Çin’in süpersonik füzesi Pentagon’un ‘endişelerini’ arttırıyor

Austin, Çin'i ABD ordusu için "hız mücadelesi" olarak nitelendirdi (AP)
Austin, Çin'i ABD ordusu için "hız mücadelesi" olarak nitelendirdi (AP)
TT

Çin’in süpersonik füzesi Pentagon’un ‘endişelerini’ arttırıyor

Austin, Çin'i ABD ordusu için "hız mücadelesi" olarak nitelendirdi (AP)
Austin, Çin'i ABD ordusu için "hız mücadelesi" olarak nitelendirdi (AP)

ABD Savunma Bakanı Lloyd Austin, Çin'in yaz boyunca süpersonik füze denemesi gerçekleştirmesinin Pekin'in artan kapasitesi hakkında ‘endişeler’ uyandırdığını söylerken, füze testinin Rusya’nın geçtiğimiz yüzyılda dünyanın ilk uydusu Sputnik 1 ile karşılaştırmadığını dile getirdi. Austin, önceki akşam Pentagon'da düzenlediği basın toplantısında, Çin'in  27 Temmuz'da  gerçekleştirdiği düze denemeleriyle ilgili soru soran gazetecilere, “Sputnik 1 anıydı. Bunlar kullanmayacağım terimler, şahsen kullanmıyorum” şeklinde cevap verdi.
ABD Genelkurmay Başkanı Mark Milley, bu ay başında Bloomberg TV ile gerçekleştirdiği röportaj sırasında, Çin’in dünya yörüngesinde dönen hipersonik bir füze fırlatma deneyi yaptığına atıfta bulunarak, bunun Sovyetler Birliği'nin 1957'de, büyük ulusların uzay yarışını başlatan kıvılcım olan "Sputnik" uydusunu fırlatmasına benzettiğini söyledi. Şarku’l Avsat’ın Blooberg’den aktardığı habere göre Milley, “Şahit olduğumuz şey, hipersonik bir silah sisteminin test edilmesiyle ilgili çok önemli bir olaydır. Çok endişe verici” şeklinde konuştu.
Çin’i ABD ordusu için "hız mücadelesi" olarak nitelendiren Austin, ülkesinin hipersonik silahlar gibi belirli bir yetenek yerine ‘her alanda güçlü yetenek’ üzerine odaklandığını vurguladı.
Financial Times gazetesi,  Çin füze hedefini birkaç kilometre ıskalamasına rağmen, testin ABD’yi şaşırttığını iddia etti. Çin tarafından gerçekleştirilen test, bir ülke tarafından Dünya yörüngesine tamamen hipersonik bir silah gönderdiği ilk olma özelliği taşıyor. Bu hipersonik füzelerin beş kattan fazla yol alarak takip edilmelerini zorlaştırıyor, çünkü aynı zamanda alçak irtifada yapabiliyor. Çin ise yeniden kullanılabilir bir uzay aracını test ettiğini söyleyerek hipersonik füze testi yaptığını yalanladı.
Öte yandan ABD Genelkurmay Başkan Yardımcısı General John Hyten, Çin’in gerçekleştirdiği testin “pek çok şeyi değiştirme potansiyeline sahip çok önemli bir yetenek” olduğunu söyledi. Sovyetlerin uydu fırlatma deneyimiyle karşılaştırılıp karşılaştırılmayacağı sorusuna Hyten, “teknolojik açıdan etkileyici” şeklinde cevap verdi. Hyten CBS’ye verdiği mülakatta, Sputnik testinin ABD’de aciliyet duygusu yarattığını ancak  Çin tarafından 27 Temmuz’da gerçekleştirilen testin aynı duyguyu yaratmadığına dikkati çekerken, ancak olası bir aciliyet duygusu yaratacağını vurguladı. Çin'in hipersonik uzay silahlarının ABD'ye sürpriz bir nükleer saldırı başlatmak için kullanılabileceğinin altını çizen Hyten, “Neden bu yetenekleri geliştiriyorlar?” şeklinde soru sorarak bahsi geçen füzelerin ilk kez kullanılan silahlara benzediğini kaydetti. Hyten ayrıca,  Çin'in hali hazırda tek bir hipersonik orta menzilli silahı konuşlandırdığını, ABD'nin ise ilk silahını konuşlandırmasına uzun yıllar olduğunu da aktardı.
Çin, 2019'da 2 bin km yol kat edebilen ve nükleer savaş başlığı taşıyabilen orta menzilli hipersonik füze "DF-17"yi görücüye çıkardı. ABD Savunma Bakanlığı bu ayın başlarında Çin'in nükleer silahlar alanındaki yeteneklerini beklenenden daha hızlı genişlettiği konusunda uyarıda bulundu.
Bir Pentagon raporu ise, Çin'in "2030 yılına kadar, Savunma Bakanlığı'nın 2020'de öngördüğü hızı aşarak en az bin nükleer savaş başlığına sahip olmayı planladığını” ortaya koydu. Raporda ayrıca Çin’in yüzlerce yeni balistik füze içermesi muhtemel en az üç silo inşa ettiği aktarıldı.
Bahsi geçen yıllık raporda, Çin bir dizi kara, deniz ve hava nükleer silah platformuna yatırım yaptığı ve bunları genişlettiği iddia edilerek, nükleer kuvvetlerinin bu önemli genişlemesini desteklemek için gerekli altyapıyı inşa ettiği bildirildi. Eylül 2020’de ise Kongre’ye sunulan başka bir raporda ise, ABD Savunma Bakanlığı’nın, Çin'in ‘yaklaşık 200’ nükleer savaş başlığına sahip olduğunu tahmin ettiğini ancak bu sayının önümüzdeki on yıl içinde ikiye katlanmasını bekledikleri ifade edildi. Çin'in 2027'ye kadar 700 ve 2030'a kadar ise bin nükleer savaş başlığı eklemesi beklenirken, ABD askeri tahminleri Pekin'in nükleer faaliyetlerinde çok güçlü bir ivme olduğunu gösteriyor.
Diğer yandan ABD Savunma Bakanı, Rusya'yı Ukrayna sınırındaki kuvvetlerini artırma konusunda daha şeffaf olmaya çağırırken, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in tam olarak ne yapacağından emin olamadıklarını vurguladı.
Kasım ayı başlarında, Ukrayna Savunma Bakanlığı yaklaşık 90 bin Rus askerinin ülke sınırları yakınına konuşlandırıldığını duyurdu. Rus kuvvetlerinin Ukrayna sınırına yakınlaşması, Batı ile tansiyonu yükseltti.
Rus yetkililer, birliklerin, yakınlardaki NATO güçlerinin oluşturduğu güvenlik tehditlerine karşı eğitim için konuşlandırıldığını açıkladı. Moskova, 2014 yılında Ukrayna'nın Kırım yarımadasını ilhak etti ve o zamandan bu doğu Ukrayna'da ayrılıkçı bir isyanı destekliyor.



Organ naklinde yeni keşif: Süre günlere çıkabilir

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash
TT

Organ naklinde yeni keşif: Süre günlere çıkabilir

Fotoğraf: Unsplash
Fotoğraf: Unsplash

Çinli araştırmacılar, dokuları düşük sıcaklıklarda korumanın yeni bir yöntemini geliştirdi; bu ilerleme, nakledilen organların canlılığını saatlerden günlere uzatabilir.

Günümüzde organ nakilleri, şiddetli kalp, karaciğer veya böbrek yetmezliği gibi birçok son evre hastalık için hâlâ tek etkili tedavi yöntemi. Ancak bir organ donörden alındığı anda, hücreler oksijen almayı bıraktığı ve dokularda toksik bileşikler biriktiği için bozulmaya başlıyor.

Bunu aşmak için hastaneler genellikle nakledilecek organları dondurucu soğuklukta bir koruma çözeltisine yerleştiriyor.

Ancak bu düzenlemelerle bile organlar sadece birkaç saat dayanabiliyor. Örneğin kalp, donörden ayrıldıktan sonra en fazla yaklaşık 6 saat korunabilirken, böbrekler 24 saate kadar canlı kalabiliyor.

Son yıllarda, organları buzda korumak yerine, bilim insanları organ vücut dışında iken kan dolaşımını taklit eden makine perfüzyon sistemleri kullanıyor. Ancak bu sistemlerin de kendi dezavantajları var.

Daha soğuk depolama, organları daha uzun süre koruyabilirken, makine perfüzyon sistemleri donma noktasının üzerindeki sıcaklıklarda çalışıyor.

Çinli bilim insanları, Journal of Medical Devices adlı akademik dergide yayımlanan çalışmada, "0 santigrat derecenin üzerindeki organlar için makine perfüzyon cihazları mevcut ancak sıfırın altındaki sıcaklıklar ve birden fazla organ için uygun olanlar henüz geliştirilmemiş durumda" diye açıklıyor.

Çin Devlet Merkezi Kriyojenik Bilim ve Teknoloji Laboratuvarı'ndan yapılan çalışma, 0 santigrat derecenin altındaki sıcaklıklar da dahil çeşitli sıcaklıklarda çalışan yeni bir Çoklu Termometrik Makine Perfüzyon Sistemi (MTMP) ortaya koyuyor.

Araştırmacılar, yeni sistemin sıçan kalplerini, tavşan böbreklerini ve domuz böbreklerini eksi 150 santigrat derecede sıvı nitrojen içinde 7 gün boyunca koruyabildiğini ve daha sonra başarılı bir şekilde canlandırıp nakledebildiğini gösterdi.

Bilim insanları, "Burada, normotermi (37 santigrat derece), hipotermi (4 santigrat derece) ve süper soğutma (0 santigrat derecenin altında) arasında geniş bir sıcaklık aralığında programlanabilir ve hassas düzenleme sağlayan bir MTMP sistemi geliştiriyoruz" dedi.

Cihaz, sıcaklık, basınç ve akış hızı üzerinde hassas kontrol sağlıyor.

Araştırmacılar kalp gibi organlar için, canlılık süresinin uzatılmasının organ nakli bekleme listesini temizlemeye yardımcı olabileceğini söyledi.

Çalışmada, "ABD'de çöpe atılan nakil kalplerinin sadece yarısı korunup kullanılabilirse, iki ila üç yıl içinde ABD'deki organ nakli bekleme listesinin tamamını temizleyebiliriz" dendi.

Kalbin düşük sıcaklıkta korunma süresinin 24 saate uzatılması, hastalara daha geniş bir zaman aralığı sağlayacak ve bu da daha fazla hayat kurtarabilir.

Bilim insanlarına göre yeni sistem, organ koruma teknolojisindeki kritik boşlukları doldurabilir ve "koruma süresini uzatmak için bir temel" sağlayabilir.

Independent Türkçe


ABD'de muhabirler Trump'ı aramanın ipuçlarını paylaştı

Gazeteciler, ABD Başkanı Donald Trump'ı telefonla aramanın sırlarını paylaştı; bunlar arasında gece yarısı uyuyamadığı bir zamanı beklemek de var (AFP)
Gazeteciler, ABD Başkanı Donald Trump'ı telefonla aramanın sırlarını paylaştı; bunlar arasında gece yarısı uyuyamadığı bir zamanı beklemek de var (AFP)
TT

ABD'de muhabirler Trump'ı aramanın ipuçlarını paylaştı

Gazeteciler, ABD Başkanı Donald Trump'ı telefonla aramanın sırlarını paylaştı; bunlar arasında gece yarısı uyuyamadığı bir zamanı beklemek de var (AFP)
Gazeteciler, ABD Başkanı Donald Trump'ı telefonla aramanın sırlarını paylaştı; bunlar arasında gece yarısı uyuyamadığı bir zamanı beklemek de var (AFP)

Gazeteciler, ABD Başkanı Donald Trump'ı telefonla aramanın sırlarını paylaştı; bunlar arasında gece yarısı uyuyamadığı bir zamanı beklemek de var (AFP)

Gazetecilerin Trump'ın kişisel cep telefonunu günün her saatinde aramasıyla, başkana erişim hiç bu kadar mümkün görünmemişti. Semafor, başkanın cep telefonu kullanımına dair derinlemesine bir araştırma yaptı ve Trump'ın, Destansı Öfke Operasyonu'nun iki haftadan uzun süre önce başlamasından bu yana 30'dan fazla telefon röportajı verdiğini ortaya koydu.

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik süregelen saldırıları medyada büyük yankı uyandırdı ve başkan, birçok medya kuruluşuna telefon röportajı veriyor. Bu görüşmelerde Trump, savaşın mevcut durumu hakkında farklı cevaplar veriyor.

Geçen hafta Axios'a verdiği röportajda Trump, İran savaşının "yakında" sona ereceğini çünkü "hedef alınacak neredeyse hiçbir şey kalmadığını" söyledi. Hafta sonu NBC News'a verdiği röportajdaysa başkan, "şartlar henüz yeterince iyi olmadığından" savaşı sona erdirmek için bir anlaşma yapmaya hazır olmadığını söyledi.

Trump'ın basınla yaptığı telefon görüşmeleri hakkında yakın zamanda yayımlanan makalede Semafor, gazetecilerin başkomutana ulaşmak için önceden ayarlanmamış telefon aramalarına giderek daha fazla başvurduğunu açıkladı.

Trump'ın cep telefonu numarası Washington'da yaygın olarak paylaşılıyor ve Semafor'un kaynaklarının hepsi, özel bir haber yakalama umuduyla başkanı aramak için en iyi zaman konusunda farklı cevaplar veriyor.

Kaynakların çoğu, Trump'ı akşam geç saatlerde televizyon izlerken aramanın en iyisi olduğunu söylerken, başkanla yakın zamanda konuşan bir kişiyse sabah erken saatlerde aramanın daha iyi olduğunu belirtti. Semafor'a konuşan diğerleriyse erken saatlerde aramanın sakıncalı olduğunu çünkü Trump'ın o saatlerde kendisine ulaşan bazı gazetecileri terslediğini söyledi.

DSD
"Destansı Öfke Operasyonu" iki haftadan uzun süre önce başladığından beri Trump'ın 30'dan fazla telefon görüşmesi yaptığı bildiriliyor (AFP)

Trump'ın numarasını bilen bir kaynak, başkandan cevap almanın tek yolunun, gece yarısı uyuyamadığı zaman aramak olduğunu söyledi.

Beyaz Saray Sözcüsü Anna Kelly, Trump'ın basına telefon röportajları vermesiyle ilgili soruya The Independent'a, "Başkan Trump, tarihteki en şeffaf ve ulaşılabilir başkandır. Basın Trump'tan asla bıkmıyor ve bunu biliyorlar" diye konuştu.

Semafor'a göre muhabirler Trump'a telefonla ulaşabilse de görüşmeler genellikle sadece birkaç dakika sürüyor.

Adı verilmeyen bir Beyaz Saray yetkilisi, yayın organına başkanın görüşmeler sırasında "kafasının sıklıkla başka şeylerle meşgul olduğunu" söyledi.

Yetkili, Trump'ın arayan kişiyi "birçok kişinin yanında hoparlöre aldığını, gevşek bir sohbet havasında konuştuğunu ve onlarla uğraşarak eğlendiğini" söyledi.

Onu arayarak ciddi gazeteci olduklarını düşünen muhabirler açıkçası kendilerine kötülük yapıyor.

Independent Türkçe


ABD Temsilciler Meclisi, Epstein davasıyla ilgili olarak Adalet Bakanı’nı ifadeye çağırdı

ABD Temsilciler Meclisi, Epstein davasıyla ilgili olarak Adalet Bakanı’nı ifadeye çağırdıABD Adalet Bakanı Pam Bondi (EPA)
ABD Temsilciler Meclisi, Epstein davasıyla ilgili olarak Adalet Bakanı’nı ifadeye çağırdıABD Adalet Bakanı Pam Bondi (EPA)
TT

ABD Temsilciler Meclisi, Epstein davasıyla ilgili olarak Adalet Bakanı’nı ifadeye çağırdı

ABD Temsilciler Meclisi, Epstein davasıyla ilgili olarak Adalet Bakanı’nı ifadeye çağırdıABD Adalet Bakanı Pam Bondi (EPA)
ABD Temsilciler Meclisi, Epstein davasıyla ilgili olarak Adalet Bakanı’nı ifadeye çağırdıABD Adalet Bakanı Pam Bondi (EPA)

Kongre komitesi dün yaptığı açıklamada, cinsel suçlardan hüküm giymiş Amerikalı iş adamı Jeffrey Epstein'e yönelik soruşturmanın devamı olarak Adalet Bakanı Pam Bondi'yi kapalı oturumda ifade vermeye çağırdığını belirtti.

Çağrıya göre Bondi, 14 Nisan'da Temsilciler Meclisi Gözetim Komitesi önünde yeminli ifade verecek.

Bondi, Adalet Bakanlığı'nın, 2008'de reşit olmayan bir kızı fuhuşa teşvik etmekten mahkum edilen, öncesinde ve sonrasında siyasi ve iş dünyası liderleriyle yakın bağları bulunan finansçı Epstein ile bağlantılı etkili kişilerin isimlerini gizlediği yönündeki suçlamalarla karşı karşıya.

Epstein 2019'da tekrar tutuklandı ve federal cinsel istismar suçlamalarıyla karşı karşıya iken cezaevinde öldü. Soruşturma, ölümünün intihar olduğu sonucuna vardı.

Adalet Bakanı Bondi ve yardımcısı Todd Blanch'ın bugün komiteye ayrı bir bilgilendirme yapması planlanıyor.

Milletvekilleri, Adalet Bakanlığı'nın dosyaları sansürlemesinin ve gizlemesinin, kasım ayında Kongre tarafından büyük bir çoğunlukla kabul edilen bir yasanın izin verdiği sınırlı istisnaları aştığı yönünde şikayette bulundular.

Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre Adalet Bakanlığı yasal ayrıcalıkları gerekçe göstererek, çok sayıda belgeyi yayınlamaktan kaçındı.

Bondi, Adalet Bakanlığı'ndaki 500'den fazla avukatın, çok sayıda materyal ve belgeyi incelemek için yoğun bir program çerçevesinde çalıştığını söyledi.

Epstein dosyaları, Bondi'nin Trump yönetimi dönemindeki Adalet Bakanı olarak görev yaptığı süre boyunca peşini bırakmadı. Başkanın bazı destekçileri, Adalet Bakanlığı'nın Epstein hakkındaki soruşturmasıyla ilgili materyalleri yayınlamayacağını açıklamasının ardından geçen yıl Bondi'yi örtbas etmekle suçladı ve bu durum Trump ile Epstein arasındaki eski dostluğu yeniden gündeme getirdi.

Cumhuriyetçi başkan, Epstein ile ilişkilerini 2008'deki mahkumiyetinden yıllar önce kestiğini söylüyor ve cinsel istismara dair hiçbir kanıt görmediğini defalarca belirtti.

Emniyet güçleri, Epstein ile ilgili olarak Trump aleyhine herhangi bir suçlama yöneltmedi.