Suudi Arabistan-Fransa iş birliği gelişiyor

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Fransa Cumhurbaşkanı istikrar ve barışı sağlamak için çabaların artırılmasının önemini vurguladılar.

Suudi Arabistan-Fransa iş birliği gelişiyor
TT

Suudi Arabistan-Fransa iş birliği gelişiyor

Suudi Arabistan-Fransa iş birliği gelişiyor

Suudi Arabistan Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Veliaht Prens Muhammed bin Selman bin Abdulaziz ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, dün Cidde'deki Selam Kraliyet Sarayı'nda Ortadoğu'daki son gelişmeleri ve uluslararası istikrar ve barışı sağlama çabalarını gözden geçirmenin yanı sıra bir takım meseleler ve ortak çıkar konuları hakkında görüş alışverişinde bulundular.
Görüşme sonunda yayınlanan ortak açıklamada, Suudi Arabistan ve Fransa, İran'ın bölgedeki istikrarsızlaştırıcı faaliyetleriyle mücadele edilmesi ve Lübnan hükümetinin kapsamlı reformlar gerçekleştirmesi gerektiği konusunda fikir birliğine vardıklarını teyit ettiler. Bunun yanı sıra söz konusu reformların uygulanmasına yardımcı olmak amacıyla Lübnan ile birlikte çalışmayı kararlaştırdılar. Lübnan’da silahların yalnızca meşru devlet kurumlarının elinde olacak şekilde sınırlandırılması gerektiğini vurguladılar. Paris ve Riyad ortak bildiride, iki ülke arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi ve pekiştirilmesi ile özelde Ortadoğu'da ve genel olarak dünyada barış ve güvenliğin sağlanması ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı bozan politika ve müdahalelerle mücadele edilmesi için ortak çıkar konularında konumları bir birine yaklaştırmanın önemini vurguladılar.
Suudi Arabistan ziyaret eden Fransa Cumhurbaşkanı'nı Veliaht Prens karşılarken, Cumhurbaşkanı Macron, Suudi Arabistan’ı ziyaret etmekten ve Veliaht Prens ile tanışmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi. Görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkilerin ve Riyad ile Paris arasındaki ortak alanların gözden geçirilmesinin yanı sıra yeni işbirlikleri ve bu işbirliklerinin Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu’na uygun olarak geliştirilmesini sağlayacak fırsatlar ele alındı.
Veliaht Prens Muhammed bin Selman görüşmenin başında, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'a Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz'in selamlarını iletti. Fransa Cumhurbaşkanı da Kral Selman bin Abdulaziz’e selamlarını bildirdi.
Fransa Cumhurbaşkanı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Katar'ı da kapsayan ziyaret turunun son durağı olan Suudi Arabistan'a yaptığı ziyarette, İran'ın nükleer dosyasının bölgesel istikrara değinilmeden ele alınmasının mümkün olmadığını vurgulayarak, Suudi Arabistan da dahil olmak üzere müttefiklerin bölgesel görüşmelere katılmasını önerdiklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Macron, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bunu, 2017 yılından bu yana söylüyorum. Ben nükleer sorunun bölgesel istikrara değinilmeden çözülemeyeceğine inananlardanım. Dostlarımızın çabalarını bu tartışmalara dahil etmeden ilerleyemeyiz. Suudi Arabistan Veliaht Prensi, barışı koruma arzusu kadar endişesini de dile getirme konusunda her zamanki gibi net tavır alanlardan biri. Viyana’daki müzakerelere katılan beş ülkeden biri olduğumuz için olası senaryoları paylaştık. Geçtiğimiz ağustos sonundaki Bağdat Konferansı’na katılan ülkelerle sürekli temas halindeyiz ve bu yönde ilerleyeceğiz. Bu soruna basit ve hızlı çözümler bulunabileceğini düşünmüyorum. Ancak bu standartları korumanın bir yolu var; o da İran'da nükleer silah olmaması ve bölgede gerilimin tırmanmamasıdır.”
Resepsiyona, Suudi Arabistan tarafından, Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman bin Abdulaziz, Devlet Bakanı ve Bakanlar Kurulu Üyesi Prens Turki bin Muhammed bin Fahd bin Abdulaziz, Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan bin Abdullah, Kültür Bakanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan, Devlet Bakanı, Bakanlar Kurulu Üyesi ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Dr. Musaid el-Ayban, Ticaret Bakanı ve Enformasyon Bakanı Vekili Dr. Macid el-Kasabi, Çevre, Su ve Tarım Bakanı Abdurrahman el-Fadli, Yatırım Bakanı Mühendis Halid el-Falih, Kamu Yatırım Fonu Genel Müdürü Yasir bin Osman er-Rumayyan ve Suudi Arabistan'ın Paris Büyükelçisi Fahd er-Ruveyli katıldı.
Fransa tarafından ise Avrupa ve Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, Savunma Bakanı Florence Parly, Kültür Bakanı Roselyne Bachelot, Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Frank Riester, Fransa'nın Riyad Büyükelçisi Ludovic Pouille, Cumhurbaşkanı’nın Askeri Danışmanı Koramiral Jean-Philippe Rolland, Cumhurbaşkanı’nın Diplomatik Danışmanı ve Büyükelçi Emmanuel Bonn, Cumhurbaşkanı’nın Stratejik İşler ve Silahsızlanmadan Sorumlu Diplomatik Danışmanı Alice Rufo, Cumhurbaşkanı’nın Kuzey Afrika ve Ortadoğu İşlerinden Sorumlu Diplomatik Danışmanı Patrick Dorrell ve Cumhurbaşkanlığı Uluslararası İletişim Danışmanı Anne-Sophie Bradel katıldı.
Fransa Cumhurbaşkanı dün, Cidde'ye geldi ve bir takım görüşmelerin ardından oradan ayrıldı. sırasında Mekke Emiri Prens Halid el-Faysal, , Kültür Bakanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan Macron’u Cidde'deki Kral Abdulaziz Havalimanı'nda karşılayanlar arasında en ön saflarda yer aldı. Karşılamada Cidde Belediye Başkanı Salih et-Turki, Mekke Bölgesi Emniyet Müdürü Tümgeneral Salih el-Cabiri, Suudi Arabistan'ın Paris Büyükelçisi Fahd er-Ruveyli, Fransa'nın Riyad Büyükelçisi Ludovic Pouille ve bazı yetkililer de hazır bulundu.

Ortak açıklama
Ziyaretin sonunda yapılan ortak açıklamada, Suudi Arabistan ve Fransa’nın İran’ın bölgedeki istikrarsızlaştırıcı faaliyetleriyle mücadele edilmesi ve Lübnan hükümetinin kapsamlı reformlar gerçekleştirmesi gerektiği konusunda fikir birliğine vardıkları belirtildi. Söz konusu reformların uygulanmasını sağlamak için Lübnan ile çalışma yönünde ortak karar alan Riyad ve Paris, Lübnan’da silahların yalnızca meşru devlet kurumlarının elinde olacak şekilde sınırlandırılması gerektiğini vurguladılar.
Paris ve Riyad ortak bildiride, iki ülke arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi ve pekiştirilmesi ile özelde Ortadoğu'da ve genel olarak dünyada barış ve güvenliğin sağlanması ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı bozan politika ve müdahalelerle mücadele edilmesi için ortak çıkar konularında konumları bir birine yaklaştırmanın önemini vurguladılar. Aynı zamanda geçtiğimiz Ağustos ayında düzenlenen Bağdat Konferansı’nın Irak'ta istikrarı güçlendirme ve bölgesel diyalogu teşvik etme alanlarındaki önemine övgüde bulundular.
İki taraf, yerel, bölgesel ve uluslararası düzeyde tüm biçimleri ve tezahürleriyle terörizm ve radikalizm karşısında durmak ve bunların finansmanıyla mücadele etmek için aralıksız olarak daha fazla ortak çaba gösterme konusundaki kararlılıklarını vurgularken terörizm ve organize suçla mücadelede teknik ve operasyonel iş birliğini geliştirme konusunda anlaştılar.
Ortadoğu’da barışın sağlanmasına olan desteklerini bir kez daha teyit eden Riyad ve Paris, Filistin-İsrail çatışmasının iki devletli çözüm çerçevesinde, ilgili uluslararası kararlara ve Arap Barış Girişimi'ne uygun olarak, Filistin halkının 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir devlet kurma hakkını güvence altına alacak şekilde kapsamlı bir çözüme ulaşmasının önemini vurgularken İsrail'in iki devletli çözümü tehdit eden yerleşim politikasına son vermesi çağrısında bulundular.
İki taraf, İran’ın nükleer programında kaydedilen ilerlemenin yanı sıra Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile işbirliği yapmaması ve ona karşı şeffaf olmaması konusundaki derin endişelerini dile getirdiler. Fransa, İran'ın nükleer silah sahibi olması ya da bunu geliştirmesine izin vermeme noktasında kararlı olduğunun altını çizdi. İki taraf, Suudi Arabistan’a karşı insansız hava araçları (İHA) ve balistik füzelerle düzenlenen saldırılar dahil olmak üzere, İran'ın bölgedeki istikrarsızlaştırıcı faaliyetleriyle mücadele edilmesi gerektiği konusunda anlaştılar.
Yemen meselesine değinen iki taraf, Yemen krizine kapsamlı bir siyasi çözüm bulunması için Birleşmiş Milletler (BM) Yemen Özel Temsilcisi'nin çabaları başta olmak üzere Körfez Girişimi’ne, uygulama mekanizmasına, kapsamlı ulusal diyalogun sonuçlarına ve BM Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2216 sayılı kararına dayanan tüm çabaların desteklenmesinin önemine işaret ettiler. Fransa, 22 Mart 2021 tarihinde Suudi Arabistan tarafından sunulan Barış Girişimi’ne tam destek verdiğini teyit ederken Husi milisler tarafından balistik füzeler ve İHA’larla gerçekleştirilen saldırıları kınayarak Suudi Arabistan’ın güvenliğini korumaya yönelik tarihi taahhüdünü bir kez daha yineledi.
İki taraf Lübnan meselesiyle ilgili olarak ise Lübnan hükümetinin başta Lübnan'da ulusal birlik ve sivil barışı garanti eden Taif Anlaşması'na bağlılık olmak üzere kapsamlı reformlar gerçekleştirmesi gerektiğini vurguladılar. Söz konusu reformların finans, enerji, yolsuzlukla mücadele ve sınır kontrolü gibi alanlarını kapsadığını belirten Fransa ve Suudi Arabistan, bu reformların uygulanmasını sağlamak için Lübnan ile birlikte çalışma kararı aldıklarını bildirdiler. Ayrıca Lübnan’da silahların yalnızca meşru devlet kurumlarının elinde olacak şekilde sınırlandırılması gerektiğini belirten iki taraf, Lübnan'ın bölgenin güvenliğini ve istikrarını bozan herhangi bir terör eyleminin başlatıldığı yer ve bir uyuşturucu kaçakçılığı merkezi olmaması gerektiğini vurguladılar.
Lübnan ordusunun Lübnan'ın güvenlik ve istikrarının korunmasındaki rolünün güçlendirilmesinin önemine de dikkati çeken iki taraf, tüm bu konularda iki ülke arasında istişarelere devam etmeyi kararlaştırırken tam şeffaflık sağlayan bir çerçevede Suudi Arabistan ve Fransa ortaklığında bir insani yardım mekanizması kurma konusunda anlaştılar. Lübnan halkının acılarını hafifletmek için dost ve müttefik ülkelerle iş birliği içinde uygun mekanizmalar bulma konusunda kararlı olduklarının da altını çizen iki taraf, Lübnan'ın istikrarını korumanın ve ilgili BMGK kararları ve diğer uluslararası kararlar uyarınca egemenliğine ve birliğine saygı duymanın önemini vurguladılar.
Irak meselesine gelince iki taraf, Irak hükümetinin ülkede terörizmi ortadan kaldırmanın yanı sıra ülkenin güvenliğini, istikrarın ve toprak bütünlüğünü koruma çabalarını ve Irak'ın iç işlerine dışarıdan yapılan müdahalenin durdurulmasını desteklediklerini ifade ettiler. Irak’ta en kısa zamanda yeni bir hükümetin kurulmasına dair umutlarını dile getiren iki taraf, ülkede 10 Ekim'de seçimlerin düzenlenmesini takdir ettiklerini belirttiler.
İki taraf Suriye ile ilgili olarak da Suriye halkının çektiği acıların son bulması ve Suriye'nin birliği ve toprak bütünlüğünün korunması çerçevesinde Birinci Cenevre Bildirisi ve BMGK’nın 2254 sayılı kararı uyarınca Suriye'deki krizin siyasi bir çözüme ulaştırılmasının ve BM Suriye Özel Temsilcisi’nin çabalarının desteklenmesinin önemine işaret ettiler.
Libya meselesini de ele alan Suudi Arabistan ve Fransa, Libya krizine uluslararası meşru kararlar doğrultusunda ve bölgede güvenlik ve istikrarı sağlayacak şekilde siyasi bir çözüm bulunmasının önemini vurguladılar.
Öte yandan Fransa, Suudi Arabistan’ın Afganistan'daki insani durumu görüşmek ve uygun insani müdahalenin sağlanmasına katkıda bulunmak amacıyla İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Bakanlar Konseyi'ni olağanüstü toplantıya çağırmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Savunma ve güvenlik dosyalarına da değinen taraflar ortak açıklamada, iki ülkenin çıkarlarına ve bölgenin güvenlik ve istikrarına yönelik ortak tehditlerin sık sık değerlendirilmesinin önemine ve gerekliliğine dikkati çektiler. Savunma dosyasında uzun bir geçmişi olan ortaklıklarına övgüde bulunan taraflar, aralarındaki stratejik yakınlaşmayı daha da artırmak için iletişimi güçlendirmeyi kararlaştırdılar. İki ülke arasındaki stratejik ortaklığı yeni ve gelecek vaat eden ufuklara taşıyarak ortak eylemi güçlendirmenin ve ilişkileri karşılıklı güven ve ortak çıkarlara dayalı daha yakın ve yapıcı iş birliği sağlayacak şekilde geliştirmenin öneminin altını çizdiler.
Taraflar, Suudi Arabistan Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın, 2018 yılında Fransa'ya yaptığı ziyaretten bu yana iki ülke arasındaki çeşitli alanlarda iş birliğinin gelişmesine katkıda bulunan olumlu ve verimli sonuçlarla kat edilen ilerlemeye övgüde bulundular.
Suudi Arabistan ve Fransa, ekonomi alanındaki ortaklığı güçlendirmenin, özel sektörün ekonomiye katkısını artırmanın, deneyim alışverişinde bulunmanın, insani kabiliyetleri geliştirmenin ve Suudi Arabistan 2030 Vizyonu ve Fransa'nın 2030 ekonomik planından kaynaklanan fırsatları ortak çıkarlara yönelik birçok sektörde kullanmanın önemi üzerinde fikir birliğine vardılar.
Taraflar, iki ülkenin özel sektörleri arasında karşılıklı yatırımlarla dengeli ekonomik bir ortaklığın kurulmasının takip edilmesinin önemine dikkati çekerken Suudi Arabistan, 2030 Vizyonu çerçevesinde enerji, su ve atık yönetimi, sürdürülebilir şehirler, ulaşım, sivil havacılık, mobil çözümler, dijital ekonomi ve sağlık gibi sektörlerde Fransız şirketleri ile artan iş birliklerinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Fransa, Suudi Arabistan’dan kamu ve özel sektöre, özellikle de yeni teknolojiler, gelişmekte olan şirketler ve geleceğin endüstrisi alanlarına yatırımlar çekmek istediğini ifade ederken Suudi Arabistan, Suudi Arabistan özel sektörünün Fransız pazarındaki yatırımlarını artırmak istediğini kaydetti.
Taraflar, iki ülkenin de iş insanları arasında Macron’un ziyaretinin oturum aralarında gerçekleşen ve iki ülkenin özel sektör ortaklığını yenileyen görüşmeler sırasında tüm ekonomi alanlarında çok sayıda sözleşme ve anlaşmanın imzalanmasına övgüde bulundular.
Taraflar, çevreyi ve biyolojik çeşitliliği koruma konusundaki kararlılıklarını da teyit ettiler. Fransa Cumhurbaşkanı, Suudi Arabistan’ın çevre ve iklim değişikliği alanındaki girişimleri ve çabalarını takdir ettiğini belirtti.
Enerji sektörü ve çeşitli alanlarıyla ilgili olarak ise taraflar, iki ülkeyi petrol rafinasyonu (arıtımı), petrokimya üretimi, elektrik sektörü ve yenilenebilir enerji başta olmak üzere proje geliştirme, istasyon ve elektrik ağlarının güvenliği, hizmet güvenilirliği ve elektrik iletim ve dağıtım sistemlerindeki deneyim alışverişi gibi birçok projede birleştiren güçlü ilişkilere atıfta bulundular. Taraflar ayrıca nükleer enerjinin barışçıl ve güvenli bir çerçevede üretimi, radyoaktif atıkların yönetimi ve nükleer uygulamalar, nükleer kontrol ve 2011 yılında hükümetler arasında imzalanan anlaşma doğrultusunda insan yeteneklerinin geliştirilmesi konularında iş birliğini geliştirmek üzere anlaştılar.
İklim değişikliği konularına da değinen taraflar, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Paris İklim Anlaşması ilkelerine bağlı kalmanın önemine işaret ederek küresel ısınmaya neden olan sera gazlarını ele alacak entegre ve kapsamlı bir çerçeve olarak dairesel ekonomi yaklaşımları da dahil olmak üzere, kaynaksız emisyonlara odaklanan iklim anlaşmalarının yapılması ve uygulanması gerektiğini vurguladılar. Bu bağlamda Fransa Cumhurbaşkanı, Suudi Arabistan’ın “Yeşil Suudi Arabistan” ve “Yeşil Ortadoğu” girişimlerine övgüde bulundu. Taraflar, bahsi geçen girişimlerin gerçekleştirilmesi amacıyla iş birliği yapmanın önemine dikkati çektiler. Taraflar, Suudi Arabistan’da temiz hidrojen üretimi geliştirme fırsatlarını incelemenin yanı sıra iki ülke arasındaki ekonomileri sera gazı emisyonlarından arındırılmış ekonomilere dönüştürmeye ve küresel düzeyde enerjinin dönüşümüne katkıda bulunan iş birliğinin önemine işaret ettiler.
Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadele çabalarına ve iki ülkenin bu salgınla mücadelede elde ettiği başarıya da değinen taraflar, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeleri, Kovid-19 salgınının ekonomik, sağlık ve sosyal alanlardaki olumsuz yansımalarına karşı destekleme çabalarının devam ettiğini belirttiler.
Kültür alanına gelince, son altmış yılda aralarında çeşitli alanlarda yapılan iş birliğinin sürdüğü iki ülke arasındaki tarihi kültürel ilişkilere atıfta bulunan taraflar, bu alanlarda, özellikle müzelerin, film endüstrisinin ve kültürel mirasın geliştirilmesinde iş birliğini güçlendirmenin önemini vurguladılar.
İki taraf, Nisan 2018'de hükümetler arasında imzalanan anlaşma çerçevesinde barındırdığı imkanlar açısından zengin bir bölge olan el-Ula'da kalkınmanın sürdürülebilirliği için halihazırda var olan verimli iş birliğinden duydukları memnuniyeti dile getirirken Fransa'nın bu bölgenin kültür ve turizm alanlarının geliştirilmesini desteklemeye katkıda bulunacağı yeni anlaşmaların imzalanmasını övdüler.
İki taraf, turizm alanında iş birliğini güçlendirmenin ve bu alandaki hareketliliği artırmanın yanı sıra iki ülkenin turizm potansiyelini keşfetmek, vatandaşları arasındaki iletişimi geliştirmek ve bu iletişimin önünü açan kolaylıklar sağlamak için bir takım girişimler başlatmak üzere çalışmanın önemine değindiler.
Taraflar, eğitim alanında da her iki ülkenin üniversiteleri, teknik okulları, düşünce ve araştırma kuruluşları arasındaki iş birliğinin gelişmesinden ve bilimsel araştırma, geliştirme ve yenilik alanlarında bilimsel disiplinlerin geleceğe yönelik beklentilerine ayak uyduran somut adımların atılması ve yapısal projelerin başlatılmasıyla aralarındaki iş birliğinin yoğunlaştırılmasından duydukları memnuniyeti ifade ettiler.
İki taraf, bu bağlamda el-Ula'da ‘Villa Al-Hajar’ adlı bir Fransız kültür merkezinin kurulması anlaşmasının yanı sıra kültür, turizm, dijital teknoloji ve uzay alanlarında bir takım anlaşmalar ve sözleşmeler imzalanmasını memnuniyetle karşıladılar.
Ortak bildiride, Fransa Cumhurbaşkanı'nın Suudi Arabistan ziyaretinin iki ülkeyi birbirine bağlayan dostluk ve yakın iş birliği bağları çerçevesinde gerçekleştiği belirtilirken, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ile Fransa Cumhurbaşkanı'nı Cidde'deki Selam Kraliyet Sarayı'nda bir araya getiren görüşmede, iki ülke arasındaki tarihi ve stratejik ilişkilerin ele alındığı aktarıldı. Ziyaretin sonunda, Fransa Cumhurbaşkanı gördüğü sıcak karşılama ve misafirperverlik için kendisi ve beraberindeki heyet adına Suudi Arabistan hükümetine ve halkına en içten teşekkürlerini ve takdirlerini bildirdi.

Ziyaret sırasında imzalanan anlaşmalar
Medef International'ın Fransa-Suudi Arabistan İş Konseyi Başkanı Laurent Germain, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, dün Cidde'de düzenlenen Fransa-Suudi Arabistan İş Konseyi çalıştayı sırasında iki taraf arasında 27 anlaşma ve sözleşme imzaladığını belirtti.
Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un heyetinde yer alan Germain, söz konusu 27 anlaşma ve sözleşmenin, iki ülkenin iş sektörleri arasındaki ilişkileri daha geniş ufuklara taşıyacak büyük bir adımı ifade ettiğini kaydetti. Germain, çalıştaya enerji, ulaşım, uzmanlaşmış kimya endüstrileri ve ilaç endüstrileri sektörlerinden 100'den fazla Fransız firmasının katıldığını aktardı.
Riyad ve Paris, son dönemde, dünkü görüşmelerin meyvelerinin toplanmasını sağlayan sağlam bir zeminin oluşturulduğu karşılıklı ziyaretlere tanık oldu. Riyad ve Paris, bundan üç hafta önce, sivil havacılık ve hava taşımacılığı, lojistik, teknoloji ve dijitalleşme alanlarının yanı sıra iki taraf arasında ulaştırma ve lojistik sisteminin tüm alanlarında iş birliğini geliştirmek, çoklu ulaşım alanlarının geliştirilmesinde modern ve geleceğin teknolojilerinden yararlanmak ve ulusal ulaştırma ve lojistik stratejisinin hedeflerine ulaşılmasına katkıda bulunmak amacıyla havacılık sektöründe emniyet ve güvenlik projeleri alanında ortak iş birliği anlaşması imzaladılar.



Suudi Arabistan Sivil Savunması: El-Harc ve Yenbu'da erken uyarı sistemi devreye alındı

Suudi Arabistan Sivil Savunma logosu (Şarku'l Avsat)
Suudi Arabistan Sivil Savunma logosu (Şarku'l Avsat)
TT

Suudi Arabistan Sivil Savunması: El-Harc ve Yenbu'da erken uyarı sistemi devreye alındı

Suudi Arabistan Sivil Savunma logosu (Şarku'l Avsat)
Suudi Arabistan Sivil Savunma logosu (Şarku'l Avsat)

Suudi Arabistan Sivil Savunması, bugün erken saatlerde olası bir risk nedeniyle, El-Harc ve Yenbu kentleri için iki ayrı erken uyarı yayımladı.

Sivil Savunma, daha sonra yaptığı açıklamada ise herhangi bir ayrıntı vermeden, her iki kent için de tehlikenin ortadan kalktığını duyurdu. Açıklamada, erken uyarı verilmesine neden olan riskin niteliğine ilişkin bilgi paylaşılmadı.


İran'ın bugün Kuveyt, Ürdün ve Bahreyn'i hedef aldığı saldırılar

Kuveyt Şehri (KUNA)
Kuveyt Şehri (KUNA)
TT

İran'ın bugün Kuveyt, Ürdün ve Bahreyn'i hedef aldığı saldırılar

Kuveyt Şehri (KUNA)
Kuveyt Şehri (KUNA)

İran ordusu, ABD saldırılarına karşılık Kuveyt ve Ürdün'deki askeri hedefleri vurduğunu açıkladı

İran devlet televizyonunun haberine göre İran ordusu, bugün  yaptığı açıklamada, ABD'nin İran topraklarına yönelik saldırılarına misilleme olarak Kuveyt ve Ürdün'deki askeri hedefleri vurduğunu duyurdu.

İran devlet televizyonunun Telegram hesabında yayımlanan habere göre, İran güçleri Kuveyt'teki Al Adairi Üssü'nde bulunan bir mühimmat deposunu, Ali Al Salem Hava Üssü'ndeki karargâh binaları ile mühimmat depolarını ve çeşitli iletişim altyapılarını hedef aldı. Haberde ayrıca, Ürdün'deki El Azrak Hava Üssü'nde bulunan ABD ordusuna ait yakıt depolarının insansız hava araçlarıyla (İHA) düzenlenen saldırılarda vurulduğu öne sürüldü.

Öte yandan Kuveyt, hava savunma sistemlerinin düşman İHA’larının saldırılarını püskürttüğünü açıkladı.

Kuveyt Genelkurmay Başkanlığı, X platformunda yayımladığı açıklamada, "Kuveyt hava savunma sistemleri, İran'ın menfur saldırısının ardından düşman İHA’larına karşı koymaktadır. Patlama seslerinin duyulması hâlinde bunun hava savunma sistemlerinin saldırıları engelleme faaliyetlerinden kaynaklandığı bilinmelidir. Vatandaşlar ve ülkede yaşayan herkesin yetkili makamların güvenlik ve emniyet talimatlarına uyması önemle rica olunur" ifadelerine yer verdi.

Bahreyn İçişleri Bakanlığı ise hava saldırısı sirenlerinin çalındığını duyurdu. Bakanlık, vatandaşlar ve ülkede yaşayanlara sakin olmaları, en yakın güvenli bölgeye gitmeleri ve gelişmeleri yalnızca resmî kanallar üzerinden takip etmeleri çağrısında bulundu.


Devlet Gelirleri Sistemi, Suudi Arabistan’ı ‘geleneksel vergi tahsilatından’ yönetişim ve sürdürülebilirliğe taşıyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)
TT

Devlet Gelirleri Sistemi, Suudi Arabistan’ı ‘geleneksel vergi tahsilatından’ yönetişim ve sürdürülebilirliğe taşıyor

Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)
Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad (Reuters)

Suudi Arabistan’da kamu maliyesi sistemi, Bakanlar Kurulu’nun Veliaht Prens ve Başbakan Muhammed bin Selman başkanlığında gerçekleştirdiği son toplantıda kabul edilen güncellenmiş Devlet Gelirleri Sistemi’yle birlikte sistematik düzenlemelerde yeni bir aşamaya geçti. Söz konusu yasal düzenleme, yalnızca harç tahsilatına dayalı geleneksel anlayışın ötesine geçerek stratejik planlama ve kapsamlı mali yönetişim için bütünsel kurallar ortaya koyuyor ve kamu kaynaklarının yönetimindeki ekonomik felsefede köklü bir değişimi temsil ediyor.

Yeni sistem, sadece düzenleyici bir mekanizma olmakla kalmayıp, kamu gelir akışının tahmin aşamasından nihai mutabakatına kadar her adımı titizlikle yapılandırarak, orta ve uzun vadeli mali sürdürülebilirliği destekleyen bir güvence işlevi de görüyor.

Kapsamın genişletilmesi ve sermaye akışlarının yönetimi

Güncellenmiş sistem, tüm kamu mali akış kanallarını sıkı bir denetim mekanizmasına tabi tutarak gelir şemsiyesini yapısal ve egemen kaynaklardan oluşan kapsamlı bir paketle genişletti. Bu şemsiye; en büyük egemen gücü oluşturan doğal zenginlikleri ve ulusal kaynakları kapsamasının yanı sıra petrol dışı genel bütçe finansmanının temel kaynaklarını teşkil eden harç, vergi, mali yükümlülük ve ücretleri de içeriyor.

csdvdfbg
Suudi Arabistan Başbakanı ve Veliaht Prensi Muhammed bin Selman başkanlığında salı günü düzenlenen Bakanlar Kurulu toplantısından (SPA)

Sistem ayrıca, özel sektörün gayri safi yurt içi hasıladaki (GSYİH) payını artırmayı hedefleyen Vizyon 2030 amaçlarıyla tam uyumlu bir şekilde, özelleştirme gelirleri ile özel sektör ortaklıklarını bağımsız ve belirgin bir kalem olarak sisteme dahil etti.

Düzenleme; satış ve kiralama işlemlerinin kontrol altına alınması yoluyla devlet varlık ve mülklerini, çeşitli finansman ve yatırım gelirlerini kapsayacak şekilde genişliyor. Bunun yanı sıra para cezaları, yaptırımlar, tazminat, bağış, hibe, vasiyet, vakıf gelirleri, zekât fonları ve Bakanlar Kurulu tarafından onaylanan diğer tüm gelir kanalları da bu düzenleme kapsamında yer alıyor.

10 yıllık gelir tahmini

Bu sistemin getirdiği en önemli yapısal dönüşümlerden biri de öngörüye dayalı zaman boyutu. Yeni düzenleme, bütçe tahmin sürecini kısa vadeli yıllık çerçevelerden daha geniş stratejik ufuklara taşıyor. Sistem, Maliye Bakanlığı’na, çeşitli kamu kurumları tarafından sunulan veri, tahmin ve planlara fiilen dayanarak devlet gelirlerini 10 mali yıla kadar uzanan bir süre için tahmin etme konusunda yasal yetki veriyor.

Söz konusu mekanizma, Maliye Bakanlığı’nın bu tahminleri periyodik olarak veya yerel ya da küresel piyasalarda meydana gelebilecek beklenmedik ekonomik ve mali gelişmeler doğrultusunda gözden geçirip güncellemesine olanak tanıyan yüksek bir esnekliğe sahip. Bu durum, mali öngörülerin doğruluğunu artırırken genel bütçedeki tahmini sapmaları da en aza indiriyor.

Sistem ayrıca gelirlerin tahsilat mekanizmalarını da düzenliyor. Bu doğrultuda kamu kurumları, hak edilen gelirleri belirlenen süreler içinde tahsil etmek, bunları ilgili mali yıl içinde kayda geçirmek ve tüm gelirlerini uygulama yönetmeliğinde belirtilen takvime uygun olarak Maliye Bakanlığı’nın Suudi Arabistan Merkez Bankası nezdindeki hesabına aktarmakla yükümlü kılınıyor.

Borç tahsilatı

Kamusal alacaklar hususunda ise sistem, ilgili kurumlara borcun muaccel olduğu günü takip eden iş gününde borçludan talepte bulunma yükümlülüğü getiriyor. Sisteme göre, talep tarihinden itibaren 45 iş günü içinde ödeme yapılmaması durumunda, borcun tahsili için gerekli yasal işlemler başlatılacak.

Düzenleme ayrıca devlet alacaklarının yönetiminde esneklik de sağlıyor. Bu kapsamda, acil durumlarda borç tahsilatının bir yılı geçmeyecek şekilde ertelenmesine izin verilirken, devlet alacaklarının imtiyazlı alacak statüsünde olduğu, tahsilatta öncelik taşıdığı ve zaman aşımına uğramayacağı vurgulanıyor.

Sistem borçların silinmesi ve taksitlendirilmesi konularına da belirli esaslar getiriyor. 1 milyon riyali aşmayan borçlar, borçlunun ödeme acziyetinin kanıtlanması gibi belirli şartlar çerçevesinde kısmen veya tamamen silinebiliyor. 1 milyon riyali aşan borçların silinmesi için ise Maliye Bakanı’nın tavsiyesi üzerine Başbakan’ın onayı şart koşuluyor.

Bununla birlikte, 1 milyon riyali aşmayan borçların 5 yıla kadar taksitlendirilmesine izin verilirken, bu tutarı aşan veya 5 yılı geçen taksitlendirme işlemleri Maliye Bakanı veya yetkilendireceği kişinin onayıyla gerçekleştirilecek. Bu durumda taksitlendirme süresi hiçbir şekilde 25 yılı geçemeyecek.

Tahsilattan gelir yönetimine

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, yeni sistemin devlet kaynaklarının yönetiminde köklü bir dönüşümü temsil ettiğini; odağın yalnızca gelir tahsilatından çıkarılarak planlama, tahmin, tahsilat ve alacak yönetimini kapsayan bütünsel bir mekanizmaya kaydırıldığını belirtti. Bu adımın kamu maliyesinin etkinliğini artırması ve Suudi Arabistan’daki mali sürdürülebilirlik hedeflerini desteklemesi bekleniyor.

Bu çerçevede Kral Fahd Petrol ve Mineraller Üniversitesi İktisat Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Abdullah el-Mir, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, yeni düzenlemenin kamu gelirlerinin yönetiminde çok daha kapsamlı bir modele geçiş anlamına geldiğini ifade etti. El-Mir, bu modelin gelirlerin tahmin edilmesi ve planlanmasıyla başlayıp, tahsilat süreçleriyle devam ettiğini ve nihayetinde borç-alacak yönetimi ile performans denetimiyle tamamlandığını kaydetti.

El-Mir ayrıca, “Güncellenen sistem, yalnızca gelir tahsilatına odaklanan geleneksel bir yapıdan; tahmin ve planlamadan başlayıp tahsilata, oradan da borç ile alacak yönetimi ve performans denetimine kadar uzanan devlet gelir döngüsünün eksiksiz yönetildiği dinamik bir modele geçişi simgeliyor” değerlendirmesinde bulundu.

csdfvbtrgn
Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, 2026 Bütçe Forumu’nda konuşuyor. (Arşiv – Şarku’l Avsat)

El-Mir, sistemin getirdiği en belirgin dönüşümlerin, gelirlerin stratejik bir şekilde yönetilmesine geçiş olduğunu vurguladı. Eski sistemin daha ziyade gelirlerin tespiti ve muaccel alacakların tahsiline odaklandığına işaret eden el-Mir, yeni sistemin ise orta ve uzun vadeli mali planlama kavramını getirdiğini belirtti.

Sistemin kamu kurumlarına, gelirleri 10 yıla varan süreler için tahmin etme ve ekonomik değişkenler meydana geldiğinde bunları yeniden değerlendirme imkânı sunduğuna dikkat çeken el-Mir, bu durumun ‘kamu gelir tahminlerinin doğruluğunu artırmaya, orta ve uzun vadeli bütçe hazırlıklarını iyileştirmeye ve mali riskleri yönetme kapasitesini güçlendirmeye doğrudan yansıyacağını’ açıkladı.

Finansal verimliliği desteklemek

El-Mir, yeni sistemin tahmini gelirler ile tahsil edilen gelirler arasındaki farkı azaltarak mali etkinliğin artırılmasına katkı sağlayacağını, ayrıca kamusal alacakların muaccel olduğu andan itibaren daha hızlı talep edilmesine imkân tanıyacağını vurguladı.

Yeni düzenlemenin kamu kurumlarını gelir tahmin süreçlerine katılmaya ve ihtiyaç halinde gelirleri artıracak uzmanlaşmış birimler kurmaya zorunlu kıldığını belirten el-Mir, bu durumun kurumların kendi mali kaynaklarını yönetme sorumluluğunu güçlendireceğini ve tahsilat etkinliğini artıracağını ifade etti.

Petrol dışı gelirler hususunda da sistemin etkisinin olumlu olacağını öngören el-Mir, düzenlemenin kamu kurumlarına gelirleri sadece tahsil etme değil, aynı zamanda bu gelirleri doğrudan geliştirme ve büyütme sorumluluğu da yüklediğini kaydetti.

El-Mir, “Petrol dışı gelirlerin artırılması yalnızca yeni harçlar veya gelir kaynakları ihdas edilmesine dayanmıyor; aksine mevcut gelirlerin yönetim etkinliğinin artırılması, tahsilat mekanizmalarının ve kamu alacaklarının yönetiminin iyileştirilmesiyle de doğrudan ilişkilidir” değerlendirmesinde bulundu.

Sistem uyarınca kamu kurumlarının herhangi bir harç, mali yükümlülük veya vergi önermeden önce fizibilite çalışmaları ve analizler yapmakla yükümlü kılındığına dikkat çeken el-Mir, bu sayede gelir artırımı ile ekonomik faaliyetlerin desteklenmesi arasında bir denge kurulmasının kolaylaşacağını belirtti.

El-Mir ayrıca, özelleştirmeden elde edilen mali gelirlerin bağımsız bir gelir kaynağı olarak eklenmesinin, Vizyon 2030 hedefleri kapsamındaki özelleştirme ve özel sektör ortaklığı programlarıyla tam bir uyum sergilediğine işaret etti.

Sorumlulukların netleştirilmesi ve yönetişimin güçlendirilmesi

Diğer yandan Finans ve Ekonomi Danışmanı Dr. Hüseyin el-Attas, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, güncellenen sistemin gelir tahsilatı anlayışından devlet gelir döngüsünün bütünsel bir şekilde yönetilmesine geçişi sağlayan niteliksel bir sıçrama olduğunu belirtti. El-Attas, bu sürecin gelirlerin tahmin edilmesi, kaydedilmesi ve takip edilmesinden başlayarak tahsilatına ve gecikmiş alacakların çözüme kavuşturulmasına kadar uzandığını ifade etti.

Sistemin, kamu kurumlarının sorumluluklarını daha net belirlemeye ve uygulama farklılıklarını azaltıp tahsilat etkinliğini artıracak şekilde prosedürleri tek tipleştirmeye katkı sağladığını açıklayan el-Attas, bu durumun mali planlama kalitesini artıracağını, kayıpları azaltacağını ve mali disiplini güçlendireceğini öngördüklerini kaydetti.

Petrol dışı gelirlerin artırılmasının yalnızca yeni gelir kaynakları eklemekle sınırlı olmadığını, aynı zamanda mevcut gelirlerin yönetim etkinliğinin yükseltilmesine de dayandığına işaret eden el-Attas, tahsilat mekanizmalarının iyileştirilmesinin, ödeme gecikmelerinin azaltılmasının ve kamu alacaklarının daha etkin bir şekilde yönetilmesinin, gelir artışını sürdürülebilir kılacağını vurguladı.

El-Attas ayrıca, kamu kurumları arasındaki rollerin netleşmesinin şeffaflık ve hesap verebilirlik düzeyini artıracağını, her kurumun kendi gelirlerini yönetmedeki performansının ölçülmesini kolaylaştıracağını ve gelir tahmini, tahsilat ve alacakların işlenmesinde standart kriterler uygulanarak mali yönetişimin etkinliğini yükselteceğini sözlerine ekledi.

Borç ve alacakların yönetiminde daha fazla esneklik

Devlet alacaklarının yönetimi hususunda ise el-Attas, yeni sistemin borçluların durumunu gözeten bir yaklaşımla tahsilat etkinliğini artırma arasında denge kurduğunu belirtti. Bu kapsamda, belirlenen esaslar çerçevesinde yapılandırma ve taksitlendirme gibi araçların sunulmasının, borçluların yükümlülüklerine gönüllü uyumunu artıracağını, ödeme düzensizliklerini ve olası ihtilafları ise azaltacağını vurguladı.

Sistemin acil durumlarda esneklik sağladığına dikkat çeken el-Attas, tahsilatın belirli bir süre ertelenmesi imkanının yanı sıra belirlenen şartlar dahilinde kısmi veya tamamen borç silinmesine izin verildiğini, bu kararlardan önce de borçlunun ödeme gücünün titizlikle incelendiğini açıkladı.

El-Attas, yeni sistemin devlet haklarının tahsilat etkinliğini artırarak ve borç birikiminin önüne geçerek modern bir kamu gelir yönetimi modeli sunduğunu; bu süreçte ekonomik faaliyetlerin sürdürülebilirliğinin korunduğunu ve petrol dışı ekonominin büyümesinin desteklendiğini sözlerine ekledi.