5 soruda Etiyopya krizi: Geçen yıl başlayan iç savaşla ilgili bilinenler

Yüz binlerce kişinin hayatını kaybettiği çatışmaların yaşandığı Doğu Afrika ülkesinde ciddi bir kriz yaşanıyor (Finbarr O'Reilly/New York Times)
Yüz binlerce kişinin hayatını kaybettiği çatışmaların yaşandığı Doğu Afrika ülkesinde ciddi bir kriz yaşanıyor (Finbarr O'Reilly/New York Times)
TT

5 soruda Etiyopya krizi: Geçen yıl başlayan iç savaşla ilgili bilinenler

Yüz binlerce kişinin hayatını kaybettiği çatışmaların yaşandığı Doğu Afrika ülkesinde ciddi bir kriz yaşanıyor (Finbarr O'Reilly/New York Times)
Yüz binlerce kişinin hayatını kaybettiği çatışmaların yaşandığı Doğu Afrika ülkesinde ciddi bir kriz yaşanıyor (Finbarr O'Reilly/New York Times)

Etiyopya'da hükümet yanlılarıyla isyancı Tigray Bölgesi yönetimi Tigray Halk Kurtuluş Cephesi'ne (TPLF) bağlı birlikler arasındaki çatışmalar 1 yılı aşkın süredir devam ediyor.
Ülkenin ordusu Ulusal Savunma Kuvvetleri (ENDP) ve Başbakan Abey Ahmed hükümetini destekleyen yerel milislerle TPLF güçleri ve isyancı gruplar, bugüne dek birçok noktada karşı karşıya geldi.
Etiyopya'daki çatışmalar nedeniyle milyonlarca kişi yerinden olurken, ülkede ciddi bir insani kriz de baş gösterdi. Her iki taraf da farklı sayılar açıklasa da, bugüne dek toplamda 100 binlerce asker ve sivilin yaşamını kaybettiği düşünülüyor.
Independent Türkçe, 5 soruda ülkedeki çatışmaların tarihçesini, nedenlerini ve son durumu ele aldı.

1- Etiyopya'daki çatışmalarda son durum nedir?
Ülkede taraflar arasındaki gerginlik her geçen gün daha da artıyor. TPFL'nin ülkenin başkenti Addis Ababa'ya yaklaştığını öne sürmesi nedeniyle 2 Kasım'da Abiy Ahmed hükümeti olağanüstü hal (OHAL) ilan etmişti.
Bu hafta TPLF'den yapılan açıklamadaysa birliklerin Addis Ababa'ya yaklaşık 195 kilometre mesafedeki Debre Sina'ya ulaştığı iddia edilmişti.

Askeri kamuflajla cepheye giden Abiy Ahmed, çatışmalara ilişkin açıklamada "durumun hayli başarılı şekilde kontrol edildiğini" söyledi (FARA/Guardian)
Bunun üzerinde 2019'da Nobel Barış Ödülü'ne layık görülen Abiy Ahmed, "şehitliğe ihtiyaç olduğunu" söyleyerek ülkesine cephede liderlik edeceğini açıklamıştı. Dün devlet kanalı FARA'nın yayımladığı görüntülerde Abiy Ahmed askeri üniformayla cephede askerlerin yanında görülmüştü.
Ayrıca mayısta meclisten geçen bir kararla Etiyopya hükümeti TPLF'yi "terör örgütü" olarak tanımıştı.

2- Çatışmaların temel sebebi nedir?
Birçok farklı etnik kökenin bulunduğu ülkede, etnik ayrılıkçılık hala süren savaşın temel nedenlerinden biri. Başbakan Abiy Ahmed'in de aralarında bulunduğu Oromolular nüfusun yüzde 34,7'sine tekabül ederken, genellikle TPFL'nin temsil ettiği Tigraylılarsa toplumun yüzde 6,1'ini oluşturuyor.
Abiy Ahmed'in göreve geldikten sonra 2019'da iktidardaki Etiyopya Halkları Devrimci Demokratik Cephesi (EPRDF) koalisyonunu ortadan kaldırarak daha büyük bir koalisyonla kendi partisini kurması, TPFL'nin de bu partiye katılmaması iki taraf arasındaki gerginliği artırdı.
Ayrıca TPFL lideri Debretsion Gebremichael'in Abiy Ahmed hükümetini tanımaması, Başbakan'ın da Tigray'da ülkedeki genel seçimlerden ayrı olarak düzenlenen bölgesel seçimlerin sonuçlarını kabul etmemesi de süren çatışmalara zemin hazırladı. 
Bunlara ek olarak TPFL, Etiyopya ordusu ENDF'ye ait üslere 4 Kasım 2020'de saldırı düzenlemişti. Bunun üzerine Abiy Ahmed hükümeti de karşı taarruza geçmiş ve bölgede çatışmalar başlamıştı.
4 Kasım'daki saldırılar, bugün ülkede hala süren gerginliğin fitilini ateşleyen önemli bir olay niteliğinde.
Ancak 28 Haziran'da Etiyopya hükümeti Tigray Bölgesi'nden çekilerek tek taraflı ateşkes ilan edildiğini duyurmuştu.

TPFL lideri Debretsion Gebremichael'in Abiy Ahmed hükümetini tanımaması, ülkedeki gerginliği artırmıştı (Reuters)
Açıklamada bunun bölgedeki çiftçilerin haziran, temmuz ve ağustostaki hasat mevsimini değerlendirmelerini sağlamak için alındığı bildirilmişti.
Öte yandan TPFL'nin ilerleyişini sürdürmesi üzerine yeniden çatışmalar başlamıştı.

3- Etiyopya'daki krizin arka planı ve bağlamı nedir?
Bir dönem ülke siyasetinde etkin güç olan TPLF, dönemin Başbakanı Hailemariam Desalegn'in 2018'de artan protestolar ve iç karışıklık nedeniyle istifa etmesi ve yerine şimdiki Başbakan Abiy Ahmed'in geçmesiyle ciddi güç kaybetmişti.
Abiy Ahmed, 1988'den kurulan ve TPLF, Amhara Demokratik Parti (ADP), Oromo Demokratik Parti (ODP) ve Güney Etiyopya Halkları Demokratik Hareketi'nden (SEPDM) oluşan 4'lü koalisyon EPRDF'yi 2019'da lağvetmişti.
Güney, Amhara, Oromiya ve Tigray eyaletlerini temsil eden bu koalisyondan sonra Abiy Ahmed, aynı yıl Refah Partisi'ni (PP) kurmuştu. Başbakan, bu partide EPRDF'deki partileri ve birkaç muhalefet partisini daha bir araya getirmişti.

 Abiy Ahmed hükümetine karşı isyancı TPFL güçlerine binlerce kişi katılmıştı (Finbarr O'Reilly/New York Times)
Öte yandan 27 yıl boyunca EPRDF koalisyonunu yöneten TPLF'yse Abiy Ahmed'in partisine katılmayı reddetmiş, bu da iki taraf arasındaki gerginliğin tırmanmasına neden olmuştu.
Bu sırada Etiyopya'da 29 Ağustos 2020'de düzenlenmesi öngörülen genel seçimler, dünyayı etkisi altına alan pandemi nedeniyle 2021'e ertelenmişti. Daha sonra Etiyopya Ulusal Seçim Kurulu, bölge ve belediye seçimlerinin de dahil olduğu genel seçimlerin 21 Haziran 2021 ve 30 Eylül 2021'de düzenleneceğini açıklamıştı.
Ancak TPLF, 9 Eylül 2020'de Tigray Bölgesi'nde ayrı bir seçim düzenlemiş ve burada oyların yüzde 98,2'sini alarak lider olmuştu. Abiy Ahmed hükümetiyse bu seçimlerin meşru olmadığını söyleyerek sonuçların geçersiz kabul edileceğini bildirmişti. TPFL lideri Debretsion Gebremichael de aynı şekilde Abiy Ahmed'in başbakanlığının meşru olmadığını savunmuştu.
Federal hükümetle Tigray Bölgesi arasındaki gerginliği tırmandıran bu gelişmelerden sonra 2 Kasım 2020'de yaptığı bir açıklamada Debretsion, bölgede ayrı seçim düzenledikleri için hükümete bağlı ENDF'nin kendilerine saldıracağını iddia etmişti.
TPFL'ye bağlı güçler, bundan iki gün sonra 4 Kasım'da Tigray Bölgesi'nin başkenti Mekelle olmak üzere farklı noktalardaki ENDF üslerine saldırı düzenlemişti.

TPFL'nin Mekelle'ye düzenlediği saldırıda binlerce ENDF askeri isyancılar tarafından yakalanmıştı (Finbarr O'Reilly/New York Times)
Debretsion saldırının "önleyici" olduğunu savunurken, Abiy Ahmed hükümetiyse TPFL'nin ENDF'ye ait üsleri yağmalamaya çalıştığını iddia ederek Tigray Bölgesi yönetimine karşı askeri saldırı emri vermişti. Hükümet ayrıca bölgede 6 aylık OHAL ilan etmiş, bunun üzerine Tigray'da elektrik, telefon ve internet hizmetleri bir süreliğine kesintiye uğramıştı.
4 Kasım saldırıları Tigray Bölgesi'yle hükümet arasındaki gerginlikte yeni bir dönüm noktası olmuştu.

4- ABD'nin Etiyopya krizindeki rolü nedir?
ABD Başkanı Joe Biden, mayısta yayımladığı bir açıklamada bölgedeki taraflara ateşkes çağrısında bulunmuştu.
Biden ayrıca 2 Kasım'da Etiyopya hükümetinin insanlık suçu işlediğini öne sürmüş ve ülkeyi Afrika Kalkınma ve Fırsat Kanunu dahilinde uygulanan gümrük muafiyeti kapsamından çıkarmayı planladıklarını söylemişti.
Fakat bazı kesimler ABD'yi TPFL'ye destek vermek ve Abiy Ahmed hükümetini zayıflatmaya çalışmakla suçluyor.

7 Kasım'da Addis Ababa'da düzenlenen bir gösteride binlerce Abiy Ahmed yanlısı protestocu sokaklara dökülmüştü​​​​ (AP)
ABD ayrıca Etiyopya hükümetine destek için birlik gönderen Eritre'nin Savunma Bakanlığı ve Ulusal Güvenlik Direktörü Abraha Kassa Nemariam'la birlikte bazı kuruluş ve kişileri yaptırım listesine eklemişti.  
Öte yandan Eritre Dışişleri Bakanı Osman Sahel, BM'ye yazdığı bir mektupta Biden hükümetinin "TPFL rejiminin kalıntılarını canlandırmaya çalıştığını" söyleyerek çatışmaları körüklediğini iddia etmişti.

Biden bölgede ateşkes ilan edilmesine yönelik açıklamalar yaparken, Etiyopya hükümeti ABD'nin bölgedeki çatışmaları körüklediğini savunuyor (AP)
Benzer şekilde Etiyopya hükümeti de ABD'yi bölgedeki istikrarsızlığı artırmakla ve "demokratik olarak seçilmiş hükümetle terörist grup ilan edilen TPLF'yi aynı kefeye koymakla" suçlamıştı.

5- Çatışmalar şu ana dek nelere yol açtı?
TPFL ve hükümet güçleri arasında süren çatışmalar bölgede uzun vadede ciddi bir insani krize neden oldu.
7 Eylül'de TPFL tarafından yapılan bir açıklamada Tigray Bölgesi'ndeki gıda stoklarının neredeyse tükendiği ve 150 kişinin açlıktan öldüğü iddia edilmişti. BM ise Etiyopya hükümetinin bölgeye ambargo uyguladığını ve insani yardımların girmesini engellediğini öne sürmüştü.

Tigray Bölgesi'nde 800 gram doğan bir bebek, yetersiz beslenme nedeniyle annesiyle birlikte hayatını kaybetmişti (AP)
Taraflara ateşkes çağrısı yapan Birleşmiş Milletler'e (BM) bağlı Dünya Gıda Programı'nın (WFP) yeni paylaştığı verilere göre ülkedeki çatışmalardan ötürü 9,4 milyon kişi gıda yardımına ihtiyaç duyuyor.
Açıklamada özellikle Tigray ve Amhara'da sağlık kontrolünden geçen hamile ve emziren kadınların yüzde 50'sinin yetersiz beslendiğinin anlaşıldığı da kaydedildi.
BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Ofisi ve Etiyopya İnsan Hakları Komisyonu'nun 3 Kasım'da yayımladığı bir rapordaysa iki tarafın da savaş suçu işlediği öne sürülmüştü.

UNICEF görevlileri, Tigray Bölgesi'ndeki anne ve çocukların rutin olarak sağlık kontrollerini yapıyor (AP)
Çatışmalarda yargısız infaz, etnik kökenden ötürü tutuklama, işkence, toplu tecavüz ve saldırı gibi olaylara dair deliller bulunduğu iddia edilmiş, bunların savaş suçu ve insanlığa karşı suç kapsamına girebileceği belirtilmişti.
BM Siyasi İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Rosemary DiCarlo, 8 Kasım'da yaptığı açıklamada çatışmaların feci boyutlara ulaştığına dikkat çekerek, "Hiç kimse, 110 milyondan fazla insanın, 90'dan fazla farklı etnik grubun olduğu ve 80 farklı dilin konuşulduğu bir ülkede devam eden çatışmaların ne getireceğini tahmin edemez ama kesin olan Etiyopya'nın büyüyen bir iç savaşa ve insani felakete sürüklendiği gerçeği" ifadelerini kullanmıştı.
Ülkede 2,5 milyon kişi yerinden olurken, 400 bin kişinin de kıtlık benzeri koşullarda yaşadığı bildirildi.
Independent Türkçe, New York Times, AP, VOA, Reuters, Guardian, BBC, Wikipedia, AA, The East African, The Conversation



İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
TT

İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, dün Akdeniz'e girerken görüntülendi. Bu durum, Başkan Donald Trump'ın emriyle yoğunlaştırılmış askeri konuşlandırma kapsamında İran'a karşı askeri müdahale olasılığını gündeme getirdi.

Atlantik Okyanusu'nu Akdeniz'den ayıran Cebelitarık Boğazı'nı geçen geminin fotoğrafı, AFP tarafından Cebelitarık'tan yayınlandı.

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (AP)Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (Arşiv-AP)

Trump dün, Tahran ve Washington arasında İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varılamaması durumunda İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi "değerlendirdiğini" söyledi.

Bir önceki gün ise karar verme süresinin 10 ila 15 gün olduğunu belirtmişti.

ABD'ye ait bir diğer uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln, ocak ayının sonundan beri Ortadoğu'da bulunuyor.

USS Gerald R. Ford'un Akdeniz'e gelmesiyle birlikte, İran'a karşı olası saldırılara hazırlık amacıyla önemli bir askeri yığılmanın yaşandığı bölgede ABD'nin ateş gücü önemli ölçüde arttı.

Aşağıda, Orta Doğu'da veya yakınlarında konuşlandırılmış en önemli Amerikan askeri varlıklarının listesi yer almaktadır:

Gemiler

ABD'li bir yetkilinin açıklamasına göre Washington'un şu anda Ortadoğu'da 13 savaş gemisi bulunuyor: bir uçak gemisi (USS Abraham Lincoln), dokuz muhrip ve üç kıyı muharebe gemisi.

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Ford, dün çekilen fotoğrafta Cebelitarık Boğazı'ndan Akdeniz'e geçerken görüntülendi. Üç muhrip eşliğinde konuşlanan geminin varlığıyla, Ortadoğu'daki ABD savaş gemisi sayısı toplam 17'ye ulaşacak.

Her bir uçak gemisi binlerce denizci ve onlarca savaş uçağından oluşan hava filoları taşıyor. İki ABD uçak gemisinin aynı anda Ortadoğu'da bulunması nadir görülen bir durumdur.

Uçaklar

İki uçak gemisinde bulunan uçaklara ilave olarak, X platformundaki açık kaynaklı istihbarat bilgilerine, Flightradar24 uçuş takip sitesine ve medya haberlerine göre, Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu'ya onlarca başka savaş uçağı konuşlandırdı.

Bu uçaklar arasında F-22 Raptor ve F-35 Lightning hayalet savaş uçakları, F-15 ve F-16 savaş uçakları ve operasyonlarını desteklemek için gerekli olan KC-135 havadan yakıt ikmal tankerleri de bulunmaktadır.

New York'taki Soufan Araştırma Merkezi, "50 ilave Amerikan savaş uçağı, F-35, F-22 ve F-16, bu hafta Körfez Arap devletlerindeki üslerde konuşlandırılmış yüzlerce uçağa katılmak üzere bölgeye gönderildi" diye yazdı ve bu adımların "Trump'ın (neredeyse her gün tekrarladığı) görüşmelerin başarısız olması durumunda geniş çaplı bir hava ve füze harekatına girişme tehdidini güçlendirdiğini" belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Financial Times'ten aktardığına göre bu hafta onlarca askeri yakıt ikmal ve nakliye uçağı Atlantik Okyanusu'nu geçti. Flightradar24'ten alınan verilere göre son üç günde 39 tanker uçağı potansiyel operasyon bölgelerine daha yakın yerlere yeniden konumlandırıldı. Aynı dönemde C-17 Globemaster III'ler de dahil olmak üzere 29 ağır nakliye uçağı ise Avrupa'ya uçtu.

Bir C-17 uçağı üsten Ürdün'e doğru yola çıktı. Gerçek zamanlı komuta ve kontrol operasyonlarının önemli bir bileşeni olan altı adet E-3 Sentry AWACS erken uyarı ve kontrol uçağı da konuşlandırıldı.

Trump, Tahran'dan yaklaşık 5 bin 200 kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'daki ortak ABD-İngiltere üssünü saldırılar başlatmak için kullanma olasılığını öne sürdü; Londra ise bu öneriye ilişkin çekincelerini dile getirdi.

 "Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Hava savunma sistemleri

Raporlar ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki karasal hava savunmasını güçlendirdiğini, bölgedeki güdümlü füze destroyerlerinin ise denizde hava savunma yetenekleri sağladığını gösteriyor.

Bu ay, Patriot ve THAAD füze ve uçak savunma sistemlerini işleten 69. Hava Savunma Tugayı'nın merkezi olan Fort Hood'dan altı uçuş gerçekleştirildi.

Üslerdeki ABD güçleri

Kara birliklerinin İran'a karşı herhangi bir saldırı eylemine katılmaları beklenmese de Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'da misillemeye karşı savunmasız kalabilecek on binlerce askeri personeli bulunmaktadır.

Tahran, Haziran 2015 yılında Washington'un üç İran nükleer tesisini bombalamasının ardından Katar'daki Amerikan üssüne füze fırlatmıştı, ancak bu füzeler hava savunma sistemleri tarafından düşürüldü.


Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.