Sudan Başbakanı Hamduk: Hükümeti koruyamazsam görevimi bırakırım

Hamduk, bugünkü yürüyüşlerin, orduyla imzalanan ‘siyasi anlaşmanın’ karşısındaki en büyük sınav olduğunu vurguladı.

Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk bugün ciddi bir ‘sokak sınavıyla’ karşı karşıya. (AFP)
Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk bugün ciddi bir ‘sokak sınavıyla’ karşı karşıya. (AFP)
TT

Sudan Başbakanı Hamduk: Hükümeti koruyamazsam görevimi bırakırım

Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk bugün ciddi bir ‘sokak sınavıyla’ karşı karşıya. (AFP)
Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk bugün ciddi bir ‘sokak sınavıyla’ karşı karşıya. (AFP)

Sudan Başbakanı Abdullah Hamduk orduyla çerçeve anlaşmasını, ‘ülkenin yüzünü son iki yılda uluslararası topluma dönerek, terör listesinden çıkarılarak ve ekonomik izolasyonunu sona erdirerek elde ettiği kazanımları kaybetme tehlikesinin’ yanı sıra iç savaşa sürüklenme ve sokak şiddetinin vahim sonuçlara neden olmasından korktuğu için  imzaladığını söyledi. Meslek kuruluşları, direniş komiteleri ve değişim güçleri, askeri darbeyi ve sonrasında alınan önlemlere karşı seslerini yükseltmek için bugün milyonluk bir gösteri düzenlenmesi çağrısında bulundular. Hamduk ise orduyla yapılan ‘siyasi anlaşma’ karşısında barışçıl gösterilerin daha büyük olacağını savundu.
Başbakan Hamduk aralarında Şarku’l Avsat’ın da olsuğu sınırlı sayıda gazete ile gerçekleştirdiği röportajda söz konusu anlaşmanın ülkeyi krizden ve girdiği dar tünelden çıkarmaya yardımcı olacağını ve uygulanmadığı takdirde değeri kalmayacağını söyledi. “Müdahale etmek isteyen herhangi bir tarafa karşı yürütme birimini korumak için çalışacağım. Başaramazsam ayrılacağım” dedi.
“Bana içten veya dıştan herhangi bir baskı uygulanmadı. Beni anlaşmayı imzalamaya iten, durumun ciddiyetini ve sorumluluğunu hissetmem ve vahim sonuçlara dönüşme ihtimaliydi.”
Başbakan aldığı kararlarla uluslararası toplumun da bu eğilimin ilerlemesine katkıda bulunduğuna dikkat çekti.
Abdullah Hamduk, gösteri hakkının Sudan halkına garanti edildiğini vurguladığı açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Bugün başta Hartum olmak üzere ülkenin tüm şehirlerinde gerçekleşecek barışçıl gösterilere müdahale etmemeleri için güvenlik güçleriyle  görüştük.”
Hamduk bu durumu ‘eylemcilere bir saldırı olması durumunda çerçeve anlaşmayı bozabilecek gerçek bir test ve meydan okuma’ olarak nitelendirdi. Başbakan, eylemcilerin öldürülmesinin hesabı sorulmadan üstünün kapatılmayacağını vurguladı. Hamduk’un ofisi tarafından 24 Kasım’da yapılan açıklamada da Başbakan’ın bugün yapılması planlanan gösterilerin güvenliğinin sağlanması emri verdiği aktarıldı.  
Sudan Başbakanı, eski hükümetindeki bakanlar da dahil olmak üzere tüm siyasi tutukluları çok yakında, hatta bir gün içinde serbest bırakma söz verdi. Şehirlerde askeri yetkililer tarafından darbe nedeniyle tutuklanan direniş komiteleri üyelerinin serbest bırakıldığına dikkat çekti. Hamduk, anlaşmayla ilgili görüş belirtmenin, onu devirmek üzere çalışmanın ve yapılanın yanlış olduğunu söyleminin herkesin olduğunu vurguladığı açıklamasında istifa etmenin kolayı seçmek olduğunu kaydetti.  
Hamduk, anlaşmanın sağladığı güvencelere ilişkin de şu değerlendirmede bulundu:
“Bu anlaşmayı dünyaya pazarlamak, biz sivillerin ve ordunun kaderiydi. Bu, ülkedeki demokratik dönüşüm gündemini yeniden tesis etmemizi sağlayan bir anlaşmadır.”
Sudan Başbakanı, ordu komutanı Korgeneral Abdulfettah el-Burhan ile imzaladığı anlaşmanın, geçmiş dönemdeki tüm zorlukların ele alınmasını sağlayan bir çerçeve uzlaşısı ve ülkedeki geçiş deneyiminin bir uzantısı olduğunu vurguladı. Abdullah Hamduk, söz konusu anlaşmanın kapsamlı istişareler ile birçok toplu ve bireysel girişimin ardından geliştiğini ve imzalanmadan önceki son gece Özgürlük ve Değişim Bildirgesi Güçleri’ni (ÖDBG) temsil eden yaklaşık 30 kişinin, ulusal ismin, hukukçuların ve akademisyenin ‘bu anlaşmanın son taslağı için’ bir araya geldiğini söyledi. Hamduk ayrıca tüm tutanakların yazılı ve mevcut olduğunu bildirdi.
Hamduk sözlerini şöyle sürdürdü:
“Ülkeyi kaybetmek üzere olduğumuzan dair bir ders çıkardık. Hepimizin karşı karşıya olduğu asıl zorluğun onu uygulama taahhüdü olduğunu vurguladık. Çerçeve anlaşmasının nihai şekline taraf değildim. Ancak bu tarihi anda birçok ülkede daha meydana gelen bu bozulmayı için imzalamaya hazırdım.”
Başbakan Hamduk, ülkenin girdiği krizde sivillerin ve askeri personelin katkısının olduğunu ve son uzlaşının eksik bir anlaşma olarak nitelendirilebileceğini kabul etti.
Anlaşmanın ilk maddesinin, anayasal belgeden ve tüm siyasi güçlerin geçiş döneminin geriye kalan koşullarını tamamlamak için üzerinde anlaştığı bir siyasi tüzük aracılığıyla bu belgenin değiştirilmesinden bahsettiğine dikkat çekti. “Anlaşmaya katılan tüm siyasi güçler ve ÖDBG’nin iki kanadıyla bağımsız bir yetkiler hükümeti oluşturmak için istişarelere gireceğiz” dedi.
Hamduk çerçeve anlaşmanın, ordu komutanı Abdulfettah el-Burhan tarafından oluşturulan mevcut geçici Egemenlik Konseyi’nin oluşumundaki kusurlar da dahil olmak üzere birçok boşluğu ve sorunu bulunduğuna dikkat çekti. Ayrıca 25 Ekim olaylarından sonra ülke ekonomisinin kayıplara uğradığı ve bu durumun devam etmesinin büyük bir aksamaya yol açabileceği uyarısında bulundu.
Avrupa’daki bazı bankaların, Sudan bankalarıyla anlaşmalarını durdurması sonucunda yurt dışından gelen tahvillerin bu durumdan etkilendiğini belirten Başbakan buna rağmen makroekonomik göstergelerin döviz kurunun bu durumdan etkilenmediğini gösterdiğini söyledi.
Hamduk, başta Maliye Bakanlığı’nın başta kamu parası olmak üzere tüm şirket ve kuruluşlar ile güvenlik ve askeri kurumlar üzerindeki yetkisine ilişkin geçiş döneminin son iki yılda onayladığı ekonomik programa devam edeceğini vurguladı.
Sudan Başbakanı, Cuba Barış Anlaşması’na bağlı olduğunu ve silahlı hareketlerin ordularının birleşik bir ulusal orduya çekildiğini kaydetti.
Aynı şekilde Sudan Komünist Partisi, Ordu Komutanı ve Başbakan arasında imzalanan çerçeve anlaşmayı ‘yönetim içerisindeki güç dengesini izole edilmiş rejim lehine değiştirmeyi, yeni üretim düzeni inşa etmeyi ve hükümeti yönetmek ve İslamcıları yeniden iktidara getirmek için ÖDBG’yi zayıflatmayı’ amaçladığını savundu.  
Komünist Parti Sekreteri Muhammed Muhtar el-Hatib, 24 Kasım’da Hartum’da düzenlediği basın toplantısında, Abdullah Hamduk’un devrimin başbakanı olmadığını, daha çok ABD ve Batı’nın çıkarlarını gerçekleştirmek için bölgedeki ajanlarının amacına ulaşması hedefini sürdüren bir başbakan olduğunu söyledi.
Hatib, ‘eylemcilerin öldürülmesi, oturma eylemini dağıtma suçunu emreden veya gerçekleştiren herkesin yargılanması, Avukat Nebil Edib’in istifası ve görevden alınmasına’ ilişkin uluslararası bir komite kurulmasını talep etti.
Komünist Parti ayrıca Sudan halkına da askeri darbeye karşı durararak sivil yönetimin geri dönüşü için bugün (25 Kasım Perşembe) düzenlenecek milyonluk yürüyüşe geniş çapta katılma çağrısı yaptı.
Dİğer yandan Bakanlar Kurulu Genel Sekreterliği, Başbakan’ın ordunun son dönemde devletin kilit pozisyonlarında yaptığı atamaları gözden geçireceğini duyurdu.
Darbe sırasında tutuklanan ve geçen pazar günü orduyla varılan anlaşmayla görevine geri dönen Hamduk, devlet memurluğundaki tüm atamaların ve muafiyetlerin durdurulması yönünde talimat verdi. Genel Sekreterlik, “Ayrıca önceki dönemde yapılan tüm atama ve muafiyetler de inceleme ve değerlendirmeye tabi tutulacaktır” açıklamasında bulundu.
Hükümetin, Hamduk’un orduyla yaptığı anlaşma uyarınca  kurulması planlanıyor. Ancak Başbakan, sivil grupların desteğini kazanma zorluğuyla karşı karşıya.
Sudan’da bugün daha fazla gösteri düzenlemeyi planlayan demokrasi yanlısı protesto hareketi, darbe öncesi orduyla iktidarı paylaşan siyasi partilerle birlikte anlaşmaya karşı olduğunu duyurdu.
ÖDBG ittifakı, 24 Kasım’da Hamduk’un ofisi tarafından salı akşamı ‘bir sonraki adımları tartışmak üzere’ yapılan toplantıda temsilcileri bulunduğu iddiasını yalanladı. Açıklamada, “ÖDBG Merkez Konseyi, darbecilerle müzakereyi ve ortaklığa karşı tutumunu yinelemektedir” denildi. Vatandaşlara da askeri liderliğe karşı barışçıl direnişi artırma çağrısı yapıldı.



SDG, Şam ile kapsamlı bir anlaşmaya vardığını duyurdu: İşte anlaşmanın maddeleri

Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
TT

SDG, Şam ile kapsamlı bir anlaşmaya vardığını duyurdu: İşte anlaşmanın maddeleri

Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) mensupları (AFP)

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile Şam yönetimi, bugün (Cuma) ateşkes ve taraflar arasında askeri, güvenlik ve idari kurumların kademeli entegrasyonunu öngören kapsamlı bir anlaşmaya varıldığını açıkladı. Anlaşma kapsamında Kürt halkının medeni ile eğitim hakların düzenlenecek.

Anlaşma kapsamında, temas hatlarındaki askeri birliklerin çekilmesi ve İçişleri Bakanlığı’na bağlı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlı merkezlerine konuşlandırılması öngörülüyor. Ayrıca, ağırlıklı olarak Kürtlerin liderliğindeki SDG bünyesinden tugaylar içeren bir askeri tümen kurulması kararlaştırıldı.

SDG, anlaşmanın maddelerini önce bir açıklamayla duyururken, Şam yönetimi daha sonra resmi medya aracılığıyla anlaşmayı teyit etti. Yeni düzenleme, SDG’den üç tugayı kapsayan bir askeri tümenin oluşturulmasını ve Kobani (Ayn el-Arab) güçlerinden bir tugayın Halep’e bağlı bir tümen içine alınmasını içeriyor.

frgty6u7
Haseke’de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) unsurları (AFP)

Anlaşma metninde, “özerk yönetim” kurumlarının Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesi ve sivil personelin statülerinin korunması da yer aldı.

Anlaşma metninde Metinde, yerinden edilenlerin bölgelerine geri dönüşlerinin garanti altına alınacağı da belirtiliyor.

Anlaşma hangi maddeleri içeriyor?

SDG’nin resmi internet sitesinde yapılan açıklamanın tamamı şöyle:

“Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye Hükümeti Arasındaki Anlaşma Metni;

Suriye Demokratik Güçleri ile Suriye hükümeti arasında, kapsamlı bir anlaşma uyarınca ateşkese varılmış; iki taraf arasındaki askeri ve idari güçlerin kademeli bir entegrasyon süreci üzerinde de mutabakata varılmıştır.

Anlaşma; askeri güçlerin temas hatlarından çekilmesini, İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçlerinin Haseke ve Kamışlo şehir merkezlerine girmesini ve bölgedeki güvenlik güçlerinin entegrasyon sürecinin başlatılmasını, Suriye Demokratik Güçleri'nden üç tugayı içeren bir askeri tümen oluşturulmasını ve buna ek olarak Halep vilayetine bağlı bir tümen bünyesinde Kobani güçleri için bir tugay kurulmasını kapsamaktadır.

Anlaşma ayrıca, sivil memurların kadrolarının korunmasıyla birlikte Özerk Yönetim kurumlarının Suriye devlet kurumlarına entegre edilmesini de içermektedir.

Ayrıca Kürt halkının medeni ve eğitim haklarının düzenlenmesi ve yerinden edilenlerin bölgelerine geri dönüşlerinin garanti altına alınması konusunda da anlaşmaya varılmıştır.

Anlaşma, ilgili taraflar arasındaki işbirliğini güçlendirerek ve ülkeyi yeniden inşa etme çabalarını birleştirerek, Suriye topraklarını birleştirmeyi ve bölgede tam entegrasyon sürecini gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır.”

Öte yandan, 24 Ocak’ta Şam ile SDG, aralarındaki ateşkesi 15 gün uzattıklarını ve görüşmelerin sürdüğünü açıklamıştı.

Kürtlerin öncülüğünde, Arap savaşçıları da bünyesinde barındıran SDG, Suriye iç savaşında kilit bir rol oynadı. ABD desteğiyle DEAŞ’a karşı mücadele eden SDG, örgütü Suriye’de büyük ölçüde yenilgiye uğrattı. Bu süreçte, kuzey ve doğu Suriye’de petrol sahalarını da içeren geniş alanların kontrolünü ele geçirerek özerk bir yönetim kurdu. Ayrıca binlerce radikal unsuru gözaltında tuttu; Uluslararası Af Örgütü, Ağustos 2023’te bu sayıyı yaklaşık 10 bin olarak tahmin etmişti.

Ancak Beşşar Esed’in devrilmesinin ardından, Ahmed eş-Şara liderliğindeki yeni Suriye yönetimi, ülkenin devlet güçleri altında birleştirilmesi hedefiyle SDG ile güçlerin ve kurumların entegrasyonu konusunda müzakerelere başladı. Görüşmeler zaman zaman tıkanırken, bir askeri çatışmanın ardından taraflar yeni bir anlaşmaya ulaştı.

Suriye hükümeti ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında kapsamlı bir anlaşmaya varıldı. Anlaşma kapsamında SDG'den askeri tümen kurulacak, askeri ve idari güçlerin kademeli entegrasyonu sağlanacak ve Kürt halkının medeni ile eğitim hakların düzenlenecek.

Anlaşma metnine göre, “askeri güçler temas hatlarından çekilecek ve Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçleri Haseke ile Kamışlo şehir merkezlerine girecek”. Ayrıca SDG'ye bağlı üç tugaydan oluşan bir askeri tümen kurulacak ve Kobani güçleri için de Halep vilayetine bağlı bir tümen bünyesinde ayrı bir tugay oluşturulacak.


ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
TT

ABD’nin İsrail Büyükelçisi, Gazze'de yaşanan insanlık dramına karşı uyarıları engelledi

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)
İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik askeri operasyonu sırasında, kuzeydeki Beyt Lahiya’da ağır hasar gören Filistinlilere ait evler (18 Aralık 2024 – Reuters)

ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı (USAID) çalışanları, 2024’ün ilk aylarında, Gazze’nin kuzeyinde gıda ve tıbbi yardım eksikliğinin kritik boyutlara ulaştığına dair uyarılarını, dönemin ABD Başkanı Joe Biden yönetimindeki üst düzey yetkililere iletti. Şarku'l Avsat'ın Reuters’tan aktardığı habere göre, söz konusu uyarılar kurum içi yazışmalar yoluyla yapıldı.

Hamas’ın 7 Ekim 2023’teki saldırılarının ve İsrail’in Gazze’ye kara harekâtının üzerinden üç ay geçtikten sonra hazırlanan iç mesajda, Ocak ve Şubat aylarında iki aşamada bölgeye giden Birleşmiş Milletler çalışanlarının sahada gözlemlediği sarsıcı manzaralar ayrıntılı biçimde yer aldı.

frgtyu7
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Beyt Lahiya’da, hayır mutfağından pişmiş yemek almak için bekleyen Filistinliler, 28 Nisan 2025 (Reuters)

Çalışanlar, yollarda insan uyluk kemiği ve başka kemikler gördüklerini, araçlarda bırakılmış cesetlere rastladıklarını aktardı. Ayrıca özellikle gıda ve temiz içme suyu başta olmak üzere insani ihtiyaçlarda “felaket düzeyinde” bir eksiklik bulunduğunu vurguladılar.

Ancak Reuters’in görüştüğü dört eski yetkili ile incelenen belgelere göre, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Jack Lew ve yardımcısı Stephanie Hallett, telgrafların yeterli tarafsızlık içermediği gerekçesiyle ABD hükümeti içinde daha geniş biçimde dağıtılmasını engelledi.

Gazze’deki duruma resmî itiraf meselesi

Altı eski ABD’li yetkili, Şubat 2024’te gönderilen telgrafın, yılın ilk yarısında iletilen ve İsrail’in Gazze’ye yönelik savaşı nedeniyle sağlık, gıda, hijyen koşullarındaki hızlı bozulmayı ve toplumsal düzenin çöküşünü belgeleyen beş telgraftan biri olduğunu söyledi.

vf
Gazze Şeridi’nin kuzeyindeki Cibaliye’de, savaşta yıkılan binaların enkazı arasında yürüyen Filistinliler, 6 Ocak 2026 (Reuters)

Reuters bu telgraflardan birini inceledi. Diğer dört telgrafın da Lew ve Hallett tarafından “tarafsızlık” kaygısıyla engellendiğini, içeriklerini bilen dört eski yetkili doğruladı.

Üç eski ABD’li yetkili, bu telgraflardaki ayrıntıların olağanüstü derecede sarsıcı olduğunu ve yönetim içinde geniş biçimde paylaşılsaydı üst düzey karar alıcıların dikkatini çekeceğini belirtti. Yetkililere göre bu durum, Biden’ın aynı ay yayımladığı ve ABD istihbarat ve silah tedarikini İsrail’in uluslararası hukuka uyumuna bağlayan ulusal güvenlik muhtırasına yönelik denetimi de sıkılaştırabilirdi.

O dönem USAID’de Batı Şeria ve Gazze’den sorumlu bilgi birimi başkan yardımcısı olan Andrew Hall, “Telgraflar insani bilgiyi aktarmanın tek yolu değildi; ancak büyükelçinin Gazze’deki gerçek durumu resmen kabul etmesi anlamına gelirdi” dedi.

ABD’nin Kudüs Büyükelçiliği, bölgedeki diğer büyükelçiliklerden gelenler de dahil olmak üzere Gazze’ye ilişkin telgrafların çoğunun hazırlanması ve dağıtımını denetliyordu. Üst düzey bir eski yetkili, Büyükelçi Lew ve yardımcısı Hallett’in sık sık USAID yönetimine, telgraflardaki bilgilerin zaten medyada geniş biçimde yer aldığını söylediklerini aktardı.

Eski Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile Biden’ın temsilcileri, söz konusu telgrafların hiçbir zaman ABD hükümetinin üst kademelerine ulaşmadığı iddiasına ilişkin yorum taleplerine yanıt vermedi.

Gazze savaşı, Hamas’ın 7 Ekim 2023’te düzenlediği ve 1.250’den fazla kişinin öldüğü saldırıların ardından başladı. Filistin Sağlık Bakanlığı verilerine göre Gazze’de hayatını kaybedenlerin sayısı 71 bini aştı.

ABD Başkanı Donald Trump, geçen yıl eylülde Beyaz Saray’da İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yanında Gazze için barış planını açıklamış olsa da, çatışmalar durmadı. Filistin Sağlık Bakanlığı’na göre, ateşkesin yürürlüğe girmesinden bu yana yaklaşık 481 kişi daha öldürüldü.

Biden yönetiminin savaş boyunca İsrail’e verdiği destek, Demokrat Parti içinde derin bir bölünmeye yol açtı ve konu parti adayları açısından hâlâ çözülmüş değil. Reuters/Ipsos’un geçen ağustosta yaptığı ankete göre, Demokratların yüzde 80’inden fazlası İsrail’in Gazze’deki askerî karşılığının aşırı olduğunu ve ABD’nin açlık riskiyle karşı karşıya olan Gazze halkına yardım etmesi gerektiğini düşünüyor.


Hamas'ın silahları birkaç gün içinde arabulucuların masasında olacak

Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)
Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)
TT

Hamas'ın silahları birkaç gün içinde arabulucuların masasında olacak

Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)
Filistinli bir çocuk, Gazze Şeridi'nin merkezindeki Deyr el-Belah'ın kuzeyinde bulunan Nuseyrat kampında yıkılmış binaların yakınındaki bir tarladan çiçek topluyor (Arşiv-AFP)

Gazze'de Filistinli gruplar içindeki kaynaklar Şarku’l Avsat'a, Hamas ile silah meselesi konusunda "genel istişarelerin" devam ettiğini doğruladı. Bir kaynak, "özellikle Gazze Şeridi'ndeki hükümet operasyonlarının (Gazze İdari Komitesi'ne) devredilmesiyle birlikte, grupların silahları konusunda arabulucularla daha ciddi görüşmelerin önümüzdeki günlerde başlayacağını" ifade etti.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, Hamas ve diğer grupların silahsızlandırılmasını ateşkesin ikinci aşamasının uygulanması için temel bir koşul olarak görürken, Filistin hareketi silahlarının akıbetini bu konuda "ulusal bir uzlaşmaya" bağlıyor.

Hamas'tan bir kaynak Şarku’l Avsat'a, silahların akıbeti konusunun "kamuoyu istişareleri" aşamasında olduğunu söyledi.

Kaynaklar, "kapsamlı ve kapsayıcı bir ulusal çerçeve" oluşturulmasının gerekliliğini vurguladı. Ayrıca, "Filistinli gruplarla bazı istişarelerin yapıldığını ve bu konuyu ele alacak ciddi görüşmeler sırasında arabuluculara sunulmak üzere bir önerinin hazırlandığını" vurguladılar.