Tarım, gıda ve içecek sektöründen 10 ayda 18,1 milyar dolar ihracat

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA
TT

Tarım, gıda ve içecek sektöründen 10 ayda 18,1 milyar dolar ihracat

Fotoğraf: AA
Fotoğraf: AA

Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Dijital Veri Paneli'ne göre, bu yılın 10 ayında tarım, gıda ve içecek sektörü 18,1 milyar dolar ihracat, 13,5 milyar dolar ithalat gerçekleştirdi.
TGDF'den yapılan açıklamaya göre, Türkiye İstatistik Kurumu'nun açıkladığı Dış Ticaret Verileri baz alınarak Agrimetre tarafından hazırlanan TGDF Dijital Veri Paneli verileri paylaşıldı.
Buna göre, 01 ile 24 fasılları arasındaki tüm GTIP kalemleri ile 29. ve 35. fasıllardan seçili ürünlerin dahil edildiği hesaplamalara bakıldığında, 2021’nin 10 ayında sektörün dış ticaret fazlası önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 20,3 arttı.
Özet Ticaret Sistemi (ÖTS) çerçevesinde yayınlanan dış ticaret verilerine göre, 2021’in 10 ayında ihracat, önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 19,6 artarak 18,1 milyar dolara, ithalat yüzde 19,4 artarak 13,5 milyar dolara ulaştı.
Aylık bazda bakıldığında Ekim 2021’de ihracat, önceki yılın aynı ayına göre yüzde 22,6 artarak 2,2 milyar dolar, aylık ithalat ise yüzde 33,1 artarak 1,3 milyar dolar olarak gerçekleşti. Aylık ithalat ağustos ve eylül aylarına oranla biraz gerilese de ekim ayında da önceki yılın aynı dönemine kıyasla belirgin bir artış kaydedildi.
İthalat, 2021 yılının ilk aylarında belirgin bir artış eğilimi sergiledi. Nisan ayında, önceki yılın aynı ayına göre yüzde 25 artan aylık ihracat ve ithalat artış hızının yavaşlaması ile bu trendde değişim görüldü.
İhracat mayıs ayında da belirgin şekilde artarken, 2021 yılında ilk kez mayıs ayında ithalatın önceki yılın aynı ayına kıyasla gerilemesi, yılın başından bu yana devam eden yüksek ithalat trendini değiştirdi. İhracatın artması, ithalatın yavaşlaması yönündeki olumlu trend, haziranda güçlenerek devam etti. Temmuz, ağustos, eylül ve ekim aylarında ise bu trend değişti ve ithalatta yine önemli artışlar kaydedildi.

Dış ticaret fazlası yıl sonuna güçlü girdi
2021 yılının başlarında ithalatın artış eğiliminde olmasından olumsuz etkilenen dış ticaret dengesi, yılın ilk dört ayında önceki yılın aynı döneminin gerisinde kalmıştı.
Mayıs verilerinin gelmesiyle birlikte 2021’de ilk kez dış ticaret fazlası, önceki yılın aynı döneminin üzerine çıktı, 2021’in ilk 5 ayında, önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 32,1 artarak 1,63 milyar dolar olarak gerçekleşmişti. Bu yılın 10 ayında dış ticaret fazlası önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 20,3 artışla 4,66 milyar dolar oldu.
Birim ihracat değeri 2021’in 10 ayında, önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 2,8 artarak 1.099 dolar/ton olarak gerçekleşti. İthalat birim değeri ise önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 31 artışla 604 dolar/tona yükseldi. Birim ithalat değerinin 2021’in başından beri yüksek seviyede devam etmesi olumsuz bir gelişme olarak değerlendirildi.

Dış ticarette en yüksek hacimli ürünler fındık, un ve makarna
Bu yılın 10 ayında ihracatta öne çıkan ürünler sırasıyla fındık içi (0,95 milyar dolar), un (0,93 milyar dolar) ve makarna (0,63 milyar dolar) olurken bu ürünler toplam ihracatın yaklaşık yüzde 13,8’ini oluşturdu.
Aynı dönemde en çok ithal edilen ürünler ise sırasıyla buğday (1,7 milyar dolar), soya fasulyesi (1,3 milyar dolar) ve ham ayçiçeği yağı (0,7 milyar dolar) oldu. Bu 3 ürün, toplam ithalatın yaklaşık yüzde 27,5’ini, yani 4’te 1’inden fazlasını oluşturdu.
1 yıldan fazla süredir yurt içinde fiyat artışları ile sıkça gündeme gelen ve 760 milyon dolarlık ithalat ile 2020’de en fazla ithal edilen 3. ürün olan ayçiçek yağında ithalat trendi 2021’de de devam etti. Ayçiçek ve ayçiçek yağı 2021 yılında da en çok ithal edilen ürünler arasında yer aldı. Ham ayçiçeği yağı 2021 yılının daha 10. ayında, 2020 yılının tamamında ulaşılan seviyeyi yakaladı.
Ağustos (263 milyon dolar), eylül (367 milyon dolar) ve ekim (237 milyon dolar) aylarındaki yüksek buğday ithalatı rakamları dikkati çekti.
Büyük ölçüde yem sektörü tarafından kullanılan soya fasulyesinin haziran (246,9 milyon dolar), temmuz (150,6 milyon dolar) ve ağustos (158,1 milyon dolar) aylarındaki yüksek seviyedeki ithalatı dikkati çekmişti. Bu üründe, mayıs-ağustos aylarında 800 milyon doların, yıl toplamında ise 1,3 milyar doların üzerinde ithalat yapıldı. Eylül ve ekim ayında ise önceki aylar kadar yüksek ithalat gerçekleştirilmedi.

En çok ihracat yapan sektörler
2021’in 10 ayına ait dış ticaret verileri sektörlere göre incelendiğinde sert kabuklu meyveler (1 milyar 850 milyon dolar), şeker ve şekerli mamuller (1 milyar 816 milyon dolar), yaş meyve (1 milyar 697 milyon dolar), bitkisel yağ (1 milyar 396 milyon dolar) ve balıkçılık ve su ürünleri (1 milyar33 milyon dolar) sektörleri en fazla ihracat yapan sektörler olarak sıralandı. Toplam ihracatın yüzde 43’ü bu 5 sektör tarafından gerçekleştirildi.
Aynı dönemde hayvan yemi (3 milyar 676 milyon dolar), bitkisel yağ (2 milyar 250 milyon dolar), un (2 milyar 18 milyon dolar), kakao-çikolata (610 milyon dolar) ile tütün ve mamulleri (422 milyon dolar) sektörleri ise en çok ithalat yapan sektörler olarak sıralandı. Toplam ithalatın yüzde 66,6’sı, yani 3’te 2’si bu 5 sektör tarafından gerçekleştirildi. Bu oranın yüksek olması, ithalatın az sayıda sektörde yoğunlaştığını gösterdi.
Tek başına hayvan yemi sektörü, 2021’in 10 ayında 3,7 milyar dolara yaklaşan hacim ile toplam ithalatın yüzde 27,3’ünü, yani 4’te 1’inden fazlasını oluşturdu.
Fiyat artışları ile gündemde yer bulan bitkisel yağ sektörü, 2021’in 10 ayında 2 milyar doları aşan ithalat ile toplam ithalatın yüzde 16,7’sini oluşturdu. Küresel piyasalardaki fiyatın Mart 2020 – Mart 2021 döneminde 2 katından fazla artması ve döviz fiyatlarındaki yukarı yönlü hareketlilik, ithalata bağlı bu sektörde ülke içi fiyatların belirgin bir biçimde artması ile sonuçlandı.

İhracatın arttığı ve azaldığı sektörler
2021 yılının ilk 10 ayında önceki yılın aynı dönemine göre ihracatını değer olarak en fazla arttıran sektörler bitkisel yağ sektörü (470 milyon dolar artış), şeker ve şekerli mamuller sektörü (373 milyon dolar artış), beyaz et sektörü (273 milyon dolar artış), balıkçılık ve su ürünleri sektörü (259 milyon dolar artış) ve yaş meyve sektörü (199 milyon dolar artış) oldu.
Aynı dönemde ihracatın gerilediği sektörler tütün ve mamulleri sektörü (93 milyon dolar düşüş) ve makarna sektörü (6 milyon dolar düşüş) oldu. Kuru meyve/sebze ve un sektörleri ihracatı yılın ilk 4 ayında önceki yıla kıyasla gerideydi. Bu sektörlerdeki ihracatın toparlanması dikkati çekti.
2021 yılının 10 ayında önceki yılın aynı ayına göre ithalatı değer olarak en çok artan sektörler hayvan yemi sektörü (834 milyon dolar artış), bitkisel yağ sektörü (510 milyon dolar artış), un sektörü (283 milyon dolar artış), kakao ve çikolata sektörü (103 milyon dolar artış) ve bakliyat sektörü (47 milyon dolar artış) oldu.
İthalatın en çok düştüğü 5 sektör makarna (178 milyon dolar düşüş), şeker ve şekerli mamuller (73 milyon dolar düşüş), sert kabuklu meyveler sektörü (45 milyon dolar düşüş), tütün ve tütün mamulleri (39 milyon dolar düşüş) ve canlı hayvan ticareti sektörü (26 milyon dolar düşüş) oldu.

Dış ticarette öne çıkan ülkeler
2021’in ilk 10 ayında dış ticaret verileri ülkeler bazında incelendiğinde en çok ihracat yaptığımız 5 ülke Irak (2 milyar 208 milyon dolar), Almanya (1 milyar 449 milyon dolar), Rusya (1 milyar 140 milyon dolar), ABD (962 milyon dolar) ve İtalya (737 milyon dolar) oldu. Bu 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatımızın yüzde 35,8’ini oluşturdu.
Ülkelere göre en çok ihraç ettiğimiz ürünler Irak için un, tavuk eti, gofret ve konserve domates, Almanya için ambalajlı fındık, fındık içi ve kiraz, Rusya içinse alabalık, şeftali ve üzüm oldu.
Ülke bazında ithalat verileri incelendiğinde, 2021 yılının ilk 10 ayında en fazla ithalat yaptığımız ülkeler Rusya (2 milyar 861 milyon dolar), Brezilya (1 milyar 408 milyon dolar), Ukrayna (908 milyon dolar), ABD (705 milyon dolar) ve Malezya (650 milyon dolar) oldu. Bu 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 48,5’ini oluşturdu.
Rusya’dan yapılan ithalatta öne çıkan ürünler buğday, ham ayçiçeği yağı ve dane mısır, Brezilya’dan yapılan ithalatta soya fasulyesi, kahve, tütün, Ukrayna’dan yapılan ithalatta buğday, arpa ve dane mısır oldu.



Venezuela ve ABD petrol ihracatı konusunda görüşmelerde bulunuyor

Venezuela'daki El Palito petrol rafinerisinden bir görünüm (Reuters)
Venezuela'daki El Palito petrol rafinerisinden bir görünüm (Reuters)
TT

Venezuela ve ABD petrol ihracatı konusunda görüşmelerde bulunuyor

Venezuela'daki El Palito petrol rafinerisinden bir görünüm (Reuters)
Venezuela'daki El Palito petrol rafinerisinden bir görünüm (Reuters)

Hükümet ile petrol ve taşımacılık sektörlerinden beş kaynak, dün Reuters’a yaptıkları açıklamada, Venezuelalı ve Amerikalı yetkililerin Venezuela ham petrolünün ABD’ye ihraç edilmesini görüştüğünü bildirdi.

ABD’nin Körfez kıyısında bulunan rafinerilerinin Venezuela ham petrolünü işleyebilecek kapasiteye sahip olduğu, bu rafinerilerin ABD’nin Venezuela’ya yaptırım uygulamasından önce söz konusu petrolü ithal ettiği hatırlatıldı.

Aynı çerçevede konuya vakıf üç kaynak, ABD’li petrol şirketlerinin üst düzey yöneticilerinin, Venezuela’daki yatırımları görüşmek üzere yarın (perşembe) Beyaz Saray’ı ziyaret etmesinin beklendiğini aktardı.

Kaynaklardan biri, toplantının ayrıntıları ve zamanlamasının halen görüşülmekte olduğunu söyledi.

ABD Başkanı Donald Trump yönetimi ise dün, Venezuela’nın ham petrol üretimini artırmanın yıllar alacağı yönündeki değerlendirmeleri reddetti. Yönetim, Latin Amerika ülkesindeki petrol sektörünü hızla güçlendirmek için birçok seçeneğe sahip olduğunu savundu. Dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip olan Venezuela’da ham petrol üretiminin artırılması, ABD güçlerinin cumartesi günü başkent Karakas’a düzenlediği operasyonda Venezuela lideri Nicolas Maduro’nun yakalanmasının ardından Trump’ın öncelikli hedefleri arasında yer alıyor.

CDFGT
Venezuela devlet petrol şirketi PDVSA'nın logosu, Venezuela'nın başkenti Karakas'ta bir yakıt tankerinin üzerinde, 14 Mayıs 2025 (Reuters)

Uzun süredir devam eden yatırım eksikliği nedeniyle altyapısı ciddi şekilde zarar gören Venezuela’da petrol ihracatı, 20 yıl önce günde 3 milyon varilin üzerindeyken, günümüzde 1 milyon varilin altına geriledi.

ABD İçişleri Bakanı Doug Burgum, Washington’un elindeki seçeneklerden birinin, Venezuela’nın petrol sahaları için hayati öneme sahip ekipmanlara ve diğer teknolojilere erişimini engelleyen yaptırımların kaldırılması olduğunu söyledi. Burgum, Fox Business Network’e verdiği röportajda, üretimi en üst seviyeye çıkarmak için bu adımların atılabileceğini belirterek, “Bu işlerin bir kısmı çok hızlı şekilde yapılabilir. Ticari açıdan bakıldığında orada gerçekten çok büyük bir fırsat var” ifadelerini kullandı.

Öte yandan ABD Enerji Bakanı Chris Wright’ın, bugün Miami’de düzenlenecek Goldman Sachs konferansında bir konuşma yapması bekleniyor.

ABD Başkanı Donald Trump, Amerikan petrol sektörünün Venezuela’daki faaliyetlerini 18 aydan daha kısa bir sürede genişletebileceğini, bunun da muhtemelen mali destek yoluyla gerçekleşebileceğini söyledi. Trump, pazartesi günü NBC News’e yaptığı açıklamada, “Bunu daha da kısa bir sürede yapabileceğimizi düşünüyorum, ancak çok büyük miktarda para gerekecek” dedi. Trump, söz konusu maliyetin petrol şirketleri tarafından karşılanacağını, ardından bu harcamaların ya ABD tarafından telafi edileceğini ya da elde edilecek gelirler yoluyla geri kazanılacağını ifade etti. “Muazzam miktarda para harcanması gerekecek” diyen Trump, bu sürecin özel sektör eliyle yürütüleceğini vurguladı. Trump, salı günü ABD Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçilere hitaben yaptığı konuşmada, Venezuela’daki petrol üretiminin artırılmasının Amerikalılar için enerji maliyetlerini düşürebileceğini savundu. Trump, “Çıkarabileceğimiz çok fazla petrol var ve bu da petrol fiyatlarının daha da düşmesine yol açacak” ifadesini kullandı.


Uzmanlar Maduro'nun tutuklanmasının küresel finans piyasaları üzerindeki etkileri hakkında ne düşünüyor?

 Venezuela'nın başkenti Karakas'ta Chavez destekçileri tarafından düzenlenen bir yürüyüşte Venezuela bayrağını dalgalandıran vatandaşlar (EPA)
Venezuela'nın başkenti Karakas'ta Chavez destekçileri tarafından düzenlenen bir yürüyüşte Venezuela bayrağını dalgalandıran vatandaşlar (EPA)
TT

Uzmanlar Maduro'nun tutuklanmasının küresel finans piyasaları üzerindeki etkileri hakkında ne düşünüyor?

 Venezuela'nın başkenti Karakas'ta Chavez destekçileri tarafından düzenlenen bir yürüyüşte Venezuela bayrağını dalgalandıran vatandaşlar (EPA)
Venezuela'nın başkenti Karakas'ta Chavez destekçileri tarafından düzenlenen bir yürüyüşte Venezuela bayrağını dalgalandıran vatandaşlar (EPA)

2026 yılına girilirken, ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu tutukladığını açıklamasıyla küresel yatırımcılar yeni ve beklenmedik bir jeopolitik risk dalgasıyla karşı karşıya kaldı. Siyasi boyutu büyük bir olay olmasına rağmen, piyasalardaki ilk tepki ‘temkinli sakinlik’ şeklinde oldu. Petrol fiyatları belirgin dalgalanmalar gösterirken, güvenli liman olan varlıklara talep artışıyla altın fiyatları yükseldi; hisse senetleri ise teknoloji ve savunma sektörlerinin desteği ve ABD dolarının değer kazanmasıyla ivme kazandı.

Önde gelen finans piyasası analistlerinin bu gelişmelere ilişkin görüşleri şöyle özetlenebilir:

Singapur’daki Mizuho Bank’ın Ekonomi ve Strateji Başkanı Vishnu Varathan, piyasalara jeopolitik risklerin sadece ithalat rakamlarıyla sınırlı olmadığını hatırlatan yeni bir uyarı geldiğini belirtti. Varathan, tarihsel olarak Venezuela’ya uygulanan yaptırımlar ve ülkenin neredeyse tamamen petrol ihracatına bağımlı olmasının, rejim değişikliğinin ticaret ve yatırım kanalları üzerindeki etkisini ‘sınırlı ve çevrelenmiş’ hale getirdiğini, bu durumun piyasalarda geniş çaplı satış baskısının yaşanmamasını açıkladığını vurguladı. Buna karşın Varathan, Latin Amerika bölgesinin istikrarının artık test altında olup olmadığı sorusunu gündeme getirdi. Özellikle Başkan Trump’ın uyarılarını Küba, Kolombiya ve Meksika’yı kapsayacak şekilde genişletmesinin ardından, halkın ABD’ye yönelik algısının petrol ve maden kaynaklarından somut faydalar görmediği takdirde olumsuz yönde değişebileceğine dikkat çekti.

Değerli metaller, riskten korunma konusunda hükümetleri geride bırakıyor

Diğer yandan Capital.com’un kıdemli piyasa analisti Kyle Rodda, etkilerin kısa vadede hâlâ sınırlı olduğunu ve esas olarak enerji sektörüyle sınırlı kaldığını belirtti. Rodda, değerli metallerin fiyatlarındaki güçlü tepkilere dikkat çekerek, piyasanın hükümet adımlarını ‘önceden fiyatlamaya’ başladığını ve bunun altın gibi dolar dışı ve nakit dışı alternatiflere olan talebi artırdığını vurguladı. Analist, bunun dışında piyasanın hafta sonu yaşanan gelişmelerden çok, gelecekteki gelişmelerin ne getireceğini merakla beklediğini ifade etti.

Venezuela şu anda dünya sahnesinde etkili bir oyuncu değil

J.P. Morgan Varlık Yönetimi’nde Asya-Pasifik Piyasaları Baş Stratejisti Tai Hui, piyasanın tepkisinin zayıf olmasını, Venezuela’nın üretiminin dünya petrol üretiminin yalnızca yaklaşık yüzde 1’ini oluşturmasına bağladı. Hui, uzun yıllar süren yatırım eksikliğinin, Karakas’ın üretimi artırıp küresel piyasaya pompalamasını yakın vadede imkânsız kıldığını vurguladı. Ayrıca, Trump’ın Venezuela’yı kısa süreliğine ABD yönetimine devretme açıklamasının, etkileri yalnızca enerji piyasasıyla sınırlı tuttuğunu belirtti ve finansal piyasaların jeopolitik riskleri her zaman doğru şekilde fiyatlayamayabileceğine dikkat çekti.

Piyasa direnci, siyasi beklentileri test ediyor

OCBC Bank’ta Yatırım Stratejisi Genel Müdürü Vasu Menon, Trump’ın Venezuela petrol üretimini artırma taahhüdünün, ‘petrol musluklarının’ tamamen açılabilmesi için uzun süreli bir süreç ve büyük sermaye yatırımları gerektirdiğini belirtti. Menon, siyasi istikrarsızlıklar ve tedarik kesintilerinin fiyatları geçici olarak hafifçe yükseltebileceğini, ancak OPEC’in kararlarının fiyat istikrarına katkı sağlayabileceğini öngördü. Menon, piyasaların 2025’te yaşanan gelişmelerle olgunlaşması sayesinde jeopolitik şoklara karşı ‘daha az hassas’ hale geldiğini vurgulayarak, siyasi sürprizlerin etkisinin geçen yıl olduğu gibi geçici olabileceğini bildirdi.


‘Korkunç Amerikan üçgeni’ Venezuela'nın petrol endüstrisini nasıl yeniden yapılandırmayı planlıyor?

Venezuela'nın devlet petrol şirketi PDVSA tarafından petrol zengini Orinoco Kuşağı'nda işletilen bir ağır ham petrol işleme tesisi (Reuters)
Venezuela'nın devlet petrol şirketi PDVSA tarafından petrol zengini Orinoco Kuşağı'nda işletilen bir ağır ham petrol işleme tesisi (Reuters)
TT

‘Korkunç Amerikan üçgeni’ Venezuela'nın petrol endüstrisini nasıl yeniden yapılandırmayı planlıyor?

Venezuela'nın devlet petrol şirketi PDVSA tarafından petrol zengini Orinoco Kuşağı'nda işletilen bir ağır ham petrol işleme tesisi (Reuters)
Venezuela'nın devlet petrol şirketi PDVSA tarafından petrol zengini Orinoco Kuşağı'nda işletilen bir ağır ham petrol işleme tesisi (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump, enerji piyasalarında ‘jeopolitik deprem’ olarak nitelendirilen bir adım atarak, Venezuela’daki dev petrol rezervlerini kontrol altına alma niyetini açıkladı. Bu açıklama, eski lider Nicolas Maduro’nun tutuklanmasıyla sonuçlanan askeri operasyonun hemen ardından geldi. Mar-a-Lago’daki ikametgahından Venezuela için ‘yeni dönemin’ çerçevesini çizen Trump, ABD’nin geçiş sürecini yönetmekle yetinmeyeceğini, aynı zamanda stratejik bir iş birliğiyle Amerikan enerji devlerini kullanarak dünyadaki en büyük petrol rezervine el koyacağını vurguladı.

Bu yaklaşım, Latin Amerika ülkesindeki yıpranmış altyapıyı kapsamlı bir şekilde yeniden inşa etmek ve sektöre milyarlarca dolarlık yatırım çekmek amacıyla Amerikan petrol devlerini sürece dahil etmeyi hedefleyen stratejik bir vizyonun parçası olarak değerlendiriliyor. Bu adımlar, Venezuela’nın bir zamanlar küresel ekonominin ana itici gücü olan petrol sektörünün yeniden canlandırılmasını amaçlıyor.

Hafta sonları vadeli petrol sözleşmeleri işlem görmediği için bu kararın kısa vadeli fiyatlara etkisi belirsizliğini koruyor. Ancak Trump, ABD’nin geçici olarak Venezuela hükümetini yöneteceğini açıklayarak, “Dünyanın en büyük Amerikan petrol şirketlerini milyarlarca dolar harcamaları ve yıpranmış petrol altyapısını onarmaları için göndereceğiz” dedi.

zxscd
Massachusetts, Boston Common'daki vatandaşlar, ABD'nin Venezuela'daki askeri operasyonlarını protesto ediyor. (AFP)

ABD liderliğindeki bu onarım çalışmaları, Venezuela’yı yeniden önemli bir petrol ihracatçısı haline getirebilir, Batılı enerji şirketlerine fırsatlar sunabilir ve üretim açısından yeni bir kaynak oluşturabilir. Ayrıca, genel olarak fiyat istikrarının sağlanmasına katkıda bulunabilir; ancak fiyatların düşmesi, bazı Amerikan şirketlerinin petrol üretiminden caymasına yol açabilir.

303 milyar varillik hazine

Venezuela, dünya petrol rezervlerinin yaklaşık beşte birine sahip bulunuyor ve 303 milyar varil ham petrol rezervine sahip. Ancak bu dev rezerv halen yerin altında; zira ülkenin petrol sektörü bugün günde yalnızca yaklaşık bir milyon varil üretebiliyor. Bu miktar, küresel üretimin yüzde 1’inin altında kalırken, önceki üretim zirvesinde günde 3,5 milyon varil seviyelerine ulaşılmıştı. Uzman değerlendirmelerine göre, üretimi günde iki milyon varil seviyesine çıkarmak hızlı bir süreç olmayacak. Bunun için boru hatları ve yarım yüzyıldır güncellenmemiş rafinerilerin onarımı amacıyla acil olarak 58 milyar dolarlık yatırım gerekiyor. Rystad Energy gibi danışmanlık kuruluşları, iki milyon varil hedefine ulaşmanın sürekli çalışmalarla iki ila beş yıl sürebileceğini öngörüyor. Tarihi zirveye dönmek ise önümüzdeki on yıl boyunca toplam 110 milyar dolarlık yatırımı gerektirecek.

Venezuela'nın devlet petrol şirketi PDVSA’nın kaderi

Bu patlayıcı tablo içinde, Trump tarafından ‘yıllardır başarısız’ olarak nitelendirilen Venezuela'nın devlet petrol şirketi PDVSA ile ilgili soru işaretleri öne çıkıyor.

Washington kaynaklı raporlara göre, Amerikan planı şirketi kapatmak veya tasfiye etmek değil; aksine yönetimini tamamen yeniden yapılandırmak ve üretimin Amerikan şirketleri denetiminde sürmesini sağlamak üzerine kurulu. Şirket yönetimi, son askeri operasyonlardan tesislerin zarar görmediğini açıklasa da teknik değerlendirmeler, PDVSA’nın mali çöküş ve yolsuzluk nedeniyle ‘ruhsuz bir yapı’ haline geldiğini ortaya koyuyor. Geçiş dönemi boyunca şirketin sembolik bir ortak olarak yönetilmesi, fiilen ise operasyon ve finansmanın Amerikan şirketlerinin kontrolünde yürütülmesi öngörülüyor. Bu model, ABD şirketlerinin yatırımlarını geri almasını garanti altına almayı ve daha sonra kararların Venezuela tarafına dönmesini amaçlıyor.

Teksas devleri

Gözler bugün, ‘ABD’nin korkutucu petrol üçgeni’ olarak adlandırılan Chevron, Exxon Mobil ve ConocoPhillips üzerinde toplanıyor. Bu dev şirketler, 20 yıl önce Hugo Chavez yönetimi tarafından varlıkları millileştirildikten sonra ülkeden çıkarılmıştı. Bugün ise tarihi bir fırsatla karşı karşıya bulunuyorlar.

* Chevron: Güvenli bir yatırım olarak öne çıkıyor. Şirket, Venezuela’yı tamamen terk etmeyen tek Amerikan petrol devi. Şarku’l Avsat’ın Bloomberg’ten aktardığına göre özel lisanslarla şu anda günlük yaklaşık 140 bin varil üretim yapıyor. Trump, Chevron’u üretimi hızla yeniden başlatacak ‘öncü güç’ olarak görüyor; zira şirketin mevcut teknik kadrosu ve tesisleri zaten var.

cdfgth
New York'un Brooklyn semtindeki bir gözaltı merkezinin önünde Venezuela bayrağı sallayan insanlar (AFP)

* Exxon Mobil ve ConocoPhillips: Bu iki şirket, planın ‘hesaplı tarafını’ temsil ediyor. Millileştirilen varlıkları nedeniyle her iki şirketin de milyarlarca dolarlık tazminat talepleri bulunuyor. Raporlara göre Trump yönetimi, şirketlere net bir mesaj ileterek “Hakların geri kazanılması, yatırımla mümkün olacak” vurgusunu yaptı.

Milyarlarca dolarlık borç

Trump’ın planı, yalnızca gelecekteki yatırımlarla sınırlı kalmıyor; aynı zamanda ‘ağır bir miras’ niteliğindeki hukukî ihtilafları da çözmeyi hedefliyor. ConocoPhillips, Hamaca ve Petrozuata gibi projelerinin millileştirilmesinin ardından uluslararası mahkemelerden aldığı kesin tazminat kararlarıyla 10 milyar doları aşan talepleriyle alacaklılar listesinin başında bulunuyor. Benzer şekilde, Exxon Mobil de Cerro Negro sahasıyla ilgili mahkeme kararlarıyla belirlenen milyarlarca dolarlık haklarını takip ediyor.

Trump’ın şirketlerin tazminatlarını geri alacaklarına dair açıklamaları, bu borçların petrol imtiyazlarına dönüştürülmesi niyetini açıkça ortaya koyuyor. ABD şirketleri, yeni üretimden elde edilecek gelir üzerinden alacaklarını tahsil edecek ve geçmişte el konulan varlıkların geri kazanımı için kapsamlı bir mali süreç başlatılacak.

Onarım faturası

Orinoco Kuşağı’nda bulunan petrol sahalarındaki durum trajik bir tablo çiziyor. On yıl önce günde 3,5 milyon varil üretim yapan altyapı, bugün ancak günlük bir milyon varil üretim gerçekleştirebiliyor.

Trump açık bir şekilde, “Sosyalistlerin yıktıklarını, milyar dolarlık yatırımlarıyla devlerimiz onaracak” dedi. Sektörü eski parlak günlerine döndürmenin başlangıç maliyeti yaklaşık 58 milyar dolar olarak öngörülüyor; bu tutarı çökmüş Venezuela hükümeti karşılayamıyordu. Bu durum, Amerikan şirketlerini ülkenin kaynakları üzerinde ‘yatırımcı’ konumuna getiriyor. Trump, bu şirketlerin yatırımlarının ‘yerin altından çıkan gelirlerden karşılanacağını’ taahhüt etti.

Ağır ham petrol ikilemi

ABD’nin hedefi yalnızca maddi kazançla sınırlı değil. Venezuela, ‘ağır ve asidik ham petrol’ rezervlerine sahip. Dünya genelinde dizel yakıtında yaşanan kıtlık ortamında Trump, bu petrolün kontrolünü ele geçirmenin ABD’ye küresel petrol türevleri fiyatları üzerinde ezici bir üstünlük sağlayacağını öngörüyor. Böylece fabrikalar ve Amerikan kamyonları için ucuz yakıt temin edilecek ve ABD’nin enerji alanındaki hâkimiyet vizyonu güçlendirilecek.

Jeopolitik riskler

ABD yönetimi, bu adımları Venezuela’yı kurtarmak ve ülkeyi demokratik yola geri döndürmek için ‘ustaca bir operasyon’ olarak tanımlarken, diplomatik ve ekonomik anlamda ciddi engeller ortaya çıkıyor. Venezuela’nın en büyük alacaklısı ve başlıca petrol alıcısı konumundaki Çin, Amerikan askeri operasyonlarını kınadı ve altyapı ile iletişim yatırımlarının dışında bırakılmasının yaratabileceği sonuçlara dikkat çekti.

grthy
Massachusetts, Boston Common'daki vatandaşlar, ABD'nin Venezuela'daki askeri operasyonlarını protesto ediyor. (AFP)

Bu arada analistler, geçiş sürecinin istikrarlı yürütülmesini sağlamak için yönetimin eski rejimin simgeleriyle, örneğin Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez ile nasıl bir ilişki kuracağına odaklanıyor. Ayrıca yatırımcıların, geçici hükümetin yasal ve mali çerçevesi netleşmeden büyük sermaye yatırımı yapmaya ne kadar güveneceği de soru işareti olarak öne çıkıyor.

Borçların buharlaşmasıyla ilgili endişeler

Öte yandan Pekin, bu adımları yalnızca bir ‘güvence operasyonu’ olarak görmüyor; Batı yarımküredeki stratejik çıkarlarına doğrudan bir saldırı olarak değerlendiriyor. Çin, Venezuela’nın en büyük alacaklısı konumunda ve enerji, iletişim ile altyapı sektörlerine yaptığı yatırımlar ve verdiği krediler 60 milyar doları aşıyor. Bu borçlar, tarih boyunca ‘petrol sevkiyat diplomasisi’ ile geri ödenmişti. Washington’un mutlak kontrol ilan etmesiyle Çin, yatırımlarının boşa gideceği endişesini taşıyor.

ABD’nin Çinli işletmecileri dışlamaya yönelik girişimi, Venezuela’yı yeni soğuk savaşta sıcak bir çatışma noktası haline getirebilir. Pekin’in, ülkenin enerji geleceğini kendi çıkarlarına ipotek eden borçları kolayca bırakmayacağı öngörülüyor.

Piyasalar temkinli

Washington’daki iyimser tonlara rağmen, finans piyasaları ve Rapidan Energy gibi danışmanlık çevreleri temkinli bir yaklaşım sergiliyor. Analistler, ‘algının gerçeğin önüne geçebileceği’ uyarısında bulunuyor. Çünkü Venezuela’dan yoğun petrol akışı sağlamak, yarım yüzyıldır güncellenmemiş yıpranmış altyapıyı onarmak için 5 ila 10 yıl sürecek yoğun bir çalışma gerektiriyor. Burada bir diğer önemli engel de ‘yabancı varlıklar’. Çin ve Rusya, altyapı ve elektrik sektörlerinde karmaşık paylara sahip bulunuyor. Bu sürecin kesintiye uğraması halinde Trump, ‘ezici güç’ tehdidini gündeme getirerek petrol ambargosunun, eski rejimle ABD vizyonu dışında iş yapan her taraf üzerinde bir silah olarak kullanılacağını vurguladı. Tüm bunlar, dünyayı süper güçler arasındaki çatışmadan doğacak yeni Venezuela’nın sancılı doğumuna tanık olma durumuyla karşı karşıya bırakıyor.