Batı’da Tahran'ın görüşmelerdeki tavrının sertleşmesi endişesi hakim

ABD: İran'ın yaklaşımı kesinlikle krize yol açacak.

Tahran ile Batı ülkeleri nükleer anlaşmaya yönelik müzakerelerine devam ediyor. (AFP)
Tahran ile Batı ülkeleri nükleer anlaşmaya yönelik müzakerelerine devam ediyor. (AFP)
TT

Batı’da Tahran'ın görüşmelerdeki tavrının sertleşmesi endişesi hakim

Tahran ile Batı ülkeleri nükleer anlaşmaya yönelik müzakerelerine devam ediyor. (AFP)
Tahran ile Batı ülkeleri nükleer anlaşmaya yönelik müzakerelerine devam ediyor. (AFP)

Batı ülkeleri ile İran arasındaki nükleer müzakerelerin yedinci turu, uzlaşı sağlanamadan durmuştu. İran heyetinin iki müzakere taslağı sunduğu beş günlük mekik diplomasisinin ardından ​​diplomatlar, yeni İran hükümetinin daha sert bir tutum takınmasından ve nükleer programıyla ilgili önceki anlaşmalarda köklü değişiklik taleplerinden duydukları memnuniyetsizliği dile getirdiler. Nitekim Washington dün Tahran’ın Viyana'daki müzakerelerde yapıcı bir tutum sergilememesi halinde ‘başka seçeneklere’ başvurma tehdidinde bulundu.
ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan bir sözcü, Robert Malley başkanlığındaki ABD heyeti Viyana'dan ayrılmadan önce yaptığı açıklamada “Yeni İran hükümeti Viyana'ya yapıcı önerilerle gelmedi. Bu haftaki yaklaşımı, önemli meseleleri çözme yönünde değildi” dedi. Aynı zamanda Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın (UAEA) iki gün önce yayınladığı raporun da işaret ettiği gibi, İran'ın müzakere masasına döndüğü sırada uranyum zenginleştirme sürecini hızlandırdığını vurguladı.
Gazetecilere açıklamalarda bulunan sözcü, ülkesinin nükleer anlaşmaya geri dönme taahhüdünü yinelediğini belirtti. “İran da benzer bir taahhütte bulunursa çözüm yakındır. Aksi takdirde başka seçenekler aramaktan başka çaremiz kalmaz” ifadesini kullandı.
Sözcü, Şarku’l Avsat’ın Viyana müzakerelerindeki son duruma ilişkin sorusuna verdiği yanıtta ‘İran’ın nükleer programında devam eden dramatik ve benzeri görülmemiş yoğunlaşmanın kaçınılmaz olarak bir krize yol açacağı’ uyarısında bulundu.
Trump yönetimini 2018'de nükleer anlaşmadan çekilmekle suçlayan Sözcü, Başkan Joe Biden'ın nükleer anlaşmaya tekrar karşılıklı uyum sağlamaya kararlı olduğunu belirtti. “Müzakerelerin yapıcı bir şekilde ne zaman başlatılacağına ilişkin nispeten daha az endişeliyiz. Bu gerçekleştiğinde tüm taraflar tam uyum sağlamaya hızlıca geri dönebilir” dedi.
AB müzakerelerinde koordinatör olarak görev yapan Enrique Mora görüşmelerin ardından gazetecilere verdiği demeçte iyimser görünse de İngiltere, Fransa ve Almanya’nın açıklamalarına dair bir ‘yumuşama’ görülmedi. Müzakerelerin karşı karşıya olduğu zorlukların ana hatlarının çizilmesinin ardından danışmak ve politik önerileri beklemek için başkentlere dönmeye ihtiyaç olduğunu söyleyen Mora, anlaşmada kalan ülkelerin yeni İran heyetini tanıdıklarını ve taleplerine kulak verildiğini bildirdi.
Ancak Avrupalı ​​diplomatlar, beş günlük müzakereleri ‘hayal kırıklığı ve endişe verici’ olarak nitelendiren bir bildiri yayınladı. Bunun İran'ın sunduğu önerilerin ve son altı turda görüşülen metinde yapılmasını talep ettikleri değişikliklerin dikkatli bir analizinin neticesi olduğunu belirten diplomatlar şu ifadeleri kullandılar:
“Tahran, geçtiğimiz aylarda oldukça zahmetli yoldan kazanılmış uzlaşıların çoğuna sırtını dönüyor. Ali Bakıri Kani başkanlığındaki heyet metinde radikal değişiklikler yapılmasını talep etti. Bu bir geri adımdır. Bu boşluğun İran projesi kapsamında, gerçekçi bir zaman diliminde nasıl kapatılacağı net değil.”
İran'ı müzakereleri beş ay ertelemekle suçlayan diplomatlar, Tahran’ın söz konusu dönemden bu yana nükleer programına hız verdiğini ve bu hafta masaya oturarak elde edilen kazanımlardan geri adım attığını vurguladılar.
İran'ın baş müzakerecisi Ali Bakıri ise Avrupa'nın tutumuna yanıt olarak yaptığı açıklamada, Avrupa’nın kendi taslağını sunabileceğini ancak bunun her iki tarafın da üzerinde anlaşmaya vardığı ilkelere dayanması gerektiğini söyledi.
Şarku’l Avsat’ın edindiğ bilgilere göre İran heyetinin perşembe akşamı Avrupalı ​​taraflara sunduğu tekliflerin büyük bir kısmı ABD yaptırımlarına ilişkin. Nükleer taahhütlerle ilgili az bir bölüm bulunuyor.
Yeniden balan görüşmelerin ilk gününde İran heyetinin müzakereler kaldığı yerden devam etmeyi kabul ettiğini belirten Mora’yı yalanlayan Bakıri, bu tutumundan geri adım atarak ‘üzerinde anlaşmaya varılan tek şeyin müzakereye tabi bir taslak olduğunu’ söylemişti.
Tahran, Washington ve Batılı müttefiklerinden gelecekte kendisine yeni yaptırımlar uygulanmayacağına dair güvence vermelerini istiyor. Avrupalı ​​ve Rus diplomatlar daha önce yaptıkları açıklamalarda anlaşmanın yüzde 70 ila 80'inin önceki turlarda tamamlandığını bildirmişti. Avrupalılar ve ABD’liler, Abbas Arakçi başkanlığındaki bir önceki heyetle müzakerelerin kaldığı yerden başlaması konusunda ısrar ediyor. Mora, Reisi’nin yemin töreni için Tahran'a gerçekleştirdiği ziyarette yeni İran hükümetine bunu defalarca kez söylemişti.
Mora her ne kadar önümüzdeki hafta müzakere masasına geri döneceğini söylese de bazı taraflar Batı hükümetlerinin İran’ın sunduğu belgeden yola çıkarak Tahran ile müzakere etmeyi kabul etmeyeceğinden şüphe duyuyor. Batılılar, İran'ın nükleer programında kaydedilen önemli ilerleme ve UAEA ile iş birliğini durdurması nedeniyle bir anlaşmaya varmak için acele etmeleri gerektiği görüşündeler. UAEA Genel Direktörü, iki taraf arasındaki iş birliği derhal yeniden sağlanmadığı takdirde İran'ın nükleer programının barışçıl doğasının garanti edilemeyeceğini öne sürmüştü.
Avrupalı ​​diplomatlar, hükümetlerin diplomatik bir çözüme bağlı kalmaya devam etmesi gerektiğini ancak zamanın da tükenmekte olduğunu vurguladılar. Aynı zamanda durumun değerlendirmesinin görüşmeler için geri dönülen başkentlerde yapılacağını bildirdiler.
Viyana'daki mevcut müzakerelerin başarılı görünmediğini, bir sonraki tura geçilmeden önce bir gecikme yaşanacağını belirten Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron açıklamasında şunları söyledi:
“Herkes müzakerelerin eksikliğinin ve nükleer dosyanın yanı sıra bölgesel dosyalarla da ilgilenen bir çerçeve bulmaktaki tereddüdün gerilimi artıran faktörler olacağının farkında. Görüşmeler Körfez ülkeleri, İsrail ve güvenlik dosyasıyla ilgilenen tüm tarafları kapsamadığı takdirde bir anlaşmaya varmak zor. 2015 tarihli anlaşma, bölge ülkelerinin buna katılmasını, en azından çıkarlarının dikkate alınmasını veya kendilerine danışılmasını gerektiriyor.”
Görüşmelerin ilk üç gününde İran heyetinin tavrını anlamaya çalışan Avrupa ülkeleri ile Kani arasında uzun toplantılar düzenlendi. İran'ın müzakere yönünde somut bir teklifte bulunmadığından şikayet eden Avrupalı diplomatlar Tahran’a müzakerelere olan bağlılığının ‘ciddiyetini gösteren’ teklifler sunması için iki gün süre verdi. İran ise görüşmelerdeki sert tutumunu yansıtan iki taslak metin sundu.
Avrupalılar İran'ın sundukları temelinde müzakere kabul etmemesi halinde, Washington'ın da dün akşam ima ettiği diğer seçeneklere yönelebilir. Bu turu ‘büyük ilerlemelerin kaydedildiğini, her iki taraf için zor olan sorunlara çözümlerin bulduğunu’ söylediği önceki turlarla karşılaştıran ABD'li yetkililer, mevcut İran hükümetini öncekine benzer şekilde davranmaya çağırdı.
İran, taviz vermemekte ısrar ederse Batılı ülkeler önce UAEA’da Tahran’ın ihlallerini görüşmek ve buna karşı bir karar taslağı sunmak üzere acil bir toplantı çağrısında bulunabilir. Batı ülkeler, İran'ın nükleer programı ve UAEA ile iş birliğini azaltmasına dair artan endişelerine rağmen müzakerelerin sekteye uğraması endişesiyle UAEA’daki son üç Yönetim Kurulu toplantısında bu yönde bir karar almaktan kaçınmıştı.



ABD'li milletvekilleri, Trump'ın İran'a karşı askeri yetkilerini kısıtlamayı tartışıyor

ABD Başkanı Donald Trump, çarşamba günü İran'ın nükleer tesislerini vuran B-2 bombardıman uçaklarının maketinin önünde Oval Ofis'te konuşma yapıyor (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, çarşamba günü İran'ın nükleer tesislerini vuran B-2 bombardıman uçaklarının maketinin önünde Oval Ofis'te konuşma yapıyor (AFP)
TT

ABD'li milletvekilleri, Trump'ın İran'a karşı askeri yetkilerini kısıtlamayı tartışıyor

ABD Başkanı Donald Trump, çarşamba günü İran'ın nükleer tesislerini vuran B-2 bombardıman uçaklarının maketinin önünde Oval Ofis'te konuşma yapıyor (AFP)
ABD Başkanı Donald Trump, çarşamba günü İran'ın nükleer tesislerini vuran B-2 bombardıman uçaklarının maketinin önünde Oval Ofis'te konuşma yapıyor (AFP)

ABD Kongresi, diplomatik çabaların başarısız olması durumunda Tahran'la tehlikeli bir çatışma olasılığına karşı hazırlık yapan ABD ordusunun da katılımıyla, Başkan Donald Trump'ın milletvekillerinin onayı olmadan İran'a saldırı başlatmasını engelleyecek bir karar tasarısı üzerinde önümüzdeki hafta oylama yapabilir.

Kongre üyeleri, Trump'ın Cumhuriyetçi partili bazı üyeleri ve Demokratlar da dahil olmak üzere, başkanın Kongre onayı olmadan yabancı ülkelere karşı askeri harekât düzenlemesini engelleyen kararlar geçirmeye defalarca çalıştılar, ancak başarılı olamadılar.

Şarku'l Avsat'ın edindiği bilgiye göre ABD Anayasası, ulusal güvenlikle ilgili sınırlı durumlar dışında, savaş ilan etme ve askerleri savaşa gönderme yetkisini başkana değil, Kongreye vermektedir.

ABD ordusu,Trump'ın bir saldırı emri vermesi durumunda haftalarca sürebilecek operasyonlara hazırlanıyor.

Trump'ı destekleyen Cumhuriyetçiler hem Senato'da hem de Temsilciler Meclisi'nde az bir çoğunluğa sahip olsalar da Kongre'nin ulusal güvenlik konularında başkanın yetkisini kısıtlamaması gerektiğini savunarak bu kararlara karşı çıkıyorlar.

Geçtiğimiz ayın sonlarında, Virginia'dan Demokrat Senatör Tim Kaine ve Kentucky'den Cumhuriyetçi Senatör Rand Paul, Kongre tarafından açıkça savaş ilanıyla yetkilendirilmedikçe İran'a karşı düşmanca eylemleri yasaklayan bir karar tasarısını Senato'ya sundular.

Görsel kaldırıldı.Washington'daki Kongre binasında ABD bayrağı (Reuters)

ABD askeri unsurlarının İran'a doğru hareket ettiği bir dönemde Kaine dün yaptığı açıklamada, "Eğer bazı meslektaşlarım savaşı destekliyorsa, masalarının altına saklanmak yerine, cesurca oy verip seçmenlerine hesap vermeliler" ifadelerini kullandı.

Kaine'in bir yardımcısı, karar tasarısının Senato'da oylamaya sunulması için henüz bir zaman çizelgesi belirlenmediğini söyledi.

Temsilciler Meclisi'nde, Kentucky'den Cumhuriyetçi Temsilci Thomas Massie ve Kaliforniya'dan Demokrat Temsilci Ro Khanna, önümüzdeki hafta benzer bir karar tasarısı üzerinde oylama yapılması için girişimde bulunacaklarını açıkladılar.

Khanna, X platformunda yaptığı bir paylaşımda şunları yazdı: "Trump'ın yetkilileri, İran'a yönelik saldırı olasılığının yüzde 90 olduğunu söylüyor. Bunu Kongre onayı olmadan yapamaz."


Trump, İran'a nasıl bir saldırı düzenlemeyi planlıyor?

Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)
Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)
TT

Trump, İran'a nasıl bir saldırı düzenlemeyi planlıyor?

Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)
Trump, İran'da aralık ayında patlak veren protestoların ardından askeri harekat tehdidinde bulunmaya başlamıştı (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, Ortadoğu'daki askeri yığınağı artırırken, Amerikan medyası İran'a saldırı senaryolarını masaya yatırdı.

CNN'in analizinde, İran'a saldırı durumunda askeri ve siyasi liderlerin hedef alınabileceği veya nükleer tesislere sınırlı saldırılar düzenlenebileceği belirtiliyor.

Nükleer tesislere saldırının, geçen yıl haziranda düzenlenenlere kıyasla "daha büyük ölçekli" olacağı savunuluyor.

İran'a yönelik olası saldırılar için ABD ordusuna bir hedef listesi sunulmadı. Bu da Trump'ın henüz herhangi bir askeri harekat emri vermediğinin işareti. Beyaz Saray yetkilileri, Cumhuriyetçi liderin diplomatik çözümden yana tercihini sürdürdüğünü söylüyor.

ABD Başkanı, perşembe günkü açıklamasında "10 gün içinde" bir anlaşmanın yapılıp yapılamayacağının belli olacağını söylemiş, daha sonra bu süreyi 15 güne çıkardığını bildirmişti. Müzakerelerde anlaşma sağlanamaması halinde İran'a saldırma tehdidini de yinelemişti.

Adlarının paylaşılmaması şartıyla konuşan Trump'a yakın iki üst düzey yetkili, ABD Başkanı'nın hazirandaki saldırı emrini vermeden önce de son ana kadar beklediğini söylüyor. Venezuela'ya geçen ay düzenlenen operasyonda da benzer bir sürecin yaşandığını aktarıyorlar.

Wall Street Journal'ın analizinde, İran'ın anlaşmaya yanaşmaması halinde Trump'ın geniş ölçekli saldırı talimatı vererek Tahran yönetimini devirmeye çalışabileceği yazılıyor.

Bunun yanı sıra Trump'ın "sınırlı saldırı" seçeneğini değerlendirdiği de belirtiliyor. Bu seçenekle Trump, küçük ölçekli saldırılarla İran'ı anlaşmaya yapmaya zorlayabilir.

Kimliğinin paylaşılmamasını isteyen bir ABD'li yetkili, İran uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durdurana kadar saldırıların artarak devam edebileceğini savunuyor. Diğer yandan böyle bir hamlenin Tahran yönetiminin müzakerelerden çekilmesine yol açabileceğine de dikkat çekiliyor.

İran muhtemel ABD saldırılarına karşı güçlü misilleme yapılacağı uyarısında bulunmuştu. Ülkenin dini lideri Ali Hamaney, bu haftaki açıklamasında "Dünyanın en güçlü ordusu bile bazen öyle bir tokat yiyebilir ki yerinden kalkamayabilir" demişti.

İsrail ve ABD'nin Haziran 2025'te İran'a düzenlediği saldırılarla 12 gün süren savaş nedeniyle kesintiye uğrayan diplomatik süreç, tarafların Umman'da masaya oturmasıyla yeniden başladı.

Maskat'taki ilk tur görüşmelerin ardından müzakereler Cenevre'ye taşındı. İran heyetine Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi başkanlık ederken, ABD'yi ise Trump'ın Ortadoğu Özel Temsilcisi Witkoff temsil ediyor.

Independent Türkçe, Wall Street Journal, CNN


İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
TT

İran'a yönelik saldırı tehditleri arasında "Gerald Ford" uçak gemisi Akdeniz'e girdi

Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)
Geçtiğimiz ay Karayipler'de düzenlenen komuta devir teslim töreni sırasında ABD Donanması'nın 8. Hava Kanadı'na ait uçaklar USS Gerald Ford uçak gemisinin üzerinden uçtu (ABD Donanması)

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford, dün Akdeniz'e girerken görüntülendi. Bu durum, Başkan Donald Trump'ın emriyle yoğunlaştırılmış askeri konuşlandırma kapsamında İran'a karşı askeri müdahale olasılığını gündeme getirdi.

Atlantik Okyanusu'nu Akdeniz'den ayıran Cebelitarık Boğazı'nı geçen geminin fotoğrafı, AFP tarafından Cebelitarık'tan yayınlandı.

Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (AP)Başkan Donald Trump, Beyaz Saray Devlet Yemek Salonu'nda davetlilere konuşuyor (Arşiv-AP)

Trump dün, Tahran ve Washington arasında İran'ın nükleer programı konusunda bir anlaşmaya varılamaması durumunda İran'a karşı sınırlı bir saldırı düzenlemeyi "değerlendirdiğini" söyledi.

Bir önceki gün ise karar verme süresinin 10 ila 15 gün olduğunu belirtmişti.

ABD'ye ait bir diğer uçak gemisi olan USS Abraham Lincoln, ocak ayının sonundan beri Ortadoğu'da bulunuyor.

USS Gerald R. Ford'un Akdeniz'e gelmesiyle birlikte, İran'a karşı olası saldırılara hazırlık amacıyla önemli bir askeri yığılmanın yaşandığı bölgede ABD'nin ateş gücü önemli ölçüde arttı.

Aşağıda, Orta Doğu'da veya yakınlarında konuşlandırılmış en önemli Amerikan askeri varlıklarının listesi yer almaktadır:

Gemiler

ABD'li bir yetkilinin açıklamasına göre Washington'un şu anda Ortadoğu'da 13 savaş gemisi bulunuyor: bir uçak gemisi (USS Abraham Lincoln), dokuz muhrip ve üç kıyı muharebe gemisi.

Dünyanın en büyük uçak gemisi USS Ford, dün çekilen fotoğrafta Cebelitarık Boğazı'ndan Akdeniz'e geçerken görüntülendi. Üç muhrip eşliğinde konuşlanan geminin varlığıyla, Ortadoğu'daki ABD savaş gemisi sayısı toplam 17'ye ulaşacak.

Her bir uçak gemisi binlerce denizci ve onlarca savaş uçağından oluşan hava filoları taşıyor. İki ABD uçak gemisinin aynı anda Ortadoğu'da bulunması nadir görülen bir durumdur.

Uçaklar

İki uçak gemisinde bulunan uçaklara ilave olarak, X platformundaki açık kaynaklı istihbarat bilgilerine, Flightradar24 uçuş takip sitesine ve medya haberlerine göre, Amerika Birleşik Devletleri Ortadoğu'ya onlarca başka savaş uçağı konuşlandırdı.

Bu uçaklar arasında F-22 Raptor ve F-35 Lightning hayalet savaş uçakları, F-15 ve F-16 savaş uçakları ve operasyonlarını desteklemek için gerekli olan KC-135 havadan yakıt ikmal tankerleri de bulunmaktadır.

New York'taki Soufan Araştırma Merkezi, "50 ilave Amerikan savaş uçağı, F-35, F-22 ve F-16, bu hafta Körfez Arap devletlerindeki üslerde konuşlandırılmış yüzlerce uçağa katılmak üzere bölgeye gönderildi" diye yazdı ve bu adımların "Trump'ın (neredeyse her gün tekrarladığı) görüşmelerin başarısız olması durumunda geniş çaplı bir hava ve füze harekatına girişme tehdidini güçlendirdiğini" belirtti.

Şarku'l Avsat'ın Financial Times'ten aktardığına göre bu hafta onlarca askeri yakıt ikmal ve nakliye uçağı Atlantik Okyanusu'nu geçti. Flightradar24'ten alınan verilere göre son üç günde 39 tanker uçağı potansiyel operasyon bölgelerine daha yakın yerlere yeniden konumlandırıldı. Aynı dönemde C-17 Globemaster III'ler de dahil olmak üzere 29 ağır nakliye uçağı ise Avrupa'ya uçtu.

Bir C-17 uçağı üsten Ürdün'e doğru yola çıktı. Gerçek zamanlı komuta ve kontrol operasyonlarının önemli bir bileşeni olan altı adet E-3 Sentry AWACS erken uyarı ve kontrol uçağı da konuşlandırıldı.

Trump, Tahran'dan yaklaşık 5 bin 200 kilometre uzaklıktaki Diego Garcia'daki ortak ABD-İngiltere üssünü saldırılar başlatmak için kullanma olasılığını öne sürdü; Londra ise bu öneriye ilişkin çekincelerini dile getirdi.

 "Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Hava savunma sistemleri

Raporlar ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'daki karasal hava savunmasını güçlendirdiğini, bölgedeki güdümlü füze destroyerlerinin ise denizde hava savunma yetenekleri sağladığını gösteriyor.

Bu ay, Patriot ve THAAD füze ve uçak savunma sistemlerini işleten 69. Hava Savunma Tugayı'nın merkezi olan Fort Hood'dan altı uçuş gerçekleştirildi.

Üslerdeki ABD güçleri

Kara birliklerinin İran'a karşı herhangi bir saldırı eylemine katılmaları beklenmese de Amerika Birleşik Devletleri'nin Ortadoğu'da misillemeye karşı savunmasız kalabilecek on binlerce askeri personeli bulunmaktadır.

Tahran, Haziran 2015 yılında Washington'un üç İran nükleer tesisini bombalamasının ardından Katar'daki Amerikan üssüne füze fırlatmıştı, ancak bu füzeler hava savunma sistemleri tarafından düşürüldü.