ABD’li ve Avrupalı devlet başkanları emekli olduktan sonra hayatlarını nasıl geçiriyor?

Beyaz Saray'ın ayrıcalıkları kimilerini tatmin ederken kimileri yaşadıklarını kitaplaştırıyor ve Merkel bir ara verip normal hayata dönmeye karar veriyor

Eski ABD Başkanı Barack Obama, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı'nda konuşurken (AFP)
Eski ABD Başkanı Barack Obama, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı'nda konuşurken (AFP)
TT

ABD’li ve Avrupalı devlet başkanları emekli olduktan sonra hayatlarını nasıl geçiriyor?

Eski ABD Başkanı Barack Obama, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı'nda konuşurken (AFP)
Eski ABD Başkanı Barack Obama, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı'nda konuşurken (AFP)

Fidel Spiti
Halkın, cumhurbaşkanlarının ve devlet liderlerinin pozisyonlarını kaybettiklerinde veya emekli olduklarında ne yaptıklarını bilme konusunda istemsiz bir merakı vardır.
Görev süresi veya iktidarı sırasında bir medya yıldızına dönüşen başkan veya liderin fotoğrafları haber bültenleri, gazeteleri ve internet sitelerini dolduruyor. Sosyal platformlardaki hesaplarında milyonlarca kişi kendisini takip ediyor. Twitter hesabından yapacağı bir paylaşım dört gözle bekleniyor. Çünkü birçok makale, röportaj ve siyasi analize malzeme veriyor.
Kısa ya da uzun dönemler boyunca yıldızlığın tadını çıkaran bu şahsiyetler, spotların altından çıktıklarında hayatlarını nasıl tamamlayacaklarını merak etmemize neden oluyor.


Eski ABD Başkanı Donald Trump (Reuters)

Herkes, Almanya Şansölyesi Angela Merkel’e başbakanlıktan ayrıldıktan sonra ne yapacağını sordu. Aynı durum, son iki ABD Başkanı, Barack Obama ve Donald Trump için de geçerlidir. Çözümleri, seyahatleri ve seçimlerde siyasi duruşları örneğin Obama’nın seçimlerde Demokratları desteklemesi ya da Trump'ın ABD seçimlerinin sonuçlarının açıklanmasının ardından Kongre binasının basılması ve seçimlerdeki kaybıyla ilgili yürütülen soruşturmaları örtbas etmek için yaptığı itiraz ve kafa karıştırma girişimleri ile bugün hala dünyayı meşgul ediyorlar.

ABD başkanlarının Beyaz Saray'dan sonraki ayrıcalıkları
Marissa Laliberte, ABD menşeili ‘Reader's Digest’ dergisinde yayınlanan araştırmasında, ABD başkanlarının Beyaz Saray'dan ayrıldıktan sonra bile sahip oldukları ayrıcalıklar hakkında şunları kaleme aldı:
“Beyaz Saray'da ister 4 ister 8 yıl kalsın, ABD Başkanı görevden ayrıldıktan sonra ömür boyu ayrıcalıklar elde ediyor. 1958'de çıkarılan Eski Başkanlar Yasası ile görevden ayrıldıktan sonra ne karar verirlerse versinler kendilerini birden fazla şekilde destekleyecek çeşitli avantajlara sahipler.”
Herkes için Oval Ofis'ten ayrılmadan ve normal hayata dönmeden önce federal hükümet iki başkan arasındaki devir teslim süreci için 900 bin dolar ödenmesine olanak sağlıyor. Eski Başkan, görev süresini takip eden altı ay içinde bu paranın bir kısmını ‘ofisindeki işleri bitirmek’ için kullanmak üzere alabilir.
Başkanların görevde oldukları her yıl boyunca aldıkları bin dolarlık maaşa gelince kazandıkları meblağların oluşturduğu buz dağının görünen kısmından başka bir şey değil. Başkanlar ve emekli ordu generalleri eski askeri lider sıfatıyla hayatlarının geri kalanında her yıl, bir Kabine Sekreteri’nin maaşına yakın bir tutar elde ederler. Yani yaklaşık 211 bin dolar emekli maaşı alıyorlar.
ABD Başkanı'nın istediği, herhangi bir ABD eyaletinde bilimsel ve kültürel bir anıt ve araştırma ve çalışmalar için büyük ve gösterişli bir yapı ile kendi adını taşıyan devasa bir kütüphane kurması adet haline geldi. Bu kütüphaneler görev süresinin bitiminde söz konusu Başkan’ın denetimi altında faaliyet gösterir. Ayrıca bu merkeze bağlı, destekleyen kurum, kişi ve şirketlerden yardım ve destek alabilecek bir kuruluş inşa eder.
Eski başkanlar, hayatının geri kalanı boyunca da kamuya mal olmuş isimler olarak kalırlar. Bu nedenle, onlar ve 16 yaşına gelinceye kadar çocukları, güvenlik korumasından yararlanır. Vefat eden eski başkanların eşleri ve hayatta olanların boşandıkları eşleri, federal bir makamda yüksek bir göreve sahip olmadıkları ve 60 yaşından önce yeniden evlenmedikleri sürece her yıl 20 bin dolar emekli maaşı alır.
Başkanlar ayrıca kendi cenazelerini planlar. Başkan için ne kadara mal olursa olsun tam bir cenaze töreni planlamak için askeri subayları görevlendirir.

Başkanlar, Senatörler ve Danışmanlar
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia kaynaklı haberine göre, eski ABD Başkanı Barack Obama, Beyaz Saray’da 8 yıl kaldıktan sonra ayrılırken mizahi bir üslupla Spotify’da çalışmak istediğini açıklamıştı. Politik olarak gündemde kalacağına söz verdi. Gerçekten de siyasi deneyimi üzerine birkaç kitap kaleme aldı. Dünya çapında ona çok para kazandıran, siyasi konferanslar alanında aktifti. Aynı durum, eşi Michelle Obama için de geçerli. Halen halkla ilişkilerde ve sivil toplum kuruluşlarında faaliyet gösteriyor. Öte yandan Obama'nın gençliğinden bugüne kadar olan hayatı hakkında bir kitap yazdı. İki kızı, sekiz yılda kameraların ve her türlü medya aracının gözü önünde büyüdükten sonra sosyal medyada iki yıldıza dönüştü.
ABD’nin ikinci Başkanı John Adams, eşi Abigail ile sakin bir hayat yaşamak için emekli oldu ve ailesinin etrafında yer aldığı bir 25 yıl daha yaşadı. Bu süre zarfında yazmaya çok zaman ayırdı.
Başkan James Madison, başkanlığından önce çiftliklerde çalışırdı. Emekli olduktan sonra eski işine geri dönüp kölelerin haklarını savundu. Faaliyetlerine, köleleştirilmiş Afrikalıları Afrika'ya geri göndermeye çalışan tartışmalı bir örgüt olan ABD Sömürge Derneği’nde devam etti.
Watergate skandalından (1969-1974) sonra istifa eden Richard Nixon ise bir takım sağlık ve mali sorunlarla karşı karşıya kaldı. Daha sonra anılarını sattı. Geniş ailesine destek olabilmek için ücretli röportajlar verdi. Ancak daha sonra küresel medya sahnesine geri dönebildi.


Eski ABD Başkanı Jimmy Carter (Getty)

1977-1981 yılları arasında görev yapan Jimmy Carter’a gelince ABD Başkanı olarak emekli olduktan sonra ne yapılması gerektiğine en iyi örnek olarak görülüyor. Dış politikada yaşanan sorunlar başkanlığını tükettikten sonra, kendi adını taşıyan uluslararası derneği aracılığıyla insani konularda faaliyet gösterdi. Uluslararası diplomaside çalıştı. Birçok çatışmada barış müzakerecisi görevi üstlendi. Çok sayıda kitap yazdı. 2002 yılında Nobel Barış Ödülü'ne layık görüldü. 92 yaşına gelen Carter, hala hayır projelerinde yer alıyor.
Bir Senatörün veya Temsilciler Meclisi üyesinin yıllık maaşı 174 bin dolardır. Ancak asıl para, hizmet süresi boyunca değil, daha sonra kazanılıyor. Eski Kongre üyeleri, bir yıllık zaman aşımından sonra bu tür siyasi veya sivil gruplarda lobi kurabilir veya bir lobide faaliyet gösterebilir. Deneyimleri ve yönetim içinde etkili olma yetenekleri nedeniyle hak ettikleri yüksek ücretler karşılığında genellikle siyasi ve yasama alanlarındaki kuruluş, birey, şirket veya kurumlara danışmanlık yaparlar. Emekli bir Kongre üyesi, milyonlarca dolar kazanabilir. Ancak çalıştığı şirketin finansal etkisi uzun vadede milyarlarca dolar olabilir.

İngiltere ve Almanya Şansölyeleri
Winston Churchill, hala 20. yüzyılın en ünlü İngiliz Başbakanlarından biridir. İlki 1940-1945 arasında ve ikincisi 1951 -1955 arasında olmak üzere iki dönem görev yaptı. Ancak 1955 yılında Downing Caddesi'nden son kez ayrıldıktan sonra dokuz yıl boyunca milletvekili olarak kaldı. Ama tek yaptığı iş bu değildi. Resme geri dönme fırsatı yakaladı. Dünyanın dört bir yanına birçok seyahate çıktı.
1932 yılında yani İngiliz siyasetinde en üst sıralarda yer almadan önce yaptığı The Goldfish Pool adlı tablolarından biri 2014 yılında müzayedede yaklaşık 1,8 milyon sterline satıldı.  Emekliliğinde kendini yazmaya adadı. ‘A History of the English-Speaking Peoples’ (İngilizce Konuşan Halkların Tarihi) isimli dört ciltlik büyük bir araştırma yayınladı.  


Eski İngiltere Başbakanı Tony Blair (Reuters)

Irak savaşı teorilerinin yanlış olduğu ve Bağdat'ın savaşın dayanağı olan herhangi bir kitle imha silahına sahip olmadığı ortaya çıktıktan sonra sansasyon yaratan bir diğer İngiltere Başbakanı Tony Blair’e gelince, politik olarak zor bir aşamada başbakan olarak sahip olduğu uzun deneyimi, kitap yazmasına, büyük bir silah üreticisi şirketler grubuna veya jeopolitik araştırma kurumlarına danışmanlık sağlamasına yardımcı oldu. Hala dünyanın çeşitli üniversitelerinde siyaset dersleri veriyor.
İngiltere'nin 2016 yılında Avrupa Birliği'nden ayrılma yönünde oy kullanmasının ardından istifa eden İngiltere Başbakanı David Cameron, 2017 yılının Nisan ayında siyasi kariyeri hakkında bir kitap yazmak için inzivaya çekildiğini ve bahçesine bir kulübe inşa ettiğini duyurdu.
Theresa May'e gelince, İngiliz Avam Kamarası üyesi olarak görevine geri döndü ve deneyimi hakkında bir kitap yazdı. Bir söyleşisinde söylediği gibi, ‘Brexit’ müzakerelerindeki yorgunluğunun bir sonucu olarak, derin bir uyku döneminin ardından en sevdiği hobisi olan kriket oynamaya geri döndü.
Alman menşeili haber sitesi Deutsche Welle'ye göre, emekliliğini nasıl geçirmeyi düşündüğü sorulduğunda Merkel, ‘dinleneceğini ve hiçbir daveti kabul etmeyeceğini’ söyledi. Boş zamanlarını ‘gözleri yorulana kadar kitap okumak’ gibi ilgisini çeken şeyleri yapmaya ayıracağını belirtti.


Almanya Şansölyesi Angela Merkel (AFP)

Merkel'in seleflerinden bazıları, görevden ayrıldıktan sonra özel sektöre geçti. 1982 yılında başbakanlıktan ayrılan Helmut Schmidt, haftalık ‘Die Zeit' gazetesinin yayın ortağı oldu. 2012 yılında verdiği bir röportajda, asla 15 bin doların altında ders vermeyeceğini söyledi. Eski Şansölyeler Helmut Kohl ve Gerhard Schröeder'e gelince, siyasi geçmişlerini ve şöhretlerini para kazanmak için nasıl kullanacaklarını biliyorlardı. Kohl, bir siyasi ve stratejik danışmanlık firması kurdu. Schröeder, gaz boru hattı şirketi ‘Nord Stream’ Yönetim Kurulu Başkanı olarak atandı. Bu, bazılarının, bu şirketteki çalışmasının ‘kamu yararına zarar verdiğini’ düşündüğü için çok sayıda eleştirinin hedefi olan Rus şirketi ‘Gazprom’un bir yan kuruluşudur.

Arap dünyasında
Arap dünyasına gelince burada çok sayıda emekli devlet başkanı bulamazsınız. Çoğu ya bir darbe sonucunda ya da bir askeri saldırı sonucu devrildi. İkisi de öldürülen Yemen’deki Ali Abdullah Salih, Libya’daki Muammer Kaddafi gibi. Ya da Zeynel Abidin bin Ali gibi sürgüne gönderildi. Ya da Hüsnü Mübarek ve Abdulaziz Buteflika gibi darbeden sonra öldü. Yahut da bazıları Beşşar Esed gibi hala iktidarda.
Cumhurbaşkanlarının emekli olduğu Lübnan'a gelince, çoğu, bir miktar sosyal katılımı içeren fiili emekliliğe başvuruyor. Ya özellikle de Emir Lahud ve Mişel Süleyman gibi ordu generali eski cumhurbaşkanları ilk işlerinden emekli olduktan sonra aldıkları büyük tazminat yoluyla elde ettikleri büyük paranın tadını çıkarabilirler. Ya da görev süreleri boyunca yürüttükleri mali işlerden elde ettikleri paralardan biriktirdiklerini harcarlar. Bunlardan pek çoğu artık hayatta değil. Aralarında bilinen eski Cumhurbaşkanı Emin Cemayel’dir.
Lübnan’daki emekli başbakanlara gelince genellikle unutulup giderler. Tıpkı Eski Başbakan Selim el-Hoss’a olduğu gibi. Ya da hayatının geri kalanını kültürel ve sosyal bir aktivist olarak Beyrut'taki el-Hamra Caddesi'ndeki kafelerde emekli yazarlar ve politikacılarla birlikte oturarak geçiren Emin el-Hafız gibi. Elbette Sami es-Sulh, Reşid es-Sulh, Abdullah el-Yafi, Hüseyin el-Uveyni ya da Başbakan olarak atanmadan önce Amerikan Üniversitesi'nde profesör olan ve hükümetinin görev süresi sona ermeden önce bile düzgün bir iş arayan Hassan Diyab gibi pek çok Başbakan’ın adlarından bile bahsedilmiyor.



ABD’nin olası İran operasyonu: Hangi seçenekler masada?

Londra'daki İran Büyükelçiliği önünde dün toplanan göstericiler arasında ABD'nin İran'a askeri müdahalesini savunanlar da vardı (Reuters)
Londra'daki İran Büyükelçiliği önünde dün toplanan göstericiler arasında ABD'nin İran'a askeri müdahalesini savunanlar da vardı (Reuters)
TT

ABD’nin olası İran operasyonu: Hangi seçenekler masada?

Londra'daki İran Büyükelçiliği önünde dün toplanan göstericiler arasında ABD'nin İran'a askeri müdahalesini savunanlar da vardı (Reuters)
Londra'daki İran Büyükelçiliği önünde dün toplanan göstericiler arasında ABD'nin İran'a askeri müdahalesini savunanlar da vardı (Reuters)

ABD, İran'a yönelik gizli operasyon ve askeri stratejiler üzerinde çalışıyor.

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla New York Times'a (NYT) konuşan yetkililer, ABD Savunma Bakanlığı'nın (Pentagon) Başkan Donald Trump'a çeşitli saldırı seçenekleri sunduğunu söylüyor.

Bunlar arasında ABD'nin haziranda vurduğu nükleer tesislere ek olarak balistik füze üretimi merkezlerinin hedef alınması da var.

İran ve İsrail arasında Gazze savaşı nedeniyle tırmanan gerginlik haziranda sıcak çatışmaya dönüşmüştü. İsrail'in 13 Haziran'daki saldırısıyla başlayan çatışmalarda İran vakit kaybetmeden misilleme yapmıştı.

Çatışmalarda ABD'ye ait bombardıman uçakları İran'daki İsfahan, Fordo ve Natanz tesislerine 22 Haziran'da hava saldırısı düzenlemiş, operasyonda 14 "sığınak delici" GBU-57 bombası kullanılmıştı.

Yetkililer, böyle bir saldırı senaryosunda operasyonun "birkaç gün" sürebileceğini ve İran'ın "şiddetli misilleme yapabileceğini" belirtiyor.

İran, ABD'nin saldırısına cevap olarak 23 Haziran'da Amerikan ordusunun Katar'daki El-Udeyd Hava Üssü'ne saldırmıştı. Operasyonda Tahran'ın önceden Washington'a haber verdiği ve hiçbir can kaybı yaşanmadığı aktarılmıştı.

Pentagon'un sunduğu diğer seçenekler arasında İran'ın güvenlik kurumlarına yönelik siber saldırı düzenlenmesi yer alıyor. Kaynaklara göre bu tarz saldırılarda "protestoculara karşı ölümcül güç kullanan iç güvenlik aygıtı" hedef alınacak.

Adlarının paylaşılmaması kaydıyla BBC'ye konuşan ABD'li yetkililer de İran'a yönelik olası operasyonda hava saldırılarının en muhtemel seçenekler arasında olduğunu belirtiyor. Bunlara ek olarak İran'ın "komuta ve telekomünikasyon sistemlerinin" hedef alınabileceğine işaret ediliyor.

Trump, sosyal medyadan dün paylaştığı gönderide İran'la iş yapan ülkelere yüzde 25 gümrük vergisi getirme tehdidinde bulundu.

NYT'nin analizinde, İran petrolünün en büyük alıcısı Çin'in yanı sıra Türkiye, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri ve Hindistan'ın da böyle bir hamleden olumsuz etkilenebileceğine dikkat çekiliyor.

Trump'ın protestocuların öldürülmesi halinde askeri müdahale tehdidinde bulunduğu İran'ın ekonomisi, uzun süredir ABD ambargosunun da etkisiyle zor durumda.

İran riyalinin açık piyasada ABD doları karşısında rekor seviyede düşmesinin ardından başkent Tahran'daki Kapalı Çarşı'da esnaf 28 Aralık'ta greve gitmişti.

Gösterilerde ölen ya da yaralananlara ilişkin resmi açıklama yapılmazken, Norveç merkezli insan hakları örgütü İran İnsan Hakları (IHRNGO) verilerine göre, protestolarda en az 648 eylemci öldürüldü, bunlardan 9'u 18 yaşın altındaydı. BBC'nin İran'daki kaynaklarıysa ölü sayısının çok daha yüksek olabileceğini belirtiyor.

İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), öğrencilerin de katılımıyla büyüyen gösterilerin 16. gününe ilişkin raporunda, 133'ü emniyet görevlisi ve biri savcı, 9'u 18 yaşın altında toplam 646 kişinin hayatını kaybettiğini, 10 bin 721 kişinin de gözaltına alındığını bildirdi.

ABD'nin İran'a yönelik operasyon başlatma ihtimali İsrail'i de harekete geçirdi. İsrail Savunma Kuvvetleri'nden (IDF) dün yapılan paylaşımda, İran'daki durumla ilgili "sürpriz senaryolara karşı" hazırlık yapıldığı ifade edildi.

Independent Türkçe, New York Times, BBC, Times of Israel


Çin’den AB’ye Tayvan baskısı: Kırmızı çizgimizi geçiyorsunuz

AB, Tayvan'ı egemen bir devlet olarak tanımasa da Taipei yönetimiyle gayriresmi bağlantılara sahip (Reuters)
AB, Tayvan'ı egemen bir devlet olarak tanımasa da Taipei yönetimiyle gayriresmi bağlantılara sahip (Reuters)
TT

Çin’den AB’ye Tayvan baskısı: Kırmızı çizgimizi geçiyorsunuz

AB, Tayvan'ı egemen bir devlet olarak tanımasa da Taipei yönetimiyle gayriresmi bağlantılara sahip (Reuters)
AB, Tayvan'ı egemen bir devlet olarak tanımasa da Taipei yönetimiyle gayriresmi bağlantılara sahip (Reuters)

Çin, Tayvanlı politikacıları kabul etmemeleri için Avrupa ülkelerine baskı yapıyor.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla Guardian'a konuşan diplomat ve yetkililer, Pekin'in Tayvanlı siyasetçilerin ülkelerine girişini yasaklaması için Avrupa Birliği (AB) hükümetlerine baskı yaptığını öne sürüyor. 

Kaynaklara göre Çin yönetimi, Avrupa'daki konsolosluklar üzerinden hükümet yetkililerine kasım ve aralıkta ulaşarak Tayvanlı politikacıların girişlerinin yasaklanması yönünde "hukuki tavsiye" verdi. 

Pekin yönetimi, Schengen Sınırları Kanunu diye bilinen ve AB vatandaşı olmayanların ülkelere girişi için "üye devletlerin uluslararası ilişkilerine tehdit oluşturmamasını" şart koşan kuralları öne sürerek uyarı yapıyor. 

Buna göre Çinli yetkililer, Tayvanlı siyasetçilerin Avrupa ülkelerine girişinin, mevzubahis ülkenin Çin'le uluslararası ilişkilerini tehdit edeceğini savunuyor. 

Diğer yandan Tayvan Ulusal Dong Hwa Üniversitesi'nden Zsuzsa Anna Ferenczy, "AB-Tayvan ilişkilerinin AB-Çin ilişkilerini tehdit ettiği yönündeki yorum Pekin'e ait. Bu, Avrupa'daki algı veya gerçeklikle hiç uyuşmuyor" diyor. 

Guardian'ın incelediği bazı notlarda "Tayvanlı personelin resmi temas için Avrupa'ya girmesinin yasaklanması" talep ediliyor. Bunun "Çin'in kırmızı çizgisinin ihlal edilmesi" anlamına geldiği ileri sürülüyor. 

Ayrıca bazı notlarda, AB hükümetlerinden Tayvan Devlet Başkanı Lai Ching-te, Devlet Başkanı Yardımcısı Hsiao Bi-khim ve Başbakan Cho Jung-tai'nin yanı sıra, bu pozisyonlarda önceden görev yapmış isimlerin de girişinin yasaklanması talep ediliyor. 

Çin yönetimine göre Tayvanlı yetkililerin Belçika, Çekya, Polonya, Hollanda, İtalya, Avusturya, Almanya, Litvanya, Danimarka, Estonya ve İrlanda'ya ziyaretleri, "Çin-AB ilişkilerini ciddi şekilde zedeleme" riski taşıyor. 

Guardian'ın aktardığına göre Norveç ve Finlandiya'ya da benzer uyarı notları gönderilmiş. 

Tayvan Dışişleri Bakanlığı gazeteye gönderdiği açıklamada, yetkililerin Avrupa ziyaretlerinin "Çin'le hiçbir ilgisi olmadığı, Çin'in bu konuda müdahale etme hakkının bulunmadığı" belirtildi. 

Çin'e odaklanan Alman düşünce kuruluşu Merics'ten Claus Soong, şu ifadeleri kullanıyor: 

Pekin, Tayvanlı yetkilileri ülkeye kabul etmeden önce iyice düşünmeniz gerektiğini söylemek için elinden geleni yapıyor. Bunun bir tehdit olduğunu söyleyemem, daha çok bir hatırlatma ancak pek de nazik bir hatırlatma değil.

AB, Çin ordusunun Tayvan etrafında geçen ay düzenlediği kapsamlı tatbikatı eleştirerek, "bölgedeki istikrarın tehlikeye girdiğini" bildirmişti.

Independent Türkçe, Guardian, European Newsroom


Trump, Adalet Bakanı Bondi'den şikayetçi: Sürekli yakınıyor

Başkan Yardımcısı JD Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt gibi önemli isimler de WSJ'nin haberinin ardından Bondi'yi öven açıklamalar yaptı (Reuters)
Başkan Yardımcısı JD Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt gibi önemli isimler de WSJ'nin haberinin ardından Bondi'yi öven açıklamalar yaptı (Reuters)
TT

Trump, Adalet Bakanı Bondi'den şikayetçi: Sürekli yakınıyor

Başkan Yardımcısı JD Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt gibi önemli isimler de WSJ'nin haberinin ardından Bondi'yi öven açıklamalar yaptı (Reuters)
Başkan Yardımcısı JD Vance, Dışişleri Bakanı Marco Rubio ve Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt gibi önemli isimler de WSJ'nin haberinin ardından Bondi'yi öven açıklamalar yaptı (Reuters)

Wall Street Journal (WSJ), ABD Başkanı Donald Trump'ın Adalet Bakanı Pam Bondi'den memnun olmadığını bildirdi. 

Amerikan gazetesinin kaynakları, 60 yaşındaki siyasetçiyi etkisiz ve zayıf bulan Trump'ın, onu kapalı kapılar ardında sürekli yerdiğini iddia etti.

Danışmanlara yapılan şikayetlerinin dozu ve sıklığının özellikle son aylarda çok arttığı belirtiliyor. 

WSJ, eski FBI Direktörü James Comey ve New York Başsavcısı Letitia James gibi Trump'ın rakip gördüğü kişilere karşı atılan yasal adımların yeterli bulunmadığını öne sürüyor. 

Trump'ın bu kişilere ve kaybettiği 2020 seçimlerine dair hile iddialarına karşı yürütülen yasal süreçlerin hızlandırılması için Adalet Bakanlığı'na özel savcılar atamayı planladığı da haberde dile getirilen iddialar arasında. 

Trump'ın, MAGA hareketinden de tepki alan Pondi'nin Jeffrey Epstein dosyalarını eline yüzüne bulaştırdığı eleştirilerine hak verdiği ifade ediliyor. 

Trump'ın bizzat eleştirilerini ilettiği Bondi'nin endişelerinin özellikle son bir aylık süreçte arttığı bildiriliyor.

WSJ'nin haberinin ardından Beyaz Saray'dan peş peşe açıklamalar geldi.

Trump, "Pam harika bir iş çıkarıyor. Uzun yıllardır benim arkadaşım. Radikal solcu çılgınlara karşı muazzam bir ilerleme kaydedildi. Onlar tek bir işte iyi, seçimlerde hile yapmak ve suç işlemek" dedi. 

Beyaz Saray Özel Kalem Müdürü Susie Wiles da Bondi'nin onlarca yıldır arkadaşı olduğunu söyleyip ekledi:

O inanılmaz derecede yetenekli, zeki ve çalışkan. Adalet Bakanlığı'nın başında olduğu için Trump Yönetimi şanslı.

Trump eylülde X'te yaptığı paylaşımda Adalet Bakanı Pam Bondi'ye seslenerek Comey ve James'in yanı sıra Demokrat Partili Senatör Adam Schiff'in de cezalandırılması gerektiğini savunmuştu.

Yanlışlıkla paylaşıldığı iddia edilen gönderide, "Aşırı suçlular ama hiçbir şey yapılmıyor. Daha fazla gecikemeyiz. Bu bizim itibarımızı ve inanırlığımızı öldürüyor" denmişti. 

Sonrasında Comey ve James hakkında iddianameler hazırlandı. Ancak yargı, Trump'ın eski avukatıyken Virginia Doğu Bölgesi Başsavcısı yapılan Lindsey Halligan'ın atanmasının kanunlara uymadığı neticesine varınca bu girişimler suya düştü. 

Independent Türkçe, Wall Street Journal, The Times, NBC