Batı’dan ‘hibrit’ tehditlere karşı iş birliğini güçlendirme sözü

Litvanya Cumhurbaşkanı Nauseda geçtiğimiz pazartesi günü sınırdaki silahlı kuvvetleri denetledi. (AFP)
Litvanya Cumhurbaşkanı Nauseda geçtiğimiz pazartesi günü sınırdaki silahlı kuvvetleri denetledi. (AFP)
TT

Batı’dan ‘hibrit’ tehditlere karşı iş birliğini güçlendirme sözü

Litvanya Cumhurbaşkanı Nauseda geçtiğimiz pazartesi günü sınırdaki silahlı kuvvetleri denetledi. (AFP)
Litvanya Cumhurbaşkanı Nauseda geçtiğimiz pazartesi günü sınırdaki silahlı kuvvetleri denetledi. (AFP)

Avrupa Birliği ve Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü'nün (NATO) üst düzey yetkilileri, Belarus'taki göçmen krizi ve Rusya’nın Ukrayna sınırındaki konuşlanmasını tartıştıkları Litvanya ziyaretler sırasında ‘hibrit’ tehditler karşısında iş birliğini güçlendirme sözü verdiler.
AFP’nin haberine göre NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Rusya'ya Ukrayna sınırındaki ‘gerginliği azaltma’ çağrısını yineleyerek, “Ukrayna'ya karşı güç kullanması durumunda bunun sonuçları ve maliyetleri olacağı açıktır” dedi.
Stoltenberg ve AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Litvanya ziyareti, önümüzdeki çarşamba günü  NATO üyesi ülkelerin dışişleri bakanlarını yanı sıra AB Dışişleri Bakanı Antony Blinken’in Rusya- Ukrayna sınırındaki durumla ilgili endişeleri gündeme getireceği Letonya'daki toplantı öncesinde gerçekleşti.
Stoltenberg ve Leyen, Belarus’u göçmen krizini planlamakla suçladılar. AB’nin ‘hibrit’ tehdit yaratmakla suçladığı Minsk ise ösz konusu suçlamaları yalanladı. Çoğu Ortadoğu'dan gelen binlerce kişi, son aylarda Doğu Avrupa Birliği, Letonya, Litvanya ve Polonya gibi NATO ülkelerine ulaşmak için Belarus sınırını geçmeye devam ediyor. Von der Leyen, Stoltenberg ve Litvanyalı liderlerle düzenlediği ortak basın toplantısında, “Bu tür olaylara yanıt olarak Avrupa Birliği ve NATO'nun yan yana çalışması önemlidir” vurgusunda bulundular.
NATO Genel Sekreteri açıklamasında “Yeni bir ortak deklarasyon da dahil olmak üzere NATO-AB ortak eylemini yoğunlaştırma olasılıklarını tartıştık. Çünkü birlikte çalıştığımızda daha güçlü ve daha güvendeyiz” ifadesini kullandı.
Diğer yandan Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda ise ülkesi ile Belarus arasındaki sınırda yaşananlara atıfta bulunarak güvenlik durumunun kötüleşmesi halinde NATO’nun 4. maddesi uyarınca yürütülecek istişarelere karşı olmadıklarını söyledi.
NATO'nun kuruluş anlaşmasına göre örgüte üye her ülke, güvenliğinin veya bağımsızlığının tehdit edildiğini düşündüğünde toplanma talep edebiliyor. Polonya’dan yapılan açıklamada söz konusu maddeye başvurulabileceği belirtildi.
Stoltenberg, tanklar, topçular, zırhlı birimler, insansız hava araçları ve savaşa hazırlıklardaki olağanüstü artışın büyük endişe kaynağı olduğunu söyledi. Rusya’ya verilen mesajın gerilimi azaltmayı hedeflediğini belirten NATO Genel Sekreteri, şeffaf olunması gerektiğini vurguladığı açıklamasında güç kullanmaya karar verilmesi halinde bunun maliyetinin olacağı konusunda uyardı.
Rusya'nın İngiltere Büyükelçisi Andrei Kelin, doğu sınırında Rusya ile Batı arasında askeri bir gerginliğin olmasının muhtemel olduğunu belirterek bunun engellemesi gerektiğini vurguladı.
Kelin İngiliz Radio Times ile gerçekleştirdiği röportajda şu ifadeleri kullandı:
“Evet, doğu sınırımızda yanlış hesaplama nedeniyle savaş riski var. Bu, bizim isteyeceğimiz en son şeydir. Bu yönde artan bir gerilime engel olunmalı. Riskler Soğuk Savaş dönemindeki kadar ciddi değil. Rusya, Batılı ortaklarına askeri hat konusunda somut önerilerde bulundu ve bunun nasıl sağlanabileceğini iletti. Müzakereler devam etmeli. Gerilimi azaltmamız gerek. Bizim tarafımızdan yapılan teklifler var ancak bunların analiz edilmesi ve bir cevap verilmesi gerekiyor. Ne yazık ki herhangi bir yanıt alamadık.”
Ülkesinin Ukrayna’ya yönelik askeri bir işgal planlamadığını vurgulayan Kelin, bunun Rus makamları tarafından defalarca dile getirildiğini belirterek aynı zamanda Donbass'taki temas hattında yaşanan istikrarsızlık nedeniyle Ukrayna'da mevcut bir savaşın riskinin yüksek olduğuna işaret etti.
NATO Genel Sekreteri geçtiğimiz cuma günü Rusya’yı Ukrayna'ya karşı güç kullanma konusunda uyardı. Stoltenberg, NATO’nun bu yıl tanklar, topçular, zırhlı birimler, insansız hava araçları ve savaşa hazır birlikleri de dahil olmak üzere bölgede olağandışı bir Rus yığınağı gözlemlediğini kaydetti.



Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.


İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.