ABD, Husilere gitmek üzere olan İran silahlarına el koyduğunu duyurdu

Washington tarafından Arap Denizi’nde Husilere ulaşmadan önce el konulan İran silahları (ABD Adalet Bakanlığı)
Washington tarafından Arap Denizi’nde Husilere ulaşmadan önce el konulan İran silahları (ABD Adalet Bakanlığı)
TT

ABD, Husilere gitmek üzere olan İran silahlarına el koyduğunu duyurdu

Washington tarafından Arap Denizi’nde Husilere ulaşmadan önce el konulan İran silahları (ABD Adalet Bakanlığı)
Washington tarafından Arap Denizi’nde Husilere ulaşmadan önce el konulan İran silahları (ABD Adalet Bakanlığı)

ABD Adalet Bakanlığı, 171 karadan havaya füze ve 8 tanksavar füzesi gibi İran’a ait büyük miktarlarda silaha ve yaklaşık 1,1 milyon varil İran petrol ürününe başarılı bir şekilde el konulduğunu duyurdu.
Bakanlıktan yapılan açıklamada, “ABD Deniz Kuvvetleri, rutin deniz güvenliği operasyonlarını yürütürken Arap Denizi’ndeki iki gemide bulunan silahlara el koydu” denildi.
Açıklamada, terör örgütü olarak sınıflandırılan İran Devrim Muhafızları’nın Yemen’deki Husi milislere yönelik silah sevkiyatını koordine ettiği belirtildi.

ABD hükümeti ayrıca, Venezuela’ya giderken Arap Denizi içinde veya çevresinde yabancı bayraklı dört tankerde bulunan İran petrol ürünlerine de el koydu.
Söz konusu açıklamada, el koyma operasyonun İran’dan gelen yakıt ve silah sevkiyatlarına yönelik hükümet tarafından şimdiye kadar yapılan en büyük operasyon olduğu ifade edildi.
 



Çin'den "Ay saati": Einstein'ın teorisine yeni kanıt

Kütleçekim kuvveti nedeniyle Ay'da zaman daha hızlı akıyor (NASA)
Kütleçekim kuvveti nedeniyle Ay'da zaman daha hızlı akıyor (NASA)
TT

Çin'den "Ay saati": Einstein'ın teorisine yeni kanıt

Kütleçekim kuvveti nedeniyle Ay'da zaman daha hızlı akıyor (NASA)
Kütleçekim kuvveti nedeniyle Ay'da zaman daha hızlı akıyor (NASA)

Çinli bilim insanları Ay'daki zamanı takip eden bir yazılım geliştirdi. Model, Albert Einstein'ın teorilerine yeni bir kanıt sunuyor.

Einstein'ın görelilik teorisinin gösterdiği üzere kütleçekim veya yerçekimi, uzay-zaman dokusunu büküyor.

Bu nedenle zaman, evrenin her yerinde aynı şekilde işlemiyor. Bir nesnenin hızı ve yakınındaki cisimlerin kütleçekim kuvveti zamanın ilerlemesini etkiliyor. 

Kütleçekim kuvveti arttıkça zaman daha yavaş akarken, nesneyi çeken kuvvet azalınca zaman hızlanıyor. Örneğin bir dağın tepesinde zamanın daha hızlı geçmesinin nedeni de bu.

Ay'ın kütlesi ve buna bağlı olarak kütleçekim kuvveti Dünya'dan daha düşük olduğu için zaman uyduda farklı ilerliyor. Ay'daki bir gözlemci için Dünya merkezli bir saat, her Dünya gününde 58,7 mikrosaniye kaybediyor.

58,7 mikrosaniye önemsiz bir fark gibi görünse de Ay görevlerinde kritik önem taşıyor. Modern uzay araçları GPS'e benzer sistemlerle çalışıyor. Bu sistemler, bir radyo sinyalinin bir uydudan bir alıcıya ulaşması için geçen süreyi ölçerek konumu hesaplıyor. Küçük bir zamanlama hatası, iniş aracının konumunu kilometrelerce saptırabilir.

Bugüne kadar Ay'a kısa süreliğine ve nadir gidildiği için bu durum ciddi bir sorun arz etmedi. Ancak uyduya yapılan ziyaretlerin artması beklendiğinden zamanı daha doğru hesaplayacak araçlara ihtiyaç var. 

Nankin'deki Mor Dağ Gözlemevi ve Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi'nden araştırmacılar, Ay zamanını ölçen, dünyanın kullanıma hazır ilk yazılımını geliştirdi.

Bilim insanları Ay'ın hareketine ilişkin hassas verileri kullanarak uyduyla Dünya arasındaki zaman farkının değişimini izleyerek işe başladı.

Ardından bu hesaplamaları, süreci otomatikleştiren bir yazılım paketine entegre ettiler. Bu sayede kullanıcılar, karmaşık hesaplamaları yapmaya gerek kalmadan iki gökcisminin zamanını doğrudan karşılaştırabiliyor.

Bulguları hakemli dergi Astronomy & Astrophysics'te yayımlanan çalışmaya göre yazılım, bin yıl sonra bile nanosaniye hassasiyetinde doğruluğunu koruyacak.

Bulgular, uzay-zaman dokusunun kütleçekimden etkilendiğini gösteren görelilik teorisini yüksek hassasiyetli ölçümlerle güçlü bir şekilde kanıtlıyor.

Araştırmacılar, bu teoriye dayanak geliştirdikleri Ay Saati Efemerisi (Lunar Time Ephemeris / LTE440) adlı modelin, gerçek uygulamalarda navigasyon sağlamadan önce daha fazla geliştirilmeye ihtiyaç duyduğunu söylüyor. 

Ay, uzay araçları ve insanlarla doldukça bu tür navigasyon araçları da daha önemli olacak. 

NASA, Ay'a 1972'den beri ilk kez düzenlenecek insanlı uçuşun roketini önceki günlerde fırlatma rampasına yerleştirmişti. Artemis II görevi kapsamında atılacak roketin en erken 6 Şubat'ta fırlatılması beklenirken, bu tarih nisana kadar uzayabilir.

Independent Türkçe, Interesting Engineering, IFLScience, South China Morning Post, Astronomy & Astrophysics, BBC Sky at Night Magazine


İki Oscarlı yıldız: "Henüz çocukken çektiğim filmdeki aslan beni ağzına aldı"

Foster'la başrolleri paylaşan çocuk yıldız Johnny Whitaker, büyüyünce alkol ve uyuşturucu bağımlılığıyla mücadele etti (Walt Disney)
Foster'la başrolleri paylaşan çocuk yıldız Johnny Whitaker, büyüyünce alkol ve uyuşturucu bağımlılığıyla mücadele etti (Walt Disney)
TT

İki Oscarlı yıldız: "Henüz çocukken çektiğim filmdeki aslan beni ağzına aldı"

Foster'la başrolleri paylaşan çocuk yıldız Johnny Whitaker, büyüyünce alkol ve uyuşturucu bağımlılığıyla mücadele etti (Walt Disney)
Foster'la başrolleri paylaşan çocuk yıldız Johnny Whitaker, büyüyünce alkol ve uyuşturucu bağımlılığıyla mücadele etti (Walt Disney)

Jodie Foster henüz ufak bir çocukken çektiği Disney filminde yaşadığı korkunç olayı anlattı.

1972'de vizyona giren Napolyon ve Samantha'nın (Napoleon and Samantha) başrollerindeki Johnny Whitaker ve Foster'a bir aslan eşlik ediyordu. 

İki Oscarlı aktris, W Magazine'a verdiği röportajda Michael Douglas'ın da yardımcı rolde yer aldığı filmin setindeki dehşet anlarını detaylandırdı:

Çok fazla yaram var. Henüz 8,5-9 yaşındayken bir aslan bana saldırdı. Beni tuttu, salladı, yatay bi şekilde hareket ettirdi ve sonra bıraktı.

Her iki tarafında da ikişer ısırık izi oluştuğunu aktaran Foster, "Yıllar geçti ve biz büyüdük. Artık o ısırık izleri nerede, kimbilir" dedi. 

63 yaşındaki oyuncu, bu anların filme alınmadığını zira çekimlerden sonra yaşandığını belirtip sözlerine şöyle devam etti:

Şoke olmuştum. Açıkçası çok fazla bir şey anımsamıyorum. Olayı hatırlıyorum. Yelesi öne doğru geldi. Aslanlarla çalışmıştım ama beni aldı, yan yatırdı ve salladı. Tüm kamera ekibinin koştuğunu gördüm ama yatay bir şekilde. Ekipmanlarını alıp benden kaçarcasına koşuyorlardı. Sanırım sonrasında eğitmeni 'Bırak' deyince beni ağzından çıkardı. Bence film çekimleri sırasında yaşadığım en korkunç şey buydu.

Foster, bu saldırı sonrasında iyileşip sete dönünce tekrar aynı aslanla çekim yapmak zorunda kaldığını anlattı.

"Bu sefer bir horoz taşıyordum ve horoz da o aslanla çalışmaya alışık değildi. Aslanın başını çevirdiğini görüp üstüme doğru koşacağını düşünmemle horozu fırlatıp koşmam bir oldu. Sanırım bu daha korkutucu bir andı" dedi.

İlk büyük filminde bu kadar zorluk çeken Foster, Martin Scorsese'nin 1976 tarihli Taksi Şoförü'ndeki (Taxi Driver) ergen hayat kadını rolüyle ilk kez Oscar'a aday gösterildiğinde 14 yaşındaydı.

1989'da Sanık (The Accused), 1992'de de Kuzuların Sessizliği (The Silence of the Lambs) ona En İyi Kadın Oyuncu dalında Akademi Ödülleri kazandırdı. 

Independent Türkçe, Entertainment Weekly, Hollywood Reporter


Erkeklerde toksik masküliniteyi ölçme yöntemi geliştirildi

(Unsplash)
(Unsplash)
TT

Erkeklerde toksik masküliniteyi ölçme yöntemi geliştirildi

(Unsplash)
(Unsplash)

Vishwam Sankaran Bilim ve Teknoloji Muhabiri 

"Toksik maskülinite"nin tanımını daraltan yeni bir araştırmaya göre bu sorunlu erkek davranışı, yalnızca erkeklerin küçük bir alt kümesinde görülen bir özellik.

Yeni Zelanda'da yaklaşık 15 bin heteroseksüel erkeğin katıldığı araştırma, 5 farklı maskülinite profili belirledi ve bunlardan yalnızca birinin "toksik" diye tanımlanabileceğini buldu. Toksik maskülinite, topluma zararlı olabilen baskınlık ve saldırganlık gibi klişeleşmiş erkek özelliklerini ifade eden, internette sıkça kullanılan bir terim.

Psikologlar, katılımcıların uyumsuzluk, narsisizm ve cinsel önyargı gibi "sorunlu maskülinite"yle bağlantılı 8 gösterge hakkında soruları yanıtladığı Yeni Zelanda Tutum ve Değerler Çalışması'ndan elde edilen verileri değerlendirdi.

Ayrıca, kadınlara karşı açıkça olumsuz tutumlar anlamına gelen düşmanca cinsiyetçilik ve görünüşte olumlu ancak kadınlara dair klişeleşmiş görüşleri kapsayan iyi niyetli cinsiyetçilik hakkında da soruları yanıtladılar.

Araştırmacılar, bu kişilik göstergeleri hakkındaki sorulara verdikleri yanıtlara dayanarak erkeklerin farklı alt gruplarını belirlemek için istatistiksel araçlar kullandı.

Rıza dışı dokunma örneği (Binghamton Üniversitesi ve New York Eyalet Üniversitesi/Eurekalert)
Rıza dışı dokunma örneği (Binghamton Üniversitesi ve New York Eyalet Üniversitesi/Eurekalert)

Analiz, 5 farklı erkeklik profili ortaya çıkardı. Erkeklerin yaklaşık yüzde 35'ini oluşturan en büyük grup, toksik özelliklerde düşük puan alırken, anket katılımcılarının yaklaşık yüzde 53'ünü oluşturan diğer iki büyük grup düşük ila orta düzeyde puan aldı.

"Atoksikler" diye nitelenen bu erkekler, "sorunlu maskülinite"nin 8 göstergesinde en düşük puanı aldı. Bu da sözkonusu tutumların olmayışına işaret ediyor.

Katılımcıların yaklaşık yüzde 7'si, orta düzeyde uyumsuzluk, narsisizm ve aile içi şiddeti önlemeye karşıtlık gösteren "iyicil toksik" diye nitelendi.

Çalışmaya göre bu bireyler, görünüşte olumlu ancak kısıtlayıcı kadın görüşleri ve yüksek cinsel önyargıyla karakterize edilen toksiklik sergiledi.
 

Farklı Erkeklik Türlerinin Profilleri (Deborah Hill Cone vd., Erkeklerin ve Maskülinitenin Psikolojisi (2026))

Farklı Erkeklik Türlerinin Profilleri (Deborah Hill Cone vd., Erkeklerin ve Maskülinitenin Psikolojisi (2026))

Katılımcıların yaklaşık yüzde 3'ünü oluşturan en küçük kategori, "düşmanca toksik" diye nitelendi. Bu kişiler uyumsuzluk, düşmanca cinsiyetçilik, aile içi şiddetin önlenmesine karşıtlık, narsisizm ve sosyal baskınlık yöneliminde en yüksek puanları aldı aldı.

Araştırmacılar, bu profilin, yaygın olarak anlaşılan "toksik maskülinite" tanımıyla en yakından örtüştüğünü söylüyor.

Çalışmada, "Böylece sorunlu erkekliği diğer yapıcı erkeklik biçimlerinden ayırma ihtiyacını gösteriyoruz" dendi.

Araştırmacılar, "Erkeklerin sadece küçük bir kısmı geleneksel toksik maskülinite biçimlerini sergiledi" sonucuna vardı ve "Erkekler toksik olmadan da 'erkeksi' olabilir" diye ekledi.

Sonuçlarımız bir bütün olarak ele alındığında, maskülinite kimliklerinin çeşitliliğini gösteriyor ve yıkıcı erkek tutumlarını ele almaya yönelik müdahalelerin, farklı toksisite biçimlerine karşı koyacak şekilde uyarlanması gerektiğini ortaya koyuyor.

Independent Türkçe, independent.co.uk/news/science