Batı’da Tahran'ın görüşmelerdeki tavrının sertleşmesi endişesi hakim

ABD: İran'ın yaklaşımı kesinlikle krize yol açacak.

Tahran ile Batı ülkeleri nükleer anlaşmaya yönelik müzakerelerine devam ediyor. (AFP)
Tahran ile Batı ülkeleri nükleer anlaşmaya yönelik müzakerelerine devam ediyor. (AFP)
TT

Batı’da Tahran'ın görüşmelerdeki tavrının sertleşmesi endişesi hakim

Tahran ile Batı ülkeleri nükleer anlaşmaya yönelik müzakerelerine devam ediyor. (AFP)
Tahran ile Batı ülkeleri nükleer anlaşmaya yönelik müzakerelerine devam ediyor. (AFP)

Batı ülkeleri ile İran arasındaki nükleer müzakerelerin yedinci turu, uzlaşı sağlanamadan durmuştu. İran heyetinin iki müzakere taslağı sunduğu beş günlük mekik diplomasisinin ardından ​​diplomatlar, yeni İran hükümetinin daha sert bir tutum takınmasından ve nükleer programıyla ilgili önceki anlaşmalarda köklü değişiklik taleplerinden duydukları memnuniyetsizliği dile getirdiler. Nitekim Washington dün Tahran’ın Viyana'daki müzakerelerde yapıcı bir tutum sergilememesi halinde ‘başka seçeneklere’ başvurma tehdidinde bulundu.
ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan bir sözcü, Robert Malley başkanlığındaki ABD heyeti Viyana'dan ayrılmadan önce yaptığı açıklamada “Yeni İran hükümeti Viyana'ya yapıcı önerilerle gelmedi. Bu haftaki yaklaşımı, önemli meseleleri çözme yönünde değildi” dedi. Aynı zamanda Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) iki gün önce yayınladığı raporun da işaret ettiği gibi, İran'ın müzakere masasına döndüğü sırada uranyum zenginleştirme sürecini hızlandırdığını vurguladı.
Gazetecilere açıklamalarda bulunan sözcü, ülkesinin nükleer anlaşmaya geri dönme taahhüdünü yinelediğini belirtti. “İran da benzer bir taahhütte bulunursa çözüm yakındır. Aksi takdirde başka seçenekler aramaktan başka çaremiz kalmaz” ifadesini kullandı.
Sözcü, Şarku’l Avsat’ın Viyana müzakerelerindeki son duruma ilişkin sorusuna verdiği yanıtta ‘İran’ın nükleer programında devam eden dramatik ve benzeri görülmemiş yoğunlaşmanın kaçınılmaz olarak bir krize yol açacağı’ uyarısında bulundu.
Trump yönetimini 2018'de nükleer anlaşmadan çekilmekle suçlayan Sözcü, Başkan Joe Biden'ın nükleer anlaşmaya tekrar karşılıklı uyum sağlamaya kararlı olduğunu belirtti. “Müzakerelerin yapıcı bir şekilde ne zaman başlatılacağına ilişkin nispeten daha az endişeliyiz. Bu gerçekleştiğinde tüm taraflar tam uyum sağlamaya hızlıca geri dönebilir” dedi.
AB müzakerelerinde koordinatör olarak görev yapan Enrique Mora görüşmelerin ardından gazetecilere verdiği demeçte iyimser görünse de İngiltere, Fransa ve Almanya’nın açıklamalarına dair bir ‘yumuşama’ görülmedi. Müzakerelerin karşı karşıya olduğu zorlukların ana hatlarının çizilmesinin ardından danışmak ve politik önerileri beklemek için başkentlere dönmeye ihtiyaç olduğunu söyleyen Mora, anlaşmada kalan ülkelerin yeni İran heyetini tanıdıklarını ve taleplerine kulak verildiğini bildirdi.
Ancak Avrupalı ​​diplomatlar, beş günlük müzakereleri ‘hayal kırıklığı ve endişe verici’ olarak nitelendiren bir bildiri yayınladı. Bunun İran'ın sunduğu önerilerin ve son altı turda görüşülen metinde yapılmasını talep ettikleri değişikliklerin dikkatli bir analizinin neticesi olduğunu belirten diplomatlar şu ifadeleri kullandılar:
“Tahran, geçtiğimiz aylarda oldukça zahmetli yoldan kazanılmış uzlaşıların çoğuna sırtını dönüyor. Ali Bakıri Kani başkanlığındaki heyet metinde radikal değişiklikler yapılmasını talep etti. Bu bir geri adımdır. Bu boşluğun İran projesi kapsamında, gerçekçi bir zaman diliminde nasıl kapatılacağı net değil.”
İran'ı müzakereleri beş ay ertelemekle suçlayan diplomatlar, Tahran’ın söz konusu dönemden bu yana nükleer programına hız verdiğini ve bu hafta masaya oturarak elde edilen kazanımlardan geri adım attığını vurguladılar.
İran'ın baş müzakerecisi Ali Bakıri ise Avrupa'nın tutumuna yanıt olarak yaptığı açıklamada, Avrupa’nın kendi taslağını sunabileceğini ancak bunun her iki tarafın da üzerinde anlaşmaya vardığı ilkelere dayanması gerektiğini söyledi.
Şarku’l Avsat’ın edindiğ bilgilere göre İran heyetinin perşembe akşamı Avrupalı ​​taraflara sunduğu tekliflerin büyük bir kısmı ABD yaptırımlarına ilişkin. Nükleer taahhütlerle ilgili az bir bölüm bulunuyor.
Yeniden balan görüşmelerin ilk gününde İran heyetinin müzakereler kaldığı yerden devam etmeyi kabul ettiğini belirten Mora’yı yalanlayan Bakıri, bu tutumundan geri adım atarak ‘üzerinde anlaşmaya varılan tek şeyin müzakereye tabi bir taslak olduğunu’ söylemişti.
Tahran, Washington ve Batılı müttefiklerinden gelecekte kendisine yeni yaptırımlar uygulanmayacağına dair güvence vermelerini istiyor. Avrupalı ​​ve Rus diplomatlar daha önce yaptıkları açıklamalarda anlaşmanın yüzde 70 ila 80'inin önceki turlarda tamamlandığını bildirmişti. Avrupalılar ve ABD’liler, Abbas Arakçi başkanlığındaki bir önceki heyetle müzakerelerin kaldığı yerden başlaması konusunda ısrar ediyor. Mora, Reisi’nin yemin töreni için Tahran'a gerçekleştirdiği ziyarette yeni İran hükümetine bunu defalarca kez söylemişti.
Mora her ne kadar önümüzdeki hafta müzakere masasına geri döneceğini söylese de bazı taraflar Batı hükümetlerinin İran’ın sunduğu belgeden yola çıkarak Tahran ile müzakere etmeyi kabul etmeyeceğinden şüphe duyuyor. Batılılar, İran'ın nükleer programında kaydedilen önemli ilerleme ve UAEA ile iş birliğini durdurması nedeniyle bir anlaşmaya varmak için acele etmeleri gerektiği görüşündeler. UAEA Genel Direktörü, iki taraf arasındaki iş birliği derhal yeniden sağlanmadığı takdirde İran'ın nükleer programının barışçıl doğasının garanti edilemeyeceğini öne sürmüştü.
Avrupalı ​​diplomatlar, hükümetlerin diplomatik bir çözüme bağlı kalmaya devam etmesi gerektiğini ancak zamanın da tükenmekte olduğunu vurguladılar. Aynı zamanda durumun değerlendirmesinin görüşmeler için geri dönülen başkentlerde yapılacağını bildirdiler.
Viyana'daki mevcut müzakerelerin başarılı görünmediğini, bir sonraki tura geçilmeden önce bir gecikme yaşanacağını belirten Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron açıklamasında şunları söyledi:
“Herkes müzakerelerin eksikliğinin ve nükleer dosyanın yanı sıra bölgesel dosyalarla da ilgilenen bir çerçeve bulmaktaki tereddüdün gerilimi artıran faktörler olacağının farkında. Görüşmeler Körfez ülkeleri, İsrail ve güvenlik dosyasıyla ilgilenen tüm tarafları kapsamadığı takdirde bir anlaşmaya varmak zor. 2015 tarihli anlaşma, bölge ülkelerinin buna katılmasını, en azından çıkarlarının dikkate alınmasını veya kendilerine danışılmasını gerektiriyor.”
Görüşmelerin ilk üç gününde İran heyetinin tavrını anlamaya çalışan Avrupa ülkeleri ile Kani arasında uzun toplantılar düzenlendi. İran'ın müzakere yönünde somut bir teklifte bulunmadığından şikayet eden Avrupalı diplomatlar Tahran’a müzakerelere olan bağlılığının ‘ciddiyetini gösteren’ teklifler sunması için iki gün süre verdi. İran ise görüşmelerdeki sert tutumunu yansıtan iki taslak metin sundu.
Avrupalılar İran'ın sundukları temelinde müzakere kabul etmemesi halinde, Washington'ın da dün akşam ima ettiği diğer seçeneklere yönelebilir. Bu turu ‘büyük ilerlemelerin kaydedildiğini, her iki taraf için zor olan sorunlara çözümlerin bulduğunu’ söylediği önceki turlarla karşılaştıran ABD'li yetkililer, mevcut İran hükümetini öncekine benzer şekilde davranmaya çağırdı.
İran, taviz vermemekte ısrar ederse Batılı ülkeler önce UAEA’da Tahran’ın ihlallerini görüşmek ve buna karşı bir karar taslağı sunmak üzere acil bir toplantı çağrısında bulunabilir. Batı ülkeler, İran'ın nükleer programı ve UAEA ile iş birliğini azaltmasına dair artan endişelerine rağmen müzakerelerin sekteye uğraması endişesiyle UAEA’daki son üç Yönetim Kurulu toplantısında bu yönde bir karar almaktan kaçınmıştı.



İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
TT

İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, dün Akdeniz'e girerken görüntülendi. Bu durum, Başkan Donald Trump'ın emriyle yoğunlaştırılmış askeri konuşlandırma kapsamında İran'a karşı askeri müdahale olasılığını gündeme getirdi.

Atlantik Okyanusu'nu Akdeniz'den ayıran Cebelitarık Boğazı'nı geçen geminin fotoğrafı, AFP tarafından Cebelitarık'tan yayınlandı.

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (AP)Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (Arşiv-AP)

Trump dün, Tahran ve Washington arasında İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varılamaması durumunda İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi "değerlendirdiğini" söyledi.

Bir önceki gün ise karar verme süresinin 10 ila 15 gün olduğunu belirtmişti.

ABD'ye ait bir diğer uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln, ocak ayının sonundan beri Ortadoğu'da bulunuyor.

USS Gerald R. Ford'un Akdeniz'e gelmesiyle birlikte, İran'a karşı olası saldırılara hazırlık amacıyla önemli bir askeri yığılmanın yaşandığı bölgede ABD'nin ateş gücü önemli ölçüde arttı.

Aşağıda, Orta Doğu'da veya yakınlarında konuşlandırılmış en önemli Amerikan askeri varlıklarının listesi yer almaktadır:

Gemiler

ABD'li bir yetkilinin açıklamasına göre Washington'un şu anda Ortadoğu'da 13 savaş gemisi bulunuyor: bir uçak gemisi (USS Abraham Lincoln), dokuz muhrip ve üç kıyı muharebe gemisi.

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Ford, dün çekilen fotoğrafta Cebelitarık Boğazı'ndan Akdeniz'e geçerken görüntülendi. Üç muhrip eşliğinde konuşlanan geminin varlığıyla, Ortadoğu'daki ABD savaş gemisi sayısı toplam 17'ye ulaşacak.

Her bir uçak gemisi binlerce denizci ve onlarca savaş uçağından oluşan hava filoları taşıyor. İki ABD uçak gemisinin aynı anda Ortadoğu'da bulunması nadir görülen bir durumdur.

Uçaklar

İki uçak gemisinde bulunan uçaklara ilave olarak, X platformundaki açık kaynaklı istihbarat bilgilerine, Flightradar24 uçuş takip sitesine ve medya haberlerine göre, Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu'ya onlarca başka savaş uçağı konuşlandırdı.

Bu uçaklar arasında F-22 Raptor ve F-35 Lightning hayalet savaş uçakları, F-15 ve F-16 savaş uçakları ve operasyonlarını desteklemek için gerekli olan KC-135 havadan yakıt ikmal tankerleri de bulunmaktadır.

New York'taki Soufan Araştırma Merkezi, "50 ilave Amerikan savaş uçağı, F-35, F-22 ve F-16, bu hafta Körfez Arap devletlerindeki üslerde konuşlandırılmış yüzlerce uçağa katılmak üzere bölgeye gönderildi" diye yazdı ve bu adımların "Trump'ın (neredeyse her gün tekrarladığı) görüşmelerin başarısız olması durumunda geniş çaplı bir hava ve füze harekatına girişme tehdidini güçlendirdiğini" belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Financial Times'ten aktardığına göre bu hafta onlarca askeri yakıt ikmal ve nakliye uçağı Atlantik Okyanusu'nu geçti. Flightradar24'ten alınan verilere göre son üç günde 39 tanker uçağı potansiyel operasyon bölgelerine daha yakın yerlere yeniden konumlandırıldı. Aynı dönemde C-17 Globemaster III'ler de dahil olmak üzere 29 ağır nakliye uçağı ise Avrupa'ya uçtu.

Bir C-17 uçağı üsten Ürdün'e doğru yola çıktı. Gerçek zamanlı komuta ve kontrol operasyonlarının önemli bir bileşeni olan altı adet E-3 Sentry AWACS erken uyarı ve kontrol uçağı da konuşlandırıldı.

Trump, Tahran'dan yaklaşık 5 bin 200 kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'daki ortak ABD-İngiltere üssünü saldırılar başlatmak için kullanma olasılığını öne sürdü; Londra ise bu öneriye ilişkin çekincelerini dile getirdi.

 "Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Hava savunma sistemleri

Raporlar ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki karasal hava savunmasını güçlendirdiğini, bölgedeki güdümlü füze destroyerlerinin ise denizde hava savunma yetenekleri sağladığını gösteriyor.

Bu ay, Patriot ve THAAD füze ve uçak savunma sistemlerini işleten 69. Hava Savunma Tugayı'nın merkezi olan Fort Hood'dan altı uçuş gerçekleştirildi.

Üslerdeki ABD güçleri

Kara birliklerinin İran'a karşı herhangi bir saldırı eylemine katılmaları beklenmese de Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'da misillemeye karşı savunmasız kalabilecek on binlerce askeri personeli bulunmaktadır.

Tahran, Haziran 2015 yılında Washington'un üç İran nükleer tesisini bombalamasının ardından Katar'daki Amerikan üssüne füze fırlatmıştı, ancak bu füzeler hava savunma sistemleri tarafından düşürüldü.


Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
TT

Rapor: Buckingham Sarayı, vergi mükelleflerinin eski Prens Andrew’in savunma masraflarını üstlenmesini engelliyor

 İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)
İngiliz Kralı Charles (sağda), Londra’da kardeşi Prens Andrew ile konuşuyor. (AP)

The Telegraph gazetesinin haberine göre Buckingham Sarayı, eski İngiliz prensi Andrew -kamuoyunda kullanılan adıyla Andrew Mountbatten-Windsor- için doğabilecek hukuki masrafların vergi mükelleflerine yüklenmemesini güvence altına alacak.

Konuya yakın bir kaynak, eski prensin avukatlık ücretlerini karşılayamaması halinde mali yükün ‘kamu hazinesine yansıtılmayacağını’ belirtti. Ancak sarayın söz konusu giderleri hangi kaynaktan karşılayabileceği henüz netlik kazanmadı. Kaynaklar, Kral Charles’ın kardeşinin faturalarını kişisel olarak ödemeyeceğini ifade etti.

Mountbatten-Windsor dün Sandringham House’taki evinde, kamu görevine ilişkin usulsüzlük şüphesiyle gözaltına alındı. Polis, ticari temsilci olarak görev yaptığı dönemde hassas bilgileri Jeffrey Epstein ile paylaştığı iddialarını soruşturuyor.

dfvgthy6yjy6
Andrew Mountbatten-Windsor, kamu görevinde suistimal şüphesiyle gözaltına alındığı gün polis karakolundan ayrılırken (Reuters)

Olası hukuki savunma sürecinde ise Andrew’in yakın çevresinde kalmayı sürdüren tek isim olarak ceza avukatı Gary Bloxsome öne çıkıyor. Bir kaynak dün, “Hâlâ yanında olan tek kişi o” ifadesini kullandı.

The Telegraph’ın haberine göre, Andrew’in gözaltına alınmasının ardından Bloxsome’un hizmetlerine duyulan ihtiyaç daha da artacak. Eski York Dükü, 2020 yılında ABD Federal Soruşturma Bürosu’nun (FBI), çocuklara yönelik cinsel istismar suçlamalarıyla anılan finansör Jeffrey Epstein ile ilişkisine dair yürüttüğü soruşturma sırasında da aynı avukatla çalışmıştı.

Sonrasında Bloxsome’un görevlendirilmesinin isabetli bir karar olduğu değerlendirildi. Prensi çevreleyen utanç verici kriz sürecinde dost ve tanıdıkların zamanla uzaklaştığı belirtilirken, avukatın Andrew’in yanında kalmayı sürdürdüğü aktarıldı. Zaman içinde en yakın isimlerinden biri haline gelen Bloxsome, ‘her an ulaşılabilen avukatı’ olarak tanımlandı; hukuk dosyalarını değerlendirdiği kadar golf sahasında da müvekkiliyle vakit geçirdiği ifade edildi.

Bloxsome’un, yakın zamana kadar Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge adlı konutuna giderek yüksek profilli müvekkiliyle çay içmeyi sürdürdüğü kaydedildi.

dvfgthy
Kraliçe II. Elizabeth, 2013 yılında Buckingham Sarayı’nın balkonundan, oğulları Prens Charles (solda) ve Prens Andrew ile birlikte el sallıyor. (AFP)

Ceza avukatı Gary Bloxsome’un, Andrew Mountbatten-Windsor’ı kamu görevinde suistimal suçlamalarına karşı temsil etmesi en güçlü ihtimal olarak görülüyor. Konuya yakın bir kaynak, “Başka kime başvurabilir? O bir ceza avukatı ve bu Gary’nin uzmanlık alanı. Bu görev için ondan daha iyisi yok” dedi. Aynı kaynak, Mountbatten-Windsor’ın başka bir hukukçuya yönelmesinin mantıklı olmayacağını, zira Bloxsome’un geçmiş sürece hâkim olduğunu ve aralarında güçlü bir ilişki bulunduğunu belirtti.

Polisin, prensin Sandringham Kraliyet Arazisi’ndeki geçici konutu Wood Farm’a baskın düzenlediği sırada, Bloxsome The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada gelişmelerden ‘hiçbir şekilde haberdar olmadığını’ söyledi. Avukatın, Andrew’in sorgulandığı polis merkezine gidip gitmediği ise henüz bilinmiyor.

Gözaltı işlemi, Andrew’in Windsor’daki Royal Lodge’dan ayrılarak Norfolk’ta yeni bir hayata başlamasından yalnızca iki hafta sonra gerçekleşti. Bloxsome dışında yakın çevresinin giderek daralması, prensin ruh sağlığına ilişkin endişeleri artırdı.

Taşınmadan önce her gün ata bindiği belirtilen Andrew’in, Windsor’daki geniş konutunda neredeyse tamamen izole bir yaşam sürdüğü ifade edildi. Haberlerde, birkaç ay önce haber takibini bıraktığı öne sürülürken, baskıların artmasıyla birlikte ağır bir depresyon sürecine girdiği de kaynaklar tarafından dile getirildi.

vfgthy
Andrew Mountbatten-Windsor, Royal Lodge yakınlarında ata binerken (Reuters)

Aralık ayında, Londra Metropolitan Polisi’nin ziyareti sonrasında Andrew silah ruhsatlarını ve av tüfeği sertifikalarını teslim etmek zorunda kaldı. Bu adımla ilgili resmi bir gerekçe açıklanmadı. Ancak kaynaklar, kişisel güvenliğinin aile için öncelik olmaya devam ettiğini belirterek, tüm aile üyelerinin emniyetini sağlamak amacıyla ‘özen yükümlülüğünün sürdüğünü’ vurguladı.


Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
TT

Trump: İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi değerlendiriyorum

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)
Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda Valiler Birliği ile yaptığı kahvaltıda konuşuyor (AP)

ABD Başkanı Donald Trump bugün İran'a karşı sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi, ancak daha fazla ayrıntı vermedi.

ABD ordusu, İran'a karşı birkaç hafta sürebilecek ve güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da bombalamayı içerebilecek bir operasyona hazırlanıyor.

İran'ı nükleer programı konusunda anlaşmaya varmaya zorlamak için sınırlı bir saldırıyı düşünüp düşünmediği sorulduğunda, Beyaz Saray'da gazetecilere, "Sanırım bunu düşündüğümü söyleyebilirim" dedi.

Trump dün, İran'ın bir anlaşmaya varması için 10 ila 15 günlük bir sürenin "yeterli" olacağına inandığını söyledi. Ancak görüşmeler yıllardır tıkanmış durumda ve İran, füze programını kısıtlama ve silahlı gruplarla bağlarını koparma yönündeki daha geniş ABD ve İsrail taleplerini görüşmeyi reddediyor.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre iki ABD yetkilisi, İran'la ilgili ABD askeri planlamasının ileri bir aşamaya ulaştığını ve seçenekler arasında bireyleri hedef alan bir saldırı, hatta Trump'ın emriyle Tahran'da rejim değişikliğinin de yer aldığını söyledi. Bu askeri seçenekler, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda ABD'nin İran'la ciddi bir çatışmaya hazırlandığının son göstergesi.

Son haftalarda yapılan dolaylı görüşmelerde çok az ilerleme kaydedildi ve taraflardan biri veya her ikisi bunu savaşa hazırlıkta geciktirme taktiği olarak kullanıyor olabilir.

İran, geçen yıl İsrail ve ABD'nin nükleer ve askeri tesislerini hedef alan 12 günlük saldırılarının yanı sıra ocak ayındaki kitlesel protestoların şiddetle bastırılmasının ardından, hiç olmadığı kadar savunmasız bir konumda bulunuyor.

 İran'ın BM Güvenlik Konseyi'ne dün yazdığı mektupta, BM Büyükelçisi Emir Said İrevani, ülkesinin "gerilim veya savaş aramadığını ve savaş başlatmayacağını", ancak herhangi bir ABD saldırganlığına "kararlı ve orantılı bir şekilde" karşılık vereceğini belirtti.

Şöyle devam etti: “Bu koşullar altında, bölgedeki tüm düşman üsleri, tesisleri ve varlıkları, İran'ın savunma yanıtı çerçevesinde meşru hedefler olarak kabul edilecektir.”

Bu haftanın başlarında İran, dünyanın ticareti yapılan petrolünün yaklaşık beşte birinin geçtiği Körfez'in dar su yolu olan Hürmüz Boğazı'nda gerçek mühimmatlı tatbikatlar gerçekleştirdi. Ülke içinde de gerilim artıyor; yas tutanlar, 40 gün önce güvenlik güçleri tarafından öldürülen protestocuları anmak için törenler düzenliyor ve bazı gösterilerde yetkililerin tehditlerine rağmen hükümet karşıtı sloganlar atılıyor.