Pfizer 15 yıllık çalışanına Kovid aşısı sırlarını çaldığı iddiasıyla dava açıyor

23 Kasım 2020 tarihli bu illüstrasyonda, üzerinde "Kovid-19 aşısı" yazan bir şişeyle Pfizer ve BioNTech logosunun yanında bir şırınga görülüyor (AFP)
23 Kasım 2020 tarihli bu illüstrasyonda, üzerinde "Kovid-19 aşısı" yazan bir şişeyle Pfizer ve BioNTech logosunun yanında bir şırınga görülüyor (AFP)
TT

Pfizer 15 yıllık çalışanına Kovid aşısı sırlarını çaldığı iddiasıyla dava açıyor

23 Kasım 2020 tarihli bu illüstrasyonda, üzerinde "Kovid-19 aşısı" yazan bir şişeyle Pfizer ve BioNTech logosunun yanında bir şırınga görülüyor (AFP)
23 Kasım 2020 tarihli bu illüstrasyonda, üzerinde "Kovid-19 aşısı" yazan bir şişeyle Pfizer ve BioNTech logosunun yanında bir şırınga görülüyor (AFP)

Pfizer, rakip bir kuruluşta işe girmeye hazırlanan bir çalışanını, koronavirüs aşısıyla ilgili olanlar da dahil olmak üzere gizli belgeleri çaldığı iddiasıyla dava ediyor.
İlaç devinin salı San Diego'daki bir mahkemeye verdiği şikayet dilekçesinde, istatistik bölümünde müdür yardımcılarından biri olan Çun Şiao Li'nin "Pfizer'ın verdiği dizüstü bilgisayarından kişisel Google Drive hesabına ve diğer kişisel cihazlara" 12 binden fazla dosya yükleyerek şirketin gizlilik sözleşmesini ihlal ettiği öne sürüldü.
Zimmete geçirildiği iddia edilen belgeler, Pfizer'ın Kovid-19 aşı çalışmaları ve Pfizer'la BioNTech ilişkisinin diğer ortaklıklara kıyasla neden başarılı olduğuna dair tavsiyesi ve analizini de içeren bir dizi konuyla ilgili.
Pfizer'ın dava dilekçesinde, "Li başlangıçta işbirliği izlenimi verse de aksine neyi, nasıl, ne zaman ve neden aldığı ve bu dosyaların (ve muhtemelen diğerlerinin) bulunabilirliği hususunda Pfizer'ı yanlış yönlendirdiği açığa çıkmıştır" ifadeleri yer aldı.
"Li; Pfizer'ın güvenlik ekibine başka bir dizüstü bilgisayar verecek kadar ileri gitmiş ve bunun 12 bin dosyayı Google Drive'ından indirmek için kullandığı dizüstü bilgisayar olduğuna Pfizer'ın inanmasına sebep olmuştur."
New York merkezli ilaç üreticisine göre "adli analizler, söz konusu bilgisayarın asıl cihaz olmadığını doğruladı".
Pfizer, Li'nin kanser ve otoimmün hastalıklarının tedavisine yoğunlaşan Kaliforniya merkezli rakip Xencor firmasında çalışmak üzere, 15 yıllık hizmetinin ardından  29 Kasım'da şirketten ayrılacağını ifade etti.
Şirket, "Li'nin davranışı, Xencor'da çalışmaya başlamaya yönelik bariz planıyla birlikte ele alındığında Pfizer'ın gizli, tescilli ve ticari sır niteliğindeki bilgilerini ifşa etmesi ve/veya kullanmasını epey olası kılıyor" ifadelerini kullandı.
Mahkeme salı günü Pfizer'ın, Li'nin şirketin ticari sırlarını kullanmasını geçici olarak engelleme talebini kabul etti. ABD Bölge Yargıcı Cathy Ann Bencivengo ayrıca, Li'nin bu tür verileri depolamış olabileceği hesap ve cihazların şirket avukatlarınca incelenebileceğini belirtti.
Li henüz bir yorumda bulunmazken, davada sanık konumunda bulunmayan Xencor da konuyla ilgili yorum yapmayı reddetti.
Davanın bir sonraki celsesi, yargıcın daha uzun süreli bir tedbir kararını değerlendireceği 9 Aralık'ta gerçekleşecek.
Independent Türkçe



İngiliz edebiyatı klasiği, Çin'de neden müfredata alındı?

19. yüzyılda yayımlanan Jane Eyre, özellikle sınıfsal çatışmaları, erkek egemen toplumu ve dini baskıları gerçekçi şekilde tasvir etmesiyle ünlü (Unsplash)
19. yüzyılda yayımlanan Jane Eyre, özellikle sınıfsal çatışmaları, erkek egemen toplumu ve dini baskıları gerçekçi şekilde tasvir etmesiyle ünlü (Unsplash)
TT

İngiliz edebiyatı klasiği, Çin'de neden müfredata alındı?

19. yüzyılda yayımlanan Jane Eyre, özellikle sınıfsal çatışmaları, erkek egemen toplumu ve dini baskıları gerçekçi şekilde tasvir etmesiyle ünlü (Unsplash)
19. yüzyılda yayımlanan Jane Eyre, özellikle sınıfsal çatışmaları, erkek egemen toplumu ve dini baskıları gerçekçi şekilde tasvir etmesiyle ünlü (Unsplash)

Çin yönetimi, yaklaşık iki asır önce yayımlanan Jane Eyre'ı bu sonbahardan itibaren ülke genelindeki 9. sınıf öğrencileri için zorunlu okuma listesine aldı.

Britanyalı yazar Charlotte Brontë'nin 1847 tarihli romanı, Çin'de uzun süredir popüler ve daha önce de öğrencilere tavsiye ediliyordu. Ancak Çin devlet medyasına göre öğrenciler artık eseri baştan sona okumakla yükümlü.

New York Times'ın analizinde, eserin Çin'de özellikle kadın-erkek eşitliği ve bağımsızlık gibi temalar nedeniyle ilgi gördüğü belirtiliyor.

Romanın ilk Çince çevirisi 1925'te yayımlanmış, eser daha sonra tiyatro ve sinemaya da uyarlanmıştı.

San Diego'daki Kaliforniya Üniversitesi'nden edebiyat profesörü Ping Zhu'ya göre roman, Çin hükümetinin kadın-erkek eşitliği anlayışıyla uyumlu. Akademisyen, bu anlayışın geleneksel toplumsal cinsiyet rolleriyle birlikte var olabildiğini belirtiyor.

Zhu ayrıca romanın 9. sınıf müfredatına alınmasının, Çin'in nüfus azalmasına karşı gençleri evlenip çocuk sahibi olmaya teşvik ettiği bir döneme denk geldiğine dikkat çekiyor.

CNN'in 16 Eylül'deki haberinde de romanın başkahramanı Jane Eyre'ın, Çin işçi sınıfı tarafından baskıya karşı direnen bir kahraman olarak görüldüğü ifade edilmişti. 

Diğer yandan Pekin yönetiminin "feminist tartışmaları ve aktivizmi giderek daha fazla mercek altına aldığı bir dönemde" romanın müfredata dahil edilmesi şaşırtıcı bulunmuştu.

Ancak CNN'in haberiyle ilgili Çin Komünist Partisi'nin İngilizce yayın organı Global Times'ta 17 Eylül'de yayımlanan makalede, Amerikan yayın kuruluşunun "şaşkınlığının" anlamlandırılamaz olduğu belirtilmişti:

Çin'de bir asırdan fazladır okunan ve muazzam popülerliğe sahip bir eserin, Çinli öğrencilerin zorunlu okuma listesine girmesi nasıl 'şaşırtıcı' olabilir? Acaba CNN'in Çin hakkında eskimiş bir anlayışı mı var?

Global Times'taki yazıda, "Jane Eyre'ın Çinli okuyucular arasında hâlâ yankı bulması, Çin'le dünya arasındaki kültürel alışverişin başarısının bir kanıtıdır" ifadelerine de yer verilmişti.

Viktorya Dönemi'nin büyük romanı, yetim kalıp zorlu bir çocukluk geçiren Jane Eyre'ın mürebbiye olarak çalıştığı malikanenin sahibi Bay Rochester'la yaşadığı aşkı konu ediniyor.

Independent Türkçe, New York Times, CNN, Global Times


Kıyılarda 2050'ye kadar istila riski: Bilim insanları çağrıda bulundu

Avrupa yeşil yengeci (D. Hazerli)
Avrupa yeşil yengeci (D. Hazerli)
TT

Kıyılarda 2050'ye kadar istila riski: Bilim insanları çağrıda bulundu

Avrupa yeşil yengeci (D. Hazerli)
Avrupa yeşil yengeci (D. Hazerli)

Yeni bir araştırma, iklim değişikliği nedeniyle deniz seviyesinin yükselmesiyle birlikte 2050'ye gelindiğinde dünya çapında yüzün üzerinde istilacı türün kıyı sularına yerleşebileceği uyarısında bulunuyor.

Kıllı yengeçler, Pasifik istiridyeleri ve dev kaplan karidesleri gibi istilacı türler, biyoçeşitlilik kaybına ve ekosistem değişikliklerine yol açarak yıkıcı ekonomik etkiler doğurabilir.

Önceki araştırmalar, iklim değişikliğinin kara ve denizdeki türlerin dağılımını değiştirebileceğini gösterse de deniz seviyesinin yükselmesi nedeniyle yeni su altında kalmış alanlara giren istilacı, yerli olmayan deniz türlerinin etkisi belirsizliğini koruyordu.

Nature Ecology & Evolution'da yayımlanan son araştırmada, " Deniz seviyesindeki yükselme, yerli olmayan deniz türlerinin su altında kalan kıyı arazilerine, karaya doğru yayılması için yeni yaşam alanları oluşturabilir. Bu olasılık henüz araştırılmadı" diye açıklanıyor.

Çalışmada, insan faaliyetlerinin yoğunlaştığı merkezler olan haliçlerin istilacı deniz türlerine karşı bilhassa savunmasız kaldığı belirtiliyor.

Araştırma, deniz seviyesinin yükselmeye devam ettiği senaryolarda Avrupa yeşil yengeci, Kuzey Pasifik denizyıldızı, bambu solucanı ve Styela plicata gibi yerli olmayan 122 deniz türünün gelecekteki dağılımını modelliyor. Orta düzeyde karbon salımı gerçekleşen senaryoya göre 2050'ye gelindiğinde küresel deniz seviyesi ortalama 20 cm yükselmiş olacak.

Çalışma, bu senaryoda 290 bin ila 470 bin km²'lik (İtalya'nın yüzölçümüne yakın bir alan) bir kıyı arazisinin su altında kalarak, istilacı türler için uygun yaşam alanına dönüşeceğini öngörüyor. Bu türler çoğu zaman yerli türlere karşı rekabet avantajı sağlayan özelliklere sahip.

Pasifik istiridyesi, mavi yengeç, yırtıcı salyangoz türü Rapana venosa ve dev kaplan karidesi gibi istilacı türler, halihazırda yerleşik oldukları bölgelerde su altında kalan kıyı arazilerinin üçte ikisini işgal edebilir.

Çalışmada incelenen Amphibalanus amphitrite, Diadumene lineata ve Charybdis hellerii gibi bazı deniz canlılarının, su altında kalan alandan en fazla yaşam alanını kazanması bekleniyor. Bu türlerin, haliç yakınlarındaki bölgelerde en geniş alanlara yayılacağı düşünülüyor.

Görsel kaldırıldı.
Biyolojik istilanın başlıca üç yolu (Nature Ecology & Evolution 2026)

Çalışmaya göre bulgular, deniz seviyesindeki yükselmenin istila riskine ilişkin değerlendirmelere dahil edilmesi gerektiğini vurguluyor.

Araştırmacılar, "Haliçlere komşu kıyı bölgeleri genellikle yoğun insan nüfusuna sahip ve en önemli ekolojik ve ekonomik deniz bölgeleri arasında yer alıyor" diye açıklayarak yerli olmayan türlerin karaya doğru yayılmasının hem biyolojik çeşitliliği hem de insan faaliyetlerini olumsuz etkileyeceğini ekliyor.

Araştırmacılar, kıyı bölgelerindeki biyolojik çeşitlilik, balıkçılık verimliliği ve diğer ekosistem hizmetleri üzerindeki etkilerin sınırlandırılması için erken takip ve yönetim stratejilerinin hayata geçirilmesi çağrısında bulunuyor.

Öte yandan yeni sular altında kalan habitatların istilacı türlerin hızla yerleşmesini her zaman desteklemeyebileceğini de ekliyorlar.

Bilim insanları şu sonuca varıyor: 

Olası sakıncalara rağmen, deniz seviyesinin yükselmesi nedeniyle istilaya maruz kalan anakara bölgelerinde deniz istilacılarına yönelik kapsamlı gözetim ve izleme stratejilerinin genel itibarıyla eksik kaldığı göz önüne alındığında, çalışmamız hedefe yönelik yönetim planlarının oluşturulmasına yardım edebilecek değerli veriler sunuyor.

Independent Türkçe


Apple en sıkıntılı ürününü geri getirmeyi planlıyor

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Apple en sıkıntılı ürününü geri getirmeyi planlıyor

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Apple'ın en sorunlu ürününü yeniden canlandırmaya çalıştığı bildirildi.

Apple 2024'te, bilişimin geleceği diye nitelendirdiği ve artırılmış gerçeklik alanındaki ilk gerçek adımı olan Vision Pro başlığını piyasaya sürmüştü. Cihaz olumlu yorumlar alsa da yüksek fiyatı ve nispeten sınırlı deneyimler sunması nedeniyle eleştirilmişti.

O tarihten bu yana projenin geleceği belirsizliğini koruyor. Apple'ın başlığın daha ucuz, daha hafif ve geliştirilmiş yeni bir sürümü üzerinde çalıştığı defalarca öne sürülse de haberlerde bu tasarımlardan bazılarından vazgeçildiği de belirtildi.

Şimdiyse yeni haberler, şirketin projeyi baştan aşağı yenileyecek N224 kod adlı yeni bir cihaz üzerinde çalıştığını öne sürüyor. Bloomberg'e göre tasarımlardan biri işlemci ve diğer teknik bileşenleri disk benzeri bir kutuya yerleştirerek cihazın boyutunu ve ağırlığını azaltmayı hedeflerken, bir diğeri aynı temel tasarımı koruyup yeni malzemeler kullanarak cihazı hafifletmeyi amaçlıyor.

Ancak aynı habere göre şirket, bu tasarımlardan herhangi biriyle devam edip etmeyeceğine ve edecekse hangisini seçeceğine karar vermekte hâlâ zorlanıyor. Üstelik cihazın piyasaya çıkışı 2027 veya 2028'i bulabilir.

Bu süreçte Apple, Vision Pro'yu desteklemeye devam ettiğini kamuoyuna açıklamayı sürdürüyor. Yeni iPhone'un tanıtımının ardından yapılan açıklamalarda, CEO'luk görevini devralan John Ternus, başlıkla ilgili soru işaretlerine değinerek bunun "uzun bir yolculuğun başlangıcı" olduğunu ifade etti.

Canal+'a verdiği röportajda cihazı kişisel bilgisayarların ilk dönemleriyle kıyaslayan Ternus, "Bunu biraz bilgisayarların ilk günlerine benzetiyorum. Uzun bir yolculuğun başındayız" dedi.

Başlığın cerrahi operasyonlarda ve film yapımında kullanımına dikkat çeken Ternus, "Büyümeye ve giderek daha etkileyici kullanım alanları bulmaya devam edeceğiz" vaadini verip "Çok umut verici bir geleceği olduğuna inanıyorum" diye ekledi.

Bu yeni haberler, Meta'nın Metaverse'e olan ilgiyi yeniden canlandırmayı umduğu, yeni ve çok daha hafif artırılmış gerçeklik gözlüğü "VR Glasses"ı tanıttığı dönemde geldi. Sadece 1300 dolarlık fiyatıyla (Vision Pro'nun fiyatının üçte birinden biraz fazla) dikkat çeken bu cihaz, Apple'ın başlığına kıyasla çok daha hafif.

Apple'ın da Meta'nın sunduklarına benzer bir akıllı gözlük üzerinde çalıştığı bildiriliyor. Bu gözlüğün tam olarak hangi özellikleri barındıracağı henüz belirsiz. Öte yandan Meta'nın versiyonu, insanların rızası olmaksızın başkalarını kaydetmeye olanak tanıdığı yönündeki suçlamalar nedeniyle o denli sert eleştirilere maruz kaldı ki, yaygın olarak "sapık gözlükleri" diye anılır hale geldi.

Independent Türkçe