Suudi Arabistan ilk film festivaline hazırlanıyor

Muhammed El-Türki: Suudi Arabistan meydan okumayı kabul etti ve ilk uluslararası film festivalini hayata geçirdi

Kızıldeniz Uluslararası Film Festivali Komitesi Başkanı Muhammed El-Türki
Kızıldeniz Uluslararası Film Festivali Komitesi Başkanı Muhammed El-Türki
TT

Suudi Arabistan ilk film festivaline hazırlanıyor

Kızıldeniz Uluslararası Film Festivali Komitesi Başkanı Muhammed El-Türki
Kızıldeniz Uluslararası Film Festivali Komitesi Başkanı Muhammed El-Türki

Suudi Arabistan'da düzenlenecek olan ilk film festivali olan Kızıldeniz Uluslararası Film Festivali, Cidde’nin tarihi bölgesinde düzenlenecek.
Festivalin düzenlendiği bölge, ülkedeki en önemli arkeolojik alanlardan biri ve UNESCO tarihi miras listesinde. Festival, yarın başlayacak ve on gün devam edecek.
Kızıldeniz Uluslararası Film Festivali Komitesi Başkanı Muhammed El-Türki'nin küresel insanlık mirasına sahip olarak nitelendirdiği bölgede, 67'den fazla ülkeden gelen sinemacılar 34 farklı dildeki 138 uzun ve kısa metrajlı filmdeki sinematik sanatsal repertuarlarını, halkları bir araya getiren sinema diliyle ve geçmişin asaletini ve bugünün gerçekliğini harmanlayan kültürel ve sanatsal bir gösteri eşliğinde izleyicilere sunacak.
Bu vesileyle Şarku'l Avsat, ABD ve Avrupa'nın önde gelen film yıldızlarıyla birlikte Hollywood'da birçok filme imza atan Suudi yapımcı ve Festival Komitesi Başkanı Muhammed El-Türki ile bir araya geldi. Muhammed El-Türki “Festival, Suudi Arabistan'ın için bir meydan okumaydı ve bu ilk denemede tevazu seviyesini aşarak ve uluslararası düzeyde bir festivale hazırlamak için zamanla yarıştı” dedi.
El-Türki muhabirimizin sorularını şöyle yanıtladı:

-Filmleri seçerken bir zorlukla karşılaştınız mı? Çok sayıda seçkin uluslararası filmin içinden, festival onları kazanmayı nasıl başardı? Film yapımcılarını festivale çeken ne oldu?
-Zorlu yanı birçok harika film arasından en iyisini seçmekti. Bu güzel bir meydan okuma ve şüphesiz izlemeye değer birçok film seçtik ve bunları festival izleyicisine sunmaktan mutluluk duyuyoruz.
Festival programı, farklı türdeki teknik ve sanal gerçeklik çalışmaları da dahil olmak üzere sinematik fikirler, yöntemler ve diller açısından oldukça zengin ve güçlü. Ama en güzeli, Suudi ve Arap filmleriyle ilgili olarak bile birçok seçeneğimizin olmasıydı. Bu, bölgedeki dinamizmin bir göstergesi. Festivalin yeni yetenekleri keşfetme fırsatı sunacağına ve birçok sürprize ev sahipliği yapacağına şüphe yok.

-Kızıldeniz Uluslararası Film Festivali’nin diğer film festivallerine katkısı ne olacak? Suudi sinemasına ve Suudi seyircisine neler katacak?
-Kızıldeniz Uluslararası Film Festivali, belki de en hızlı büyüyen yeni bir sinema pazarının kapısını açıyor. Sinemanın Suudi Arabistan'a dönüşüyle birlikte, festival bize ait hikayelerimizi ve yaratıcılığımızı dünyaya tanıtmanın yanı sıra Suudi ve Arap sinemacıları uluslararası film yapımcılarıyla buluşturmada önemli bir rol oynayacak. Festival Aralık ayında yapıldığı için, bu yılki sinema filmlerinin bir özeti olmasını sağladık. Örneğin festival, izleyicilere Global Choices programında festivallerin sunduğu en iyi filmleri izleme fırsatı sunuyor. Dolayısıyla festival Suudi ve Arap izleyicilerin bu filmleri görmeleri için büyük bir fırsat.
Kısacası festival, Suudi ve Arap sinemasına açılan yeni bir kapı, bu yılki  sinema filmlerinin özeti ve Suudi izleyiciler için yeni, uluslararası ve güzel sinema filmlerini izlemek için fırsat niteliğinde.

-Festival, Cidde'nin merkezindeki bu tarihi bölgedeki konumu da dahil olmak üzere karşılaştığı zorluklarla nasıl başa çıktı?
-Festivalin Cidde gibi tarihi bir şehirde ve UNESCO küresel insani mirası olarak sınıflandırılan Al-Balad gibi tarihi bir bölgede yapılmasından gurur duyuyoruz ve bunun birçok anlamı var. Sinema halkları ve kültürleri bu kozmopolit şehirde tanıştıkları gibi bir araya getiren insani bir deneyim ve iletişim aracıdır. Lokasyon olarak bu tarihi bölgeye konuk olmaya ve festivalin hikayesinde Cidde Al-Balad'ın başrol oynamasına hevesliydik. Tabii ki, bu çok fazla planlama ve hazırlık gerektiriyordu. Ancak ekip bunu başarmak için elinden gelen her şeyi yaptı.

-Her yeni projenin önünde engeller olur. Kızıldeniz Film Festivali'nde aştığınız en belirgin engeller nelerdir?
-Bu yeni bir festival ve sektörümüz gelişmekle birlikte henüz yeni sayılır ve bunun tamamen farkındayız. Cannes, Venedik ve Berlin gibi eski festivallerden bahsedecek olursak, onlar eskiler ve sahip oldukları itibarlarını on yıllar boyunca inşa etmişlerdir. Ancak göğüslediğimiz zorluk, zamanla yarışmak ve uluslararası düzeyde bir film festivali sunmak. Evet, bu bizim ilk deneyimimiz. Ancak bunun mütevazı bir festival olması gerektiği anlamına gelmediğine baştan karar verdik.
Bildiğiniz gibi festival ile ilgili çalışmalar 2019 yılında başladı. Ancak diğer festivallerde olduğu gibi uluslararası sağlık kriziyle karşı karşıya kaldık ve bu da bizi planlarımızı değiştirmeye zorladı. Uluslararası bir film festivali organize etmek büyük bir mücadele. En büyük zorluk da onu bu aşamada başlatmaktır. Ancak bu festivali Suudi Arabistan’ı onurlandıracak şekilde sunmaya kararlıyız.

-Festivale katılacakları kesinleşen uluslararası en önemli yıldızlar kimler?
-Açılış töreninde Arap sinemasının yıldızı Leyla Ulvi’yi ve Suudi yönetmen Hayfa el-Mansur’u onurlandıracağımız gibi sinemada kadının rolünün önemine dikkat çekmek istediğimiz için harika oyuncu Catherine Deneuve'yü de ağırlayacağız. Ayrıca festival Suudi Arabistan, Arap dünyası ve ötesinden Hind Sabri, Yusra, yıldızlar, yönetmenler ve aktrislerin katılımına da tanık olacak. Festival günleri ve açılış performansları boyunca bize birlikte katılacak daha çok sürprizimiz ve oyuncu var elbette. Biz takipte kalın.

-Suudi Arabistan'daki film endüstrisine yeni mi tanıklık ediyoruz yoksa diğerlerinin bittiği yerden mi başladı?
-Suudi sineması modern olarak kabul edilebilir. Ancak sinema küresel bir sanattır ve tüm insanları birleştiren bir iletişim aracıdır. Suudi sineması yeni bir sinema icat etmeyi değil bilakis yeni hikayeleri yeni bakış açılarıyla ve yeni yollarla anlatmayı hedefliyor. Sinema bizi bırakmadı biz de onu bırakmadık. Ancak bugün yeni ve yenilikçi sinema sahnelerini yeniden inşa edecek eşsiz bir kültürel ve sanatsal devrime tanık oluyoruz.

-Koronavirüsün ortaya çıkmasıyla özellikle de ABD ve Avrupa'da Omicron varyantının varlığını teyid ettikten sonra virüsten arınmış güvenli ve başarılı bir festivalin yürütülmesini garanti altına almak için ne tür önlemler alındı?
Küresel salgının böyle uluslararası festival düzenlenmesine ek bir zorluk oluşturduğunda şüphe yok. Ancak Suudi Arabistan, vatandaşların, sakinlerin ve misafirlerin güvenliğini sağlamak için proaktif bir yaklaşım benimsedi. Günlük vaka sayısı 40’ın altına düşürülmesi ve nüfusun yüzde 83'ünden fazlasının iki doz aşılı olması da dahil olmak üzere birçok önlem alınmış durumda.
Festivale hazırlık süreci boyunca yetkili makamlarla yakın işbirliği içinde çalıştık. Cannes ve Venedik festivalleri gibi bizden önceki deneyimlerden de yararlandık ve herkesin güvenliğini sağlamak için en iyi standartları belirledik.

-Muhammed El-Türki sadece Hollywood dünyasına ulaşmakla kalmadı, aynı zamanda hem profesyonel hem de kişisel olarak Hollywood'la arkadaş olmak açısından da bu dünyaya entegre oldu. Peki bu nasıl oldu? Bu dünyaya girmek ve içinde olmak isteyen birine tavsiyeniz nedir?
-İngiltere'deki üniversite eğitimim sırasında çok sayıda yetenek ve yıldızla tanıştım ve Hollywood ile bağlantılar kurdum. Özellikle Hilton ailesini tanıdım ve oradan da sinema sektöründe birçok seçkin sanatçı ile tanışma fırsatım oldu. Bu ilişkilerin ardından bu işin üretim tarafında olmayı kendime bir görev bildim. Bir yapıt üretmeye başladığımızda, film ekibi ve çalışanlarıyla çok özel bir ilişki kuruyoruz. Misyonu, kitlelere hitap eden işler sunmak olan bir aile haline geliyoruz. Böylece filmlerim aracılığıyla örneğin yıldız Richard Gere ile tanıştım ve sonra birlikte Roma, New York, Londra, Abu Dabi ve dünyanın geri kalanında tanıtmak için dışarı çıktık.
Ardından, What The Price'ın yapımcılığını yaparken Zac Efron, Dennis Quaid ve Heather Gram ile çalıştım. Filmin dünya prömiyeri Venedik Film Festivali'nde yapıldı. Ardından filmi tanıtmak için Londra, New York ve diğer şehir ve başkentlere gittik.
Yapımcılığın yanı sıra Sean Penn ve amfAR (ABD Aids Araştırma Vakfı) yardım konseri de dahil olmak üzere sinema sektörü tarafından desteklenen birçok etkinliğe ve hayır faaliyetine katkıda bulundum.
Bu alana yönelmek isteyenlere tavsiyem sabırlı olmaları, sebat etmeleri ve arzuladıkları hedeflere ulaşmak için çaba göstermeleridir. Başarı kolay gelmez ve hayaller kararlılıkla gerçekleşir.

-Yönetmenler, Suudi filmlerinin sinemalarda erken perde kapatmasını ve çok sayıda sinema filmine rağmen nadir durumlar dışında seyircinin fimlere ilgisinin mütevazı seviyede kaldığından bahsettiler.. Sizce bunun sebebi nedir?
-Birkaç yıl önce Suudi sineması sadece bir rüyaydı ve uzun metrajlı Suudi filmleri yapıldığında bile gösterimleri festivaller ve sinema kulüpleriyle sınırlı kalırdı. Bugün daha fazla yapım görüyoruz. Festival filmlerin yanı sıra toplu çalışmalar görüyoruz. Bu da bizi umutlandırıyor.
Henüz genç olsa da Suudi sinemasının rekabetçi olduğuna ve yerel ve uluslararası bir konuma sahip olacağına inanıyoruz. Seyirci sayılarını ve Suudi sinemasının gişedeki performansını bugünden ölçmek için çok erken ve adil değil. Sinema 2019'da Suudi Arabistan'da tekrar canlandı. Ardından 2020'nin başında hepimiz küresel salgınla karşı karşıya kaldık. İlk uluslararası film festivali başlamak üzere. Kendimize biraz zaman verelim... Gelecek günler pek çok sürpriz getirecek. Suudi sinemasının salt sinemasal bir faaliyetten entegre bir film endüstrisine geçiş aşamasında olduğu konusunda çok iyimseriz.



Muhammed bin Selman ve Sisi bölgedeki gelişmeleri görüştü

TT

Muhammed bin Selman ve Sisi bölgedeki gelişmeleri görüştü

Muhammed bin Selman ve Sisi bölgedeki gelişmeleri görüştü

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, Ortadoğu’daki gelişmeleri ve bu çerçevede yürütülen çabaları ele aldı. Görüşmede özellikle bölgenin güvenliği ve istikrarıyla ilgili dosyalar üzerinde duruldu.

İki lider, Pazartesi akşamı Cidde’deki Selam Sarayı’nda iftar sofrasında bir araya geldikleri görüşmede, iki ülke arasındaki köklü ve tarihi ikili ilişkileri ve bunların farklı alanlarda geliştirilmesine yönelik yolları ele aldı. Ayrıca Arap ve İslam dünyasını ilgilendiren bir dizi konu da masaya yatırıldı.

frgtyh
Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Cidde’de Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’yi karşılarken (SPA)

Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Pazartesi öğleden sonra Cidde’deki Kral Abdülaziz Uluslararası Havalimanı’nda, Cumhurbaşkanı Sisi’yi karşılamıştı. Ziyaretin, “iki ülke arasındaki tarihi kardeşlik ilişkilerini güçlendirme ve ortak ilgi alanına giren bölgesel ve uluslararası meselelerde istişare ve koordinasyonu sürdürme” çerçevesinde gerçekleştiği belirtildi.

Mısır Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Büyükelçi Muhammed eş-Şennavi, Veliaht Prens’in görüşmede iki ülke arasındaki köklü ilişkilerin merkezi önemini vurguladığını ve bunları iki kardeş halkın çıkarları doğrultusunda daha ileri ufuklara taşımayı arzu ettiğini ifade ettiğini aktardı. Sisi’nin ise Mısır ile Suudi Arabistan arasındaki kardeşlik ilişkilerinde kaydedilen büyük gelişmeye işaret ederek, ikili iş birliğinin farklı alanlarda ilerletilmesinin önemini vurguladığını kaydetti.

dfrthy
Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Cidde’de Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’yi karşılarken (SPA)

Sözcü, görüşmede Gazze’deki durumun da ele alındığını belirterek, tarafların savaşın durdurulmasına ilişkin anlaşmaya tüm tarafların bağlı kalmasının ve ABD Başkanı Donald Trump’ın barış planının uygulanmasının gerekliliğini teyit ettiğini söyledi. Ayrıca Gazze’ye insani yardımların engel olmaksızın ulaştırılmasının artırılması ve erken toparlanma ile yeniden imar sürecinin hızla başlatılmasının önemine dikkat çekildi.

Açıklamada, Filistin halkının toprakları dışına zorla göç ettirilmesine yönelik her türlü girişimin reddedildiği vurgulanarak, çözümün iki devletli çözümün hayata geçirilmesine götürecek kapsamlı bir siyasi sürecin başlatılmasında yattığı ifade edildi.

xscdfgt
Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Cidde’de Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’yi kabulü sırasında (SPA)

Görüşmede ayrıca ortak ilgi alanına giren bir dizi bölgesel ve uluslararası dosya ele alındı. Bölgede gerilim ve tırmanıştan kaçınılmasının, krizlerin diyalog yoluyla barışçıl çözümlerle ele alınmasının ve Arap dayanışmasının güçlendirilmesinin önemi vurgulandı. Devletlerin egemenliğine, birliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesi ile iç işlerine müdahale edilmemesi gerektiğinin altı çizildi.

Tarafların, bölgesel istikrarın korunması amacıyla siyasi istişare ve koordinasyonu sürdürme ve güçlendirme konusunda mutabık kaldıkları bildirildi.

Görüşmeye Suudi tarafından Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan, Devlet Bakanı ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Musaid el-Ayban, Şura Konseyi İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı İsam bin Said ve Genel İstihbarat Başkanı Halid el-Humeydan katıldı. Mısır tarafından ise Cumhurbaşkanlığı Divan Başkanı Tümgeneral Ahmed Ali, Dışişleri ve Uluslararası İş Birliği ile Yurtdışı Mısırlılar Bakanı Bedr Abdülati, Genel İstihbarat Başkanı Tümgeneral Hasan Reşad ve Cumhurbaşkanlığı Ofis Müdürü Müsteşar Ömer Mervan hazır bulundu.

frgth
Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Cidde’de Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’yi kabulü sırasında (SPA)

Cumhurbaşkanı Sisi, Pazartesi akşamı Cidde’den ayrıldı. Sisi’yi Kral Abdülaziz Uluslararası Havalimanı’ndan Veliaht Prens Muhammed bin Selman uğurladı.

Riyad ile Kahire, bölgede gerilimin düşürülmesinin önemi konusunda görüş birliği içinde bulunuyor. Mısır eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Büyükelçi Hüseyin Heridi, daha önce Şarku’l Avsat’a yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan ve Mısır’ın gerilimi azaltmaya yönelik çabalara angaje olduklarını ve diğer ülkelerle birlikte bölgeyi ateşe atabilecek bir savaşın önüne geçmek için siyasi çözümler üzerinde çalıştıklarını söylemişti.

Heridi, iki ülke arasında Sudan’daki savaşın sona erdirilmesi konusunda da mutabakat bulunduğunu belirterek, tarafların ateşkese ulaşılması ve tüm güçlerin katılacağı siyasi çözümlerin hayata geçirilmesi için çalıştıklarını ifade etti.

Geçen Ocak ayı başında Cumhurbaşkanı Sisi, Suudi Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan’ı Kahire’deki İttihadiye Sarayı’nda kabul etmişti. İki ülke, özellikle Sudan, Yemen, Somali ve Gazze Şeridi başta olmak üzere bölge krizlerine barışçıl çözümler bulunması, devletlerin birliği ve toprak bütünlüğünün korunması konusunda görüş birliği içinde olduklarını teyit etmişti.

67jı8
Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Cidde’deki Kral Abdülaziz Uluslararası Havalimanı’nda Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’yi uğurlarken (SPA)

İkili düzeyde ise Suudi Arabistan ile Mısır, Kahire ile Riyad arasındaki kapsamlı kurumsal iş birliği çerçevesini oluşturan ve stratejik ortaklığın tüm boyutlarının takibini sağlayacak olan Yüksek Koordinasyon Konseyi’nin ilk toplantısının düzenlenmesine yönelik hazırlıkları sürdürüyor.

Pazar akşamı Mısır Devlet Enformasyon Bakanı Diya Reşvan, Kahire’de Suudi Kraliyet Divanı Danışmanı ve Eğlence Otoritesi Yönetim Kurulu Başkanı Turki el-Şeyh’i kabulü sırasında, iki ülke arasındaki ilişkilerin kader birliği ve çıkarların örtüşmesine dayanan, köklü bir Arap bütünleşmesi ve stratejik ortaklık modeli teşkil ettiğini, Arap ulusal güvenliğini tehdit eden tüm meydan okumalar karşısında uzun bir koordinasyon ve dayanışma geçmişine sahip olduğunu söyledi.


Ramazan ve Umre ibadetini kolaylaştırmak için yapay zeka

Organizasyon, hacıların güvenliğini sağlamak amacıyla dış kapılardan başlıyor (SPA))
Organizasyon, hacıların güvenliğini sağlamak amacıyla dış kapılardan başlıyor (SPA))
TT

Ramazan ve Umre ibadetini kolaylaştırmak için yapay zeka

Organizasyon, hacıların güvenliğini sağlamak amacıyla dış kapılardan başlıyor (SPA))
Organizasyon, hacıların güvenliğini sağlamak amacıyla dış kapılardan başlıyor (SPA))

Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakanlığı, "Ramazan Umre Sezonu" için plan ve programlarını güçlendirdi.

Hac Bakanlığı, geçmiş verileri, çoklu operasyonel modelleri ve sosyal medya platformlarının metin analizlerini temel alarak, çeşitli giriş noktalarındaki hacı sayısını gerçek zamanlı olarak tahmin etmek için yapay zeka modellerini kullanıyor. Bakanlık sözcüsü Dr. Gassan el-Nuvimi'ye göre böylece, halkın etkileşimini izleyip hizmetleri değerlendirerek erken müdahale kapasitesini artırıyor ve deneyimin kalitesini sürekli iyileştiriyor.

Sözcü, Bakanlığın hacıların yolculuğunu entegre bir süreç olarak ele aldığını, yanıt süresi ve sunulan çözümlerin kalitesini ölçen kesin performans göstergeleriyle bağlantılı net eksikleri giderme ve işleme mekanizmaları dahilinde, sorular, şikayetler ve raporları almak için birleşik kanalları etkinleştirerek verimliliği artırdığını ve memnuniyet düzeyini yükselttiğini açıkladı.


Suudi Arabistan, Irak'ın Kuveyt'in egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterme taahhüdünün önemini vurguladı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı logosu
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı logosu
TT

Suudi Arabistan, Irak'ın Kuveyt'in egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterme taahhüdünün önemini vurguladı

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı logosu
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı logosu

Suudi Arabistan, Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla yaptığı açıklamada, Krallık ile Kuveyt arasında belirlenen sınırlarla ayrılan su altındaki alanda herhangi bir başka tarafın hak iddialarını kesin bir dille reddettiğini yineleyerek, Irak'ın Kuveyt'in egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı gösterme taahhüdünün önemini vurguladı.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklamada, "Suudi Arabistan Krallığı Dışişleri Bakanlığı, kardeş Irak Cumhuriyeti'nin Birleşmiş Milletler'e sunduğu koordinat listelerini ve haritaları büyük ilgi ve endişeyle takip etmektedir. Bu listelerde ve haritalarda, Suudi Arabistan-Kuveyt sınır bölgesi ile komşu olan su altında kalan bölgenin büyük bir kısmının Kuveyt'e ait olduğu belirtilmektedir. Suudi Arabistan Krallığı, 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi hükümlerine dayanan ve aralarında imzalanan ve yürürlükte olan anlaşmalar uyarınca, bu bölgedeki doğal kaynakların mülkiyetini Kuveyt Devleti ile paylaşmaktadır. Bu koordinatlar ayrıca Fasht al-Qaid ve Fasht al-Aij gibi deniz alanları ve açık denizler üzerinde kardeş Kuveyt Devleti'nin egemenliğini de ihlal etmektedir” denildi.

Açıklamada ayrıca şu ifadeler yer aldı: "Krallık, Suudi Arabistan Krallığı ile Kuveyt Devleti arasında belirlenen sınırla bölünmüş su altı bölgesinde başka herhangi bir tarafın hak sahibi olduğu yönündeki iddiaları kesin bir şekilde reddettiğini yineler. Ayrıca, Irak Cumhuriyeti'nin Kuveyt Devleti'nin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü saygı gösterme, ikili ve uluslararası taahhüt ve anlaşmaları ve özellikle Kuveyt Devleti ile Irak Cumhuriyeti arasındaki kara ve deniz sınırlarını belirleyen Güvenlik Konseyi'nin 833 (1993) sayılı kararı olmak üzere tüm ilgili Birleşmiş Milletler kararlarını saygı gösterme taahhüdünün önemini vurgulamaktadır. Dışişleri Bakanlığı, farklılıkların çözülmesi için akıl, bilgelik ve diyaloğun üstün gelmesini ve uluslararası hukukun kuralları ve ilkeleri ile iyi komşuluk ilişkilerine uygun olarak ciddi ve sorumlu bir şekilde hareket edilmesi çağrısında bulunmaktadır.