Batı’da Tahran'ın görüşmelerdeki tavrının sertleşmesi endişesi hakim

ABD: İran'ın yaklaşımı kesinlikle krize yol açacak.

Tahran ile Batı ülkeleri nükleer anlaşmaya yönelik müzakerelerine devam ediyor. (AFP)
Tahran ile Batı ülkeleri nükleer anlaşmaya yönelik müzakerelerine devam ediyor. (AFP)
TT

Batı’da Tahran'ın görüşmelerdeki tavrının sertleşmesi endişesi hakim

Tahran ile Batı ülkeleri nükleer anlaşmaya yönelik müzakerelerine devam ediyor. (AFP)
Tahran ile Batı ülkeleri nükleer anlaşmaya yönelik müzakerelerine devam ediyor. (AFP)

Batı ülkeleri ile İran arasındaki nükleer müzakerelerin yedinci turu, uzlaşı sağlanamadan durmuştu. İran heyetinin iki müzakere taslağı sunduğu beş günlük mekik diplomasisinin ardından ​​diplomatlar, yeni İran hükümetinin daha sert bir tutum takınmasından ve nükleer programıyla ilgili önceki anlaşmalarda köklü değişiklik taleplerinden duydukları memnuniyetsizliği dile getirdiler. Nitekim Washington dün Tahran’ın Viyana'daki müzakerelerde yapıcı bir tutum sergilememesi halinde ‘başka seçeneklere’ başvurma tehdidinde bulundu.
ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan bir sözcü, Robert Malley başkanlığındaki ABD heyeti Viyana'dan ayrılmadan önce yaptığı açıklamada “Yeni İran hükümeti Viyana'ya yapıcı önerilerle gelmedi. Bu haftaki yaklaşımı, önemli meseleleri çözme yönünde değildi” dedi. Aynı zamanda Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) iki gün önce yayınladığı raporun da işaret ettiği gibi, İran'ın müzakere masasına döndüğü sırada uranyum zenginleştirme sürecini hızlandırdığını vurguladı.
Gazetecilere açıklamalarda bulunan sözcü, ülkesinin nükleer anlaşmaya geri dönme taahhüdünü yinelediğini belirtti. “İran da benzer bir taahhütte bulunursa çözüm yakındır. Aksi takdirde başka seçenekler aramaktan başka çaremiz kalmaz” ifadesini kullandı.
Sözcü, Şarku’l Avsat’ın Viyana müzakerelerindeki son duruma ilişkin sorusuna verdiği yanıtta ‘İran’ın nükleer programında devam eden dramatik ve benzeri görülmemiş yoğunlaşmanın kaçınılmaz olarak bir krize yol açacağı’ uyarısında bulundu.
Trump yönetimini 2018'de nükleer anlaşmadan çekilmekle suçlayan Sözcü, Başkan Joe Biden'ın nükleer anlaşmaya tekrar karşılıklı uyum sağlamaya kararlı olduğunu belirtti. “Müzakerelerin yapıcı bir şekilde ne zaman başlatılacağına ilişkin nispeten daha az endişeliyiz. Bu gerçekleştiğinde tüm taraflar tam uyum sağlamaya hızlıca geri dönebilir” dedi.
AB müzakerelerinde koordinatör olarak görev yapan Enrique Mora görüşmelerin ardından gazetecilere verdiği demeçte iyimser görünse de İngiltere, Fransa ve Almanya’nın açıklamalarına dair bir ‘yumuşama’ görülmedi. Müzakerelerin karşı karşıya olduğu zorlukların ana hatlarının çizilmesinin ardından danışmak ve politik önerileri beklemek için başkentlere dönmeye ihtiyaç olduğunu söyleyen Mora, anlaşmada kalan ülkelerin yeni İran heyetini tanıdıklarını ve taleplerine kulak verildiğini bildirdi.
Ancak Avrupalı ​​diplomatlar, beş günlük müzakereleri ‘hayal kırıklığı ve endişe verici’ olarak nitelendiren bir bildiri yayınladı. Bunun İran'ın sunduğu önerilerin ve son altı turda görüşülen metinde yapılmasını talep ettikleri değişikliklerin dikkatli bir analizinin neticesi olduğunu belirten diplomatlar şu ifadeleri kullandılar:
“Tahran, geçtiğimiz aylarda oldukça zahmetli yoldan kazanılmış uzlaşıların çoğuna sırtını dönüyor. Ali Bakıri Kani başkanlığındaki heyet metinde radikal değişiklikler yapılmasını talep etti. Bu bir geri adımdır. Bu boşluğun İran projesi kapsamında, gerçekçi bir zaman diliminde nasıl kapatılacağı net değil.”
İran'ı müzakereleri beş ay ertelemekle suçlayan diplomatlar, Tahran’ın söz konusu dönemden bu yana nükleer programına hız verdiğini ve bu hafta masaya oturarak elde edilen kazanımlardan geri adım attığını vurguladılar.
İran'ın baş müzakerecisi Ali Bakıri ise Avrupa'nın tutumuna yanıt olarak yaptığı açıklamada, Avrupa’nın kendi taslağını sunabileceğini ancak bunun her iki tarafın da üzerinde anlaşmaya vardığı ilkelere dayanması gerektiğini söyledi.
Şarku’l Avsat’ın edindiğ bilgilere göre İran heyetinin perşembe akşamı Avrupalı ​​taraflara sunduğu tekliflerin büyük bir kısmı ABD yaptırımlarına ilişkin. Nükleer taahhütlerle ilgili az bir bölüm bulunuyor.
Yeniden balan görüşmelerin ilk gününde İran heyetinin müzakereler kaldığı yerden devam etmeyi kabul ettiğini belirten Mora’yı yalanlayan Bakıri, bu tutumundan geri adım atarak ‘üzerinde anlaşmaya varılan tek şeyin müzakereye tabi bir taslak olduğunu’ söylemişti.
Tahran, Washington ve Batılı müttefiklerinden gelecekte kendisine yeni yaptırımlar uygulanmayacağına dair güvence vermelerini istiyor. Avrupalı ​​ve Rus diplomatlar daha önce yaptıkları açıklamalarda anlaşmanın yüzde 70 ila 80'inin önceki turlarda tamamlandığını bildirmişti. Avrupalılar ve ABD’liler, Abbas Arakçi başkanlığındaki bir önceki heyetle müzakerelerin kaldığı yerden başlaması konusunda ısrar ediyor. Mora, Reisi’nin yemin töreni için Tahran'a gerçekleştirdiği ziyarette yeni İran hükümetine bunu defalarca kez söylemişti.
Mora her ne kadar önümüzdeki hafta müzakere masasına geri döneceğini söylese de bazı taraflar Batı hükümetlerinin İran’ın sunduğu belgeden yola çıkarak Tahran ile müzakere etmeyi kabul etmeyeceğinden şüphe duyuyor. Batılılar, İran'ın nükleer programında kaydedilen önemli ilerleme ve UAEA ile iş birliğini durdurması nedeniyle bir anlaşmaya varmak için acele etmeleri gerektiği görüşündeler. UAEA Genel Direktörü, iki taraf arasındaki iş birliği derhal yeniden sağlanmadığı takdirde İran'ın nükleer programının barışçıl doğasının garanti edilemeyeceğini öne sürmüştü.
Avrupalı ​​diplomatlar, hükümetlerin diplomatik bir çözüme bağlı kalmaya devam etmesi gerektiğini ancak zamanın da tükenmekte olduğunu vurguladılar. Aynı zamanda durumun değerlendirmesinin görüşmeler için geri dönülen başkentlerde yapılacağını bildirdiler.
Viyana'daki mevcut müzakerelerin başarılı görünmediğini, bir sonraki tura geçilmeden önce bir gecikme yaşanacağını belirten Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron açıklamasında şunları söyledi:
“Herkes müzakerelerin eksikliğinin ve nükleer dosyanın yanı sıra bölgesel dosyalarla da ilgilenen bir çerçeve bulmaktaki tereddüdün gerilimi artıran faktörler olacağının farkında. Görüşmeler Körfez ülkeleri, İsrail ve güvenlik dosyasıyla ilgilenen tüm tarafları kapsamadığı takdirde bir anlaşmaya varmak zor. 2015 tarihli anlaşma, bölge ülkelerinin buna katılmasını, en azından çıkarlarının dikkate alınmasını veya kendilerine danışılmasını gerektiriyor.”
Görüşmelerin ilk üç gününde İran heyetinin tavrını anlamaya çalışan Avrupa ülkeleri ile Kani arasında uzun toplantılar düzenlendi. İran'ın müzakere yönünde somut bir teklifte bulunmadığından şikayet eden Avrupalı diplomatlar Tahran’a müzakerelere olan bağlılığının ‘ciddiyetini gösteren’ teklifler sunması için iki gün süre verdi. İran ise görüşmelerdeki sert tutumunu yansıtan iki taslak metin sundu.
Avrupalılar İran'ın sundukları temelinde müzakere kabul etmemesi halinde, Washington'ın da dün akşam ima ettiği diğer seçeneklere yönelebilir. Bu turu ‘büyük ilerlemelerin kaydedildiğini, her iki taraf için zor olan sorunlara çözümlerin bulduğunu’ söylediği önceki turlarla karşılaştıran ABD'li yetkililer, mevcut İran hükümetini öncekine benzer şekilde davranmaya çağırdı.
İran, taviz vermemekte ısrar ederse Batılı ülkeler önce UAEA’da Tahran’ın ihlallerini görüşmek ve buna karşı bir karar taslağı sunmak üzere acil bir toplantı çağrısında bulunabilir. Batı ülkeler, İran'ın nükleer programı ve UAEA ile iş birliğini azaltmasına dair artan endişelerine rağmen müzakerelerin sekteye uğraması endişesiyle UAEA’daki son üç Yönetim Kurulu toplantısında bu yönde bir karar almaktan kaçınmıştı.



Washington, İran’a tüm bombaların anası ile saldırmayı değerlendiriyor

ABD’nin Florida eyaletindeki Eglin Hava Üssü’nde bulunan tüm bombaların anasının tarihsiz fotoğrafı (Reuters)
ABD’nin Florida eyaletindeki Eglin Hava Üssü’nde bulunan tüm bombaların anasının tarihsiz fotoğrafı (Reuters)
TT

Washington, İran’a tüm bombaların anası ile saldırmayı değerlendiriyor

ABD’nin Florida eyaletindeki Eglin Hava Üssü’nde bulunan tüm bombaların anasının tarihsiz fotoğrafı (Reuters)
ABD’nin Florida eyaletindeki Eglin Hava Üssü’nde bulunan tüm bombaların anasının tarihsiz fotoğrafı (Reuters)

ABD’nin, Başkan Donald Trump’ın savaşta yeni bir tırmanış başlatmaya karar vermesi halinde İran’ı elindeki en güçlü nükleer olmayan bombayla vurmayı değerlendirdiği bildirildi. Şarku’l Avsat’ın CNN’den aktardığı habere göre Şubat 2026’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla başlayan savaşın çıkmaza girmesi üzerine Washington yeni askeri seçenekleri masaya yatırıyor.

CNN’e konuşan bilgi sahibi kaynaklar, ABD ordusunun tüm bombaların anası olarak bilinen GBU-43/B tipi bombanın İran’ın enerji altyapısını ve nükleer tesislerini hedef almak için olası kullanımını değerlendirdiğini aktardı.

Donald Trump, geçen hafta 3 Kasım’da yapılması planlanan ara seçimlerden önce İran’a saldırı düzenlenmesi ihtimalini dışlamış ve Tahran’la verimli görüşmeler yürütüldüğünü söylemişti.

Bu açıklama, İran’a karşı yürütülen savaşın ve bunun emtia ile akaryakıt fiyatları üzerindeki etkilerinin Trump’ın kamuoyu desteğini düşürdüğü bir dönemde geldi. ABD Başkanı’nın seçimlere kısa süre kala anketlerde gerilemesi dikkat çekiyor.

ABD ve İsrail, saldırıların amacının İran’ın nükleer silah edinmesini engellemek olduğunu savunuyor. Tahran ise nükleer silah geliştirdiği iddiasını reddederek barışçıl nükleer program yürütme hakkını vurguluyor.

Washington ile Tahran, Pakistan’ın arabuluculuğunda geçen haziranda bir mutabakat zaptı imzalamıştı. Ancak İran’ın temmuzda Hürmüz Boğazı’ndaki gemilere yönelik saldırılarını yeniden başlatması ve ABD’nin İran’a askeri saldırılarla karşılık vermesinin ardından mutabakat çöktü. O tarihten bu yana müzakerelerde ilerleme sağlanamıyor.

Buna rağmen çok sayıda medya kuruluşu, Beyaz Saray’ın Pentagon’dan seçimler öncesinde İran’daki hedeflere yönelik saldırı seçenekleri hazırlamasını istediğini bildirdi.

CNN’e konuşan kaynaklardan biri, Trump’ın askeri planlamanın geniş çaplı enerji altyapısının hedef alınmasını ve tüm bombaların anası olarak bilinen mühimmatın kullanılma ihtimalini de kapsaması yönünde talimat verdiğini söyledi.

Ancak bazı yetkililer, söz konusu bombanın ne ölçüde etkili olabileceği konusunda şüphelerini dile getiriyor. Özellikle İran’ın yer altındaki nükleer tesislerini imha etme kapasitesi tartışma konusu.

Planlara ilişkin bilgi sahibi bir kaynak, CNN’e yaptığı açıklamada, bombanın geniş alanları tahrip etmede etkili olduğunu ancak bunun ötesinde bir kapasite sunmadığını belirtti. Kaynak, mühimmatın tahkim edilmiş hedefleri delmek üzere tasarlanmadığına dikkat çekti.

Bu tür bombaların kullanılması, siviller arasında can kaybı yaşanması riskini de beraberinde getiriyor.

ABD ordusu, Trump’ın ilk başkanlık döneminde, 2017’de tüm bombaların anasını ilk kez kullanarak Afganistan’da terör örgütü DEAŞ’a ait sığınakları ve tünelleri hedef almıştı. Saldırıda 90’dan fazla örgüt mensubu öldürülmüştü.


Trump, Fort Hood saldırganının idamının canlı yayımlanmasından vazgeçti

ABD Başkanı Donald Trump, 15 Ekim 2026'da Beyaz Saray'ın Güney Bahçesi'ne gelişinin ardından (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 15 Ekim 2026'da Beyaz Saray'ın Güney Bahçesi'ne gelişinin ardından (AFP)
TT

Trump, Fort Hood saldırganının idamının canlı yayımlanmasından vazgeçti

ABD Başkanı Donald Trump, 15 Ekim 2026'da Beyaz Saray'ın Güney Bahçesi'ne gelişinin ardından (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, 15 Ekim 2026'da Beyaz Saray'ın Güney Bahçesi'ne gelişinin ardından (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump, Fort Hood askeri üssüne düzenlenen saldırının faili Nidal Malik Hasan’ın kurşuna dizilerek idam edilmesinin canlı yayımlanmayacağını açıkladı. Trump’ın kararı, idamın canlı yayınlanacağının duyurulmasının hem Cumhuriyetçiler hem de Demokratlar arasında tepki çekmesinin ve Başkan Yardımcısı JD Vance’in infazı izlemeyeceğini söylemesinin ardından geldi.

Trump, perşembe günü sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, idamın kamuoyuna açık şekilde yayımlanmasının “dünyaya güçlü bir caydırıcılık mesajı verebileceğini ve Amerika’nın Hasan gibilerinden, teröristlerden ve aşağılık kişilerden nasıl hesap sorduğunu gösterebileceğini” belirtti. Ancak Trump, “Çok sayıda iyi niyetli ve düzgün insan, onun ölümünü ister canlı yayında ister başka bir görsel yolla olsun, izlememeyi tercih ediyor” ifadelerini kullandı.

Savunma Bakanlığı, Hasan’ın idamının gelecek 3 Aralık’ta gerçekleştirileceğini açıklamıştı. Trump, kurbanların yakın aile üyelerinin istemeleri halinde infazı bizzat izleyebileceklerini de belirtti.

Savunma Bakanı Pete Hegseth’in bu ayın başında Hasan’ın idamının kamuya açık şekilde gerçekleştirileceğini duyurması, ardından Pentagon’un infazın canlı yayımlanacağını açıklaması, Cumhuriyetçiler ve Demokratlar arasında geniş çaplı eleştirilere yol açmıştı. Çok sayıda isim, idam görüntülerinin aşırılığı ve radikalleşmeyi körüklemek amacıyla kullanılabileceği uyarısında bulunmuştu.

Başkan Yardımcısı JD Vance’e bu ayın başında kamuya açık bir infazın Hristiyan inancıyla ne ölçüde bağdaştığı sorulmuştu. Vance, “Bunun gerçekten gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini bilmiyorum” yanıtını vermişti.

fvgbhj
Nidal Hasan, 29 Haziran 2012 (Reuters)

Vance, infaz yöntemine ilişkin tartışmalardan bağımsız olarak, “İnsanların bu adamın çok sayıda masum insanı vahşice öldürdüğünü unutmamasını umuyorum” demişti. Associated Press’in aktardığına göre Vance, sözlerini şöyle sürdürmüştü: “Bununla birlikte, infaz sonunda canlı yayımlanırsa ben izlemeyeceğim.”

ABD ordusunda binbaşı rütbesiyle görev yapan psikiyatrist Nidal Malik Hasan, 5 Kasım 2009’da Fort Hood askeri üssündeki bir sağlık binasına girmişti. O sırada askerler, yurt dışındaki görevlere gönderilmeden önce aşı olmak ve gerekli sağlık onaylarını almak için uzun kuyruklarda bekliyordu.

Hasan, lazer nişangâhıyla donatılmış bir tabancayla ateş açmış, otoparka doğru kaçmaya çalışan askerleri arkalarından vurmuştu.

Hasan, saldırıyı Afganistan’a giderek kendi dininden Müslümanları öldürmelerini önlemek amacıyla gerçekleştirdiğini söylemişti. Ancak 2013’teki yargılaması sırasında askeri mahkeme, bu gerekçeyi savunmasında kullanmasına izin vermemişti.

Bir kolluk görevlisinin sırtından vurması sonucu vücudunun alt kısmı felç olan Hasan, bugün tekerlekli sandalye kullanıyor. Şarku’l Avsat’ın Associated Press’ten aktardığı habere göre Hasan, idam cezasının infazını uzun süre erteletmek için hukuki yollara başvurabilir. Ancak yargılama sırasındaki tutumu, böyle bir erteleme istemeyebileceğine işaret ediyor.


Hürmüz’de gerilim tırmanıyor: Gemilerin geçişine yönelik kısıtlamalar sıkılaşıyor

Hürmüz Boğazı’nda, Umman’ın Müsendem kıyısından görülen demirlemiş gemiler (Reuters)
Hürmüz Boğazı’nda, Umman’ın Müsendem kıyısından görülen demirlemiş gemiler (Reuters)
TT

Hürmüz’de gerilim tırmanıyor: Gemilerin geçişine yönelik kısıtlamalar sıkılaşıyor

Hürmüz Boğazı’nda, Umman’ın Müsendem kıyısından görülen demirlemiş gemiler (Reuters)
Hürmüz Boğazı’nda, Umman’ın Müsendem kıyısından görülen demirlemiş gemiler (Reuters)

ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın etkileri, Washington ile Tahran arasında denizde karşılıklı adımların atıldığı ve gemi geçişlerine yönelik kısıtlamaların sıkılaştırıldığı bir dönemde Körfez ve Umman Körfezi’ndeki deniz trafiğine de yayılıyor.

ABD ordusu İran’la bağlantılı bir gemiyi imha ettiğini açıklarken Tahran, yasaklı bir bölgeden geçmeye çalışan petrol tankerinde yangın çıktığını bildirdi. İranlı bir askeri yetkili de Hürmüz Boğazı’ndan geçiş için silahlı kuvvetlerle koordinasyon sağlanması gerektiğini vurguladı.

Krizin etkileri askeri çatışmayla sınırlı kalmıyor. Deniz taşımacılığındaki aksamalar tarımsal ürünleri tehdit ederken küresel gıda fiyatlarında artış riskini de yükseltiyor.

İran’la bağlantılı gemi imha edildi

Bölgedeki askeri operasyonları yürüten ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM), geçen hafta Umman Körfezi’nde keşif görevi yapan İran’la bağlantılı bir geminin ABD güçleri tarafından vurularak imha edildiğini açıkladı. CENTCOM’un X platformundaki açıklamasına göre gemi, ABD donanmasına ait gemileri hedef almıştı. Açıklamada, saldırıdan önce gemi mürettebatının güvenli bir yere tahliye edildiği belirtildi.

cdfvghj
İran Deniz Kuvvetleri, Hürmüz Boğazı’nın doğusunda bir petrol tankerinde yangın çıktığını duyurdu (Fars)

Açıklama, 28 Şubat’ta savaşın başlamasından bu yana ABD ile İran arasında denizde tırmanan gerilimin ortasında geldi. Savaş öncesinde Körfez’i Umman Körfezi’ne bağlayan Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiği büyük ölçüde kesintisiz sürüyordu.

Ancak İran’ın tehditleri ve saldırıları, bu stratejik geçitte deniz trafiğinin neredeyse durmasına yol açtı. ABD güçleri de iki ülke arasında tırmanan çatışmalar kapsamında İran’a ait sivil gemilere yönelik tekrarlanan saldırılar düzenledi.

Petrol tankerinde yangın

İran ordusu ise perşembe günü, yasaklı bir bölgeden geçmeye çalışan bir petrol tankerinde Umman Körfezi’nde yangın çıktığını duyurdu. Haberi İran devlet televizyonu aktardı.

Televizyonun askeri bir açıklamaya dayandırdığı habere göre, deniz kuvvetlerine bağlı gözetleme ekipleri, olayın duyurulmasından birkaç saat önce alev alan ve kuralları ihlal ettiği belirtilen bir petrol tankerini tespit etti.

Açıklamada, tankerin takip sistemlerini kapattığı ve yasaklı bölgeden geçmeye çalıştığı belirtildi. Yangının nedeni veya gemide meydana gelen hasarın boyutu hakkında ise ayrıntı paylaşılmadı.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı olayla ilgili henüz bir açıklama yapmadı.

Olay, Tahran’ın bölgedeki gemi trafiği üzerindeki denetimini sıkılaştırmaya yönelik adımları nedeniyle önem taşıyor. İran, geçen eylül ayında Hürmüz Boğazı yakınlarında Umman Körfezi’nin bir bölümünü de kapsayan yasaklı bir bölge oluşturduğunu açıklamıştı.

İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı deniz kuvvetleri de boğazdan geçiş sırasında seyir sistemlerini devre dışı bırakan her geminin “düşman” kabul edileceği ve bu gemilere karşı sert önlemler alınacağı uyarısında bulunmuştu.

dfvgh
Mesud Pezeşkiyan

Güvenlik verileri, savaşın başlamasından bu yana Hürmüz Boğazı’nda gemileri hedef alan saldırılarda belirgin bir artış yaşandığını gösteriyor. Bu durum, küresel enerji taşımacılığının en önemli güzergâhlarından birinde deniz ticaretini tehdit eden risklerin büyüdüğüne işaret ediyor.

Tahran: Hürmüz’den geçiş için koordinasyon şart

İran’ın sert tutumunu yineleyen İran ordusunun koordinasyondan sorumlu komutan yardımcısı Tuğamiral Habibullah Seyyari, perşembe günü yaptığı açıklamada Hürmüz Boğazı’nın kapalı olduğunu ve buradan geçiş yapmak isteyen tüm gemilerin İran silahlı kuvvetleriyle koordinasyon sağlaması gerektiğini söyledi.

Şarku’l Avsat’ın İran’ın resmî haber ajansı IRNA’dan aktardığına göre Seyyari, silahlı kuvvetlerin bölgede yüzde 100 kontrol ve gözetim sağladığını belirtti. Seyyari, Devrim Muhafızları’na bağlı deniz kuvvetlerinin boğazın batısında güçlü bir varlık gösterdiğini, İran ordusunun ise boğazın doğusunda ve Umman Denizi’nin kuzeyine kadar uzanan bölgede konuşlandığını ifade etti.

Koordinasyon sağlanmadan geçiş yapılmasının gemileri, ayrıntıları zaman içinde haberlerde ortaya çıkan önlemlerle karşı karşıya bırakacağını söyleyen Seyyari, ABD’de ve diğer ülkelerde akaryakıt fiyatlarının yükselmesini boğazdan petrol akışının aksamasına örnek gösterdi.

Bu açıklamalar, ABD’nin Tahran’ın savaşın başlamasından bu yana fiilen kapattığı Hürmüz Boğazı’na karşılık İran limanlarına deniz ablukası uyguladığı bir dönemde geldi.

Pezeşkiyan ablukanın ağırlığını kabul etti

Siyasi cephede ise İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, ABD’yi İranlılar üzerindeki ekonomik baskıyı artırarak halkın öfkesini körüklemeye ve ülke içinde protestoları tetiklemeye çalışmakla suçladı. Pezeşkiyan, ülkesinin 1979 Devrimi’nden bu yana en ağır abluka ve savaş koşullarıyla karşı karşıya olduğunu söyledi.

Devrimden sonraki onlarca yıl boyunca İran’ın benzer düzeyde bir abluka, savaş ve zorluk yaşamadığını belirten Pezeşkiyan, Washington’ın siyasi hedeflerine ulaşmak amacıyla vatandaşların hayatını zorlaştırarak onları protestolara yöneltmeye çalıştığını öne sürdü.

Tahran, ABD ve İsrail’i ülke içindeki huzursuzluğu körüklemeye çalışmakla defalarca suçladı.

İran Cumhurbaşkanı’nın açıklamaları, ekonomik baskının giderek arttığı ve ülkede geçen yıl aralık ayının sonlarında hayat pahalılığı nedeniyle başlayan protestoların daha sonra hükûmet karşıtı bir harekete dönüştüğü bir dönemde geldi.