Emniyette taşlar yerinden oynayacak...Çıkarılacağı iddia edilen yönetmelikle bir polis mesleği boyunca dört tayin görecek

Emniyet teşkilatının mevcudu 330 bine yakın / Fotoğraf: AA
Emniyet teşkilatının mevcudu 330 bine yakın / Fotoğraf: AA
TT

Emniyette taşlar yerinden oynayacak...Çıkarılacağı iddia edilen yönetmelikle bir polis mesleği boyunca dört tayin görecek

Emniyet teşkilatının mevcudu 330 bine yakın / Fotoğraf: AA
Emniyet teşkilatının mevcudu 330 bine yakın / Fotoğraf: AA

Emniyet teşkilatı, 2021 yılını heyecanlı bir bekleyişle bitiriyor.
Nedeni de 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu Personel Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nde yapıldığı iddia edilen değişiklik.
Emniyet Genel Müdürlüğü Personel Daire Başkanlığı bünyesinde hazırlanan ancak son aşamada İçişleri Bakanı'nın imzasıyla yürürlüğe girmesi beklenen yeni atama ve yer değiştirme yönetmeliği bir dizi değişiklikler getirecek.
Emniyet teşkilatında halen devam eden uygulamaya göre ilk görev yerlerinde 6 ile 10 yıl değişen sürelerle çalıştıktan sonra Sivas ve doğusunu kapsayan şark görevine çıkan polisler sonra yine Sivas'ın batısındaki bölgelerden birinde yer alan bir ile tayin oluyor ve çoğunlukla mesleklerini buralarda tamamlıyordu.
Geçen yıllarda yapılan düzenleme ile rütbelilere ikinci şark görevi getirilmişti.

Sosyal medyada yer alan ve yönetmeliğe ait olduğu iddia edilen görselde illerdeki mevcut görev süreleri ile yeni düzenlemede ne kadar süre önerildiği belirtiliyor / Görsel: Twitter
"Tayin sürelerinde değişikliğe gidilecek" iddiası
Sosyal medyada yer alan bir paylaşıma göre çıkarılacak yeni yönetmelikte bu konuda değişikliğe gidildiği görülüyor.
Türkiye'nin şark illeri ve batı bölgesi yerine dörde ayrıldığı görülüyor. 5 büyük şehirde görev süresi 10'dan 8'e düşüyor.
Buna göre ilk grupta genellikle büyükşehirlerin olduğu 25 il bulunuyor.
Bunlar arasında olan İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Adana'da halen 10 yıl olan görev süresinin 8 yıla indirilmesi öneriliyor.
İkinci grupta ise 32 il bulunuyor. Genellikle Sivas'ın batısında yer alan daha küçük şehirlerden oluşuyor.
6 veya 8 yıl süreyle görev yapılan bu illerde sürelerin 5 veya 4 yıla düşürülmesi isteniyor.
Diğer iki bölge halen şark yerleri sayılan Sivas ve doğusundaki alanın ikiye ayrılmasından oluşuyor.
Erzincan, Erzurum, Artvin gibi illerin de yer aldığı genellikle 4 ile 5 yıl olan görev sürelerinin çoğunlukla aynı kalması teklif ediliyor.
Dördüncü grup ise genellikle doğudaki "sınır" veya "terör" olaylarının daha sık yaşandığı illerden oluşuyor.
Çoğunlukla 4, 5 ve 2 yıl olan sürelerinden korunan da düşürülen de var. 

Faruk Sezer / Fotoğraf: Independent Türkçe
"Neredeyse üç beş yılda bir tayin göreceksin"
Emniyet-Sen Genel Başkanı Faruk Sezer'in iddiasına göre 2022 Ocak'ında hayata geçirilecek düzenleme nedeniyle polis tedirgin.
Sezer, şu an emniyetteki tayinlerde 2 bölge olduğunu yapılacak düzenleme ile bunun dörde çıkarılacağını söyledi.
Polislerin 4 bölgenin tamamında görev yapmak zorunda kalacaklarını ifade eden Sezer, "Bu düzenlemeyle neredeyse 3 - 5 yılda bir tayin görecek. Mevcut düzenlemede polisler şarktan sonra genellikle nüfusa kayıtlı oldukları veya ona yakın illere gelerek emekli olana kadar görevlerini burada sürdürür, bir nevi yerleşik yaşama geçerdi. Şimdi bu İstanbul, İzmir ve Ankara ile sınırlandırılıyor. Önceden eşinin nüfusa kayıtlı olduğu yerde çalışabiliyorlardı bu da kalkacak. Emniyette ezilen kesim daha da ezilecek" diye konuştu.

Emniyet Genel Müdürlüğü'nde hazırlanan yönetmeliğin önümüzdeki ocak ayında çıkabileceği iddia ediliyor / Fotoğraf: AA
"Adaptasyon sorunları yaşayacaklar, çocuklarının eğitim hayatı etkilenecek"
Emniyet teşkilatının zaten tayini çok olan bir meslek grubu olduğunu aktaran Sezer, şöyle devam etti:
"Bu düzenlemeyle 'polisler yerinde oturmasın' deniliyor. İntiharların en önemli nedeni bu insanların sosyal hayatlarının bitirilmesi ve normal hayattan koparılmalarından kaynaklanıyor. Şimdi bu insanlar sürekli dolaştırılacak. Tam bir yere adapte olurken onun hayatını değiştirilecek. Çocuğu bir yerde okula giderken oradaki eğitiminden kopacak."

"Genç polislerden çok sayıda endişe içeren mesaj aldım"
Beklenen düzenlemeye dair görevdeki genç polislerden çok sayıda endişe içeren mesaj aldığını dile getiren Sezer, "Özellikle evlenme ve aile düzeni kurma konusunda sıkıntı yaşayacaklarından endişe ediyor genç polisler. Hadi gençlerin önünde yıllar olduğu için bir şekilde planlama yapabilir. Asıl sorunu 40 yaş üstündeki polisler yaşayacak. Çocuğu diyelim ki bir okula başlamış bir anda düzeni bozulacak" ifadelerini kullardı. 

Erdinç Emecan / Fotoğraf: Independent Türkçe
"Atalarımız üç taşınma bir yangına bedeldir demiş"
Emekli polis memuru Erdinç Emecan ise son süreci de yakından takip ettiğini ve bunun yıllardır böyle bir çalışmanın planlandığını kaydetti.
Planlanan düzenlemeye soğuk baktığını söyleyen Emecan, "Atalarımız 'üç taşınma bir yangına bedeldir' demiştir. Bu düzenleme ile meslektaşlarımız defalarca taşınmak zorunda kalacak. Bu onların ve ailelerinin ruhsal yapılarını etkilediği gibi her seferinde yeni bir adaptasyon sürecine sokacak. Çocuklarının eğitim hayatını, çalışan eşlerinin mesleklerini etkileyecek" değerlendirmesinde bulundu. 

Emecan'a göre tayin olan kişi sayısının artması devlete yük getirecek / Fotoğraf: AA
"Her yıl 80-90 bin polisin yeri değişebilir"
Emecan, tayin sayısının artmasının devlete de bir yük getireceği halihazırda tayinler için memurlara rütbelerine göre harcırah (1000 kilometre mesafede 8 bin lira civarı) verildiğini hatırlatarak, "380 bin kişiye uluşan emniyet ordusunda bu düzenleme ile her yıl belki 80-90 bin kişinin yeri değişecek. Devlette çalışan eşleri varsa onlarda tayin isteyecek. Bu devlet içinde bir külfete dönüşecek" dedi.

Yeni düzenlemede İstanbul'daki görev süresi sekiz yıl olacak / Fotoğraf: AA
"Polislerin, vatandaşla 'ahbap-çavuş' ilişkisine girmeleri istenmiyor"
"Peki neden böyle bir düzenlemeye gidiliyor?" sorusuna Emecan'ın cevabı şu oldu: 
"Nedenlerden biri olarak vatandaşlarla girilen 'ahbap-çavuş' ilişkilerinin önlenmesi olduğunu düşünüyorum. Polisler vatandaşla çok samimi olunca performansları düşer. Bir yerde uzun süre görev yapınca ister istemez orada yaşayan insanlarla, esnaflarla hatta suç işleme potansiyeli olan kişilerle dahi küçük de olsa dostluklar oluşabiliyor. Emniyet teşkilatının polislerin vatandaşla çok haşır neşir olmamasını ve ilişkilerde daha ciddiyet istediğini düşünüyorum."   
Bu arada konuyla ilgili bilgi almak üzere aradığımız Emniyet Genel Müdürlüğü yetkililerinden haberin yazım süresinde dönüş olmadı.
Independent Türkçe



İran, Amerika Birleşik Devletleri ile yaşanan gerilimleri gidermek için "farklı diplomatik yollar" değerlendiriyor

İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi (İran Haber Ajansı)
İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi (İran Haber Ajansı)
TT

İran, Amerika Birleşik Devletleri ile yaşanan gerilimleri gidermek için "farklı diplomatik yollar" değerlendiriyor

İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi (İran Haber Ajansı)
İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi (İran Haber Ajansı)

İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü İsmail Bekayi bugün yaptığı açıklamada, Tahran'ın ABD ile yaşanan gerilimleri gidermek için çeşitli diplomatik yolların ayrıntılarını incelediğini ve İran'ın önümüzdeki günlerde sonuçlara ulaşmayı umduğunu söyledi.

İran sözcüsü, Çin ve Rusya ile ortak tatbikatlara ilişkin liderliğin kararlarında hiçbir kusur olmadığını ifade etti... Bekayi, Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan'ın yaptığı temasların "devlet başkanları ve Dışişleri Bakanı'nın temaslarıyla en üst düzeyde" olduğunu ve tamamlanan ziyaretlerin "İran diplomasisinin ulusal çıkarları koruma çabalarının devamı" olduğunu vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, İran'a yönelik herhangi bir saldırının bölgesel savaşa yol açabileceği uyarısında bulunan Yüksek Lider Ali Hamaney'in ardından İran'la bir anlaşmaya varmayı umduğunu söyledi.

Trump, Florida'daki Mar-a-Lago tatil beldesinde gazetecilere yaptığı açıklamada, Hamaney'in uyarısını önemsizleştirerek, "Elbette bunu söyleyecektir," dedi ve "Bir anlaşmaya varmayı umuyoruz ve eğer varamazsak, haklı olup olmadığını göreceğiz" ifadelerini kullandı.

Axios internet sitesi, Trump yönetiminin İran'a çeşitli kanallar aracılığıyla bir anlaşma müzakeresi için görüşmeye açık olduğunu bildirdiğini aktardı. Bilgili kaynaklar, Türkiye, Mısır ve Katar'ın, gerginliğin artmasını önlemeyi amaçlayan diplomatik çabaların bir parçası olarak, Beyaz Saray temsilcisi Steve Witkoff ile üst düzey İranlı yetkililer arasında önümüzdeki günlerde Ankara'da olası bir görüşme ayarlamak için çalıştığını söyledi.

Beyaz Saray yetkilileri, Trump'ın İran'a yönelik saldırı konusunda nihai bir karar vermediğini ve diplomatik yola açık olduğunu doğrulayarak, müzakerelerden bahsetmesinin "bir manevra olmadığını" vurguladı.

Tahran, AB büyükelçilerini çağırdı

Şarku'l Avsat'ın AP'den aktardığına göre İran bu bağlamda, Avrupa Birliği'nin İran Devrim Muhafızları Ordusu'nu terör örgütü olarak ilan etmesini protesto etmek amacıyla, kendisine akredite olan tüm AB üye devletlerinin büyükelçilerini çağırdığını açıkladı.

İran, dün Avrupa Birliği'ne karşı söylemini sertleştirdi. Parlamento Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, Avrupa Birliği'nin İran Devrim Muhafızları Ordusu'nu terör örgütleri listesine almasına karşılık olarak AB ordularını "terör grupları" ilan etti. Bu karar Avrupa'da güçlü bir şekilde reddedildi.

Avrupa Birliği dışişleri bakanları, İran Devrim Muhafızları Ordusu'nun tamamını terör örgütü olarak ilan etti. Bu hamle, İranlı üst düzey yetkililerden öfkeli tepkilerle karşılandı. Avrupa'dan gelen doğrudan bir yanıt olarak, Almanya Dışişleri Bakanı Johannes Wadephul, İran'ın Avrupa ordularını "terör grupları" olarak nitelendirmesini reddederek, bunun "asılsız ve propagandist bir iddia" olduğunu ifade etti.


Trump: İran ile bir anlaşma yapılmasını umuyoruz... Hamaney'in haklı olup olmadığını göreceğiz

Yetkililerin ‘casus yuvası’ olarak adlandırdığı Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’nin dış duvarlarında kan lekeli bir müzakere masasını tasvir eden duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)
Yetkililerin ‘casus yuvası’ olarak adlandırdığı Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’nin dış duvarlarında kan lekeli bir müzakere masasını tasvir eden duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)
TT

Trump: İran ile bir anlaşma yapılmasını umuyoruz... Hamaney'in haklı olup olmadığını göreceğiz

Yetkililerin ‘casus yuvası’ olarak adlandırdığı Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’nin dış duvarlarında kan lekeli bir müzakere masasını tasvir eden duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)
Yetkililerin ‘casus yuvası’ olarak adlandırdığı Tahran'daki ABD Büyükelçiliği’nin dış duvarlarında kan lekeli bir müzakere masasını tasvir eden duvar resminin önünden geçen bir adam (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, İran’la bir anlaşmaya varmayı umduğunu söyledi. Trump’ın bu açıklaması, İran Dini Lideri Ali Hamaney’in, İslam Cumhuriyeti’ne yönelik herhangi bir saldırının bölgesel bir savaşı tetikleyebileceği yönündeki uyarısının ardından geldi.

Hamaney’in uyarılarını küçümseyen Trump, Florida eyaletinde bulunan Mar-a-Lago’daki malikanesinden gazetecilere yaptığı değerlendirmede, “Elbette bunu söyleyecek” dedi. Trump, “Bir anlaşmaya varmayı umuyoruz. Eğer bu gerçekleşmezse, o zaman haklı olup olmadığını görürüz” ifadelerini kullandı.

Jeopolitik gerilimin arttığı bir dönemde, ABD ile İran arasındaki stratejik çekişme giderek derinleşiyor. Taraflar karşılıklı tehditler ve diplomatik mesajlar verirken, bu durum karmaşık bir ‘psikolojik söz savaşı’ görünümü kazanıyor. Sürecin ya bölgesel bir savaşa ya da tarihi bir müzakere sürecine evrilmesi ihtimali bulunuyor.

Hamaney’in, ABD’nin İran topraklarına yönelik herhangi bir saldırısının bölgesel bir savaşı ateşleyeceği yönündeki uyarısı, Trump’ın Tahran’la ‘ciddi’ bir diyalogdan söz etmeye başlaması ve müzakerelerin İran’ın nükleer silah edinmesini engelleyecek bir anlaşmayla sonuçlanacağına dair umut dile getirmesiyle aynı döneme denk geldi.

Öte yandan, tansiyonun düşürülmesi amacıyla Türkiye’nin olası arabuluculuğu da gündeme geliyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın öncülüğünde Ankara, İran’la ekonomik ilişkileri ve ABD ile stratejik bağlarını kullanarak kendisini potansiyel bir arabulucu olarak konumlandırıyor.

Axios internet sitesi dün yayımladığı haberinde, Trump yönetiminin İran’a farklı kanallar aracılığıyla bir anlaşma müzakere etmek üzere görüşmeye açık olduğu mesajını ilettiğini aktardı. Aynı zamanda ABD’nin bölgede askeri yığınaklarını sürdürmesi, olası bir askeri saldırı ve daha geniş çaplı bir bölgesel savaşın önlenip önlenemeyeceğine dair beklentileri artırıyor.

Konuya yakın kaynaklar, Türkiye, Mısır ve Katar’ın, gerilimin tırmanmasını önlemeye yönelik diplomatik çabalar kapsamında, önümüzdeki günlerde Ankara’da Beyaz Saray Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile üst düzey İranlı yetkililer arasında olası bir toplantı düzenlenmesi için temaslarını sürdürdüğünü bildirdi.

Beyaz Saray yetkilileri ise Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik bir saldırı konusunda henüz nihai bir karar almadığını ve diplomatik seçeneğe açık olmaya devam ettiğini vurguladı. Yetkililer, Trump’ın müzakere söyleminin ‘bir manevra olmadığının’ altını çizdi.

Türkiye ve diğer bölgesel aktörler, olası bir ABD saldırısının bölgesel istikrar üzerindeki risklerine dikkat çekmeye çalışırken, İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir’in Washington’da ABD Savunma Bakanlığı yetkilileriyle gerçekleştirdiği temaslar öne çıkıyor. Bu görüşmelerde, İran içindeki muhtemel hedeflere ilişkin hassas istihbarat bilgileri paylaşılırken, operasyonel senaryolar ve ortak savunma mekanizmaları ele alındı. Söz konusu temaslar, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) Komutanı Oramiral Brad Cooper’ın geçen hafta Tel Aviv’de yaptığı görüşmelerin devamı niteliğinde olup, İsrail’in İran’a karşı belirleyici bir ABD saldırısı yönünde güçlü bir baskı yürüttüğüne işaret ediyor.

Bu gelişmeler, ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee’nin İsrail’in Kanal 12 televizyonuna yaptığı açıklamalarla eş zamanlı olarak yaşandı. Huckabee, Trump’ın ‘vaatlerini yerine getiren ve boş tehditlerde bulunmayan bir başkan’ olduğunu söyledi. Olası bir saldırı kararının henüz netleşmediğini belirten Huckabee, ABD Başkanı’nın ‘her zaman en iyi sonucu umduğunu’ vurguladı. Huckabee, Trump’ın The Art of the Deal (Anlaşma Sanatı) kitabının yazarı olduğuna dikkat çekerek, bir anlaşmaya varılması durumunda bunun ‘ideal bir sonuç’ olacağını ifade etti.

ABD Başkanı Donald Trump, 13 Ocak'ta Michigan'daki Ford üretim merkezini ziyaret etti. (Reuters)ABD Başkanı Donald Trump, 13 Ocak'ta Michigan'daki Ford üretim merkezini ziyaret etti. (Reuters)

Amerikan basınında yer alan haberlere göre Trump yönetimi, yürütülen görüşmelerin ve arabuluculuk girişimlerinin başarısız olması ihtimaline karşı, Ortadoğu genelinde hava savunma kapasitesini artırmaya yönelik adımlarını hızlandırdı. Bu hazırlıklar, olası bir ABD saldırısının İran’dan geniş çaplı bir misilleme ve daha büyük bir bölgesel çatışmayı tetikleyebileceği endişesine dayanıyor. Bu kapsamda Pentagon, CENTCOM sorumluluk sahasında ilave Patriot ve THAAD füze savunma sistemleri konuşlandırarak savunma ağını güçlendirmeyi hedefliyor. Ayrıca bölgede, füze ve insansız hava araçlarını (İHA) engelleme kapasitesine sahip 8 ABD donanma muhribinin görev yaptığı bildiriliyor. Uzmanlara göre bu yoğun askeri konuşlanma, doğrudan bir çatışmaya sürüklenmeden caydırıcılık sağlamayı amaçlayan, hesaplı bir stratejiyi yansıtıyor.

ABD'nin ikili yaklaşımı

Askerî baskının sürdürülmesi ve savunma sistemlerinin güçlendirilmesiyle birlikte diplomasi ve müzakere kapısının eş zamanlı olarak açık tutulduğu bu iki yönlü yaklaşım çerçevesinde, ABD’deki siyasi ve diplomatik çevrelerde Başkan Donald Trump’ın İran’a yönelik bir askerî saldırıdan, en azından kısa vadede, vazgeçebileceği ihtimali dile getirilmeye başlandı.

Boeing EA-18G Growler elektronik savaş uçağı, 23 Ocak 2026'da Hint Okyanusu'ndaki Nimitz sınıfı uçak gemisi USS Abraham Lincoln'ün güvertesine iniş yapıyor. (AP)Boeing EA-18G Growler elektronik savaş uçağı, 23 Ocak 2026'da Hint Okyanusu'ndaki Nimitz sınıfı uçak gemisi USS Abraham Lincoln'ün güvertesine iniş yapıyor. (AP)

Şarku’l Avsat’ın Wall Street Journal’dan aktardığı bir rapora göre, ABD’nin hava savunma sistemlerini kapsamlı biçimde güçlendirmesini tamamlamadan herhangi bir askerî saldırı başlatması beklenmiyor. Bu durum, Başkan Donald Trump’ın İran’a tanımak istediği süreyi ve bir anlaşmaya varmayı hedefleyen arabuluculuk çabalarını yeniden gündeme taşıyor.

Bu çerçevede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bu hafta içinde Türkiye’de nükleer müzakerelere ev sahipliği yapılmasını önererek, krizlerin aşamalı yaklaşımlarla ele alınmasına vurgu yaptı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da İran’ın ‘nükleer dosya konusunda müzakereye hazır olduğunu’ belirtti; ancak olası bir ABD saldırısının ‘yanlış olacağını ve kaçınılması gerektiğini’ ifade etti.

Buna karşın Washington’un gündeme getirdiği ABD şartları önemli zorluklar barındırıyor. Bu talepler arasında İran’ın hassas nükleer materyalleri teslim etmesi, ülke içinde uranyum zenginleştirmeyi sona erdirmesi, balistik füze programına katı kısıtlamalar getirilmesi ve bölgedeki vekil unsurlara verilen desteğin durdurulması yer alıyor.

Tahran cephesinde ise bu talepler, savunma doktrininin ve bölgesel nüfuzun özüne yönelik bir müdahale olarak değerlendiriliyor. Bazı raporlar, İran Dini Lideri Ali Hamaney’in herhangi bir tavize karşı çıktığını, buna karşılık İran yönetimindeki bazı üst düzey isimlerin daha esnek bir müzakere yaklaşımını savunduğunu ortaya koyuyor.

Türkiye’nin arabuluculuk girişiminin başarı şansına ilişkin değerlendirmeler ise farklılık gösteriyor. Bazı analizler, özellikle diğer bölgesel arabuluculuk çabalarıyla birlikte, krize yönelik aşamalı çözümlerin şekillenebileceğine işaret ediyor. Buna karşılık, İran’ın Trump’ın süresini henüz netleştirmediği bu dönemde temel tavizler vermeyi reddetmesi nedeniyle girişimlerin başarısız olacağını öngören görüşler de bulunuyor. ABD’li yetkililer ise diplomatik çözüm ihtimalini düşük görerek, İran’ın şu ana kadar sunulan şartları kabul etmeye yönelik gerçek bir irade ortaya koymadığını savunuyor.

Trump geri adım atabilir mi?

Başkan Donald Trump’ın açıklamaları, bir anlaşmaya varmayı tercih ettiğine işaret ederken, diplomatik çabaların başarıya ulaşması halinde askerî saldırıdan vazgeçme ihtimalinin yüksek olduğunu gösteriyor. Özellikle olası bir savaşın küresel petrol fiyatları üzerindeki ağır maliyeti, bu ihtimali güçlendiren unsurlar arasında yer alıyor. Trump’ın askerî seçeneği geri plana itmesi durumunda ise bunun, aynı anda hem olumlu hem de olumsuz sonuçlar doğurabilecek çeşitli yansımaları olabileceği değerlendiriliyor.

8 Ocak'ta Hint ve Pasifik okyanuslarında Yedinci Filo'nun rutin operasyonları sırasında USS Abraham Lincoln uçak gemisinin yanında uçan bir Sikorsky SH-60C Seahawk helikopteri (ABD ordusu)8 Ocak'ta Hint ve Pasifik okyanuslarında Yedinci Filo'nun rutin operasyonları sırasında USS Abraham Lincoln uçak gemisinin yanında uçan bir Sikorsky SH-60C Seahawk helikopteri (ABD ordusu)

Olumlu açıdan bakıldığında, bu seçenek doğrudan bir çatışmaya sürüklenmeden ‘maksimum baskı’ politikasının sürdürülmesine imkân tanıyor. Atlantic dergisinin bir raporuna göre, mevcut ABD deniz varlığı Hürmüz Boğazı üzerinde daha sıkı bir kontrol sağlanmasına, petrol tankerlerine el konulmasına ve özellikle protestoların yeniden alevlenmesi ihtimaliyle İran üzerinde iç baskının artırılmasına olanak verebilir. Ayrıca hava savunma sistemlerinin güçlendirilmesi, müttefiklerin korunmasına ve İran’ın doğrudan askerî tırmanışa başvurmadan caydırılmasına katkı sağlıyor.

Öte yandan, bu yaklaşımın olası olumsuz yönleri de bulunuyor. Bunların başında, Tahran’ın müzakere pozisyonunun güçlenmesi geliyor; zira İran tarafı zamanın kendi lehine işlediği kanaatine varabilir. ABD’nin askerî saldırıdan kaçınması, İran’ın dolaylı yollarla gerilimi artırmasına da yol açabilir. Bu kapsamda Irak veya Suriye’deki müttefik gruplar üzerinden saldırılar düzenlenmesi ya da Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğinin tehdit edilmesi, petrol fiyatlarını yükselterek küresel ekonomiyi olumsuz etkileyebilir. Wall Street Journal’ın da uyardığı üzere, bu sürecin ABD kaynaklarını yıpratma riski bulunuyor. Özellikle sınırlı sayıda bulunan THAAD hava savunma sistemleri (yalnızca 7 batarya) ve önceki çatışmalarda tüketilen mühimmat stokları, bu riskleri artırıyor. İsrail ise ABD’nin olası bir geri adımının zayıflık olarak algılanabileceği ve bunun İran’ı daha sert bir tutum benimsemeye, müzakere şartlarında ısrarcı olmaya teşvik edebileceği uyarısında bulunuyor.


İngiliz Dışişleri Bakanı: Etiyopya ziyareti göç konusuna odaklanacak

İngiltere İçişleri Bakanı Yvette Cooper, Uluslararası Sınır Güvenliği Zirvesinde konuşma yapıyor (AFP)
İngiltere İçişleri Bakanı Yvette Cooper, Uluslararası Sınır Güvenliği Zirvesinde konuşma yapıyor (AFP)
TT

İngiliz Dışişleri Bakanı: Etiyopya ziyareti göç konusuna odaklanacak

İngiltere İçişleri Bakanı Yvette Cooper, Uluslararası Sınır Güvenliği Zirvesinde konuşma yapıyor (AFP)
İngiltere İçişleri Bakanı Yvette Cooper, Uluslararası Sınır Güvenliği Zirvesinde konuşma yapıyor (AFP)

İngiliz Dışişleri Bakanı, bugün Etiyopya'ya yapacağı ziyarette, Afrika Boynuzu'ndan İngiltere'ye ulaşmaya çalışan göçmen sayısındaki artışı durdurmayı amaçlayan önlemlere odaklanacağını söyledi.

Yvette Cooper, iş yaratacak ortaklıkların insanların Etiyopya'dan ayrılma girişimlerini caydıracağını, ayrıca kolluk kuvvetleri arasındaki iş birliğinin artırılmasının kaçakçılık çeteleriyle mücadele ve İngiltere'de kalma hakkı olmayan göçmenlerin geri dönüşünü hızlandırmak için şart olduğunu söyledi.

Cooper açıklamasında, “Yasadışı göçün ekonomik nedenlerini ve küresel çapta faaliyet gösteren ve insan kaçakçılığından kar elde eden suç çetelerinin varlığını ele almak için birlikte çalışıyoruz” dedi. Sözlerine şöyle devam etti: “Bu, ticareti geliştirmek ve Etiyopya'da binlerce insana yakışır iş yaratmak için yeni ortaklıkları içeriyor; böylece insanlar tehlikeli yolculuklar yapmak yerine anavatanlarında daha iyi bir yaşam bulabilirler.”

Birleşik Krallık'ta ardı ardına gelen hükümetler, yasadışı göç krizini ele almaya çalıştı ve bu da Nigel Farage'ın Reform UK partisini kamuoyu anketlerinde ön sıralara taşıdı. İngiliz Dışişleri Bakanlığı, son iki yılda küçük teknelerle Manş Denizi'ni geçenlerin yaklaşık yüzde 30'unun Etiyopya, Eritre, Somali ve Sudan'dan olduğunu belirtti.

Cooper, Etiyopya'da istihdam yaratımını artırmak amacıyla İngiliz yatırım şirketi Gridorex liderliğindeki iki elektrik iletim projesine devam etmek için ülke ile bir anlaşma imzalamaya hazırlanıyor. Ayrıca, kadın ve kız çocuklarına yönelik şiddetle mücadele, yetersiz beslenen 68 bin çocuğa yardım ve iç göçmenlerle ilgili projeleri desteklemek için 17 milyon sterlinlik bir fon açıklaması da bekleniyor.