Diriye’nin Jax Mahallesi modayı kucaklıyor

Heya dergisi tarafından başlatılan etkinlikte kültür, sanat ve yaratıcılık alanlarından uzman isimlerle buluşmalar gerçekleşecek.

Diriye’nin Jax Mmahallesi’nde düzenlenen Hey Hub, birbirinden farklı sanat ve kültür etkinliklerine sahne olacak.
Diriye’nin Jax Mmahallesi’nde düzenlenen Hey Hub, birbirinden farklı sanat ve kültür etkinliklerine sahne olacak.
TT

Diriye’nin Jax Mahallesi modayı kucaklıyor

Diriye’nin Jax Mmahallesi’nde düzenlenen Hey Hub, birbirinden farklı sanat ve kültür etkinliklerine sahne olacak.
Diriye’nin Jax Mmahallesi’nde düzenlenen Hey Hub, birbirinden farklı sanat ve kültür etkinliklerine sahne olacak.

Heya dergisi, 5-20 Aralık tarihleri ​​arasında Diriye’nin Jax Mahallesi’nde sanat, kültür, yaratıcılık, moda ve güzellik alanlarında uzmanlaşmış isimlerle buluşmalar gerçekleştirilecek "Hey Hub" etkinliğinin lansmanını yaptı.
Etkinlikte, Swarovski kristalleriyle kaplı çadır ve kristallerle parıldayan çöl manzarasına sahip, hayal gücüne dokunan yaratıcı bir mekanda sanatçı Sarah Shakeel'in Oasis adlı sergisi farklı bir sanatsal deneyim yaşatılıyor. Gerçekliği ve hayal gücünü harmanlayarak ünlü sanatçının yaratıcılığını somutlaştıran sanat eserleri sergileniyor.
Etkinlikler arasında ayrıca Valentino’dan The Party koleksiyonunun yıl sonu etkinlikleri sezonuna hazırlık olarak, hayata dönüşün kutlandığı Valentine sergisi de yer alıyor. Son derece şık ve seçkin eğlence ve partiler birbirinden şık ziyaretçilerle doluyor. 
Etkinlik  kapsamındaki diyaloglar ve oturumlar, Hey Hub adlı panelde yapılacak. Moda, güzellik ve yaratıcılık da dahil çeşitli alanlarda Arap kadınları için ilham kaynağı olan Hey Hub’ın etkinliğinde ilham verici hikayeler anlatılacak. Önemli konuları gündeme getiren diyaloglar ve tartışmalar ile yaratıcı bir atmosfer sağlanacak. Panellerde, Threads Styling Tasami ve 500 Startups Mena gibi büyük kuruluşların CEO'ları da dahil olmak üzere moda, kültür ve sanat alanlarının önde gelen kadın isimleri ağırlanacak. Önde gelen katılımcılar arasında, iş dünyasında sürdürülebilirliği takip etmek ve toplulukları güçlendirmek gibi başlıklarda önemli değişikliklere imza atan model Candice Swanepoel, katılımcılarla bir araya gelecek.
Hey Hub’ın konukları ve ziyaretçileri, uluslararası markalarla ortaklaşa sunulan en yeni koleksiyonları keşfetmek için de özel bir fırsata sahip olacaklar. Ayrıca uluslararası çapta yıldızlarla çalışan uluslararası moda koordinatörü Danny Michel gibi tasarımın en önemli uzmanlarıyla özel eğitim oturumlarına ve özel atölye çalışmalarına katılma fırsatı sunulacak. Özel bir de eğitim oturumu verilecek. Suudi tasarım evi Karmuz da Suudi Arabistan yerel yeteneklerinin önde gelen ürünlerini sergileyen Hey Hub’a katılacak.
Heya dergisinin Genel Yayın Yönetmeni Mai Bedr, yaratıcılığı, sanatı ve kültürü destekleme ve bu değerlerin güçlendirilmiş kadınlar için temsil ettiği değerlere dikkat çektiği açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Mirasımızı ve sorumluluğumuzu gururla taşıyoruz. Hey Hub aracılığıyla bölgedeki kadınları güçlendirmek ve onlara ilham vermek, başarı hikayelerini gözler önüne sermek için iddialı hedefler oluşturmada benzersiz bir platform sağlıyoruz.”



Çığır açıcı keşif salgın riski altındaki ağaçları kurtarma şansı sunuyor

Dr. Elizabeth Orton, embriyo çıkarma yöntemiyle çoğaltılmış ağaçların yanında (Phil Robinson)
Dr. Elizabeth Orton, embriyo çıkarma yöntemiyle çoğaltılmış ağaçların yanında (Phil Robinson)
TT

Çığır açıcı keşif salgın riski altındaki ağaçları kurtarma şansı sunuyor

Dr. Elizabeth Orton, embriyo çıkarma yöntemiyle çoğaltılmış ağaçların yanında (Phil Robinson)
Dr. Elizabeth Orton, embriyo çıkarma yöntemiyle çoğaltılmış ağaçların yanında (Phil Robinson)

Bilim insanlarının hastalığa dirençli dişbudak ağaçları yetiştirmek için hızlı bir yöntem geliştirmesiyle, Avrupa genelinde yayılarak Britanya'nın ekolojik açıdan en önemli ağaçlarından bazılarını etkileyen salgın sona erebilir.

Dişbudak ağaçlarında su taşınmasını engelleyen bir mantar türü olan Hymenoscyphus fraxineus, Britanya'da ilk kez 2012'de tespit edilmişti. Woodland Trust, bunun sonucunda Birleşik Krallık'ın dişbudak ağaçlarının yüzde 80'ini kaybedebileceğini tahmin ediyor ve bu da mevcut durumu modern zamanların en şiddetli salgınlarından biri haline getiriyor.

Kaybın büyüklüğüne rağmen küçük bir dişbudak popülasyonu hâlâ varlığını sürdürürken, bilim insanları daha dayanıklı tohumlar yetiştirmeye çalışıyor.

Norwich'teki John Innes Merkezi'nden araştırmacılar, hastalığa dirençli dişbudak yetiştirmenin hızlı bir yöntemini geliştirdi. Bu, doğada 6 yıla varabilen bir sürecin laboratuvarda artık sadece bir hafta kadar sürdüğü anlamına geliyor.

Hızlı tohum çimlendirme yöntemiyle deney ve araştırmalarda şimdiden 2 binden fazla fide üretildi.

Uluslararası araştırma camiasının memnuniyetle karşıladığı yöntem, bazı uyarlamaların ardından arazi sahipleri, doğa koruma gönüllüleri ve bahçecilik meraklıları tarafından da benimsenebilir.

John Innes Merkezi araştırmacısı ve çalışmanın başyazarı Dr. Elizabeth Orton "Dişbudak tohumlarının doğada çimlenmesi genellikle iki ila üç yıl sürer ancak biz bunu laboratuvarda yaklaşık bir haftaya indirdik" diyor.

Deneyler, tohum bahçemiz veya doğaya dikmek için yüzlerce fideyi hızla ürettik.

Dr. Orton "Hem diğer araştırmacılardan hem de dişbudak popülasyonlarının geri kazanılmasına yardımcı olmak isteyen paydaşlardan büyük ilgi gördük" diye ekliyor.

Bir sonraki adımlarımızdan biri, insanların bunu evde uygulayabilmesi için mutfak tipi bir yöntem geliştirmek. Bu süreçte tohumları işlemek için ev tipi çamaşır suyu ve agar gibi internetten satın alınabilen maddeler kullanılacak.

Scandinavian Journal of Forest Research'te yayımlanan çalışmada açıklanan yöntem, bıçak ve cımbız kullanılarak tohum kabuğundan embriyonun dikkatlice çıkarılmasını ve bu yavaş gelişen bitkiye destek olmak için agar besin jeli üzerine yerleştirilmesini içeriyor.

Bu süreç, normalde sıcak ve soğuk koşulları içeren döngüleri gerektiren tohumun doğal uyku dönemini atlıyor.

Yaklaşık iki hafta içinde fideler komposta aktarılmaya hazır hale geliyor; serada 10 ay geçirdikten sonra ise açık havaya dikilebiliyor.

Dr. Orton "İklim değişikliği, haşere ve patojenlerin daha önce elverişsiz olan bölgelere yerleşmesini mümkün kılıyor ve enfekte olmuş kereste ve hortikültür malzemelerinin taşınması, dişbudak gibi kilit türleri korumak için zamana karşı yarıştığımız anlamına geliyor" diye ekliyor.

Bu model sayesinde sadece dişbudaklarda değil, karaağaç gibi diğer türlerde de doğal direnci çok daha hızlı bir şekilde geri kazanabiliriz.

Independent Türkçe


Sydney Sweeney, merakla beklenen devam filminden çıkarıldı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters
TT

Sydney Sweeney, merakla beklenen devam filminden çıkarıldı

Fotoğraf: Reuters
Fotoğraf: Reuters

Yeni bir habere göre Sydney Sweeney'nin Şeytan Marka Giyer 2'deki (The Devil Wears Prada 2) kısa rolü filmden çıkarıldı.

28 yaşındaki oyuncu, geçen yıl Emily Blunt'la birlikte, merakla beklenen devam filminin başında yer alması planlanan bir sahne çekmişti.

Ancak Entertainment Weekly (EW) salı günü, sahnenin "yaratıcıkla ilgili bir karar" sonucu filmden çıkarıldığını bildirdi.

Filmde, Anne Hathaway, Meryl Streep ve Stanley Tucci'nin canlandırdığı eski Runway dergisi çalışanlarından oluşan üçlü, moda dergisini kurtarmak için Blunt'ın (artık Dior'da çalışıyor) oynadığı karakterden yardım istemeye gidiyor. İş yerine vardıklarında, Blunt'ın karakterinin, Sweeney'nin kendisini oynadığı üç dakikalık sahnede, ünlü bir müşteriyi giydirdiğini görüyorlar.

Disney ve Sweeney'nin temsilcileri The Independent'ın yorum talebine yanıt vermedi.

EW, sahnenin filmin son versiyonundaki sekansla yapısal olarak uyuşmadığını ancak film ekibinin Euphoria oyuncusunun çekimlere katılmasından minnettar olduğunu bildirdi.

Sweeney'nin kameosu projeye dahil edilmese de filmde yer alması beklenen bir diğer ünlü isimse Today Show yıldızı Jenna Bush Hager. Bu bilgi, ayın başlarında sunucu arkadaşı Craig Melvin tarafından canlı yayında ağzından kaçırılmıştı.

Pop ikonu Lady Gaga da geçen ekimde devam filminin setinde görüldü, bu da onun da filmde sürpriz bir rol alabileceğini gösteriyor.

Şeytan Marka Giyer 2, eleştirmenlerden büyük beğeni toplayan ilk filmden 20 yıl sonra geliyor. İlk film, üniversiteden yeni mezun Andy Sachs'in (Hathaway), şeytani moda editörü Miranda Priestly'nin (Streep) kişisel asistanı olarak işe girmesini konu alıyordu.

Seriye yeni katılanlar arasında Kenneth Branagh, Lucy Liu ve Bridgerton yıldızı Simone Ashley yer alıyor.

dsfevbr
Meryl Streep ve Anne Hathaway, Şeytan Marka Giyer 2'de (20th Century Studios)

İlk film, daha önce Vogue editörü Anna Wintour'un asistanlığını yapan Lauren Weisberger'in aynı adlı romanından uyarlanmıştı.

İronik bir şekilde, ilk film çıktıktan sonra Wintour ve Streep arkadaş olmuş ve hatta 6. dereceden kuzen olduklarını öğrenmişlerdi.

Devam filmi için heyecan artarken, bazı hayranlar fragmanda ilk filmden bir mimin gösterilmesinin ardından endişelerini dile getirdi. Çünkü bu mim, filmin geçtiği evrende var olamazdı.

Ve bu ay hayranlar, fragmanda bir sahnenin arka planında Hathaway'i telefonla kaydeden bir izleyicinin gösterilmesiyle ilgili bir kurgu hatasına dikkat çekmişti.

Şeytan Marka Giyer 2, 1 Mayıs'ta sinemalarda gösterime giriyor.

Independent Türkçe


Yeni burun spreyi sadece iki dozda beyin yaşlanmasını yavaşlatıyor

Araştırmacılar, beyin yaşlanmasını hedefleyen yenilikçi bir burun spreyi geliştirdi (Texas A&M Üniversitesi)
Araştırmacılar, beyin yaşlanmasını hedefleyen yenilikçi bir burun spreyi geliştirdi (Texas A&M Üniversitesi)
TT

Yeni burun spreyi sadece iki dozda beyin yaşlanmasını yavaşlatıyor

Araştırmacılar, beyin yaşlanmasını hedefleyen yenilikçi bir burun spreyi geliştirdi (Texas A&M Üniversitesi)
Araştırmacılar, beyin yaşlanmasını hedefleyen yenilikçi bir burun spreyi geliştirdi (Texas A&M Üniversitesi)

Yeni bir araştırmaya göre bilim insanları, sadece iki dozda beyin iltihabını ciddi derecede azaltarak hafızayı geri kazandırabilen ve etkileri aylarca süren yeni bir burun spreyi geliştirdi.

Son zamanlarda giderek artan sayıda araştırma, kişinin yaşlandıkça deneyimlediği beyin sisinin, beynin hafıza merkezinin derinliklerinde meydana gelen bir iltihap dalgasıyla bağlantılı olduğuna işaret ediyor. Bilim insanlarının "nöroinflammasyon" adını verdiği bu durumun, yaşlanmanın kaçınılmaz bir bedeli olduğu düşünülüyor.

Ancak fareler üzerinde yapılan yeni bir araştırma, beyin yaşlanmasının ve beyin sisinin temelindeki bu iltihabın, aslında basit bir burun spreyiyle tersine çevrilebileceğini öne sürüyor.

Texas A&M Üniversitesi'nden araştırmacılar, bu spreyin Alzheimer hastalığı gibi rahatsızlıkların tedavilerinin geleceğini yeniden şekillendirebileceğini ve hatta beyin yaşlanması hakkında bilinenleri bile değiştirebileceğini söylüyor.

Journal of Extracellular Vesicles'ta yayımlanan çalışmanın başyazarı Ashok Shetty, "Bu tedaviyi geliştirip ölçeklendirdikçe bir gün iki dozluk basit bir burun spreyi invaziv, riskli prosedürlerin veya aylarca süren ilaç tedavilerinin bile yerini alabilir" diyor.

Dünya nüfusunun yaşlanmasıyla birlikte gelecek 40 yıl içinde dünyanın çeşitli bölgelerindeki demans vakalarının iki katından fazla artacağı öngörülürken, bu durum hastalığın riskini ve şiddetini azaltmaya yönelik politika ve müdahalelere dair acil bir ihtiyaç doğuruyor.

 Dr. Shetty "Yaklaşımımız, yaşlanmanın anlamını yeniden tanımlıyor" ifadelerini kullanıyor.

Amacımız, başarılı bir beyin yaşlanmasını sağlamak: insanların aktif, zinde ve çevresine bağlı kalmasını sağlamak. Sadece daha uzun değil, daha akıllı ve sağlıklı yaşamı hedefliyoruz.

Araştırmacılar, burun spreyinin her iki cinsiyette de eşit derecede etki gösterdiğini ve bir gün, felç geçirmiş kişilerin kaybettiği beyin fonksiyonlarını yeniden kazanmalarına bile yardımcı olabileceğini söylüyor.

dvdfefe
Araştırmanın başyazarı Ashok Shetty, laboratuvarında (Texas A&M Üniversitesi)

Sprey, aktif bileşenler olan mikroRNA'lar adlı güçlü genetik yükü taşımak için birer taşıyıcı görevi gören, hücre dışı veziküller (extracellular vesicles / EV) diye bilinen milyonlarca mikroskobik biyolojik paketler içeriyor.

Çalışmanın ortak yazarı Madhu Leelavathi Narayana "MikroRNA'lar ana düzenleyiciler gibi davranır. Beyindeki birçok gen ve sinyal yolunu ayarlamaya ve düzenlemeye yardımcı olurlar" diye açıklıyor.

EV'lerin yardımıyla mikroRNA'lar beynin koruyucu kalkanını atlatarak doğrudan beyin dokusuna ulaşıp burada emiliyor.

Çalışmanın bir diğer yazarı Maheedhar Kodali "Uygulama yöntemi, yaklaşımımızın en heyecan verici yönlerinden biri. Burun içinden uygulama, invaziv işlemler olmadan beyne doğrudan ulaşıp onu tedavi etmemizi sağlıyor" diyor.

mikroRNA'lar beyne ulaştıklarında, yaşlanan beyinlerdeki kronik iltihabı tetiklediği bilinen NLRP3 ve cGAS–STING gibi protein sistemlerini baskılıyor.

Bilim insanları tedavinin, beyin nöronlarının içindeki hücre enerji santralleri olan mitokondriyi de şarj ettiğini belirtiyor.

Dr. Narayana, "Oksidatif stresi azaltarak ve beynin mitokondrisini yeniden aktive ederek nöronlara eski enerjilerini geri veriyoruz" diye açıklıyor.

Burun spreyiyle tedavi edilen fareler, sadece tanıdık nesneleri tanımada değil, aynı zamanda yeni nesneleri ve çevrelerindeki değişiklikleri algılamada da dikkate değer gelişmeler sergiledi.

Dr. Shetty, "Beynin kendi onarım sistemlerinin devreye girerek iltihabı iyileştirdiğini ve kendini yenilediğini görüyoruz" ifadelerini kullanıyor.

Burun spreyi için halihazırda ABD'de patent başvurusu yapıldığını söyleyen araştırmacılar, bunun beyin yaşlanması tedavilerinde çığır açmasını umuyor.

Independent Türkçe