Suriye savaşının bir araya getirdiği Putin ve Hamaney’i ‘normalleşme’ ayırır mı?

2019 yılının Nisan ayında Şam sokaklarında kendi ülkelerinin yanı sıra Rusya ve İran bayraklarını da sallayan Suriyeliler (AP)
2019 yılının Nisan ayında Şam sokaklarında kendi ülkelerinin yanı sıra Rusya ve İran bayraklarını da sallayan Suriyeliler (AP)
TT

Suriye savaşının bir araya getirdiği Putin ve Hamaney’i ‘normalleşme’ ayırır mı?

2019 yılının Nisan ayında Şam sokaklarında kendi ülkelerinin yanı sıra Rusya ve İran bayraklarını da sallayan Suriyeliler (AP)
2019 yılının Nisan ayında Şam sokaklarında kendi ülkelerinin yanı sıra Rusya ve İran bayraklarını da sallayan Suriyeliler (AP)

İran’ın Suriye’deki varlığı, özellikle buradaki askeri tahkimatının geleceği açısından Suriye'deki girişimlerin, baskınların ve baskıların ana itici güçlerinden biridir. Bu dosyanın varlığı, ya doğrudan ya da Şam ve Devlet Başkanı Beşşar Esed ile yapılan toplantılara ve halka açık olmayan görüşmelere atıfla biliniyor.
Şam ile Tahran arasında 1979 yılından bu yana ‘stratejik bir ilişki’ olduğu kimse için bir sır değil. Bu stratejik ilişki, 2011 yılından sonra ise İran'ın doğrudan veya vekilleri aracılığıyla Suriye’ye yönelik askeri müdahalesi, Rusya’nın askeri müdahalesinin ‘kurtarıcı ve sonra galip rolü’ oynamaya başlaması öncesinde ‘rejimin hayatta kalmasına’ katkıda bulunduğundan yeni bir aşamaya geçti.
İran, Suriye rejimini kurtarma müdahalesiyle birlikte Irak’ın ‘arka bahçesini’ korumak, Bağdat, Beyrut ve Hizbullah'ı Şam üzerinden birbirine bağlamak, kendisine İsrail'e tepeden bakan bir dayanak oluşturmak ve Akdeniz’in sıcak sularına ulaşmak amacıyla Suriye kapısından Ortadoğu'daki stratejik konumunu derinleştirdi. ABD ise buna Suriye'nin kuzeyine asker konuşlandırarak karşılık verdi. ABD, buradaki askeri varlığını Irak'ın batısındaki üslerine bağladı. Tahran-Bağdat-Şam-Beyrut yolunu ve karadan nakliye hattını kesmek için et-Tanf Askeri Üssü’ne yerleşti.
İran, buna, Deyrizor kırsalında Elbukemal üzerinden Tahran, Şam ve Beyrut arasında alternatif bir kara yolu oluşturarak karşılık verince, ABD liderliğindeki Uluslararası Koalisyon Fırat'ın doğusundaki varlığını güçlendirdi ve üslerini genişletti. İsrail ise İran'ın tutumuna, uzun menzilli füzelerin ve gelişmiş silahların Hizbullah'a temin edilmesine ve uzun menzilli füze fabrikalarının kurulmasına karşı ‘kırmızı çizgiler’ çizdi.
Türkiye, güney sınırlarında İran nüfuzuyla karşı karşıya kaldı. Ankara, Tahran ve Moskova, ABD, müttefikleri, askeri güçleri, İsrail ve baskınlarından oluşan bir blok karşısında Suriye'de nüfuz alanlarını paylaşan ve uzlaşılara varan sahadaki askeri aktörler olarak 2017 yılında Astana sürecine girdiler.
Arap ülkelerine gelince, bazıları Rusya’nın özellikle Suriye’nin üçte ikisini oluşturan hükümet bölgelerinde İran’a rakip olması nedeniyle Rusya’nın ‘İran’ın Suriye’deki nüfuzunu kontrol edeceğini’ düşünürken bazıları, eski ABD Başkanı Donald Trump döneminde bu kontrolün ABD ve Batı ülkeleri tarafından sağlanacağı üzerine bahse girdiler. Bunun yanı sıra Batılı ülkeler, Şam'la herhangi bir normalleşme veya Suriye’nin yeniden inşasına katkıda bulunma ve yaptırımların kaldırılması için ‘Rus ordusu dışındaki tüm yabancı güçlerin Suriye topraklarından çıkması ve 2011 yılı öncesine dönülmesini’ şart koştular.
Suriye’de ve bölgede durumun değiştiği ve değişmekte olduğu gerçeği çerçevesinde artık riskler de değişti. ABD Başkanı Joe Biden yönetimi, İran'ın rolüne, Trump yönetiminden farklı bakıyor. Bunu da büyük ölçüde  tıpkı eski ABD Başkanı Barack Obama yönetiminin yaptığı gibi nükleer anlaşma müzakereleriyle ilişkilendiriyor ve müzakerelerin gidişatını bozmak istemiyor. Bu yüzden de bu ayın sonundaki bir sonraki müzakere turunu bekliyor. İran'ın Suriye'nin doğusunda et-Tanf Askeri Üssü’nü bombalayarak veya Irak'taki ve Körfez sularındaki Amerikan çıkarlarına saldırarak yaptığı ‘testlere’ yanıt vermeye müzakere dosyası üzerindeki etkisi açısından bakıyor.
Bu durumda bölge ile ilgili üzerine bahse girilen iki seçenek söz konusu. Bunlardan birincisi, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed ile İran’ın nüfuzunu ‘seyreltmek ve dağıtmak’ umuduyla temasa geçmek ve Şam'a uygulanan tecridi sona erdirmek. Amaç, Suriye'yi İran liderliğindeki ‘direniş ittifakı’ yakasından hemen ‘ılımlılık kampına’ geçirmek değil. Aksine, Şam iki tarafa da açık olmalıdır. Çünkü başlangıçta gerçekçi olan seçenek bu ve bazı Arap ülkeleri bizzat İsrail'le anlaşmalar imzalayarak İran'la da diyaloga açık kapı bıraktılar. Bazı Arap ülkeleri bu temelde normalleşme yolculuğuna başlarken diğer ülkeler, koşulların henüz karşılanmadığına ve Şam'ın ‘somut adımlar’ atmasının yanı sıra bir başlangıç ​​noktası olarak İran’ın Suriye’deki ve bölgedeki nüfuzunu kontrol etmeye ve yayılmasını durdurmaya başlaması gerektiğine inanıyorlar.
İkinci seçenek ise Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in İran'ın nüfuzuna son verebileceğidir. Bu düşünce, Suriye savaşının bir araya getirdiği Putin ile İran’ın dini lideri Ali Hamaney'i, Suriye barışı ve normalleşmesinin ayıracağı gerçeğine dayanıyor. İran, kendisine bağlı bir rejim oluşturmak ve Suriye'yi bölmek istediği için burada milislere destek veriyor. Rusya ise Suriye ordusunu güçlendirmek, Suriye'nin devletini ve birliğini korumak istiyor. Yani bu seçenek, İran Suriyesine karşı Rusya Suriyesinin desteklenmesi anlamına geliyor.
İsrail ile ilgili bahsin ise üç boyutu var. Birincisi, İsrail, Tahran-Şam-Beyrut arasındaki yolu kesmenin yanı sıra İran'ın Suriye'deki bölgelerine yönelik baskınlarında ABD’den özellikle Tanf Askeri Üssü’nden lojistik ve istihbarat desteği alıyor. İkincisi, Şam'ın Arap ülkeleri ile İsrail arasında yapılan normalleşme anlaşmalarını fırsat ve tecritten çıkış yolu olarak görmesini umuyor. Üçüncü olarak ise İsrail, Suriye'deki hava saldırılarının ve Rusya ile yaptığı askeri anlaşmaların kendisine getirileri olacağını düşünüyor.
Eski İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Putin ile ‘İsrail'in güvenliğine öncelik veren’ bir anlaşmaya vardı. Trump ve ekibi, ‘İsrail'in güvenliği’ parolasının arkasında çalışmayı kabul ettiler. Aslında Suriye’nin güneyiyle ilgili anlaşmalar, bölgesel-uluslararası mutabakatlar, Hmeymim Hava Üssü ile Tel Aviv arasındaki ‘yardım hattı’,  Suriye’deki Rus füze savunma sistemlerinin İsrail savaş uçaklarının çalışmalarını engellememek için bilgi alışverişinde bulunması ve Rusya’nın kontrolü, Tel Aviv'e Suriye'deki ‘İran'ı stratejik bir konuma sahip olmasını önlemek için takip etme’ konusunda ‘özgürlük’ verdi.
İsrail Başbakanı Naftali Bennett, 22 Ekim’de Rusya’nın tatil beldesi Soçi'de Putin ile yaptığı görüşmede ‘Netanyahu ile aynı payı’ ve daha fazlasını aldı. Askeri koordinasyonun ve Hmeymim Hava Üssü ile Tel Aviv arasındaki yardım hattının yeniden faaliyete geçmesi, İsrail'in Şam'ın kenar mahallelerini bombalamak için karadan karaya füzeler kullanması, gerek Lübnan hava sahasından, gerekse et-Tanf Askeri Üssü üzerinden veya Suriye'nin işgal altındaki Golan bölgesinden düzenlenen hava saldırılarının yoğunlaşması başta olmak üzere son haftalarda bunun olduğuna dair bir takım işaretler var.
Viyana'daki nükleer anlaşma konulu müzakereler, önemli bir kilometre taşıdır. Özellikle bölgesel mutabakatları içerirse daha da önemli olacak. Fakat İran’ın Suriye'deki varlığının geleceğini görmek için Suriye’deki hava saldırılarını, Suriye hava sahasındaki insansız hava araçlarının (İHA) hareketliliğini ve Şam'a yapılan diplomatik ziyaretleri iyi takip etmek gerekiyor.



Putin’e yönelik sözde suikast girişiminden kim fayda sağlıyor?

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (solda), ABD Başkanı Donald Trump (ortada) ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yer aldığı kolaj fotoğraf. (AFP)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (solda), ABD Başkanı Donald Trump (ortada) ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yer aldığı kolaj fotoğraf. (AFP)
TT

Putin’e yönelik sözde suikast girişiminden kim fayda sağlıyor?

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (solda), ABD Başkanı Donald Trump (ortada) ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yer aldığı kolaj fotoğraf. (AFP)
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy (solda), ABD Başkanı Donald Trump (ortada) ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in yer aldığı kolaj fotoğraf. (AFP)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçen pazar günü ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı telefon görüşmesinde çarpıcı bir iddiayı gündeme getirerek adeta “bomba etkisi” yarattı. Putin, Ukrayna’nın Novgorod yakınlarındaki Valday Tepeleri’nde bulunan konutuna insansız hava araçlarıyla (İHA) saldırı düzenlediğini öne sürdü.

Ancak iddia edilen saldırının ardından yaklaşık üç gün boyunca Moskova’dan herhangi bir somut kanıt sunulmadı. Ancak 31 Aralık’ta ABD Doğu Yakası saatiyle sabah geç saatlerde, internette düşürüldüğü öne sürülen İHA’lara ait, ikna edici bulunmayan bir video yayılmaya başladı.

juık
Rusya Savunma Bakanlığı tarafından yayımlanan bir videodan alınan, yeri belirtilmeyen bir noktada düşürülen Ukrayna’ya ait insansız hava aracının (İHA) enkazını gösteren görüntü. (AP)

Washington merkezli The National Interest dergisinde kıdemli araştırmacısı ve Johns Hopkins Üniversitesi İleri Uluslararası Çalışmalar Okulu  (SAIS) öğretim üyesi siyasi analist Andrew Kuchins’e göre Putin’in iddiasının doğruluğu konusunda şu aşamada kesin bir sonuca varmanın erken olduğunu vurguladı.

Buna rağmen Hindistan, Pakistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Özbekistan, Kazakistan ve Nikaragua’nın da aralarında bulunduğu birçok ülke, söz konusu saldırıyı kınadı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise belirsiz ifadelerle, Rusya’nın saldırıya “kendi seçeceği zaman ve yerde” karşılık vereceği uyarısında bulundu ve Moskova’nın Ukrayna savaşıyla ilgili barış müzakerelerindeki tutumunu yeniden değerlendirebileceğini söyledi.

hyu
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ülkesinin Ukrayna’ya karşı yürüttüğü askeri operasyon kapsamında görev yapan askerlere madalya verdiği törende, Moskova, 17 Aralık. (Reuters)

Kuchins, “Sovyet ve Rus dış politikasını 47 yıldır inceliyorum. Araştırmacı bir bakış açısı geliştirmek için her zaman klasik Rus sorusunu sormanın faydalı olduğunu gördüm: ‘Bundan kim fayda sağlıyor?’” ifadelerini kullandı.

Analize göre, söz konusu saldırı iddiasının zamanlaması dikkat çekici. Zira iddia, Trump ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin Florida’daki Mar-a-Lago’da pazar günü yaptıkları görüşmeyle neredeyse eş zamanlı olarak gündeme geldi. Kuchins, bunun “neredeyse gerçek olamayacak kadar tuhaf” olduğunu belirtti.

Kimin fayda sağladığı sorusuna gelince, Kuchins’e göre ilk bakışta ve daha derin bir değerlendirmeyle, bu durumdan kazançlı çıkan tarafın Putin olduğu görülüyor. Zelenskiy ve Ukrayna açısından ise böyle bir girişimin fayda sağlaması pek mümkün görünmüyor.

Trump-Zelenskiy görüşmesinin büyük bir diplomatik atılım üretmediğini ancak her iki taraf açısından da yapıcı geçtiğini hatırlatan Kuchins, görüşmenin Şubat ayında Oval Ofis’te yaşanan “felaket” toplantıdan tamamen farklı bir atmosferde gerçekleştiğine dikkat çekti. Putin’in görüşmenin kötü geçtiğini düşünmesi hâlinde dahi, bir “sahte bayrak operasyonuna” ya da uydurma bir saldırı iddiasına başvurması için makul bir neden bulunmadığını ifade etti.

Şarku’l Avsat’ın Alman Haber Ajansı DPA’dan aktardığı değerlendirmelerde Kuchins, Putin’in bu hamleyle Zelenskiy’yi Trump’ın gözünde “sorunun kaynağı” gibi göstermeyi amaçladığını ve Kremlin liderinin savaşı bitirme yönünde herhangi bir niyeti olmadığını savundu. Kuchins, yaklaşık bir yıldır Rus devlet medyasını yakından izlediğini ve Putin’in Ukrayna savaşını sona erdirmek için taviz vermeye hazır olduğuna dair hiçbir işaret görmediğini söyledi.

cdfvghyj
ABD Başkanı Donald Trump ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy arasında Florida’da yapılan görüşmelerden bir kare. (Ukrayna Devlet Başkanlığı – DPA)

Rusya’da devlet medyasının, savaşın yakın zamanda sona ermesi hâlinde ülke ve halkın karşılaşabileceği sonuçları neredeyse hiç tartışmadığına dikkat çeken Kuchins, toplumun böyle bir ihtimale kesinlikle hazırlanmadığını vurguladı.

Putin’in hedefinin Ukrayna’nın Donbas bölgesinin tamamını ele geçirmek olduğunu belirten analist, bunun müzakereler yoluyla mümkün olmaması hâlinde Kremlin’in askeri güç kullanma konusunda kararlı olduğunu ifade etti.

Rus kamuoyuna, çoğu Doğu Ukrayna’da yer alan, büyük ölçüde yıkılmış ve neredeyse boş köylerde elde edilen “büyük askeri zaferler” hakkında sürekli haberler servis edildiğini belirten Kuchins, devlet medyasının Rusya’nın savaşı kazandığı, Ukrayna’nın ise asker kaçakları ve yolsuzluk nedeniyle çöktüğü algısını yaratmaya çalıştığını söyledi.

Ancak bu tablonun büyük ölçüde bir “Potemkin köyü” anlatısı olduğunu ifade eden Kuchins, ironik bir tarihsel göndermeyle, Donbas ve Kırım’ı Rus İmparatorluğu’na katan kişinin de 18. yüzyılda İmparatoriçe II. Katerina’nın danışmanı olan Grigory Potemkin olduğunu hatırlattı. 12 Ocak 2026 itibarıyla Rusya’nın, Ukrayna ile olan savaşının süresi, Nazi Almanyası’na karşı yürüttüğü İkinci Dünya Savaşı’ndan daha uzun olacak.

hyju
ABD Başkanı Donald Trump, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’i 28 Aralık’ta Florida’daki Mar-a-Lago konutunda karşılarken. (AP)

1945’ten bu yana Sovyetler Birliği ve Rusya’nın, Nazi Almanyası’na karşı kazanılan zaferi modern tarihin en büyük başarısı olarak andığını vurgulayan Kuchins, mevcut savaşın toprak kazanımları açısından “Büyük Vatanseverlik Savaşı” ile kıyaslanamayacağını belirtti.

Rus devlet medyasının bir diğer yönteminin de, ele geçirilen toprakların gerçek büyüklüğünü gösteren haritaları yayınlamamak olduğunu ifade eden analist, coğrafi verilerin çarpıtılarak Rus ordusunun büyük ilerleme kaydettiği izlenimi yaratıldığını, gerçekte ise ilerlemenin son derece yavaş olduğunu söyledi.

Putin’e yönelik olduğu iddia edilen saldırının “son anda kurgulanmış” bir girişim izlenimi verdiğini belirten Kuchins, internette dolaşan görüntülerde karda duran bir ya da iki İHA’nın görüldüğünü, Rus hava savunması tarafından vurulduklarına dair çok sınırlı hasar işareti bulunduğunu ve parçaların yeni ve parlak göründüğünü kaydetti.

frvf
ABD Başkanı Donald Trump ile Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin Florida’da pazar günü gerçekleştirdikleri görüşmede el sıkıştıkları an. (AFP)

Buna rağmen Kuchins, daha fazla bilgi ortaya çıkmadan kesin hüküm vermekten kaçınılması gerektiğini vurgulayarak şu soruyu sordu: “Zelenskiy ve Ukrayna, Putin’e yönelik bir suikast girişiminden nasıl fayda sağlayabilir?” Analiste göre bunun mantıklı bir açıklaması yok; zira Kiev için riskler son derece yüksek. Böyle bir durumda Batı’nın Ukrayna’ya desteği zayıflayabilir ve Rusya’nın çok sert karşılıklar vermesi kaçınılmaz olabilir.

Kuchins, söz konusu operasyon türünün, eski bir KGB mensubu olan Putin’in psikolojisiyle büyük ölçüde örtüştüğünü belirterek, bu savaşın Putin açısından son derece kişisel bir mesele haline geldiğini ve hedeflerine ulaşmak için neler yapabileceğinin asla hafife alınmaması gerektiğini ifade etti.

Bununla birlikte, alternatif bir senaryonun da tamamen göz ardı edilemeyeceğini belirten Kuchins, Ukrayna güçlerinin Zelenskiy’nin bilgisi dışında, hatta Rus istihbaratının yardımıyla böyle bir girişimde bulunmuş olabileceği ihtimaline dikkat çekti. Putin’in Zelenskiy’den uzun süredir nefret ettiği ve onu iktidardan düşürmek istediği biliniyor.

Bu çerçevede dikkat çekici bir gelişme olarak, perşembe günü üst düzey bir Rus askeri yetkili, bir ABD askeri ataşesine, Ukrayna’ya ait olduğu iddia edilen ve Putin’in konutunun hedef alındığını kanıtladığını öne sürdüğü bir İHA parçasını teslim etti.

Rusya Savunma Bakanlığı’nın Telegram kanalında yayımlanan videoda, Rus Silahlı Kuvvetleri Genelkurmay Başkanlığı İstihbarat Dairesi Başkanı Amiral Igor Kostyukov’un, hava savunması tarafından düşürülen enkaz arasında bulunduğu belirtilen bir İHA’ya ait kontrol mekanizmasını ABD’li askeri ataşeye verdiği görülüyor.

Kostyukov videoda, “Yönlendirme verilerinin çözülmesi, 29 Aralık 2025’teki Ukrayna İHA saldırısının nihai hedefinin Novgorod bölgesindeki Rusya Devlet Başkanlığına ait bir tesis olduğunu ortaya koydu” dedi ve “Bu adımın tüm soru işaretlerini ortadan kaldıracağını ve gerçeğin ortaya çıkmasını sağlayacağını varsayıyoruz” ifadelerini kullandı.


Arjantin Cumhurbaşkanı, sosyalizm kanserine karşı uluslararası bir koalisyon kurma planlarını açıkladı

Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei (Arşiv- AP)
Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei (Arşiv- AP)
TT

Arjantin Cumhurbaşkanı, sosyalizm kanserine karşı uluslararası bir koalisyon kurma planlarını açıkladı

Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei (Arşiv- AP)
Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei (Arşiv- AP)

Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei, "özgürlük ideallerini benimsemeyi" ve "sosyalizm kanseriyle" mücadele etmeyi amaçlayan yeni bir blok oluşturmak için diğer Latin Amerika ülkeleriyle birlikte çalıştığını söyledi.

CNN’de çarşamba günü yayınlanan röportajında aşırı sağcı başkan, "Henüz adını koymadık, ancak birlikte çalıştığımız on ülkelik bir grup var" dedi, ancak hangi ülkeler olduğunu belirtmedi.

sfrgt
Arjantin Cumhurbaşkanı Javier Milei, partisinin ara dönem kongre seçimlerindeki ezici zaferini kutluyor (AFP)

Milei, bloğun "21. yüzyıl sosyalizmi ya da uyanış hareketi gibi çeşitli biçimleriyle sosyalizm kanseriyle" mücadele edeceğini ifade etti.

Arjantin Devlet Başkanı son aylarda, Santiago Pena (Paraguay), Nayib Bukele (El Salvador) ve Nasri Asfura (Honduras) gibi bölgedeki diğer liderlerle yakın ilişkiler sergiledi.

Bölge dışında ise Donald Trump (Amerika Birleşik Devletleri), Binyamin Netanyahu (İsrail), Viktor Orban (Macaristan) ve Georgia Meloni (İtalya) gibi liderlerle ittifaklar kurma arzusunu defalarca dile getirdi.


Kuzey Kore lideri, kızıyla birlikte ilk kez aile mozolesini ziyaret etti

Kim Jong Un, eşi Ri Sol Ju ve kızları Kim Ju Ae, Pyongyang'daki Kumsusan Güneş Sarayı'nda (Reuters)
Kim Jong Un, eşi Ri Sol Ju ve kızları Kim Ju Ae, Pyongyang'daki Kumsusan Güneş Sarayı'nda (Reuters)
TT

Kuzey Kore lideri, kızıyla birlikte ilk kez aile mozolesini ziyaret etti

Kim Jong Un, eşi Ri Sol Ju ve kızları Kim Ju Ae, Pyongyang'daki Kumsusan Güneş Sarayı'nda (Reuters)
Kim Jong Un, eşi Ri Sol Ju ve kızları Kim Ju Ae, Pyongyang'daki Kumsusan Güneş Sarayı'nda (Reuters)

Kuzey Kore devlet medyasının bugün yayınladığı fotoğraflara göre, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, Yeni Yıl Günü'nde ilk kez kızı Ju-ae ile birlikte, babası ve dedesine adanmış aile mozolesini ziyaret etti.

Güney Kore'nin Yonhap haber ajansı, Kim Jong-un'un dün Kumsusan Güneş Sarayı'nı ziyaret ettiğini bildirdi. Ziyarette kendisine eşi ve üst düzey parti ve hükümet yetkilileri eşlik etti.

Kore Merkez Haber Ajansı şunları bildirdi: “Tüm ziyaretçiler, büyük Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'nin (Kuzey Kore) ebedi refahı ve kalkınması için kutsal davayı gerçekleştirmek ve halkın refahını artırmak için ön saflarda sorumluluklarını ve görevlerini yerine getireceklerini, Kim Jong-un'un fikirlerine ve liderliğine eşsiz bir sadakatle bağlı kalacaklarını kesin olarak taahhüt ettiler.”