Haniyye: Filistinli tutsaklar özgürlük güneşinin tadını çıkarmadıkça İsrailli 4 asker tutsak asla güneşi göremeyecek

Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniyye (Reuters)
Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniyye (Reuters)
TT

Haniyye: Filistinli tutsaklar özgürlük güneşinin tadını çıkarmadıkça İsrailli 4 asker tutsak asla güneşi göremeyecek

Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniyye (Reuters)
Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniyye (Reuters)

Hamas Siyasi Büro Başkanı İsmail Haniyye, "Gazze Şeridi'nde işgal ordusuna mensup direnişin kıskacındaki 4 asker tutsak, Filistinli tutsaklar özgürlük güneşinin tadını çıkarmadıkça asla güneşi göremeyecek" dedi.
İstanbul'da düzenlenen 12. Kudüs'ün Öncüleri Konferansı'nın açılışında yaptığı konuşmada Heniyye, "Tutsaklar konusu (Hamas) hareketinin ve direnişin önceliklerinin ve gündeminin en başında yer alıyor" dedi.
“Kurtuluşun ve Mescid-i Aksa'ya ve tüm Filistin'e ulaşmanın yolu silah namlusundan geçer, esirler ve şehitler işgalin ve terörünün kurbanlarıdır” diyen Hamas Siyasi Büro Başkanı, şehitlerin vatanlarını savunmak için gösterdikleri kahramanlıklara dikkat çekti.
Haniyye'nin açıklaması, Hamas’ın siyasi bir bedel karşılığında değil, ayrı bir takas anlaşmasıyla hareket etmekten yana olması bağlamında geldi.
İsrail, bazı mahkumları serbest bırakmanın yanı sıra anlaşma karşılığında siyasi bedeller ödemeye çalışıyor. Ancak Hamas, İsrail için bir ikilem oluşturan kıdemli mahkumların bir listesi de dahil olmak üzere 100'den fazla mahkumun serbest bırakılmasını talep etti.
Hamas, bu konuda müzakerelere arabuluculuk yapan Mısır'a, ister kapsamlı ister iki aşamalı olsun bir takas anlaşmasına hazır olduğunu bildirdi. Hamas iki aşamalı bir anlaşma önerdi. İlk aşama, Filistinli mahkumların (yaşlı, çocuk, kadın, hasta ve ölülerin naaşları) serbest bırakılması karşılığında İsrailli tutsak askerler Shaul Aron ve Hadar Goldin hakkında bilgi verilmesi ve iki İsrailli sivil mahkum Abraham Mengistu ve Hisham es-Sayed'in serbest bırakılmasını içeriyor. İkinci aşama ise Fetih Hareketi Merkez Komitesi Üyesi Mervan el-Bergusi'nin de aralarında bulunduğu 800 mahkum karşılığında söz konusu İsrailli askerlerin serbest bırakılması için müzakere yürütülmesini içeriyor.
Hamas, takas anlaşması önerilerinde her zaman Bergusi ve diğerlerini talepleri arasına dahil etti, ancak İsrail bu önerilere yanıt vermedi. Gazze Şeridi'nde 2014 yazında çıkan savaşta Hamas tarafından esir alınan iki asker Shaul Aron ve Hadar Goldin’in yanı sıra toplam 4 İsrailli bulunuyor. İsrail bu askerlerin şu an hayatta bulunmadığını söylerken Hamas durumları hakkında herhangi bir bilgi vermiyor. İki İsrail vatandaşı, Etiyopya kökenli Abraham Mengistu ve Arap kökenli Haşim Bedevi es-Seyyid ise 2014 yılındaki Gazze savaşından sonra farklı zamanlarda Gazze'ye kendi özgür iradeleriyle girdiler.
Filistin kaynaklarına göre, İsrail hapishanelerinde 365'i "idari tutuklu" olmak üzere yaklaşık 4 bin 500 Filistinli bulunuyor.
Takas anlaşmasının önündeki engelin, İsrail'in Hamas’ın öncelikli, ‘VIP’ olarak bilinen listedeki isimleri serbest bırakmayı reddetmesi olduğuna inanılıyor. İsrail kaynakları ise Başbakan Naftali Bennett’ın mahkumların serbest bırakılmasına yönelik adım atması halinde koalisyonunun bütünlüğünün sarsılmasından endişe ettiğini iddia ediyor.



Washington, Bağdat'a yapılacak "finansal sevkiyatı" durdurdu

 Irak Hizbullah Tugayları, Bağdat'ın merkezinde örgütün bayrağını taşıyor (AFP)
Irak Hizbullah Tugayları, Bağdat'ın merkezinde örgütün bayrağını taşıyor (AFP)
TT

Washington, Bağdat'a yapılacak "finansal sevkiyatı" durdurdu

 Irak Hizbullah Tugayları, Bağdat'ın merkezinde örgütün bayrağını taşıyor (AFP)
Irak Hizbullah Tugayları, Bağdat'ın merkezinde örgütün bayrağını taşıyor (AFP)

Kaynaklar, ABD’nin Irak’a gönderilmek üzere olan ve değeri yaklaşık 500 milyon dolar olarak tahmin edilen bir “mali sevkiyatı” durdurduğunu ve Bağdat ile güvenlik iş birliğinin bazı bölümlerini askıya aldığını bildirdi. Reuters’a göre bu adım, İran destekli milislerin faaliyetleri konusunda Irak hükümetine baskı yapmayı amaçlıyor. Batılı kaynaklar ise “Şarku’l Avsat”a yaptıkları açıklamada, Washington ile Bağdat arasındaki koordinasyonun “şu anda en düşük seviyelerinde” olduğunu ifade etti.

İktidar koalisyonunun önde gelen unsurlarından Asaib Ehlil-Hak Hareketi, Washington’u kamu çalışanlarının maaş ödemelerini engellemeye çalışmakla suçladı. Hareket, “ABD’nin Irak hükümetini bağımlı hale getirmek amacıyla doğrudan ve dolaylı baskı yöntemleri izlediğini” öne sürdü.

Öte yandan, ABD'nin daha önce Bağdat hükümetini, bu ayın başlarında Bağdat havaalanı yakınlarında Amerikalı diplomatları hedef alan İran’a yakın bir gruba mensup silahlı kişileri tutuklamaması halinde Bağdat ile iş birliğini durdurmakla tehdit ettiği bildirildi.


DEAŞ’ın Suriye'deki “çelişkiler” üzerine bahsi

2019 yılında DEAŞ üyelerinin ailelerinin Baguz'dan SDG yönetimindeki gözaltı merkezlerine nakledilmesi sırasında çekilen bir fotoğraf (AFP)
2019 yılında DEAŞ üyelerinin ailelerinin Baguz'dan SDG yönetimindeki gözaltı merkezlerine nakledilmesi sırasında çekilen bir fotoğraf (AFP)
TT

DEAŞ’ın Suriye'deki “çelişkiler” üzerine bahsi

2019 yılında DEAŞ üyelerinin ailelerinin Baguz'dan SDG yönetimindeki gözaltı merkezlerine nakledilmesi sırasında çekilen bir fotoğraf (AFP)
2019 yılında DEAŞ üyelerinin ailelerinin Baguz'dan SDG yönetimindeki gözaltı merkezlerine nakledilmesi sırasında çekilen bir fotoğraf (AFP)

Suriye'nin Deyrizor, Rakka ve Haseke arasında kalan alan el-Cezire bölgesi, DEAŞ terör örgütünün yeteneklerini test ettiği başlıca saha hâline geldi. Bu durum, örgütün önceliklerini yeniden belirlemesi ve Suriye hükümeti ve ülkedeki çeşitli kesimler ile coğrafya kazanımı konusunda yürüttüğü açıklanmamış yarış bağlamında değerlendiriliyor.

ABD’nin son geri çekilmesinin ve Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Suriye devletine entegrasyonuna yönelik mutabakatlara varılmasının ardından örgüt, yıllarca özerk yönetim ya da uluslararası nüfuz altında kalan bölgelere Şam otoritesinin yeniden dönmesiyle doğabilecek ‘çelişkilerden’ medet umuyor. Örgüt; merkezi politikalara ilişkin aşiret kaygılarını istismar ederken kamplarda kendi safları için üye devşirme faaliyetleri yürütüyor.

Örgütün bugün ‘uyuyan hücre’ evresine girmesinin nedeni daralma dönemlerini yeniden konuşlanmak ve faaliyetlere yeniden başlamaya zemin hazırlamak amacıyla her türlü açıktan yararlanmaya alışmış olmasından kaynaklanıyor.

Bu yüzden yetkililer ne kadar çaba harcarsa harcasın DEAŞ’ın Şam'ı -en azından asgari düzeyde- ‘rahatsız etme’ yeteneğini halen sürdürdüğü görülüyor.


İsrail'in güney Lübnan'a düzenlediği hava saldırısında Lübnanlı gazeteci öldürüldü

 Güney Lübnan'da yıkılmış bir cami (AFP)
Güney Lübnan'da yıkılmış bir cami (AFP)
TT

İsrail'in güney Lübnan'a düzenlediği hava saldırısında Lübnanlı gazeteci öldürüldü

 Güney Lübnan'da yıkılmış bir cami (AFP)
Güney Lübnan'da yıkılmış bir cami (AFP)

Lübnan Sivil Savunması'nın açıklamasına göre, Lübnanlı gazeteci Amal Halil, dün İsrail'in güney Lübnan'daki sınıra yakın el-Tayri kasabasındaki bir evi hedef alan hava saldırısında öldürüldü.

Sivil Savunma Genel Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada, "Sivil Savunma Genel Müdürlüğü arama kurtarma ekipleri, saatlerce süren arama çalışmalarının ardından, Tayri kasabasındaki bir eve düzenlenen düşman baskını sonucu şehit düşen gazeteci Amal Halil'in cesedini bulmayı başardı" denildi.

Gazeteci Halil'in çalıştığı Lübnan gazetesi Al-Akhbar, ölümünün ardından şu açıklamayı yaptı: "Güney Lübnan'da Al-Akhbar muhabiri olan meslektaşımız Amal Halil, düşman ordusuna ait uçaklar tarafından takip edildikten ve önce arabasına, ardından sığındığı eve düzenlenen bir dizi hava saldırısının hedefi olduktan sonra şehit oldu. Bu, Lübnan'daki basın ve gazetecileri açıkça hedef alan bir eylemdir."