Sahel, teröristlerin eline düşmek ile kaos arasında sıkıştı

Sorumluluk merkezi rejimlere ve Fransa’ya ait

Sahel’deki teröristler, tutukluların bir kısmının serbest bırakılmasını kutladılar. (Independent Arabia)
Sahel’deki teröristler, tutukluların bir kısmının serbest bırakılmasını kutladılar. (Independent Arabia)
TT

Sahel, teröristlerin eline düşmek ile kaos arasında sıkıştı

Sahel’deki teröristler, tutukluların bir kısmının serbest bırakılmasını kutladılar. (Independent Arabia)
Sahel’deki teröristler, tutukluların bir kısmının serbest bırakılmasını kutladılar. (Independent Arabia)

Ali Yahya
Sahel Bölgesi, Paris yönetimi kuvvetlerini kuzey Mali'den çektiğini açıkladığından bu yana terör faaliyetlerinde ciddi bir artışa tanıklık ediyor. Söz konusu endişeyle eş zanlı olarak Fransa ve Birleşmiş Milletler askeri saldırılarında terörist unsurlar da etkisiz hale getiriliyor.

Devam eden terör saldırılar
Sahel'deki ülkeler sivilleri, hükümet güçlerini ve yabancıları hedef alan terör saldırılarından kurtulamıyor. Mali’de bir askeri konvoya birkaç gün önce düzenlenen saldırıda 9 asker yaşamını yitirmiş, 11’i de yaralanmıştı. Diğer yandan 15 militan etkisiz hale getirilirken 20 araca da el konuldu.
Nijer’de ise Tillaberi bölgesinde bir camiye düzenlenen saldırıda 10 kişiyi öldüren silahlı grupların Banibango’da bir çarşıyı hedef almaları sonucu 4 kişi öldü. Bazı arabaları ateşe veren gruplar malları ve erzakları da yağmaladılar. Harekete geçen ordu güçleri 11 askerin ölümüne yol açan çatışmada söz konusu gruplardan 40 kişiyi etkisiz hale getirmeyi başardı.
Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre benzer bir sürece tanıklık eden Burkina Faso’da da bu ayın başlarında silahlı kişiler, sahil bölgesinde bir grup sivile saldırarak 10 kişiyi öldürdü, birçoğunu da yaraladı.

Saldırı ve yanıt
Sahel Bölgesi’nde son düzenlenen kanlı saldırıda Nijer'in güneybatısında 25 kişi silahlı kişilerce öldürüldü. Tahu bölgesindeki Tillia Belediye Başkanı Attawane Abeitane salırıya ilişkin şu açıklamada bulundu:
“Motosikletli saldırganlar yerel bir sivil savunma kampına baskın düzenledi. Nijer güvenlik güçlerinin bölgedeki saldırıya yanıt verdi. Silahlı çatışmalar birkaç saat boyunca sürdü.”
Kısa süre sonra Fransız güçleri de saldırıya cevap verdi. Düzenlenen hava saldırısında yaklaşık 20 terörist öldürüldü. Fransa Genelkurmay Başkanlığı, olayın Mali sınırına 1,5 kilometre uzaklıkta, Sahel ve Sahra DEAŞ’ının faaliyet gösterdiği bölgede kaydedildiğini duyurdu.

Kabileler arası misilleme
Siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler profesörü Abdulvahhab Hafyan, bölgedeki kaosun sık tekrar ettiğini ve sivillerin öldürülmesi nedeniyle aşiretler arasında misillemeler yaşandığını belirtti. Bu nedenle saldırıların yoğunlaştığını aktardı.
Devletin başarısızlığı neticesinde kargaşaya yol açan keskin aşiretsel ve etnik bölünme ile çatışmaların Fransızların geri çekilmesiyle körüklendiğini belirten Hafyan sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kuzey Nijer ve Mali'deki kanlı çatışmalar gelecekte parlayacak. Ancak etnik çatışmalar siyasi amaçlar doğrultusunda, terörist gruplar için yakıt rolü oynuyor.”
Sorumluluğun merkezi rejimlerde ve herhangi bir yumuşak geçiş planı olmaksızın çekilen Fransa'da olduğunu söyleyen Hafyan, güvenlik ve istikrarın yeniden sağlanmasının merkezi yetkililerin diyalog kurmasından, söz konusu kesimleri siyasi sürece ve devlet inşa sürecine entegre etmesinden geçtiğini vurguladı.
Komşu ülkelerin taraflar arasındaki sürtüşmeyi sona erdirmede aktif rol oynayabileceğini belirten Hafyan, bunu başarmak için merkezi hükümetlere baskı yapabileceğini kaydetti. Ancak söz konusu ülkelerin pozisyonlarının değişken olduğuna dikkat çekti.

Silahlı şiddet, katil ve yerinden etme
Bölgede yaşanan şiddet, merkezi yetkilileri bazı köyleri boşaltmaya, nüfusu daha büyük köylerde toplamaya zorluyor. Özellikle Burkina Faso, Mali ve Nijer'de milyonlarca kişi evlerini terk etmek zorunda kalıyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, son iki yılda, yalnızca Burkina Faso'da 1,3 milyon kişinin yerinden olduğu tahmininde bulundu.
Fransa Araştırma ve Uluslararası Politikalar Merkezi’nin yayınladığı araştırmaya göre Fransa başta DEAŞ'ın Büyük Sahra Çölü örgütü lideri Adnan Ebu Velid el-Sahravi'nin ağustos ayı ortalarında öldürülmesi olmak üzere Batı Afrika kıyılarındaki terör örgütleri liderlerine ağır darbeler indirdi. Merkez aynı zamanda bu başarının Sahel Bölgesi’ndeki DEAŞ’ın çöküşün eşiğinde olduğu anlamına gelmediğini, terörle mücadeleyi sekteye uğratan gelişmelerin ardından bölge güçlerinin yürüttüğü görevin daha karmaşık hale geldiğini vurguladı.

Durumun kötü yönetimi
Siyaset bilimi alanında çalışmalar yürüten Profesörü Mebruk Kahi de konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
“Sahel'de terör saldırılarının artması, Fransa'nın durumu kötü yönetmesinin ve güvenlik yaklaşımındaki başarısızlığının yanı sıra Mali ve Çad'daki siyasi ve güvenlik istikrarsızlığının ve Nijer, Burkina Faso ve Moritanya'da iç tartışmaya sahne olan, terörist grupların silahsız sivilleri öldürmense imkan tanıyan kırılganlığın kaçınılmaz bir sonucu sayılıyor. Terörizm hiçbir zaman güçlü olmadı ancak zayıf güvenlik performansı ve Sahel ülkeleri arasındaki koordinasyon eksikliği suç gruplarına imkan sağladı. Şu an El Kaide ile DEAŞ arasında bölgeyi yönetmek için bir mücadelede olduğundan bahsetmek mümkün değil.”



SDG, Şam ile kapsamlı bir anlaşmaya vardığını duyurdu: İşte anlaşmanın maddeleri

Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
TT

SDG, Şam ile kapsamlı bir anlaşmaya vardığını duyurdu: İşte anlaşmanın maddeleri

Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam yönetimi, bugün (Cuma) ateşkes ve taraflar arasında askeri, güvenlik ve idari kurumların kademeli entegrasyonunu öngören kapsamlı bir anlaşmaya varıldığını açıkladı. Anlaşma kapsamında Kürt halkının medeni ile eğitim hakların düzenlenecek.

Anlaşma kapsamında, temas hatlarındaki askeri birliklerin çekilmesi ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlı merkezlerine konuşlandırılması öngörülüyor. Ayrıca, ağırlıklı olarak Kürtlerin liderliğindeki SDG bünyesinden tugaylar içeren bir askeri tümen kurulması kararlaştırıldı.

SDG, anlaşmanın maddelerini önce bir açıklamayla duyururken, Şam yönetimi daha sonra resmi medya aracılığıyla anlaşmayı teyit etti. Yeni düzenleme, SDG’den üç tugayı kapsayan bir askeri tümenin oluşturulmasını ve Kobani (Ayn el-Arab) güçlerinden bir tugayın Halep’e bağlı bir tümen içine alınmasını içeriyor.

frgty6u7
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) unsurları (AFP)

Anlaşma metninde, “özerk yönetim” kurumlarının Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesi ve sivil personelin statülerinin korunması da yer aldı.

Anlaşma metninde Metinde, yerinden edilenlerin bölgelerine geri dönüşlerinin garanti altına alınacağı da belirtiliyor.

Anlaşma hangi maddeleri içeriyor?

SDG’nin resmi internet sitesinde yapılan açıklamanın tamamı şöyle:

“Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye Hükümeti Arasındaki Anlaşma Metni;

Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye hükümeti arasında, kapsamlı bir anlaşma uyarınca ateşkese varılmış; iki taraf arasındaki askeri ve idari güçlerin kademeli bir entegrasyon süreci üzerinde de mutabakata varılmıştır.

Anlaşma; askeri güçlerin temas hatlarından çekilmesini, İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlo şehir merkezlerine girmesini ve bölgedeki güvenlik güçlerinin entegrasyon sürecinin başlatılmasını, Suriye Demokratik Güçleri'nden üç tugayı içeren bir askeri tümen oluşturulmasını ve buna ek olarak Halep vilayetine bağlı bir tümen bünyesinde Kobani güçleri için bir tugay kurulmasını kapsamaktadır.

Anlaşma ayrıca, sivil memurların kadrolarının korunmasıyla birlikte Özerk Yönetim kurumlarının Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesini de içermektedir.

Ayrıca Kürt halkının medeni ve eğitim haklarının düzenlenmesi ve yerinden edilenlerin bölgelerine geri dönüşlerinin garanti altına alınması konusunda da anlaşmaya varılmıştır.

Anlaşma, ilgili taraflar arasındaki işbirliğini güçlendirerek ve ülkeyi yeniden inşa etme çabalarını birleştirerek, Suriye topraklarını birleştirmeyi ve bölgede tam entegrasyon sürecini gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır.”

Öte yandan, 24 Ocak’ta Şam ile SDG, aralarındaki ateşkesi 15 gün uzattıklarını ve görüşmelerin sürdüğünü açıklamıştı.

Kürtlerin öncülüğünde, Arap savaşçıları da bünyesinde barındıran SDG, Suriye iç savaşında kilit bir rol oynadı. ABD desteğiyle DEAŞ’a karşı mücadele eden SDG, örgütü Suriye’de büyük ölçüde yenilgiye uğrattı. Bu süreçte, kuzey ve doğu Suriye’de petrol sahalarını da içeren geniş alanların kontrolünü ele geçirerek özerk bir yönetim kurdu. Ayrıca binlerce radikal unsuru gözaltında tuttu; Uluslararası Af Örgütü, Ağustos 2023’te bu sayıyı yaklaşık 10 bin olarak tahmin etmişti.

Ancak Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından, Ahmed eş-Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetimi, ülkenin devlet güçleri altında birleştirilmesi hedefiyle SDG ile güçlerin ve kurumların entegrasyonu konusunda müzakerelere başladı. Görüşmeler zaman zaman tıkanırken, bir askeri çatışmanın ardından taraflar yeni bir anlaşmaya ulaştı.

Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında kapsamlı bir anlaşmaya varıldı. Anlaşma kapsamında SDG'den askeri tümen kurulacak, askeri ve idari güçlerin kademeli entegrasyonu sağlanacak ve Kürt halkının medeni ile eğitim hakların düzenlenecek.

Anlaşma metnine göre, “askeri güçler temas hatlarından çekilecek ve Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçleri Haseke ile Kamışlo şehir merkezlerine girecek”. Ayrıca SDG'ye bağlı üç tugaydan oluşan bir askeri tümen kurulacak ve Kobani güçleri için de Halep vilayetine bağlı bir tümen bünyesinde ayrı bir tugay oluşturulacak.


ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
TT

ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)

ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) çalışanları, 2024’ün ilk aylarında, Gazze’nin kuzeyinde gıda ve tıbbi yardım eksikliğinin kritik boyutlara ulaştığına dair uyarılarını, dönemin ABD Başkanı Joe Biden yönetimindeki üst düzey yetkililere iletti. Şarku'l Avsat'ın Reuters’tan aktardığı habere göre, söz konusu uyarılar kurum içi yazışmalar yoluyla yapıldı.

Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki saldırılarının ve İsrail’in Gazze’ye kara harekâtının üzerinden üç ay geçtikten sonra hazırlanan iç mesajda, Ocak ve Şubat aylarında iki aşamada bölgeye giden Birleşmiş Milletler çalışanlarının sahada gözlemlediği sarsıcı manzaralar ayrıntılı biçimde yer aldı.

frgtyu7
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya’da, hayır mutfağından pişmiş yemek almak için bekleyen Filistinliler, 28 Nisan 2025 (Reuters)

Çalışanlar, yollarda insan uyluk kemiği ve başka kemikler gördüklerini, araçlarda bırakılmış cesetlere rastladıklarını aktardı. Ayrıca özellikle gıda ve temiz içme suyu başta olmak üzere insani ihtiyaçlarda “felaket düzeyinde” bir eksiklik bulunduğunu vurguladılar.

Ancak Reuters’in görüştüğü dört eski yetkili ile incelenen belgelere göre, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Jack Lew ve yardımcısı Stephanie Hallett, telgrafların yeterli tarafsızlık içermediği gerekçesiyle ABD hükümeti içinde daha geniş biçimde dağıtılmasını engelledi.

Gazze’deki duruma resmî itiraf meselesi

Altı eski ABD’li yetkili, Şubat 2024’te gönderilen telgrafın, yılın ilk yarısında iletilen ve İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşı nedeniyle sağlık, gıda, hijyen koşullarındaki hızlı bozulmayı ve toplumsal düzenin çöküşünü belgeleyen beş telgraftan biri olduğunu söyledi.

vf
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye’de, savaşta yıkılan binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler, 6 Ocak 2026 (Reuters)

Reuters bu telgraflardan birini inceledi. Diğer dört telgrafın da Lew ve Hallett tarafından “tarafsızlık” kaygısıyla engellendiğini, içeriklerini bilen dört eski yetkili doğruladı.

Üç eski ABD’li yetkili, bu telgraflardaki ayrıntıların olağanüstü derecede sarsıcı olduğunu ve yönetim içinde geniş biçimde paylaşılsaydı üst düzey karar alıcıların dikkatini çekeceğini belirtti. Yetkililere göre bu durum, Biden’ın aynı ay yayımladığı ve ABD istihbarat ve silah tedarikini İsrail’in uluslararası hukuka uyumuna bağlayan ulusal güvenlik muhtırasına yönelik denetimi de sıkılaştırabilirdi.

O dönem USAID’de Batı Şeria ve Gazze’den sorumlu bilgi birimi başkan yardımcısı olan Andrew Hall, “Telgraflar insani bilgiyi aktarmanın tek yolu değildi; ancak büyükelçinin Gazze’deki gerçek durumu resmen kabul etmesi anlamına gelirdi” dedi.

ABD’nin Kudüs Büyükelçiliği, bölgedeki diğer büyükelçiliklerden gelenler de dahil olmak üzere Gazze’ye ilişkin telgrafların çoğunun hazırlanması ve dağıtımını denetliyordu. Üst düzey bir eski yetkili, Büyükelçi Lew ve yardımcısı Hallett’in sık sık USAID yönetimine, telgraflardaki bilgilerin zaten medyada geniş biçimde yer aldığını söylediklerini aktardı.

Eski Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Biden’ın temsilcileri, söz konusu telgrafların hiçbir zaman ABD hükümetinin üst kademelerine ulaşmadığı iddiasına ilişkin yorum taleplerine yanıt vermedi.

Gazze savaşı, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te düzenlediği ve 1.250’den fazla kişinin öldüğü saldırıların ardından başladı. Filistin Sağlık Bakanlığı verilerine göre Gazze’de hayatını kaybedenlerin sayısı 71 bini aştı.

ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl eylülde Beyaz Saray’da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yanında Gazze için barış planını açıklamış olsa da, çatışmalar durmadı. Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana yaklaşık 481 kişi daha öldürüldü.

Biden yönetiminin savaş boyunca İsrail’e verdiği destek, Demokrat Parti içinde derin bir bölünmeye yol açtı ve konu parti adayları açısından hâlâ çözülmüş değil. Reuters/Ipsos’un geçen ağustosta yaptığı ankete göre, Demokratların yüzde 80’inden fazlası İsrail’in Gazze’deki askerî karşılığının aşırı olduğunu ve ABD’nin açlık riskiyle karşı karşıya olan Gazze halkına yardım etmesi gerektiğini düşünüyor.


Hamas'ın silahları birkaç gün içinde arabulucuların masasında olacak

Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)
Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)
TT

Hamas'ın silahları birkaç gün içinde arabulucuların masasında olacak

Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)
Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)

Gazze'de Filistinli gruplar içindeki kaynaklar Şarku’l Avsat'a, Hamas ile silah meselesi konusunda "genel istişarelerin" devam ettiğini doğruladı. Bir kaynak, "özellikle Gazze Şeridi'ndeki hükümet operasyonlarının (Gazze İdari Komitesi'ne) devredilmesiyle birlikte, grupların silahları konusunda arabulucularla daha ciddi görüşmelerin önümüzdeki günlerde başlayacağını" ifade etti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılmasını ateşkesin ikinci aşamasının uygulanması için temel bir koşul olarak görürken, Filistin hareketi silahlarının akıbetini bu konuda "ulusal bir uzlaşmaya" bağlıyor.

Hamas'tan bir kaynak Şarku’l Avsat'a, silahların akıbeti konusunun "kamuoyu istişareleri" aşamasında olduğunu söyledi.

Kaynaklar, "kapsamlı ve kapsayıcı bir ulusal çerçeve" oluşturulmasının gerekliliğini vurguladı. Ayrıca, "Filistinli gruplarla bazı istişarelerin yapıldığını ve bu konuyu ele alacak ciddi görüşmeler sırasında arabuluculara sunulmak üzere bir önerinin hazırlandığını" vurguladılar.