Dr. Mehmet Öz, ABD siyasetinde tartışmalara neden oldu

Sahte tıbbi iddialar yaymakla suçlanan Öz’ün televizyonda yayınlanan şovu geniş bir izleyici kitlesi tarafından takip ediliyor.

Dr. Öz'ün adaylığı Cumhuriyetçi adaylar arasında siyasi ve tıbbi çatışmalara neden olacak (AFP)
Dr. Öz'ün adaylığı Cumhuriyetçi adaylar arasında siyasi ve tıbbi çatışmalara neden olacak (AFP)
TT

Dr. Mehmet Öz, ABD siyasetinde tartışmalara neden oldu

Dr. Öz'ün adaylığı Cumhuriyetçi adaylar arasında siyasi ve tıbbi çatışmalara neden olacak (AFP)
Dr. Öz'ün adaylığı Cumhuriyetçi adaylar arasında siyasi ve tıbbi çatışmalara neden olacak (AFP)

Tarık eş-Şami
ABD ve dünyanın birçok ülkesinde oldukça popüler olan ‘Dr. Öz Show (The Dr.Oz Show)’ programının sunucusu Mehmet Öz, Pensilvanya Senatosu’nda koltuk elde etmek için Cumhuriyetçi Parti’den ön seçimlere aday olacağını açıkladı. Bu durum televizyon ekranlarında, ‘Talk Show’ programlarında, ABD menşeli internet sitelerinde ve gazetelerin sayfalarında ve siyaset arenasında tartışmaya neden oldu.  Peki, tüm bu tartışmaların ardındaki sebep ne?

Devam eden tartışmalar
Ünlü televizyon programı Dr. Öz Show’un sunucusu olan Türk asıllı Kalp Cerrahı  Mehmet Öz'ün adaylığını açıklaması, 2022 yılında gerçekleştirilecek olan Senato ara seçimlerine katılmak için kampanya ekibini toplaması nedeniyle beklendik bir durum. Ancak geçtiğimiz salı günü Fox News'daki resmi açıklaması, Amerikan medyasında sonu gelmeyen bir tartışmaya yol açtı. Zira bazı Amerikalılar onu, kendi adını taşıyan ve şimdiye kadar dünya çapında 100'den fazla ülkede düzenli olarak yayınlanan programı aracılığıyla verdiği tıbbi bilgiler hakkında uzun süredir olumsuz yorumlar yapılması nedeniyle tartışmalı bir figür olarak görüyor.
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Dr. Öz’ün siyasi görüşleri, bir süredir ABD toplumunda bölünmeye neden oluyor. Bu da adaylığını, çarkları şimdiden dönmeye başlayan ön seçimlerde Cumhuriyetçi adaylar arasındaki siyasi ve tıbbi savaşların sebebi haline getirecek. Kesin olan şu ki tartışma, özellikle de Senato yarışı, Demokratların Senato'daki küçük çoğunluğunu koruyup korumayacağını veya Cumhuriyetçilerin önceki çoğunluğunu geri kazanıp kazanmayacağını belirleyeceği göz önünde bulundurulduğunda, Dr. Öz’ün bu istikrarsız eyalette Demokrat adayın karşısına çıkabilmek için ön seçimleri kazanması halinde devam edecek.

Ünlülerin fırsatları
61 yaşındaki Dr. Öz'ün bu kadar ilgi görmesinin bir başka nedeni de seçimlere ‘ufukları dolduran bir ünle’ donanmış olarak girmesi. Bazıları, Ünlü yayıncı Oprah Winfrey onu büyük şov izleyicisiyle tanıştırdığı 2004 yılından beri ABD'de ulusal çapta ilgi toplaması ve uzun süredir devam eden televizyon programı sayesinde ona ‘Amerika'nın Doktoru’ diyor. Ayrıca Dr. Öz, 100 milyon dolar olarak tahmin edilen servetiyle Senato kampanyasını kendisi finanse edebilecek.
Öz, adaylığını çevreleyen tüm bu fırtınaya rağmen şansının yüksek oluğunu düşünüyor. Eski Hollywood yıldızlarından Arnold Schwarzenegger'i rol modeli olarak görüyor. Schwarzenegger, 2003'te Cumhuriyetçi Parti'nin adayı olarak Kaliforniya gibi büyük bir demokrat eyaletin valiliğini kazandı. Aynı durum, ABD'de ve dünyada en önemli konumda bir politikacı olmadan önce ünlü bir aktör olan eski Cumhuriyetçi ABD Başkanı Ronald Reagan için de geçerli.
Fox kanalı, ‘Dr. Öz Show’u Philadelphia ve New York'taki yayınlardan kaldırma kararı aldı. Seçim kurallarına göre bu, seçmenleri etkilememek için alınması beklenen bir önlem. Aynı önlem daha önce Schwarzenegger için de alınmıştı.

Ağır saldırılar
Ancak Senatör Pat Toomey'in boşalttığı koltuk için yarışacak olan Dr. Öz'e yönelik saldırılar, erkenden medya sahnesinde görünmeye başladı bile.CBS kanalında yayınlanan Stephen Colbert ile The Late Show (The Late Show with Stephen Colbert) gibi en popüler talk showlar’da Öz'e yönelik sert eleştirilerde bulunuluyor. Colbert’in programında Öz’ün bir yalancı olarak kazançlı bir kariyeri olduğunu söylemek gibi esprilerle alay edildi. Televizyonda şüpheli sağlık tavsiyeleri satmakla itham edildi. Ayrıca devam eden sahte kilo verme ürünlerinden koronavirüs (Kovid-19) salgını sırasında tekrar tekrar hidroksiklorokinin teşvik edilmesine kadar ‘sorumsuzluk’ iddiaları da mevcut.
ABD’nin önde gelen gazetelerinin ve internet sitelerinin Öz’ü hedef alan saldırıları da yukarıda bahsedilenlerden aşağı kalır değil. ‘Daily Beast’ internet sitesi, Harvard mezunu olmasına, Pensilvanya Üniversitesi'nden tıp doktorasına sahip bulunmasına ve Columbia Üniversitesi'nde Kalp Cerrahisi Profesörü görevi yürütmesine rağmen Dr. Öz'ü yıllardır programında sahte ve kanıtlanmamış obezite tedavilerini teşvik etmekle suçladı. Ayrıca ülke genelinde okulların yeniden açılmasıyla koronavirüs temelli ölümler arasında yaptığı kıyaslama nedeniyle de doktorların yüz karası olarak niteledi. Site bunun yanı sıra Öz’ün, Cumhuriyetçi Parti'nin salgın hastalık politikasındaki en katı yanlış bilgi kaynaklarının saflarına katılmasının ABD'deki tıp mesleğine ve halk sağlığına zarar verebileceğini öne sürdü.

Geçmişi peşini bırakmıyor
Politico internet sitesi, Dr. Öz'ün 2014 yılında altı kişiyle birlikte katıldığı Tüketicinin Korunması ve Ürün Güvenliği Senato Alt Komitesi'nde bir duruşmanın içeriğini yayınlayarak geçmişin kötü anılarını canlandırdı. Öz, söz konusu duruşmada diyet ve kilo verme sektöründeki sahte reklamlara ilişkin tanıklığıyla dikkat çekmişti. Yeşil kahve özünün mucizevi güçleri ve ahududu ketonun yağ yakma mucizesinin yanı sıra kelimenin tam anlamıyla vücuttan yağ atabilen doğum kontrol haplarına destek vermesi ile öne çıkmıştı.
Ohio eyaletine bağlı Cleveland’de dünyaya gelen Dr. Öz, çoğu zaman iddialarının herhangi bir bilimsel kanıtı olmadığının farkındaydı. Programdaki işinin izleyicilerin umutlarını destekleyen alternatif gerçekler vaat etmek olduğunu itiraf etti. Ancak Kongre’de yöneltilen eleştiriler ve Öz’ün ana akım tıp çevrelerinde defalarca kınanması, kazançlı bir imparatorluğa sahip olan ünlü cerrahı desteksiz iddialarda bulunmaktan caydırmadı.
Politico, Öz'ün siyasi güvenilirliğine meydan okumak şöyle dursun, Kovid-19 salgınının yayılmasından kaynaklanan sahte bilim ve yanlış bilgi selinin, Amerikalıların Dr. Öz'ün sattıklarını satın almaya her zamankinden daha istekli olduğunu kanıtladığı konusunda uyardı. Ülkenin büyük bir bölümü tıbbi olarak etkili aşılardan uzaklaşıyor, sevdikleri politikacılar tarafından teşvik edilen rastgele tedavileri benimsiyor. Tehlikeli olan durum ise Öz'ün kendisini ülkenin siyasi hastalıklarını tedavi edebilecek biri olarak sunması olarak gösteriliyor.

Trump’ın desteğini alacak mı?
Eski ABD Başkanı Donald Trump’ın desteğini kazanan Sean Parnell, eski eşiyle çocukları için yaptığı velayet savaşını kaybettikten sonra kasım ayı sonlarında yarıştan çekildi. Dr. Öz de dahil olmak üzere diğer adaylar, Parnell'in yarıştan erken çıkışından sonra Trump'ın başka bir adayı destekleyip desteklemediğini görmek için bekliyorlar.
Eski Başkanı 2016 yılında bir TV programında ağırlayan ve daha sonra Beyaz Saray Spor ve Beslenme Danışma Kurulu'na atanan Dr. Öz, Trump'ın desteğini kazanacağını düşünüyor. Pensilvanya Senatörü, Eski Başkan için en önemli öncelik olmaya devam ediyor. Trump'ın Sözcüsü, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, ‘Hareketimizi Amerika'nın en iyi adayının arkasında toplamak halen büyük bir önem taşımaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.
Çoğu Cumhuriyetçi aday, eski başkanı güçlü bir şekilde destekleyen bir parti tabanını kazanmak için Trump ile bağlarını güçlendirme eğilimindeyken Dr. Öz, kendisini açıkça ABD’deki siyasi, kültürel ve kurumsal seçkinlerin bir rakibi olarak konumlandırdı. Seçkinlerin Amerika'nın ruhunu değiştirmek istediğini ve onların zehirli ideolojilerine karşı yeni bir anlayışın geliştirilmesi gerektiğini düşünüyor. Öz ayrıca Trump ile uyumlu olarak pandeminin muhalif görüşleri bastıran, politikaları uygulayan, parkları, okulları ve işyerlerini kapatan ve Amerikalıların özgürlüğünü soyan seçkinler tarafından yanlış yönetildiğini yazdı.

Zorlu rekabet
Birçok Cumhuriyetçi, Pensilvanya koltuğunun 2022 yılına kadar Cumhuriyetçilerin elinde tutulması gerektiğine inanırken Dr. Öz'ün yarışa girmesi bunu yapmaları için kendilerine büyük bir fırsat sağlıyor. Bununla birlikte, Cumhuriyetçi Parti’de yarışan yaklaşık on kişilik bir grup var. Söz konusu adaylar arasında 2018 yılında vali yardımcılığına aday olan bir emlak geliştiricisi Jeff Bartos, Trump yönetimi sırasında ABD'nin Danimarka büyükelçisi olan Carla Sands, Başkan George W. Bush yönetiminde eski bir Hazine Bakanlığı yetkilisi olan David McCormick de bulunuyor. McCormick, özellikle Mısır asıllı eşi Dina Paul McCormick, Trump yönetiminde Ulusal Güvenlik Danışman Yardımcısı olarak çalıştığı ve kızı Ivanka'nın arkadaşı olduğu için aday olma konusunda ciddi.
Diğer yandan Demokrat Senatörler Kampanya Komitesi (DSCC), Öz’ün kampanya duyurusunun Cumhuriyetçi Parti'yi Pensilvanya ön seçimlerinde ortalığı kasıp kavuran kaosu gösterdiğini savunuyor. Bu yarışta denenmemiş ve zengin Cumhuriyetçi adayların akını, parti içindeki savaşların şiddetini artıracağını öne sürüyor. Nihai adayını Pensilvanya genel seçim seçmenlerinden çok uzakta bırakacak ve Cumhuriyetçi Parti, Öz’ün programında uzun zamandır bahsettiği mucize tedaviyi sunmadığını keşfedecek.
Yedi Demokrat, Başkan Biden'ın 2020'de kazandığı bir eyalette, 2022 seçimlerinde tek açık koltuk olduğu göz önüne alındığında partilerinin mevcut sayıya bir Senato koltuğu eklemek için en iyi şanslarını temsil ettiği Pensilvanya'daki Senato adaylığı için yarışıyor.



İran’da protesto dalgası yavaşladı: ABD 800 idamın askıya alındığını duyurdu

İran’da protesto dalgası yavaşladı: ABD 800 idamın askıya alındığını duyurdu
TT

İran’da protesto dalgası yavaşladı: ABD 800 idamın askıya alındığını duyurdu

İran’da protesto dalgası yavaşladı: ABD 800 idamın askıya alındığını duyurdu

İran’daki protestoların ivmesi bugün (perşembe) görece azaldı. Bir insan hakları örgütü, protestoların başlamasından bu yana en az 3 bin 428 kişinin hayatını kaybettiğini bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump, dün İran’da “öldürmelerin durduğunu” ve idamların uygulanmasına yönelik bir plan bulunmadığını söylemesinin ardından, bugün de öldürmelerin tamamen sona ermesini umduğunu ifade etti.

Bu gelişmeler yaşanırken, İran Savunma Bakanı Aziz Nasirzade, “karışıklıkları planlayan ve uygulayanların izlendiklerini bilmeleri gerektiğini” söyledi. Açıklamalar, Tahran’ın protestolara İsrail ve ABD’nin destek verdiği yönündeki yaygın suçlamaları eşliğinde geldi.


Grönland tartışması büyüyor: Birleşik Krallık anlaşma için devreye girecek

Grönland'da 150 askeri personelin görev yaptığı Pituffik Uzay Üssü, ABD ordusunun en kuzeydeki askeri üssü konumunda (AFP)
Grönland'da 150 askeri personelin görev yaptığı Pituffik Uzay Üssü, ABD ordusunun en kuzeydeki askeri üssü konumunda (AFP)
TT

Grönland tartışması büyüyor: Birleşik Krallık anlaşma için devreye girecek

Grönland'da 150 askeri personelin görev yaptığı Pituffik Uzay Üssü, ABD ordusunun en kuzeydeki askeri üssü konumunda (AFP)
Grönland'da 150 askeri personelin görev yaptığı Pituffik Uzay Üssü, ABD ordusunun en kuzeydeki askeri üssü konumunda (AFP)

ABD Başkanı Donald Trump'ın Grönland'a müdahale tehditleri devam ederken, Avrupa ülkeleri adaya askeri personel konuşlandırıyor. Birleşik Krallık'ın ise anlaşma için arabuluculuk yapmak istediği belirtiliyor.

Guardian'ın analizinde, Trump'ın uluslararası hukuku hiçe sayan tavrının "Avrupa'nın ABD'ye askeri güvenlik için bağımlılığını gözler önüne serdiği" belirtiliyor.

Amerikan özel harekatçılarının 3 Ocak'ta Venezuela'ya baskın düzenleyip ülkenin lideri Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores'i kaçırmasının Avrupa'da "sağır edici bir sessizlikle karşılandığına" da dikkat çekiliyor.

Analizde, Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer'ın Grönland meselesinde ABD'yle anlaşma yapmaya çalışacağı yazılıyor.

Eski Almanya Ekonomi ve İklimi Koruma Bakanı Habeck, Guardian'da pazartesi yayımlanan yazısında, Grönland'a Avrupa Birliği (AB) üyeliğine geri dönme teklifinde bulunulması gerektiğini belirtmişti. Ayrıca ABD'nin tehditlerinin savuşturulması için kapsamlı bir yatırım paketi sunulmasını istemişti.

Grönland, 1979'da Danimarka'dan özerkliğini kazansa da dışişleri, güvenlik ve mali konularda bu ülkeye bağlı. Ada ülkesi, balıkçılık haklarını geri kazanmak için AB'nin önceli olan Avrupa Ekonomik Topluluğu'ndan 1985'te ayrılmıştı.

Washington'ın işgal tehditleri sürerken Almanya, İsveç, Fransa ve Norveç ada ülkesine askeri personel gönderiyor.

Kanada ve Fransa, Grönland'ın başkenti Nuuk'ta konsolosluk açmayı da planlıyor.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Grönland'da halihazırda görev yapan askerlerin gelecek günlerde "hava, deniz ve kara yoluyla güçlendirileceğini" söyledi.

Almanya Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada da Berlin yönetiminin, Danimarka'nın daveti üzerine 15-17 Ocak'ta diğer Avrupa ülkeleriyle birlikte Grönland'da keşif çalışmalarına katılacağı belirtildi.

NATO ülkelerinin ittifaka üye diğer ülkelere eğitim, ortak tatbikat ve keşif çalışmaları için asker göndermesi olağandışı bir durum değil.

Ancak CNN'in analizinde, Avrupa ülkelerinin zamanlamasının "NATO'da benzeri görülmemiş bir gerginliğin yaşandığı dönemde bir dayanışma göstergesi olduğu" yazılıyor.

Danimarka Dışişleri Bakanı Lars Lokke Rasmussen ve Grönlandlı mevkidaşı Vivian Motzfeldt, dün Washington'da ABD Başkan Yardımcısı JD Vance ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio'yla bir araya geldi.

Rasmussen, toplantının ardından yaptığı açıklamada "Hâlâ temel anlaşmazlıklarımız var ancak görüşmelere devam edeceğiz" dedi.

Danimarka Savunma Bakanı Troels Lund Poulsen de ABD'nin Grönland'a askeri müdahalede bulunmasını "hayal bile edemediğini" söyleyerek, bunu "varsayımsal bir durum olarak" gördüğünü belirtti.

Grönland ve Danimarka defalarca Trump'ın adayı alma söylemlerine karşı çıktı. Ancak ABD Başkanı, Çin ve Rusya'ya ait denizaltı ve diğer savaş gemilerinin Grönland çevresinde konuşlandığını belirterek adayı ABD toprağına katmanın "ulusal güvenlik meselesi olduğunu" iddia ediyor. 

Independent Türkçe, Guardian, CNN


GKRY’de Rus diplomatın ölümü ve kayıp oligark: Bağlantılı çıkarsa şaşırmam

Lefkoşa'daki Rus Büyükelçiliği, Aleksey Panov'un ölümünü doğrularken, olaya dair herhangi bir detay paylaşmadı (Cyprus.mid.ru)
Lefkoşa'daki Rus Büyükelçiliği, Aleksey Panov'un ölümünü doğrularken, olaya dair herhangi bir detay paylaşmadı (Cyprus.mid.ru)
TT

GKRY’de Rus diplomatın ölümü ve kayıp oligark: Bağlantılı çıkarsa şaşırmam

Lefkoşa'daki Rus Büyükelçiliği, Aleksey Panov'un ölümünü doğrularken, olaya dair herhangi bir detay paylaşmadı (Cyprus.mid.ru)
Lefkoşa'daki Rus Büyükelçiliği, Aleksey Panov'un ölümünü doğrularken, olaya dair herhangi bir detay paylaşmadı (Cyprus.mid.ru)

Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) Rus istihbaratı adına çalıştığı ve intihar ettiği öne sürülen diplomat Aleksey Panov'un ölümüyle ilgili inceleme başlattı.

GKRY Polisi Sözcüsü Viron Vironos, "otopsi sonuçlarına göre olayın intihar gibi göründüğünü" belirterek inceleme yürütüldüğünü söyledi.

Guardian'ın aktardığına göre Rus Büyükelçiliği, 41 yaşındaki diplomatın yazdığı iddia edilen intihar notunu GKRY yetkililerine teslim etmeye yanaşmadı. Ayrıca polisin olay yerine erişimi de engellendi.

Bunun yerine polisin Panov'un cesedini büyükelçiliğin avlusundan teslim aldığı aktarılıyor.

Büyükelçiliğin Facebook sayfasından 8 Ocak'ta yapılan paylaşımda, diplomatın yaşamını yitirdiği ve ailesine gerekli tüm desteğin sağlandığı ifade edilmişti. Ölüm nedenine dairse bir bilgi paylaşılmamıştı.

Rusya hakkında yazan Berlin'den bağımsız araştırmacı Dmitri Kmelnitski, büyükelçilik tarafından kimliği "AV Panov" olarak paylaşılan diplomatın, Rus Askeri İstihbarat Teşkilatı (GRU) üyesi olduğunu savunmuştu.

Haberde, bu iddianın GKRY içinde bilgi sahibi kişilerce doğrulandığı belirtiliyor.

Telegram'daki Echo kanalı üzerinden yaptığı açıklamada Kmelnitski, Panov'un büyükelçilikteki casusluk ekipmanının bakım ve denetiminden sorumlu olduğunu ileri sürmüştü.

Araştırmacı, olayda Panov'un kaçmak isteyebileceği ihtimalinin göz ardı edilemeyeceğini savunmuştu.

Birleşik Krallık'ın tanınmış tabloid gazetelerinden The Sun da Panov'un taraf değiştirerek kaçma hazırlığında olduğu gerekçesiyle elçilik binasında öldürülmüş olabileceğini öne sürmüştü.

Panov'un ölümünün, dünyanın en büyük potasyum üreticisi Uralkali şirketinin eski CEO'su Vladislav Baumgartner'ın kaybolduğunun bildirilmesinden bir gün sonra gerçekleşmesi de dikkat çekti.

56 yaşındaki oligarkın en son görüldüğü yer, Rus göçmenlerin tercih ettiği sahil kenti Limasol'dü.  

Zengin Ruslar için bir sığınak haline geldiğinden "Akdeniz'in Moskova'sı" diye de anılan GKRY'deki iki olayın birbiriyle bağlantılı olabileceği iddiaları da gündemde.

Polis sözcüsü Vironos, Baumgartner'ı arama çalışmalarının sürdüğünü belirtirken, iki olay arasında bağlantı olduğuna dair şimdiye dek bir delil bulunmadığını söylüyor.

Kimliğinin paylaşılmaması şartıyla konuşan Batılı bir diplomatsa "İki olayın birbiriyle bağlantılı çıkması beni şaşırtmaz" diyor.

Adının gizli tutulmasını isteyen bir Avrupa Birliği (AB) diplomatı da aynı görüşü paylaşıyor.

GKRY'nin bir zamanlar Rus yanlısı olarak tanınan eski dışişleri bakanı Nikos Hristodulidis'in yönetimi, diğer yandan yolsuzluk iddialarıyla mücadele ediyor.

9 Ocak'ta sızdırılan bir videoyla başlayan olayda GKRY lideri Hristodulidis'in, 2023'teki seçim kampanyası harcamalarına ilişkin 1 milyon euroluk sınırı aşmak için yasadışı yöntemlere başvurduğu iddia edilmişti.

İddiaların ardından Hristodulidis'in başdanışmanı Haralambos Haralambus istifa etmişti.

GKRY yönetimi, videodaki iddiaları yalanlarken servis edilen görüntülerden Rusya'yı sorumlu tutmuştu. Moskova'nın, Ukrayna savaşında Kiev ve Batılı yönetimleri desteklediği için GKRY'ye hibrit saldırı düzenlediği ileri sürülmüştü.

Independent Türkçe, Guardian, Cyprus Mail, The Sun