İsrailli Bedevilerin çok eşlilik formülü ‘müsakene nikahı’

İsrail’in Negev bölgesinde yaşayan Bedeviler, çok eşliliği yasaklayan yasadan kaçmak için ‘müsakene nikahı’na başvuruyor. Feminist örgütler İslam düşmanlığı ile suçlanarak farkındalık yaratmak için okullara girmeleri yasaklandı

İsrail nüfus kayıt verilerine göre, ‘Güney Bölgesi’ yani Negev (Necef) çölünde 6 bin 680 çok eşli erkek var (AFP)
İsrail nüfus kayıt verilerine göre, ‘Güney Bölgesi’ yani Negev (Necef) çölünde 6 bin 680 çok eşli erkek var (AFP)
TT

İsrailli Bedevilerin çok eşlilik formülü ‘müsakene nikahı’

İsrail nüfus kayıt verilerine göre, ‘Güney Bölgesi’ yani Negev (Necef) çölünde 6 bin 680 çok eşli erkek var (AFP)
İsrail nüfus kayıt verilerine göre, ‘Güney Bölgesi’ yani Negev (Necef) çölünde 6 bin 680 çok eşli erkek var (AFP)

Rağde Atme
Yola saçılan eşyalarını toplayan Fatıma, ağlayarak İsrail’in güneyindeki Rahat şehrindeki evine komsu sokakta yaşayan ailesinin evine koşuyor. Eşi, 30’uncu doğum gününde kutlama ve partiler yapıp hediyeler almak yerine kendi deyimiyle, ‘ayır ayarlı’ bir hediyeyle ona sürpriz yapmayı tercih ederek, bir evlilik yapıp Fatıma’dan daha genç bir gelinle evine geldi. Ortaöğrenimini tamamlamak için yıllarca uğraşan ve hukuk okumaya can atan Fatıma, bu korkunç şoka katlanamayıp, yeni evli çifte hakaretler ve tokatlar yağdırdı. Ancak dakikalar sonra kendini yolun kenarında, burnundan ve dudaklarından kan sızarken buldu. 40 yaşındaki kocası onu 15 dakika boyunca şiddet uygulayarak vücudunda morluklar oluşmasına neden oldu. Onu ve kıyafetlerini sokağa atarak ona “Bu gece benim gecem. Balayım sona erdikten sonra kendi kendine geri döneceksin” dedi.

Hapis ve para cezası
Fatıma'nın aşağılanma duygusundan dolayı yüreğini yakan hüzün, ailesinin; eşinin başka bir kadınla ilişki kurmasının ‘kendisinin hatası olduğunu’ ifade ederek boşanma fikrini kesin olarak reddetmesi üzerine bir öfkeye dönüştü. Babası, erkeklerinin çoğunluğunun çok eşli olduğu bir Bedevi kabilesinde dünyaya gelmiş ve yetişmişken, aksi nasıl düşünülebilirdi? Bu, İsrail'de çok eşliliğin 1977'den beri yasadışı olmasına rağmen gerçekleşti. Bu gelenek, yasalarca cezalandırılabilir bir suç haline getirildi. Çok eşliliğe 5 yıla kadar hapis ve para cezası uygulanıyor.
Kendisi ve ailesini korumak için soyadını paylaşmayan Fatıma, Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı açıklamada, ilk eşin ayıplama kültürü yüzünden boşanamadığını, yine aynı sebepten yeniden evlenemediğini ifade etti. Hakaret veya şiddete maruz kalabilen ilk eşin, erkeğin ona geri dönme kararı ihtimaline karşı, ulaşılabilir durumda kalması gerektiğini söyledi. Fatıma, “Bedevi toplumlarında, bir adam evlenir ve çocukları olur. Sonra başka bir eş getirmeye karar verir, ilk eşini parasız, diplomasız veya kendini ve çocuklarını geçindirmek için geçim kaynağı olmadan bırakır. Tüm suç, Bedevi kadınlarının içinde bulunduğu kötü durumu gören ve kanun yaptırımlarını katı bir güçle görmezden gelmeye son vermeyen toplumda. Bedevi kadınlar, Bedevi toplumunda yaygın olan çok eşlilikten muzdarip durumda” şeklinde konuştu.


Feminist ve insan hakları dernekleri, Bedevi toplumunda çok eşlilik olgusunu sınırlamaya öncelik veriyor (Independent Arabia)

Sahte boşanma
Çok eşliliği yasaklayan yasa, 1977 yılında kabul edilmesine rağmen Hükümetin Yargı Danışmanı’nın, yasanın uygulanmasını ve ihlal edenler için cezaların sıkılaştırılmasını gerektiren talimatlarının ardından 2017 yılında yürürlüğe girdi. İsrail Polisi ve Savcılık Ofisi temsilcileri, geçtiğimiz Mayıs ayında Adalet Bakanlığı'nda düzenlenen bir oturumda çokeşli erkeklerin, bu tür evlilikleri ‘sahte boşanmaya’ ek olarak ‘müsakene nikahı (birlikte yaşama)’ olarak kayıt ettirmek dahil olmak üzere, yasayı çeşitli şekillerde manipüle ederek cezadan kurtulmayı başardıklarını söyledi. Hükümetin Yargı Danışmanı’ndan yasayı uygulamak için katı talimatların yayınlanmasının üzerinden üç ve daha fazla yıl geçmesine rağmen hem polis hem de savcılık, Bedevi toplumunda çok eşliliği yasaklayan yasayı henüz uygulayamadıklarını itiraf etti.
Tel Aviv merkezli Haaretz gazetesine göre Polis Teşkilatı’nda Soruşturma ve İstihbarat Dairesi Temsilcisi “Çok eşli erkekler bu tür bir evliliği şeriat mahkemelerine kaydettirmemekte, bunun yerine birlikte yaşadıklarına dair bir avukat tarafından tasdikli bir belge ile sorumlu makamlara gitmekte. Böylece, devletin evli çiftlere sunduğu resmi tanınma ve mali ayrıcalıklara sahip olurlar. Bu ihlalle ilgili dosya sayısında gözle görülür bir azalma kaydedildi. Çünkü ihlalin tanımı sınırlı ve evliliğin gerçekleşmiş olmasına bağlı. Ancak birçok evli çift, ilişkilerini birlikte yaşama olarak tanımlamaya başvuruyor, çünkü bu suç değil” şeklinde konuştu.

Toplumsal utanç
Öte yandan Feminizm ve insan hakları dernekleri, kadınların, çocukların, ailenin ve bir bütün olarak toplumun statüsü üzerindeki olumsuz sonuçları nedeniyle, Bedevi toplumunda çokeşlilik olgusunun sınırlandırılmasına öncelik veriyor. Bu olgunun tehlikeleri konusunda farkındalık yaratmak amacıyla birçok kamu girişimi başlattı. Bedevi kadınlar ve uzmanlarla yüzlerce toplantı ve konferans gerçekleştirdi. Sürekli olarak yasanın uygulanması, ihlal edenler ve buna katkıda bulunanların cezalandırılması talebinin yanı sıra bu konuda medya kampanyaları düzenledi. Bu dernekler, ‘mevcut durum ışığında, kolluk kuvvetlerinin, ya polisin birlikte yaşayan çiftlerin zaten evli olduğunu ve yasayı ihlal ettiğini kanıtlayan deliller toplamasını istemesi ya da çok eşliliği yasaklayan yasayı değiştirmesi gerektiğini’ ileri sürüyorlar.
Negev’deki Bedevi topluluklarından bir feminist aktivist olan Safa Şehade, ise konuyla ilgili şunları söyledi: “Bedevi toplumu çok muhafazakar bir toplumdur. İsrail ‘müsakene nikahını’ din ve gelenekten ayrılma olarak görür. Bedevi toplumunda hükümetten habersiz, yasal bir evlilik olmaksızın birlikte yaşamak imkansızdır. Buna karşılık polis, çok eşli erkeklerin ortaklarıyla ilişkilerinin doğası hakkında yalan söylediğinden ve aldattığından emin durumda. İslam hukukundaki çok eşlilik, erkeğin, kadının hasta, kısır veya doğum yapamadığı durumlarda dört kadınla evlenmesine izin verir. Ancak Bedevi toplumunda yaygın olan çok eşlilik olgusu artık dinle değil, miras alınan toplumsal gelenekler ve onlarca yıldır hüküm süren ataerkil kültürle ilgilidir. Sosyal hizmet uzmanları ve diğer yetkililer tarafından tekrarlanan ev ziyaretleri yoluyla, bilinen bölgelerdeki (12 şehir ve kasaba) Bedevi ailelerinin yaklaşık yüzde 30'unun çok eşli olduğunu tespit ettik. Öte yandan İsrail Devleti'nin yasal olarak tanınmadığı köylerde (39 köy) bu oran yüzde 50'ye yakın. Yasanın ciddi bir şekilde uygulanması, belirgin olmasa bile önemli bir etkiye sahip olacaktır. Bu olgunun tehlikeleri ve yükselişi hakkında okullarda genç nesil üzerinde farkındalık yaratmak için çalışmalar yapılmalıdır. Ne yazık ki oradaki camilerde feminizm dernekleri dine karşı provokasyon gerçekleştirmekle suçlanıyor. Öğrenciler için kültürel farkındalık programları uygulamak için okullara girmemiz bile engellendi, çünkü bu okulların müdürleri de çok eşli.”
Şehade ayrıca “Bedevi kadınlar arasında erken yaşta (18 yaş altı) evlilik oranları yüzde 35'e ulaşıyor ve bu yasal bir ihlaldir. Bedevi aileler ayrıca kızları yedinci veya sekizinci sınıfta okulu bırakmaya zorluyor. Bedevi kadınlar arasındaki işsizlik oranları ise yüzde 70'in üzerine çıkıyor. Çok azı iş fırsatı yakalayabiliyor. Tüm bu faktörler, onları sessizliğe ve ‘Kocaya minnet, ele minnetten yeğdir’ demeye itiyor. Ayrıca boşanmaya neredeyse imkansız gözüyle bakıyorlar. Çünkü bu, Bedeviler için büyük bir utanç. Boşanan kadınlar, aileleri tarafından sonsuz kadar dışlanmaya maruz kalırlar. Tamamen yalnız kalacaklar ve çocuklarını görmekten mahrum kalacaklar. Kanunları çiğnemekten tutuklanacakları için kocalarını polise ihbar etmeye cesaret edemiyorlar. Çünkü bunun sonuçları onlar için çok vahim olacaktır” dedi.

İddianameler
İsrail’in nüfus kayıt verilerine göre, Güney Bölgesi'nde (Negev Çölü, bölgenin büyük bölümünü bir oluşturuyor ve İsrail bölgeleri arasında en büyük ve en az nüfuslu olanı) 6 bin 680 çok eşli erkek var. O bölgedeki bu erkeklerin sayısı, 2017 ile 2019 arasında yaklaşık 834 kişi arttı.
Verilere göre, 2018 yılından bu yana, Hükümetin Yargı Danışmanı’nın 2017 yılında verdiği talimatın ardından evlenen çok az sayıda çok eşli erkek hakkında iddianame hazırlandı.
Barışçıl Yönetim ve Sivil Hakları için ‘Lavih’ Örgütü tarafından hazırlanan bir rapora göre Savcılık, soruşturma dosyalarının büyük bir kısmını davanın devamını gerektiren hal ve delillerin yetersizliğinden dolayı kapattı. Polis, 2018 yılında 133 çok eşlilik ihlalini Savcılığa havale etti. Savcılık ise sadece 16 kişi hakkında iddianame hazırlamış, 2019 yılında polis 44 dosyayı sevk etmiş, Savcılık ise sadece 5 kişi hakkında iddianame hazırladı. 2020 yılında polis 58 dosyayı Savcılığa havale ederken, Savcılık sadece 13 kişi hakkında iddianame hazırladı.
Güney Bölge Milletvekili Alon Altman, Lavih'in verilerini doğrulayarak, "Yasanın manipüle edilmesi ve ceza kanununun çiğnenmesi sayesinde çok eşlilik olgusu devam ediyor. Çok eşlilik suçunun cezası beş yıl hapis olmasına rağmen mahkemeler, suçlulara en fazla bir yıla kadar hapis cezaları veriyor" dedi. Altman, Adalet Bakanlığı'nın geçtiğimiz Mayıs ayında yaptığı oturumda, ‘sadece dokuz çok eşlilik davasının cezalandırılmasına karar verildiğini’ belirtti. Altman, “Sanıklara, sadece iki davada beş ay, dört davada yedi ay, iki davada sekiz ay ve sadece bir davada 11 ay hapis cezası verildi” şeklinde konuştu.


​​​İsrail Ulusal Sigorta Enstitüsü, çok eşli ailelere, tüm eşler dahil olmak üzere yalnızca bir aile birimiymiş gibi muamele ediyor (Independent Arabia)

Bekar anneler
İsrail Ulusal Sigorta Enstitüsü ise, ‘çok eşli ailelere tüm eşler dahil olmak üzere tek bir aile birimi (geniş bir aile) gibi muamele ettiğini’ belirtiyor. Her aile farklı olabilir, ancak ailenin durumuyla ilgili karar, banka hesap özetlerini, gelir raporlarını ve ortak mülkiyeti içeren destekleyici belgelere dayanır. Yeni evli bir çift, düşük gelirli ailelere verilen sosyal yardımların yüksek meblağını elde ediyor. Bu, çok eşli bir erkek, yeni eşi ve çocuklarının, çocukların yaşına bağlı olarak ayda 900 ila bin 400 dolar arasında yardım elde ettiği anlamına geliyor. Bu, maddi sıkıntı yaşayan tek eşli bir ailenin alabileceği miktarla aynıdır. Ancak kalan eşlerin her biri, yaşlarına ve çocuklarının yaşlarına bağlı olarak yalnızca 200 ila 350 dolar arasında yardım elde ediyor. Diğer eşler, bekar anneler olarak kabul edilirse, ayda 800 ila bin dolar arasında değişen bekar anne yardımı alma kriterlerini karşılayabilirler.
Haaretz’in haberine göre Bağımsız İsrail Regavim Derneği, Bedevi toplumunda yasal birlikte yaşama denilen şey altındaki evlilik olgusu, çok eşliliği yasaklayan yasayı aşmak için bir mekanizmadır. Ulusal Sigorta yardımlarını elde etmek için uygulanan bir dolandırıcılık planının ayrılmaz bir parçasıdır. Sigorta tahsisatları, devletin yasayı uygulamadaki isteksizliği ve yenilikçi dolandırıcılık yöntemleri ışığında, olgunun ekonomik motorunu oluşturuyor.
İsrail Dışişleri Bakanlığı'na göre, İsrail'de tamamı Sünni Müslüman olan yaklaşık 367 bin Bedevi var ve bunların 317 bini Negev (Necef) Çölü’nde yaşıyor. Çölde yaşam, Bedevilerin geleneksel yaşam tarzlarını, kentleşmenin etkilerinden uzakta yaşamalarına olanak tanıyor.



Fırtına sırasında ağaçlardan yayılan ışık ilk kez kaydedildi

Laboratuvarda yüklü metal plakalar kullanılarak ladin ağaçlarında ışık huzmeleri oluşturuldu (William Brune)
Laboratuvarda yüklü metal plakalar kullanılarak ladin ağaçlarında ışık huzmeleri oluşturuldu (William Brune)
TT

Fırtına sırasında ağaçlardan yayılan ışık ilk kez kaydedildi

Laboratuvarda yüklü metal plakalar kullanılarak ladin ağaçlarında ışık huzmeleri oluşturuldu (William Brune)
Laboratuvarda yüklü metal plakalar kullanılarak ladin ağaçlarında ışık huzmeleri oluşturuldu (William Brune)

Bilim insanları fırtına sırasında ağaçlardan yayılan ışığı ilk kez görüntülemeyi başardı.

Araştırmacılar ormanlarda saptanan elektrik alanı anomalileri nedeniyle, fırtına sırasında ağaç tepelerinde elektriksel boşalmalar meydana geldiğinden uzun süredir şüpheleniyordu.

Bu hava olayları sırasında bulutlar güçlü bir negatif elektrik yükü biriktirirken, yeryüzünde pozitif bir yük gelişiyor. 

Zıt yüklerin birbirini çekmesinden dolayı yerdeki pozitif yük, negatif olana erişmeye çalışıyor ve genellikle doğada ulaşabileceği en yüksek noktaya, yani ağaç tepelerine çıkıyor.

Yaprakların ucunda biriken yük sonucu oluşan ve korona denen parıltı daha önce laboratuvarda üretilmişti. Ancak doğadaki kanıtı bulunamamıştı.

Pensilvanya Eyalet Üniversitesi'nden Patrick McFarland liderliğindeki ekip de işe laboratuvarda bu koronayı üreterek başladı. 

Fırtına bulutlarını taklit etmek için plastik saksılardaki ladin ve akçaağaçları yüklü metal plakaların altına yerleştirip ışıkları kapattılar.

McFarland, "Laboratuvarda tüm ışıkları, kapıyı ve pencereleri kapatınca koronalar zar zor seçiliyor. Mavi bir parıltı gibi görünüyorlar" diye açıklıyor.

Parıltı zayıf olsa da ultraviyole dalga boylarında da ışık yaydıkları için bilim insanları özel kameralarla bunları yakalamaya karar verdi.

Ekip, 2013 model bir Toyota Sienna'ya hava istasyonu, elektrik alan dedektörü, lazer mesafe ölçer ve ışığı ultraviyole kameraya yönlendirmek için bir periskop yerleştirerek bu neredeyse görünmez kıvılcımları ABD'nin çeşitli bölgelerinde aramaya koyuldu.

Yaklaşık 90 dakikalık görüntülerde 859 ayrı UV sinyali yakalanırken bir bilgisayar programı yardımıyla bunlar 41 korona halinde gruplandırıldı.

Bulguları hakemli dergi Geophysical Research Letters'ta yayımlanan çalışmaya göre koronolar, 0,1 ila 3 saniye sürüyordu ve genellikle yapraktan yaprağa atlıyor veya aynı yaprakta tekrar oluşuyorlardı.

Bu etkileri Pinus taeda ve Liquidambar styraciflua gibi ağaçlarda da gözlemlediler. 

McFarland "Bunlar gerçekten oluyor" diyerek ekliyor: 

Onları gördük; artık var olduklarını biliyoruz. Sonunda bunun somut kanıtına sahip olmak… Bence işin en keyifli yanı bu.

Araştırmacılar, UV kamera yalnızca dar bir dalga boyu aralığını algılayacak şekilde ayarlandığı için çalışmada kaydedilenden daha fazla korona olabileceğini düşünüyor. 

McFarland, eğer insanlar ağaçlardaki bu parıltıları görebilseydi, sanki binlerce ateşböceği ağaç tepelerinde dans ediyormuş gibi "epey havalı bir ışık gösterisi" oluşacağını söylüyor.

Bulguların koronanın kanıtını sunmasının ötesinde de faydaları olma ihtimali var. 

Bu parıltılar, diğer bileşiklerle tepkimeye girerek pus ve duman oluşumuna katkı sunabilecek büyük miktarda molekül üretiyor. Bu nedenle yeni çalışma, koronanın ormanlardaki hava kalitesini nasıl etkilediğinin daha iyi anlaşılmasına yardımcı olabilir.

Ayrıca koronanın yapraklara zarar vererek ağaç ve orman sağlığını etkilemesi de muhtemel. Ancak bilim insanları bitkilerin kendilerini koruma yöntemleri geliştirmiş olabileceğinden şüpheleniyor. 

Independent Türkçe, Science Alert, Smithsonian Magazine, Geophysical Research Letters


ABD'nin önde gelen yapay zeka araştırmacıları, Pentagon'a karşı birleşti

Anthropic, yapay zeka güvenliğinde öncü bir şirket olarak görülüyor (Reuters)
Anthropic, yapay zeka güvenliğinde öncü bir şirket olarak görülüyor (Reuters)
TT

ABD'nin önde gelen yapay zeka araştırmacıları, Pentagon'a karşı birleşti

Anthropic, yapay zeka güvenliğinde öncü bir şirket olarak görülüyor (Reuters)
Anthropic, yapay zeka güvenliğinde öncü bir şirket olarak görülüyor (Reuters)

OpenAI ve Google'dan araştırmacılar, ABD Savunma Bakanlığı'na dava açan Anthropic'i destekleyen bir dilekçe sundu.

Anthropic’in, araçlarına sınırsız erişim izni vermeyi reddetmesiyle şirketle Pentagon arasında gerilim başlamıştı.

Claude modelinin geliştiricisi bu kararında kitlesel gözetim ve otonom silahlarla ilgili endişeleri gerekçe gösterirken bakanlık yapay zeka araçlarını, "yasaların izin verdiği tüm amaçlar için kullanmak" istediğini savunmuştu.

Anlaşmazlığın ardından Trump yönetimi, federal kurumlara ve orduyla çalışan yüklenicilere Anthropic'le iş yapmayı bırakmalarını söylemiş ve Pentagon şirketi tedarik zinciri riski olarak belirlemişti.

Bu karar federal kurumların ve yüklenicilerin Anthropic'in yapay zeka sistemlerini kullanmasını engelliyor. Genellikle yabancı şirketleri hedef alan tedarik zinciri riski tanımlamasının ilk kez ABD merkezli bir şirkete karşı kullanıldığı bildiriliyor.

Anthropic bu hamlesi nedeniyle Savunma Bakanlığı'na dün (9 Mart Pazartesi) dava açtı.

Davanın açılmasından birkaç saat sonra OpenAI ve Google'dan yaklaşık 40 araştırmacı, yapay zeka şirketini destekleyen bir dilekçe sundu. 

Google DeepMind'ın baş bilim insanı Jeff Dean'in de imzasının yer aldığı dilekçede, Pentagon'un şirketi "tedarik zinciri riski" olarak etiketleme kararının, Amerikan yapay zeka sektöründe tehlikeli bir emsal oluşturabileceği savunuluyor.

Bilim insanları dilekçede şu ifadeleri kullanıyor:

ABD'nin önde gelen yapay zeka şirketlerinden birini cezalandırma çabasının devam etmesi, şüphesiz ki ABD'nin yapay zeka ve ötesindeki endüstriyel ve bilimsel rekabet gücü üzerinde sonuçlar doğuracak.

Bu adımın, yapay zeka gelişiminin hükümet ve ticari sektörler arasında ayrışmasına yol açabileceği korkusu dile getiriliyor. Bazı kurumlar belirli modellere erişimi kısıtlarken, diğerleri özel pazarlarda kullanılmaya devam edebilir.

Araştırmacılar, Pentagon anlaşma şartlarından memnun değilse Anthropic'le sözleşmesini sonlandırabileceğini ve başka bir şirketin araçlarını kullanabileceğini belirtiyor.

Bakanlık, Anthropic'le ilişkilerinin gerilmesinden kısa süre sonra OpenAI'la sözleşme imzalamıştı. OpenAI, Anthropic'le yapılan anlaşmadan daha fazla güvenlik önlemi alındığını öne sürmüştü. Şirketin CEO'su Sam Altman ise teknolojinin "ABD vatandaşlarının gözetimi için kasten kullanılmayacağından" emin olmak adına daha fazla değişiklik yapılacağını söylemişti.

Independent Türkçe, Interesting Engineering, Wired, BBC


James Cameron, Avatar serisinin akıbetini açıkladı

Avatar: Ateş ve Kül'de seriye yeni katılan Oona Chaplin, Mangkwan kabilesinin lideri Varang'ı canlandırıyor (20th Century Studios)
Avatar: Ateş ve Kül'de seriye yeni katılan Oona Chaplin, Mangkwan kabilesinin lideri Varang'ı canlandırıyor (20th Century Studios)
TT

James Cameron, Avatar serisinin akıbetini açıkladı

Avatar: Ateş ve Kül'de seriye yeni katılan Oona Chaplin, Mangkwan kabilesinin lideri Varang'ı canlandırıyor (20th Century Studios)
Avatar: Ateş ve Kül'de seriye yeni katılan Oona Chaplin, Mangkwan kabilesinin lideri Varang'ı canlandırıyor (20th Century Studios)

Avatar: Ateş ve Kül (Avatar: Fire and Ash), selefi Suyun Yolu (The Way of Water) kadar görkemli bir gişe başarısına imza atamamış olsa da yönetmen James Cameron, serinin 4. filminin hâlâ planlar dahilinde olduğunu müjdeledi.

Variety'nin, devam halkasının küresel gişede 1,45 milyar dolar hasılat elde etmesine rağmen henüz kâra geçemediğini yazan haberinin ardından Cameron, hayranların içine su serpti. 

9 Mart'ta düzenlenen Saturn Ödülleri'nde konuşan usta yönetmen, 4. filmin gelmesinin "çok muhtemel" olduğunu ifade etti. 

Cameron ayrıca, serinin gelecekteki rotasını belirlerken "izleyici geri bildirimlerini" titizlikle dikkate aldığını da sözlerine ekledi.

Başrollerini Zoe Saldaña, Sigourney Weaver ve Sam Worthington'ın paylaştığı Avatar: Ateş ve Kül, oğulları Neteyam'ın kaybıyla sarsılan Jake Sully ve ailesinin, bu trajedinin yaralarını sarma mücadelesine odaklanıyor. Ancak yas süreci aileyi içeriden tüketmeye başlarken, intikam ateşiyle yanıp tutuşan Varang liderliğindeki acımasız "Kül Halkı" ya da diğer adıyla Mangkwan klanı, kahramanlarımızı tehdit etmeye başlıyor.

"Avatar filmlerini daha ucuza mal etmeliyiz"

Cameron, daha önce Tayvan merkezli TVBS News'a verdiği röportajda sinema endüstrisinin zorlu bir dönemden geçtiğini vurgulamış ve şu ifadeleri kullanmıştı:

Gerçek şu ki sinema sektörü şu an depresyonda. Avatar 3 çok büyük maliyetlerle çekildi. Yola devam edebilmek için gişede çok başarılı olmamız gerekiyor. Hem başarılı olmalı hem de seriyi sürdürebilmek için Avatar filmlerini nasıl daha düşük maliyetlerle üretebileceğimizi bulmalıyız.

GamesRadar'a göre, Ateş ve Kül'ün Suyun Yolu'ndan yaklaşık 870 milyon dolar daha az hasılat elde etmesi, Cameron'ın maliyetleri düşürme vurgusunu daha da önemli hale getiriyor.

Independent Türkçe, Variety, GamesRadar, TVBS News, ScreenRant