Fas Adalet ve Kalkınma Partisi ‘sessiz muhalefet’ politikası izleyecek

İktidar koalisyonunun başında yaklaşık 10 yıl kalan oluşum son parlamento seçimlerini kaybetti.

Fas Adalet ve Kalkınma Partisi (PDJ) Genel Sekreteri Abdelilah Benkirane. (AFP)
Fas Adalet ve Kalkınma Partisi (PDJ) Genel Sekreteri Abdelilah Benkirane. (AFP)
TT

Fas Adalet ve Kalkınma Partisi ‘sessiz muhalefet’ politikası izleyecek

Fas Adalet ve Kalkınma Partisi (PDJ) Genel Sekreteri Abdelilah Benkirane. (AFP)
Fas Adalet ve Kalkınma Partisi (PDJ) Genel Sekreteri Abdelilah Benkirane. (AFP)

Nevfel Eş-Şarkavi
Abdelilah Benkirane, Fas Adalet ve Kalkınma Partisi'ne (PDJ) genel sekreter olarak seçilmesinin ardından yaptığı ilk açıklamada, partisini ‘sessiz muhalefet’ politikası benimsemeye çağırdı. Son on yıl iktidar koalisyonunun başında olan ve İslami hareketi temsil eden Adalet ve Kalkınma Partisi son genel seçimlerde hezimet yaşadı.
Fas Başbakanı Aziz Ahnuş’un Benkirane'nin en önemli siyasi muhaliflerinden biri olduğu göz önüne alındığında, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin bu kararı Fas kamuoyunda şaşkınlık yarattı. Ahnuş, 2016 yılında İslami hareketi temsil eden partinin liderini Başbakanlık görevinden uzaklaştırmak için çalışmıştı. Bu nedenle Benkirane’nin Fas Başbakanı Aziz Ahnuş’a karşı sert bir politika izlemesi bekleniyordu.
Ahnuş, Milli Bağımsızlar Partisi’nin hükümet koalisyonuna katılması karşılığında bazı öneriler sunmuş ve bu durum aylarca süren hükümet kurma sürecinin gecikmesine neden olmuştu. Fas Kralı, Benkirane yerine Sadeddin el-Osmani'yi başbakan olarak atayana kadar bu süreç devam etmişti.

Abdelilah Benkirane’nin çağrısının arka planı
Muhalefette sükunet çağrısında bulunan Benkirane amacın "öne çıkmak ve bir gecede mevcut hükümetin destekçisinden tenkitçisine dönüşen koroya katılmamak" olduğunu söyledi.
“Amaç aynı zamanda ülkenin ve insanların çıkarlarıyla oynamayı bırakma çağrısı yapmaktır” diyen Benkirane çağrısının, “partinin bu uygulamalardan sessiz ve makul bir ulusal muhalefetle ayrılmasına yönelik bir talimat” teşkil ettiğine işaret ettiği açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Partinin ana pusulası, ulusun ve yurttaşın çıkarlarına hizmet etmek, demokratik tercihi güçlendirmek ve yurttaşların hak ve temel özgürlüklerini korumaktır. Muhalefet, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin reformist mesajına ve var olma gerekçelerine uygun tavır almalı. PDJ, seçimlerinde bağımsız bir ulusal muhalefettir ve başka gündem maddelerinin bir parçası olamaz.

Partinin parlamentodaki büyüklüğü ile orantılı muhalefet
PDJ son genel seçimlerde Temsilciler Meclisi'nde (parlamentonun birinci meclisi) yalnızca 13 sandalye alarak sekizinci sıraya geriledi. Faslı siyasi analist İdris el-Kenburi'ye göre analistler partinin son açıklamasını parlamentodaki büyüklüğüne göre çalışma niyeti olarak yorumladılar. Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı haberde bu durumun Ahnuş liderliğindeki mevcut hükümete yönelik beyan edilmemiş bir destek olarak değerlendirilebileceğine dikkat çekildi.
 
Muhalefetin doğası sorunu
Fas siyaset sahnesi, siyasi çalışmalarda ikincil bir konum olarak görülmesinin yanı sıra muhalefetin mahiyetindeki belirsizlikten de muzdarip. Bu nedenle muhalefet partileri hükümeti dizginleyecek bir konumda değil, sadece seçimlerdeki başarısızlıklarını yansıtan bir konumda görülüyor.
Adalet ve Kalkınma Partisi Ulusal Konseyi üyesi Halime Shweika, Benkirane'nin son açıklamasının ardından başlayan tartışmalara ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
“Genel Sekreterlik tarafından yapılan son açıklama, muhalefeti ve muhalefetin mekanizmasını, özünü ve niteliğini tartışmaya açtı. Bu tartışma daha önce de hükümeti kurma müzakereleri sırasında, partilerin çoğu hükümet koalisyonuna katılma isteklerini duyurmak için acele etmelerinde ortaya çıkmıştı. Siyasi meselelerle ilgilenenlerin zihninde ‘eğer herkes çoğunlukta olmak istiyorsa, muhalefetin konumu ve pozisyonu ne olacak?’ sorusunun belirmesine neden oldu. Fas siyasi tarihinde ilk kez böyle bir tartışmanın ortaya çıkması mevcut siyaset sahnesinde bir krizin ya da en azından muhalefet sorununun ortasında olduğumuzu doğruluyor. Bu, özünde hükümet krizini, yapısını ve seçimlerden önceki ve sonraki oluşum sürecini yansıtıyor. Fas hükümetlerinin tarihinde daha önce, hükümet politikalarını ve kararlarını eleştirme ve kamuoyunda tartışma konusu yapma görevini yerine getirmesi beklenen muhalefetin, konumu, büyüklüğü, bileşimi ve rolleri hakkında hiç bu kadar garip sorular ortaya çıkmamıştı.”
Koalisyonun görev tanımı ve programı hakkında bir siyasi müzakere yapılması gerektiği bir zamanda, parlamentonun rahat koltuklarını kazanan partilerin herhangi bir siyasi referansa veya net bir programa ihtiyaç duymadan çoğunluğa katılma mücadelesine şaşırdıklarını ifade eden Shweikeh sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu, korkudan ve muhalefet cehenneminden kaçmak için yapılıyor. Çünkü bazı sol partiler de dahil olmak üzere bu partiler, muhalefetle ittifak kurmayı siyasi bir lanet olarak görüyor ve bu ittifakın hükümet mevkilerine verilen ayrıcalıkların ve ganimetin kaybedilmesi anlamına geldiğini düşünüyorlar.”

Muhalefet krizine teşhis konulması
Muhalefetin siyasi haritadaki konumunun neden olduğu bu krize teşhis konulabileceğine dikkat çeken Shweika değerlendirmesinin devamında şu ifadeleri kullandı:
 “Adalet ve Kalkınma Partisi son açıklaması ile muhalefet pozisyonuyla ittifakı, en az üç seviyede, ayrıcalıklı bir ittifak haline getiren siyasi bir dille ifade etmeye çalıştı. İlk olarak Fas siyasi ‘bilinçsizliğinin’ gizli sözlüğü muhalefete demokratik siyasi düşünce sözlüklerindeki tanımından uzak bir tanım yapıyor. Muhalefet demokratik siyasi düşünce sözlüklerinde herhangi bir demokratik sistemin başarısının önemli bir parçası olarak görülüyor.”
Faslı siyasi seçkinlerin bir kısmı muhalefeti ‘iktidar partilerinin buzdolabı’ olarak görürken 2011 anayasasının 10’uncu maddesi ilk kez muhalefet terimini tanıdı ve muhalefete yasama ve parlamento denetimindeki rollerini ve statüsünü güçlendiren bir dizi yetki verdi.
İkinci seviye ise son genel seçimlerde ortaya çıkan muhalefet krizinde, özellikle muhalefetin siyasi karakterden neredeyse yoksun bir hükümete karşı çıkmasının şekil ve metodolojisinde kendini gösterdi. Muhalefet pek çok dosyayı ele almada büyük bir siyasi zayıflık gösterdi ve bileşenlerinin ütopik seçim vaatleri ve hükümet açıklamasında sunulanlar ile 2022 Maliye Yasası'nda önerilenler arasında keskin bir çelişki ortaya koydu.
Bu krizin üçüncü seviyesi ve belki de en belirsizi, eski hükümet bileşenlerinin birtakım mensuplarının çıkıp muhalefetlerini ve hedef tahtasına oturttukları tarafı ilan etmesi oldu. Bu durumun sorgulamayı gerektirmesi ve herhangi bir fiili siyasi muhalefete, resmi muhalefet korosunun arkasına sürüklenmek yerine makul konumlandırma sorununu hatırlatması gerektiği belirtiliyor.

Vatandaşlarla yaşanan çatışmayı önlemek
Siyasi analist Abdulfettah Naum, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin hükümet koalisyonunun başında (2011-2021) geçirdiği dönemin, partiyi vatandaşlarla doğrudan bir çatışma durumuna soktuğu görüşünde:
 “Bunun nedeni, özellikle sosyal alanda benimsenen politikalar. Bu da seçim hezimetine yol açtı. Benkirane'nin yeni açıklaması seçim sonuçlarının güvenilirliğinin bir teyidi niteliğinde. Benkirane, toplumun partisinin söylemine artık güvenmediğini kesin olarak bildiği için, vatandaşlarla yeni bir çatışmadan kaçınmak adına muhalefet pratiğinde sessizliği benimsemeyi seçti.”



Refah Sınır Kapısı’nın açılışı beklenirken, işleyişiyle ilgili belirsizlikler devam ediyor

Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafında bekleyen yakıt tankerleri ve insani yardım malzemesi yüklü tırlar (AFP)
Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafında bekleyen yakıt tankerleri ve insani yardım malzemesi yüklü tırlar (AFP)
TT

Refah Sınır Kapısı’nın açılışı beklenirken, işleyişiyle ilgili belirsizlikler devam ediyor

Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafında bekleyen yakıt tankerleri ve insani yardım malzemesi yüklü tırlar (AFP)
Refah Sınır Kapısı’nın Mısır tarafında bekleyen yakıt tankerleri ve insani yardım malzemesi yüklü tırlar (AFP)

Mısır ile Gazze Şeridi arasındaki Refah Sınır Kapısı’nın açılmasının önündeki engel, İsrail’in son cesedin kalıntılarını bulmasının ardından aşıldı. Ancak kapının çalışma mekanizmasına ilişkin Mısır ile İsrail arasında istişareler sürüyor. Kapının yarın (cuma) ya da en geç pazar günü yeniden faaliyete geçmesi bekleniyor.

Mısırlı ve Filistinli iki bilgi sahibi kaynak, dün Şarku’l Avsat’a yaptıkları açıklamada, sınır kapısının yakın zamanda açılmasına yönelik dikkat çekici bir beklenti olduğunu, nihai çalışma usullerinin ise önümüzdeki saatlerde Mısır-İsrail arasındaki mutabakatlarla belirleneceğini ifade etti.

Mısırlı kaynak, sınır kapısının işleyiş mekanizmasına dair Mısır, ABD ve İsrail arasında istişareler yürütüldüğünü belirterek, İsrail’in özellikle Gazze Şeridi’ne giriş mekanizması konusunda engeller koymasının beklendiğini, zira Tel Aviv’in yalnızca tehcir seçeneğini istediğini, buna karşılık Mısır’ın yaralıları ve ailelerini acil ve geçici olarak kabul etmeye hazır olduğunu söyledi.

Aynı kaynak, İsrail’in güvenlik gerekçeleriyle sınır kapısında karmaşık ve sıkı prosedürler uygulamasının da beklendiğini, kapının yalnızca bireylerin geçişine tahsis edileceğini kaydetti. Kahire’nin tutumunun ise sahadaki fiili duruma ve İsrail tarafından engellerle karşılaşılıp karşılaşılmayacağına göre şekilleneceğini belirtti.

Filistinli kaynak da sınır kapısının açılma tarihinin artık yakın olduğunu ifade ederek, bu konuda bir görüş ayrılığı bulunmadığını, özellikle Mısır ile İsrail arasında süren düzenleme ve mutabakatların beklendiğini söyledi. Kaynak, çalışma mekanizmasının ise henüz netlik kazanmadığını, ancak kapının 2005 Anlaşması uyarınca Avrupa denetiminde ve Filistin Yönetimi’nin katılımıyla işletileceğinin bilindiğini kaydetti.

Kaynak, belirsizliğin nedenini, geçmişte sınır kapısından Hamas’a bağlı İçişleri biriminin sorumlu olmasına bağlayarak, İsrail’in şu aşamada isim listelerini önceden teslim alıp incelemede ısrar ettiğini, Gazze Şeridi’nden çıkışlarda görece esneklik, bölgeye girişlerde ise sıkı denetimler uygulanmasını istediğini aktardı. Kahire’nin Washington ve Tel Aviv ile mutabakata varması halinde dahi, asıl belirleyici unsurun sahadaki uygulama olacağını vurgulayan kaynak, İsrail’in olası sıkılaştırmaları ve engellerine yönelik endişelere dikkat çekti.

Öte yandan, Refah Sınır Kapısı’nın açılma tarihi ve çalışma usulleri İsrail medyasında da kesinlik kazanmış görünmüyor. İsrail’in Haaretz gazetesi, güvenlik kaynaklarına dayandırdığı haberinde, İsrail ordusunun Refah Sınır Kapısı’nın yeniden açılması için hazırlıklarını tamamladığını bildirdi. Gazete, Avrupalı bir diplomata atıfla, Refah’tan geçişine izin verilecek Filistinlilerin sayısının hâlâ İsrail ile Mısır arasında müzakere edildiğini aktardı. İsrail merkezli Walla haber sitesi ise sınır kapısının pazar günü açılmasının mümkün olabileceğini yazdı.

defrgty6
Han Yunus'ta İsrail ordusu tarafından yıkılan binaların enkazı arasında top oynayan Filistinli bir kız çocuğu (AFP)

İsrail Ordu Radyosu, Refah Sınır Kapısı’nda uygulanması planlanan yeni çalışma mekanizmasına ilişkin olarak, Gazze Şeridi’ne giriş ve çıkışların öncelikle Mısır’ın onayını gerektireceğini, ardından isim listelerinin İsrail’e iletilerek onay alınacağını bildirdi.

Haberde, sınır kapısı içinde bir İsrailli güvenlik görevlisinin, Gazze Şeridi’nden Mısır topraklarına geçiş yapanları gözetlemekle görevli olacağı, bölgeden çıkan kişilerin doğrudan fiziki aramaya tabi tutulmayacağı ancak güvenlik denetimi altında geçiş yapacakları ifade edildi.

Geçiş mekanizmasına ilişkin rakamlar ise çelişkili. Şarku’l Avsat’ın İsrail medyasından aktardığına göre, Gazze Şeridi’ne günlük yaklaşık 150 kişinin girişine izin verilmesi, daha fazla sayıda kişinin ise bölgeden çıkış yapabilmesi öngörülüyor. Diğer sızıntılarda ise İsrail’in, sınır kapısının açılmasının ilk aşamasında Gazze Şeridi’ne döneceklerin sayısını günlük 50 kişiyle sınırlamayı planladığı belirtiliyor. Bu konunun, bugün İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun üst düzey güvenlik yetkilileriyle yapacağı ve Gazze’deki yeni düzenlemelerin ele alınacağı güvenlik toplantısında netleşmesi bekleniyor.

Netanyahu’nun ofisi, geçtiğimiz pazar günü yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi’nde kalan son İsrailli rehinenin cesedinin yerinin tespit edilmesine yönelik operasyonun tamamlanmasının ardından, Refah Sınır Kapısı’nın yalnızca bireylerin geçişi için yeniden açılacağını duyurmuştu. İsrail ordusu, açıklamadan saatler sonra söz konusu cesede ulaşıldığını bildirmişti.

Netanyahu dün, pazartesi günü cesedi İsrail’e getirilen Ran Gvili’nin cenaze törenine katılanlara hitaben yaptığı konuşmada, “Görevlerimizi tamamlamaya kararlıyız: Hamas’ı silahsızlandırmak ve Gazze Şeridi’ni silahsız bir bölge haline getirmek. Bunu başaracağız. Düşmanlarımız bilsin ki İsrail’e el kaldıran herkes çok ağır bir bedel ödeyecektir” dedi.

Filistinli siyaset analisti Dr. Eymen er-Rakab ise Netanyahu’nun meydan okuyan söylemlerinin ötesinde, Mayıs 2024’ten bu yana kontrolü altında tuttuğu Refah Sınır Kapısı’nı açmaktan başka bir seçeneği bulunmadığını savundu. Rakab, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, Hamas’ın silahsızlandırılmasına ilişkin son açıklamaların ve benzeri çıkışların, sınır kapısının açılmasının uygulanmasını bekleyen tabloyu karmaşıklaştırmaya yönelik olduğunu belirtti. Rakab, söz konusu açılışın, 10 Ekim’de yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasının ilk aşamasında hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.


Şara ve Putin ikili ilişkileri güçlendirecek

Moskova'da dün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara arasında gerçekleşen görüşmeden (EPA)
Moskova'da dün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara arasında gerçekleşen görüşmeden (EPA)
TT

Şara ve Putin ikili ilişkileri güçlendirecek

Moskova'da dün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara arasında gerçekleşen görüşmeden (EPA)
Moskova'da dün Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara arasında gerçekleşen görüşmeden (EPA)

Suriye Devlet Başkanı Ahmed el-Şara ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında dün Moskova'da gerçekleşen, üç ay içinde ikinci kez yapılan görüşme, iki ülke arasındaki ilişkileri yeniden kurma arzusunu yansıtıyor.

Putin, iki ülke arasındaki ilişkilerin "Başkan Şara'nın kişisel çabaları sayesinde somut ilerleme kaydettiğini" söyledi. Putin Şara'ya hitaben, "Yeniden yapılanma ve rehabilitasyon konusunda yapılacak çok iş olduğunu biliyorum... ve inşaat sektörü de dahil olmak üzere ekonomik kurumlarımız bu ortak çabaya tamamen hazır" dedi.

El-Şara ise Suriye'nin "geçtiğimiz yıl birçok aşama ve engeli aştığını, bunların en sonuncusunun da Suriye topraklarının birleştirilmesi sorunu olduğunu" söyledi. "Şam, bölgedeki yıkım halinden istikrar ve barışa geçişe bel bağlıyor" ifadesini kullandı.

İki cumhurbaşkanı yeniden yapılanma ve Suriye'nin kuzeydoğusundaki durumu görüşürken, görüşmenin açık bölümünde potansiyel olarak tartışmalı olabilecek noktalara değinmekten kaçındılar. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre bu noktalar arasında Suriye'deki Rus askeri üslerinin akıbeti veya Suriye kıyılarındaki durum yer alıyor; zira Rus topraklarında bulunan eski rejimin bazı kalıntılarının bölgedeki durumu alevlendirmeye çalıştığı yönünde suçlamalar da mevcut.


Batı Şeria'da "savaş suçu"

Batı Şeria'da "savaş suçu"
TT

Batı Şeria'da "savaş suçu"

Batı Şeria'da "savaş suçu"

İsrail dün Batı Şeria'daki saldırılarını artırarak, iki yıl boyunca kuzeye yoğunlaştırdığı saldırılarını Batı Şeria'nın orta ve güney kesimlerine de genişletti.

BM İnsan Hakları Ofisi dün, yerleşimcilerin, İsrail güvenlik güçlerinin desteği ve katılımıyla Filistinlilerin geniş bölgelerden zorla göç ettirilmesine yol açtığını ve bunun "savaş suçu teşkil ettiğini" belirterek uyarıda bulundu.

Birleşmiş Milletler İşgal Altındaki Filistin Toprakları İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisi Direktörü Ajith Sunghay, “İşgal altındaki Batı Şeria'da Filistinlilerin zorla yerinden edilmesi bir savaş suçudur ve insanlığa karşı suç teşkil edebilir” dedi.

Bu arada, Hamas kaynakları Şarku’l Avsat'a, ABD de dahil olmak üzere arabulucular aracılığıyla Refah sınır kapısının bu hafta içinde açılacağına dair güvenceler aldıklarını ve bugünün (Perşembe) en muhtemel tarih olduğunu vurguladı.

Ancak İsrail'deki haberler açılış tarihi konusunda çelişkili; İsrail Yayın Kurumu bugün açılacağını doğrularken, Walla web sitesi açılışın önümüzdeki pazar günü gerçekleşeceğini belirtti.