ABD, Suriye muhalefetine 3 ayda bir ‘görüşme’ sözü verdi

Rejime karşı yeni yaptırımlar uygulanması çağrısı yapılırken Wasginton’ın ‘normalleşme hamlelerine seyirci kalması’ eleştirildi

Suriye muhalefeti heyeti ile ABD heyeti arasında geçtiğimiz hafta Dışişleri Bakanlığı'nda yapılan görüşmeden bir kare (Şarku’l Avsat)
Suriye muhalefeti heyeti ile ABD heyeti arasında geçtiğimiz hafta Dışişleri Bakanlığı'nda yapılan görüşmeden bir kare (Şarku’l Avsat)
TT

ABD, Suriye muhalefetine 3 ayda bir ‘görüşme’ sözü verdi

Suriye muhalefeti heyeti ile ABD heyeti arasında geçtiğimiz hafta Dışişleri Bakanlığı'nda yapılan görüşmeden bir kare (Şarku’l Avsat)
Suriye muhalefeti heyeti ile ABD heyeti arasında geçtiğimiz hafta Dışişleri Bakanlığı'nda yapılan görüşmeden bir kare (Şarku’l Avsat)

ABD, son dönemde Suriye rejimi ile bazı Arap ülkeleri arasındaki normalleşme hamlelerine ‘seyirci kalması’ nedeniyle Suriyeli muhalifler tarafından yoğun bir şekilde eleştirilse de ABD, normalleşme hamlelerini, ne desteleyen ne de engelleyen bir tutum sergiliyor.  
Buna karşın ABD yönetimi, Suriye krizine yönelik politikasına yapılan eleştirilerin yanlış olduğuna inanıyor. Bu nedenle Suriye’nin kuzeydoğusunda Suriye Demokratik Konseyi (SDC) ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve İstanbul’da Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu (SMDK) tarafından temsil edilen Suriye muhalefetini ziyaret ederek aksini kanıtlamak zorunda kaldı.
Şarku’l Avsat’ın Suriye’de ve ABD’deki güvenilir kaynaklardan, Suriye muhalefetinden bir heyet ile Suriye konusunda uzmanlaşmış ABD Dışişleri Bakanlığı Yakın Doğu İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Ethan Goldbrich başkanlığındaki resmi ABD heyeti arasında gerçekleşen görüşmenin sonuçlarıyla ilgili edindiği bilgilere göre görüşme, ABD’nin bazı Arap ülkelerinin öncülük ettiği normalleşme faaliyetlerini desteklediği iddialarıyla çizilen yanlış imajı düzeltmek için normalleşmeye şiddetle karşı çıktığı ve reddettiği Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed rejimine ilişkin tutumunu doğrulamaya yönelikti.
Kaynaklar, görüşmenin, Caesar (Sezar) Yasası kapsamına girmese de ‘diplomatik normalleşme’ çabalarını desteklemediğinden ABD yönetiminin doğru pozisyonuna ışık tuttuğunu söylediler. Kaynaklara göre Washington'ın ekonomik normalleşme’ konusuyla ilgili olarak yanıtı ise bu konuda hiçbir şekilde hoşgörü gösterilmeyeceği yönündeydi.
ABD heyeti, Suriye muhalefetini, Suriye'nin kuzeydoğusunda Kürtlerin tam kontrolü altındaki bölgeler gibi ‘kendi kontrol bölgelerinde merkezi ve idari roller oynaması’ için geçici bir muhalefet hükümetinin hayata geçirilmesi çağrısında bulunurken geçici hükümetin finansal olarak şeffaf, açık bir merkezi idari yönetime ve çalışma koordinasyonuna sahip olması gerektiğini vurguladı. ABD’li yetkili Goldbrich, Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekât bölgeleri gibi Suriye muhalefeti tarafından kontrol edilen bölgelerde ABD’nin eğitime ve altyapı projeleri gibi alanlarda desteğinin artırılması ile ilgili olarak konunun, ‘Beyaz Saray'ın siyasi bir karar almasını’ gerektirdiğini açıkladı.
Suriye'deki ‘yeniden yapılanma’ faaliyetlerini desteklemediklerini vurgulayan ABD tarafı, ancak kapsamlı bir siyasi çözümden sonra Suriye krizinin sona erebileceğinin altını çizdi. Muhalefet tarafından kurulacak hükümet için yapılacak seçimlerin uluslararası gözlemciler tarafından ve şeffaf bir şekilde izlenmesi çağrısında bulunan ABD tarafı, Suriye muhalefeti ile ABD yönetimi arasında 3 ayda bir görüşme yapılması için söz verdi.
Diğer taraftan Suriye muhalefeti, ABD heyetinden Suriye rejimine yeni yaptırımlar uygulanmasını ve Suriyeli muhalifler arasında ayrım yapmadan ‘daha güçlü bir siyasi rol’ üstlenmesini talep etti. Bu talep, ABD’de Suriye rejimine karşı yeni yaptırımlar uygulanmasını isteyen seslerin yükseldiğini’ söyleyen Goldbrich tarafından doğrulandı. Ancak ABD’li yetkili, konuyla ilgili daha fazla ayrıntı vermedi.

Goldbrich, ABD’nin Suriye'deki başlıca üç hedefinden söz etti
Goldbrich, geçtiğimiz hafta Suriye muhalefetinin liderleriyle bir araya geldiği görüşmenin ardından düzenlediği basın toplantısında, ABD’nin Suriye'deki başlıca üç hedefinden söz etti. Goldbrich’e göre bu hedeflerden ilki, ABD’nin Suriye'deki insani yardımlarının uluslararası yardımlarla ortaklaşa devam etmesi. İkincisi, ABD ve Uluslararası Koalisyonun başını çektiği DEAŞ ile mücadelenin sürmesi. Üçüncü ise Suriye'de şiddetin artmasının engellenmesi ve Birleşmiş Milletler’in (BM) 2254 sayılı kararına uygun siyasi çözüme vurgu yapılması.
Basında ABD’li yetkilinin üstü kapalı olarak muhalefet ve SDG arasında diyaloga ihtiyaç olduğu, ABD’nin ‘Suriye'nin kuzeydoğusunda rejimin kontrolü dışındaki SDG’nin ve silahlı muhalif grupların kontrolü altında bölgelerin birleştirilmesine ilişkin önerisinin’ yeniden canlandırılması ve Suriye muhalefetinin tarafları arasında DEAŞ unsurlarına ilişkin istihbarat bilgisi paylaşımının yapılması gerektiği çağrısında bulunduğu haberleri yer aldı. 
SDG’nin resmi internet sitesinde ABD heyetiyle yapılan görüşmenin ardından yayınlanan açıklamada, görüşmede, Türkiye’nin bölgeye askeri operasyon tehditlerinin ve DEAŞ’a bağlı uyuyan hücrelerin faaliyetlerinin artması çerçevesinde Suriye’nin kuzey ve doğu bölgelerine yaşanan güvenlik meselelerinin ve ekonomik zorlukların ele alındığı belirtildi. Açıklamaya göre SDG’li isimler görüşmede ayrıca heyetten savaşın yansımalarını hafifletmenin ve bölgenin altyapısını ve ekonomik kalkınmasını güçlendirmenin yanı sıra güvenlik ve istikrarın korunmasını sağlamak için insani desteğin artırılmasını istediler.
ABD’de yaşayan ve Esed rejimine muhalif olan siyaset analisti Eymen Abdunnur, Suriye muhalefetinin ABD ziyaretini ‘iyi bir adım’ olarak değerlendirdi. Ancak Abdunnur, özellikle Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) ‘Abu Dabi ve Washington arasındaki bir dizi ziyaret ve görüşmenin’ ardından Beşşar Esed rejimiyle normalleşmeye gidileceğini açıklamasının yeterli olmadığını söyledi.
Şarku’l Avsat’a konuşan Abdunnur, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:
“Bazı muhalif liderler, BAE Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayed'in Şam'da Devlet Başkanı Beşşar Esed ile görüşmesinden sadece bir hafta önce, BAE ve İsrail dışişleri bakanlarının Washington'da ABD’li mevkidaşlarıyla görüşmeleri nedeniyle Zayed-Esed görüşmesini, küresel ve bölgesel güçler olmalarından ötürü ABD ve İsrail'in lütfu olarak değerlendirildi. Şimdiye kadar sadece basında bir normalleşmeden bahsedilmesi ve diplomatik normalleşme olmamasına rağmen, BAE'nin Suriye ile attığı adımlara başka ülkelerin de katılmasından çekiniyoruz. Tüm dünya, ABD ve genel olarak müttefiklerinden bu konuda sağlam bir siyasi duruş sergilenmesini bekliyor.”



Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
TT

Melania Trump, en sevilen First Lady'ler listesinde sondan ikinci çıktı

YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)
YouGov'un yeni bir anketine göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci first lady'si seçildi (Reuters)

Yeni bir ankete göre Melania Trump, yakın tarihin en az popüler ikinci First Lady'si seçildi ancak en sevilmeyen First Lady unvanını Trump'ın rakibi Hillary Clinton aldı.

YouGov'a göre bu ay 2 bin 255 ABD vatandaşından son 11 First Lady'yi "Mükemmel"den "Kötü"ye uzanan bir ölçekte sıralamaları istendi.

Yüzde 36'sı Melania'yı "kötü", yüzde 10'u da "ortalama altı" olarak değerlendirdi. Ankete katılanların yaklaşık yüzde 18'i Melania'yı "mükemmel", yüzde 12'si de "ortalama üstü" notu verdi. Böylece net onay oranı -16 çıktı.

Melania'dan daha düşük sırada yer alan tek First Lady, 2016 başkanlık seçimini Donald Trump'a kaybeden Hillary Clinton'dı. Ankete katılanların yüzde 33'ü onu "kötü", yüzde 11'i de "ortalama altı" diye değerlendirdi ve net onay oranı -17 oldu.

Öte yandan en popüler First Lady'ler sırasıyla +56, +32 ve +25 net puanla Jackie Kennedy, Rosalynn Carter ve Nancy Reagan'dı.

Michelle Obama da katılımcılar arasında favori olarak öne çıktı; yüzde 33'ü onu "mükemmel", yüzde 12'si ise "ortalama üstü" olarak değerlendirdi ve bu da ona +21 net onay puanı kazandırdı. Yaklaşık yüzde 22'si onu "kötü" buldu.

Ortalama olarak son 11 First Lady'nin çoğu, eşlerinden daha yüksek net puanlar aldı.

Hillary Clinton, -3 net puanlı eşinden önemli ölçüde daha düşük olan tek First Lady'ydi.

Birçok başkan ve First Lady benzer puanlar aldı; Jacqueline Kennedy Onassis ve John F. Kennedy (+56'ya karşı +61), Nancy ve Ronald Reagan (+25'e karşı +22), Michelle ve Barack Obama (+21'e karşı +15) bunlardan bazıları.

Melania ve Donald Trump da benzer ancak olumsuz puanlar aldı (-16'ya karşı -20).

Anket ayrıca, katılımcıların yüzde 48'inin Donald Trump'ı "kötü" bulduğunu, yüzde 6'sının ise "ortalama altı" olarak değerlendirdiğini ortaya koydu. Trump, YouGov'un katılımcılara sorduğu 20 başkan arasında en düşük puanı aldı. Katılımcıların yaklaşık yüzde 19'u 45 ve 47. başkanı "olağanüstü" olarak değerlendirdi.

Trump'tan sonra, selefi Joe Biden, katılımcıların yüzde 38'inin "kötü", yüzde 12'sinin ise "ortalama altı" şeklinde değerlendirdiği en az popüler eski başkan oldu. Sadece yüzde 7'si Biden'ı "mükemmel" olarak değerlendirdi.

Ankete göre, "First Lady'ler hakkındaki genel görüşler, eşleri hakkındaki görüşlere benzer şekilde siyasi olarak kutuplaşmış durumda".

Anket, tartışmalı belgeseli Melania'nın gösterime girmesiyle birlikte Melania Trump hakkında kamuoyunun ne düşündüğüne dair fikir veriyor. Belgeselin ilk hafta sonu 7 milyon dolar kazandığı bildirilse de bilet satışları ikinci haftada düşerek sadece 2,4 milyon dolar getirdi.

Amazon, belgeselin haklarını satın almak için 40 milyon, tanıtımı içinse 35 milyon dolar daha harcamıştı.

Independent Türkçe


Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
TT

Ortadoğu diken üstünde: “Irak işgalinden bu yana en büyük hava gücü toplandı”

ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)
ABD ordusu, onlarca savaş jetini taşıyan USS Abraham Lincoln ve USS Gerald Ford'la Ortadoğu'daki yığınağı güçlendiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağını artırarak İran'a saldırı hazırlığı yapıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla CNN'e konuşan yetkililer, ordunun İran'a bu hafta sonu saldırı düzenlemeye hazır olduğunu ancak Trump'ın henüz son kararını vermediğini söylüyor.

Üst düzey güvenlik yetkililerinin çarşamba günü Beyaz Saray'da İran'daki durumla ilgili toplantı düzenlediği aktarılıyor. Trump'ın özel temsilcisi Steve Witkoff ve damadı Jared Kushner da İran'la müzakereler hakkında Cumhuriyetçi lideri bilgilendirmiş.  

Wall Street Journal (WSJ), Amerikan ordusunun 2003 Irak işgalinden bu yana Ortadoğu'daki en büyük hava gücünü topladığını yazıyor.

Son teknoloji F-35 ve F-22 jet avcı uçaklarının bölgeye yönlendirildiği, büyük hava harekatlarını koordine etmek için hayati önem taşıyan komuta ve kontrol uçaklarının da yola çıktığı aktarılıyor.

ABD ordusu, USS Abraham Lincoln'ın ardından, Venezuela'daki operasyon öncesinde Karayipler'e gönderilen dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald Ford'u da Ortadoğu'ya yönlendirmişti. Bu gemide de çok sayıda saldırı ve elektronik harp uçağı olduğu ifade ediliyor.

Yetkililer, askeri harekat halinde iki seçeneğin masada olduğunu belirtiyor. ABD ordusu, Tahran yönetimini devirmek amacıyla çok sayıda İranlı siyasi ve askeri lideri hedef alabilir. Bunun yerine nükleer ve balistik füze tesislerinin vurulacağı hava saldırıları da düzenlenebilir. Her iki seçenek de potansiyel olarak haftalarca sürecek bir operasyon anlamına geliyor.

Analizde, geçen yıl haziranda İsrail'le yaşanan çatışmalar nedeniyle İran'ın hava savunma sisteminin ağır hasar aldığı savunuluyor. Buna rağmen Tahran yönetiminin, Hürmüz Boğazını kapatma ve çeşitli menzile sahip füzelerle misilleme yapma ihtimali olduğu vurgulanıyor.

ABD ve İsrail, İran'ın uranyum zenginleştirerek nükleer silah geliştirmeyi planladığını savunurken Tahran yönetimi bunu defalarca reddetmişti.

ABD ve İran arasında Umman'da 6 Şubat'ta başlayan müzakerelerde henüz somut bir sonuca varılamadı. Trump, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini tamamen durdurmasını isterken, Tahran ise zenginleştirme seviyelerinin değiştirilebileceğini fakat programın durdurulmayacağını belirtiyor.

Diğer yandan İsrail, İran'ın balistik füze programının ve bölgedeki örgütlere verdiği desteğin sonlanmasını da istiyor. Washington-Tahran müzakerelerinin şimdilik nükleer programa odaklandığı ifade ediliyor. WSJ'ye konuşan yetkililer, İran'ın Trump görevden gidene dek uranyum zenginleştirme programını askıya alabileceğini söylüyor.  

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
TT

Ortadoğu’ya askeri yığınak sürerken Trump: İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek

ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)
ABD uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve taarruz grubu, Umman Denizi’nde (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Perşembe günü yaptığı açıklamada, Washington’un İran ile “ciddi bir anlaşma” yapması gerektiğini belirterek, Tahran’la yürütülen görüşmelerin iyi gittiğini söyledi.

Trump, Washington’da düzenlenen Barış Konseyi’nin ilk toplantısında, “Görüşmeler iyi. Yıllar içinde İran’la ciddi bir anlaşma yapmanın kolay olmadığı kanıtlandı. Ciddi bir anlaşma yapmalıyız; aksi takdirde sonuçları ağır olur” dedi.

ABD Başkanı, “İran’la ilgili her şey önümüzdeki 10 gün içinde netleşecek” ifadelerini kullandı.

Washington ile Tahran arasındaki kriz hassas bir dönemece girerken, üst düzey ulusal güvenlik yetkililerinin Trump’a, ABD ordusunun olası bir saldırı için “hazır” olduğunu bildirdiği aktarıldı. Cumartesi gününden itibaren uygulanabilecek muhtemel bir operasyon seçeneğinin masada olduğu, ancak nihai kararın Beyaz Saray’da siyasi ve askerî değerlendirmeye tabi tutulduğu belirtildi.

dfvgthy
İranlı askerlerin, Rus askerlerle birlikte Umman Denizi’nde gerçekleştirdiği askerî tatbikattan bir kare (EPA)

Amerikan televizyon ağlarının kaynaklarına göre son günlerde Ortadoğu’ya sevk edilen güçler – ek hava ve deniz unsurları dâhil – konuşlanmalarını tamamladı. Olası bir harekâtın zaman çizelgesinin hafta sonrasına da sarkabileceği ifade edildi.

Kaynaklar, İran’dan gelebilecek misillemelere karşı Savunma Bakanlığı’nın bazı personeli geçici olarak Avrupa’ya ya da ABD içine kaydırdığını belirtti. Bunun rutin bir önleyici tedbir olduğu ve saldırının kaçınılmaz olduğu anlamına gelmediği vurgulandı.

Angajman kuralları değişebilir

Bu gelişme, Trump açısından karmaşık bir denkleme işaret ediyor. Olası bir askerî darbe, bölgede angajman kurallarını değiştirebilir ve Tahran’ın müzakere pozisyonunu zayıflatabilir. Ancak aynı zamanda Körfez’den Doğu Akdeniz’e uzanabilecek geniş çaplı bir bölgesel tırmanma riskini de beraberinde getirebilir.

Öte yandan bekleme stratejisi, ABD iç kamuoyunda ya da Washington’un müttefikleri nezdinde geri adım olarak yorumlanabilir. Bu durum, askerî tehdidin inandırıcılığının test edildiği bir an olarak değerlendiriliyor.

CNN’e konuşan kaynaklar, ABD ordusunun hafta sonu itibarıyla İran’a yönelik bir saldırıya hazır olduğunu, ancak Trump’ın henüz nihai kararını vermediğini bildirdi.

hyjuıko
İran yönetimi karşıtı göstericiler, 17 Şubat 2026’da Cenevre’deki Birleşmiş Milletler Ofisi önünde pankart ve fotoğraflar taşıyor (AFP)

Kaynaklara göre Trump, özel görüşmelerde askerî müdahaleyi destekleyen ve karşı çıkan argümanları dinledi, danışmanları ve müttefiklerinin görüşlerini aldı. Bir kaynak, “Bu konu üzerinde uzun süre düşünüyor” dedi.

Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham ise televizyonda yaptığı açıklamada, İran’la ilgili kararın fiilen alındığını öne sürdü. Bölgeye yapılan büyük askerî yığınağa dikkat çeken Graham, savaş gemilerinin “bu mevsimde hava güzel olduğu için” bölgeye gelmediğini söyledi.

Daralan müzakere penceresi

Sahadaki gerilim tırmanırken diplomasi de temkinli adımlarla ilerliyor. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Cenevre’de yapılan dolaylı görüşmelerin ikinci turunda genel “yol gösterici ilkeler” üzerinde anlayış sağlandığını, ancak ihtilaflı başlıkların sürdüğünü açıkladı.

Bir ABD’li yetkili, Tahran’ın önümüzdeki iki hafta içinde yazılı bir teklif sunabileceğini belirterek “ilerleme sağlandı ancak pek çok ayrıntı hâlâ müzakere ediliyor” dedi.

Tahran, müzakerelerin yalnızca nükleer dosya ve yaptırımların kaldırılmasıyla sınırlı kalmasında ısrar ederken, Washington balistik füze programı ve İran’ın bölgesel müttefiklerine verdiği desteğin de gündeme alınmasını istiyor. Bu iki yaklaşım arasındaki siyasi mesafenin kısa sürede kapanması zor görünüyor.

İran Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammad Eslami, “Nükleer endüstrinin temeli zenginleştirmedir” diyerek, hiçbir ülkenin İran’ı barışçıl teknoloji hakkından mahrum bırakamayacağını söyledi.

Bu açıklama, ABD’nin diplomasi başarısız olursa askerî seçeneğin masada olduğunu hatırlatmasının hemen ardından geldi.

Rus haber ajansı Interfax, Rus devlet nükleer şirketi Rosatom CEO’su Aleksey Likhachev’in, anlaşma sağlanması hâlinde İran’dan zenginleştirilmiş uranyumu kabul etmeye hazır olduklarını söylediğini aktardı.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise uranyumun İran’dan çıkarılması önerisinin hâlâ masada olduğunu, ancak nihai kararın Tahran’a ait olduğunu belirtti.

İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ülkesinin “ne pahasına olursa olsun Amerika’ya boyun eğmeyeceğini” söyledi. İran’ın savaş istemediğini, ancak “aşağılanmayı kabul etmeyeceğini” vurguladı.

Hürmüz mesajı

Tahran, askeri gücünü Hürmüz Boğazı’nda sergiledi. Bir askeri yetkili, boğazın “en kısa sürede kontrol altına alınabileceği ya da kapatılabileceği” uyarısında bulundu. İran Devrim Muhafızları “Hürmüz Boğazı’nda Akıllı Kontrol” adlı tatbikatını tamamladı.

Boğaz, küresel petrol ve doğalgaz ihracatının önemli bölümünün geçtiği stratejik bir hat olarak, İran’ın geleneksel caydırıcılık kartı olarak görülüyor.

Moskova’dan uyarı

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, İran’a saldırının “ateşle oynamak” olacağını belirterek siyasi yöntemlere öncelik verilmesi çağrısında bulundu. Kremlin, Tahran’la yapılan ortak deniz tatbikatlarının önceden planlandığını açıkladı.

İsrail’de yayımlanan Maariv gazetesi, Washington’un olası bir saldırıdan kısa süre önce Tel Aviv’i bilgilendireceğinin değerlendirildiğini yazdı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, vatandaşlarına İran’ı derhal terk etmeleri çağrısında bulundu ve çatışma ihtimalinin “oldukça gerçekçi” olduğunu söyledi.

Öte yandan Avrupa Birliği Konseyi, 29 Ocak’taki Dışişleri Konseyi toplantısında varılan mutabakatın ardından 19 Şubat’ta İran Devrim Muhafızları’nı resmen terör örgütleri listesine ekledi. Böylece kurum, AB’nin terörle mücadele yaptırımlarına tabi olacak.