ABD'li müsteşar, biyolojik silah tehdidinin devam ettiğini belirtti

Arşiv_AA
Arşiv_AA
TT

ABD'li müsteşar, biyolojik silah tehdidinin devam ettiğini belirtti

Arşiv_AA
Arşiv_AA

ABD'nin Silahların Kontrolü ve Uluslararası Güvenlik Müsteşarı Büyükelçi Bonnie Denise Jenkins, 1972'de imzalanan Biyolojik Silahlar Sözleşmesi'nin son 20 yıldır yok sayıldığını ve biyolojik silah tehdidinin sürdüğünü söyledi.
Müsteşar Jenkins, Birleşmiş Milletler'in (BM) Cenevre ofisinde bugün başlayan 2021 Biyolojik Silahlar Sözleşmesine Taraf Ülkeler Görüşmesi'nde konuştu.
Biyolojik Silah Sözleşmesi'nin kitlesel imha silahlarına karşı uluslararası güvenliği sağlamak için atılmış önemli bir adım olduğunu vurgulayan Jenkins, "An itibarıyla gerçek, ciddi ve her açıdan büyüyen bir biyolojik silah tehdidiyle karşı karşıyayız" şeklinde konuştu.
Jenkins, biyolojik silahsızlanma alanında şimdiye kadar yapılan müzakerelerin beklenenden az gelişmelerle sonuçlandığını kaydederek, "Son 20 senedir Biyolojik Silahlar Sözleşmesi'ni güçlendirmek için gösterilen çabalar, havanda su dövmekten öteye gitmedi" dedi.
Biyolojik Silahlar Sözleşmesi'nin güçlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Jenkins, "Sözleşmenin günümüz ve bundan sonra karşılaşacağımız zorluklara çözüm sunmasını sağlamak için harekete geçmeliyiz" ifadesini kullandı.
İngiltere tarafından taslağı sunulan ve 1972'de imzalanıp 1975'te yürürlüğe giren Biyolojik Silahlar Sözleşmesi, bakteriyolojik ve zehirli silahların geliştirilmesi, üretilmesi ve depolanmasını yasaklayıp bu silahları imha etmeyi öngörüyor.
Biyolojik silah üretimini yasaklayan ilk çok taraflı sözleşmenin tarafları arasında Türkiye'nin de dahil olduğu 183 ülke bulunuyor.



Rekor sayıda ABD'li ülkeyi terk edip vatandaşlıktan çıkıyor

Amerikalılar, siyasetten yüksek yaşam maliyetlerine kadar birçok neden göstererek, modern ABD tarihinde rekor seviyelerde başka ülkelere göç ediyor (AFP)
Amerikalılar, siyasetten yüksek yaşam maliyetlerine kadar birçok neden göstererek, modern ABD tarihinde rekor seviyelerde başka ülkelere göç ediyor (AFP)
TT

Rekor sayıda ABD'li ülkeyi terk edip vatandaşlıktan çıkıyor

Amerikalılar, siyasetten yüksek yaşam maliyetlerine kadar birçok neden göstererek, modern ABD tarihinde rekor seviyelerde başka ülkelere göç ediyor (AFP)
Amerikalılar, siyasetten yüksek yaşam maliyetlerine kadar birçok neden göstererek, modern ABD tarihinde rekor seviyelerde başka ülkelere göç ediyor (AFP)

Amerikalılar, kutuplaştırıcı siyaset ve hayat pahalılığı krizinden kaçarak, 100 yıldır karşılaşılmamış seviyelerde ABD'yi terk ediyor gibi görünüyor.

2025’te ABD’den kalıcı olarak ayrılan Amerikalıların çıkışı, ülke nüfusunda onlarca yıldır ilk kez net dış göç yaşanmasına yol açtı; bu durum muhtemelen 1929 Büyük Buhranı'ndan beri yaşanmamıştı.

Yeniden yerleşim danışmanlık firması Expatsi'nin kurucusu Jen Barnett, Wall Street Journal'a, "Daha önce, ayrılan Amerikalılar son derece maceracı ve yüksek nitelikli kişilerdi" diye konuştu.

Şimdiyse benim gibi sıradan kişiler.

Barnett, 2024'te bu trende katılarak Meksika'nın Yucatán eyaletine yerleşti.

ABD yönetimi, yurtdışına yerleşen Amerikalıların sayısını resmi olarak takip etmediğinden, kaç kişinin ayrıldığına dair tahminler farklılık gösterebiliyor.

Brookings'in tahminlerine göre, 2025'te net dış göç, -10 binle -295 bin kişi arasındaydı ve 2026 için de benzer bir negatif trend öngörülüyor.

Diğer kaynaklarsa 2025’te bu sayının yaklaşık 150 bin kişi olduğunu tahmin ediyor.

2009'dan önce, genellikle bir yılda 200 ila 400 kişi vatandaşlığından çıkıyordu. 2025’e gelindiğinde bu rakam 5 bine yaklaştı. Bu yıl vatandaşlıktan çıkanların sayısının artması bekleniyor çünkü bu işlem için alınan ücretler önemli ölçüde düştü.

Wall Street Journal'ın analizine göre Avrupa Birliği'nin 27 üye devletinin neredeyse tamamında son yıllarda rekor seviyelerde Amerikalı yaşamaya ve çalışmaya başladı.

Avrupa dışında, Meksika da popüler bir ülke.

ABD Dışişleri Bakanlığı tahminlerine göre, yaklaşık 1,6 milyon Amerikalı orada yaşıyor ve bu, dünyadaki en büyük Amerikalı gurbetçi yoğunluğunu oluşturuyor.

Daha da fazla kişi bu adımı atmayı düşünüyor.

Kasım 2025'te yapılan Gallup anketi, her 5 Amerikalıdan birinin kalıcı olarak taşınmak istediğini ortaya koydu; bu rakam 10 yıl öncesinin iki katı.

Verilere göre bu eğilimi yönlendiren çeşitli faktörler arasında siyasi anlaşmazlıklar ve ekonomik zorluklar yer alıyor. Ayrıca, yabancı yatırımcılar için "altın vizeler", uzaktan çalışma ve dijital göçebeler için teşvikler, ABD'den ayrılmak için yeni yollar açtı.

vfdvfdvf
ABD ekonomisindeki alım gücü düşüklüğünün Amerikalıları yurtdışına itmenin yanı sıra iç seçimlerde de önemli bir konu olması bekleniyor (AFP)

Vatandaşlık danışmanlık firması Global Citizen Solutions, bu eğilimle ilgili yakın tarihli bir raporda, "İki yüzyılın büyük bir bölümünde, Amerikan göçünün öyküsü tek bir yönde ilerledi: İçe doğru" diye yazdı.

Birleşik Devletler, küresel insan hareketinin çekim merkeziydi, insanların geldiği yerdi, ayrıldığı yer değil. Bu anlatı değişiyor.

Şubat 2025 tarihli Harris anketine göre, ABD'den ayrılmayı düşünen Amerikalıların yüzde 68'i, ev almanın ulaşılamaz olmasını ve "gelişmek yerine sadece hayatta kalma" hissini gerekçe gösterdi.

Öte yandan yüzde 49'u yüksek yaşam masraflarını ve ABD'deki siyasi durumla ilgili anlaşmazlıkları gerekçe gösterdi.

ABD içinde de başka bir göç dalgası yaşanıyor; Kaliforniya ve Hawaii gibi pahalı eyaletler son yıllarda nüfus kaybediyor.

Independent Türkçe


İngiltere, düşman devlet ajanlarına karşı yeni yasa hazırlıyor

İngiltere Başbakanı Keir Starmer. (AFP)
İngiltere Başbakanı Keir Starmer. (AFP)
TT

İngiltere, düşman devlet ajanlarına karşı yeni yasa hazırlıyor

İngiltere Başbakanı Keir Starmer. (AFP)
İngiltere Başbakanı Keir Starmer. (AFP)

İngiltere, düşman devletler adına faaliyet gösteren unsurlarla mücadele kapasitesini güçlendirmek amacıyla yeni bir yasa hazırlamaya hazırlanıyor. Düzenleme kapsamında, İngiliz makamlarına bu kişileri yargılayabilmeleri için daha geniş yetkiler verilmesi planlanıyor. Adım, ülkedeki yabancı devlet bağlantılı faaliyetlerin artması ve antisemitik saldırıların yükselişe geçmesi sonrasında gündeme geldi.

Başbakan Keir Starmer, Britanya’daki Yahudi toplumunu hedef alan bir dizi saldırının ardından hükümetin “kötü niyetli devletlere bağlı aktörlerle” mücadele etmesi gerektiğini söyledi.

Hükümet programının ana hatlarını açıkladığı konuşmada Kral Charles da, İngiltere’nin “yabancı devlet kuruluşları ve onların vekillerinden kaynaklanan büyüyen tehditle mücadele etmek için” yeni bir yasa çıkaracağını belirtti. Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığı habere göre antisemitizmle mücadele amacıyla da acil önlemler alınacağı ifade edildi.

İran Devrim Muhafızları için olası yasak

İngiliz milletvekillerinden bazıları, İran’daki Şii dini yönetimini korumayı amaçlayan seçkin askeri güç olan İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun yasaklanması çağrısında bulundu. Söz konusu yapı, İran ekonomisinin geniş bölümlerini de kontrol ediyor.

Starmer, yeni yasanın hedefleri arasında İran Devrim Muhafızları’nın adını açık şekilde zikretmedi. Ancak Kral’ın konuşmasını sunarken yaptığı açıklamada, İngiltere’nin “İran gibi Birleşik Krallık’a düşman yabancı güçler tarafından desteklenen aşırılık dâhil olmak üzere” radikalizmle mücadele edeceğini söyledi.

Bu adım, Londra’da Yahudilerle ve İranlı muhaliflerle bağlantılı noktalara yönelik kundaklama saldırılarının ardından geldi. Polis, saldırıların İran bağlantılı olabileceği ihtimali üzerinde durulduğunu açıkladı.

İngiliz güvenlik kurumları uzun yıllardır İran, Rusya ve Çin gibi “düşman” devletlerden kaynaklanan tehditler konusunda uyarılarda bulunuyor. Son yıllarda bu ülkeler adına casusluk yapmak veya başka suçlar işlemekle suçlanan kişilere yönelik çeşitli mahkûmiyet kararları da verildi.

Yeni suçlar ve daha sert önlemler

Yeni yasa kapsamında hükümet, casusluk, sabotaj, müdahale veya benzeri yollarla ulusal güvenliği tehdit eden yabancı hükümet destekli kuruluşları resmen tanımlayabilecek.

Geçen yıl yapılan bir inceleme, mevcut İngiliz hukuk sistemi çerçevesinde hükümet bağlantılı kuruluşların yasaklanmasının ciddi hukuki zorluklar içerdiğini ortaya koymuştu.

Yeni düzenlemeyle birlikte, bu tür örgütlere üye olmak veya onlara destek toplamak da yeni suç kapsamına alınacak. İngiliz hükümeti, söz konusu önlemlerin birlikte “yabancı istihbarat servisleri ve onların ajanları için çok daha sert bir faaliyet ortamı oluşturacağını” belirtti.

Kral Charles ayrıca konuşmasında, belirli bir ideolojiden açık biçimde etkilenmemiş olsa bile şiddeti benimseyen ve toplu saldırılar planlayan kişileri hedef alan yeni bir ulusal güvenlik yasasının çıkarılacağını duyurdu.

Yeni yasa, internetteki en zararlı içeriklerin oluşturulması ve paylaşılmasını da suç kapsamına almayı hedefliyor. Hükümet, devletin karşı karşıya olduğu tehditlerle mücadeleyi terörle mücadele yaklaşımıyla uyumlu hâle getirmeyi amaçlayan tasarının, “devlet güvenliğini tehdit eden suçları işleyenlerle mücadelede mevcut araçlar arasına yalan makinesi testini de ekleyeceğini” açıkladı.


Trump-Şi zirvesi: Küresel baskılar altında öncelik ekonomi

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump, geçen ekim ayında Güney Kore’de gerçekleştirilen son görüşmelerinde tokalaşırken görülüyor. (Reuters)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump, geçen ekim ayında Güney Kore’de gerçekleştirilen son görüşmelerinde tokalaşırken görülüyor. (Reuters)
TT

Trump-Şi zirvesi: Küresel baskılar altında öncelik ekonomi

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump, geçen ekim ayında Güney Kore’de gerçekleştirilen son görüşmelerinde tokalaşırken görülüyor. (Reuters)
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile ABD Başkanı Donald Trump, geçen ekim ayında Güney Kore’de gerçekleştirilen son görüşmelerinde tokalaşırken görülüyor. (Reuters)

Gözler Çin’in başkenti Pekin’e çevrildi. ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile büyük ölçüde ekonomi odaklı görünse de siyaset ve güvenlik başlıklarının da güçlü biçimde gündemde olduğu kritik bir zirvede bir araya gelmeye hazırlanıyor. Yaklaşık on yıldır bir Amerikan başkanının Çin’e gerçekleştirdiği ilk ziyaret olma özelliği taşıyan zirve, İran savaşı, yükselen enerji fiyatları ve dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki ticari gerilimin sürdüğü küresel baskı ortamında gerçekleşiyor.

Amerikan basınında yer alan haberlere göre, zirve öncesinde ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ile Çin Başbakan Yardımcısı He Lifeng arasında Güney Kore’de yapılan görüşmeler, liderler buluşmasının zeminini hazırladı. Tarafların ticaret, İran savaşı ve bunun deniz ticaret yolları ile enerji piyasalarına etkilerini ele aldığı belirtildi. Bessent, ziyaret hazırlıkları kapsamında yaptığı açıklamada, Pekin’de Trump ile Şi arasında “verimli” bir zirve gerçekleştirilmesini beklediğini söyledi.

Baskı altındaki iki ekonomi

Zirve, Trump’ın Çin ile kırılgan durumdaki ticari ateşkesi korumaya ve tarım ürünleri, uçaklar ile Amerikan mallarının ihracatında hızlı kazanımlar elde etmeye çalıştığı bir dönemde yapılıyor. Trump ayrıca, ziyarette kendisine eşlik eden büyük Amerikan şirketleri için Çin pazarının daha fazla açılmasını hedefliyor.

bgfgfrbgfr
ABD Başkanı Donald Trump, Çin’e gitmek üzere Beyaz Saray’dan ayrılırken görüntülendi. (DPA)

Heyette teknoloji ve finans dünyasının önde gelen isimlerinin bulunması dikkat çekiyor. Bunlar arasında, yapay zekâ ve çip teknolojilerinin Washington-Pekin ekonomik ilişkilerinin merkezine yerleştiğini gösteren Nvidia CEO’su Jensen Huang da bulunuyor.

Ancak tarafların hareket alanı oldukça sınırlı görünüyor. Eski ticari gerilimler hâlâ tamamen çözülmüş değil. Gümrük tarifeleri, ihracat kısıtlamaları ve nadir toprak elementleri, iki tarafın karşılıklı baskı araçları olmaya devam ediyor.

Washington, tedarik zincirlerinin önemli bölümünü Çin’in kontrol ettiği kritik minerallerin akışını güvence altına almak isterken, Pekin ise gelişmiş teknoloji ve yarı iletkenlere yönelik Amerikan kısıtlamalarının hafifletilmesini talep ediyor.

Öte yandan Çin ekonomisi, zirveye beklenenden daha güçlü bir konumda giriyor. Son veriler, Çin’in ihracatının nisanda yıllık bazda yüzde 14,1 arttığını ortaya koydu. ABD’ye yapılan ihracat da mart ayındaki sert düşüşün ardından yüzde 11,3 yükseldi. Bu durum, liderler görüşmesi öncesinde Pekin’in elini güçlendiriyor.

Enerji ve Deniz Taşımacılığı Masada

Zirve ekonomik ağırlıklı olsa da İran savaşı gündemin merkezindeki yerini koruyor. Enerji fiyatlarındaki yükseliş ve Hürmüz Boğazı’ndaki deniz taşımacılığında yaşanan aksaklıklar, ABD’de enflasyonu körükleme ve küresel talebi zayıflatma riski taşıyor. Bu durum, İran ve Körfez petrolünün en büyük ithalatçılarından biri olan Çin’i de yakından endişelendiriyor.

Bessent daha önce Çin’e çağrıda bulunarak, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı uluslararası deniz taşımacılığına açması için diplomatik nüfuzunu kullanmasını istemişti. Amerikan yetkili, bu başlığın Trump ile Şi arasındaki görüşmelerde de gündeme geleceğini belirtmişti.

Bu noktada Çin, devre dışı bırakılması mümkün olmayan bir aktör olarak öne çıkıyor. Pekin hem İran’ın en büyük ekonomik ortaklarından biri hem de büyümesini ve ihracatını sürdürebilmek için enerji ve nakliye yollarındaki istikrara bağımlı durumda.

Bu nedenle Trump’ın, bazı ticari gerilimlerin hafifletilmesi veya yeni müzakere kanallarının açılması karşılığında Çin’den Tahran üzerinde baskı kurma sözü almaya çalışabileceği değerlendiriliyor.

Çipler, Tarım ve Uçaklar

Zirvenin ekonomik beklentileri arasında, ABD’nin özellikle soya fasulyesi ve et ürünleri başta olmak üzere Amerikan tarım ürünlerinin Çin’e satışını artırma girişimi öne çıkıyor. Ayrıca havacılık sektöründe yeni anlaşmalar yapılması da hedefleniyor.

dfvfdvfdv
Şanghay’daki bir hediyelik eşya dükkânında, aralarında Donald Trump’ın da bulunduğu dünya liderlerine ait çizilmiş portreler sergileniyor. (EPA)

Trump yönetimi, Çin’den gelecek büyük ölçekli satın alma açıklamalarının özellikle ticaret savaşlarından zarar gören tarım eyaletlerinde iç politik açıdan önemli bir kazanım sağlayacağını düşünüyor.

Ancak iyimserlik sınırlı kalıyor. Çin son yıllarda Brezilya ve diğer tedarikçilere bağımlılığını artırdı. Bu durum, Pekin’in soya fasulyesi konusunda büyük tavizler verme ihtiyacını azaltıyor. Ayrıca Çin, emtia alımlarını kalıcı bir ticaret politikası değişiminden ziyade müzakere aracı olarak kullanma eğiliminde.

Teknoloji alanındaki rekabet ise daha karmaşık bir görünüm sergiliyor. Nvidia gibi Amerikan şirketleri, dünyanın en büyük yapay zekâ pazarlarından biri olan Çin’e daha geniş erişim talep ediyor. Buna karşılık Washington, gelişmiş çip satışlarının Çin’in teknolojik ve askeri kapasitesini güçlendirebileceğinden endişe ediyor.

Bu nedenle zirvenin, anlaşmazlıkları çözmekten çok yönetmeye yönelik bir platform olması bekleniyor.

Büyük Uzlaşıdan Çok Hasarı Sınırlandırma Zirvesi

Analiz merkezlerine göre zirve, kapsamlı bir anlaşmadan ziyade sınırlı “ekonomik çıktılara” odaklanabilir. Dünya Ekonomik Forumu’nun analizine göre temel hedef, yeni bir ticaret savaşının patlak vermesini önlemek ve mevcut istikrarı korumak; iki ülke arasındaki ilişkileri tamamen yeniden şekillendirmek değil.

Washington, enflasyon baskısı ve İran savaşının maliyetleri nedeniyle hızlı bir ekonomik başarıya ihtiyaç duyuyor. Pekin ise ihracatını olumsuz etkileyebilecek yeni bir ticari şoktan kaçınmak istiyor. Ancak ticaret verilerindeki iyileşme ve nadir mineraller ile dev tüketici pazarı gibi kozları nedeniyle geniş tavizler vermeye mecbur görünmüyor.

Bu çerçevede Trump-Şi zirvesi, iki rakip ekonomi arasındaki karşılıklı bağımlılığı yönetme testi olarak değerlendiriliyor. Washington ile Pekin arasındaki ilişki artık yalnızca ticaretten ibaret değil; enerji, teknoloji, tedarik zincirleri ve piyasa şoklarını kontrol etme kapasitesi de bu ilişkinin temel unsurları hâline gelmiş durumda.

sxdscv
ABD ve Çin bayrakları, başkent Pekin’deki Tiananmen Meydanı’nda Çin’in tarihi lideri Mao Zedong’un fotoğraflarının yanında dalgalanıyor. (Reuters)

Yatırımcılar tarifeler, çipler, tarım ve enerji konusunda verilecek mesajları beklerken, en olası sonuç kısmi uzlaşılar olarak görülüyor. Bunlar arasında diyalog kanallarının açık tutulması, nadir toprak elementleri konusunda tansiyonun düşürülmesi ve Çin’in Amerikan mallarına yönelik ek satın alma vaatleri bulunuyor.

Ancak büyük çaplı bir kırılmanın gerçekleşmesi, Trump ve Şi’nin ekonomiyi İran, Tayvan ve yapay zekâ gibi daha hassas başlıklardan ayırabilme kapasitesine bağlı olacak.