Meksika’da aileler umutsuzca 94 bin kayıp kişiyi bulmaya çalışıyor

Meksikalı anne: Oğlumun en azından bir kemiğini bulayım

Kayıpların yakınları Tamaulipas eyaletindeki sınır kenti Matamoros’ta La Bartolina bölgesine girmek için bekliyor (AFP)
Kayıpların yakınları Tamaulipas eyaletindeki sınır kenti Matamoros’ta La Bartolina bölgesine girmek için bekliyor (AFP)
TT

Meksika’da aileler umutsuzca 94 bin kayıp kişiyi bulmaya çalışıyor

Kayıpların yakınları Tamaulipas eyaletindeki sınır kenti Matamoros’ta La Bartolina bölgesine girmek için bekliyor (AFP)
Kayıpların yakınları Tamaulipas eyaletindeki sınır kenti Matamoros’ta La Bartolina bölgesine girmek için bekliyor (AFP)

Meksika’da 94 bini aşkın kayıptan biri olan oğlunun kalıntılarını bulması için bir askere yalvaran çaresiz bir anne, “Onun sadece bir kemiği de olsa bulmak istiyorum” dedi.
Bir yıl önce oğlunun izini kaybeden anne, 2017’den bu yana yarım ton ceset kalıntısının bulunduğu Tamaulipas eyaletinde eski bir mısır tarlasına girmesine izin verilmesi için güvenlik güçleriyle görüştü.
Elli yaşlarındaki kadın, kendisini görmezden gelen askerlere “Bana cevap verin. Sizin çocuğunuz yok mu? Sadece oğlumdan bir kemik istiyorum, onu alayım eşimin yanında huzur içinde yatsın” dedi.
Ulusal Kayıpları Arama Komisyonu’na (CNB) göre, La Bartolina bölgesi bir ‘imha kampı’ olarak kabul ediliyor ve buraya erişim, kurbanların aileleri için bile yasaklandı.
Güvenlik gerekçesiyle ismini vermek istemeyen bu anne, oğlunun cesedinin burada bir yere gömüldüğüne dair hiçbir kanıta sahip değil. Ancak, genellikle yetkililerin ‘etkisizliğini’ kınayan ve araştırmalarını kendileri yürüten anneler toplu kurbanlardan birinin burada olacağını öğrendikten sonra bölgeye gelmeye karar verdi.
ABD’ye uyuşturucu geçiş koridoru olan Tamaulipas eyaleti, Jalisco eyaleti ile birlikte bu olaylardan en çok etkilenen eyalet.
Resmi rakamlara göre, Meksika’da toplamda 93 bin ila 94 bin arasında kayıp var.
Kaybolmalar, 60’lar ve 80’ler arasında otoritelerin devrimci hareketlere karşı yürüttüğü savaşla başladı.
Sayıları, 2006’da eski Başkan Felipe Calderon’un uyuşturucu kaçakçılığına karşı topyekûn savaş ilan etmesiyle meydana gelen suikastlara paralel olarak hızla arttı.
126 milyon nüfusa sahip Meksika, 15 yılda 300 bin suikast kaydetti.
Soruşturma ve Ekonomik Uzmanlık Merkezi’nden Laura Atuesta, uyuşturucu kaçakçılığı, göçmenler ve akaryakıt hırsızlığına atıfta bulunarak, “Organize suç, kaybolmaların ana nedenlerinden biri olmaya devam ediyor” dedi.
İnsan Haklarından Sorumlu Bakanlık Müsteşarı Alejando Encinas ise, organize suçla bağlantılı polis yolsuzluğundan söz etti.
Kayıpların çoğu 11 ila 29 yaşları arasında, yoksulluk içinde hapsolmuş, işsizlik, işe alım kısır döngüsü veya basitçe yanlış zamanda yanlış yerde olanlardan oluşuyor.
Polisler ve uyuşturucu tacirleri arasındaki çatışma bölgelerinde genç kızlar kaçırılıyor ve kadın ticareti yapılıyor. 
Söz konusu anneler grubunun başındaki 52 yaşındaki Maria Isela Valdez, “Ulusal Muhafızlar ve ordu, insanlar kaçırılırken, katledilirken, işkence yapılırken, gömülürken, yakılırken neden orada değildi?” diye sitem etti.
O ve 38 yaşındaki kızı Delia, 2014 yılında komşu kasaba Reynosa’da kaçırılan oğlu Roberto’yu arıyor. Bu anne, Haziran 2019’da Devlet Başkanı Andres Manuel Lopez Obrador’un önünde diz çökerek yardımını istedi. Anne ve kızı, savcılığın önünde kamp kurarak, olay yerine yaklaşmak istedi ve sonunda isteklerine kavuştu. Delia, AFP’ye verdiği demeçte, “Yetkililerin işlerini yapmalarına izin vermek için buradayız. Çünkü gidersek hiçbir şey yapmayacaklar” diye konuştu.
Araştırmayı koordine eden CNB’nin lideri Karla Quintana ise, “Aileler her zaman onlara cevap vermeyen bir sistemle karşı karşıya” diye konuştu. Quintana, Meksika’daki suçların yüzde 98’inin cezasız kaldığını ve binlerce kimliği belirsiz cesedin morglarda yığıldığını, yargı sisteminin bunlarla ilgilenme araçlarına sahip olmadığını kaydetti.
2018 sonundan beri iktidarda olan hükümet, bu çıkmazdan kurtulmak istediğini söylüyor.
Ayotzinapa’da 26 Eylül 2014’te Guerrero eyaletinde gizemli koşullarda kaybolan 43 öğrencinin davası Meksika’yı salladı. Ancak yedi yıl sonra, bunlardan sadece üçünün kalıntıları bulundu ve teşhis edildi.
O zamanki resmi açıklamaya göre, 43 öğrenci Guerreros Unidos adlı bir uyuşturucu tacirleri çetesi tarafından kaçırılarak öldürüldü. Ancak bu açıklama yeterli görülmedi ve Birleşmiş Milletler (BM) 2020’de Meksika devletinin ailelere güvenilir cevaplar vermeye devam etmesi gerektiğini vurguladı.
BM, devletin arama sorumluluğunu üstlenemediğinde kayıpların ailelerini tehlikeye attığına dikkati çekti.
Sonora eyalet savcıları ise, eyalette ilk grup oluşturulduğundan beri ailelerin aramalarını desteklediklerini söyledi. Savcılık sözcüsü AFP’ye verdiği demeçte, “Başsavcı, olağanüstü çalışmalarında sevdiklerini arayan aileleri destekleme konusundaki iradesini ve kararlılığını sürdürüyor” dedi.
Oğlu dört yıldır kayıp olan Milagros, “En zor kısım, bir şey bulma umuduyla gelip, eve eli boş dönmek” diye iç çekti.
Organize suç çetelerinden en azından cesetlere saygı duymasını isteyen Milagros, “Onları öldürdüyseniz, neden gömüyorsunuz? Onları neden yakıyorsunuz? Maalesef yetkililer, ceset yoksa suç da olmadığını söylüyor” şeklinde konuştu.
Milagros’un kız kardeşi Anel Robles ise, tehlikeye rağmen polisin elinde kaybolan kocasını aramaya devam etmekte kararlı olduğunu söyleyerek, “Onu biz aramazsak başka kim arayacak?” diyerek çaresizliklerini dile getirdi.



İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
TT

İsrail'in Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında gerçekleştirdiği bombalama operasyonu

İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)
İsrail'in ocak ayında Lübnan'ın güneyindeki Kanarit köyüne düzenlediği hava saldırısının yol açtığı hasar, 16 Şubat 2026 (AFP)

İsrail güçleri bu sabah erken saatlerde Lübnan'ın güneyindeki Adise kasabası yakınlarında bir bombalama operasyonu gerçekleştirdi.

Lübnan'ın resmi Ulusal Haber Ajansı'na göre, büyük patlama saat 02:20'de meydana geldi.

İsrail ile Lübnan Hizbullahı arasında, bir yıldan fazla süren ve partinin askeri ve liderlik altyapısına darbeler aldığı çatışmanın ardından, 27 Kasım'dan beri yürürlükte olan bir anlaşma bulunuyor.

Anlaşma, Lübnan ordusunun ve Lübnan'daki Birleşmiş Milletler Geçici Gücü'nün (UNIFIL) konuşlandırılmasının güçlendirilmesi karşılığında, Hizbullah savaşçılarının Litani Nehri'nin güneyindeki bölgeden (sınırdan yaklaşık 30 km uzaklıkta) çekilmesini ve askeri altyapısının tasfiye edilmesini öngörüyordu.

Anlaşma ayrıca İsrail'in savaş sırasında girdiği tüm bölgelerden çekilmesini de öngörüyordu. Bununla birlikte, İsrail sınırın her iki tarafını da izleyebilmek için beş yüksek noktada askeri varlığını sürdürdü. Ayrıca, askeri hedefler veya Hizbullah unsurları olduğunu iddia ettiği yerlere neredeyse her gün saldırılar düzenliyor ve güçleri buldozerle yıkım ve tahribat operasyonlarına devam ediyor.


ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
TT

ABD Adalet Bakanlığı genel merkezine Trump'ın posteri asıldı

İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)
İşçiler, Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan yeni bir pankartı, Washington’daki ABD Adalet Bakanlığı binasının cephesine yerleştiriyor (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump’ın fotoğrafını taşıyan bir pankart, ABD Adalet Bakanlığı binasına asıldı. Bu adım, Trump’ın Washington’daki bir kuruma kimliğini yansıtma yönündeki son girişimi olarak değerlendiriliyor.

Mavi renkli pankart, dün (perşembe) binanın bir köşesindeki iki sütun arasına yerleştirildi. Pankartta “Amerika’yı Yeniden Güvenli Hale Getirelim” sloganı yer aldı.

Trump, geçen yıl Beyaz Saray’a dönüşünden bu yana federal kurumlar üzerindeki varlığını ve nüfuzunu pekiştirmek için güçlü adımlar atıyor.

Trump, kültürel ve siyasi kurumları yeniden şekillendirirken kendisine yakın isimleri görevlendiriyor, önde gelen kurumların adlarını değiştiriyor ve geçmiş soruşturmalarla bağlantılı yetkilileri geri plana itiyor. Eleştirmenler ise bu adımların, siyasi iktidar ile normal şartlarda bağımsız olması gereken kamu görevleri arasındaki sınırları ortadan kaldırdığını savunuyor.

Geçen yıl Trump’ın fotoğrafını taşıyan pankartlar, ABD Çalışma Bakanlığı, ABD Tarım Bakanlığı ve Amerikan Barış Enstitüsü binalarına da asılmıştı.

Trump tarafından atanan bir yönetim kurulu, Aralık ayında John F. Kennedy Sahne Sanatları Merkezi’ne Trump adının eklenmesi yönünde oy kullandı. Ayrıca Washington’daki Amerikan Barış Enstitüsü binasına da Trump’ın adı verildi.

Son pankarta ilişkin soruları Beyaz Saray, Adalet Bakanlığı’na yönlendirdi. Bakanlık ise şu ana kadar yorum talebine yanıt vermedi.


Netanyahu: İran, İsrail'e saldırırsa "hayal edilemez" bir karşılıkla yüzleşecek

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
TT

Netanyahu: İran, İsrail'e saldırırsa "hayal edilemez" bir karşılıkla yüzleşecek

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu (Reuters)

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran'a karşı askeri harekât olasılığına tekrar işaret etmesinin ardından, ülkesinin İran'ın saldırısına güçlü bir şekilde karşılık vereceği uyarısında bulundu.

Netanyahu, askeri bir tören sırasında televizyonda yayınlanan konuşmasında, "Eğer bize saldırma hatasını yaparlarsa, hayal bile edemeyecekleri bir karşılık alacaklar" dedi.

Trump, bir anlaşmaya varılmadığı takdirde İran'ı bombalamakla defalarca tehdit etti ve bölgeye iki uçak gemisi, savaş gemileri ve uçaklar göndererek saldırı olasılığını artırdı.

dfvgthy
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, (AP)

İsrail Başbakanı, Gazze Şeridi'nin silahsızlandırılmasından önce yeniden inşa edilmeyeceğini belirterek, "Müttefikimiz Amerika Birleşik Devletleri ile Gazze silahsızlandırılmadan önce yeniden inşa edilmeyeceği konusunda anlaştık" dedi. Başkan Trump'ın temsilcisi Steve Witkoff da dahil olmak üzere Amerikalı yetkililer, somut ilerleme kaydedildiğini ve Hamas'ın silahlarını bırakması için baskı altında olduğunu vurguladı. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre İsrail, Hamas'tan küçük kalibreli kişisel silahların müsadere edilmesi de dahil olmak üzere geniş kapsamlı kısıtlamalar getirme tehdidinde bulundu.