Suudi Arabistan-Fransa iş birliği gelişiyor

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Fransa Cumhurbaşkanı istikrar ve barışı sağlamak için çabaların artırılmasının önemini vurguladılar.

Suudi Arabistan-Fransa iş birliği gelişiyor
TT

Suudi Arabistan-Fransa iş birliği gelişiyor

Suudi Arabistan-Fransa iş birliği gelişiyor

Suudi Arabistan Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Veliaht Prens Muhammed bin Selman bin Abdulaziz ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, dün Cidde'deki Selam Kraliyet Sarayı'nda Ortadoğu'daki son gelişmeleri ve uluslararası istikrar ve barışı sağlama çabalarını gözden geçirmenin yanı sıra bir takım meseleler ve ortak çıkar konuları hakkında görüş alışverişinde bulundular.
Görüşme sonunda yayınlanan ortak açıklamada, Suudi Arabistan ve Fransa, İran'ın bölgedeki istikrarsızlaştırıcı faaliyetleriyle mücadele edilmesi ve Lübnan hükümetinin kapsamlı reformlar gerçekleştirmesi gerektiği konusunda fikir birliğine vardıklarını teyit ettiler. Bunun yanı sıra söz konusu reformların uygulanmasına yardımcı olmak amacıyla Lübnan ile birlikte çalışmayı kararlaştırdılar. Lübnan’da silahların yalnızca meşru devlet kurumlarının elinde olacak şekilde sınırlandırılması gerektiğini vurguladılar. Paris ve Riyad ortak bildiride, iki ülke arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi ve pekiştirilmesi ile özelde Ortadoğu'da ve genel olarak dünyada barış ve güvenliğin sağlanması ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı bozan politika ve müdahalelerle mücadele edilmesi için ortak çıkar konularında konumları bir birine yaklaştırmanın önemini vurguladılar.
Suudi Arabistan ziyaret eden Fransa Cumhurbaşkanı'nı Veliaht Prens karşılarken, Cumhurbaşkanı Macron, Suudi Arabistan’ı ziyaret etmekten ve Veliaht Prens ile tanışmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi. Görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkilerin ve Riyad ile Paris arasındaki ortak alanların gözden geçirilmesinin yanı sıra yeni işbirlikleri ve bu işbirliklerinin Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu’na uygun olarak geliştirilmesini sağlayacak fırsatlar ele alındı.
Veliaht Prens Muhammed bin Selman görüşmenin başında, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'a Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz'in selamlarını iletti. Fransa Cumhurbaşkanı da Kral Selman bin Abdulaziz’e selamlarını bildirdi.
Fransa Cumhurbaşkanı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Katar'ı da kapsayan ziyaret turunun son durağı olan Suudi Arabistan'a yaptığı ziyarette, İran'ın nükleer dosyasının bölgesel istikrara değinilmeden ele alınmasının mümkün olmadığını vurgulayarak, Suudi Arabistan da dahil olmak üzere müttefiklerin bölgesel görüşmelere katılmasını önerdiklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Macron, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bunu, 2017 yılından bu yana söylüyorum. Ben nükleer sorunun bölgesel istikrara değinilmeden çözülemeyeceğine inananlardanım. Dostlarımızın çabalarını bu tartışmalara dahil etmeden ilerleyemeyiz. Suudi Arabistan Veliaht Prensi, barışı koruma arzusu kadar endişesini de dile getirme konusunda her zamanki gibi net tavır alanlardan biri. Viyana’daki müzakerelere katılan beş ülkeden biri olduğumuz için olası senaryoları paylaştık. Geçtiğimiz ağustos sonundaki Bağdat Konferansı’na katılan ülkelerle sürekli temas halindeyiz ve bu yönde ilerleyeceğiz. Bu soruna basit ve hızlı çözümler bulunabileceğini düşünmüyorum. Ancak bu standartları korumanın bir yolu var; o da İran'da nükleer silah olmaması ve bölgede gerilimin tırmanmamasıdır.”
Resepsiyona, Suudi Arabistan tarafından, Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman bin Abdulaziz, Devlet Bakanı ve Bakanlar Kurulu Üyesi Prens Turki bin Muhammed bin Fahd bin Abdulaziz, Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan bin Abdullah, Kültür Bakanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan, Devlet Bakanı, Bakanlar Kurulu Üyesi ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Dr. Musaid el-Ayban, Ticaret Bakanı ve Enformasyon Bakanı Vekili Dr. Macid el-Kasabi, Çevre, Su ve Tarım Bakanı Abdurrahman el-Fadli, Yatırım Bakanı Mühendis Halid el-Falih, Kamu Yatırım Fonu Genel Müdürü Yasir bin Osman er-Rumayyan ve Suudi Arabistan'ın Paris Büyükelçisi Fahd er-Ruveyli katıldı.
Fransa tarafından ise Avrupa ve Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, Savunma Bakanı Florence Parly, Kültür Bakanı Roselyne Bachelot, Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Frank Riester, Fransa'nın Riyad Büyükelçisi Ludovic Pouille, Cumhurbaşkanı’nın Askeri Danışmanı Koramiral Jean-Philippe Rolland, Cumhurbaşkanı’nın Diplomatik Danışmanı ve Büyükelçi Emmanuel Bonn, Cumhurbaşkanı’nın Stratejik İşler ve Silahsızlanmadan Sorumlu Diplomatik Danışmanı Alice Rufo, Cumhurbaşkanı’nın Kuzey Afrika ve Ortadoğu İşlerinden Sorumlu Diplomatik Danışmanı Patrick Dorrell ve Cumhurbaşkanlığı Uluslararası İletişim Danışmanı Anne-Sophie Bradel katıldı.
Fransa Cumhurbaşkanı dün, Cidde'ye geldi ve bir takım görüşmelerin ardından oradan ayrıldı. sırasında Mekke Emiri Prens Halid el-Faysal, , Kültür Bakanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan Macron’u Cidde'deki Kral Abdulaziz Havalimanı'nda karşılayanlar arasında en ön saflarda yer aldı. Karşılamada Cidde Belediye Başkanı Salih et-Turki, Mekke Bölgesi Emniyet Müdürü Tümgeneral Salih el-Cabiri, Suudi Arabistan'ın Paris Büyükelçisi Fahd er-Ruveyli, Fransa'nın Riyad Büyükelçisi Ludovic Pouille ve bazı yetkililer de hazır bulundu.

Ortak açıklama
Ziyaretin sonunda yapılan ortak açıklamada, Suudi Arabistan ve Fransa’nın İran’ın bölgedeki istikrarsızlaştırıcı faaliyetleriyle mücadele edilmesi ve Lübnan hükümetinin kapsamlı reformlar gerçekleştirmesi gerektiği konusunda fikir birliğine vardıkları belirtildi. Söz konusu reformların uygulanmasını sağlamak için Lübnan ile çalışma yönünde ortak karar alan Riyad ve Paris, Lübnan’da silahların yalnızca meşru devlet kurumlarının elinde olacak şekilde sınırlandırılması gerektiğini vurguladılar.
Paris ve Riyad ortak bildiride, iki ülke arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi ve pekiştirilmesi ile özelde Ortadoğu'da ve genel olarak dünyada barış ve güvenliğin sağlanması ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı bozan politika ve müdahalelerle mücadele edilmesi için ortak çıkar konularında konumları bir birine yaklaştırmanın önemini vurguladılar. Aynı zamanda geçtiğimiz Ağustos ayında düzenlenen Bağdat Konferansı’nın Irak'ta istikrarı güçlendirme ve bölgesel diyalogu teşvik etme alanlarındaki önemine övgüde bulundular.
İki taraf, yerel, bölgesel ve uluslararası düzeyde tüm biçimleri ve tezahürleriyle terörizm ve radikalizm karşısında durmak ve bunların finansmanıyla mücadele etmek için aralıksız olarak daha fazla ortak çaba gösterme konusundaki kararlılıklarını vurgularken terörizm ve organize suçla mücadelede teknik ve operasyonel iş birliğini geliştirme konusunda anlaştılar.
Ortadoğu’da barışın sağlanmasına olan desteklerini bir kez daha teyit eden Riyad ve Paris, Filistin-İsrail çatışmasının iki devletli çözüm çerçevesinde, ilgili uluslararası kararlara ve Arap Barış Girişimi'ne uygun olarak, Filistin halkının 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir devlet kurma hakkını güvence altına alacak şekilde kapsamlı bir çözüme ulaşmasının önemini vurgularken İsrail'in iki devletli çözümü tehdit eden yerleşim politikasına son vermesi çağrısında bulundular.
İki taraf, İran’ın nükleer programında kaydedilen ilerlemenin yanı sıra Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile işbirliği yapmaması ve ona karşı şeffaf olmaması konusundaki derin endişelerini dile getirdiler. Fransa, İran'ın nükleer silah sahibi olması ya da bunu geliştirmesine izin vermeme noktasında kararlı olduğunun altını çizdi. İki taraf, Suudi Arabistan’a karşı insansız hava araçları (İHA) ve balistik füzelerle düzenlenen saldırılar dahil olmak üzere, İran'ın bölgedeki istikrarsızlaştırıcı faaliyetleriyle mücadele edilmesi gerektiği konusunda anlaştılar.
Yemen meselesine değinen iki taraf, Yemen krizine kapsamlı bir siyasi çözüm bulunması için Birleşmiş Milletler (BM) Yemen Özel Temsilcisi'nin çabaları başta olmak üzere Körfez Girişimi’ne, uygulama mekanizmasına, kapsamlı ulusal diyalogun sonuçlarına ve BM Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2216 sayılı kararına dayanan tüm çabaların desteklenmesinin önemine işaret ettiler. Fransa, 22 Mart 2021 tarihinde Suudi Arabistan tarafından sunulan Barış Girişimi’ne tam destek verdiğini teyit ederken Husi milisler tarafından balistik füzeler ve İHA’larla gerçekleştirilen saldırıları kınayarak Suudi Arabistan’ın güvenliğini korumaya yönelik tarihi taahhüdünü bir kez daha yineledi.
İki taraf Lübnan meselesiyle ilgili olarak ise Lübnan hükümetinin başta Lübnan'da ulusal birlik ve sivil barışı garanti eden Taif Anlaşması'na bağlılık olmak üzere kapsamlı reformlar gerçekleştirmesi gerektiğini vurguladılar. Söz konusu reformların finans, enerji, yolsuzlukla mücadele ve sınır kontrolü gibi alanlarını kapsadığını belirten Fransa ve Suudi Arabistan, bu reformların uygulanmasını sağlamak için Lübnan ile birlikte çalışma kararı aldıklarını bildirdiler. Ayrıca Lübnan’da silahların yalnızca meşru devlet kurumlarının elinde olacak şekilde sınırlandırılması gerektiğini belirten iki taraf, Lübnan'ın bölgenin güvenliğini ve istikrarını bozan herhangi bir terör eyleminin başlatıldığı yer ve bir uyuşturucu kaçakçılığı merkezi olmaması gerektiğini vurguladılar.
Lübnan ordusunun Lübnan'ın güvenlik ve istikrarının korunmasındaki rolünün güçlendirilmesinin önemine de dikkati çeken iki taraf, tüm bu konularda iki ülke arasında istişarelere devam etmeyi kararlaştırırken tam şeffaflık sağlayan bir çerçevede Suudi Arabistan ve Fransa ortaklığında bir insani yardım mekanizması kurma konusunda anlaştılar. Lübnan halkının acılarını hafifletmek için dost ve müttefik ülkelerle iş birliği içinde uygun mekanizmalar bulma konusunda kararlı olduklarının da altını çizen iki taraf, Lübnan'ın istikrarını korumanın ve ilgili BMGK kararları ve diğer uluslararası kararlar uyarınca egemenliğine ve birliğine saygı duymanın önemini vurguladılar.
Irak meselesine gelince iki taraf, Irak hükümetinin ülkede terörizmi ortadan kaldırmanın yanı sıra ülkenin güvenliğini, istikrarın ve toprak bütünlüğünü koruma çabalarını ve Irak'ın iç işlerine dışarıdan yapılan müdahalenin durdurulmasını desteklediklerini ifade ettiler. Irak’ta en kısa zamanda yeni bir hükümetin kurulmasına dair umutlarını dile getiren iki taraf, ülkede 10 Ekim'de seçimlerin düzenlenmesini takdir ettiklerini belirttiler.
İki taraf Suriye ile ilgili olarak da Suriye halkının çektiği acıların son bulması ve Suriye'nin birliği ve toprak bütünlüğünün korunması çerçevesinde Birinci Cenevre Bildirisi ve BMGK’nın 2254 sayılı kararı uyarınca Suriye'deki krizin siyasi bir çözüme ulaştırılmasının ve BM Suriye Özel Temsilcisi’nin çabalarının desteklenmesinin önemine işaret ettiler.
Libya meselesini de ele alan Suudi Arabistan ve Fransa, Libya krizine uluslararası meşru kararlar doğrultusunda ve bölgede güvenlik ve istikrarı sağlayacak şekilde siyasi bir çözüm bulunmasının önemini vurguladılar.
Öte yandan Fransa, Suudi Arabistan’ın Afganistan'daki insani durumu görüşmek ve uygun insani müdahalenin sağlanmasına katkıda bulunmak amacıyla İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Bakanlar Konseyi'ni olağanüstü toplantıya çağırmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Savunma ve güvenlik dosyalarına da değinen taraflar ortak açıklamada, iki ülkenin çıkarlarına ve bölgenin güvenlik ve istikrarına yönelik ortak tehditlerin sık sık değerlendirilmesinin önemine ve gerekliliğine dikkati çektiler. Savunma dosyasında uzun bir geçmişi olan ortaklıklarına övgüde bulunan taraflar, aralarındaki stratejik yakınlaşmayı daha da artırmak için iletişimi güçlendirmeyi kararlaştırdılar. İki ülke arasındaki stratejik ortaklığı yeni ve gelecek vaat eden ufuklara taşıyarak ortak eylemi güçlendirmenin ve ilişkileri karşılıklı güven ve ortak çıkarlara dayalı daha yakın ve yapıcı iş birliği sağlayacak şekilde geliştirmenin öneminin altını çizdiler.
Taraflar, Suudi Arabistan Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın, 2018 yılında Fransa'ya yaptığı ziyaretten bu yana iki ülke arasındaki çeşitli alanlarda iş birliğinin gelişmesine katkıda bulunan olumlu ve verimli sonuçlarla kat edilen ilerlemeye övgüde bulundular.
Suudi Arabistan ve Fransa, ekonomi alanındaki ortaklığı güçlendirmenin, özel sektörün ekonomiye katkısını artırmanın, deneyim alışverişinde bulunmanın, insani kabiliyetleri geliştirmenin ve Suudi Arabistan 2030 Vizyonu ve Fransa'nın 2030 ekonomik planından kaynaklanan fırsatları ortak çıkarlara yönelik birçok sektörde kullanmanın önemi üzerinde fikir birliğine vardılar.
Taraflar, iki ülkenin özel sektörleri arasında karşılıklı yatırımlarla dengeli ekonomik bir ortaklığın kurulmasının takip edilmesinin önemine dikkati çekerken Suudi Arabistan, 2030 Vizyonu çerçevesinde enerji, su ve atık yönetimi, sürdürülebilir şehirler, ulaşım, sivil havacılık, mobil çözümler, dijital ekonomi ve sağlık gibi sektörlerde Fransız şirketleri ile artan iş birliklerinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Fransa, Suudi Arabistan’dan kamu ve özel sektöre, özellikle de yeni teknolojiler, gelişmekte olan şirketler ve geleceğin endüstrisi alanlarına yatırımlar çekmek istediğini ifade ederken Suudi Arabistan, Suudi Arabistan özel sektörünün Fransız pazarındaki yatırımlarını artırmak istediğini kaydetti.
Taraflar, iki ülkenin de iş insanları arasında Macron’un ziyaretinin oturum aralarında gerçekleşen ve iki ülkenin özel sektör ortaklığını yenileyen görüşmeler sırasında tüm ekonomi alanlarında çok sayıda sözleşme ve anlaşmanın imzalanmasına övgüde bulundular.
Taraflar, çevreyi ve biyolojik çeşitliliği koruma konusundaki kararlılıklarını da teyit ettiler. Fransa Cumhurbaşkanı, Suudi Arabistan’ın çevre ve iklim değişikliği alanındaki girişimleri ve çabalarını takdir ettiğini belirtti.
Enerji sektörü ve çeşitli alanlarıyla ilgili olarak ise taraflar, iki ülkeyi petrol rafinasyonu (arıtımı), petrokimya üretimi, elektrik sektörü ve yenilenebilir enerji başta olmak üzere proje geliştirme, istasyon ve elektrik ağlarının güvenliği, hizmet güvenilirliği ve elektrik iletim ve dağıtım sistemlerindeki deneyim alışverişi gibi birçok projede birleştiren güçlü ilişkilere atıfta bulundular. Taraflar ayrıca nükleer enerjinin barışçıl ve güvenli bir çerçevede üretimi, radyoaktif atıkların yönetimi ve nükleer uygulamalar, nükleer kontrol ve 2011 yılında hükümetler arasında imzalanan anlaşma doğrultusunda insan yeteneklerinin geliştirilmesi konularında iş birliğini geliştirmek üzere anlaştılar.
İklim değişikliği konularına da değinen taraflar, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Paris İklim Anlaşması ilkelerine bağlı kalmanın önemine işaret ederek küresel ısınmaya neden olan sera gazlarını ele alacak entegre ve kapsamlı bir çerçeve olarak dairesel ekonomi yaklaşımları da dahil olmak üzere, kaynaksız emisyonlara odaklanan iklim anlaşmalarının yapılması ve uygulanması gerektiğini vurguladılar. Bu bağlamda Fransa Cumhurbaşkanı, Suudi Arabistan’ın “Yeşil Suudi Arabistan” ve “Yeşil Ortadoğu” girişimlerine övgüde bulundu. Taraflar, bahsi geçen girişimlerin gerçekleştirilmesi amacıyla iş birliği yapmanın önemine dikkati çektiler. Taraflar, Suudi Arabistan’da temiz hidrojen üretimi geliştirme fırsatlarını incelemenin yanı sıra iki ülke arasındaki ekonomileri sera gazı emisyonlarından arındırılmış ekonomilere dönüştürmeye ve küresel düzeyde enerjinin dönüşümüne katkıda bulunan iş birliğinin önemine işaret ettiler.
Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadele çabalarına ve iki ülkenin bu salgınla mücadelede elde ettiği başarıya da değinen taraflar, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeleri, Kovid-19 salgınının ekonomik, sağlık ve sosyal alanlardaki olumsuz yansımalarına karşı destekleme çabalarının devam ettiğini belirttiler.
Kültür alanına gelince, son altmış yılda aralarında çeşitli alanlarda yapılan iş birliğinin sürdüğü iki ülke arasındaki tarihi kültürel ilişkilere atıfta bulunan taraflar, bu alanlarda, özellikle müzelerin, film endüstrisinin ve kültürel mirasın geliştirilmesinde iş birliğini güçlendirmenin önemini vurguladılar.
İki taraf, Nisan 2018'de hükümetler arasında imzalanan anlaşma çerçevesinde barındırdığı imkanlar açısından zengin bir bölge olan el-Ula'da kalkınmanın sürdürülebilirliği için halihazırda var olan verimli iş birliğinden duydukları memnuniyeti dile getirirken Fransa'nın bu bölgenin kültür ve turizm alanlarının geliştirilmesini desteklemeye katkıda bulunacağı yeni anlaşmaların imzalanmasını övdüler.
İki taraf, turizm alanında iş birliğini güçlendirmenin ve bu alandaki hareketliliği artırmanın yanı sıra iki ülkenin turizm potansiyelini keşfetmek, vatandaşları arasındaki iletişimi geliştirmek ve bu iletişimin önünü açan kolaylıklar sağlamak için bir takım girişimler başlatmak üzere çalışmanın önemine değindiler.
Taraflar, eğitim alanında da her iki ülkenin üniversiteleri, teknik okulları, düşünce ve araştırma kuruluşları arasındaki iş birliğinin gelişmesinden ve bilimsel araştırma, geliştirme ve yenilik alanlarında bilimsel disiplinlerin geleceğe yönelik beklentilerine ayak uyduran somut adımların atılması ve yapısal projelerin başlatılmasıyla aralarındaki iş birliğinin yoğunlaştırılmasından duydukları memnuniyeti ifade ettiler.
İki taraf, bu bağlamda el-Ula'da ‘Villa Al-Hajar’ adlı bir Fransız kültür merkezinin kurulması anlaşmasının yanı sıra kültür, turizm, dijital teknoloji ve uzay alanlarında bir takım anlaşmalar ve sözleşmeler imzalanmasını memnuniyetle karşıladılar.
Ortak bildiride, Fransa Cumhurbaşkanı'nın Suudi Arabistan ziyaretinin iki ülkeyi birbirine bağlayan dostluk ve yakın iş birliği bağları çerçevesinde gerçekleştiği belirtilirken, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ile Fransa Cumhurbaşkanı'nı Cidde'deki Selam Kraliyet Sarayı'nda bir araya getiren görüşmede, iki ülke arasındaki tarihi ve stratejik ilişkilerin ele alındığı aktarıldı. Ziyaretin sonunda, Fransa Cumhurbaşkanı gördüğü sıcak karşılama ve misafirperverlik için kendisi ve beraberindeki heyet adına Suudi Arabistan hükümetine ve halkına en içten teşekkürlerini ve takdirlerini bildirdi.

Ziyaret sırasında imzalanan anlaşmalar
Medef International'ın Fransa-Suudi Arabistan İş Konseyi Başkanı Laurent Germain, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, dün Cidde'de düzenlenen Fransa-Suudi Arabistan İş Konseyi çalıştayı sırasında iki taraf arasında 27 anlaşma ve sözleşme imzaladığını belirtti.
Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un heyetinde yer alan Germain, söz konusu 27 anlaşma ve sözleşmenin, iki ülkenin iş sektörleri arasındaki ilişkileri daha geniş ufuklara taşıyacak büyük bir adımı ifade ettiğini kaydetti. Germain, çalıştaya enerji, ulaşım, uzmanlaşmış kimya endüstrileri ve ilaç endüstrileri sektörlerinden 100'den fazla Fransız firmasının katıldığını aktardı.
Riyad ve Paris, son dönemde, dünkü görüşmelerin meyvelerinin toplanmasını sağlayan sağlam bir zeminin oluşturulduğu karşılıklı ziyaretlere tanık oldu. Riyad ve Paris, bundan üç hafta önce, sivil havacılık ve hava taşımacılığı, lojistik, teknoloji ve dijitalleşme alanlarının yanı sıra iki taraf arasında ulaştırma ve lojistik sisteminin tüm alanlarında iş birliğini geliştirmek, çoklu ulaşım alanlarının geliştirilmesinde modern ve geleceğin teknolojilerinden yararlanmak ve ulusal ulaştırma ve lojistik stratejisinin hedeflerine ulaşılmasına katkıda bulunmak amacıyla havacılık sektöründe emniyet ve güvenlik projeleri alanında ortak iş birliği anlaşması imzaladılar.



Riyad Havalimanı’na saldırı: 12 ölü, 309 yaralı; Koalisyon kararlılıkla karşılık vereceğini duyurdu

Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı. (SPA)
Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı. (SPA)
TT

Riyad Havalimanı’na saldırı: 12 ölü, 309 yaralı; Koalisyon kararlılıkla karşılık vereceğini duyurdu

Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı. (SPA)
Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı. (SPA)

Suudi Arabistan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, dün öğleden sonra başkent Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nın saldırıya uğradığını, olayda farklı ülke vatandaşlarından 12 kişinin hayatını kaybettiğini, 309 kişinin yaralandığını açıkladı. Yemen’de meşru yönetimi destekleyen Koalisyon ise söz konusu terör saldırısına kararlı bir şekilde karşılık verileceğini bildirdi.

Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki, Dammam’daki Kral Fahd Uluslararası Havalimanı çevresine bir mühimmatın düştüğünü belirtti. Ayrıca Husilerin el-Harc vilayetine fırlattığı bir balistik füzenin önlenerek imha edildiğini, Doğu Bölgesi’nde ise bir insansız hava aracının (İHA) etkisiz hâle getirildiğini kaydetti.

Suudi Arabistan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü yaptığı açıklamada, hasar tespit çalışmalarının tamamlanması ve tesislerin güvenliğinin doğrulanması amacıyla ilgili makamlarla koordinasyon içinde Riyad Havalimanı’ndaki operasyonların geçici olarak durdurulduğunu bildirdi. Açıklamada, olayın Suudi Arabistan’daki sivil havacılık tesislerini hedef alan saldırıların sürdüğü bir dönemde meydana geldiğine dikkat çekildi.

Genel Müdürlük daha sonra yayımladığı açıklamada, Riyad Havalimanı’na yönelik saldırıda 12 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu. Ölenler arasında 4 Suudi Arabistan vatandaşı, 2 Bangladeş vatandaşı, bir ABD vatandaşı, bir Mısır vatandaşı, bir Ürdün vatandaşı, bir Suriyeli, bir Filistinli ve bir Sudan vatandaşının bulunduğu belirtildi.

Açıklamada, 309 kişinin de yaralandığı ve çeşitli hastanelerde tedavi altına alındığı bildirildi. Yaralılar arasında durumu kritik olanların da bulunduğu, maddi hasarın ise tespit edilmeye devam edildiği kaydedildi.

Koalisyon Sözcüsü, Riyad Havalimanı’ndaki yolcu terminallerinden birini hedef alan terör saldırısının, yolcular ve çalışanlar arasındaki sivillerin ölümüne ve yaralanmasına yol açtığını belirtti. El-Maliki, saldırının uluslararası insancıl hukuk ve bu hukukun teamül kuralları kapsamında bütün unsurlarıyla bir savaş suçu teşkil ettiğini belirterek eylemi ilke, değer ve ahlakla bağdaşmayan ağır bir saldırı olarak nitelendirdi.

Tümgeneral el-Maliki, yaptığı açıklamada, Koalisyon Müşterek Kuvvetler Komutanlığının söz konusu terör saldırısına uluslararası insancıl hukuk ve teamül kurallarıyla uyumlu biçimde kararlı bir karşılık vereceğini ifade etti.

Kral Halid Uluslararası Havalimanı yönetimi de yolculara bir uyarı yayımlayarak havalimanına hareket etmeden önce hava yolu şirketleriyle doğrudan iletişime geçmeleri ve uçuşlarının güncel durumunu kontrol etmeleri gerektiğini bildirdi.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı ise Kral Halid Uluslararası Havalimanı’na yapılması planlanan bazı uçuşların durdurulması veya gecikmesi nedeniyle seyahatleri aksayan ya da varış noktalarına ulaşamayan vatandaşlarına çağrıda bulundu. Bakanlık, vatandaşların yardım ve gerekli yönlendirmeler için bulundukları ülkelerdeki Suudi Arabistan diplomatik temsilcilikleriyle iletişime geçmelerini istedi.

Husilerin devam eden saldırılarına yönelik Arap ve İslam dünyasından kınama mesajları gelmeye devam etti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre ülkeler ve kuruluşlar, Suudi Arabistan’la tam dayanışma içinde olduklarını ve ülkenin güvenliğini, istikrarını, ulusal varlıklarını, vatandaşlarını ve topraklarında yaşayan diğer kişileri korumaya yönelik tedbirlerini desteklediklerini açıkladı.

Tehlikeli bir tırmanış

Yemen hükümeti, havalimanına yönelik terör saldırısını en sert ifadelerle kınadı. Hükümet, saldırıyı Husilerin sivil tesisleri hedef alma ve sivillerin hayatını tehlikeye atma konusundaki ısrarını ortaya koyan, düşmanca eylemlerde tehlikeli bir tırmanış olarak nitelendirdi. Açıklamada, Suudi Arabistan’la tam dayanışma içinde olunduğu ve Krallığın yanında kararlılıkla durulduğu vurgulandı.

Yemen Bakanlar Kurulundan yapılan açıklamada, havalimanlarının ve sivil tesislerin hedef alınmasının kabul edilemez bir saldırı ve uluslararası hukuk kurallarının ihlali olduğu belirtildi. Açıklamada, Husilerin saldırgan tutumunun bir kez daha ortaya çıktığı ifade edilerek, örgütün tehdit alanını genişletmekten ve bölgenin güvenlik ve istikrarını zayıflatmaktan çekinmediği savunuldu. Bu eylemlerin, İran’ın gündemine ve yıkıcı projelerine hizmet ettiği ileri sürüldü.

Açıklamada, Suudi Arabistan topraklarının veya sivil tesislerinin herhangi bir şekilde hedef alınmasının, bölge halklarının güvenlik ve istikrar hakkına, serbest dolaşımına ve hava ulaşımının güvenliğine yönelik bir saldırı olduğu vurgulandı. Bu saldırıların iki ülke arasındaki kardeşlik ilişkilerinin ve ortak kader anlayışının gücünü zayıflatamayacağı, Yemen’in terörle mücadeledeki tutumunu değiştirmeyeceği kaydedildi.

Yemen hükümeti ayrıca Suudi Arabistan’ın Yemen’e ve meşru yönetimine verdiği desteği, ülkenin devlet yapısını ve kurumlarını yeniden tesis etme çabalarına katkısını ve bölgesel güvenlik ile istikrarın güçlendirilmesindeki rolünü takdir ettiğini yineledi. Açıklamada, bu saldırıların Yemen halkının ülkenin tamamında devlet otoritesini yeniden tesis etme ve Husi darbesine son verme kararlılığını zayıflatmayacağı belirtildi.

Kesin kınama

Körfez İşbirliği Konseyi Genel Sekreteri Casim el-Budeyvi, saldırıya ilişkin tepkisini ve kınamasını dile getirdi. Husilerin sivil havalimanlarını ve sivilleri kasıtlı olarak hedef almasının terör suçu olduğunu belirten el-Budeyvi, bu saldırıların caydırılması ve tekrarlanmasının önlenmesi için uluslararası toplumun ciddi adımlar atması ve kararlı tedbirler alması gerektiğini ifade etti. El-Budeyvi, söz konusu eylemlerin en temel insani ilkelerle ve uluslararası sözleşmelerle bağdaşmadığını kaydetti.

Genel Sekreter, yaptığı açıklamada Suudi Arabistan’ın güvenliğinin Körfez ülkelerinin güvenliğinden ayrı düşünülemeyeceğini yineledi. Konseyin, Suudi Arabistan’ın güvenliğini sağlamak, ulusal varlıklarını korumak ve topraklarının bütünlüğünü muhafaza etmek amacıyla attığı bütün adımları koşulsuz biçimde desteklediğini vurguladı.

Bahreyn de söz konusu saldırıları korkakça eylemler olarak nitelendirerek kınadı. Açıklamada, saldırıların uluslararası hukuk kurallarını, uluslararası insancıl hukuku ve Birleşmiş Milletler Şartı’nı açıkça ihlal ettiği belirtildi. Bu eylemlerin bölgenin güvenlik ve istikrarını, uluslararası sivil havacılığın emniyetini, yolcuların ve sivil havacılık personelinin güvenliğini tehdit eden tehlikeli ve kabul edilemez bir tırmanış olduğu ifade edildi. Saldırıların uluslararası anlaşma ve kararların ağır bir ihlali olduğu kaydedildi.

Tam dayanışma

Bahreyn Dışişleri Bakanlığı, Suudi Arabistan’la tam dayanışma içinde olduğunu ve Krallığın egemenliğini, güvenliğini ve istikrarını korumak, vatandaşlarıyla topraklarında yaşayan kişilerin güvenliğini sağlamak amacıyla aldığı egemenlik kararlarını ve meşru tedbirlerini bütünüyle desteklediğini açıkladı.

Bakanlık, Suudi Arabistan’ın Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesi uyarınca meşru müdafaa hakkının bulunduğunu vurguladı. Bu hakkın, üye devletlerin Körfez Ortak Savunma Anlaşması kapsamındaki yükümlülükleriyle uyumlu olduğu belirtildi.

Bahreyn ayrıca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne, Uluslararası Sivil Havacılık Örgütüne (ICAO) ve uluslararası topluma sorumluluklarını eksiksiz yerine getirme çağrısında bulundu. Açıklamada, Husilerin sivillere ve sivil tesislere yönelik tekrarlanan saldırılarının durdurulması, saldırılardan sorumlu olanların ve bunları destekleyenlerin hesap vermesinin sağlanması ve ilgili kararların, özellikle 2216 ve 2817 sayılı kararların, tam olarak uygulanması için caydırıcı ve kararlı önlemler alınması istendi. Bu adımların bölgesel ve uluslararası güvenlik ile barışın korunması açısından önem taşıdığı vurgulandı.

Arap İçişleri Bakanları Konseyi Genel Sekreterliği de Husilerin düşmanca tutumlarını sürdürmesini, Suudi Arabistan’daki havacılık tesislerine, sivillere ve sivil varlıklara yönelik saldırılarını tekrarlamasını şiddetle kınadı. Açıklamada, bu eylemlerin uluslararası hukuku açıkça ihlal ettiği ve bölgenin güvenlik ve istikrarını tehdit ettiği belirtildi.

Yıkıcı uygulamalar

Mısır, söz konusu saldırılar ve sorumsuz eylemler karşısında duyduğu derin tepkiyi dile getirdi. Kahire yönetimi, saldırıların uluslararası hukuk kurallarını açıkça ihlal ettiğini ve farklı ülke vatandaşlarından sivillerin güvenliğini hiçe saydığını belirtti. Mısır, bölgenin güvenliğini ve istikrarını bozabilecek bu yıkıcı uygulamaları kesinlikle reddettiğini vurguladı.

Lübnan Cumhurbaşkanı Joseph Avn da Suudi Arabistan’ı, ülkenin hava ulaşımı tesislerini ve hayati öneme sahip altyapısını hedef alan saldırıları kınadı. Avn, Suudi Arabistan’ın güvenliğinin bölgenin güvenlik ve istikrarının ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtti. Devletlerin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesinin, sivil ve stratejik tesislerin hedef alınmamasının bölgesel istikrarın korunmasında temel dayanaklar olduğunu ifade etti.

Joseph Avn, yaptığı açıklamada Lübnan ile Suudi Arabistan arasındaki köklü kardeşlik ilişkilerini yeniden vurguladı. Lübnan’ın, iki halkın yararı ve bölgenin çıkarları doğrultusunda bu ilişkileri güçlendirmeye önem verdiğini kaydetti.

Dünya Müslüman Âlimler Birliği de Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını sürdürmesini şiddetle kınadı. Birliğin Genel Sekreteri ve Müslüman Âlimler Heyeti Başkanı Dr. Muhammed el-İsa, saldırılara yönelik kınamasını yineledi. El-İsa, söz konusu eylemlerin bütün dinî değerleri, uluslararası ve insani hukuk kurallarını ve teamülleri ihlal ettiğini belirterek, terör örgütünün sivilleri ve sivil tesisleri kasıtlı olarak hedef alan suç teşkil eden yaklaşımını bir kez daha ortaya koyduğunu ifade etti.


Riyad Havalimanı’na saldırıda 12 kişi hayatını kaybetti, 309 kişi yaralandı; Dammam Havalimanı çevresi de hedef alındı

Riyad Havalimanı’na saldırıda 12 kişi hayatını kaybetti, 309 kişi yaralandı; Dammam Havalimanı çevresi de hedef alındı
TT

Riyad Havalimanı’na saldırıda 12 kişi hayatını kaybetti, 309 kişi yaralandı; Dammam Havalimanı çevresi de hedef alındı

Riyad Havalimanı’na saldırıda 12 kişi hayatını kaybetti, 309 kişi yaralandı; Dammam Havalimanı çevresi de hedef alındı

Suudi Arabistan Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü, Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nın saldırıya uğradığını, olayda farklı ülke vatandaşlarından 12 kişinin hayatını kaybettiğini, 309 kişinin yaralandığını açıkladı. Yemen’de meşru yönetimi destekleyen Koalisyon ise Dammam’daki Kral Fahd Uluslararası Havalimanı çevresine bir mühimmatın düştüğünü bildirdi.

Genel Müdürlük dün yaptığı açıklamada, hasar tespit çalışmalarının tamamlanması ve tesislerin güvenliğinin doğrulanması amacıyla ilgili makamlarla koordinasyon içinde Riyad Havalimanı’ndaki operasyonların geçici olarak durdurulduğunu belirtti. Açıklamaya göre saldırıda hayatını kaybedenler arasında 4 Suudi Arabistan vatandaşı, 2 Bangladeş vatandaşı, bir ABD vatandaşı, bir Mısır vatandaşı, bir Ürdün vatandaşı, bir Suriyeli, bir Filistinli ve bir Sudan vatandaşı bulunuyor.

Yemen’de meşru yönetimi destekleyen Koalisyon Sözcüsü Tümgeneral Türki el-Maliki de Dammam’daki Kral Fahd Uluslararası Havalimanı çevresine bir mühimmatın düştüğünü açıkladı. el-Maliki, Husiler tarafından el-Harc vilayetine fırlatılan bir balistik füzenin önlenerek imha edildiğini bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump ise ABD’nin Suudi Arabistan’ın Husilere yönelik saldırılarına katılabileceğini belirterek, henüz bir karar vermediğini söyledi.

Trump, konuya ilişkin açıklamasında, “Bunu yapabiliriz, konuyu değerlendireceğiz. Son saldırıdan henüz haberdar olduk. Bu nedenle bir karar vereceğiz. Çok hızlı hareket ediyoruz” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Kurmay Albay Macid en-Nuzeyli, son 24 saat içinde doğu, batı ve güneybatı cephelerinde bin 900’den fazla doğrudan ve hassas hedefleme operasyonu gerçekleştirildiğini açıkladı.

Nuzeyli’nin açıklamasına göre operasyonlarda silah ve mühimmat depoları, tahkimatlar, askerî kamplar ve mevziler, düşmanın kontrolündeki hâkim noktalarda bulunan mevziler, takviye birlikleri, toplanma ve yığınak alanları, sahra topçusu mevzileri ile personel ve ikmal taşımacılığında kullanılan araçlar hedef alındı. Şarku’l Avsat’ın açıklamadan aktardığına göre, Husilerin kontrolündeki bölgelerin derinliklerinde bulunan, askerî açıdan meşru ve yüksek değer taşıdığı belirtilen hedefler de vuruldu.


Suudi Arabistan'dan BMGK'ye: Yemen'in güvenliğimizi tehdit eden bir üsse dönüşmesine izin vermeyeceğiz

Dr. Abdülaziz el-Vasil, BM Özel Temsilcisi Hans Grundberg'in de katıldığı BMGK oturumunda. (Suudi Arabistan'ın BM Daimî Temsilciliği)
Dr. Abdülaziz el-Vasil, BM Özel Temsilcisi Hans Grundberg'in de katıldığı BMGK oturumunda. (Suudi Arabistan'ın BM Daimî Temsilciliği)
TT

Suudi Arabistan'dan BMGK'ye: Yemen'in güvenliğimizi tehdit eden bir üsse dönüşmesine izin vermeyeceğiz

Dr. Abdülaziz el-Vasil, BM Özel Temsilcisi Hans Grundberg'in de katıldığı BMGK oturumunda. (Suudi Arabistan'ın BM Daimî Temsilciliği)
Dr. Abdülaziz el-Vasil, BM Özel Temsilcisi Hans Grundberg'in de katıldığı BMGK oturumunda. (Suudi Arabistan'ın BM Daimî Temsilciliği)

Suudi Arabistan, Yemen’in kendi güvenliğini veya Kızıldeniz ile Babülmendeb Boğazı’ndaki deniz ulaşımının serbestisini tehdit eden bir platforma dönüştürülmesine izin vermeyeceğini vurguladı. Riyad, hiçbir terör örgütünün silah zoruyla Yemen’e ve bölgeye iradesini dayatmasının kabul edilemeyeceğini ifade etti.

Bu açıklama, Suudi Arabistan’ın Birleşmiş Milletler Daimî Temsilcisi Büyükelçi Dr. Abdülaziz el-Vasıl tarafından dün New York’ta BM Güvenlik Konseyi’nin Yemen’deki duruma ilişkin oturumunda yapıldı.

El-Vasıl, Husilerin artan saldırılarının, sivilleri hedef almalarının ve Kızıldeniz ile Babülmendeb Boğazı’ndaki deniz ulaşımını tehdit etmelerinin yalnızca Yemen ve bölgeyle sınırlı kalmayan, uluslararası barış ve güvenliği, küresel ticareti ve uluslararası tedarik zincirlerini de etkileyen bir tehdit oluşturduğunu söyledi.

Toplantının hassas koşulların ve önemli gelişmelerin yaşandığı bir dönemde düzenlendiğini belirten el-Vasıl, mevcut risk ve tehditlere azami sorumluluk bilinciyle yaklaşılması gerektiğini ifade etti. Yemen’deki hızlı gelişmelerin ve Husilerin devam eden tırmanışının, sivillere yönelik saldırılar ile deniz ulaşımı, ticaret ve küresel tedarik zincirlerine yönelik tehditler nedeniyle bölgesel ve uluslararası güvenlik açısından giderek büyüyen sorunlara yol açtığını kaydetti.

Terör eylemleri

El-Vasıl, Husilerin Yemen halkına, komşu ülkelere ve bölgeye yönelik düşmanca ve terörist uygulamalarını sürdürdüğünü belirtti. Bu uygulamaların Suudi Arabistan’daki sivillerin, sivil yerleşimlerin ve hayati tesislerin hedef alınmasını da kapsadığını söyledi.

Husilerin Yemen halkına yönelik uygulamaları arasında ülke içinde abluka, zorla yerinden etme, aç bırakma, kadınları korkutma ve çocukları silah altına alma gibi eylemlerin bulunduğunu ifade etti.

Suudi Arabistan’ın BM Daimî Temsilcisi, Husilerin barış yerine askerî gerilimi tercih etmeyi sürdürmesinin Yemen’deki krizi uzatmaktan, halkın çektiği sıkıntıları derinleştirmekten ve kapsamlı siyasi çözüme yönelik bölgesel ve uluslararası çabaları sekteye uğratmaktan başka bir sonuç doğurmayacağını vurguladı.

El-Vasıl ayrıca, Husilerin Riyad’daki Kral Halid Uluslararası Havalimanı’nı hedef alan iki saldırısına dikkat çekti. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre havalimanı tesislerinin ve Suudi Arabistan Havayollarına ait bir uçağın hedef alındığını belirten el-Vasıl, saldırılarda 3 Suudi Arabistan vatandaşının hayatını kaybettiğini, farklı ülke vatandaşları arasından sivillerin ve ülkede yaşayan yabancıların yaralandığını, maddi hasar meydana geldiğini belirtti.

Müslümanların duygularını hedef alan saldırılar

Suudi Arabistan, son haftalarda ülke topraklarına yönelik Husilerin saldırılarında tehlikeli bir artış yaşandığını bildirdi. El-Vasıl, Husilerin 15 Eylül’de Mekke’yi hedef almaya çalıştığını, bunun 27 Temmuz 2017’deki girişimlerinin ardından ikinci kez gerçekleştiğini öne sürdü.

Ayrıca 29 Eylül’de Mescid-i Nebevi’ye elektrik sağlayan Tayyibe enerji istasyonunun hedef alındığını belirten el-Vasıl, bu saldırının dünya genelindeki Müslümanların duygularını provoke eden bir eylem olduğunu söyledi.

El-Vasıl, Husilerin geçen eylül ayında Abha, Hamis Muşayt, Cizan ve Necran kentlerini hedef alan saldırılarında kadın ve çocukların da aralarında bulunduğu 73 sivilin yaralandığını açıkladı. Saldırıların başkent Riyad ve diğer kentlere de yayıldığını; yerleşim bölgelerine ve sivil tesislere balistik füzeler ve insansız hava araçları (İHA) gönderildiğini kaydetti.

Suudi temsilci, 6 ve 7 Ekim’de Abha ve Kral Halid uluslararası havalimanlarının da saldırılara maruz kaldığını, bu saldırılarda üç sivilin yaşamını yitirdiğini ve farklı ülke vatandaşlarından 36 kişinin yaralandığını belirtti. Maddi hasarın yanı sıra Cizan ve Necran havalimanlarındaki tesislerin de hedef alındığını ifade etti.

Söz konusu saldırıların kardeş ülkelerin vatandaşlarının ölümüne yol açtığını, farklı milletlerden yolcuların ve çalışanların güvenliğini tehlikeye attığını vurgulayan el-Vasıl, bunların yalnızca Suudi Arabistan’ın egemenliğini ve güvenliğini ihlal etmekle kalmadığını, aynı zamanda sivillerin güvenliğine ve sivil havacılığa yönelik doğrudan tehdit oluşturduğunu kaydetti.

Deniz ulaşımının güvenliği

El-Vasıl, Husilerin Kızıldeniz ve Babülmendeb Boğazı’ndaki deniz trafiğini ve uluslararası ticareti tehdit etmeyi, gemileri ve ekonomik tesisleri hedef almayı sürdürdüğünü belirtti. Bu eylemlerin bölgenin güvenliğini ve istikrarını, ayrıca küresel enerji arzının güvenliğini tehlikeye attığını kaydetti.

Suudi temsilci, uluslararası topluma BM Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararlarının uygulanması konusunda sorumluluklarını yerine getirme çağrısında bulundu. Bu kararların başında, Yemen’e ilişkin 2015 tarihli 2216 sayılı karar ile Kızıldeniz’de seyrüsefer özgürlüğüne ilişkin 2024 tarihli 2722 sayılı kararın geldiğini ifade etti.

El-Vasıl, Suudi Arabistan’ın topraklarını, kaynaklarını, egemenliğini, vatandaşlarını ve ülkede yaşayanların güvenliğini savunma hakkının tartışılmaz olduğunu yineledi. Sivilleri, sivil varlıkları ve ekonomik tesisleri hedef alan saldırıları önlemek ve caydırmak amacıyla BM Şartı ve uluslararası hukuk çerçevesinde gerekli tüm tedbirleri alma hakkını saklı tuttuğunu belirtti.

Barış süreci

El-Vasıl, Suudi Arabistan’ın barışı öncelikleri arasına aldığını ve Yemen’de barış sürecini korumak amacıyla kardeş ve dost ülkeler ile BM Genel Sekreteri’nin Yemen Özel Temsilcisiyle birlikte önemli çabalar yürüttüğünü söyledi. Riyad’ın 2011’den bu yana kapsamlı siyasi çözüme ulaşılması için somut girişimlerde bulunduğunu ifade etti.

Suudi Arabistan’ın BM Yemen Özel Temsilcisi’ne sunduğu ve Yemen hükümetinin kabul ettiği yol haritasına da değinen el-Vasıl, Husilerin bu planı reddederek askerî tırmanışı seçtiğini, kapsamlı siyasi çözüme yönelik girişimleri engellediğini ve taahhütlerinden geri adım attığını belirtti.

El-Vasıl, Husilerin Yemen halkını kendi çıkarlarına hizmet etmeyen çatışmalara sürüklediğini ve bölgenin güvenliği ile istikrarını tehdit ettiğini söyledi.

Suudi Arabistan’ın, Yemen halkının Husilerin darbesini sona erdirme, devleti yeniden tesis etme ve devlet kurumlarını silahlı gruptan geri alma çabalarına tam destek verdiğini yineledi.

İstikrarın güçlendirilmesi

Suudi Arabistan’ın Yemen’e en fazla destek sağlayan ülkelerden biri olduğunu belirten el-Vasıl, Riyad’ın Yemen halkına büyük çaplı insani, kalkınma ve ekonomik yardımlar sunduğunu söyledi. Bu yardımların halkın çektiği sıkıntıları hafifletmeye, ekonomik ve mali istikrarı güçlendirmeye katkıda bulunduğunu ifade etti.

El-Vasıl, Suudi Arabistan’ın kısa süre önce Yemen Merkez Bankasına yeni bir destek sağladığını; bunun ekonomik, mali ve parasal istikrarı güçlendirmeyi ve vatandaşların yaşam koşullarını iyileştirmeyi amaçladığını kaydetti.

Suudi Yemen Kalkınma ve İmar Programı aracılığıyla 4 Ekim’de Yemen bütçesine 59,7 milyon doları (224 milyon Suudi riyali) aşan yeni bir destek dilimi aktarıldığını belirten el-Vasıl, bu yardımın bütçe açığının azaltılmasına, kamu ödemelerinin düzenli yürütülmesine, satın alma gücünün desteklenmesine ve ticari piyasaların canlandırılmasına katkı sağlayacağını ifade etti.

El-Vasıl, Suudi Arabistan’ın 2012-2026 döneminde Yemen’e sağladığı toplam ekonomik ve kalkınma desteğinin 12,6 milyar doları, insani yardımın ise 4,5 milyar doları aştığını açıkladı.

Suudi temsilci, BM Yemen Özel Temsilcisi Hans Grundberg’in Yemen’in birliği, egemenliği, bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünü koruyacak; halkın güvenlik, istikrar ve kalkınma beklentilerini karşılayacak, Yemen öncülüğünde kapsamlı bir siyasi uzlaşmaya ulaşılmasını amaçlayan çabalarına desteklerini yineledi.

El-Vasıl son olarak BM Güvenlik Konseyi’ne uluslararası barış ve güvenliğin korunmasına yönelik sorumluluklarını yerine getirme ve Suudi Arabistan’ın güvenliğini, bölgesel istikrarı ve uluslararası deniz ulaşımını tehdit eden Husi saldırılarını durdurma çağrısında bulundu.