Burhan ve Hamduk uzlaşmasının arka planında neler var?

Sudan geçiş dönemini yeniden başlatmaya yönelik siyasi deklarasyonu oluşturan 14 madde, büyük ölçüde sahadaki güç dengesini yansıtıyordu

Abdullah Hamduk ve Abdulfettah el-Burhan.(AFP)
Abdullah Hamduk ve Abdulfettah el-Burhan.(AFP)
TT

Burhan ve Hamduk uzlaşmasının arka planında neler var?

Abdullah Hamduk ve Abdulfettah el-Burhan.(AFP)
Abdullah Hamduk ve Abdulfettah el-Burhan.(AFP)

Emani et-Tavil
Sudan'da derinleşen ve Başbakan Abdullah Hamduk’un evinde hapis tutulduğu krizden bir ay sonra Hamduk ile Geçiş Egemenlik Konseyi başkanı Korgeneral Abdulfettah el-Burhan arasında bir anlaşma imzalanması şaşırtıcı bir durum değil. Özellikle de Burhan üzerindeki dahili ve harici baskılarla, alternatif bir başbakan atama konusundaki başarısızlığı, uluslararası toplumun, geçiş aşamasında sivillerin temsilcisi olmak için şahsen geri dönmesi konusundaki göz önünde bulundurulduğunda bu bir sürpriz değil. Ancak bu anlaşmanın doğası ve şartları, siyasi sahnede uzun süreli istikrara yol açabilecek bir denge sağlayan bir siyasi anlaşma formüle etme yeteneğinin kapsamı konusunda soru işaretleri söz konusuydu.
 Sudan geçiş dönemini yeniden başlatmaya yönelik siyasi deklarasyonu oluşturan 14 madde, bir yandan büyük ölçüde sahadaki güç dengesini öbür yandan Sudan'a yönelik uluslararası projenin doğasını yansıtıyordu. Aynı zamanda, Sudan siyasi güçlerinin son iki yıldaki uygulamalarıyla dayattığı zorlukların üstesinden gelme girişimini de yansıtıyordu.
Güç dengesine gelince, Burhan, arkasındaki bir yandan kısa vadeli diğer yandan uluslararası baskılarla mücadele edemeyecek bazı bölgesel baskılara rağmen darbeci faaliyetlerinden kurtulup, Sudan siyaset sahnesine tek taraflı bir formül dayatamadı. Bir sessizlik döneminden sonra, ABD öncülüğünde bir Dörtlü Deklarasyon yayınlandı. 25 Ekim'de alınan, hükümetin feshedildiği ve başbakan ile bir grup Sudanlı politikacının tutuklandığı tedbirleri reddeden iki Körfez ülkesi de buna katıldı.
Bu uluslararası baskılara rağmen, Burhan'a yönelik mutlak baskılar olmadığını ve adamı, bu darbeyi, uluslararası projenin doğası ve amaçlarından ve Sudan'daki nihai hedeflerinden hazırlıksız ve habersiz görünen siyasi güçlerden kurtulmak için kullanma olasılığı da dahil olmak üzere çeşitli nedenlerle kurban etmeye hazır olmadıklarını belirtmek gerekir. Sudan siyaset sahnesinin kırılganlığı ve akışkanlığının aksine, Sudan devlet kurumunun bütünlüğü ve Sudanlı bileşenler, arasındaki tarihsel etnik gerilimler ve silahlı ideolojik siyasi güçlerin varlığının yanı sıra Hartum'daki silahlı hareketler için askeri güçlerin varlığı, ayrıca daha önceki dönemlerde terör operasyonları gerçekleştiren Selefi ve aşırılık yanlısı örgütler için uyuyan hücrelerin mevcut olması, devletin tüm sınırlarını kontrol edememesi, askeri bileşenin yararına geçici olarak kullanılan Doğu Sudan krizinin ortaya çıkması da dahil olmak üzere birçok faktör nedeniyle genişletilmiş şiddete açık olma olasılığı için gerekli olan projedir. Ancak kesinlikle bir kartopu gibi kendi başına büyüyebilen ve Hartum'daki merkezle silahlı bir çatışmayla sonuçlanabilecek, kendi iç etkileşimlerine sahip olma yeteneğine sahiptir. Bu merkez, bu durumda, belki de on yıl önce Darfur'da olanlara benzer sonuçları olabilecek askeri kontrol uygulayarak dünya ile tek deniz iletişim kanalını güvence altına almaya çalışacak.
Bölgesel düzeye gelince Etiyopya'daki savaş, bu savaşı etkileyen ‘jeopolitik’ konumu ve özellikle Kızıldeniz düzeyindeki genel bölgesel istikrar durumu ve uluslararası çıkarlarla bağlantısı nedeniyle devletin bütünlüğü için son nefese kadar verilen uluslararası mücadelenin temelini oluşturmuştur.
Öte yandan Sudan'da ordu ile siviller arasındaki ortaklık formülünden vazgeçilmesi veya anayasal belgeye karşı tekrarlanan darbeler nedeniyle ordunun cezalandırılması için uluslararası düzeyde herhangi bir siyasi teklif ortaya çıkmadı. Aksine bazen askeri oluşumun çok sayıda Batılı hedefe ulaşmadaki önemi nedeniyle bazen ihlal dahi ediliyor. Bunlardan biri de 2020 yılının Ekim ayında barış için imzalanan Cuba Anlaşması’nın sağlanmasıydı. Bu, askeri oluşumun ana taraf olduğu, güvenlik düzenlemeleri gerektiren bir anlaşmadır. İkinci husus ise, Sudan'ın, ABD'nin Çin’in dünya hegemonyası olarak sınıflandırdığı devasa Çin projesi Bir Kuşak Bir Yol'a karşı en önemli mücadele platformlarından biri olmasına dayalı Sudan'ın batı projesidir. Dördüncü hattı, Kızıldeniz'in güneyinden kuzeyinden Akdeniz'e kadar uzanır. Elbette bu aşamadaki en önemli ABD hedefleri, İsrail ile İbrahimî barış sistemi içinde barış anlaşmaları ve Sudan devlet kurumunun da bütünlüğünü sağlamayı gerektiren projedir.
Korgeneral Abdulfettah el-Burhan'ın şahsından uluslararası alanda vazgeçilmemesi için birçok neden arasında adamın uluslararası düzeyde konumunu güvence altına almasını sağlayan bir adımla İsrail ile barış eğilimine girmesi birinci sıraya konulabilir. Öyle ki bu eğilim, ABD Dışişleri Bakanı'nın İsraillilerden el-Burhan'ı 25 Ekim önlemlerini geri çekmeye ikna etmek için müdahale etmesini talep edebileceği düzeyde.
Daha önceki uluslararası dengelerin ve hedeflerin toplamı, Burhan ve Hamduk anlaşmasına verilen uluslararası desteğin hacmini anında ortaya çıkardı. Anlaşmanın açıklanmasından saatler sonra Birleşmiş Milletler Sudan Misyonu da bu anlaşmaya destek verdi. Ayrıca Afrika Birliği (AfB), Sudan'ın faaliyetlerindeki üyeliğinin dondurulmasına son verdi. Buna paralel olarak Arap Birliği ve Troyka ülkeleri (ABD, Norveç ve İngiltere) bundan memnuniyet duyduğunu açıkladı. Kahire, Riyad ve diğer Körfez ülkeleri, bu anlaşma sonucunda Sudan için siyasi istikrar uman açıklamalar yaptı.
Bu bağlamda, demokratik geçişi desteklemek için Batı'nın ilkeli pozisyonları üzerine bahse giren Sudanlı siyasi güçler bu savaşta kaybediyor gibi görünüyor. Batı, Sudan'da radikal bir değişim ve Beşir rejiminin bileşenlerinin ortadan kaldırılması çatısı altında modern bir devlet ve eşit vatandaşlık sağlanması için siyasi güçlerin ortaya koyduğu kapsamlı siyasi proje ne olursa olsun, Hamduk'un çıkar projesini gerçekleştirmek için sivillerin bir temsilcisi olarak varlığını garanti eden resmi bir görünüme odaklanıyor.
Böylece Hamduk ve hükümet üyelerinin bir kısmının ve Egemen Konsey'in tutuklandığı olayların ilk anından itibaren Sudan Profesyoneller Derneği (SPD) askeri bileşenle ortaklığın kesilmesi taleplerini gündeme getirdi. Bu talep, özellikle de SPD ve diğer Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri’nin (ÖDBG) bir araya gelmesi, Sudan için modern siyasi projelerini gerçekleştirme değerlerini ve yeteneklerini kanıtlamamış ne araçlar ne mekanizmalar ne de böylesine büyük bir proje için gerekli olan ittifakların formülasyonu açısından ve Sudanlı siyasi güçler, oluşumlar arasında haklı gerekçesi olmayan türde bölünmeler yaşanmışken mevcut durumda uluslararası düzeyde kabul edilemez görünüyor. Sivil denklemin tarafları arasında düşmanca söylemler yükseldi. Aynı zamanda, görevi devralmasını önerdiği Başbakan Hamduk'a karşı siyasi üstünlük sağladı. 25 Ekim krizinden önce bir iç konsensüs geliştirmeye yönelik ardışık girişimleriyle olgun bir şekilde etkileşime girmedi.
Şu anda ÖDBG, yalnızca Sudan sokağının desteğine ve demokratik geçişi desteklemek için onun genişletilmiş gösterilerine güveniyor. Ancak öfkeli Sudan sokak hareketi yavaş yavaş kontrolünü kaybedebilir. Sudanlı siyasi şahsiyetlerin katkı sağladığı 14 madde, devlet yapılarının tamamlanmasını hızlandırmak, anayasal konferansa hazırlanmak ve geçiş yetkisinin zamanında seçilmiş bir sivil hükümete geçişini sağlamak açısından anlaşmadan beklenen ret hareketini kısmen de olsa yanıtlamak üzere tasarlandı.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analiz habere göre Tüm bu önlemler, Cuba Anlaşması'nın uygulanmasını teyit etmek ve hatta anlaşmaya henüz katılmamış olan Nuba Dağları'ndaki Abdulaziz el-Hilu ve Darfur'daki Abdulvahid Nur ile tamamlamak için önem açısından paralel görünüyor. Birleşik bir Sudan ulusal ordusu inşa etme girişimi çatısı altında anlaşmaya katılımları garanti edilene kadar, bir sonraki aşamada benzeri görülmemiş uluslararası baskılarla karşılaşmaları bekleniyor.
Her halükârda, taraflar arasındaki baskılar Hartum ve büyük şehirlerde sokaklarda hala devam ediyor. Hamduk ve Burhan arasındaki anlaşmaya karşı düzenlenen gösteri alayları ya tırmanış ya da sükunete doğru iki yöne hareket edebilen bir sahnede patlak verdi. Her iki yönün de nedenleri ve mekanizmaları vardır. Özellikle devrimci güçlerin gençlik direniş komiteleri aracılığıyla devam edecek mekanizmaları göz önünde bulundurulduğunda anlaşmaya karşı bir tırmanış senaryosu mümkün. Uluslararası faktörün Sudan ekonomisini desteklemede belirleyici göründüğü Sudan ekonomik krizinin doğası gereği de sakin senaryo da mümkün. Sokaklardaki göstericilere destek olarak sadece ABD Dışişleri Bakanı Blinken'ın gösterilerin şiddetle karşılanmaması gerektiğine dair açıklamaları kalacak. Bunlar, bir yanda bu sol güçlerin eğilimleri, bir yandan da barış anlaşması konusundaki konumlarını belirleyememiş olmaları ve Bölgeyle çatışmayı değil, bölgeyi kontrol altına alacak bir siyasi programa sahip olmamaları nedeniyle Washington'un ÖDBG’yi Sudan siyaset sahnesinden kaldırmadaki başarısı göz önüne alındığında zamanla ortadan kaybolacak açıklamalardır. Tüm etkileşimler, genel olarak, daha önce öne sürdüğüm, 25 Ekim'deki Burhan darbesinin, bir şekilde Jeffrey D. Feltman'dan yeşil ışık aldığına dair bir hipotezi kanıtlıyor. Bu da ÖDGB için sadece aşağılayıcı bir ifade olabilir.



Üçüncü Akım… Süveyda’daki çıkmazı sonlandırmak için sivil girişim

İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)
İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)
TT

Üçüncü Akım… Süveyda’daki çıkmazı sonlandırmak için sivil girişim

İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)
İsrail Başbakanı’nın geçtiğimiz yıl şubat ayında yaptığı açıklamaları protesto etmek için, Suriye'nin güneyindeki Süveyda şehrinin el-Kerama Meydanı'nda toplanan Suriyeliler, 25 Şubat 2025 (AFP)

Suriye’nin çoğunluğu Dürzi nüfusa sahip Süveyda vilayetinden akademisyenler ve aydınlar, dün ‘Üçüncü Akım’ adıyla açık bir sivil inisiyatif başlattı. Girişimin, toplumdan doğacak bir sivil kurtarma heyeti oluşturulması yoluyla toplumu korumayı ve kaosa sürüklenmesini önlemeyi amaçladığı belirtildi. İnisiyatifin ayrıca, Suriye hükümeti ile vilayetin geniş kesimlerinde etkili olan fiili otorite arasında süren ‘kilitlenmiş’ durumdan çıkış hedefi taşıdığı ifade edildi.

Üçüncü Akım’ın hedefleri arasında, Süveyda’nın birleşik Suriye’nin ayrılmaz bir parçası olduğunun vurgulanması ve çözümün temelini uzlaşıya dayalı idari yerinden yönetim anlayışının oluşturması yer alıyor.

Girişimi başlatanların Süveyda’daki ve yurt dışındaki Süveydalılara hitaben yayımladığı bildiride şu ifadelere yer verildi: “Biz, Süveyda vilayetindeki tıkanmış gerçekliğin dayattığı Üçüncü Akım’ız. Toplumu koruma, istikrarını, onurunu ve güvenliğini sağlama yönündeki ahlaki ve tarihsel sorumluluğumuzdan hareketle, sesimizi cesaret ve şeffaflıkla yükseltiyoruz.” Şarku’l Avsat’ın ulaştığı belgede, söz konusu girişimin, toplumdan doğan ve toplum için çalışan bir sivil kurtarma heyeti kurulması yoluyla toplumu korumayı ve kaosa sürüklenmesini önlemeyi amaçlayan ‘pratik bir yol haritası’ niteliği taşıdığı vurgulandı.

tyu
Geçtiğimiz cumartesi günü Süveyda şehir merkezindeki el-Kerama Meydanı'nda düzenlenen gösteride bağımsızlık ve kendi kaderini tayin hakkı talep edildi. (Sosyal medya)

Bildiride, Süveyda’nın halihazırda ‘halkının yaşadığı acıların görmezden gelindiği bir merkeziyetçi söylem ve siyasi tıkanıklık ortamında kritik bir süreçten geçtiği’ belirtildi. Metinde, bildiriyi imzalayanların yalnızca kendilerini temsil ettiği vurgulandı.

Bildiride, Üçüncü Akım’ın temel hedeflerinin, katliamların kınanması, hesap sorulmasının talep edilmesi ve zararların telafi edilmesi olduğu kaydedildi. Temmuz ayında yaşanan kanlı olaylardan sorumluluğun, bazı tarafların çatışmayı körükleme çabalarına rağmen, yönetime ait olduğu ifade edildi. Açıklamada ayrıca, Süveyda’nın birleşik Suriye’nin ayrılmaz bir parçası olduğu vurgulanırken, halkının tarihinin, Sultan Paşa el-Atraş liderliğindeki Büyük Suriye İsyanı mirası da dahil olmak üzere, ortak ulusal mücadelenin ruhunu yansıttığına dikkat çekildi. Çözümün temelinin ise uzlaşıya dayalı idari yerinden yönetim olduğu belirtildi.

Üçüncü Akım bildirisini imzalayanlar, halkın köylerine güvenli şekilde geri dönmesini, kaçırılanların serbest bırakılmasını ve mağdurların zararlarının tazmin edilmesini, öğrencilerin korunmasını ve eğitim haklarının güvence altına alınmasını, Süveyda’nın bölgesel eksenlerden uzak tutulmasını ve insanca yaşam koşullarının sağlanmasını, ayrıca diyalog ve sivil iş birliğinin toplumsal çalışmanın temeli olmasını hedeflediklerini ifade etti.

Bildiride, girişimin ‘bir iktidar ilanı ya da yönetim projesi olmadığı, geliştirmeye ve tartışmaya açık bir inisiyatif’ olduğu vurgulanarak, Süveyda’nın tüm sakinleri ve istikrarla ilgilenen taraflar, toplumu koruyan ve ona hizmet eden pratik bir sürece dönüştürülmesi için bu girişimi tartışmaya ve katkı sunmaya davet edildi.

sfgrt
Şeyh Hikmet el-Hicri (AFP)

Söz konusu girişim, Şeyh Hikmet el-Hicri ve kendisine bağlı olduğu belirtilen Ulusal Muhafızlar’ın Süveyda’nın geniş kesimlerinde etkisini sürdürdüğü bir dönemde gündeme geldi. El-Hicri ve çevresinin, İsrail desteğiyle Süveyda vilayetinde kurmayı planladıkları yapılanma doğrultusunda hareket ettikleri, geçtiğimiz eylül ayında ABD ve Ürdün desteğiyle Şam’dan ilan edilen ‘yol haritasını’ ise reddettikleri kaydedildi.

Öte yandan, el-Hicri ve destekçilerinin, Süveyda Valisi Mustafa el-Bekkur’un kısa süre önce duyurduğu girişime ilişkin şimdiye kadar herhangi bir tutum açıklamadığı belirtildi. ‘Süveyda için güvenli bir geleceğe doğru’ başlığıyla ve ‘Krizin sürmesi ile geleceğin gölgesini koruyan bir çözüm arasında kader belirleyici bir tercih’ sloganıyla duyurulan söz konusu girişimin, vilayetteki krize kapsamlı bir çözüm hedeflediği ifade edildi.

Vilayetteki gelişmeleri takip eden gözlemciler, geçtiğimiz cumartesi günü Süveyda kentinde el-Hicri yanlılarının düzenlediği ve vilayetin Suriye devletinden ayrılması yönündeki taleplerin yeniden dile getirildiği toplantının, Vali el-Bekkur’un girişimine fiili bir ret anlamına geldiğini değerlendirdi.

dfg
Süveyda’daki Ulusal Muhafızlar’ın liderleri, Şeyh Hikmet el-Hicri ile birlikte (Arşiv – Facebook)

Diğer yandan Ulusal Muhafızlar’ın kasım ayının sonlarında yaklaşık 10 kişiyi gözaltına aldığı hatırlatıldı. Söz konusu kişilerin, el-Hicri’nin politikaları ve projelerine karşı ‘darbe girişiminde bulunmak’ ve onun akımına paralel bir ‘alternatif akım’ oluşturmakla suçlandığı belirtildi.

Gözaltına alınanlar arasında din adamı Şeyh Raid el-Meteni’nin yanı sıra Asım Ebu Fahr, Ganidi Ebu Fahr, Mahir Felhut, Hüsam Zeydan, Zeydan Zeydan ve İlmüddin Zeydan’ın bulunduğu kaydedildi. Güvenlik operasyonundan iki gün sonra ise yerel kaynaklar, Şeyh el-Meteni’nin Ulusal Muhafızlar tarafından gözaltında tutulduğu sırada hayatını kaybettiğini duyurdu.


Irak, Suriye'den getirilen bin 387 DEAŞ üyesi hakkında soruşturma başlattı

 Irak'ın Kaym vilayetinde Suriye sınırındaki beton duvarda devriye gezen Haşdi Şabi Güçleri mensupları (AP)
Irak'ın Kaym vilayetinde Suriye sınırındaki beton duvarda devriye gezen Haşdi Şabi Güçleri mensupları (AP)
TT

Irak, Suriye'den getirilen bin 387 DEAŞ üyesi hakkında soruşturma başlattı

 Irak'ın Kaym vilayetinde Suriye sınırındaki beton duvarda devriye gezen Haşdi Şabi Güçleri mensupları (AP)
Irak'ın Kaym vilayetinde Suriye sınırındaki beton duvarda devriye gezen Haşdi Şabi Güçleri mensupları (AP)

Irak Yüksek Yargı Konseyi Suriye topraklarındaki tutuklulardan Irak'a teslim edilen "DEAŞ" örgütüne mensup bin 387 kişi hakkında soruşturma başlatıldığını duyurdu.

Irak Yüksek Yargı Konseyi'nden dün yapılan açıklamada, "Birinci Kerh Soruşturma Mahkemesi, terörle mücadele konusunda uzmanlaşmış hakimlerin gözetiminde, Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Hakim Faık Zeydan'ın doğrudan gözetimi altında, Suriye topraklarındaki tutuklulardan yakın zamanda teslim alınan bin 387 DEAŞ terör örgütü üyesi hakkında soruşturma işlemlerine başlamıştır" denildi.

DEAŞ militanları, Suriye hükümetinin onları yeniden yakalamasından sonra nakledildikleri 200 numaralı hücreden Eş Şeddadi cezaevinden kaçtı (DPA)DEAŞ militanları, Suriye hükümetinin onları yeniden yakalamasından sonra nakledildikleri 200 numaralı hücreden Eş Şeddadi cezaevinden kaçtı (DPA)

Açıklamada, “tutuklularla ilgili işlemlerin, yerleşik yasal ve insani çerçeveler dahilinde ve ulusal yasalar ile uluslararası standartlara uygun olarak yürütüleceği” belirtildi.

Açıklamada ayrıca, “bu işlemlerin, Irak'ın DEAŞ terör örgütünün suçlarına karışanları soruşturmak ve hesap sormak için yürüttüğü çabalar bağlamında, yürürlükteki yasalara uygun olarak ve DEAŞ terör unsurları ile soykırım ve insanlığa karşı suç teşkil eden suçların ele alınmasına yönelik uluslararası koordinasyonla paralel olarak gerçekleştirildiği” ifade edildi.

Açıklamada, “Irak'a gelmesi beklenen DEAŞ terör örgütü üyesinin sayısının 7 bini aştığı ve Uluslararası Adli İşbirliği Ulusal Merkezi'nin, soruşturma organlarına ve mahkemelere daha önce arşivlenmiş belgeleri ve kanıtları derleyip sunmak için çalışacağı” belirtildi.

Yaklaşık iki hafta önce, ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM), yaklaşık 7 bin DEAŞ tutuklusunun Suriye'den Irak'a transferinin başlatıldığını duyurmuştu; bu hamlenin amacının “teröristlerin güvenli gözaltı tesislerinde kalmasını sağlamak” olduğu belirtilmişti.

Irak güvenlik kaynaklarına göre Irak'a transfer edilenler arasında Suriyeliler, Iraklılar, Avrupalılar ve diğer uyruklardan kişiler bulunuyor.

Aşırılıkçı grup, 2014'ten 2017'ye kadar Irak'ın kuzey ve batısındaki geniş alanları kontrol etti ve ABD liderliğindeki uluslararası koalisyonun desteğiyle Irak güçleri tarafından bölgeden çıkarıldı.

Irak, terörist grubun yol açtığı yıkıcı etkilerden hala kurtulmaya çalışıyor.

Örgütün 2019'da yenilgiye uğratıldığı Suriye'de, aralarında yabancıların da bulunduğu binlerce aşırılıkçı grup üyesi olduğundan şüphelenilen kişi ve aileleri, Suriye Demokratik Güçleri (SDG) tarafından işletilen hapishanelerde ve kamplarda gözaltına alındı.

 Suriye ordusunun geçen ay kampın kontrolünü ele geçirmesinin ardından tutuklular Haseke'deki el-Hol kampında toplandı (Reuters)Suriye ordusunun geçen ay kampın kontrolünü ele geçirmesinin ardından tutuklular Haseke'deki el-Hol kampında toplandı (Reuters)

Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre örgüt üyelerinin Irak'a transferine ilişkin planın duyurulması, ABD'nin Şam Büyükelçisi Tom Barrack'ın "Suriye Demokratik Güçleri"nin aşırılıkçı örgütle mücadeledeki rolünün sona erdiğini açıklamasının ardından geçen ay gerçekleşti.

Son yıllarda Irak mahkemeleri, terörizm ve aralarında Fransız vatandaşlarının da bulunduğu yüzlerce insanın öldürülmesiyle ilgili davalarda "terör örgütüne" üye olmaktan suçlu bulunan kişilere ölüm ve ömür boyu hapis cezaları verdi.

Örgüte üye olmaktan suçlu bulunan binlerce Iraklı ve yabancı uyruklu şu anda Irak hapishanelerinde bulunuyor.


İsrail'in güney Lübnan'a yönelik baskınları ve tahliye emirleri

Vatandaşlar, 31 Ocak'ta Güney Lübnan'da İsrail hava saldırılarının hedef aldığı bir bölgeyi inceliyor (Arşiv- EPA)
Vatandaşlar, 31 Ocak'ta Güney Lübnan'da İsrail hava saldırılarının hedef aldığı bir bölgeyi inceliyor (Arşiv- EPA)
TT

İsrail'in güney Lübnan'a yönelik baskınları ve tahliye emirleri

Vatandaşlar, 31 Ocak'ta Güney Lübnan'da İsrail hava saldırılarının hedef aldığı bir bölgeyi inceliyor (Arşiv- EPA)
Vatandaşlar, 31 Ocak'ta Güney Lübnan'da İsrail hava saldırılarının hedef aldığı bir bölgeyi inceliyor (Arşiv- EPA)

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, İsrail'e ait bir insansız hava aracı (İHA) bugün Sur'un (Tyre) güneyinde bir aracı hedef aldı.

Bu sabah erken saatlerde, İsrail'e ait bir İHA Lübnan'ın güneyindeki Zahrani kasabası yakınlarındaki otoyolda bir aracı hedef aldı. Yine bu sabah, İsrail güçleri Lübnan'ın güneyindeki Aita al-Shaab kasabasında bir evi yıktı. İsrail'e ait bir İHA Aita al-Shaab’ı bu sabah üç adet şok bombasıyla hedef aldı.

Tahliye emirleri

AFP bugün ilerleyen saatlerde, İsrail ordusunun hava saldırılarına hazırlık olarak Lübnan'ın güneyindeki iki köyde bulunan iki binanın tahliyesi konusunda uyarıda bulunduğunu bildirdi.

Askeri sözcü Avichai Adraee, X platformundaki hesabından şu açıklamayı yaptı: "Güney Lübnan sakinlerine, özellikle de şu iki köye acil uyarı: Kfar Tibnit ve Ain Qana. İsrail Savunma Kuvvetleri yakın gelecekte Hizbullah'ın askeri altyapısına saldıracak."

İsrail uzun zamandır İran destekli Hizbullah'ın yeteneklerini yeniden inşa etmeye çalıştığını söylüyor; bu nokta Adraee'nin açıklamasında da dile getirildi.

Şunu belirtmek gerekir ki, İsrail, 27 Kasım 2014'te yürürlüğe giren Lübnan ile yapılan ateşkes anlaşmasının şartlarına uymamış ve uymamaktadır. İsrail güçleri, Lübnan'ın güneyinde buldozerlerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam etmekte ve neredeyse her gün baskınlar düzenlemektedir. Ayrıca, İsrail güçleri Lübnan'ın güneyindeki çeşitli noktalarda konuşlanmış durumdadır.