen bir dizi patlamanın ardından yerde mühimmat parçaları (AFP)

İkinci senaryo ise İran’ın geride bıraktığı ve daha sonra Suriye hükümetinin kontrolüne geçen silah depolarının İsrail tarafından hedef alınmış olması. Hurani’ye göre İsrail, bazı mühimmatların varlığından şüphelenmiş olabilir. Patlama sırasında bazı topçu mühimmatlarının etkisinin 15 kilometreye kadar ulaştığını belirten Hurani, İsrail’in Suriye hükümetinin bu silahlardan yararlanmasını engellemeye çalışmış olabileceğini söyledi.

Üçüncü senaryo ise “güvenlik sızması”. Buna göre eski rejim döneminde görev yapmış ve hâlâ çeşitli bağlantıları bulunan bazı kişilerin yeni yapılara dahil edilmiş olması, silah depolarının güvenliği açısından risk oluşturuyor olabilir.

Bir aydan kısa sürede beşinci patlama

Halep kırsalındaki el-İys bölgesinde meydana gelen patlama, Suriye’de bir aydan kısa süre içinde yaşanan bu türdeki beşinci olay oldu.

Geçen cuma günü de Deyrizor’un batısındaki Ayyaş bölgesindeki bir askeri noktada kaynağı henüz belirlenemeyen bir patlama meydana gelmiş ve Suriye ordusundan 11 asker hayatını kaybetmişti.

Suriye’deki silah depolarında daha önce de kaynağı belirlenemeyen patlamalar yaşanmıştı. Bunlardan biri, bu ayın 9’unda ülkenin kuzeybatısında meydana gelmiş ve 14 kişinin ölümüne yol açmıştı. Bundan 10 gün önce ise aynı bölgede mühimmat yüklü bir aracın patlaması sonucu en az 5 kişi hayatını kaybetmişti.

Reuters’ın derlediği verilere göre, eski Devlet Başkanı Beşşar Esad’ın Aralık 2024’te devrilmesinden bu yana Suriye’deki silah depolama tesislerinde benzer nitelikte en az 16 patlama meydana geldi.

El-İys stratejik bir askeri bölgeydi

Eski rejim, 2020 yılında Halep’in 35 kilometre güneyindeki stratejik Tel el-İys bölgesinin kontrolünü Rus hava desteği ve İran Devrim Muhafızları ile ona bağlı milislerin yoğun kara desteği sayesinde ele geçirmişti.

Rejim daha sonra bölgeyi, büyük miktarda mühimmat ve ağır silahların toplandığı ve depolandığı bir güvenlik bölgesine dönüştürmüştü. Tesis, ülkenin kuzeyini güneyine bağlayan M5 karayolunu doğrudan gören stratejik bir konumda bulunuyordu.

Güvenlik uzmanı Nuvvar Şaban Kabakibo ise silah depolarındaki patlamaların tekrarlanmasına ilişkin bazı göstergeler bulunduğunu söyledi.

Kabakibo, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “Sabotaj ihtimaline işaret eden bir gösterge var ancak bundan kesin olarak söz edemeyiz. Birçok noktayı açıklığa kavuşturacak resmi açıklamayı bekliyoruz” dedi.

fvghyju
Pazartesi sabahı erken saatlerde el-İys kasabası çevresindeki Suriye ordusuna ait bir noktada meydana gelen bir dizi patlamanın ardından yükselen alevler ve duman; olayda en az dört kişi yaralandı (AFP)

Kabakibo ayrıca söz konusu depolarda “savaş mühimmatı” bulunduğuna ilişkin kanıtlar olduğunu belirtti. Buna göre mühimmat ya eski rejime ait depolarda uzun süre boyunca tutulmuş olabilir ve bunların lojistik ve teknik durumuna ilişkin ayrıntılar bilinmiyor ya da çatışmalardan elde edilen ganimetler bir yerden başka bir yere taşınarak gelişigüzel biçimde depolanmış olabilir.

Uzman, mühimmatın kötü koşullarda depolanmasının bazı teknik özelliklerini kaybetmesine yol açmış olabileceğini ifade etti.

Bunun yanı sıra depolarda aslında kullanım ömrünü tamamlamış ve imha edilmesi gereken büyük miktarda mühimmat bulunması da ihtimaller arasında.

Kabakibo, yapılması gerekenin “Savunma Bakanlığı’nın silahlanma biriminde bu mühimmatla çalışabilecek uzmanların yetiştirilmesi, mühimmatın değerlendirilmesi ve uygun koşullarda depolanmasının sağlanması, kullanılabilir mühimmatın hasarlı olanlardan ayrılması ve en önemlisi askeri tesislerin yeniden değerlendirilmesi” olduğunu söyledi.


Irak, ABD yaptırımlarına uyarak İran hava yolu şirketlerine yasağı uygulayacak

Irak'ın Erbil Uluslararası Havalimanı'nda Irak Havayollarına ait bir uçak (Reuters-Arşiv)
Irak'ın Erbil Uluslararası Havalimanı'nda Irak Havayollarına ait bir uçak (Reuters-Arşiv)
TT

Irak, ABD yaptırımlarına uyarak İran hava yolu şirketlerine yasağı uygulayacak

Irak'ın Erbil Uluslararası Havalimanı'nda Irak Havayollarına ait bir uçak (Reuters-Arşiv)
Irak'ın Erbil Uluslararası Havalimanı'nda Irak Havayollarına ait bir uçak (Reuters-Arşiv)

Irak, ABD'nin yaptırım uyguladığı İran hava yolu şirketlerinin uçuşlarını durduracak.

Şarku’l Avsat’ın Fransız Haber Ajansı AFP’den aktardığı habere göre Iraklı hükümet yetkilileri, Bağdat'ın İran hava yolu şirketlerinin uçuşlarını askıya alacağını bildirdi. Karar, Washington'ın söz konusu şirketlerin ABD yaptırımları nedeniyle önümüzdeki saatlerde hizmetlerini durduracağını açıklamasının ardından geldi.

Bir Iraklı hükümet yetkilisi, ABD Hazine Bakanlığının kararına uyulacağını ve İran hava yolu şirketlerine yönelik yasağın salı sabahından itibaren yürürlüğe gireceğini açıkladı.

Yetkili, “Kararı uygulamayan ülkeler benzer yaptırımlarla karşı karşıya kalacak” ifadesini kullandı.

İkinci bir hükümet kaynağı da Irak'ın söz konusu karara uyacağını doğruladı.