Yemen Cumhurbaşkanı: Arap ulus kimliğine darbe indirmeyi amaçlayan bir İran projesiyle karşı karşıyayız

Yemen Cumhurbaşkanı: Arap ulus kimliğine darbe indirmeyi amaçlayan bir İran projesiyle karşı karşıyayız
TT

Yemen Cumhurbaşkanı: Arap ulus kimliğine darbe indirmeyi amaçlayan bir İran projesiyle karşı karşıyayız

Yemen Cumhurbaşkanı: Arap ulus kimliğine darbe indirmeyi amaçlayan bir İran projesiyle karşı karşıyayız

Yemen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi, “meşru hükümetin barışı artık bir savaş aracı ve bir emrivaki dayatmaktan başka bir şey olarak görmeyen bir düşmanla karşı karşıya olduğunu” vurguladı. Husi milislerin küstahlığı karşısında uluslararası toplumun acizliğinden duyduğu üzüntüyü dile getiren Cumhurbaşkanı Hadi, devletin yeniden kurulacağı, darbenin sona ereceği, milislerin barışa ve ulusal uzlaşmaya boyun eğeceği, siyasi hegemonya ve ırksal üstünlük yanılsamalarının son bulacağı güne dek mücadeleyi sürdürme sözü verdi. Ülkesinin inancı ve vatanı hedef alan, milisleri kullanarak Arap ulusu kimliğine darbe indirmeyi amaçlayan İran projesiyle karşı karşıya olduğunu da ekledi. Milislerin vatanı parçalayarak vatandaşları öldürmeyi, bu vatanda güzel olan ne varsa yok edebilecek her şeyi İran’a sağlamayı kabul ettiğini de vurguladı.
Hadi, dün Yemen'in 54'üncü bağımsızlık yılı münasebetiyle yaptığı konuşmada, her geçen yılın devleti yeniden kurma yolunun bir olmaktan geçtiğini tüm Yemenlilere kanıtladığını söyledi. Darbeci milislerin tüm barış girişimlerini küstah bir tavırla reddederek savaş seçeneğinin peşinden gittiğini, savaş, sabotaj ve şiddetin hakimiyet yolu olduğuna inanan sapkın bir devlete bağlılık yolunu seçtiklerini vurguladı. Husi milislerin böylece kendilerini ülkeyi suiistimal etmek, komşu ülkelere saldırmak, kurumları ve ekonomiyi baltalamak, vatandaşların haklarını ihlal etmek için kullanılan İran aracı haline getirdiklerini de söyleyen Hadi, “Bizler tüm barış girişimlerine olumlu icabet ettik, ancak maalesef kendimizi, barışı savaşa bir araç haline getiren ve emrivaki dayatan düşmanın karşısında buluyoruz. Bu küstahlık karşısında uluslararası toplumun ise çaresiz kaldığını görüyoruz” vurgusunda bulundu. Hükümetin önündeki yolun açık ve net olduğunu vurgulayan Hadi, “Yemen halkının, bedeli ne olursa olsun İran tecrübesini kabul etmeyeceği bilinmeli” ifadelerine başvurdu.
Efendiler ile köleler devrinin bir daha yaşanmamak üzere son bulduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Hadi, aylardır Marib'e kapsamlı bir askeri saldırı düzenleyen Husi milislerin dünyanın savaşı durdurma yönünde sunduğu tüm seçenekleri ellerinin tersiyle ittiklerini, çoğu çocuk binlerce Yemenliyi hiçbir vicdani ve sorumluluk duygusu olmadan ölümün kucağına attıklarını vurguladı. Arap Yarımadası'nın savunma kapısı Marib'in düşmeyeceğini, kehanet projelerinin Yemen kahramanlığına dayanamayacağını ifade eden Hadi, “Şanlı zafer geliyor” açıklamalarında bulundu.
“Tüm kirli yöntemlerle ulusal para birimini etkilemek için şiddetli bir ekonomik saldırı başlatan milisler, halkın geçim kaynağından, yardım yağmacılığından, kaçakçılık politikası ve karaborsa ticaretinden beslenen paralel bir ekonomi kuruyor” ifadelerine başvuran Cumhurbaşkanı Hadi, elinden geldiğince buna karşı koymaya çalışan hükümetin ekonomik durumu günlük olarak takip ettiğine, bu ekonomik savaşı kazanma uğruna mümkün olan her şeyi yapacağına dikkati çekti. Aynı zamanda şöyle ekledi:
“Bu da yüzleşmemiz gereken başka bir savaş; bunu tek bir para birimi, halkın desteği ve Allah’ın yardımı ile başaracağız. Bu yönde, bu milislerle savaşımıza başından itibaren tüm samimiyeti ve sadakati ile dahil olan Suudi Arabistan Krallığı'ndaki kardeşlerimizin dürüst ve samimi tutumuna sırtımızı dayıyoruz. Siyasi, askeri, insani ve ekonomik alanlarda Yemen halkına ilk desteği veren bu kardeşlerimize onları tanıyan Yemenlilerin tümü güveniyor; Suudi Arabistan’ın kararlı ve umutlu krallığının her zaman yanlarında olacağını, onlara en iyi desteği vereceğini biliyor.”
Yurtiçi veya dışındaki tüm Yemenlileri partizanlık ve bölgecilik yaparak aradaki farkları besleyip anlaşmazlığa sürüklemeye çalışan herkese karşı durmaya çağıran Cumhurbaşkanı Hadi, İran ve Husi işgaline vatanın her toprağında, Batı kıyısı, Taiz, ed-Dali, Şebve, Marib, Cevf, el-Beyda’da karşı koyanların vatanın kahraman evlatları olduğuna da dikkat çekti.
Son olarak ise “Hiç bir yolsuzluğa ve hukuka aykırı uygulamalara müsamaha göstermeyeceğiz. Milislere karşı savaşımızla meşguliyetimiz, bu zor koşullardan yolsuzluk yapmak için yararlananlarla yüzleşmemize engel olmayacaktır. Bugün kim ve nerede olurlarsa olsun bu insanların savaş meydanlarında vatanı savunan evlatlarımızı öldürenlerden hiçbir farkı yoktur” vurgusunda bulundu.



UCM: HDK, Sudan'daki “savaş suçlarını” gizlemek için toplu mezarlar açtı

UCM Genel Merkezi (AFP)
UCM Genel Merkezi (AFP)
TT

UCM: HDK, Sudan'daki “savaş suçlarını” gizlemek için toplu mezarlar açtı

UCM Genel Merkezi (AFP)
UCM Genel Merkezi (AFP)

Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcı Yardımcısı Nazhat Shameem Khan dün, Sudan'daki Hızlı Destek Kuvvetleri’ni (HDK) ‘ülkenin batısındaki Darfur bölgesinde işlenen savaş suçlarını ve insanlığa karşı suçları’ gizlemek için toplu mezarlar kazmakla’ suçladı.

Şarku'l Avsat'ın AFP'den aktardığı habere göre Khan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) verdiği brifingde, Savcılık Ofisi'nin ‘Faşir'de, özellikle ekim ayı sonlarında HDK'nın şehri kuşatmasının zirveye ulaştığı dönemde, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar işlendiği sonucuna vardığını’ söyledi.

Kendisine ABD'ye giriş vizesi verilmediğini açıklayan Khan, videolu brifinginde, Savcılık Ofisi’nin suçlamalarını ‘toplu katliamları ve toplu mezarlar kazarak suçları gizleme girişimlerine dair ses ve video materyalleri ile uydu görüntülerine’ dayandırdığını söyledi.

HDK, 2024 yılının mayıs ayında Kuzey Darfur eyaletinin yönetim şehri Faşir'e uyguladığı kuşatmayı sıkılaştırdı ve 2025 yılının ekim ayında şehrin tam kontrolünü ele geçirdi.

Fransız Haber Ajansı AFP tarafından aralık ayında analiz edilen uydu görüntüleri, 3 bin 600 metrekareyi kaplayan bir alana mezarların yayıldığını gösteriyordu.

ABD’deki Yale Üniversitesi İnsani Yardım Araştırma Laboratuvarı tarafından kasım ayı sonlarında yapılan benzer bir analiz, taşınmış, gömülmüş veya yakılmış ‘insan kalıntılarına benzeyen nesnelerden oluşan yığınlar’ tespit etti.

Faşir savaşından sağ kurtulanlar, sivillerin şehirden kaçarken hedef alındığını, hatta yargısız infazlara ve cinsel şiddete maruz kaldıklarını bildirdi.

Darfurluların ‘toplu işkenceye’ uğradığı uyarısında bulunan Khan, “Faşir’in düşüşü, Arap olmayan toplulukları en derin acılara maruz bırakmak için sistematik ve planlı bir kampanyayla birlikte gerçekleşti” değerlendirmesinde bulundu.

Savcı Yardımcısı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Araştırmalarımıza göre tecavüz dahil cinsel şiddet, Darfur'da bir savaş aracı olarak kullanılıyor ve yavaş yavaş ortaya çıkan tablo, toplu infazlar ve zulümler dahil olmak üzere büyük çaplı organize suçların korkunç bir görüntüsüdür.”

Bu suçların geniş bir coğrafyayı kapsadığını ve Faşir ile sınırlı olmadığını vurgulayan Khan, ‘2023 yılında El-Cenine'de işlenen zulümlerin 2025 yılında Faşir'de tekrarlandığını ve bu suçların Darfur'daki bir bölgeden diğerine aktarıldığını’ gösteren kanıtlardan bahsetti.

Savcı Yardımcısı, bu suçların ‘mevcut çatışma ve cezasızlık sona erene kadar’ devam edeceği konusunda uyarıda bulundu.

Birleşmiş Milletler (BM) uzmanları, HDK’nın Batı Darfur'un El-Cenine kentinde çoğu Masalit kabilesinden olmak üzere 10 bin ila 15 bin kişiyi öldürdüğünü tahmin ediyor.

Khan, Sudanlı yetkililere, UCM’nin tutuklama emri çıkardığı kişileri, özellikle de eski Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir döneminde iktidar partisinin lideri olan Ahmed Harun'u teslim etmeleri çağrısını yineledi.

Savcı Yardımcısı, Harun'un teslim edilmesini öncelikli bir konu olarak görüyor. Çünkü Harun, 2000’li yılların başlarında Darfur'da ve 2011 yılında Güney Kordofan'da yetkililerin isyanı bastırma sürecinde işlediği cinayet, tecavüz ve işkence dahil olmak üzere onlarca insanlığa karşı suç ve savaş suçu ile suçlanıyor. Harun ise hakkındaki bu suçlamaları reddediyor.


Lübnan ordus komutanı, şubat ayı başlarında kritik bir ziyaret için Washington'a gidiyor

Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)
Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)
TT

Lübnan ordus komutanı, şubat ayı başlarında kritik bir ziyaret için Washington'a gidiyor

Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)
Lübnan Ordu Komutanı General Rudolph Heykel, askeri personel eşliğinde (Ordu Komutanlığı)

Lübnan Ordusu Komutanı General Rudolph Heykel, önümüzdeki ayın başlarında Washington'a yapacağı resmi ziyaret için hazırlık yapıyor. Bu ziyaret hem siyasi hem de askeri düzeyde çok önemli bir olay. Ziyaret, Lübnan Ordusu'nu desteklemeye adanmış ve 5 Mart'ta yapılması planlanan Paris Konferansı öncesinde kritik bir döneme denk geliyor.

Bu arada, artan gerilimler ve güneydeki devam eden İsrail hava saldırıları nedeniyle Lübnan ordusu güney sınır boyunca yüksek alarma geçirildi. Yerel kaynaklar Şarku'l Avsat'a şunları söyledi: "Lübnan ordusu Adaysseh kasabasının güneyinde yeni bir mevzi kurarken, İsrail ordusu sınır duvarının dışına bir Merkava tankı yerleştirerek, Lübnan askerlerini geri çekilmeye zorlamak amacıyla toplarını onlara çevirerek doğrudan bir provokasyonda bulundu. Ancak Lübnan ordusu geri çekilmeyi reddetti ve bölgedeki mevzisini kurmaya devam etti."


Irak İçişleri Bakanı: Suriye'de olup bitenleri yakından takip ediyoruz ve Suriye ile olan sınırımız en yoğun şekilde tahkim edilmiş sınır

Irak'taki el-Kaim ile Suriye'deki el-Bukamal arasındaki sınır geçişinin Irak tarafı (AFP)
Irak'taki el-Kaim ile Suriye'deki el-Bukamal arasındaki sınır geçişinin Irak tarafı (AFP)
TT

Irak İçişleri Bakanı: Suriye'de olup bitenleri yakından takip ediyoruz ve Suriye ile olan sınırımız en yoğun şekilde tahkim edilmiş sınır

Irak'taki el-Kaim ile Suriye'deki el-Bukamal arasındaki sınır geçişinin Irak tarafı (AFP)
Irak'taki el-Kaim ile Suriye'deki el-Bukamal arasındaki sınır geçişinin Irak tarafı (AFP)

Irak İçişleri Bakanı Abdülemir el-Şemmari dün yaptığı açıklamada, Irak'ın Suriye'deki gelişmeleri günlük olarak takip ettiğini ve özellikle Suriye ile olan uluslararası sınırları boyunca tahkimatlar kurulduğunu söyledi.

Irak Haber Ajansı, el-Şemmari'nin şu sözlerini aktardı: "Tüm Irak sınırları güvenli... ve Suriye ile olan sınırımız en güvenli ve tahkim edilmiş olanıdır."

Irak ordusuna ait, Suriye ile 600 kilometrelik sınırda bulunan bir gözlem kulesi (AFP)Irak ordusuna ait, Suriye ile 600 kilometrelik sınırda bulunan bir gözlem kulesi (AFP)

Bakan açıklamasında, tahkimat çalışmalarının sınır boyunca 620 kilometre uzunluğunda bir hendek kazılmasını ve sınır noktalarına gece gündüz çalışan termal kameraların yerleştirilmesini içerdiğini belirtti.

Sınırda konuşlandırılan birliklerin yeterli olduğunu, hepsinin gerekli teçhizat ve personelle donatıldığını ve herhangi bir acil durumda müdahale etmeye hazır yedek birliklerin bulunduğunu da belirten yetkili, "Irak sınırına yaklaşan herkesin ateşle karşılanacağı" uyarısında bulundu.