İsrailli Bedevilerin çok eşlilik formülü ‘müsakene nikahı’

İsrail’in Negev bölgesinde yaşayan Bedeviler, çok eşliliği yasaklayan yasadan kaçmak için ‘müsakene nikahı’na başvuruyor. Feminist örgütler İslam düşmanlığı ile suçlanarak farkındalık yaratmak için okullara girmeleri yasaklandı

İsrail nüfus kayıt verilerine göre, ‘Güney Bölgesi’ yani Negev (Necef) çölünde 6 bin 680 çok eşli erkek var (AFP)
İsrail nüfus kayıt verilerine göre, ‘Güney Bölgesi’ yani Negev (Necef) çölünde 6 bin 680 çok eşli erkek var (AFP)
TT

İsrailli Bedevilerin çok eşlilik formülü ‘müsakene nikahı’

İsrail nüfus kayıt verilerine göre, ‘Güney Bölgesi’ yani Negev (Necef) çölünde 6 bin 680 çok eşli erkek var (AFP)
İsrail nüfus kayıt verilerine göre, ‘Güney Bölgesi’ yani Negev (Necef) çölünde 6 bin 680 çok eşli erkek var (AFP)

Rağde Atme
Yola saçılan eşyalarını toplayan Fatıma, ağlayarak İsrail’in güneyindeki Rahat şehrindeki evine komsu sokakta yaşayan ailesinin evine koşuyor. Eşi, 30’uncu doğum gününde kutlama ve partiler yapıp hediyeler almak yerine kendi deyimiyle, ‘ayır ayarlı’ bir hediyeyle ona sürpriz yapmayı tercih ederek, bir evlilik yapıp Fatıma’dan daha genç bir gelinle evine geldi. Ortaöğrenimini tamamlamak için yıllarca uğraşan ve hukuk okumaya can atan Fatıma, bu korkunç şoka katlanamayıp, yeni evli çifte hakaretler ve tokatlar yağdırdı. Ancak dakikalar sonra kendini yolun kenarında, burnundan ve dudaklarından kan sızarken buldu. 40 yaşındaki kocası onu 15 dakika boyunca şiddet uygulayarak vücudunda morluklar oluşmasına neden oldu. Onu ve kıyafetlerini sokağa atarak ona “Bu gece benim gecem. Balayım sona erdikten sonra kendi kendine geri döneceksin” dedi.

Hapis ve para cezası
Fatıma'nın aşağılanma duygusundan dolayı yüreğini yakan hüzün, ailesinin; eşinin başka bir kadınla ilişki kurmasının ‘kendisinin hatası olduğunu’ ifade ederek boşanma fikrini kesin olarak reddetmesi üzerine bir öfkeye dönüştü. Babası, erkeklerinin çoğunluğunun çok eşli olduğu bir Bedevi kabilesinde dünyaya gelmiş ve yetişmişken, aksi nasıl düşünülebilirdi? Bu, İsrail'de çok eşliliğin 1977'den beri yasadışı olmasına rağmen gerçekleşti. Bu gelenek, yasalarca cezalandırılabilir bir suç haline getirildi. Çok eşliliğe 5 yıla kadar hapis ve para cezası uygulanıyor.
Kendisi ve ailesini korumak için soyadını paylaşmayan Fatıma, Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı açıklamada, ilk eşin ayıplama kültürü yüzünden boşanamadığını, yine aynı sebepten yeniden evlenemediğini ifade etti. Hakaret veya şiddete maruz kalabilen ilk eşin, erkeğin ona geri dönme kararı ihtimaline karşı, ulaşılabilir durumda kalması gerektiğini söyledi. Fatıma, “Bedevi toplumlarında, bir adam evlenir ve çocukları olur. Sonra başka bir eş getirmeye karar verir, ilk eşini parasız, diplomasız veya kendini ve çocuklarını geçindirmek için geçim kaynağı olmadan bırakır. Tüm suç, Bedevi kadınlarının içinde bulunduğu kötü durumu gören ve kanun yaptırımlarını katı bir güçle görmezden gelmeye son vermeyen toplumda. Bedevi kadınlar, Bedevi toplumunda yaygın olan çok eşlilikten muzdarip durumda” şeklinde konuştu.


Feminist ve insan hakları dernekleri, Bedevi toplumunda çok eşlilik olgusunu sınırlamaya öncelik veriyor (Independent Arabia)

Sahte boşanma
Çok eşliliği yasaklayan yasa, 1977 yılında kabul edilmesine rağmen Hükümetin Yargı Danışmanı’nın, yasanın uygulanmasını ve ihlal edenler için cezaların sıkılaştırılmasını gerektiren talimatlarının ardından 2017 yılında yürürlüğe girdi. İsrail Polisi ve Savcılık Ofisi temsilcileri, geçtiğimiz Mayıs ayında Adalet Bakanlığı'nda düzenlenen bir oturumda çokeşli erkeklerin, bu tür evlilikleri ‘sahte boşanmaya’ ek olarak ‘müsakene nikahı (birlikte yaşama)’ olarak kayıt ettirmek dahil olmak üzere, yasayı çeşitli şekillerde manipüle ederek cezadan kurtulmayı başardıklarını söyledi. Hükümetin Yargı Danışmanı’ndan yasayı uygulamak için katı talimatların yayınlanmasının üzerinden üç ve daha fazla yıl geçmesine rağmen hem polis hem de savcılık, Bedevi toplumunda çok eşliliği yasaklayan yasayı henüz uygulayamadıklarını itiraf etti.
Tel Aviv merkezli Haaretz gazetesine göre Polis Teşkilatı’nda Soruşturma ve İstihbarat Dairesi Temsilcisi “Çok eşli erkekler bu tür bir evliliği şeriat mahkemelerine kaydettirmemekte, bunun yerine birlikte yaşadıklarına dair bir avukat tarafından tasdikli bir belge ile sorumlu makamlara gitmekte. Böylece, devletin evli çiftlere sunduğu resmi tanınma ve mali ayrıcalıklara sahip olurlar. Bu ihlalle ilgili dosya sayısında gözle görülür bir azalma kaydedildi. Çünkü ihlalin tanımı sınırlı ve evliliğin gerçekleşmiş olmasına bağlı. Ancak birçok evli çift, ilişkilerini birlikte yaşama olarak tanımlamaya başvuruyor, çünkü bu suç değil” şeklinde konuştu.

Toplumsal utanç
Öte yandan Feminizm ve insan hakları dernekleri, kadınların, çocukların, ailenin ve bir bütün olarak toplumun statüsü üzerindeki olumsuz sonuçları nedeniyle, Bedevi toplumunda çokeşlilik olgusunun sınırlandırılmasına öncelik veriyor. Bu olgunun tehlikeleri konusunda farkındalık yaratmak amacıyla birçok kamu girişimi başlattı. Bedevi kadınlar ve uzmanlarla yüzlerce toplantı ve konferans gerçekleştirdi. Sürekli olarak yasanın uygulanması, ihlal edenler ve buna katkıda bulunanların cezalandırılması talebinin yanı sıra bu konuda medya kampanyaları düzenledi. Bu dernekler, ‘mevcut durum ışığında, kolluk kuvvetlerinin, ya polisin birlikte yaşayan çiftlerin zaten evli olduğunu ve yasayı ihlal ettiğini kanıtlayan deliller toplamasını istemesi ya da çok eşliliği yasaklayan yasayı değiştirmesi gerektiğini’ ileri sürüyorlar.
Negev’deki Bedevi topluluklarından bir feminist aktivist olan Safa Şehade, ise konuyla ilgili şunları söyledi: “Bedevi toplumu çok muhafazakar bir toplumdur. İsrail ‘müsakene nikahını’ din ve gelenekten ayrılma olarak görür. Bedevi toplumunda hükümetten habersiz, yasal bir evlilik olmaksızın birlikte yaşamak imkansızdır. Buna karşılık polis, çok eşli erkeklerin ortaklarıyla ilişkilerinin doğası hakkında yalan söylediğinden ve aldattığından emin durumda. İslam hukukundaki çok eşlilik, erkeğin, kadının hasta, kısır veya doğum yapamadığı durumlarda dört kadınla evlenmesine izin verir. Ancak Bedevi toplumunda yaygın olan çok eşlilik olgusu artık dinle değil, miras alınan toplumsal gelenekler ve onlarca yıldır hüküm süren ataerkil kültürle ilgilidir. Sosyal hizmet uzmanları ve diğer yetkililer tarafından tekrarlanan ev ziyaretleri yoluyla, bilinen bölgelerdeki (12 şehir ve kasaba) Bedevi ailelerinin yaklaşık yüzde 30'unun çok eşli olduğunu tespit ettik. Öte yandan İsrail Devleti'nin yasal olarak tanınmadığı köylerde (39 köy) bu oran yüzde 50'ye yakın. Yasanın ciddi bir şekilde uygulanması, belirgin olmasa bile önemli bir etkiye sahip olacaktır. Bu olgunun tehlikeleri ve yükselişi hakkında okullarda genç nesil üzerinde farkındalık yaratmak için çalışmalar yapılmalıdır. Ne yazık ki oradaki camilerde feminizm dernekleri dine karşı provokasyon gerçekleştirmekle suçlanıyor. Öğrenciler için kültürel farkındalık programları uygulamak için okullara girmemiz bile engellendi, çünkü bu okulların müdürleri de çok eşli.”
Şehade ayrıca “Bedevi kadınlar arasında erken yaşta (18 yaş altı) evlilik oranları yüzde 35'e ulaşıyor ve bu yasal bir ihlaldir. Bedevi aileler ayrıca kızları yedinci veya sekizinci sınıfta okulu bırakmaya zorluyor. Bedevi kadınlar arasındaki işsizlik oranları ise yüzde 70'in üzerine çıkıyor. Çok azı iş fırsatı yakalayabiliyor. Tüm bu faktörler, onları sessizliğe ve ‘Kocaya minnet, ele minnetten yeğdir’ demeye itiyor. Ayrıca boşanmaya neredeyse imkansız gözüyle bakıyorlar. Çünkü bu, Bedeviler için büyük bir utanç. Boşanan kadınlar, aileleri tarafından sonsuz kadar dışlanmaya maruz kalırlar. Tamamen yalnız kalacaklar ve çocuklarını görmekten mahrum kalacaklar. Kanunları çiğnemekten tutuklanacakları için kocalarını polise ihbar etmeye cesaret edemiyorlar. Çünkü bunun sonuçları onlar için çok vahim olacaktır” dedi.

İddianameler
İsrail’in nüfus kayıt verilerine göre, Güney Bölgesi'nde (Negev Çölü, bölgenin büyük bölümünü bir oluşturuyor ve İsrail bölgeleri arasında en büyük ve en az nüfuslu olanı) 6 bin 680 çok eşli erkek var. O bölgedeki bu erkeklerin sayısı, 2017 ile 2019 arasında yaklaşık 834 kişi arttı.
Verilere göre, 2018 yılından bu yana, Hükümetin Yargı Danışmanı’nın 2017 yılında verdiği talimatın ardından evlenen çok az sayıda çok eşli erkek hakkında iddianame hazırlandı.
Barışçıl Yönetim ve Sivil Hakları için ‘Lavih’ Örgütü tarafından hazırlanan bir rapora göre Savcılık, soruşturma dosyalarının büyük bir kısmını davanın devamını gerektiren hal ve delillerin yetersizliğinden dolayı kapattı. Polis, 2018 yılında 133 çok eşlilik ihlalini Savcılığa havale etti. Savcılık ise sadece 16 kişi hakkında iddianame hazırlamış, 2019 yılında polis 44 dosyayı sevk etmiş, Savcılık ise sadece 5 kişi hakkında iddianame hazırladı. 2020 yılında polis 58 dosyayı Savcılığa havale ederken, Savcılık sadece 13 kişi hakkında iddianame hazırladı.
Güney Bölge Milletvekili Alon Altman, Lavih'in verilerini doğrulayarak, "Yasanın manipüle edilmesi ve ceza kanununun çiğnenmesi sayesinde çok eşlilik olgusu devam ediyor. Çok eşlilik suçunun cezası beş yıl hapis olmasına rağmen mahkemeler, suçlulara en fazla bir yıla kadar hapis cezaları veriyor" dedi. Altman, Adalet Bakanlığı'nın geçtiğimiz Mayıs ayında yaptığı oturumda, ‘sadece dokuz çok eşlilik davasının cezalandırılmasına karar verildiğini’ belirtti. Altman, “Sanıklara, sadece iki davada beş ay, dört davada yedi ay, iki davada sekiz ay ve sadece bir davada 11 ay hapis cezası verildi” şeklinde konuştu.


​​​İsrail Ulusal Sigorta Enstitüsü, çok eşli ailelere, tüm eşler dahil olmak üzere yalnızca bir aile birimiymiş gibi muamele ediyor (Independent Arabia)

Bekar anneler
İsrail Ulusal Sigorta Enstitüsü ise, ‘çok eşli ailelere tüm eşler dahil olmak üzere tek bir aile birimi (geniş bir aile) gibi muamele ettiğini’ belirtiyor. Her aile farklı olabilir, ancak ailenin durumuyla ilgili karar, banka hesap özetlerini, gelir raporlarını ve ortak mülkiyeti içeren destekleyici belgelere dayanır. Yeni evli bir çift, düşük gelirli ailelere verilen sosyal yardımların yüksek meblağını elde ediyor. Bu, çok eşli bir erkek, yeni eşi ve çocuklarının, çocukların yaşına bağlı olarak ayda 900 ila bin 400 dolar arasında yardım elde ettiği anlamına geliyor. Bu, maddi sıkıntı yaşayan tek eşli bir ailenin alabileceği miktarla aynıdır. Ancak kalan eşlerin her biri, yaşlarına ve çocuklarının yaşlarına bağlı olarak yalnızca 200 ila 350 dolar arasında yardım elde ediyor. Diğer eşler, bekar anneler olarak kabul edilirse, ayda 800 ila bin dolar arasında değişen bekar anne yardımı alma kriterlerini karşılayabilirler.
Haaretz’in haberine göre Bağımsız İsrail Regavim Derneği, Bedevi toplumunda yasal birlikte yaşama denilen şey altındaki evlilik olgusu, çok eşliliği yasaklayan yasayı aşmak için bir mekanizmadır. Ulusal Sigorta yardımlarını elde etmek için uygulanan bir dolandırıcılık planının ayrılmaz bir parçasıdır. Sigorta tahsisatları, devletin yasayı uygulamadaki isteksizliği ve yenilikçi dolandırıcılık yöntemleri ışığında, olgunun ekonomik motorunu oluşturuyor.
İsrail Dışişleri Bakanlığı'na göre, İsrail'de tamamı Sünni Müslüman olan yaklaşık 367 bin Bedevi var ve bunların 317 bini Negev (Necef) Çölü’nde yaşıyor. Çölde yaşam, Bedevilerin geleneksel yaşam tarzlarını, kentleşmenin etkilerinden uzakta yaşamalarına olanak tanıyor.



Kraliyet kurallarını hiçe sayan çift yeniden gündemde: Ruhlarla konuştuğunu söyleyen Norveç Prensesi Şaman eşi ile reality şovda

Kraliyet kurallarını hiçe sayan çift yeniden gündemde: Ruhlarla konuştuğunu söyleyen Norveç Prensesi Şaman eşi ile reality şovda
TT

Kraliyet kurallarını hiçe sayan çift yeniden gündemde: Ruhlarla konuştuğunu söyleyen Norveç Prensesi Şaman eşi ile reality şovda

Kraliyet kurallarını hiçe sayan çift yeniden gündemde: Ruhlarla konuştuğunu söyleyen Norveç Prensesi Şaman eşi ile reality şovda

Bir prensesin reality şov programında yer alması alışılmadık bir durum. Üstelik söz konusu programda medyumlar, hayvanlarla iletişim kurduğunu iddia eden kişiler ve ruh çağırdığını öne süren isimler ağırlanacaksa bu daha da sıra dışı.

Norveç Kralı V. Harald'ın kızı Prenses Märtha Louise ise kişisel hayatı ve mesleki tercihleriyle yıllardır tartışmaların odağında yer alıyor ve bu kez de benzer bir adımla gündeme geldi.

Birkaç hafta içinde Prenses Märtha Louise, sonbahar başında İsveç merkezli Viaplay platformunda yayınlanacak altı bölümlük Alternative Norge (Alternatif Norveç) adlı reality programında izleyici karşısına çıkacak. Tartışmalı eşi Durek Verrett ile birlikte programa katılacak olan prenses, alternatif terapistler, ruhsal şifacılar, medyumlar, hayvan iletişimcileri ve nefes koçlarını ağırlayacak.

Avrupa'daki tüm kraliyet ailelerinin İngiliz Kraliyet Ailesi gibi skandallar ve tartışmalarla anıldığı düşünülebilir. Ancak Norveç'te durum uzun yıllar böyle olmadı. Kral Harald ve Kraliçe Sonja, kamuoyu önünde sakin ve ölçülü tavırlarıyla halk nezdinde örnek bir çift olarak görüldü. Bu tablo ise sıra dışı tercihleri ve tartışmalarıyla öne çıkan Prenses Märtha Louise döneminde değişmeye başladı.

cdfrgt
Çift, hikâyelerini konu alan Netflix belgeselinde meditasyon seansı sırasında.

1971 doğumlu olan Märtha Louise, fizyoterapi eğitimi aldı ancak bu alanda çalışmak yerine eğlence sektörüne yöneldi. Halk onu yalnızca bir prenses olarak değil, televizyon programları sunan, halk hikâyeleri anlatan ve Norveç'in tanınmış korolarıyla sahne alan bir televizyon kişiliği olarak tanıdı.

Bu gelenek dışı yaşam tercihinin, taht sıralamasında hiçbir zaman hükümdar olamayacağını kabullenmesinden kaynaklandığı yorumları yapılıyor. Norveç veraset sistemine göre Märtha Louise, erkek kardeşi Veliaht Prens Haakon ile onun iki çocuğunun ardından tahtın dördüncü varisi konumunda bulunuyor.

Prensesin farklı olma isteği yalnızca televizyon kariyeriyle sınırlı kalmadı. İlk evliliğini yaptığı 2002 yılında üç kız çocuğu sahibi olurken aynı zamanda bütüncül tıp (holistik tıp) eğitimi aldı. Daha sonra hayvanlarla ve meleklerle iletişim kurabildiğini ileri sürmeye başladı ve alternatif tedaviler sunduğu kendi merkezini açtı. Merkeze, Fenikelilerin bereket, aşk ve güzellik tanrıçası Astarte'nin adını verdi.

fgthy
Prenses Märtha Louise, ikinci eşi ve ilk evliliğinden olan kızlarıyla birlikte (Instagram)

Bu girişimler Norveç kamuoyunda büyük tepki topladı. Vatandaşlar, prensesin kraliyet unvanını ticari faaliyetleri için kullandığını savunarak unvanından vazgeçmesini istedi. Basında ise "elde edebileceğinden fazlasını isteyen prenses" gibi eleştirel ifadelerle anıldı.

Kamuoyu baskısı üzerine Norveç Kraliyet Sarayı, 2019 yılında Märtha Louise'in medyumluk ve ruhsal danışmanlık faaliyetlerinde "prenses" unvanını kullanamayacağını açıkladı. Üç yıl sonra da alternatif tıp çalışmalarına yoğunlaşabilmek için kalan resmî kraliyet görevlerinden çekildi.

Prenses, 2019 yılında Amerikalı ruhsal şifacı ve kâhin Durek Verrett ile ilişki yaşadığını duyurdu. Bu açıklama, eski eşi Norveçli yazar Ari Behn'in intiharından yalnızca bir ay önce yapıldı.

Verrett, ABD'nin People dergisine verdiği röportajda, "Mısır'dan ortak anılarımız var. O benim kraliçemdi, ben de onun firavunuydum" diyerek ikilinin önceki yaşamlarında da birlikte olduklarını iddia etti. Oysa çift, ortak arkadaşları aracılığıyla tanışmıştı.

Bu sıra dışı açıklamalar, Norveç kamuoyunun kraliyet ailesine katılacak yeni ismin geçmişini araştırmasına yol açtı. 1974 doğumlu Verrett, komplo teorileriyle tanınan, kendisini "şaman", ruhsal şifacı ve medyum olarak tanıtan bir isim.

sfvbgh
"Onunla Mısır'dan ortak anılarım var. O benim kraliçemdi, ben de onun firavunuydum." Durek Verrett'in Prenses Märtha Louise hakkında yaptığı açıklama (AP)

Norveç medyasının kendisini "sahtekâr adam" olarak nitelemesine rağmen Märtha Louise, Verrett'i hem hayatına hem de ülkesine taşıdı. "Prenses ve Şaman" başlığı altında birlikte seminerler düzenleyen çift yoğun eleştirilerin hedefi oldu.

Verrett'in Norveç'te öne çıkışı, Covid-19 salgını dönemine denk geldi. Şaman, sattığı madalyonların Covid-19'a karşı koruma sağladığını iddia ederek yeni bir tartışma başlattı.

Norveçliler, çiftin en büyük tartışmasını ise 2024 yılındaki düğünlerinde yaşadı.

Norveç kraliyet geleneğinde kraliyet ailesinin düğünleri ulusal bir etkinlik olarak görülmesine rağmen Märtha Louise ve Durek Verrett küçük ve özel bir tören yapmayı tercih etti. Daha sonra bunun amacının mahremiyet olmadığı, düğün fotoğraflarının özel yayın hakkını İngiliz Hello dergisine satabilmek olduğu ortaya çıktı.

dfgthy
Prenses Märtha Louise ile şaman Durek Verrett'in evliliği, gelenek dışı yapısı ve yol açtığı tartışmalarla dikkat çekiyor (AFP)

Norveç medyası düğünü "gülünç ve utanç verici" olarak nitelendirirken, çiftin dergi fotoğrafçıları dışında kimsenin görüntü almasını engellemek amacıyla plastik bir çadır ve perde arkasına saklanmasını da açgözlülüğün ve ticari kazanç arayışının göstergesi olarak değerlendirdi.

Böylece Durek Verrett resmen Norveç Kraliyet Ailesi'nin damadı oldu. Ancak hakkındaki tartışmalar sona ermedi. Norveç medyası 2024 yılında yayımladığı ses kayıtlarında Verrett'in, ruhsal terapi seansları sırasında danışanlarına cinsel saldırıda bulunduğunu itiraf ettiğini ve eşinin de bu durumu bildiğini öne sürdü.

Tüm bu iddialara rağmen Märtha Louise ve Verrett geri adım atmadı. Çift, 2025 yılında Netflix'te yayımlanan ve sıra dışı ilişkilerini konu alan bir belgeselle yeniden kamuoyunun karşısına çıktı. Belgeselde Verrett, Norveç Kralı ve kraliyet ailesini de eleştirerek kendisine sıcak davranılmadığını söyledi.

fghyju
Prenses Märtha Louise ile ikinci eşinin hikâyesini anlatan Netflix belgeselinden bir kare (Netflix)

Belgeselin ardından Norveç Kraliyet Sarayı, yayımladığı açıklamada filmin, Märtha Louise ve eşinin kraliyet unvanını veya aileyle olan bağını ticari projelerde kullanmama yönündeki anlaşmayı ihlal ettiğini bildirdi.

Ancak ne sarayın uyarıları ne de kraliyet ailesinin rahatsızlığı çifti durdurmuş görünüyor. Märtha Louise ve Durek Verrett şimdi de çok daha fazla tartışma yaratması beklenen yeni bir televizyon programıyla ekranlara dönmeye hazırlanıyor.


ABD'nin prestijli üniversitesinden yapay zekaya karşı radikal yasak

Fotoğraf: Şikago Üniversitesi
Fotoğraf: Şikago Üniversitesi
TT

ABD'nin prestijli üniversitesinden yapay zekaya karşı radikal yasak

Fotoğraf: Şikago Üniversitesi
Fotoğraf: Şikago Üniversitesi

ABD'de bir üniversite, yapay zeka kullanımıyla mücadele etmek amacıyla hukuk fakültesine yeni başlayan öğrencilere dizüstü bilgisayar ve akıllı telefon yasağı getirdi.

Yeni politika, 2026-2027 akademik yılından itibaren Şikago Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ndeki birinci sınıf öğrencilerinin derslerde herhangi bir elektronik cihaza erişmesini engelleyecek.

Yasak, hukuk fakültesinin yapay zeka çağında "başarılı avukatları diğerlerinden ayıran temel insani becerileri" öne çıkarmak amacıyla "yapay zekaya dayanıklı eğitim ve ölçme-değerlendirme yöntemleri" geliştirme stratejisinin bir parçası.

Hukuk fakültesinin yeni yapay zeka stratejisinde, "Öğrencilerimizin yapay zekaya güvenmeden eleştirel, stratejik ve bağımsız düşünmeyi gerçekten öğrenmelerini sağlamamız gerekiyor" deniyor.

Teknoloji çok hızlı değişiyor. Dolayısıyla şu anda yaptığımız tüm değişiklikler, daha fazla şey öğrendikçe ve hem teknoloji hem de hukuk pratiği geliştikçe gözden geçirilecek, yeniden değerlendirilecek ve revize edilecek.

Elektronik cihaz yasağına ek olarak sınavlar internete, elektronik dosyalara veya uygulamalara erişim olmadan sınıfta yapılacak.

Şikago Üniversitesi, yapay zeka strateji bildirisinde, yapay zekanın yasal uygulamada zaten yaygın bir parçası olduğunu ve programın bir bölümünün öğrencilerin yapay zekayı "sorumlu, etkili ve etik" bir şekilde nasıl kullanacaklarını öğrenmelerini sağlamak olacağını kabul etti.

Nisanda yayımlanan bir araştırmaya göre hukuk sektörü, otomasyondan en fazla etkilenme riski taşıyan meslek alanlarından biri.

Yapay Zekaya Maruz Kalma Endeksi, hukuk mesleklerinin yüzde 100'ünün "yüksek maruz kalma" sınıfına girdiğini, yani meslekteki bilişsel görevlerin yapay zeka tarafından gerçekleştirilebileceğini ortaya koydu.

Geçen ay, Birleşik Krallık'ta yapay zeka destekli bir hukuk firması, başarılı bir dava oluşturmak için yapay zeka avukat kullanan ilk firma olarak tarihe geçmişti.

Garfield AI, yapay zeka avukatı tanık ifadelerini toplamak ve insan avukat davayı mahkemede sunmadan önce duruşmayı hazırlamak için kullandı.

Garfield AI CEO'su ve kurucusu Philip Young, LinkedIn gönderisinde, "Bu, şimdiye kadar herhangi bir yerde yapay zeka avukatın insan rakiplerine karşı kazandığı ilk dava" diye yazdı.

Adalete erişimde yeni bir çağın başlangıcı.

Independent Türkçe


Uzmanlar egzersiz olarak yürümenin püf noktasını açıkladı

Uzmanlar, yürüyüşün kalitesinin sıklığından daha önemli olduğunu söylüyor (AFP)
Uzmanlar, yürüyüşün kalitesinin sıklığından daha önemli olduğunu söylüyor (AFP)
TT

Uzmanlar egzersiz olarak yürümenin püf noktasını açıkladı

Uzmanlar, yürüyüşün kalitesinin sıklığından daha önemli olduğunu söylüyor (AFP)
Uzmanlar, yürüyüşün kalitesinin sıklığından daha önemli olduğunu söylüyor (AFP)

2010'lardaki fitness takip cihazları ve akıllı saatlerin patlamasından bu yana, sağlıklı bir yaşam tarzı sürdürmek için günlük adım sayısını artırma (genellikle günde 10 bin adıma ulaşmayı hedefleme) çabası küresel bir fenomen haline geldi.

Ancak British Journal of Sports Medicine adlı akademik dergide yakın zamanda yayımlanan bir çalışma yürümenin sağlık yararlarının insanların ne sıklıkla yürüdüğünden ziyade hareketin kalitesine daha çok bağlı olabileceğini ortaya koydu.

Uzmanlar, en büyük faktörlerden birinin, yürüyüşünüzün kalp atış hızınızı kardiyo sayılabilecek kadar yükseltip yükseltmediği olduğunu söylüyor. Ohio'daki WAVE Fizik Tedavi ve Pilates'te fizyoterapist olan Molly Gearin, USA Today'e "Bu, kişinin antrenman ve sağlık geçmişine bağlı olarak değişecektir" diye konuştu.

"Tipik olarak, tempolu bir yürüyüş ve yokuşlu ya da eğimin değiştiği parkurlarda yapılan yürüyüşler kardiyo egzersizi olarak kabul edilebilir ancak rahat bir yürüyüş büyük olasılıkla kalp atış hızınızı aerobik antrenman bölgesine yükseltmeyecektir" diye ekledi.

Cleveland Clinic'e göre hedef kalp atış hızı 5 ana bölgeye ayrılıyor. Maksimum kalp atış hızınızı hesaplamak için yaşınızı 220'den çıkarın. Ve buradan, her bölge için hedef kalp atış hızınızı hesaplayabilirsiniz.

Bölge 1, maksimum kalp atış hızınızın yalnızca yüzde 50 ila yüzde 60'ını kullanan kolay, ısınma veya toparlanma egzersizi olarak kabul ediliyor. Bölge 2, maksimum kalp atış hızınızın yüzde 60 ila yüzde 70'ini kullanan, dayanıklılığı artırmaya ve yağ yakmaya yardımcı olan hafif bir egzersizdir. Bölge 3, maksimum kalp atış hızınızın yüzde 70 ila yüzde 80'i arasında olan, aerobik kondisyonu ve gücü artıran orta düzeyde bir egzersizdir. Bölge 4, maksimum kalp atış hızınızın yüzde 80 ila yüzde 90'ını kullanarak hızı ve gücü artırır. Bölge 5, maksimum kalp atış hızınızın yüzde 90 ila yüzde 100'ü arasında olan ve yarışmalar veya kişisel rekor kırmaya en uygun zirve egzersizidir.

Gearin, "Stres atmak veya sosyal etkileşim için yürüyorsanız, düşük yoğunluklu, orta ila uzun süreli yürüyüş iyi bir seçenek olabilir" dedi.

Ancak kalp sağlığı açısından en yüksek faydayı elde etmek için, maksimum kalp atış hızınızın yaklaşık yüzde 80'ine ulaştığınız, 1 ila 4 dakika süren yüksek yoğunluklu egzersiz aralıklarını antrenmanınıza eklemeyi düşünebilirsiniz.

Alabama Üniversitesi'nde egzersiz bilimi yardımcı doçenti Dr. Elroy Aguiar da benzer şekilde yürüyüşlerde tempoyu artırmanın önemini vurguladı.

Dr. Aguiar, geçen yıl The Independent'ın fitness yazarı Harry Bullmore'a, "[British Journal of Sports Medicine'de yayımlanan] çalışmalarımız, dakikada yaklaşık 100 adım hızında yürümenin 'orta yoğunluk' diye adlandırılan seviyeye eşdeğer olduğunu gösteriyor" diye konuşmuştu.

Bu alandaki tüm araştırmalar, [yürümenin] faydalarının çoğunun orta veya daha yüksek yoğunlukta biriktiğini gösteriyor.

"Kısa süreli egzersizin bile anında etki gösterdiğini" ekleyen Dr. Aguiar, "Kan basıncı ve kan şekeri hemen düşüyor" diye açıklamıştı.

Dr. Aguiar, "Bu çalışmalar, çok uzun süre olmasa bile yürüyüşün, tüm nedenlere bağlı ölüm riskinde büyük azalmalara yol açtığını gösteriyor" demişti.

Independent Türkçe