Kaddafi'nin oğlunun adaylığına karşı verilen hukuk savaşı hız kazandı

Libya Yüksek Seçim Komisyonu, Seyfulislam Kaddafi’nin seçim yarışına dönmesinin önünü açan yargı kararına itiraz edeceğini duyurdu.

Seyfülislam Kaddafi'nin cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmasına karşı verilen hukuki mücadele sürüyor. (AFP)
Seyfülislam Kaddafi'nin cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmasına karşı verilen hukuki mücadele sürüyor. (AFP)
TT

Kaddafi'nin oğlunun adaylığına karşı verilen hukuk savaşı hız kazandı

Seyfülislam Kaddafi'nin cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmasına karşı verilen hukuki mücadele sürüyor. (AFP)
Seyfülislam Kaddafi'nin cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmasına karşı verilen hukuki mücadele sürüyor. (AFP)

Zayed Hediye
Libya’nın eski lideri Muammer Kaddafi'nin oğlu Seyfulislam Kaddafi’nin cumhurbaşkanlığı seçimlerine adaylığını koymasıyla Kaddafilerin yeniden iktidara gelme girişimlerini engellemeye yönelik hukuk mücadelesi de hız kazandı. Öyle ki Libya Yüksek Seçim Komisyonu’nun birkaç gün önce, Sebha Mahkemesi’nin Seyfulislam Kaddafi’nin adaylık başvurusunun reddedilmesine karşı yapılan itirazı kabul etmesinin ardından temyize gidileceği duyuruldu.
Libya Yüksek Seçim Komisyonu üyesi Ebubekir Merda, komisyonun adaylıklarını reddettiği kişilerin itirazlarını kabul eden mahkemelere pazar veya pazartesi günü itiraz edileceğini açıkladı. Temyiz aşaması henüz bitmediğine dikkati çeken Merda, temyiz davalarına bakan mahkemelerin prosedürlerini etkileyen bir acil durum olmadıkça itirazların en geç salı gününe kadar kabul edileceğini belirtti.
Sebha Mahkemesi, mahkeme heyetinden bazı hakimlerin ilk duruşmaya katılmamasından dolayı davanın görülememesi nedeniyle günlerce süren gergin havanın ardından geçtiğimiz perşembe günü, Seyfulislam Kaddafi’nin Yüksek Seçim Komisyonu'nun cumhurbaşkanlığı seçimlerine adaylık başvurusunu reddetme kararına yaptığı itirazı kabul etti.

Bitti sanılan tartışma yeniden alevlendi
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı habere göre Yüksek Seçim Komisyonu Başkanı İmad es-Saih’in açıklamaları, Seyfulislam Kaddafi'nin adaylığı konusundaki yasal ve siyasi tartışmaları bir kez daha alevlendirdi. Libya Temsilciler Meclisi (TM) Üyesi Caballah eş-Şeybani, konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı:
“Yüksek Seçim Komisyonu’nun Seyfulislam Kaddafi’nin cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yeniden adaylığını koymasını engellemek için yargıya başvurması, güvenilirliğini zedeliyor. Komisyonun mahkemeye başvurması ve Seyfulislam Kaddafi’nin seçim yarışına geri dönmesini sağlayan yargı kararını temyize götürmesi, komisyonun tarafsız olmadığı, profesyonel davranmadığı ve çifte standart uygulandığı gibi söylentileri ve şüpheleri teyit edecek. Bu da TM’nin seçim sürecinin gidişatını düzeltmek için müdahale etmesini gerektirecek.”
Libya'nın batısında, Kaddafi'nin oğluna muhalif isimlerden olan Naci el-Hac da şu açıklamada bulundu:
“Yüksek Seçim Komisyonu, Seyfulislam Kaddafi'nin cumhurbaşkanlığı seçimlerine katılımını dışarıdan destek alan iç baskıların bir sonucu olarak reddetmek zorunda. Libya sahnesinde nüfuz sahibi olan büyük ülkeler, onun (Seyfulislam Kaddafi'nin) iktidara dönmesini istemiyorlar.”

Üstü kapalı çağrı
Uluslararası Af Örgütü, Libya yargısına ve Yüksek Seçim Komisyonu’na suç işlediğinden şüphelenilen kişilerin, haklarındaki iddialarla ilgili soruşturmalar tamamlanana kadar uluslararası hukuka uygun olarak adaylıktan men etmeleri çağrısında bulundu. Örgüt, herhangi bir ismin yer almadığı açıklamasında, söz konusu kişilerin başka ihlallerde bulunmalarına, suçlarını örtbas etmelerine, soruşturmalara müdahalede bulunmalarına veya kovuşturmalara karşı dokunulmazlık kazanmalarına imkan tanıyabilecek makamlardan uzaklaştırılmaları gerektiğini vurguladı.

Yabancı güçlerin Libya'dan ayrılmasına ilişkin tartışma sürüyor
Ancak Libya’daki tartışmalar seçim süreciyle sınırlı değil. Ülkedeki yabancı güçler meselesi de gerilime neden oluyor. 5+5 Ortak Askeri Komite (OAK), yabancı güçlerin Libya topraklarından çekilmesiyle ilgili Cenevre’de açıklanan Eylem Planı’nın uygulanmasını müzakere ettiği yurt dışı turunu sürdürüyor. Önce Ankara’yı ziyaret eden OAK ardından Moskova'ya gidecek.  
Türkiye ve Rusya, Libya’daki en büyük askeri varlığı olan ülkeler olarak birkaç yıldır yerel taraflar arasındaki gerginlikte büyük bir etkiye sahipler. 
OAK Üyesi Binbaşı Ferec es-Susaa, Ortak Askeri Komite’nin Türk yetkililerle Berlin Konferansı kararlarının ve Cenevre'de yerel taraflar arasında imzalanan ateşkes anlaşmasının uygulanmasının yanı sıra Libya’daki yabancı güçlerin ve paralı askerlerin geri çekilmesi çağrısında bulunan yazılı açıklamalar hakkında görüştüğünü belirtti. Ankara'nın çekilmenin eş zamanlı olması şartıyla OAK’ın talebini memnuniyetle karşıladığını belirten Susaa, “OAK, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararları uyarınca aynı amaçla Moskova'ya gidecek. İlerleyen süreçte ülkedeki yabancı güçler, uluslararası ve yerel gözlemcilerin gözetiminde eşzamanlı olarak geri çekilecek” dedi.
Diğer yandan Milli Savunma Bakanlığı’ndan (MSB), yapılan açıklamada, “OAK’ın talebi üzerine Libya'daki Birleşmiş Milletler Destek Misyonu (UNSMIL) aracılığıyla Ankara’da 03 Aralık 2021 tarihinde heyetler arası bir görüşme gerçekleştirilmiştir” denildi.
Açıklamada ayrıca şu ifadeler yer aldı:
“Görüşmede, 5+5 OAK tarafından 08 Ekim 2021’de Cenevre’de açıklanan Eylem Planı hakkında bilgi verilmiştir. Ayrıca Libya’nın barış, istikrar ve güvenliği için atılabilecek adımlar ele alınmıştır.”

Avrupa baskısı
OAK, iki ülkeyi (Türkiye ve Rusya) Libya'daki askeri varlığına son vermeye çağırmak için ziyaret ederken Avrupa’daki yetkililerden Moskova ve Ankara’ya, birkaç hafta içinde cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin yapılacağı Libya’daki askeri güçlerini ülkeden çekmeleriyle ilgili talebe karşılık vermeleri çağrısında bulunan yeni açıklamalar geldi.
Avrupa Birliği (AB) Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi ve Komisyon Başkan Yardımcısı Josep Borrell, Rusya ve Türkiye'ye ‘Libyalı ve uluslararası tarafların binlerce paralı asker ve yabancı savaşçının ülkeden ayrılmalarıyla ilgili bir mekanizma üzerinde çalışma çabalarına karşılık olarak ‘Libya’daki krizin çözülmesine desteklemek amacıyla askeri güçlerini geri çekmeleri’ çağrısında bulundu.
İtalya'nın başkenti Roma'da geçtiğimiz cumartesi günü düzenlenen Akdeniz Diyalogu Konferansı'nda konuşan Borrell, Libya'da Rusya ve Türkiye gibi çok sayıda dış güç olduğunu ve Libya'daki krizin çözümü için ülkeyi terk etmek zorunda olduklarını söyledi. Libya'nın cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerini belirlenen tarihte gerçekleştirmesi gerektiğini ve böylece meşru bir hükümetin kurulabileceğini vurgulayan Borrell, “Libya'da seçimler yapılmadan devam edilmesi büyük bir soru işareti oluşturacaktır” dedi. Borrell, AB’nin birkaç hafta içinde yapılması planlanan cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerini izlemek için Libya’ya teknik bir heyet göndermeye hazır olduğunu da sözlerine ekledi.
AB Sınır Yardım Misyonu (EUBAM) Direktörü Natalina Cea da AB'nin Libya, Nijer, Mali ve Moritanya'daki AB misyonları arasındaki bir iş birliği platformu aracılığıyla paralı askerlerin ve yabancı savaşçıların Libya'dan çekilmesini kolaylaştırmaya hazır olduğunu açıkladı. OAK’ın Afrika Sahel bölgesi ülkelerinden başlayarak paralı askerlerin Libya'dan çekilmesiyle ilgili bir plan sunduğunu belirten Cea, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“OAK, bu çerçevede AB’den destek talep etti. Libya, Mali, Nijer ve Çad gibi ülkelerdeki AB misyonları arasındaki bölgesel koordinasyon üzerinde çalışıyoruz. Silahsızlanma, paralı askerlerin ve yabancı savaşçıların ülkelerine dönmeleri ve toplumlarına yeniden entegre olmaları konusunda elimizden gelen her şeyi yapmaya çalışacağız.”



Şam’da kadın polis enstitüsü açıldı… Muhalif subaya albay rütbesi verildi

Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)
TT

Şam’da kadın polis enstitüsü açıldı… Muhalif subaya albay rütbesi verildi

Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)
Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışı sırasında İçişleri Bakanı Enes Hattab’ın güvenlik yetkilileri ve Kadın Polis Enstitüsü yöneticileriyle birlikte çekildiği hatıra fotoğrafı (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Suriye İçişleri Bakanı Enes Hattab, Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü’nün açılışını gerçekleştirdi. Bu adımın, kadınların polis ve güvenlik alanındaki rolünü güçlendirmeyi ve farklı uzmanlık alanlarında daha geniş katılımını sağlamayı hedeflediği belirtildi.

Enstitünün açılışına paralel olarak Suriye İçişleri Bakanlığı, “el-Anud” lakabıyla bilinen ve daha önce rejimden ayrılan subay Yüsra Diyab el-Kata’na’nın albay rütbesine terfi ettirildiğini duyurdu. Kata’na’nın kökeninin Dera kırsalındaki el-Lecat bölgesine dayandığı ve Suriye devriminin ilk dönemlerinde eski rejim ordusundan ayrıldığını açıklayan ilk subaylar arasında yer aldığı ifade edildi.

İçişleri Bakanı Enes Hattab, cumartesi günü açılışta yaptığı konuşmada, enstitünün donatılması ve eğitim programlarının hazırlanmasının yaklaşık bir yıl süren yoğun bir çalışma sonucunda tamamlandığını söyledi. Hattab, bu süreçte uzman bir ekibin modern polislik gereksinimlerine uygun bir eğitim ortamı oluşturmak ve kursiyerler için öğrenme ile mesleki eğitim imkânlarını sağlamak amacıyla büyük çaba harcadığını belirtti.

gth
Şam kırsalındaki Tel kentinde Kadın Polis Enstitüsü yöneticileri İçişleri Bakanı’nı karşılarken (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Bakan, enstitünün güvenlik alanında görev alacak kadın kadroların yetiştirilmesi ve eğitilmesi için uzmanlaşmış bir merkez olacağını vurguladı. Ayrıca kursiyerlere görevlerini etkin ve yetkin biçimde yerine getirebilmeleri için gerekli bilgi, disiplin ve mesleki becerilerin kazandırılacağını ifade etti.

Hattab, İçişleri Bakanlığı’nın “kurtuluştan” sonraki ilk günden itibaren kadınların güvenlik ve polislik çalışmalarına ile toplumsal hizmetlere katılımını güçlendirmeyi görev edindiğini belirterek, bunun kadınların haklarını ve mahremiyetini koruyacak şekilde, toplumsal değerler ve mesleki standartlarla uyumlu biçimde yürütüleceğini söyledi.

gh
Albay rütbesine terfi ettirilen muhalif subay Yüsra Diyab el-Kata’na (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Bakan ayrıca, halkının yanında yer almayı seçen, özgürlük ve adalet değerlerini destekleyerek eski rejimden ayrılan kadın subayları memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. Bu subayların bugün kuruma katılmasının kurumun deneyimine önemli katkı sağladığını ve ülke çıkarlarını ve topluma hizmeti her şeyin üzerinde tutan herkese kapı açan ulusal bir sürecin somut göstergesi olduğunu ifade etti.

Enstitü Müdürü Tuğgeneral Hüda Mahmud Sercavi ise enstitünün kurulmasının, polislik çalışmalarını geliştirmeyi ve mevcut dönemin ihtiyaçlarıyla uyumlu şekilde modernize etmeyi amaçlayan ulusal bir vizyonun parçası olduğunu söyledi. Sercavi, enstitünün çeşitli toplumsal meselelerle başa çıkabilecek kadın polis kadrolarının yetiştirilmesi için uzmanlaşmış bir eğitim platformu olacağını kaydetti.

vfgbh
Kadın Polis Enstitüsü Müdürü Tuğgeneral Hüda Mahmud Sercavi (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Sercavi ayrıca enstitünün, devletin kadınların yeteneklerine ve toplumun korunması ile istikrarın güçlendirilmesindeki rollerine duyduğu inancı yansıtan kurumsal bir model oluşturma yolunda önemli bir adım olduğunu vurguladı.

Açılış törenine çok sayıda güvenlik ve idari yetkili katıldı. Etkinliğin, polis kurumlarının geliştirilmesi ve en yüksek mesleki standartlara göre eğitilmiş kadın kadrolarla güçlendirilmesi çabalarının bir parçası olduğu ifade edildi. Bu adımın güvenlik sisteminin desteklenmesine ve topluma hizmetin güçlendirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor.

İçişleri Bakanı ayrıca enstitünün çeşitli bölümlerinde incelemelerde bulundu. Ziyaret sırasında eğitim ve hazırlık salonları ile yönetim ofisleri ve idari birimler gezildi.

67ı
İçişleri Bakanı Enes Hattab ile birlikte Kadın Polis Enstitüsü’nde inceleme yapan bazı Suriye güvenlik yetkilileri (Suriye İçişleri Bakanlığı)

Bakan, enstitü yöneticilerinden uygulanan eğitim programları ile kursiyerlerin polislik görevine hazırlanması ve eğitilmesine ilişkin mekanizmalar hakkında bilgi aldı. Tuğgeneral Sercavi de enstitüde yürütülecek çalışma planları hakkında kapsamlı bir sunum yaptı.

Enstitünün, kursiyerleri polis ve hukuk bilimleri ile saha becerilerini kapsayan uzmanlaşmış eğitim programları aracılığıyla yetiştirmeyi hedeflediği belirtildi. Ayrıca kadın polis varlığının gerekli olduğu toplumsal meselelerle başa çıkmaya yönelik yöntemler konusunda da eğitim verileceği ifade edildi.


Batı Şeria’da İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu aynı aileden dört kişi hayatını kaybetti

Ramallah’ta İsrailli yerleşimcilerin saldırıları sonucu 3 Filistinlinin hayatını kaybetmesinin ardından ağlayan bir kadın (Arşiv – Reuters)
Ramallah’ta İsrailli yerleşimcilerin saldırıları sonucu 3 Filistinlinin hayatını kaybetmesinin ardından ağlayan bir kadın (Arşiv – Reuters)
TT

Batı Şeria’da İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu aynı aileden dört kişi hayatını kaybetti

Ramallah’ta İsrailli yerleşimcilerin saldırıları sonucu 3 Filistinlinin hayatını kaybetmesinin ardından ağlayan bir kadın (Arşiv – Reuters)
Ramallah’ta İsrailli yerleşimcilerin saldırıları sonucu 3 Filistinlinin hayatını kaybetmesinin ardından ağlayan bir kadın (Arşiv – Reuters)

Filistin Sağlık Bakanlığı, işgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyinde bir Filistinli erkek, eşi ve iki küçük çocuğunun bugün İsrail ordusunun açtığı ateş sonucu hayatını kaybettiğini açıkladı.

Filistin Kızılayı da ekiplerinin, Tubas’ın güneyindeki Tamun beldesinde İsrail güçlerinin ateş açtığı bir araçtan iki yetişkin ile iki çocuğun cansız bedenlerini çıkardığını bildirdi.

İsrail ordusu ise AFP’ye olaya ilişkin haberleri soruşturduğunu açıkladı.

Ramallah merkezli Filistin Sağlık Bakanlığı yaptığı açıklamada, ‘Tamun’da açılan ateş sonucu aynı aileden dört şehidin Tubas’taki Türk Devlet Hastanesi’ne ulaştığını’ belirtti.

Açıklamada hastaneye 37 yaşındaki bir erkek, 35 yaşındaki bir kadın ile 5 ve 7 yaşlarında iki çocuğun cenazelerinin getirildiği, hepsinin kurşun yaraları bulunduğu ifade edildi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA ise çiftin diğer iki çocuğunun, 8 ve 11 yaşlarında olduklarını ve kurşun parçalarıyla yaralandıklarını aktardı. Ajans, İsrail güçlerinin bugün erken saatlerde ailenin bulunduğu araca ateş açtığını bildirdi.

İsrail, Batı Şeria’yı 1967 yılından bu yana işgal altında tutuyor. Bölgede şiddet, 7 Ekim 2023’te başlayan Gazze savaşından bu yana artış gösterdi.

Yerleşimci şiddeti de artış gösterdi. Özellikle İsrail tarihinin en sağcı hükümetlerinden biri olarak nitelendirilen mevcut hükümetin, yerleşim faaliyetlerini hızlandırmasıyla bu artış dikkat çekti. Hükümetin 2025 yılında 54 yeni yerleşim biriminin inşasına onay verdiği, bunun da rekor bir sayı olduğu belirtildi.

Gazze Şeridi’nde 10 Ekim’den bu yana yürürlükte olan ateşkes anlaşmasına rağmen şiddetin seviyesi düşmedi.

Şarku’l Avsat’ın AFP’den aktardığına göre Gazze savaşının başlamasından bu yana Batı Şeria’da bazıları savaşçı olmak üzere bin 45’ten fazla Filistinli, İsrail askerleri veya yerleşimciler tarafından öldürüldü.

Aynı dönemde resmi İsrail verilerine göre, Filistin saldırılarında ya da İsrail askeri operasyonları sırasında aralarında siviller ve askerlerin de bulunduğu en az 45 İsrailli hayatını kaybetti.


El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
TT

El-Hamidavi… İran’ın Irak’taki gizemli adamı

El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.
El-Hamidavi olduğu ifade edilen kişinin, 6 Kasım 2021’de kamuoyu önündeki tek görünümünde maske, güneş gözlüğü ve kefiye taktığı görülüyor.

Irak’ta Ketaib Hizbullah Genel Sekreteri Ebu Hüseyin el-Hamidavi’nin akıbetine ilişkin çelişkili haberler gelmeye devam ediyor. Bazı kaynaklar, dün sabaha karşı Bağdat’ın Kerade semtinde örgüte ait bir evi hedef alan saldırıda Hamidavi’nin öldürüldüğünü ileri sürerken, bazıları ise saldırıdan kurtulduğunu belirtti. Olayın ardından sosyal medyada paylaşılan bir videoda, Hamidavi olduğu düşünülen bir kişinin başından yaralandığı görüldü. Peki yıllardır ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak anılan bu isim kim?

Eski Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) Başkan Yardımcısı Ebu Mehdi el-Mühendis tarafından kurulan Ketaib Hizbullah, Irak’ta önemli bir nüfuza sahip. 2021 yılında Bağdat Havalimanı yakınlarında düzenlenen ABD saldırısında öldürülen el-Mühendis’in kurduğu örgüt, hem Haşdi Şabi içindeki ana silahlı yapılardan birini oluşturması hem de Irak’taki Amerikan çıkarlarına yönelik saldırılardaki rolüyle dikkat çekiyor. Buna karşın örgütün önde gelen isimleri, medyada görünmemeleri ve üst düzey kadrolar için uygulanan sıkı güvenlik önlemleri nedeniyle uzun süredir büyük bir gizlilik ve belirsizlik perdesiyle çevrili bulunuyor.

İran’ın gizemli adamı

Ahmed Muhsin Ferec el-Hamidavi’nin adı, son yıllarda Irak’ta meydana gelen birçok olayla ilişkilendiriliyor. ‘Ebu Hüseyin’ lakabıyla bilinen bu isim hakkında dolaşan bilgilerin çoğu ise kişiliğine dair kesin bir tablo ortaya koymuyor. Babası Muhsin el-Hamidavi’ye ait olduğu belirtilen fotoğraflar zaman zaman dolaşıma girse de, Ebu Hüseyin’in görüntüsü yıllardır medyada yer almıyor.

frgbth
Bağdat’ta, Halk Seferberlik Güçleri (Haşdi Şabi) karargahını hedef alan hava saldırısında hayatını kaybeden Ketaib Hizbullah mensupları için cenaze töreni düzenlendi. (Reuters)

Hamidavi hakkında paylaşılan bilgilere göre 1971 yılında Bağdat’ta doğdu. Ailesinin Irak’ın güneyindeki Meysan vilayetinden geldiği, 1950’li ya da 1960’lı yıllarda başkent Bağdat’a göç etmiş olabileceği belirtiliyor.

Bazı rapor ve analizler ise Hamidavi’nin örgüt içinde etkili bir aileye mensup olduğunu öne sürüyor. Buna göre oğlu Zeyd el-Hamidavi’nin, örgütün X platformu üzerinden yayımlanan açıklamalarını paylaşan ve ‘Ebu Ali el-Askeri’ adıyla bilinen hesabı yöneten kişi olduğu düşünülüyor. Kardeşlerinin de silahlı grupta üst düzey görevlerde bulunduğu ifade ediliyor.

Haşdi Şabi’ye yakın kaynaklar, Hamidavi’nin son derece güçlü bir güvenlik hassasiyetine sahip olduğunu belirtiyor. Bu kaynaklara göre Hamidavi cep telefonu veya elektronik cihazları doğrudan kullanmıyor; yalnızca güvendiği yardımcıları aracılığıyla iletişim kuruyor. Hareketlerini ise genellikle çok dar bir çevre dışında kimse bilmiyor.

gtrhbtg
4 Mart 2026’da Irak’ın güneyinde düzenlenen bir hava saldırısında öldürülen Ketaib Hizbullah üyesi için Bağdat’ta düzenlenen cenaze töreninden (AFP)

Hamidavi hakkındaki gizemli tabloya rağmen, birçok çevrede ‘İran’ın Irak’taki gizemli adamı’ olarak nitelendiriliyor. Yıllardır yürüttüğü askeri faaliyetler de onu ABD’nin hedef listesine sokmuş durumda. ABD Dışişleri Bakanlığı, Hamidavi’yi Şubat 2020’de ‘özel olarak belirlenmiş küresel terörist’ (SDGT) olarak listeye aldı. Bu kararın, Washington tarafından 2009’dan bu yana terör örgütü olarak sınıflandırılan Ketaib Hizbullah’ın liderliğindeki rolü nedeniyle alındığı belirtiliyor.

Ketaib Hizbullah’ın sicili

Ketaib Hizbullah ve lideri Ebu Hüseyin el-Hamidavi, 2019 yılında Irak’ta düzenlenen protesto hareketlerine katılan bazı gruplar tarafından, bazı aktivistlere yönelik cinayet ve suikastlara karışmakla suçlanıyor.

Örgütün, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği ile Amerikan güçlerinin bulunduğu bölgeler ve askeri kamplara yönelik çok sayıda saldırının arkasında olduğu yönünde yaygın bir kanaat bulunuyor. Bazı Şii çevreler ise Ketaib Hizbullah’ı İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun (DMO) talimatlarına bağlı hareket eden en güçlü Iraklı silahlı gruplardan biri olarak nitelendiriyor.

ABD Hazine Bakanlığı Kasım 2023’te Iraklı silahlı grupların bazı liderlerini hedef alan ek yaptırımlar uyguladı ve örgütün bir numaralı sorumlusu olarak görülen Hamidavi’ye yönelik kısıtlamaların sürdüğünü duyurdu.

Benzer bir adım Ocak 2024’te de atıldı. Bu kapsamda örgüt mensupları arasında yer alan kişiler yaptırım listesine alındı. Listede Hamidavi’nin kardeşi Ukad el-Hamidavi de yer aldı. Söz konusu kişilerin, örgüte lojistik destek sağlamak ve operasyonel faaliyetlerin yürütülmesini kolaylaştırmakla suçlandığı belirtildi.