Kral Selman: Rusya ile köklü ilişkiler, son yıllarda niteliksel sıçramalara tanık oldu

Putin, İslam ülkeleriyle ilişkilerin geliştirilmesinin önceliğine işaret etti

Mekke Emiri ve Merkezi Hac Komitesi Başkanı Prens Halid el-Faysal, Tataristan Cumhurbaşkanı Rüstem Minnihanov ve Rusya Federasyonu ile İslam dünyası ülkelerinden çok sayıda yetkili, alim ve düşünür dün Cidde'de bir araya geldiler (SPA)
Mekke Emiri ve Merkezi Hac Komitesi Başkanı Prens Halid el-Faysal, Tataristan Cumhurbaşkanı Rüstem Minnihanov ve Rusya Federasyonu ile İslam dünyası ülkelerinden çok sayıda yetkili, alim ve düşünür dün Cidde'de bir araya geldiler (SPA)
TT

Kral Selman: Rusya ile köklü ilişkiler, son yıllarda niteliksel sıçramalara tanık oldu

Mekke Emiri ve Merkezi Hac Komitesi Başkanı Prens Halid el-Faysal, Tataristan Cumhurbaşkanı Rüstem Minnihanov ve Rusya Federasyonu ile İslam dünyası ülkelerinden çok sayıda yetkili, alim ve düşünür dün Cidde'de bir araya geldiler (SPA)
Mekke Emiri ve Merkezi Hac Komitesi Başkanı Prens Halid el-Faysal, Tataristan Cumhurbaşkanı Rüstem Minnihanov ve Rusya Federasyonu ile İslam dünyası ülkelerinden çok sayıda yetkili, alim ve düşünür dün Cidde'de bir araya geldiler (SPA)

Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz adına konuşan Mekke Emiri ve Merkezi Hac Komitesi Başkanı Prens Halid el-Faysal, Rusya-İslam Dünyası Stratejik Vizyon Grubu’nun “Diyalog ve İş birliği İçin Beklentiler” başlığı altında Cidde’de düzenlenen toplantısında, Suudi Arabistan ile Rusya ilişkilerinin köklü ve sağlam olduğunu ve bu ilişkilerin son yıllarda niteliksel sıçramalara tanık olduğunu vurguladı. Faysal, iki ülke arasında her alanda birçok anlaşmanın imzalanmasıyla sonuçlanan üst düzey ziyaretler gerçekleştiğinin de altını çizdi.
Emir Halid el-Faysal, ülkesinin İslam dünyası ile Rusya Federasyonu arasında gerçekleşen Rusya-İslam Dünyası Stratejik Vizyon Grubu toplantısının, bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı teşvik etmedeki, dinler ve kültürler arası diyalogun yoğunlaştırılmasındaki ve radikalizm ve terörizmle mücadelede iş birliğinin arttırılmasındaki öneminin farkında olduğunu belirtti.
Emir Halid el-Faysal, Kral Selman adına yaptığı konuşmada, Suudi Arabistan ile Rusya arasında köklü ve sağlam ilişkilerin olduğunu ve bu ilişkilerin 95. yılını doldurduğunu ifade etti. Mekke Emiri, iki ülke arasındaki ilişkilerin son yıllarda niteliksel sıçramalara tanık olduğunu ve karşılıklı olarak gerçekleştirilen üst düzey ziyaretlerde ekonomik, kültürel ve savunma alanlarında birçok anlaşmanın imzalandığını belirtti.
Kral Selman, Emir Halid el-Faysal aracılığıyla yaptığı açıklamada, dünyamızın karşı karşıya olduğu mevcut zorlukların ‘hepimizin aynı gemide olduğunu ve hiçbir ülke veya bölgenin siyasi çatışmalar, salgın hastalıklar, ekonomik durgunluk ve iklim değişikliği gibi dünyada olup bitenlerden uzakta olmadığını gösterdiğini’ vurguladı.
Emir Halid el-Faysal, İslam dininin hoşgörü ve ılımlılık dini olduğunu, tüm ırk ve etnik kökenlerden insanlar arasında kabul görmesinin nedeninin de bu olduğunu ve ülkesinin ılımlılık ve bir arada yaşama ilkelerini benimsemede onurlu bir rol üstlendiğini belirtti. Suudi Arabistan’ın, bu alandaki bölgesel ve uluslararası çabaları desteklemeye çalıştığını ve bu konuda birçok girişimde bulunduğunu vurgulayan Mekke Emiri, bunların başında, Mekke Bildirgesi’nin kabulü ve Suudi Arabistan’ın Birleşmiş Milletler Medeniyetler İttifakı'na (UNAOC) olan desteği, farklılığın anlaşmazlık anlamına gelmediğine ve hoşgörünün aşkınlık gerektirdiğine inanarak, bu ilkelere hizmet etmeye yönelik gelecekteki her türlü çabayı destekleyeceğine dair taahhüdünün geldiğini kaydetti.
Mekke Emir, Suudi Arabistan’ın Rusya ile uluslararası meşruiyete saygı duyulması ve ilişkilerin karşılıklı saygı, devletlerin egemenliği, bağımsızlığı ve birliği temelinde kurulması, ülkelerin bir birlerinin içişlerine karışmaması başta olmak üzere birçok temel ilkeyi paylaştığını, iki ülkenin de uluslararası hukukla yönetilen, güvenlik ve istikrarı artıran adil bir dünya düzenine bağlı olduklarını ve bölgesel çatışmaların çözümüne arabuluculuk yaptıklarını söyledi. Emir Halid el-Faysal, Suudi Arabistan ve Rusya’nın aynı zamanda uluslararası iş birliğini geliştirmek için birlikte çalışmalarını sağlayan G7 ve OPEC + gruplarına üye olduklarını da hatırlattı.
Rusya'nın uzun yıllara dayanan bir kültürel mirası paylaştıkları için İslam dünyası ile sağlam ilkeleri paylaştığını da sözlerine ekleyen Emir, ayrıca Rusya’nın, 15 yılı aşkın bir süredir İslam İşbirliği Teşkilatı'nın (İİT) gözlemci üyesi olmasının ve verimli bir iş birliği içerisinde bulunmasının, İslam dünyası ile güçlü ilişkilere sahip olduğunun göstergesi olduğunu vurguladı. Mekke Emiri, Rusya'da 20 milyondan fazla Müslüman’ın, topluluklarıyla uyum içinde yaşadıklarının ve dini vecibelerini özgürce yerine getirme haklarından yararlandıklarının da altını çizdi.
İslam ülkelerinin Rusya ile ilişkilerinin dinamiklerinin çok yönlü ve çeşitli olduğunu ifade eden Emir Halid el-Faysal, bu ilişkilerin kalkınma, eğitim, yazılım ve Dördüncü Sanayi Devrimi'nin (Endüstri 4.0) uygulamaları alanlarında bilimsel ve teknolojik iş birliği köprülerini güçlendirmeye hazırlandığını belirtti.  Ekonomik iş birliğinin, İslam dünyası ülkeleri ile Rusya arasındaki karşılıklı bağımlılığın bel kemiğini oluşturduğunu söyleyen Emir Faysal, Rusya-İslam Dünyası Stratejik Vizyon Grubu ülkeleri için helal ürünler ve İslami finans sistemi de dahil olmak üzere çeşitli alanlarda sağlam ekonomik ortaklıklar kurmak için elverişli fırsatlar olduğunu, bunlara yatırım yapılması ve bunları geliştirmek için çalışılması gerektiğini ifade etti.
Dün Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz’in himayesinde Cidde'de düzenlenen ve Mekke Emiri ve Merkezi Hac Komitesi Başkanı Prens Halid el-Faysal tarafından açılışı gerçekleştirilen Rusya-İslam Dünyası Stratejik Vizyon Grubu toplantısına katılanlar arasında, Rusya Federasyonu’na bağlı Tataristan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ve Rusya-İslam Dünyası Stratejik Vizyon Grubu Başkanı Rüstem Minnihanov’un yanı sıra Rusya Federasyonu ve İslam dünyası ülkelerinden yetkililer, alimler ve düşünürler yer aldı.
Cumhurbaşkanı Minnihanov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin adına yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Putin, ülkesinin İslam ülkeleriyle ikili düzeyde dostane ilişkileri ve İİT ile diyalogu geliştirmeye büyük önem veriyor. Bölgesel ve küresel gündemdeki çok sayıda zorlu konuda tutumlarımızın oldukça yakın olduğunu söylüyor. Hepimizi, hukukun üstünlüğüne ve devletler arasında barış içinde bir arada yaşamaya dayalı, her türlü dayatmadan ve her türlü ayrımcılıktan uzak, adil ve demokratik bir dünya inşa etmeye çağırıyor.”
Ticari, ekonomik, bilimsel ve insani alanlarda iş birliğinin ciddi bir ilgiyi hak ettiğini vurgulayan Minnihanov, “Bu ortak çalışmanın yapıcı ve verimli olmasını, ülkeler arasındaki iş birliği ve karşılıklı güvenin güçlenmesine yardımcı olmasını umuyoruz” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Minnihanov, Rusya-İslam Dünyası Stratejik Vizyon Grubu Başkanı sıfatıyla yaptığı konuşmada, Rusya Devlet Başkanı Putin'in 2005 yılından bu yana İslam ülkeleriyle iş birliğine büyük önem verdiğinden bahsetti. Tek bir kutba dayalı yeni bir dünya düzeni dayatmaya yönelik tüm girişimlerin başarısız olduğuna işaret eden Minnihanov, “Birçok ülke bağımsızlığa yöneliyor, tutumlarını ortaya koyuyor ve ilişkilerimizde yaklaşan fırsatları değerlendirmemiz gerekiyor” dedi.
Öte yandan Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan adına konuşan Dışişleri Bakan Yardımcısı Velid el-Hureyci, Suudi Arabistan ve Rusya ilişkilerinin 95 yılı aşkın bir süredir karşılıklı güven, anlayış ve iki ülke ile bölgeyi ilgilendiren konularda sürekli koordinasyon temellerine dayanan istikrarlı bir gelişmeye tanık olduğuna işaret ederek, bunun da siyasi, ekonomik, kültürel ve diğer alanlarda iş birliği fırsatlarını artırdığını, iki dost ülkenin büyümesinin ve refahının yanı sıra uluslararası barış ve güvenliğin korunmasına katkı sağladığını belirtti.
Suudi Arabistan’ın bir arada yaşama ve hoşgörü kültürünü yaymaya çalıştığını ve bu bağlamda uluslararası diyalog için somut çabalar sarf ettiğini vurgulayan Hureyci, Kral Abdülaziz Ulusal Diyalog Merkezi aracılığıyla toplumun tüm kesimleri arasında etkili bir iç diyalog kurulmaya çalışıldığını, farklı dinler ve kültürler arasında diyalog kültürünün yayılmasına uluslararası düzeyde katkıda bulunulduğunu ve Kral Abdullah Uluslararası Dinler ve Kültürler Arası Diyalog Merkezi’nin (KAICIID) kurulması, Mekke Bildirgesi’nin kabulü ve UNAOC’ın çabalarına destek gibi bu konuda çeşitli girişimler başlatıldığını kaydetti.
İİT Genel Sekreteri Hüseyin İbrahim Taha ise telekonferans aracılığıyla yaptığı konuşmada, Rusya Federasyonu'nun İslam dünyası, İİT ve İİT üyesi ülkelerle ilişkilere olan ilgisinin, İİT üyesi ülkelerin ve üye olmayan ülkelerdeki Müslüman toplulukların Rusya ile İslam dünyası arasında iş birliğini sürdürme ve kültürel ve ekonomik bağları geliştirme arzusuyla örtüştüğünü söyledi.  Taha, toplantının “Diyalog ve İş birliği İçin Beklentiler” şeklindeki başlığının, sürdürülebilir kalkınma sorunlarının yanı sıra barış ve güven ortamının korunması, çatışmaların sonlanması, radikalizm ve terörizmle mücadele alanında hem Rusya hem de İslam dünyasının çıkarlarına uygun olduğunu açıkladı.
Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi (KİK) Genel Sekreteri Dr. Nayef el-Hacref de Suudi Arabistan’ın dinler ve kültürler arasında diyalog başlatma, karşılıklı saygı temelinde ortak bir uzlaşıya ulaşmak amacıyla toplantı düzenlemek, ortak çıkara değinmek ve fikir ve görüş alışverişinde bulunmak için bir çerçeve oluşturduğunu söyledi. Hacref, Suudi Arabistan’ın dinler ve kültürler arasında diyalog girişimi, ortak bir anlayış ve karşılıklı saygıya ulaşmak amacıyla bir araya gelmek, meseleleri sunmak ve fikir alışverişinde bulunmak için bir çerçeve oluşturdu.
Toplantıda Dünya İslam Birliği Genel Sekreteri Dr. Şeyh Muhammed el-İsa’nın mesajını ileten Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Abdurrahman ez-Zeyd, insan medeniyeti kazanımlarını korumaya yönelik ahlaki taahhüdü yenileyen öncü bir girişimin parçası olarak iletişimi ve yakınlaşmayı geliştirme çabalarına övgüde bulundu. Zeyd, Rusya’nın seçkin medeni vizyonunun, dini ve etnik çeşitlilik arasında uyumu teşvik ederek ve milliyetleri ve dinleri ne olursa olsun herkesi ulusun ortak kaygıları, başarıları, hırsları ve umutlarına dahil ederek tek bir vatandaş inşa etmedeki önemini vurguladı.
Etnik ve dini çeşitliliği ile Rusya deneyiminin, dinlerin barış, hoşgörü ve bir arada yaşama ilkelerine dayalı sürdürülebilir bir insani yakınlaşmanın inşasına rehberlik ettiğini kanıtladığını belirten Dr. Zeyd, Suudi Arabistan’ın kuruluşundan bu yana, dünyanın tüm ülkelerine açık, dengeli ilişkiler sürdürdüğünü, İslam'ın beşiğindeki dini konumundan ve kültürel bir merkez olmasından ötürü İslam dünyası ile dünyanın çeşitli ülkeleri arasında uluslararası ilişkiler kurma konusundaki lider bir role sahip olduğunu söyledi.
Mekke Emiri ve Merkezi Hac Komitesi Başkanı Prens Halid el-Faysal, toplantının ardından, Dünya İslam Birliği himayesinde açılan ‘Rusya'da İslam Gelenekleri’ sergisini gezdi. Emir Halid el-Faysal, İslam'ın Rusya'ya girişinin 1100. yıl dönümünü ve Suudi Arabistan ile Rusya ilişkilerinin tarihini ortaya koyan sergi ile ilgili bilgi aldı. Ardından, Sputnik Haber Ajansı ve Rus Radyosu ile İİT Haber Ajansları Birliği arasında yapılan görüşmenin oturum aralarında bir iş birliği anlaşması imzalandı.



Dünya Ekonomik Forumu, yeni ufuklar arayışında tarihi konumunu değiştirmeyi düşünüyor

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) logosu (Reuters)
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) logosu (Reuters)
TT

Dünya Ekonomik Forumu, yeni ufuklar arayışında tarihi konumunu değiştirmeyi düşünüyor

Dünya Ekonomik Forumu (WEF) logosu (Reuters)
Dünya Ekonomik Forumu (WEF) logosu (Reuters)

Financial Times, Dünya Ekonomik Forumu’nun (WEF) üst düzey yöneticilerinin, yıllık ana toplantının geleneksel olarak gerçekleştirildiği İsviçre Alpleri’ndeki Davos’un etkinliği artık karşılayamayacağı endişesiyle yer değiştirme olasılığını incelediğini bildirdi.

Şarku’l Avsat’ın Financial Times’tan aktardığına göre, BlackRock Yönetim Kurulu Başkanı ve WEF’in geçici eş başkanı Larry Fink, zirvenin kalıcı olarak Davos’tan taşınması veya alternatif mekanların dönüşümlü olarak kullanılması seçeneklerini gayri resmi şekilde ele aldı. Görüşülen potansiyel lokasyonlar arasında Detroit ve Dublin de bulunuyor.

Fink, forumun aşırı elitist ve gerçeklikten kopuk olduğu yönündeki geniş çaplı eleştiriler sonrası, organizasyonu yeniden yapılandırmayı hedefliyor. Fink, “Forumun erişilebilirliği, yalnızca siyasi liderler ve iş dünyası yöneticileri ile sınırlı olmamalı” dedi.

Fink, pazartesi günü yayımladığı bir yazıda, “WEF, yeni bir şey yapmaya başlamalı: Modern dünyanın gerçekten inşa edildiği yerlerde bulunmak ve dinlemek. Davos, evet. Ama aynı zamanda Detroit, Dublin ve Jakarta ile Buenos Aires gibi şehirler de düşünülmeli” ifadelerini kullandı.

WEF yönetimi Davos’un, yaklaşık altmış yıldır yıllık toplantılara ev sahipliği yapan operasyonel merkez olarak önemini vurgulamaya devam etse de, içeriden gelen bilgiler, söz konusu mekânın artan lojistik ve stratejik zorluklarla karşı karşıya olduğuna dair farkındalığın da bulunduğunu ortaya koyuyor.

Hafta boyunca etkinliklere katılmak için Davos’a girmeye çalışırken trafik sıkışıklığında 3 buçuk saat bekleyen üst düzey bir yetkili, WEF’in kapasitesini aştığını belirtti.

Toplantının yeriyle ilgili tartışmalar, forumun başlangıçtaki kimliğini aşarak Avrupa yönetim elitleri için bir kulüp olma rolünden çok daha geniş bir yapıya dönüşmesiyle gündeme geliyor. Beş gün süren WEF, düzenli olarak on binlerce katılımcıyı çekiyor; bunlar arasında resmi davetliler, devlet başkanları, iş dünyası ve sivil toplumdan yöneticiler bulunuyor.

Görüşmelere aşina bir kaynak, “Forum artık başarısının kurbanı haline geldi” dedi.

WEF yetkilileri, konaklama yetersizliği, güvenlik maliyetleri ve fiziksel altyapının sınırlılığı gibi sorunların, mevcut dönemde rekor katılımın kaydedildiği göz önüne alındığında ciddi problemler oluşturduğunu kabul ediyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın katılımının, zirvenin lojistik zorluklarını daha da artırması bekleniyor.

Bir kaynak, “İsviçre hükümeti için WEF’in ülkeyle güçlü ilişkilerini sürdürmesi önemli. Forumun Avrupa’da kalması, birçok üst düzey yetkili için öncelik teşkil ediyor” dedi.

Bu tartışmalar, forumun üst yönetiminde yapılan değişikliklerle de örtüşüyor. Ağustos ayında Larry Fink ve Roche’un Başkan Yardımcısı Andre Hofmann, yönetim kurulunun geçici eş başkanlık görevine getirilmişti.


Suudi Arabistan Ulusal Altyapı Fonu, Davos'ta HUMAIN için milyar dolarlık finansman sağladığını duyurdu

Suudi Arabistan merkezli HUMAIN şirketinin logosu (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan merkezli HUMAIN şirketinin logosu (Şarku’l Avsat)
TT

Suudi Arabistan Ulusal Altyapı Fonu, Davos'ta HUMAIN için milyar dolarlık finansman sağladığını duyurdu

Suudi Arabistan merkezli HUMAIN şirketinin logosu (Şarku’l Avsat)
Suudi Arabistan merkezli HUMAIN şirketinin logosu (Şarku’l Avsat)

Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu (WEF) kapsamında, Suudi Arabistan Ulusal Altyapı Fonu (Infra), fonun portföyündeki şirketlerden biri olan HUMAIN ile stratejik finansman için 1,2 milyar dolara kadar ulaşabilecek bir çerçeve anlaşması imzaladığını duyurdu. Anlaşma, ülkedeki yapay zekâ ve dijital altyapı projelerinin genişletilmesini desteklemeyi hedefliyor.

Fonun CEO’su İsmail bin Muhammed es-Sellum, Şarku’l Avsat’a verdiği demeçte, bu adımın ‘fonun, hızlı talep gören yeni altyapı varlık sınıflarını destekleme rolünün bir devamı’ olduğunu belirterek, “gelişmiş altyapının, Vizyon 2030 hedeflerinin gerçekleştirilmesinde temel bir şart” olduğunu söyledi.

Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, 12 Mayıs’ta HUMAIN’i yapay zekâ çözümleri ve teknolojilerinin geliştirilmesi ile sektör ekosistemine yatırım yapmak amacıyla kurmuştu.

fde
Suudi Arabistan Ulusal Altyapı Fonu CEO'su İsmail bin Muhammed es-Sellum (Şarku’l Avsat)

HUMAIN tarafından yayımlanan resmî açıklamaya göre anlaşma, şirketin yapay zekâ veri merkezlerini geliştirmek için bağlayıcı olmayan finansman şartlarını belirliyor. Proje kapsamında, ileri düzey grafik işlem birimleri kullanılarak yapay zekâ modellerinin eğitimi ve uygulanmasına hizmet edecek, toplam kapasitesi 250 megavat olan ultra ölçekli veri merkezleri kurulacak ve bu merkezler hem yerel hem bölgesel hem de küresel müşteri ihtiyaçlarını karşılayacak.

Açıklamada, Infra ve HUMAIN’in, yapay zekâ veri merkezlerine yatırım yapacak bir platform oluşturmayı da araştırmayı kabul ettiği belirtildi. Platform, iki tarafın merkezinde yapılandırılacak ve kurumsal yatırımcıların katılımına imkân sağlayacak; bu adım, HUMAIN’in sektördeki stratejisini genişletme hedefini destekleyecek.

HUMAIN CEO’su Tarık Emin’in açıklamasına göre, “İleri düzey hesaplama kapasitesine talep giderek artıyor ve bu anlaşma, şirketi hızlı ve geniş çapta yanıt verebilecek konuma taşıyor.” Emin, amaçlarının, şirketlerin artan karmaşık hesaplama ihtiyaçlarını karşılayabilecek dünya standartlarında yapay zekâ veri merkezleri altyapısı sunmak olduğunu ifade etti.

Finansman açığını kapatmak

Sellum, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Ulusal Altyapı Fonu’nun rolünü, stratejik etkiye sahip bazı altyapı projelerinin karşılaşabileceği finansman ve yapısal boşlukları doldurmak olarak tanımladı. Bu rol, ticari finansmanın tek başına ihtiyaçları karşılamaya yetmediği aşamalarda öne çıkıyor. Sellum, fonun rolünün projelere doğrudan finansman sağlamakla sınırlı olmadığını, asıl amacının bu projeleri yatırım yapılabilir hale getirmek olduğunu vurguladı. Bu yaklaşım, sürdürülebilirliği güçlendirirken doğrudan devlet finansmanına olan bağımlılığı da azaltıyor.

Altyapı varlıklarının kapsamının genişletilmesi

Sellum, HUMAIN ile yapılan çerçeve anlaşmasını, fonun hızla talep gören yeni altyapı varlık sınıflarını destekleme rolünün bir uzantısı olarak nitelendirdi. Özellikle dijital altyapı ve yapay zekâ veri merkezleri öncelikli alanda yer alıyor.

Sellum’a göre bu tür varlıklar, ‘yüksek ve uzun vadeli sermaye yatırımlarına ihtiyaç duyan, ayrıca genellikle geleneksel finansman koşulları tamamlanmadan önce erken aşamalarda finansman gerektiren’ özellikler taşıyor.

Bu bakış açısıyla, fonun bu aşamadaki müdahalesi, ‘pazar olgunluğunu artırmak, uygun finansal yapıyı belirlemek ve kurumsal yatırımcıların daha geniş ve sürdürülebilir katılımını sağlamak’ amacını taşıyor.

Kapsamlı yaklaşım

Bu adımın yapay zekâ sektörüne özel bir odaklanmayı mı işaret ettiği sorusuna yanıt olarak Sellum, fonun belirli sektörleri hedeflemediğini, aksine altyapı projelerinin ekonomik büyümeyi destekleme ve güçlendirme etkisine odaklandığını söyledi. Sellum, “Bugün yapay zekâ, enerji, su, iletişim ve veri merkezlerini kapsayan birbirine bağlı bir altyapı ekosistemine dayanıyor. Bu projeler sürdürülebilir ekonomik kalkınma hedeflerine ulaşmada ve yatırımları çekmede kritik bir unsur haline geldiğinde, fonun müdahalesi de rolünün doğal bir uzantısı oluyor” dedi.

Esnek finansman çözümleri

Geleneksel ticari finansmanla kıyaslandığında Sellum, fonun sağladığı katma değerin, yatırım yapılan varlığın doğasına uygun bir finansman yapısı sunmak olduğunu vurguladı. Sellum, “Yeni altyapı projelerinde ya da operasyonel ve finansal modellerinde dönüşüm geçiren projelerde, riskler dengesiz veya getiriler uzun vadeli olabilir; bu durum geleneksel ticari finansman şartlarıyla uyumlu değildir. Bu bağlamda fon, özel sektörün katılımını teşvik eden, riskleri hafifleten ve projelerin finansal sürdürülebilirliğini destekleyen esnek finansman çözümleri sunar; hem piyasa dengesini bozmaz hem de ticari finansmanı ikame etmez” dedi.

Yapay zekâ veri merkezleri için yatırım platformu

Sellum, yapay zekâ veri merkezleri için bir yatırım platformu oluşturma çalışmasının, ‘fonun bu tür varlıkları ayrı projeler olarak değil, entegre bir çerçevede ele alma yönelimini yansıttığını’ belirtti. Buna ek olarak, bu yaklaşımın “varlıkları bir araya getirmeyi, standartları tekleştirmeyi ve kurumsal yatırımcılardan uzun vadeli sermaye çekmeyi mümkün kılan, tekrarlanabilir ve ölçeklendirilebilir bir model inşa etmeyi amaçladığını; bu sayede finansmanın verimliliği ve yatırımın sürdürülebilirliği artırılmış olur” dedi.

Finansal sürdürülebilirlik ve özel sektör katılımı

Daha geniş bir çerçevede Sellum bu yaklaşımı Vizyon 2030 hedefleriyle ilişkilendiriyor. Ona göre, “ilerlemiş altyapının geliştirilmesi, dijital altyapı da dahil olmak üzere, bu hedeflerin gerçekleşmesi için temel bir şart.” Bu bağlamda, fonun rolü, bu altyapının finansal olarak sürdürülebilir bir şekilde hızlandırılmasını sağlamak ve özel sektör katılımını güçlendirmek olarak öne çıkıyor.


Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı ve Filistin Başbakanı Gazze'deki gelişmeleri görüştü

Prens Faysal bin Farhan, dün Davos'ta Dr. Muhammed Mustafa ile yaptığı görüşmede (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Prens Faysal bin Farhan, dün Davos'ta Dr. Muhammed Mustafa ile yaptığı görüşmede (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
TT

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı ve Filistin Başbakanı Gazze'deki gelişmeleri görüştü

Prens Faysal bin Farhan, dün Davos'ta Dr. Muhammed Mustafa ile yaptığı görüşmede (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)
Prens Faysal bin Farhan, dün Davos'ta Dr. Muhammed Mustafa ile yaptığı görüşmede (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Gazze Şeridi'ndeki gelişmeleri ve bunlara yönelik çabaları görüşmek üzere Filistin Başbakanı Muhammed Mustafa ile bir araya geldi.

Görüşme, dün İsviçre'nin Davos kentinde düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu'nun 2026 Yıllık Toplantısı'nın oturum aralarında gerçekleşti ve ikili ilişkiler gözden geçirilerek, ortak iş birliği alanları ele alındı.

Öte yandan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı dün Mısırlı mevkidaşı Dr. Bedr Abdulati ile bir araya gelerek bölgedeki son gelişmeleri ve ortak ilgi alanlarına giren bir dizi konuyu görüştü.

asdfe
Prens Faysal bin Ferhan ile Dr. Bedr Abdulati’nin dün Davos'ta gerçekleştirdiği görüşmeden (Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı)

Prens Faisal bin Ferhan dün ayrıca, Hollanda Dışişleri Bakanı David van Welhole ile iki ülke arasındaki ikili ilişkileri ve bu ilişkileri çeşitli alanlarda güçlendirme ve geliştirme yollarını gözden geçirdi. Ayrıca, en önemli bölgesel ve uluslararası konulardaki son gelişmeleri ve bu konularda yapılan çalışmaları da ele aldılar.