İsrailli Bedevilerin çok eşlilik formülü ‘müsakene nikahı’

İsrail’in Negev bölgesinde yaşayan Bedeviler, çok eşliliği yasaklayan yasadan kaçmak için ‘müsakene nikahı’na başvuruyor. Feminist örgütler İslam düşmanlığı ile suçlanarak farkındalık yaratmak için okullara girmeleri yasaklandı

İsrail nüfus kayıt verilerine göre, ‘Güney Bölgesi’ yani Negev (Necef) çölünde 6 bin 680 çok eşli erkek var (AFP)
İsrail nüfus kayıt verilerine göre, ‘Güney Bölgesi’ yani Negev (Necef) çölünde 6 bin 680 çok eşli erkek var (AFP)
TT

İsrailli Bedevilerin çok eşlilik formülü ‘müsakene nikahı’

İsrail nüfus kayıt verilerine göre, ‘Güney Bölgesi’ yani Negev (Necef) çölünde 6 bin 680 çok eşli erkek var (AFP)
İsrail nüfus kayıt verilerine göre, ‘Güney Bölgesi’ yani Negev (Necef) çölünde 6 bin 680 çok eşli erkek var (AFP)

Rağde Atme
Yola saçılan eşyalarını toplayan Fatıma, ağlayarak İsrail’in güneyindeki Rahat şehrindeki evine komsu sokakta yaşayan ailesinin evine koşuyor. Eşi, 30’uncu doğum gününde kutlama ve partiler yapıp hediyeler almak yerine kendi deyimiyle, ‘ayır ayarlı’ bir hediyeyle ona sürpriz yapmayı tercih ederek, bir evlilik yapıp Fatıma’dan daha genç bir gelinle evine geldi. Ortaöğrenimini tamamlamak için yıllarca uğraşan ve hukuk okumaya can atan Fatıma, bu korkunç şoka katlanamayıp, yeni evli çifte hakaretler ve tokatlar yağdırdı. Ancak dakikalar sonra kendini yolun kenarında, burnundan ve dudaklarından kan sızarken buldu. 40 yaşındaki kocası onu 15 dakika boyunca şiddet uygulayarak vücudunda morluklar oluşmasına neden oldu. Onu ve kıyafetlerini sokağa atarak ona “Bu gece benim gecem. Balayım sona erdikten sonra kendi kendine geri döneceksin” dedi.

Hapis ve para cezası
Fatıma'nın aşağılanma duygusundan dolayı yüreğini yakan hüzün, ailesinin; eşinin başka bir kadınla ilişki kurmasının ‘kendisinin hatası olduğunu’ ifade ederek boşanma fikrini kesin olarak reddetmesi üzerine bir öfkeye dönüştü. Babası, erkeklerinin çoğunluğunun çok eşli olduğu bir Bedevi kabilesinde dünyaya gelmiş ve yetişmişken, aksi nasıl düşünülebilirdi? Bu, İsrail'de çok eşliliğin 1977'den beri yasadışı olmasına rağmen gerçekleşti. Bu gelenek, yasalarca cezalandırılabilir bir suç haline getirildi. Çok eşliliğe 5 yıla kadar hapis ve para cezası uygulanıyor.
Kendisi ve ailesini korumak için soyadını paylaşmayan Fatıma, Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı açıklamada, ilk eşin ayıplama kültürü yüzünden boşanamadığını, yine aynı sebepten yeniden evlenemediğini ifade etti. Hakaret veya şiddete maruz kalabilen ilk eşin, erkeğin ona geri dönme kararı ihtimaline karşı, ulaşılabilir durumda kalması gerektiğini söyledi. Fatıma, “Bedevi toplumlarında, bir adam evlenir ve çocukları olur. Sonra başka bir eş getirmeye karar verir, ilk eşini parasız, diplomasız veya kendini ve çocuklarını geçindirmek için geçim kaynağı olmadan bırakır. Tüm suç, Bedevi kadınlarının içinde bulunduğu kötü durumu gören ve kanun yaptırımlarını katı bir güçle görmezden gelmeye son vermeyen toplumda. Bedevi kadınlar, Bedevi toplumunda yaygın olan çok eşlilikten muzdarip durumda” şeklinde konuştu.


Feminist ve insan hakları dernekleri, Bedevi toplumunda çok eşlilik olgusunu sınırlamaya öncelik veriyor (Independent Arabia)

Sahte boşanma
Çok eşliliği yasaklayan yasa, 1977 yılında kabul edilmesine rağmen Hükümetin Yargı Danışmanı’nın, yasanın uygulanmasını ve ihlal edenler için cezaların sıkılaştırılmasını gerektiren talimatlarının ardından 2017 yılında yürürlüğe girdi. İsrail Polisi ve Savcılık Ofisi temsilcileri, geçtiğimiz Mayıs ayında Adalet Bakanlığı'nda düzenlenen bir oturumda çokeşli erkeklerin, bu tür evlilikleri ‘sahte boşanmaya’ ek olarak ‘müsakene nikahı (birlikte yaşama)’ olarak kayıt ettirmek dahil olmak üzere, yasayı çeşitli şekillerde manipüle ederek cezadan kurtulmayı başardıklarını söyledi. Hükümetin Yargı Danışmanı’ndan yasayı uygulamak için katı talimatların yayınlanmasının üzerinden üç ve daha fazla yıl geçmesine rağmen hem polis hem de savcılık, Bedevi toplumunda çok eşliliği yasaklayan yasayı henüz uygulayamadıklarını itiraf etti.
Tel Aviv merkezli Haaretz gazetesine göre Polis Teşkilatı’nda Soruşturma ve İstihbarat Dairesi Temsilcisi “Çok eşli erkekler bu tür bir evliliği şeriat mahkemelerine kaydettirmemekte, bunun yerine birlikte yaşadıklarına dair bir avukat tarafından tasdikli bir belge ile sorumlu makamlara gitmekte. Böylece, devletin evli çiftlere sunduğu resmi tanınma ve mali ayrıcalıklara sahip olurlar. Bu ihlalle ilgili dosya sayısında gözle görülür bir azalma kaydedildi. Çünkü ihlalin tanımı sınırlı ve evliliğin gerçekleşmiş olmasına bağlı. Ancak birçok evli çift, ilişkilerini birlikte yaşama olarak tanımlamaya başvuruyor, çünkü bu suç değil” şeklinde konuştu.

Toplumsal utanç
Öte yandan Feminizm ve insan hakları dernekleri, kadınların, çocukların, ailenin ve bir bütün olarak toplumun statüsü üzerindeki olumsuz sonuçları nedeniyle, Bedevi toplumunda çokeşlilik olgusunun sınırlandırılmasına öncelik veriyor. Bu olgunun tehlikeleri konusunda farkındalık yaratmak amacıyla birçok kamu girişimi başlattı. Bedevi kadınlar ve uzmanlarla yüzlerce toplantı ve konferans gerçekleştirdi. Sürekli olarak yasanın uygulanması, ihlal edenler ve buna katkıda bulunanların cezalandırılması talebinin yanı sıra bu konuda medya kampanyaları düzenledi. Bu dernekler, ‘mevcut durum ışığında, kolluk kuvvetlerinin, ya polisin birlikte yaşayan çiftlerin zaten evli olduğunu ve yasayı ihlal ettiğini kanıtlayan deliller toplamasını istemesi ya da çok eşliliği yasaklayan yasayı değiştirmesi gerektiğini’ ileri sürüyorlar.
Negev’deki Bedevi topluluklarından bir feminist aktivist olan Safa Şehade, ise konuyla ilgili şunları söyledi: “Bedevi toplumu çok muhafazakar bir toplumdur. İsrail ‘müsakene nikahını’ din ve gelenekten ayrılma olarak görür. Bedevi toplumunda hükümetten habersiz, yasal bir evlilik olmaksızın birlikte yaşamak imkansızdır. Buna karşılık polis, çok eşli erkeklerin ortaklarıyla ilişkilerinin doğası hakkında yalan söylediğinden ve aldattığından emin durumda. İslam hukukundaki çok eşlilik, erkeğin, kadının hasta, kısır veya doğum yapamadığı durumlarda dört kadınla evlenmesine izin verir. Ancak Bedevi toplumunda yaygın olan çok eşlilik olgusu artık dinle değil, miras alınan toplumsal gelenekler ve onlarca yıldır hüküm süren ataerkil kültürle ilgilidir. Sosyal hizmet uzmanları ve diğer yetkililer tarafından tekrarlanan ev ziyaretleri yoluyla, bilinen bölgelerdeki (12 şehir ve kasaba) Bedevi ailelerinin yaklaşık yüzde 30'unun çok eşli olduğunu tespit ettik. Öte yandan İsrail Devleti'nin yasal olarak tanınmadığı köylerde (39 köy) bu oran yüzde 50'ye yakın. Yasanın ciddi bir şekilde uygulanması, belirgin olmasa bile önemli bir etkiye sahip olacaktır. Bu olgunun tehlikeleri ve yükselişi hakkında okullarda genç nesil üzerinde farkındalık yaratmak için çalışmalar yapılmalıdır. Ne yazık ki oradaki camilerde feminizm dernekleri dine karşı provokasyon gerçekleştirmekle suçlanıyor. Öğrenciler için kültürel farkındalık programları uygulamak için okullara girmemiz bile engellendi, çünkü bu okulların müdürleri de çok eşli.”
Şehade ayrıca “Bedevi kadınlar arasında erken yaşta (18 yaş altı) evlilik oranları yüzde 35'e ulaşıyor ve bu yasal bir ihlaldir. Bedevi aileler ayrıca kızları yedinci veya sekizinci sınıfta okulu bırakmaya zorluyor. Bedevi kadınlar arasındaki işsizlik oranları ise yüzde 70'in üzerine çıkıyor. Çok azı iş fırsatı yakalayabiliyor. Tüm bu faktörler, onları sessizliğe ve ‘Kocaya minnet, ele minnetten yeğdir’ demeye itiyor. Ayrıca boşanmaya neredeyse imkansız gözüyle bakıyorlar. Çünkü bu, Bedeviler için büyük bir utanç. Boşanan kadınlar, aileleri tarafından sonsuz kadar dışlanmaya maruz kalırlar. Tamamen yalnız kalacaklar ve çocuklarını görmekten mahrum kalacaklar. Kanunları çiğnemekten tutuklanacakları için kocalarını polise ihbar etmeye cesaret edemiyorlar. Çünkü bunun sonuçları onlar için çok vahim olacaktır” dedi.

İddianameler
İsrail’in nüfus kayıt verilerine göre, Güney Bölgesi'nde (Negev Çölü, bölgenin büyük bölümünü bir oluşturuyor ve İsrail bölgeleri arasında en büyük ve en az nüfuslu olanı) 6 bin 680 çok eşli erkek var. O bölgedeki bu erkeklerin sayısı, 2017 ile 2019 arasında yaklaşık 834 kişi arttı.
Verilere göre, 2018 yılından bu yana, Hükümetin Yargı Danışmanı’nın 2017 yılında verdiği talimatın ardından evlenen çok az sayıda çok eşli erkek hakkında iddianame hazırlandı.
Barışçıl Yönetim ve Sivil Hakları için ‘Lavih’ Örgütü tarafından hazırlanan bir rapora göre Savcılık, soruşturma dosyalarının büyük bir kısmını davanın devamını gerektiren hal ve delillerin yetersizliğinden dolayı kapattı. Polis, 2018 yılında 133 çok eşlilik ihlalini Savcılığa havale etti. Savcılık ise sadece 16 kişi hakkında iddianame hazırlamış, 2019 yılında polis 44 dosyayı sevk etmiş, Savcılık ise sadece 5 kişi hakkında iddianame hazırladı. 2020 yılında polis 58 dosyayı Savcılığa havale ederken, Savcılık sadece 13 kişi hakkında iddianame hazırladı.
Güney Bölge Milletvekili Alon Altman, Lavih'in verilerini doğrulayarak, "Yasanın manipüle edilmesi ve ceza kanununun çiğnenmesi sayesinde çok eşlilik olgusu devam ediyor. Çok eşlilik suçunun cezası beş yıl hapis olmasına rağmen mahkemeler, suçlulara en fazla bir yıla kadar hapis cezaları veriyor" dedi. Altman, Adalet Bakanlığı'nın geçtiğimiz Mayıs ayında yaptığı oturumda, ‘sadece dokuz çok eşlilik davasının cezalandırılmasına karar verildiğini’ belirtti. Altman, “Sanıklara, sadece iki davada beş ay, dört davada yedi ay, iki davada sekiz ay ve sadece bir davada 11 ay hapis cezası verildi” şeklinde konuştu.


​​​İsrail Ulusal Sigorta Enstitüsü, çok eşli ailelere, tüm eşler dahil olmak üzere yalnızca bir aile birimiymiş gibi muamele ediyor (Independent Arabia)

Bekar anneler
İsrail Ulusal Sigorta Enstitüsü ise, ‘çok eşli ailelere tüm eşler dahil olmak üzere tek bir aile birimi (geniş bir aile) gibi muamele ettiğini’ belirtiyor. Her aile farklı olabilir, ancak ailenin durumuyla ilgili karar, banka hesap özetlerini, gelir raporlarını ve ortak mülkiyeti içeren destekleyici belgelere dayanır. Yeni evli bir çift, düşük gelirli ailelere verilen sosyal yardımların yüksek meblağını elde ediyor. Bu, çok eşli bir erkek, yeni eşi ve çocuklarının, çocukların yaşına bağlı olarak ayda 900 ila bin 400 dolar arasında yardım elde ettiği anlamına geliyor. Bu, maddi sıkıntı yaşayan tek eşli bir ailenin alabileceği miktarla aynıdır. Ancak kalan eşlerin her biri, yaşlarına ve çocuklarının yaşlarına bağlı olarak yalnızca 200 ila 350 dolar arasında yardım elde ediyor. Diğer eşler, bekar anneler olarak kabul edilirse, ayda 800 ila bin dolar arasında değişen bekar anne yardımı alma kriterlerini karşılayabilirler.
Haaretz’in haberine göre Bağımsız İsrail Regavim Derneği, Bedevi toplumunda yasal birlikte yaşama denilen şey altındaki evlilik olgusu, çok eşliliği yasaklayan yasayı aşmak için bir mekanizmadır. Ulusal Sigorta yardımlarını elde etmek için uygulanan bir dolandırıcılık planının ayrılmaz bir parçasıdır. Sigorta tahsisatları, devletin yasayı uygulamadaki isteksizliği ve yenilikçi dolandırıcılık yöntemleri ışığında, olgunun ekonomik motorunu oluşturuyor.
İsrail Dışişleri Bakanlığı'na göre, İsrail'de tamamı Sünni Müslüman olan yaklaşık 367 bin Bedevi var ve bunların 317 bini Negev (Necef) Çölü’nde yaşıyor. Çölde yaşam, Bedevilerin geleneksel yaşam tarzlarını, kentleşmenin etkilerinden uzakta yaşamalarına olanak tanıyor.



Yeni araştırma Heisenberg'e karşı çıkıyor: Naziler nükleer reaktöre ne kadar yakındı?

Werner Karl Heisenberg (Wikimedia Commons)
Werner Karl Heisenberg (Wikimedia Commons)
TT

Yeni araştırma Heisenberg'e karşı çıkıyor: Naziler nükleer reaktöre ne kadar yakındı?

Werner Karl Heisenberg (Wikimedia Commons)
Werner Karl Heisenberg (Wikimedia Commons)

Yeni bir araştırmaya göre Nazi Almanyası, 1945'te Müttefik birlikleri yaklaşırken çalışan bir nükleer reaktör geliştirmeye hiç de yakın değildi. Bu bulgu, fizikçi Werner Heisenberg'in girişimin "kıl payı" başarısızlıkla sonuçlandığı yönündeki iddiasını çürütüyor.

 Almanya, nükleer silah üretmek için ABD'yle yarışıyordu. Sonunda bu hedefe ulaşamadı ve savaşı kaybetti. ABD'nin Manhattan Projesi ise Japonya'ya karşı kullanılarak yıkıcı sonuçlara yol açan, çalışır durumda atom silahları üretti.

Bombanın yapımı, her iki ülkedeki bilim insanlarının nükleer reaktörler inşa ederek parçalanabilir malzeme üretmesini gerektiriyordu.

ABD bu yarışı kazandı ancak Almanya'nın da kendi reaktörünü inşa etmeye çok yaklaştığına inanılıyordu.

Almanya'nın Müttefik birlikleri ülkeye girip ilerlemeden önce bir reaktör inşa etmek için yaptığı son girişim, moderatör olarak ağır su kullanan B8 düzeneğiydi. O dönemde ağır suyun tek kaynağı, Nisan 1940'tan Kasım 1944'e kadar Almanya'nın kontrolünde bulunan Norveç'teki Norsk Hydro tesisiydi.

Amerikan tasarımlarında ise moderatör olarak grafit kullanılıyordu.

B8 düzeneği, kuantum mekaniğinin öncülerinden Nobel Ödüllü Heisenberg tarafından tasarlanmıştı. Heisenberg, 1947'de Nature'da yayımlanan bir makalede Almanların tam işlevsel bir nükleer reaktör inşa etmeye epey yaklaştığını öne sürmüştü. B8'in kendi kendini sürdüren bir fisyon tepkimesi başlatmakta "çok az bir farkla yetersiz" kaldığını ve sadece "nispeten küçük bir miktar uranyuma" ihtiyaç duyduğunu belirtmişti. Ancak yeni hesaplamalar, Heisenberg'in "gerekli malzeme miktarını önemli ölçüde azımsadığını" gösteriyor.

asdvbrt
Alman nükleer projesinden kalan bir doğal uranyum küpü (John T. Consoli/Maryland Üniversitesi)

Tarihçiler uzun süredir Almanların Amerikalılar gibi grafit moderatörler kullanması halinde avantaj elde edebileceğini öne sürüyordu.

PNAS Nexus adlı akademik dergide yayımlanan yeni çalışmada Alman projesinden kalan iki doğal uranyum küpünün yanı sıra tarihi kayıtlar, teknik raporlar, yazışmalar ve diğer arşiv belgeleri değerlendirildi.

Araştırma, B8 düzeneğinin çalışması için mevcut olandan iki kat daha fazla uranyuma ve Norsk Hydro'nun tüm savaş boyunca ürettiği miktarın iki katı kadar ağır suya ihtiyaç duyulacağını ortaya koydu.

Alman kontrolündeki bölgelerde bulunan grafit de uygun bir moderatör alternatifi olamazdı.

Çalışma, Almanların o dönemde işlevsel bir bomba üretmek için gereken malzemelere sahip olmadığı sonucuna vardı.

Araştırmacılar, "Almanların, Heisenberg'in öngörülerini büyük ölçüde aşacak şekilde, kullandıklarının yaklaşık iki katı uranyuma ve yaklaşık 2,2 katı ağır suya ihtiyaçları olurdu" diye yazdı.

Bulgularımız, Almanya'nın II. Dünya Savaşı sırasında ne ağır su ne de grafit reaktörü inşa edebileceğini gösteriyor.

Independent Türkçe


Uzak galaksilerden gelen gizemli parlamaların kaynağı bulundu mu?

13 Ağustos 2026'da Antalya'daki kayalık bir dağ manzarasının üzerinde Samanyolu galaksisi yükseliyor (AFP)
13 Ağustos 2026'da Antalya'daki kayalık bir dağ manzarasının üzerinde Samanyolu galaksisi yükseliyor (AFP)
TT

Uzak galaksilerden gelen gizemli parlamaların kaynağı bulundu mu?

13 Ağustos 2026'da Antalya'daki kayalık bir dağ manzarasının üzerinde Samanyolu galaksisi yükseliyor (AFP)
13 Ağustos 2026'da Antalya'daki kayalık bir dağ manzarasının üzerinde Samanyolu galaksisi yükseliyor (AFP)

Gökbilimciler, uzayın bir yerlerinden bize doğru gelen uzun süreli parlamaların kaynağını nihayet bulmuş olabilir.

Uzak galaksilerden gelen yoğun ve parlak X-ışını parlamaları bilim insanlarını yıllardır hayrete düşürüyordu. Araştırmacılar bunların bir kısmını büyük kütleli yıldızların ölümüyle ilişkilendirse de birçoğu hâlâ açıklanamamıştı.

Gökbilimciler, bu parlamaların ne kadar uzaktan geldiğini ve ne kadar enerji yaydığını belirlemekte zorlanıyordu. Bu da parlamalara neyin yol açabileceğini anlamayı zorlaştırıyordu.

Araştırmacılar artık bunların nedenini bulmuş olabileceklerini düşünüyor. Parlamalar, iki nötron yıldızının çarpışmasıyla bağlantılı görünüyor. Bu tür çarpışmalar daha önce hızla kaybolan kısa süreli gama ışını patlamaları aracılığıyla gözlemlenmişti.

Son çalışma, 2024'te fırlatıldığından beri yüzlerce parlak ışık parlamasını saptayan Einstein Probe uydusundan bir uyarının gökbilimcilere gelmesiyle başladı. Gökbilimciler bu uyarıyı aldıklarında Avrupa Güney Rasathanesi'ne ait Çok Büyük Teleskop (VLT) ve Çok Büyük Dizi (VLA) de dahil diğer teleskoplarla parlamayı çabucak inceleyerek patlamanın ardından yaşananları gözlemleyebildi.

Araştırmacılar, bu gözlemler sayesinde iki nötron yıldızının birleşmesiyle oluşan bir magnetarın doğuşuna tanık olduklarını düşünüyor. Bunun diğer gizemli parlamaları açıklamaya da yardımcı olabileceğini söylüyorlar.

Nötron yıldızları, yaşam döngülerinin sonuna ulaşmış büyük kütleli yıldızların kalıntılarıdır. Çarpıştıklarında uzaya, geçmişte gökbilimcilerin tespit ettiği kütleçekimsel dalgaların yanı sıra araştırmacıların bu gökcisimlerini daha iyi anlamasını sağlayan ışık yayıyorlar.

Kısa süreli gama ışını patlamaları, araştırmacıların bu çarpışmaları sıklıkla fark etmesini sağlıyor. Ancak bilim insanları, bu çarpışmalar sonucu oluşan magnetarın daha parlak ve uzun süreli patlamalara yol açabileceğine inanıyor. Yeni makale üzerinde çalışan Eleonora Troja, Einstein Probe uydusu neredeyse 10 dakika boyunca parlak X-ışını radyasyonu tespit ettiğinde "Bir şeyler döndüğünü fark ettim" diyor. 

Çok Büyük Teleskop'la takip gözlemlerini yöneten Niccolò Passaleva, "Bu, bir nötron yıldızı birleşmesinde şimdiye kadar gözlemlenen en uzun süreli ani X-ışını parlaması" ifadelerini kullanıyor. 

Bu, evrenin en uç kuvvetlerini ön sıradan izleme ve sırlarını daha fazla keşfetme fırsatı sunuyor.

Araştırmacılar, uyarı işaretlerine hızla karşılık vererek patlamayı hâlâ ayrıntılı biçimde gözlemlenebilecek kadar parlakken izleyebildi. Bu da yoğun X-ışını sinyalleri ve nötron yıldızlarının birleşmesi arasında bağlantı kurmalarını sağladı.

Çalışma, hakemli dergi Science Bulletin'de yayımlanan "Minutes-long soft X-ray prompt emission from a compact object merger" (Kompakt cisimlerin birleşiminden kaynaklanan ve dakikalarca süren yumuşak ve ani X-ışını emisyonu) başlıklı yeni makalede aktarılıyor.

Independent Türkçe


Netflix duyurdu: Wednesday hayranlarına hem iyi hem kötü haber

Kariyerine çocuk yaşta başlayan ve komedi dizisi Jane the Virgin'le şöhrete ulaşan 24 yaşındaki Jenna Ortega, Wednesday Addams rolündeki performansıyla hem Altın Küre hem de Emmy'ye aday gösterildi (Netflix)
Kariyerine çocuk yaşta başlayan ve komedi dizisi Jane the Virgin'le şöhrete ulaşan 24 yaşındaki Jenna Ortega, Wednesday Addams rolündeki performansıyla hem Altın Küre hem de Emmy'ye aday gösterildi (Netflix)
TT

Netflix duyurdu: Wednesday hayranlarına hem iyi hem kötü haber

Kariyerine çocuk yaşta başlayan ve komedi dizisi Jane the Virgin'le şöhrete ulaşan 24 yaşındaki Jenna Ortega, Wednesday Addams rolündeki performansıyla hem Altın Küre hem de Emmy'ye aday gösterildi (Netflix)
Kariyerine çocuk yaşta başlayan ve komedi dizisi Jane the Virgin'le şöhrete ulaşan 24 yaşındaki Jenna Ortega, Wednesday Addams rolündeki performansıyla hem Altın Küre hem de Emmy'ye aday gösterildi (Netflix)

Wednesday'in üçüncü sezonunu bekleyenlere hem iyi hem de kötü haber: Netflix'in doğaüstü temalı hit dizisinin yeni sezon çekimleri tamamlandı. Ancak kapsamlı görsel efekt çalışmaları nedeniyle yeni bölümler için bekleyiş sürecek.

İlk sezon 2022'de, ikinci sezon ise üç yıl sonra, 2025'te yayımlanmıştı. Üçüncü sezon için bu kadar uzun bir ara öngörülmüyor.

İkinci sezonun çekimler tamamlandıktan 8 ay sonra yayımlanmış olması, dizinin 2027 sonbaharında dönebileceği beklentisini güçlendiriyor.

Netflix ise diziyle ilgili başka bilgi paylaşmadı.

Dizide Jenna Ortega, Nevermore Akademisi'nin somurtkan, gizemlerin peşinden koşan öğrencisi Wednesday Addams'ı canlandırıyor. 

Wednesday'in ilk sezonu, Netflix'in tüm zamanların en çok izlenen İngilizce dizi sezonu olmuştu. Tüm dillerdeki dizi sezonları arasında ise Squid Game'in ilk sezonunun ardından ikinci sırada yer alıyor.

Geçen yıl ağustos ve eylülde iki kısım halinde yayımlanan ikinci sezon da güçlü bir başlangıç yapmıştı. İlk 4 bölüm, 5 günde 50 milyon izlenmeye ulaşarak ilk sezonun açılış performansını yakalamıştı. 

İkinci sezon, Netflix'in tüm zamanların en çok izlenen İngilizce dizi sezonları arasında 6., genel sıralamada ise 10. olmuştu.

Paris ve Dublin'de çekilen üçüncü sezonda kadroya yeni isimler katıldı.

Eva Green, Morticia'nın kız kardeşi ve Wednesday'in teyzesi Ophelia Frump rolünde izleyici karşısına çıkacak.

Winona Ryder ise Beterböcek Beterböcek'te (Beetlejuice Beetlejuice) birlikte çalıştığı Ortega ve yönetmen Tim Burton'la yeniden bir araya gelecek. 

Diğer yeni oyuncular arasında Lena Headey, James Lance, Oscar Morgan, Chris Sarandon, Noah Taylor ve Kennedy Moyer bulunuyor.

Üçüncü sezonun kadrosunda ayrıca Emma Myers, Hunter Doohan, Joy Sunday, Moosa Mostafa, Georgie Farmer, Isaac Ordonez, Billie Piper, Luis Guzmán, Catherine Zeta-Jones, Andrew McCarthy ve Fred Armisen yer alıyor.

İkinci sezonun sonunda Wednesday, alfa kurt adam halinde sıkışıp kalan Enid'i kurtarmak için Fester Amca'yla yola çıkmıştı.

Charles Addams'ın yarattığı karakterlerden uyarlanan diziyi Alfred Gough ve Miles Millar geliştirdi. 

İkili, dizi sorumlusu görevini ve yönetici yapımcılığı da üstleniyor. 

Tim Burton da yönetmen ve yönetici yapımcı olarak görev yapıyor. Dizi, MGM Television imzasını taşıyor.

Independent Türkçe, Variety, Deadline, Hollywood Reporter