Emniyette taşlar yerinden oynayacak...Çıkarılacağı iddia edilen yönetmelikle bir polis mesleği boyunca dört tayin görecek

Emniyet teşkilatının mevcudu 330 bine yakın / Fotoğraf: AA
Emniyet teşkilatının mevcudu 330 bine yakın / Fotoğraf: AA
TT

Emniyette taşlar yerinden oynayacak...Çıkarılacağı iddia edilen yönetmelikle bir polis mesleği boyunca dört tayin görecek

Emniyet teşkilatının mevcudu 330 bine yakın / Fotoğraf: AA
Emniyet teşkilatının mevcudu 330 bine yakın / Fotoğraf: AA

Emniyet teşkilatı, 2021 yılını heyecanlı bir bekleyişle bitiriyor.
Nedeni de 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu Personel Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nde yapıldığı iddia edilen değişiklik.
Emniyet Genel Müdürlüğü Personel Daire Başkanlığı bünyesinde hazırlanan ancak son aşamada İçişleri Bakanı'nın imzasıyla yürürlüğe girmesi beklenen yeni atama ve yer değiştirme yönetmeliği bir dizi değişiklikler getirecek.
Emniyet teşkilatında halen devam eden uygulamaya göre ilk görev yerlerinde 6 ile 10 yıl değişen sürelerle çalıştıktan sonra Sivas ve doğusunu kapsayan şark görevine çıkan polisler sonra yine Sivas'ın batısındaki bölgelerden birinde yer alan bir ile tayin oluyor ve çoğunlukla mesleklerini buralarda tamamlıyordu.
Geçen yıllarda yapılan düzenleme ile rütbelilere ikinci şark görevi getirilmişti.

Sosyal medyada yer alan ve yönetmeliğe ait olduğu iddia edilen görselde illerdeki mevcut görev süreleri ile yeni düzenlemede ne kadar süre önerildiği belirtiliyor / Görsel: Twitter
"Tayin sürelerinde değişikliğe gidilecek" iddiası
Sosyal medyada yer alan bir paylaşıma göre çıkarılacak yeni yönetmelikte bu konuda değişikliğe gidildiği görülüyor.
Türkiye'nin şark illeri ve batı bölgesi yerine dörde ayrıldığı görülüyor. 5 büyük şehirde görev süresi 10'dan 8'e düşüyor.
Buna göre ilk grupta genellikle büyükşehirlerin olduğu 25 il bulunuyor.
Bunlar arasında olan İstanbul, Ankara, İzmir, Antalya, Adana'da halen 10 yıl olan görev süresinin 8 yıla indirilmesi öneriliyor.
İkinci grupta ise 32 il bulunuyor. Genellikle Sivas'ın batısında yer alan daha küçük şehirlerden oluşuyor.
6 veya 8 yıl süreyle görev yapılan bu illerde sürelerin 5 veya 4 yıla düşürülmesi isteniyor.
Diğer iki bölge halen şark yerleri sayılan Sivas ve doğusundaki alanın ikiye ayrılmasından oluşuyor.
Erzincan, Erzurum, Artvin gibi illerin de yer aldığı genellikle 4 ile 5 yıl olan görev sürelerinin çoğunlukla aynı kalması teklif ediliyor.
Dördüncü grup ise genellikle doğudaki "sınır" veya "terör" olaylarının daha sık yaşandığı illerden oluşuyor.
Çoğunlukla 4, 5 ve 2 yıl olan sürelerinden korunan da düşürülen de var. 

Faruk Sezer / Fotoğraf: Independent Türkçe
"Neredeyse üç beş yılda bir tayin göreceksin"
Emniyet-Sen Genel Başkanı Faruk Sezer'in iddiasına göre 2022 Ocak'ında hayata geçirilecek düzenleme nedeniyle polis tedirgin.
Sezer, şu an emniyetteki tayinlerde 2 bölge olduğunu yapılacak düzenleme ile bunun dörde çıkarılacağını söyledi.
Polislerin 4 bölgenin tamamında görev yapmak zorunda kalacaklarını ifade eden Sezer, "Bu düzenlemeyle neredeyse 3 - 5 yılda bir tayin görecek. Mevcut düzenlemede polisler şarktan sonra genellikle nüfusa kayıtlı oldukları veya ona yakın illere gelerek emekli olana kadar görevlerini burada sürdürür, bir nevi yerleşik yaşama geçerdi. Şimdi bu İstanbul, İzmir ve Ankara ile sınırlandırılıyor. Önceden eşinin nüfusa kayıtlı olduğu yerde çalışabiliyorlardı bu da kalkacak. Emniyette ezilen kesim daha da ezilecek" diye konuştu.

Emniyet Genel Müdürlüğü'nde hazırlanan yönetmeliğin önümüzdeki ocak ayında çıkabileceği iddia ediliyor / Fotoğraf: AA
"Adaptasyon sorunları yaşayacaklar, çocuklarının eğitim hayatı etkilenecek"
Emniyet teşkilatının zaten tayini çok olan bir meslek grubu olduğunu aktaran Sezer, şöyle devam etti:
"Bu düzenlemeyle 'polisler yerinde oturmasın' deniliyor. İntiharların en önemli nedeni bu insanların sosyal hayatlarının bitirilmesi ve normal hayattan koparılmalarından kaynaklanıyor. Şimdi bu insanlar sürekli dolaştırılacak. Tam bir yere adapte olurken onun hayatını değiştirilecek. Çocuğu bir yerde okula giderken oradaki eğitiminden kopacak."

"Genç polislerden çok sayıda endişe içeren mesaj aldım"
Beklenen düzenlemeye dair görevdeki genç polislerden çok sayıda endişe içeren mesaj aldığını dile getiren Sezer, "Özellikle evlenme ve aile düzeni kurma konusunda sıkıntı yaşayacaklarından endişe ediyor genç polisler. Hadi gençlerin önünde yıllar olduğu için bir şekilde planlama yapabilir. Asıl sorunu 40 yaş üstündeki polisler yaşayacak. Çocuğu diyelim ki bir okula başlamış bir anda düzeni bozulacak" ifadelerini kullardı. 

Erdinç Emecan / Fotoğraf: Independent Türkçe
"Atalarımız üç taşınma bir yangına bedeldir demiş"
Emekli polis memuru Erdinç Emecan ise son süreci de yakından takip ettiğini ve bunun yıllardır böyle bir çalışmanın planlandığını kaydetti.
Planlanan düzenlemeye soğuk baktığını söyleyen Emecan, "Atalarımız 'üç taşınma bir yangına bedeldir' demiştir. Bu düzenleme ile meslektaşlarımız defalarca taşınmak zorunda kalacak. Bu onların ve ailelerinin ruhsal yapılarını etkilediği gibi her seferinde yeni bir adaptasyon sürecine sokacak. Çocuklarının eğitim hayatını, çalışan eşlerinin mesleklerini etkileyecek" değerlendirmesinde bulundu. 

Emecan'a göre tayin olan kişi sayısının artması devlete yük getirecek / Fotoğraf: AA
"Her yıl 80-90 bin polisin yeri değişebilir"
Emecan, tayin sayısının artmasının devlete de bir yük getireceği halihazırda tayinler için memurlara rütbelerine göre harcırah (1000 kilometre mesafede 8 bin lira civarı) verildiğini hatırlatarak, "380 bin kişiye uluşan emniyet ordusunda bu düzenleme ile her yıl belki 80-90 bin kişinin yeri değişecek. Devlette çalışan eşleri varsa onlarda tayin isteyecek. Bu devlet içinde bir külfete dönüşecek" dedi.

Yeni düzenlemede İstanbul'daki görev süresi sekiz yıl olacak / Fotoğraf: AA
"Polislerin, vatandaşla 'ahbap-çavuş' ilişkisine girmeleri istenmiyor"
"Peki neden böyle bir düzenlemeye gidiliyor?" sorusuna Emecan'ın cevabı şu oldu: 
"Nedenlerden biri olarak vatandaşlarla girilen 'ahbap-çavuş' ilişkilerinin önlenmesi olduğunu düşünüyorum. Polisler vatandaşla çok samimi olunca performansları düşer. Bir yerde uzun süre görev yapınca ister istemez orada yaşayan insanlarla, esnaflarla hatta suç işleme potansiyeli olan kişilerle dahi küçük de olsa dostluklar oluşabiliyor. Emniyet teşkilatının polislerin vatandaşla çok haşır neşir olmamasını ve ilişkilerde daha ciddiyet istediğini düşünüyorum."   
Bu arada konuyla ilgili bilgi almak üzere aradığımız Emniyet Genel Müdürlüğü yetkililerinden haberin yazım süresinde dönüş olmadı.
Independent Türkçe



Avrupa’dan Grönland tepkisi: Transatlantik ittifakı geri dönülmez şekilde değişti

Grönlandlılar, başkent Nuuk'ta salı günü düzenlenen eylemde Trump'ın ilhak tehditlerine karşı protesto gösterisi yapmıştı (Reuters)
Grönlandlılar, başkent Nuuk'ta salı günü düzenlenen eylemde Trump'ın ilhak tehditlerine karşı protesto gösterisi yapmıştı (Reuters)
TT

Avrupa’dan Grönland tepkisi: Transatlantik ittifakı geri dönülmez şekilde değişti

Grönlandlılar, başkent Nuuk'ta salı günü düzenlenen eylemde Trump'ın ilhak tehditlerine karşı protesto gösterisi yapmıştı (Reuters)
Grönlandlılar, başkent Nuuk'ta salı günü düzenlenen eylemde Trump'ın ilhak tehditlerine karşı protesto gösterisi yapmıştı (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın defalarca askeri müdahale tehdidinde bulunduğu Grönland'la ilgili tavrı, transatlantik ittifakını geri dönülmez şekilde değiştirdi.

Trump, İsviçre'nin Davos kentindeki Dünya Ekonomik Forumu'nda (WEF) 21 Ocak'ta yaptığı açıklamada, Grönland konusunda "gelecekte yapılacak bir anlaşmanın çerçevesinin" oluşturulduğunu duyurmuştu.

ABD Başkanı, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'yle görüşerek belirledikleri çerçevenin detaylarını paylaşmamıştı.

Cumhuriyetçi lider, Grönland'la ilgili tutumuna karşı çıkan 8 Avrupa ülkesine uygulamayı planladığı gümrük tarifelerini askıya aldığını da açıklamıştı.

CNN'in analizinde, Trump'ın Grönland'a yönelik tehditleriyle ABD'nin Avrupa ve NATO'yla ilişkilerini "diplomatik kaosa" sürüklediği belirtiliyor.

İsveç Başbakan Yardımcısı Ebba Busch, "Son birkaç haftada yaşananlar Avrupa Birliği (AB), Avrupa ve ABD arasındaki ilişkilere çok zarar verdi" diyor.

Eski Litvanya Savunma Bakanı Dovile Sakaliene de ABD-Avrupa ilişkilerinin tamamen kopması ihtimaline dair "Bu, siyam ikizlerinin ayrılması gibi olur. Her ikisi için de kesin ölümle sonuçlanır" ifadelerini kullanıyor.

Ayrıca Avrupa'nın ABD ordusunun seviyesine ulaşıp kendi kendine yetebilecek silahlı güçlere sahip olması için 5 ila 10 yıla ihtiyacı olduğunu vurguluyor.

Wall Street Journal'ın (WSJ) analizindeyse Grönland meselesinin "transatlantik diplomasisi için stres testine dönüştüğü" yazılıyor.

Telegraph, adayla ilgili Birleşik Krallık'ın (BK) Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'yle (GKRY) yaptığı anlaşmaya benzer bir mutabakata varıldığını iddia etmişti. Bu kapsamda ABD ordusunun adada askeri eğitim ve istihbarat faaliyeti yürütmesine müsaade edileceği, askeri üs bölgelerinin ABD toprağı sayılacağı savunulmuştu.

BK'nin GKRY'de işlettiği askeri üsler de kendi toprağı olarak sayılıyor. Grönland'ın kuzeyindeki Pituffik Uzay Üssü, ABD'nin adadaki tek aktif üssü.

WSJ'nin 21 Ocak'taki haberindeyse Grönland'ın maden kaynaklarına yabancı ülkeler tarafından yapılacak yatırımlarda öncelikli veto hakkının ABD'ye sunulabileceği ileri sürülmüştü. Bunun gerçekleşmesi halinde ABD, Çin ve Rusya'nın adaya yatırımlarının önünü kesebilir.

New York Times'ın dün yayımladığı analizde de benzer iddialar paylaşılıyor. Adlarının açıklanmamasını isteyen kaynaklar, ortada yazılı bir anlaşmanın olmadığını söylüyor.

Kopenhag yönetiminin ABD'yle herhangi bir anlaşmayı onaylayıp onaylamadığı belli değil.

Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen, siyaset, yatırım, güvenlik ve ekonomi gibi birçok alanda ABD'yle müzakere yürütülebileceğini ancak egemenlik konusunda bunun asla olmayacağını belirtmişti.

Diğer yandan Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen, sürecin dışında bırakıldıklarını WSJ'ye açıklayarak, "Katılmadığım bazı görüşmeler sonucunda, ülkemle ilgili anlaşma yapılıp yapılmadığını veya anlaşmada neler olduğunu bilmiyorum" diyor.

Independent Türkçe, New York Times, Wall Street Journal, CNN


Musk, Amerikan siyasetine dönüyor

Milyarder Musk, geçen yıl Amerikan Partisi'ni kuracağını söyledikten sonra projeyi rafa kaldırmıştı (AFP)
Milyarder Musk, geçen yıl Amerikan Partisi'ni kuracağını söyledikten sonra projeyi rafa kaldırmıştı (AFP)
TT

Musk, Amerikan siyasetine dönüyor

Milyarder Musk, geçen yıl Amerikan Partisi'ni kuracağını söyledikten sonra projeyi rafa kaldırmıştı (AFP)
Milyarder Musk, geçen yıl Amerikan Partisi'ni kuracağını söyledikten sonra projeyi rafa kaldırmıştı (AFP)

Teknoloji milyarderi Elon Musk, ABD siyasetine geri dönüyor.  

Kimliklerinin paylaşılmaması şartıyla Wall Street Journal'a (WSJ) konuşan kaynaklar, Musk'ın politika ekibinin kasımda düzenlenecek ara seçim için çalışmalara başladığını söylüyor.

Musk'ın ABD Başkanı Donald Trump'ın 2024'teki seçim kampanyasına destek için kurduğu America PAC üzerinden bağışları artırmayı planladığı belirtiliyor.

Musk'ın ekibi, Trump'a başkanlık seçiminde oy veren kitlenin ara seçimde de sandığa gitmesini sağlamak istiyor.

Kaynaklar, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance başta olmak üzere üst düzey Cumhuriyetçilerin destek için Musk'la iletişime geçtiğini söylüyor.

Bu kişiler, X CEO'sundan Cumhuriyetçi Parti'nin Temsilciler Meclisi ve Senato'daki çoğunluğunu korumasına yardım etmesini istemiş.

Axios'un pazartesi günkü haberinde, Musk'ın Cumhuriyetçi Senatör Mitch McConnell'ın boşaltacağı koltuğa iş insanı Nate Morris'in gelmesi için 10 milyar dolarlık bağışta bulunduğu yazılmıştı.

Tesla CEO'su, şimdiye kadar bir senatör için yaptığı en yüksek bağışı Fight for Kentucky PAC'i üzerinden vermiş.

WSJ'nin analizinde, Morris'in Vance'le yakın bağları olduğu ve Fight for Kentucky PAC'inin ABD Başkan Yardımcısı'nın üst düzey bir danışmanı tarafından yönetildiği belirtiliyor.

ABD Hükümet Verimliliği Bakanlığı'nı (DOGE) yönetirken yaptığı federal kesintilerle ses getiren Musk, Tesla hisselerindeki düşüşün ardından mayısta kurumdan ayrıldığını duyurmuştu.

Teknoloji milyarderiyle Trump'ın arası, Beyaz Saray'ın tartışmalı vergi indirimi tasarısı nedeniyle bozulmuştu. Sosyal medya üzerinden atışmaların ardından ikili daha sonra "dostluk mesajları" paylaşmıştı.

Analizde, Musk'ın Cumhuriyetçi adayları destekleyerek yeniden Trump'ın kampına katıldığı belirtiliyor. Bu "pragmatik ittifakta" Trump'ın, SpaceX CEO'sunun parası ve teknik altyapısına yeniden erişim kazanacağı, Musk'ın da Washington'daki nüfuzunu sürdürme imkanı bulacağı ifade ediliyor.

Federal Seçim Komisyonu kayıtlarına göre Musk, geçen yıl hazirandan bu yana Cumhuriyetçilerin siyasi kampanyalarına yaklaşık 42 milyon dolar bağış yaptı. Bu rakamlara, Morris'i desteklemek için yaptığı bağış dahil değil.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, Axios


ABD’nin Gazze planı neden zorunlu göç kaygısını artırıyor?

ABD Başkanı Donald Trump, Davos’ta “Barış Konseyi” girişiminin tüzüğünü imzalarken (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Davos’ta “Barış Konseyi” girişiminin tüzüğünü imzalarken (Reuters)
TT

ABD’nin Gazze planı neden zorunlu göç kaygısını artırıyor?

ABD Başkanı Donald Trump, Davos’ta “Barış Konseyi” girişiminin tüzüğünü imzalarken (Reuters)
ABD Başkanı Donald Trump, Davos’ta “Barış Konseyi” girişiminin tüzüğünü imzalarken (Reuters)

Gazze’yi “modern bir kıyı kenti”ne dönüştürmeyi amaçlayan ABD planının yeniden gündeme gelmesi, bölgedeki demografik dengelere ilişkin kaygıları da beraberinde getirdi. Şarku’l Avsat’a konuşan Mısırlı ve Filistinli gözlemcilere göre bu girişim, Filistinlilerin zorla yerinden edilmesi riskini barındırırken, uzmanlar Washington’un “Yeni Gazze” tasarımının Arap-İslam dünyasının benimsediği yeniden imar planı karşısında sahada karşılık bulmasının zor olduğunu vurguluyor.

ABD, yıkıma uğrayan Filistin topraklarının yeniden inşasını hedefleyen “Yeni Gazze” planını kamuoyuna açıkladı. Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu kapsamında gerçekleştirilen “Yeni Küresel Barış Konseyi” imza töreninde, Akdeniz kıyısı boyunca uzanan gökdelenler, Refah bölgesinde yer alacak konut projeleri ile yeni yerleşim, tarım ve sanayi alanlarının aşamalı gelişimini gösteren bir harita sunuldu.

ABD Başkanı Donald Trump, perşembe günü Davos’ta “Barış Konseyi”ni resmen başlattı. Konseyin ilk aşamada Gazze’de ateşkesin kalıcı hale getirilmesine, yeniden imar çalışmalarına ve Hamas’ın silahsızlandırılmasına odaklanacağını belirten Trump, ilerleyen dönemde daha geniş bir rol üstleneceğini söyledi. Trump, konseyin “Birleşmiş Milletler ile iş birliği içinde çalışacağını” da ifade etti.

Gazze’de “büyük bir başarı” elde edeceklerini savunan Trump, “Ben bir emlakçıyım; her şey Gazze’nin konumuyla ilgili” dedi. Trump, “Deniz kıyısında bir yerden söz ediyoruz. Bu alan pek çok insan için çok şey ifade edebilir” ifadelerini kullandı.

ABD’nin açıkladığı “ana plan” haritasında, “kıyı turizmi” için ayrılmış bir bölge, 180 kule, çeşitli “konut alanları”, “sanayi kompleksi, veri merkezleri ve ileri üretim tesisleri”, “parklar ile tarım ve spor alanları” yer aldı. Plan ayrıca Mısır sınırına yakın bir bölgede yeni bir liman ve havalimanı inşasını ve Mısır, İsrail ve Gazze sınırlarının kesiştiği noktada “üçlü sınır kapısı” oluşturulmasını öngörüyor.

vfdvfd
Gazze Şeridi’nde ateşkes anlaşmasının imza töreni, Şarm eş-Şeyh (Mısır Cumhurbaşkanlığı)

ABD planına göre Gazze Şeridi’nin yeniden geliştirilmesi dört aşamada gerçekleştirilecek; süreç Refah’tan başlayarak kademeli biçimde kuzeye, Gazze kentine doğru ilerleyecek.

Uluslararası Filistin’i Destekleme Kurumu Başkanı Salah Abdülati, “Yeni Gazze” planının zorunlu göç riskini yeniden gündeme getirdiği uyarısında bulundu. Abdülati, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, “ABD planı iddialı, ancak Gazze halkının yerinden edilmesine yönelik bir projenin vitrini olmasından endişe ediliyor” dedi.

Abdülati, Trump yönetiminin planının Filistinli grupların silahsızlandırılmasına, Gazze’nin yeniden yapılandırılmasına ve mülkiyetlerin yeniden dağıtılmasına bağlı olduğunu belirterek, bunun “yeniden göç kapısını aralayabileceğini” savundu. Planın, Gazze’yi halkının denetimi dışında bir ekonomik bölgeye dönüştürmeyi hedeflediğini ifade etti.

Buna karşılık Kahire Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü öğretim üyesi Tarek Fahmi, Washington’un “Yeni Gazze” vizyonunu “Amerikan temennileri” olarak nitelendirdi. Fahmi, Gazze için hazırlanmış “Arap-İslam yeniden imar planının” daha kapsamlı ve uygulanabilir olduğunu söyledi.

Arap Birliği, Mart ayında Mısır tarafından hazırlanan Gazze’nin yeniden imar planını kabul etmiş, plan daha sonra İslam İşbirliği Teşkilatı tarafından da onaylanmıştı. Söz konusu plan, Filistinlilerin yerinden edilmeden erken toparlanma ve yeniden imar sürecini hedefliyor.

Fahmi, Şarku’l Avsat’a yaptığı değerlendirmede, “ABD planı ile Arap planı arasında doğrudan bir çelişki yok, ancak iki plan arasında bir tamamlayıcılık da bulunmuyor” dedi. Kahire’nin, ABD himayesinde uluslararası bir yeniden imar konferansı düzenlemek için çalıştığını aktardı.

Mısır, Gazze’nin yeniden inşası için uluslararası bir konferansa ev sahipliği yapacağını açıklarken, Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Şarm eş-Şeyh’te düzenlenen Barış Zirvesi sırasında ABD Başkanı’nı konferansa katılmaya davet etti.

Mısır ve Arap ülkeleri, Gazze’nin mevcut yönetimi için kurulan bağımsız komitenin etkinleştirilmesine odaklanıyor. Fahmi’ye göre, komitede Filistinli bir ortağın yer alması, Gazze’de barış planının devamı açısından önemli bir kazanım niteliği taşıyor.

ABD Başkanı’nın geçen hafta duyurduğu kararla kurulan ve Ali Şaş’ın başkanlığını yaptığı Filistinli “teknokrat komite”, Gazze’nin yönetimini devralmak üzere çalışmalarına başladı.

Salah Abdülati ise Arap ve İslam dünyası tarafından kabul edilen planın Filistinliler için en uygun seçenek olduğunu vurguladı. Bu planın zorunlu göçü engellediğini, kısa bir zaman dilimi içinde yeniden imarı mümkün kıldığını ve Filistinlilerin sürece gerçek anlamda katılımını sağladığını belirtti. Abdülati, ABD planının ise Filistinlileri yeterince dahil etmemesi nedeniyle çok sayıda engelle karşılaşacağını söyledi.

Öte yandan Trump’ın Şubat ayında yaptığı ve Gazze’yi “Ortadoğu’nun Rivierası”na dönüştürmeyi, Filistinlileri başka bölgelere yerleştirmeyi öngören açıklamaları, Mısır ve birçok Arap ülkesi tarafından sert biçimde reddedilmişti.

Trump, o dönemde yaptığı açıklamada, “ABD Gazze Şeridi’nin kontrolünü üstlenecek. Bölgede bulunan patlamamış mühimmatları ve tehlikeli silahları temizleyeceğiz. Bu alanı devralacak, geliştirecek, binlerce istihdam yaratacağız. Ortadoğu’nun tamamının gurur duyacağı bir yer olacak” demiş ve Gazze’nin “Ortadoğu’nun Rivierası”na dönüşeceğini savunmuştu.