Suudi Arabistan-Fransa iş birliği gelişiyor

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Fransa Cumhurbaşkanı istikrar ve barışı sağlamak için çabaların artırılmasının önemini vurguladılar.

Suudi Arabistan-Fransa iş birliği gelişiyor
TT

Suudi Arabistan-Fransa iş birliği gelişiyor

Suudi Arabistan-Fransa iş birliği gelişiyor

Suudi Arabistan Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Veliaht Prens Muhammed bin Selman bin Abdulaziz ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, dün Cidde'deki Selam Kraliyet Sarayı'nda Ortadoğu'daki son gelişmeleri ve uluslararası istikrar ve barışı sağlama çabalarını gözden geçirmenin yanı sıra bir takım meseleler ve ortak çıkar konuları hakkında görüş alışverişinde bulundular.
Görüşme sonunda yayınlanan ortak açıklamada, Suudi Arabistan ve Fransa, İran'ın bölgedeki istikrarsızlaştırıcı faaliyetleriyle mücadele edilmesi ve Lübnan hükümetinin kapsamlı reformlar gerçekleştirmesi gerektiği konusunda fikir birliğine vardıklarını teyit ettiler. Bunun yanı sıra söz konusu reformların uygulanmasına yardımcı olmak amacıyla Lübnan ile birlikte çalışmayı kararlaştırdılar. Lübnan’da silahların yalnızca meşru devlet kurumlarının elinde olacak şekilde sınırlandırılması gerektiğini vurguladılar. Paris ve Riyad ortak bildiride, iki ülke arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi ve pekiştirilmesi ile özelde Ortadoğu'da ve genel olarak dünyada barış ve güvenliğin sağlanması ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı bozan politika ve müdahalelerle mücadele edilmesi için ortak çıkar konularında konumları bir birine yaklaştırmanın önemini vurguladılar.
Suudi Arabistan ziyaret eden Fransa Cumhurbaşkanı'nı Veliaht Prens karşılarken, Cumhurbaşkanı Macron, Suudi Arabistan’ı ziyaret etmekten ve Veliaht Prens ile tanışmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi. Görüşmede, iki ülke arasındaki ilişkilerin ve Riyad ile Paris arasındaki ortak alanların gözden geçirilmesinin yanı sıra yeni işbirlikleri ve bu işbirliklerinin Suudi Arabistan’ın 2030 Vizyonu’na uygun olarak geliştirilmesini sağlayacak fırsatlar ele alındı.
Veliaht Prens Muhammed bin Selman görüşmenin başında, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'a Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz'in selamlarını iletti. Fransa Cumhurbaşkanı da Kral Selman bin Abdulaziz’e selamlarını bildirdi.
Fransa Cumhurbaşkanı, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Katar'ı da kapsayan ziyaret turunun son durağı olan Suudi Arabistan'a yaptığı ziyarette, İran'ın nükleer dosyasının bölgesel istikrara değinilmeden ele alınmasının mümkün olmadığını vurgulayarak, Suudi Arabistan da dahil olmak üzere müttefiklerin bölgesel görüşmelere katılmasını önerdiklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Macron, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bunu, 2017 yılından bu yana söylüyorum. Ben nükleer sorunun bölgesel istikrara değinilmeden çözülemeyeceğine inananlardanım. Dostlarımızın çabalarını bu tartışmalara dahil etmeden ilerleyemeyiz. Suudi Arabistan Veliaht Prensi, barışı koruma arzusu kadar endişesini de dile getirme konusunda her zamanki gibi net tavır alanlardan biri. Viyana’daki müzakerelere katılan beş ülkeden biri olduğumuz için olası senaryoları paylaştık. Geçtiğimiz ağustos sonundaki Bağdat Konferansı’na katılan ülkelerle sürekli temas halindeyiz ve bu yönde ilerleyeceğiz. Bu soruna basit ve hızlı çözümler bulunabileceğini düşünmüyorum. Ancak bu standartları korumanın bir yolu var; o da İran'da nükleer silah olmaması ve bölgede gerilimin tırmanmamasıdır.”
Resepsiyona, Suudi Arabistan tarafından, Enerji Bakanı Prens Abdulaziz bin Selman bin Abdulaziz, Devlet Bakanı ve Bakanlar Kurulu Üyesi Prens Turki bin Muhammed bin Fahd bin Abdulaziz, Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan bin Abdullah, Kültür Bakanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan, Devlet Bakanı, Bakanlar Kurulu Üyesi ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Dr. Musaid el-Ayban, Ticaret Bakanı ve Enformasyon Bakanı Vekili Dr. Macid el-Kasabi, Çevre, Su ve Tarım Bakanı Abdurrahman el-Fadli, Yatırım Bakanı Mühendis Halid el-Falih, Kamu Yatırım Fonu Genel Müdürü Yasir bin Osman er-Rumayyan ve Suudi Arabistan'ın Paris Büyükelçisi Fahd er-Ruveyli katıldı.
Fransa tarafından ise Avrupa ve Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, Savunma Bakanı Florence Parly, Kültür Bakanı Roselyne Bachelot, Dış Ticaretten Sorumlu Devlet Bakanı Frank Riester, Fransa'nın Riyad Büyükelçisi Ludovic Pouille, Cumhurbaşkanı’nın Askeri Danışmanı Koramiral Jean-Philippe Rolland, Cumhurbaşkanı’nın Diplomatik Danışmanı ve Büyükelçi Emmanuel Bonn, Cumhurbaşkanı’nın Stratejik İşler ve Silahsızlanmadan Sorumlu Diplomatik Danışmanı Alice Rufo, Cumhurbaşkanı’nın Kuzey Afrika ve Ortadoğu İşlerinden Sorumlu Diplomatik Danışmanı Patrick Dorrell ve Cumhurbaşkanlığı Uluslararası İletişim Danışmanı Anne-Sophie Bradel katıldı.
Fransa Cumhurbaşkanı dün, Cidde'ye geldi ve bir takım görüşmelerin ardından oradan ayrıldı. sırasında Mekke Emiri Prens Halid el-Faysal, , Kültür Bakanı Prens Bedr bin Abdullah bin Ferhan Macron’u Cidde'deki Kral Abdulaziz Havalimanı'nda karşılayanlar arasında en ön saflarda yer aldı. Karşılamada Cidde Belediye Başkanı Salih et-Turki, Mekke Bölgesi Emniyet Müdürü Tümgeneral Salih el-Cabiri, Suudi Arabistan'ın Paris Büyükelçisi Fahd er-Ruveyli, Fransa'nın Riyad Büyükelçisi Ludovic Pouille ve bazı yetkililer de hazır bulundu.

Ortak açıklama
Ziyaretin sonunda yapılan ortak açıklamada, Suudi Arabistan ve Fransa’nın İran’ın bölgedeki istikrarsızlaştırıcı faaliyetleriyle mücadele edilmesi ve Lübnan hükümetinin kapsamlı reformlar gerçekleştirmesi gerektiği konusunda fikir birliğine vardıkları belirtildi. Söz konusu reformların uygulanmasını sağlamak için Lübnan ile çalışma yönünde ortak karar alan Riyad ve Paris, Lübnan’da silahların yalnızca meşru devlet kurumlarının elinde olacak şekilde sınırlandırılması gerektiğini vurguladılar.
Paris ve Riyad ortak bildiride, iki ülke arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesi ve pekiştirilmesi ile özelde Ortadoğu'da ve genel olarak dünyada barış ve güvenliğin sağlanması ve bölgesel ve uluslararası güvenlik ve istikrarı bozan politika ve müdahalelerle mücadele edilmesi için ortak çıkar konularında konumları bir birine yaklaştırmanın önemini vurguladılar. Aynı zamanda geçtiğimiz Ağustos ayında düzenlenen Bağdat Konferansı’nın Irak'ta istikrarı güçlendirme ve bölgesel diyalogu teşvik etme alanlarındaki önemine övgüde bulundular.
İki taraf, yerel, bölgesel ve uluslararası düzeyde tüm biçimleri ve tezahürleriyle terörizm ve radikalizm karşısında durmak ve bunların finansmanıyla mücadele etmek için aralıksız olarak daha fazla ortak çaba gösterme konusundaki kararlılıklarını vurgularken terörizm ve organize suçla mücadelede teknik ve operasyonel iş birliğini geliştirme konusunda anlaştılar.
Ortadoğu’da barışın sağlanmasına olan desteklerini bir kez daha teyit eden Riyad ve Paris, Filistin-İsrail çatışmasının iki devletli çözüm çerçevesinde, ilgili uluslararası kararlara ve Arap Barış Girişimi'ne uygun olarak, Filistin halkının 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız bir devlet kurma hakkını güvence altına alacak şekilde kapsamlı bir çözüme ulaşmasının önemini vurgularken İsrail'in iki devletli çözümü tehdit eden yerleşim politikasına son vermesi çağrısında bulundular.
İki taraf, İran’ın nükleer programında kaydedilen ilerlemenin yanı sıra Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) ile işbirliği yapmaması ve ona karşı şeffaf olmaması konusundaki derin endişelerini dile getirdiler. Fransa, İran'ın nükleer silah sahibi olması ya da bunu geliştirmesine izin vermeme noktasında kararlı olduğunun altını çizdi. İki taraf, Suudi Arabistan’a karşı insansız hava araçları (İHA) ve balistik füzelerle düzenlenen saldırılar dahil olmak üzere, İran'ın bölgedeki istikrarsızlaştırıcı faaliyetleriyle mücadele edilmesi gerektiği konusunda anlaştılar.
Yemen meselesine değinen iki taraf, Yemen krizine kapsamlı bir siyasi çözüm bulunması için Birleşmiş Milletler (BM) Yemen Özel Temsilcisi'nin çabaları başta olmak üzere Körfez Girişimi’ne, uygulama mekanizmasına, kapsamlı ulusal diyalogun sonuçlarına ve BM Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2216 sayılı kararına dayanan tüm çabaların desteklenmesinin önemine işaret ettiler. Fransa, 22 Mart 2021 tarihinde Suudi Arabistan tarafından sunulan Barış Girişimi’ne tam destek verdiğini teyit ederken Husi milisler tarafından balistik füzeler ve İHA’larla gerçekleştirilen saldırıları kınayarak Suudi Arabistan’ın güvenliğini korumaya yönelik tarihi taahhüdünü bir kez daha yineledi.
İki taraf Lübnan meselesiyle ilgili olarak ise Lübnan hükümetinin başta Lübnan'da ulusal birlik ve sivil barışı garanti eden Taif Anlaşması'na bağlılık olmak üzere kapsamlı reformlar gerçekleştirmesi gerektiğini vurguladılar. Söz konusu reformların finans, enerji, yolsuzlukla mücadele ve sınır kontrolü gibi alanlarını kapsadığını belirten Fransa ve Suudi Arabistan, bu reformların uygulanmasını sağlamak için Lübnan ile birlikte çalışma kararı aldıklarını bildirdiler. Ayrıca Lübnan’da silahların yalnızca meşru devlet kurumlarının elinde olacak şekilde sınırlandırılması gerektiğini belirten iki taraf, Lübnan'ın bölgenin güvenliğini ve istikrarını bozan herhangi bir terör eyleminin başlatıldığı yer ve bir uyuşturucu kaçakçılığı merkezi olmaması gerektiğini vurguladılar.
Lübnan ordusunun Lübnan'ın güvenlik ve istikrarının korunmasındaki rolünün güçlendirilmesinin önemine de dikkati çeken iki taraf, tüm bu konularda iki ülke arasında istişarelere devam etmeyi kararlaştırırken tam şeffaflık sağlayan bir çerçevede Suudi Arabistan ve Fransa ortaklığında bir insani yardım mekanizması kurma konusunda anlaştılar. Lübnan halkının acılarını hafifletmek için dost ve müttefik ülkelerle iş birliği içinde uygun mekanizmalar bulma konusunda kararlı olduklarının da altını çizen iki taraf, Lübnan'ın istikrarını korumanın ve ilgili BMGK kararları ve diğer uluslararası kararlar uyarınca egemenliğine ve birliğine saygı duymanın önemini vurguladılar.
Irak meselesine gelince iki taraf, Irak hükümetinin ülkede terörizmi ortadan kaldırmanın yanı sıra ülkenin güvenliğini, istikrarın ve toprak bütünlüğünü koruma çabalarını ve Irak'ın iç işlerine dışarıdan yapılan müdahalenin durdurulmasını desteklediklerini ifade ettiler. Irak’ta en kısa zamanda yeni bir hükümetin kurulmasına dair umutlarını dile getiren iki taraf, ülkede 10 Ekim'de seçimlerin düzenlenmesini takdir ettiklerini belirttiler.
İki taraf Suriye ile ilgili olarak da Suriye halkının çektiği acıların son bulması ve Suriye'nin birliği ve toprak bütünlüğünün korunması çerçevesinde Birinci Cenevre Bildirisi ve BMGK’nın 2254 sayılı kararı uyarınca Suriye'deki krizin siyasi bir çözüme ulaştırılmasının ve BM Suriye Özel Temsilcisi’nin çabalarının desteklenmesinin önemine işaret ettiler.
Libya meselesini de ele alan Suudi Arabistan ve Fransa, Libya krizine uluslararası meşru kararlar doğrultusunda ve bölgede güvenlik ve istikrarı sağlayacak şekilde siyasi bir çözüm bulunmasının önemini vurguladılar.
Öte yandan Fransa, Suudi Arabistan’ın Afganistan'daki insani durumu görüşmek ve uygun insani müdahalenin sağlanmasına katkıda bulunmak amacıyla İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) Bakanlar Konseyi'ni olağanüstü toplantıya çağırmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
Savunma ve güvenlik dosyalarına da değinen taraflar ortak açıklamada, iki ülkenin çıkarlarına ve bölgenin güvenlik ve istikrarına yönelik ortak tehditlerin sık sık değerlendirilmesinin önemine ve gerekliliğine dikkati çektiler. Savunma dosyasında uzun bir geçmişi olan ortaklıklarına övgüde bulunan taraflar, aralarındaki stratejik yakınlaşmayı daha da artırmak için iletişimi güçlendirmeyi kararlaştırdılar. İki ülke arasındaki stratejik ortaklığı yeni ve gelecek vaat eden ufuklara taşıyarak ortak eylemi güçlendirmenin ve ilişkileri karşılıklı güven ve ortak çıkarlara dayalı daha yakın ve yapıcı iş birliği sağlayacak şekilde geliştirmenin öneminin altını çizdiler.
Taraflar, Suudi Arabistan Başbakan Yardımcısı ve Savunma Bakanı Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın, 2018 yılında Fransa'ya yaptığı ziyaretten bu yana iki ülke arasındaki çeşitli alanlarda iş birliğinin gelişmesine katkıda bulunan olumlu ve verimli sonuçlarla kat edilen ilerlemeye övgüde bulundular.
Suudi Arabistan ve Fransa, ekonomi alanındaki ortaklığı güçlendirmenin, özel sektörün ekonomiye katkısını artırmanın, deneyim alışverişinde bulunmanın, insani kabiliyetleri geliştirmenin ve Suudi Arabistan 2030 Vizyonu ve Fransa'nın 2030 ekonomik planından kaynaklanan fırsatları ortak çıkarlara yönelik birçok sektörde kullanmanın önemi üzerinde fikir birliğine vardılar.
Taraflar, iki ülkenin özel sektörleri arasında karşılıklı yatırımlarla dengeli ekonomik bir ortaklığın kurulmasının takip edilmesinin önemine dikkati çekerken Suudi Arabistan, 2030 Vizyonu çerçevesinde enerji, su ve atık yönetimi, sürdürülebilir şehirler, ulaşım, sivil havacılık, mobil çözümler, dijital ekonomi ve sağlık gibi sektörlerde Fransız şirketleri ile artan iş birliklerinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Fransa, Suudi Arabistan’dan kamu ve özel sektöre, özellikle de yeni teknolojiler, gelişmekte olan şirketler ve geleceğin endüstrisi alanlarına yatırımlar çekmek istediğini ifade ederken Suudi Arabistan, Suudi Arabistan özel sektörünün Fransız pazarındaki yatırımlarını artırmak istediğini kaydetti.
Taraflar, iki ülkenin de iş insanları arasında Macron’un ziyaretinin oturum aralarında gerçekleşen ve iki ülkenin özel sektör ortaklığını yenileyen görüşmeler sırasında tüm ekonomi alanlarında çok sayıda sözleşme ve anlaşmanın imzalanmasına övgüde bulundular.
Taraflar, çevreyi ve biyolojik çeşitliliği koruma konusundaki kararlılıklarını da teyit ettiler. Fransa Cumhurbaşkanı, Suudi Arabistan’ın çevre ve iklim değişikliği alanındaki girişimleri ve çabalarını takdir ettiğini belirtti.
Enerji sektörü ve çeşitli alanlarıyla ilgili olarak ise taraflar, iki ülkeyi petrol rafinasyonu (arıtımı), petrokimya üretimi, elektrik sektörü ve yenilenebilir enerji başta olmak üzere proje geliştirme, istasyon ve elektrik ağlarının güvenliği, hizmet güvenilirliği ve elektrik iletim ve dağıtım sistemlerindeki deneyim alışverişi gibi birçok projede birleştiren güçlü ilişkilere atıfta bulundular. Taraflar ayrıca nükleer enerjinin barışçıl ve güvenli bir çerçevede üretimi, radyoaktif atıkların yönetimi ve nükleer uygulamalar, nükleer kontrol ve 2011 yılında hükümetler arasında imzalanan anlaşma doğrultusunda insan yeteneklerinin geliştirilmesi konularında iş birliğini geliştirmek üzere anlaştılar.
İklim değişikliği konularına da değinen taraflar, BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi ve Paris İklim Anlaşması ilkelerine bağlı kalmanın önemine işaret ederek küresel ısınmaya neden olan sera gazlarını ele alacak entegre ve kapsamlı bir çerçeve olarak dairesel ekonomi yaklaşımları da dahil olmak üzere, kaynaksız emisyonlara odaklanan iklim anlaşmalarının yapılması ve uygulanması gerektiğini vurguladılar. Bu bağlamda Fransa Cumhurbaşkanı, Suudi Arabistan’ın “Yeşil Suudi Arabistan” ve “Yeşil Ortadoğu” girişimlerine övgüde bulundu. Taraflar, bahsi geçen girişimlerin gerçekleştirilmesi amacıyla iş birliği yapmanın önemine dikkati çektiler. Taraflar, Suudi Arabistan’da temiz hidrojen üretimi geliştirme fırsatlarını incelemenin yanı sıra iki ülke arasındaki ekonomileri sera gazı emisyonlarından arındırılmış ekonomilere dönüştürmeye ve küresel düzeyde enerjinin dönüşümüne katkıda bulunan iş birliğinin önemine işaret ettiler.
Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadele çabalarına ve iki ülkenin bu salgınla mücadelede elde ettiği başarıya da değinen taraflar, az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeleri, Kovid-19 salgınının ekonomik, sağlık ve sosyal alanlardaki olumsuz yansımalarına karşı destekleme çabalarının devam ettiğini belirttiler.
Kültür alanına gelince, son altmış yılda aralarında çeşitli alanlarda yapılan iş birliğinin sürdüğü iki ülke arasındaki tarihi kültürel ilişkilere atıfta bulunan taraflar, bu alanlarda, özellikle müzelerin, film endüstrisinin ve kültürel mirasın geliştirilmesinde iş birliğini güçlendirmenin önemini vurguladılar.
İki taraf, Nisan 2018'de hükümetler arasında imzalanan anlaşma çerçevesinde barındırdığı imkanlar açısından zengin bir bölge olan el-Ula'da kalkınmanın sürdürülebilirliği için halihazırda var olan verimli iş birliğinden duydukları memnuniyeti dile getirirken Fransa'nın bu bölgenin kültür ve turizm alanlarının geliştirilmesini desteklemeye katkıda bulunacağı yeni anlaşmaların imzalanmasını övdüler.
İki taraf, turizm alanında iş birliğini güçlendirmenin ve bu alandaki hareketliliği artırmanın yanı sıra iki ülkenin turizm potansiyelini keşfetmek, vatandaşları arasındaki iletişimi geliştirmek ve bu iletişimin önünü açan kolaylıklar sağlamak için bir takım girişimler başlatmak üzere çalışmanın önemine değindiler.
Taraflar, eğitim alanında da her iki ülkenin üniversiteleri, teknik okulları, düşünce ve araştırma kuruluşları arasındaki iş birliğinin gelişmesinden ve bilimsel araştırma, geliştirme ve yenilik alanlarında bilimsel disiplinlerin geleceğe yönelik beklentilerine ayak uyduran somut adımların atılması ve yapısal projelerin başlatılmasıyla aralarındaki iş birliğinin yoğunlaştırılmasından duydukları memnuniyeti ifade ettiler.
İki taraf, bu bağlamda el-Ula'da ‘Villa Al-Hajar’ adlı bir Fransız kültür merkezinin kurulması anlaşmasının yanı sıra kültür, turizm, dijital teknoloji ve uzay alanlarında bir takım anlaşmalar ve sözleşmeler imzalanmasını memnuniyetle karşıladılar.
Ortak bildiride, Fransa Cumhurbaşkanı'nın Suudi Arabistan ziyaretinin iki ülkeyi birbirine bağlayan dostluk ve yakın iş birliği bağları çerçevesinde gerçekleştiği belirtilirken, Suudi Arabistan Veliaht Prensi ile Fransa Cumhurbaşkanı'nı Cidde'deki Selam Kraliyet Sarayı'nda bir araya getiren görüşmede, iki ülke arasındaki tarihi ve stratejik ilişkilerin ele alındığı aktarıldı. Ziyaretin sonunda, Fransa Cumhurbaşkanı gördüğü sıcak karşılama ve misafirperverlik için kendisi ve beraberindeki heyet adına Suudi Arabistan hükümetine ve halkına en içten teşekkürlerini ve takdirlerini bildirdi.

Ziyaret sırasında imzalanan anlaşmalar
Medef International'ın Fransa-Suudi Arabistan İş Konseyi Başkanı Laurent Germain, Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, dün Cidde'de düzenlenen Fransa-Suudi Arabistan İş Konseyi çalıştayı sırasında iki taraf arasında 27 anlaşma ve sözleşme imzaladığını belirtti.
Fransa Cumhurbaşkanı Macron'un heyetinde yer alan Germain, söz konusu 27 anlaşma ve sözleşmenin, iki ülkenin iş sektörleri arasındaki ilişkileri daha geniş ufuklara taşıyacak büyük bir adımı ifade ettiğini kaydetti. Germain, çalıştaya enerji, ulaşım, uzmanlaşmış kimya endüstrileri ve ilaç endüstrileri sektörlerinden 100'den fazla Fransız firmasının katıldığını aktardı.
Riyad ve Paris, son dönemde, dünkü görüşmelerin meyvelerinin toplanmasını sağlayan sağlam bir zeminin oluşturulduğu karşılıklı ziyaretlere tanık oldu. Riyad ve Paris, bundan üç hafta önce, sivil havacılık ve hava taşımacılığı, lojistik, teknoloji ve dijitalleşme alanlarının yanı sıra iki taraf arasında ulaştırma ve lojistik sisteminin tüm alanlarında iş birliğini geliştirmek, çoklu ulaşım alanlarının geliştirilmesinde modern ve geleceğin teknolojilerinden yararlanmak ve ulusal ulaştırma ve lojistik stratejisinin hedeflerine ulaşılmasına katkıda bulunmak amacıyla havacılık sektöründe emniyet ve güvenlik projeleri alanında ortak iş birliği anlaşması imzaladılar.



Katar-İran görüşmeleri: Gerilimi düşürme ve diyaloğu yeniden başlatma çabası

Pezeşkiyan, Perşembe günü Tahran’da Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile görüşürken (İran Cumhurbaşkanlığı)
Pezeşkiyan, Perşembe günü Tahran’da Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile görüşürken (İran Cumhurbaşkanlığı)
TT

Katar-İran görüşmeleri: Gerilimi düşürme ve diyaloğu yeniden başlatma çabası

Pezeşkiyan, Perşembe günü Tahran’da Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile görüşürken (İran Cumhurbaşkanlığı)
Pezeşkiyan, Perşembe günü Tahran’da Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile görüşürken (İran Cumhurbaşkanlığı)

Washington ile Tahran’ı yeniden diplomatik sürece döndürmeye yönelik arabuluculuk girişimleri sürüyor. Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani, Perşembe günü Tahran’da gerçekleştirdiği temaslarda gerilimin azaltılması, diyalog için uygun koşulların oluşturulması ve daha önce varılan mutabakatların yeniden canlandırılması konularını ele aldı.

Muhammed bin Abdurrahman, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile bir araya geldi. Mutabakat zaptının yeniden uygulanmaya başlanması ve anlaşmazlıkların diyalog yoluyla çözülmesi çağrısında bulunan Pezeşkiyan, “Kabul edilemez bazı olaylar yaşandı. Ancak İran ve Katar, karşılıklı anlayış yoluyla bunların üstesinden gelebilir» dedi.

Pezeşkiyan, “Mantık, mutabakat zaptının daha önce uygulanan yöntemle yeniden hayata geçirilmesini ve meselelerin diyalog yoluyla çözülmesini gerektiriyor” ifadelerini kullanarak, İran’ın savaş istemediğini ve çatışmaların yayılmasını hedeflemediğini vurguladı.

ABD’li yetkililere, bölgeye yeniden sükûnetin dönmesini engellemeye çalışan sesleri görmezden gelmeleri çağrısında bulunan Pezeşkiyan, Tahran’ın güce boyun eğmeyeceğini ve İranlıların tüm meşru haklarına uluslararası hukuk çerçevesinde saygı gösterilmesi gerektiğini söyledi.

Savaşın sürmesinin İran’a, bölgeye ve dünyaya zarar verdiğini belirten Pezeşkiyan, İran Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan açıklamaya göre, ABD, İsrail ve hatta İran içindeki bazı tarafları anlaşmaya varılmasını engellemeye çalışmakla suçladı.

grthyju
Galibaf, bugün Tahran’da Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani ile görüşmelerde bulunuyor (İran Meclisi)

Pezeşkiyan, Katar, Pakistan ve Umman Sultanlığı’nın arabuluculuk çabalarına teşekkür ederken, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani’yi İran’a davet etti. Pezeşkiyan, söz konusu ziyaretin iki ülke arasındaki belirsizlik ve yanlış anlamaların giderilmesine yardımcı olabileceğini ifade etti.

Katar Başbakanı ise savaşın bölge içinden başlamadığını, dışarıdan dayatıldığını belirterek, bedelini tüm bölge ülkelerinin ödediğini söyledi.

“Güç ve tehdit dili çözüm değildir” diyen Al Sani, istikrarın, güvenliğin ve ekonomik sükûnetin yeniden sağlanması için akılcılık ve mantık temelinde diplomasinin bölgeye geri dönmesi çağrısında bulundu. Bu açıklamalar İran Cumhurbaşkanlığı tarafından yayımlanan bildiride yer aldı.

Al Sani, Katar’ın daha önceki mutabakatların uygulanmasını desteklediğini belirterek, Pakistan ve Umman’ın bu yöndeki çabalarına işaret etti. Ayrıca, istikrarın yeniden sağlanması için gerekli ortamın oluşturulması amacıyla İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile temaslarını sürdürdüğünü kaydetti.

Önümüzdeki günlerin yoğun ve hareketli geçeceğini söyleyen Al Sani, Katar heyetinin Cuma gününden itibaren yeni diplomatik girişimlere başlayacağını belirtti. Bu çabaların istenen sonuçlara ulaşmasını ve diplomasi yoluyla pratik çözümlerin önünün açılmasını umduğunu dile getirdi.

6k78l
Arakçi, bugün Tahran’da Katar Başbakanı ve Dışişleri Bakanı Muhammed bin Abdurrahman Al Sani’yi kabul etti (İran Dışişleri Bakanlığı)

Al Sani, Doha’nın elektrik ve enerji başta olmak üzere çeşitli alanlarda İran’la iş birliğini genişletmeye de hazır olduğunu söyledi. Katar’ın pilotlar meselesinde İran’a kapılarının açık olduğunu belirten Al Sani, İranlılarla ilgili konuların samimiyetle takip edileceğini ifade etti.

Katar Başbakanı Galibaf ve Rızai ile de görüştü

Muhammed bin Abdurrahman, İran Meclis Başkanı ve müzakere heyeti başkanı Muhammed Bakır Galibaf ile de bir araya geldi. Galibaf, görüşmede bölgede gerilimin düşürülmesi çağrısında bulundu.

Katar Dışişleri Bakanlığı, iki tarafın bölgedeki gelişmeleri, gerilimi azaltmaya yönelik girişimleri ve diyaloğun yeniden başlaması için uygun koşulların oluşturulmasını ele aldığını açıkladı.

Katar Başbakanı görüşmede diplomatik sürecin yeniden başlatılması gerektiğini vurgulayarak, diyalogun anlaşmazlıkların çözülmesi ve daha fazla tırmanışın önlenmesi için en iyi yol olduğunu ifade etti.

Muhammed bin Abdurrahman ayrıca İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai ile görüştü. Rızai, görüşmede Tahran’ın Washington’a duyduğu güvensizliği yineleyerek, ABD’yi diplomasiye ve müzakerelere defalarca ihanet etmekle suçladı.

Rızai, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmasından önce Beyaz Saray’ın Tahran’ın şartlarının uygulanması için somut adımlar atması gerektiğini söyledi.

ABD’nin İran’a yönelik yeni bir askeri harekât başlatması halinde ülkesinin Washington’ın askeri ve ekonomik çıkarlarını hedef alacağı uyarısında bulunan Rızai, verilecek karşılığın tarihe geçeceğini savundu.

Al Sani ise İran’ın zor koşullarda Katar’a sağladığı yardımlardan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Doha’nın Tahran’la iş birliği yapmaktan hiçbir zaman kaçınmadığını ve mevcut bölgesel koşullarda bu iş birliğini sürdürmeye istekli olduğunu söyledi.

Hürmüz Boğazı ve deniz ulaşımı da gündemdeydi

Katar Başbakanı, Tahran’daki temaslarına İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile yaptığı görüşmeyle başladı. İki taraf görüşmede gerilimin azaltılması, diyalog için gerekli koşulların oluşturulması ve Hürmüz Boğazı’ndaki deniz ulaşımına ilişkin düzenlemeleri ele aldı.

Katar Haber Ajansı, görüşmelerde boğazda ortak ve geçici bir deniz koridoru oluşturulmasını ve mayınlardan temizlenmesine yönelik ortak bir projenin hayata geçirilmesini öngören önerilen geçici çerçevenin de ele alındığını bildirdi.

Muhammed bin Abdurrahman, komşu ülkelerin egemenlik haklarına ve deniz ulaşım özgürlüğüne saygı gösterilmesi gerektiğini vurgulayarak, anlaşmazlıkların diyalog yoluyla çözülmesi için diplomatik çabaların sürdürülmesi çağrısında bulundu.

Arakçi de Katar’ın gerilimi azaltmaya ve diyaloğu desteklemeye yönelik çabalarının sürmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Katar Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Macid el-Ensari, ziyaret arifesinde yaptığı açıklamada, Doha’nın Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer özgürlüğünün 28 Şubat’tan önceki durumuna dönmesini istediğini söylemişti.

İran’ın İLNA haber ajansı ise ziyaretin, Pakistan Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Münir ve Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi’nin Tahran’a gerçekleştirdiği benzer temasların ardından, İran ile ABD arasındaki arabuluculuk girişimleri kapsamında yapıldığını bildirdi.

Katar, savaş sırasında Washington ile Tahran arasında gayriresmî arabulucu rolü üstlenmiş, haziran ayında sağlanan ateşkesten önce yürütülen temaslara da katılmıştı. Ancak daha sonra mutabakatların çökmesiyle birlikte gerilim yeniden tırmanmıştı.

Tanker saldırısı

Al Sani’nin Tahran ziyareti, İngiltere Deniz Ticaret Operasyonları Merkezi’nin Perşembe sabahı yaptığı, Hürmüz Boğazı’nda bir tankerin kimliği belirsiz bir mühimmatın isabet etmesi sonucu yangın çıktığına ilişkin açıklamanın ardından gerçekleşti. Yetkililer, daha sonra kontrol altına alınan yangında mürettebatın tamamının güvende olduğunu bildirdi.

Boğazdan geçen petrol miktarı son üç ayın en düşük seviyesine geriledi. Reuters’ın gemi takip verilerine dayandırdığı bilgilere göre Pazartesi günü Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrol miktarı günlük 5 milyon varili aşmazken, savaş öncesinde bu rakam yaklaşık 20 milyon varil seviyesindeydi.

İran Petrol Bakanı Muhsin Paknejad, petrol ihracatının gerilemesine rağmen tamamen durmadığını ve uzak sulardaki müşterilere yönelik sevkiyatların sürdüğünü söyledi. Daha fazla ayrıntı vermeyeceğini belirten Paknejad, bu tür bilgilerin açıklanmasının düşmana bunlardan yararlanma imkânı sağlayabileceği uyarısında bulundu.

Uluslararası Denizcilik Örgütü, 28 Şubat’tan bu yana Hürmüz Boğazı’nda 70 olay yaşandığını ve bu olaylarda 19 denizcinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Washington ekonomik baskıyı artırıyor

ABD’nin İran’a yönelik saldırıları son haftalarda büyük ölçüde dururken, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) yaklaşık bir aydır İran içinde yeni bir saldırı düzenlediğini açıklamadı. Washington ise Tahran ve onun ticari ortakları üzerindeki ekonomik baskıyı ve yaptırımları genişletmeye yöneldi.

CENTCOM, Perşembe günü yaptığı açıklamada, İran’a yönelik ablukanın başlamasından bu yana 75 ticari geminin rotasının değiştirildiğini, üç geminin faaliyetlerinin engellendiğini ve kurallara uyulup uyulmadığının kontrolü amacıyla iki gemiye çıkıldığını duyurdu.

Axios, Çarşamba günü yayımladığı haberinde ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun müttefik ülkelerdeki bazı mevkidaşlarına, Washington’ın şu aşamada İran’a yönelik yeni saldırılar başlatmayı beklemediğini, ancak Tahran’ın saldırıya geçmesi halinde karşılık verme seçeneğinin saklı tutulduğunu söylediğini aktardı.

ABD Başkanı Donald Trump ise Çarşamba günü, Cuma günü altıncı ayını dolduracak savaşın ne zaman sona ereceğine ilişkin bir takvimi olmadığını belirterek, ABD’nin çok büyük bir farkla kazandığını düşündüğünü söyledi.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD’nin yaptırımlar konusunda attığı son adımları tam bir maskaralık olarak nitelendirdi.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf da ayrı bir paylaşımında, Çin’in ABD’nin ekonomik çıkarma günü politikasını reddetmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Çin’in İran’a yönelik yasa dışı yaptırımları reddeden ilkesel tutumunu memnuniyetle karşılıyoruz” dedi.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’e, BM Güvenlik Konseyi Başkanına ve üye ülkelere gönderdiği mektupta, uluslararası örgütten ABD yaptırımlarının İran üzerindeki insani ve insan hakları etkilerinin değerlendirilmesini ve bu konuda bir rapor hazırlanmasını istedi.

Arakçi, ABD’nin uygulamalarının gıda, ilaç, sağlık hizmetleri, enerji, ulaşım, insani yardımlar ve temel ihtiyaçlara erişim üzerindeki etkilerinin incelenmesini talep etti.

İran Dışişleri Bakanı ayrıca BM Güvenlik Konseyi ve üye ülkeleri, Washington’ın uyguladığı tek taraflı ve ikincil yaptırımları kınamaya çağırdı.

Arakçi, hükümetlerden, kendi ifadelerine göre ülkeleri Tahran’la yürüttükleri yasal ekonomik ve ticari ilişkileri değiştirmeye zorlamayı amaçlayan yaptırımları tanımamalarını ve uygulamamaları istedi. ABD’ye de diğer ülke ve şirketler üzerinde İran’la ticari ilişkilerini azaltmaları yönündeki baskıya son verme çağrısında bulundu.

Hürmüz konusunda anlaşmazlık sürüyor

Katar’ın arabuluculuk girişimi, Hürmüz Boğazı konusundaki anlaşmazlıkların siyasi sürecin yeniden başlamasının önündeki en büyük engellerden biri olmaya devam ettiği bir dönemde yürütülüyor.

Devrim Muhafızları Sözcüsü Hüseyin Muhibbi, Çarşamba günü yaptığı açıklamada, ABD’nin İslamabad Mutabakat Zaptı’na geri dönmemesi ve İran’ın şartlarını yerine getirmemesi halinde Tahran’ın boğazı yeniden açmayacağını söyledi.

Muhibbi, Tahran ile Maskat’ın boğaz suları ve İran ile Umman’ın buradan elde edilecek gelirlerdeki payı konusunda iki taraf için de kabul edilebilir düzenlemelere ulaştığını duyurdu.

Ancak üst düzey bir İranlı kaynak daha sonra Reuters’a, Hürmüz Boğazı konusunda Umman’la henüz nihai bir anlaşmaya varılmadığını ve düzenlemelerin ayrıntıları üzerindeki görüşmelerin sürdüğünü söyledi.

İran Genelkurmay Başkanlığına bağlı Defa Press sitesi ise Perşembe günü, Tahran ile Maskat’ın haftalar süren görüşmelerin ardından ticari gemilerin geçişi için ortak ve geçici bir deniz koridoru oluşturulması konusunda mutabakata vardığını bildirdi.

Site, söz konusu mutabakatın Hürmüz Boğazı’nın derhal yeniden açılacağı anlamına gelmediğini vurguladı.

Habere göre, gemilerin Umman Denizi’nden Basra Körfezi’ne giriş güzergâhı tamamen İran karasularından geçecek. Çıkış güzergâhının bir bölümü de İran sularında bulunacak.

Koridorun, aralarında yaklaşık iki deniz mili mesafe bulunan, zıt yönlerdeki iki geçiş hattından oluşacağı ve toplam genişliğinin yaklaşık yedi deniz miline ulaşacağı belirtildi.

Defa Press, güzergâhın İran Dışişleri Bakanlığı, Limanlar ve Denizcilik Örgütü, Devrim Muhafızları Deniz Kuvvetleri ve Genelkurmay Başkanlığı’nın katıldığı teknik çalışmalar sonucunda belirlendiğini aktardı.

Sitede, koridorun geçici olarak tanımlanmasının bunun deneme niteliğinde olduğu anlamına gelmediği, ilerleyen dönemde yerini kalıcı deniz ulaşımı düzenlemelerine bırakacağı ifade edildi.

Tahran’ın talep ettiği değişiklikler arasında, son aylarda ABD’nin ticari gemileri kullanmaya yönlendirdiği Umman karasularındaki güney rotasının resmen kapatılması da bulunuyor.

Söz konusu düzenlemenin uygulanmasının ardından Uluslararası Denizcilik Örgütü’ne bu rotanın kapatıldığına ilişkin bildirim yapılacağı belirtildi.

İran ve Umman’ın daha sonra yaklaşık 58 yıldır yürürlükte bulunan deniz trafik ayırma düzeninin yerine geçecek yeni bir sistem üzerinde müzakere edeceği, bu görüşmelerin ise 30 ila 60 gün sürebileceği kaydedildi.

İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, Maskat ile sağlanan mutabakatın Hürmüz Boğazı’nın tamamen yeniden açıldığı anlamına gelmediğini belirtti.

Garibabadi, Tahran’ın şartlarını ekonomik ablukanın kaldırılması, savaşın tüm cephelerde kalıcı biçimde sona erdirilmesi ve İslamabad Mutabakat Zaptı’nda yer alan ABD taahhütlerinin yerine getirilmesi olarak sıraladı.

Defa Press, Tahran’ın İslamabad Mutabakat Zaptı kapsamında ABD’nin üstlenmesini istediği yükümlülükleri de sıraladı. Bunlar arasında İran’a yönelik askeri operasyonların ve tehditlerin kalıcı biçimde durdurulması, ekonomik ablukanın kaldırılması, dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması, yeni yaptırımlar uygulanmaması ve ABD’nin bölgedeki askeri güç ve teçhizatını artırmaması yer aldı.

Tahran, karşılıklı adımların atılmasından önce bu taahhütlerin uygulanmasının gözlemlenebilir ve doğrulanabilir olmasını şart koşuyor.

İran’ın buna karşılık atacağı adımlar arasında Umman’la varılan geçici mutabakatın uygulanması ve ticari gemilerin geçişine izin verilmesi bulunuyor.

Siteye göre, mutabakatın yürürlüğe girmesi halinde yeni koridor yalnızca ticari gemilere tahsis edilecek ve hiçbir askeri geminin geçişine izin verilmeyecek. Gündemdeki düzenlemeler ayrıca koridorun güvenliğinin sağlanmasını ve deniz mayınlarından temizlenmesini de kapsıyor.

Washington ise Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünde ısrar ediyor. Bir ABD’li yetkili Axios’a yaptığı açıklamada, tanker geçişlerinin artmasının ve koridorun büyük bölümündeki mayınların temizlenmesinin, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı bir baskı aracı olarak kullanma kapasitesini azalttığını söyledi.


İsmail Veled eş-Şeyh Ahmed, İİT Genel Sekreteri seçildi

Yeni Genel Sekreter İsmail Veled eş-Şeyh Ahmed (İslam İşbirliği Teşkilatı)
Yeni Genel Sekreter İsmail Veled eş-Şeyh Ahmed (İslam İşbirliği Teşkilatı)
TT

İsmail Veled eş-Şeyh Ahmed, İİT Genel Sekreteri seçildi

Yeni Genel Sekreter İsmail Veled eş-Şeyh Ahmed (İslam İşbirliği Teşkilatı)
Yeni Genel Sekreter İsmail Veled eş-Şeyh Ahmed (İslam İşbirliği Teşkilatı)

İslam İşbirliği Teşkilatı’na (İİT) üye ülkelerin dışişleri bakanları bugün 57 ülkeyi bünyesinde barındıran teşkilatın yeni genel sekreteri olarak Moritanyalı diplomat İsmail Veled eş-Şeyh Ahmed’i seçti.

Veled eş-Şeyh Ahmed, Dışişleri Bakanları Konseyi’ne yaptığı ilk açıklamada, “Bugün beni seçmeniz, meslek hayatımdaki en büyük sorumluluk ve uluslararası, bölgesel ve ulusal hizmette geçirdiğim 30 yılı aşkın sürenin ardından aldığım en yüksek nişandır” dedi.

Veled eş-Şeyh Ahmed, görevi Kasım 2021’de devralan ve görev süresi resmen Kasım 2026’da sona erecek olan Çadlı Hüseyin İbrahim Taha’dan devralacak.

Moritanyalı diplomat, teşkilatın genel sekreterlik merkezinin bulunduğu Suudi Arabistan’ın batısındaki Cidde’ye, Birleşmiş Milletler (BM) bünyesindeki çalışmaları ile kriz bölgelerinde geçen 30 yılı aşkın deneyimini beraberinde getiriyor.

Örgütün tüzüğüne göre genel sekreterin görev süresi 5 yıl olup, bir kez yenilenebiliyor. Genel sekreter, üye ülkelerin dışişleri bakanlarından oluşan Konsey tarafından; adil coğrafi dağılım, rotasyon ve fırsat eşitliği ilkeleri doğrultusunda, liyakat, dürüstlük ve deneyim kriterleri dikkate alınarak seçiliyor.

Tüzükte görevin Arap, Afrika ve Asya grupları arasında belirli bir sıra izleyerek devredilmesine ilişkin sabit bir düzenleme bulunmuyor. Bunun yerine rotasyon ve adil coğrafi dağılım, seçimde temel ilkeler olarak kabul ediliyor.

Afrika Birliği (AfB), geçtiğimiz şubat ayında Veled eş-Şeyh Ahmed’in 2027-2032 dönemi için genel sekreterlik görevine adaylığını resmen onaylamış ve Moritanya’yı Kuzey Afrika bölgesi kapsamında değerlendirmişti.

İİT tüzüğünde genel sekreterin rolünün diplomatik temsil ile sınırlı tutulmadığı belirtiliyor. Buna göre genel sekreter, İslam zirveleri ile Dışişleri Bakanları Konseyi’nin aldığı kararların uygulanmasını takip etmek, teşkilatın organlarının çalışmalarını koordine etmek ve örgütün hedeflerine hizmet edebilecek veya bu hedeflerin önünde engel oluşturabilecek konuları gündeme taşımakla da görevlendiriliyor.


Umman ve İran, Hürmüz'de geçici koridor konusunda anlaştı

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bugün Tahran'da Ummanlı mevkidaşı Bedr el-Busaidi'yi karşılarken (İran Dışişleri Bakanlığı)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bugün Tahran'da Ummanlı mevkidaşı Bedr el-Busaidi'yi karşılarken (İran Dışişleri Bakanlığı)
TT

Umman ve İran, Hürmüz'de geçici koridor konusunda anlaştı

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bugün Tahran'da Ummanlı mevkidaşı Bedr el-Busaidi'yi karşılarken (İran Dışişleri Bakanlığı)
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bugün Tahran'da Ummanlı mevkidaşı Bedr el-Busaidi'yi karşılarken (İran Dışişleri Bakanlığı)

Umman ve İran, salı günü, Hürmüz Boğazı üzerinden güvenli deniz ulaşımının yeniden başlatılması için geçici bir çerçeve üzerinde anlaşmaya vardı. Anlaşma, ortak bir geçici denizcilik koridorunun oluşturulmasını ve boğazın mayınlardan temizlenmesine yönelik ortak bir projenin hayata geçirilmesini öngörüyor. İki ülke ayrıca kalıcı bir geçiş koridoru ve gelecekte gemi trafiğinin yönetimine ilişkin düzenlemeler konusunda müzakereleri sürdürme kararı aldı.

Anlaşma, Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi'nin Tahran'a gerçekleştirdiği çalışma ziyareti sırasında sağlandı. Busaidi, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile görüştü. Görüşme, iki ülke arasında boğazdaki deniz ulaşımının yeniden düzenlenmesine ilişkin haftalardır sürdürülen teknik müzakerelerin ardından gerçekleşti.

Umman Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan ortak açıklamada, görüşmelerde iki ülkenin egemenliklerini ve egemenlik haklarını koruyacak şekilde Hürmüz Boğazı üzerinden güvenli deniz ulaşımının yeniden başlatılmasına verdiği önemin ele alındığı belirtildi.

Açıklamada, mevcut koşullar ve son savaşın boğaz üzerindeki etkileri dikkate alınarak, "uygulanabilir ve hayata geçirilebilir bir temel" oluşturacak "aşamalı bir çerçeve" üzerinde görüş alışverişinde bulunulduğu kaydedildi.

Önerilen çerçeve, Hürmüz Boğazı'ndan ortak bir geçici denizcilik koridoru oluşturulmasını ve boğazın mayınlardan temizlenmesine yönelik ortak bir projenin uygulanmasını içeriyor.

srgthy
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bugün Tahran'da Ummanlı mevkidaşı Bedr el-Busaidi ile görüşmeler gerçekleştirirken (İran Dışişleri Bakanlığı)

Taraflar ayrıca kalıcı bir denizcilik koridoru ile boğazın gelecekteki yönetimine ilişkin düzenlemeler konusunda anlaşmaya varılması amacıyla teknik müzakerelerin sürdürülmesi üzerinde mutabık kaldı. Bunun yanı sıra, bilgi paylaşımı, deniz trafiğinin yönetimi ve ilgili denizcilik ile güvenlik hizmetlerinin sağlanmasına yönelik bir mekanizma kurulması kararlaştırıldı.

Maskat ve Tahran, Körfez'in sularına kıyısı bulunan bölge ülkeleriyle ortak görüşmeler yapılmasının önemini de vurguladı. İki taraf, uluslararası hukuk hükümlerine uyulması ve kıyı devletlerinin egemenlik haklarına saygı gösterilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Haftalar süren müzakereler

İran Dışişleri Bakanlığı tarafından yayımlanan görüntülere göre Arakçi, Busaidi'yi bakanlık binasına gelişinde karşıladı. Ardından iki bakan görüşmelere başladı.

İran devlet haber ajansı İSNA, görüşmelerin ana gündem maddesinin Tahran ile Maskat arasında Hürmüz Boğazı'nda gemilerin güvenli geçişi için bir su koridorunun belirlenmesine ilişkin anlaşma ve bu konudaki son mutabakatların gözden geçirilmesi olduğunu bildirdi. Busaidi'nin ziyareti sırasında başka üst düzey İranlı yetkililerle de görüşmesi bekleniyor.

Ortak açıklama, tarafların üzerinde uzlaştığı unsurları açık biçimde ortaya koyan ilk resmi açıklama oldu. İran tarafından son haftalarda yapılan açıklamalar ise teknik müzakerelerde ilerleme sağlandığı ve deniz ulaşım güzergâhlarına ilişkin bir harita üzerinde anlaşmaya varıldığı yönündeki ifadelerle sınırlı kalmıştı.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi pazartesi günü, Umman ile görüşmelerin "devam ettiğini" ve iki tarafın bir mutabakat zaptını kesinleştirmek ve nihai bir formüle ulaşmak için "son rötuşları" yaptığını söylemişti.

Bekayi, 15 Ağustos'ta yaptığı açıklamada ise iki ülkenin gemilerin geçiş güzergâhına ilişkin bir harita üzerinde anlaşmaya vardığını ve ulaşılan düzenlemelere ilişkin ortak bir açıklama hazırladığını duyurmuştu.

dfvgthyj
Gemiler, 25 Ağustos 2026 Salı günü İran'ın güneyindeki Bender Abbas kıyıları açıklarında Hürmüz Boğazı'nda (Reuters

Salı günkü görüşme öncesinde Busaidi ile Arakçi arasında cuma günü bir telefon görüşmesi gerçekleştirilmişti. Umman Haber Ajansı, iki bakanın "diyalog ve müzakerelerin yeniden başlaması için uygun koşulların hazırlanmasının yolları ile Hürmüz Boğazı'ndaki deniz ulaşımındaki gelişmeleri" ele aldığını bildirmişti.

Ajansa göre taraflar, deniz ulaşımının özgürce ve kesintisiz şekilde yeniden başlamasını, bölgenin güvenliği ve istikrarını destekleyecek "pratik mutabakatlara ulaşmak için görüşmelerin sürdürülmesinin önemini" vurguladı.

Geçici koridordan kalıcı güzergâha

Arakçi daha önce boğaza ilişkin müzakerelerin, ABD ile savaşın sona erdirilmesine yönelik temaslardan ayrı teknik bir süreç olduğunu belirtmişti. Arakçi, İran Silahlı Kuvvetlerinin de katılımıyla iki ülkenin uzmanlarının yeni deniz koridorlarına ilişkin düzenlemeler üzerinde çalıştığını söylemişti.

Tahran, önceki müzakerelerde, onlarca yıldır uygulanan deniz ulaşım sisteminin aşamalı olarak değiştirilmesini ve gemi trafiğinin yönetiminde İran'a daha büyük bir rol verilmesini öngören bir yaklaşım ortaya koymuştu.

Ortak açıklama öncesinde İranlı yetkililer tarafından aktarılan ayrıntılara göre geçiş aşamasında gemilerin İran kıyıları ile Lark Adası yakınlarındaki kuzey koridorundan Basra Körfezi'ne girmesi, Umman kıyılarına yakın güney koridorundan çıkması planlanıyordu.

Tahran, bu aşamanın iki ila dört ay veya daha uzun süre devam edebileceğini, ardından kalıcı bir düzenleme kapsamında "orta güzergâha" geçilebileceğini belirtmişti.

Ancak Umman-İran ortak açıklamasında salı günü geçici koridorun yeri veya coğrafi güzergâhı belirtilmedi. Açıklamada ayrıca Tahran'ın daha önce ortaya koyduğu, giriş ve çıkış sorumluluklarının nasıl paylaşılacağına ilişkin ayrıntılar da açıkça benimsenmedi.

Buna karşılık açıklamada, gelecekte boğazın yönetimine ilişkin düzenlemeler ile kalıcı denizcilik koridorunun bundan sonraki müzakerelerin açık gündem maddeleri olacağı ilk kez resmen kabul edildi.

Bu yaklaşım, gemi trafiğinin koordinasyonu ve tankerler ile ticari gemilere ilişkin bilgilerin paylaşılması amacıyla İran-Umman ortak bir merkez kurulmasına yönelik daha önceki İran önerisiyle de örtüşüyor.

Yeni açıklama ise bunun ötesine geçerek bilgi paylaşımı, deniz trafiğinin yönetimi ve buna bağlı denizcilik ile güvenlik hizmetlerinin sağlanmasına yönelik bir mekanizma kurulmasını öngörüyor.

Yeniden açılma ve ücretler

Ortak açıklamada, İran'ın daha önce Hürmüz Boğazı'nın tamamen yeniden açılması için ortaya koyduğu şartlara açıkça yer verilmedi. Açıklamada ayrıca müzakerelerin önceki aşamalarında gündeme gelen geçiş ücretlerine ilişkin herhangi bir rakam da belirtilmedi.

Arakçi, Maskat ile yürütülen müzakereler sırasında deniz ulaşımının düzenlenmesi ve yeni geçiş koridorlarının belirlenmesine ilişkin teknik mutabakatların Hürmüz Boğazı'nın tamamen yeniden açılması anlamına gelmediğini vurgulamıştı.

Tahran, boğazın yeniden açılmasını askeri operasyonların durdurulması, ABD'nin İran limanlarına yönelik ablukasının kaldırılması ve İran petrol ihracatının yeniden başlamasına izin verilmesi şartlarına bağlamıştı.

İran daha önce yapılan görüşmelerin bazı aşamalarında, boğazdan geçen yüklerin değerinin yüzde 5 ila 7'si arasında değişen ücretleri gündeme getirmişti. Umman tarafında ise daha geniş bir uzlaşmanın parçası olarak yaklaşık yüzde 3'lük bir formül önerilmişti.

Ancak İran Parlamentosu Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu pazar günü farklı bir düzenlemeyi kabul etti. Buna göre, geçişine izin verilen ülkelerin gemilerinden; seyir, sigorta, güvenlik, çevre hizmetleri ve özel koşullarda yakıt ikmali gibi hizmetler karşılığında ücret alınmasına izin veriliyor.

Parlamento metninde yük değerinin belirli bir yüzdesi şeklinde bir oran öngörülmüyor ve yalnızca geçiş yapılması karşılığında ücret alınması şartı getirilmiyor. Ücretlendirme, sağlanan hizmetlere bağlanırken ödemelerin İran riyaliyle veya Tahran'ın belirleyeceği herhangi bir para birimiyle yapılması öngörülüyor.

ABD ise İran'a Hürmüz Boğazı'ndaki deniz ulaşımı üzerinde tek taraflı yetki verilmesine veya geçiş karşılığında zorunlu ücret uygulanmasına karşı çıkıyor ve boğazda seyrüsefer özgürlüğünde ısrar ediyor.

ABD Başkanı Donald Trump da Hürmüz Boğazı'na ilişkin herhangi bir düzenlemenin ABD planının "önünde durması" halinde buna karşı mücadele edecekleri uyarısında bulunmuştu. Trump'ın açıklaması, Umman'ın İran ile yürüttüğü söz konusu mutabakat görüşmelerine işaret ediyordu.