Burns CIA’e nasıl diplomatik bir çehre kazandırdı?

Biden, CIA Başkanı Burns’ü Moskova ve Kabil'e gönderirken Blinken ile ilişkileri oldukça iyi durumda

CIA Direktörü William Burns’ün karmaşık jeopolitik meseleleri kolayca kavraması,  ABD yönetimi içindeki mevcut nüfuzunu elde etmesine yardımcı oldu (Reuters)
CIA Direktörü William Burns’ün karmaşık jeopolitik meseleleri kolayca kavraması,  ABD yönetimi içindeki mevcut nüfuzunu elde etmesine yardımcı oldu (Reuters)
TT

Burns CIA’e nasıl diplomatik bir çehre kazandırdı?

CIA Direktörü William Burns’ün karmaşık jeopolitik meseleleri kolayca kavraması,  ABD yönetimi içindeki mevcut nüfuzunu elde etmesine yardımcı oldu (Reuters)
CIA Direktörü William Burns’ün karmaşık jeopolitik meseleleri kolayca kavraması,  ABD yönetimi içindeki mevcut nüfuzunu elde etmesine yardımcı oldu (Reuters)

Tarık eş-Şami
Tüm dünya, ABD ve Avrupa ülkelerinden Rusya’ya komşu Ukrayna’yı işgal etmesi halinde kapsamlı yaptırımlar uygulanacağına dair tehditlerin ortasında özellikle krizin başlangıcında Moskova'yı ziyaret eden ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşen Amerikan Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü William Burns’ün krizi yatıştırmak için ortaya attığı bir fikir olduğu öne sürülen ABD Başkanı Joe Biden ile Putin arasında Ukrayna krizi konulu görüntülü görüşmenin sonucunu merak etti. Burns, aynı zamanda ABD güçlerinin Afganistan'dan kaosa dönüşen geri çekilmesi sırasında Taliban liderleriyle de müzakerelerde bulundu. Tüm bunlarla birlikte Burns'ün Biden yönetiminde oynadığı önemli diplomatik rolün doğası merak konusu olurken Dışişleri Bakanı Anthony Blinken ile rekabet mi ettiği yoksa CIA’nin misyonunu temelden değiştirmekle mi meşgul olduğu soruları da soruluyor.

Ayırma çizgisi
CIA'i yöneten ilk profesyonel diplomat olan William Burns, bir ajanlık teşkilatının başkanı olarak yeni rolüne bağlı kalmanın önemini kendine hatırlatmak zorunda kaldı. Burns, birkaç hafta önce Stanford Üniversitesi öğrencileriyle buluşmasında sadece bu yüzden Beyaz Saray'daki toplantılarda meslektaşlarından konuşması sırasında siyasi kararların verilmesi veya verilmemesini destekleyecek bilgiler toplama rolünden başka bir yöne kayması halinde masanın altından kendisine bir tekme atmalarını bile istediğini söyledi.
Ama CIA'in başında geçirdiği dokuz ayın ardından Burns kendisini, daha önce hiçbir CIA Başkanı’nın yapmadığını söylediği şekilde resmi genel temsilci olarak görevlendiren Başkan Joe Biden'ın isteği üzerine diplomasi ile istihbarat arasındaki çizgileri bulanıklaştıran görevlerin ortasında buldu. Başkan Biden, iki defa kritik uluslararası görevler için Burns’ü seçti. Bu görevlendirmelerin ilkinde Burns, ABD güçlerinin geçtiğimiz Ağustos ayının sonlarında Afganistan'dan kaosa dönüşen geri çekilmesinin yansımalarıyla ilgili olarak Kabil'de Taliban Hareketi’nden bir heyet ile bir araya geldi. Burns, ikinci görüşmesini de geçtiğimiz ay gerçekleştirdi. Biden, özellikle istihbarat raporlarının Rusya'nın Ukrayna sınırı yakınlarına 175 bin asker yığdığı ve 2022 yılı başlarında komşusu Ukrayna’ya bir saldırı başlatmaya hazırlandığını ortaya çıkarmasından sonra Rusya’nın Ukrayna’yı işgal edebileceği yönündeki endişelerini Moskova’da Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e iletmesi için de William Burns’ü görevlendirdi.
Her ne kadar ABD başkanlarının başka ülkelere diplomatik kanalların dışında CIA direktörleriyle de mesaj göndermesi adetten olsa da ABD Senatosu İstihbarat Komitesi Başkanı Demokrat Senatör Mark Warner, Burns'ün bu işi kendisinden önce kimsenin yapmadığı ve muhtemelen ondan sonra da kimsenin yapamayacağı şekilde yürüttüğünü düşünüyor.

Siyasi ağırlık
Şarku’l Avsat’ın Independent Arabia’dan aktardığı analize göre ABD, Rusya'nın eski bir Sovyetler Birliği cumhuriyeti olan komşusu Ukrayna’yı 2022 gibi erken bir tarihte işgal etmeye hazırlandığına ilişkin istihbarat raporlarının yayınlanmasıyla Ukrayna'da bir askeri çatışmanın patlak vermesi ihtimalinin arttığını düşünüyor. Daha önce ABD’nin Moskova Büyükelçisi olarak görev yapan Burns’ün, birkaç yıl boyunca Başkan Vladimir Putin ve diğer üst düzey yetkililerle şahsi bir ilişki geliştirdiği ortaya çıktı. Bu, ABD yönetimi için kendi adeta bir ilki temsil ediyor. Çünkü Burns’ün sıradan bir büyükelçinin bile iletemeyeceği mesajları iletme konusunda büyük bir siyasi ağırlığı var.
ABD’li birçok politikacı ve gözlemci arasında 65 yaşındaki Burns'ün Rusya'yı iyi anladığı yönünde bir kanaat söz konusu. Öyle ki Burns, Putin'in bir analizini yazdığı günlüğünde, Putin’in ABD siyasetini yanlış okuduğunu ve duygularını gizleme konusunda dikkate şayan bir yeteneği olmasına rağmen nefretle hareket ettiğini hatta bu nefreti ve yanlış okumayı Batı'nın Rusya'yı çöküş halinde tutmaya çalıştığı anlatısına uyacak şekilde bir araya getirdiğini belirtiyor.
Eski ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı, ABD Kongresi’nde geçtiğimiz bahar yapılan Burns’ün CIA direktörlüğüne getirilmesiyle ilgili oturumda, Rusya'yı 2011 yılından 2014 yılına kadar zayıflayan bir güç olarak nitelendirdi. Moskova'nın meydan okumalarının Amerikan istihbarat servislerinin gündeminde baskı oluşturmaya devam edebileceğini belirten yetkili, ancak Moskova'ya verilecek yanıtın sağlam ve kararlı olması gerektiğini açıkça belirtti. Yetkili ayrıca, Putin ile olan ilişkinin çok şiddetli bir rekabetten çok kötü bir düşmanlığa çeşitli seviyelerde değişiklik gösterdiğini de ekledi.
CIA’nin eski yetkililerine göre Burns'ün karmaşık jeopolitik meseleleri anlaması, George H.W. Bush'tan bu yana dış politika meselelerine bu denli dalmış bir başka başkanın daha göreve gelmesi çerçevesinde ABD yönetimi içinde böylesine etkili ve nüfuzlu bir isim olmasının önünü açtı.

Tamamlayıcı mı rakip mi?
Ancak bazıları, CIA’nin başına gelmeden önce 33 yıl boyunca diplomatlık yapan Burns'ün, Beyaz Saray'ın bu yolda devam etmesi halinde dışişleri bakanlığının rolü için tehlike oluşturabileceğini savunuyorlar. CIA’nin eski üst düzey yetkilileri, Biden yönetiminin Antony Blinken ile birlikte halihazırda birkaç dışişleri bakanına daha sahip olduğu konusunda şaka dahi yapıyorlar. Bu isimlerden biri şuan Biden'ın İklim Özel Temsilcisi olan Barack Obama yönetiminin Dışişleri Bakanı John Kerry. Ayrıca, şuan Biden yönetiminde üst düzey görevler üstlenmiş olan eski dışişleri bakanları Susan Rice ve Samantha Power da var. Başkan Biden, Washington'daki bir düşünce kuruluşunun panelinde yaptığı bir konuşmada, Burns'ü bir bakan olarak gördüğünü ve onu çok etkili bir diplomat olarak tanımladığını itiraf etti.
Bazıları Burns'ün oynadığı rolü eleştirse de ABD yönetimine göre Burns, Afganistan’a yaptığı her iki ziyarette de son derece uygun bir rol oynadı. Taliban liderinin Blinken ile görüşmesine uygun bakılmıyordu. Çünkü böyle bir görüşme radikal İslamcı hareketi meşrulaştırırdı. Ziyaret, istisnai bir durumda gerçekleşti ve amacı, müzakere etmek yerine bir mesaj iletmekti. Burns’ün Moskova ziyareti ise başta gizli tutuldu. ABD Dışişleri Bakanlığı bu ziyareti ancak Moskova'nın Burns'ün ziyareti sırasında çekilen bir fotoğrafını yayınladıktan sonra duyurdu. CIA ise hiçbir yorumda bulunmadı.
ABD'li yetkililer, Burns ile Dışişleri Bakanı Blinken arasında herhangi bir çekişme veya rekabet olmadığının altını çiziyorlar. Burns, “Back Channel” adını taşıyan 2019 günlüğünde, eski Başkan Donald Trump yönetimindeki ABD'nin diplomasi yerine askeri güce olan aşırı güveninden şikayet etti. Burns ve Blinken birkaç kez uzun uzun konuştular ve birbirlerinin performansına hayranlıklarını ifade ettiler. Burns kısa süre önce istişare için Dışişleri Bakanlığı'nı ziyaret etti. Bu da bir CIA direktörü için sıra dışı bir iletişim şekli olarak değerlendirildi.
CIA’nin eski üst düzey yetkilileri, ABD yönetiminin üst düzey yetkilileri arasındaki örtüşen rollere yönelik spekülasyonları yatıştırmak amacıyla istihbarat teşkilatlarının yöneticileri ve hatta daha düşük rütbeli yetkililerin, yabancı devlet başkanlarıyla düzenli olarak özel görüşmeler yaptıklarını söyleyerek, eski CIA Direktörü George Tenet’in 2001 yılında İsrail ile Filistin arasında bir ateşkes anlaşmasının yapılması amacıyla müzakerelerde bulunmasını örnek gösterdiler.

Geçiş süreci
Ancak Burns, yalnızca Başkan Biden’ın kendisinden istediği görevleri yerine getirmekle kalmadı, yirmi yıllık bir süreden sonra CIA’de bir geçiş süreci başlattı. Burns, bu süreçte 11 Eylül 2001 saldırılarının ardından başlayan terörle mücadeleyle ilgili gizli programlara hız kazandırdı. eski CIA yetkililerinin, Burns'ün CIA'i Çin ile büyük güç rekabeti sürecine yeniden yönlendirmek için mükemmel bir geçiş süreci yetkilisi olduğuna olan inançlarını ifade ettikleri bir zamanda öyle görünüyor ki Burns, CIA'in gizli mücadeleyle ilgilenmek yerine ana görevi olan istihbarat ve bilgi toplama faaliyetlerine geri dönmesi gerektiğine inanıyor.

Çin ile mücadele
Burns, CIA'nin Çin'deki çalışmalarına öncelik veriyor. İstihbarat teşkilatları arasında yeni bir ekip oluşturan Burns, Pekin'in nüfuz sahibi olduğu ülkelerde Mandarin Çincesi bilenler ve uzmanlar işe almak için bir kampanya yürütüyor. Burns, ayrıca daha fazla İnternet uzmanı işe almayı da sürdürüyor. Çin ile rekabete Soğuk Savaş merceğinden bakılmaması gerektiğini vurgulayan Burns, Çin ile teknoloji ve ekonomik ilişkilerde rekabet etmek istiyor. Çünkü istihbarat toplamayı, özellikle Çin’de CIA adına çalışan ajanların birçoğunun öldürülmesiyle CIA muhbir ağının on yıl önce felç edilmesinden bu yana bu kadar zorlaştıran nedenin Çin'in teknolojik gücü ve hükümetin otoriter doğası olduğunun farkında. ABD,  o zamandan bu yana Pekin'e ilişkin iç istihbaratlar alabilmek için İngiliz istihbaratından yararlanıyor.
Çin'in yaygın gözetleme sistemi, güçlü yapay zeka kullanımı ve hayati öneme sahip doğru tespitleri CIA'nin Çin’e ajan göndermesini zorlaştırıyor. Burns, bu yüzden bir süredir teknoloji yatırımlarını artırmak, kapasiteyi yeniden inşa etmek ve insan kaynaklarını geliştirmekle ilgileniyor.

Terörle mücadele
Ancak Burns, halen CIA’nin terörle mücadele konulu haftalık toplantısına katılıyor ve bu çalışmayı, Çin'le mücadele görevinde de özellikle Afrika gibi her iki sorunun da önemli olduğu yerlerde kullanmayı planlıyor.
CIA yetkilileri, Çin'e ve diğer zorluklara odaklanmanın, son 20 yılda güçlü bir terörle mücadele yapısı inşa ettikten sonra terörle ilgili gerçek endişeleri ele almaktan alıkoymadığını vurguladılar.
Öte yandan Burns, Afganistan’da hükümete bağlı askeri güçleri Taliban karşısında hızla çöküşü nedeniyle eleştirildi. Olayların herhangi bir tarafın beklediğinden daha hızlı gerçekleştiğini itiraf eden Burns, gizli istihbarat raporlarında ABD güçlerinin tamamen geri çekilmesinin, Afganistan yönetiminin ve ordusunun Taliban’ın ilerleyişi sırasında çökmekte olan siyasi iradesi üzerinde artan etkisiyle ilgili uyarıların yapıldığını belirterek kendini savundu.
Burns, CIA’nin çalışmalarını savunmaya yönelik bir başka adım daha attı. CIA görevlilerinde ilk olarak 2016 yılında görülen ‘Havana Sendromu’ olarak adlandırılan gizemli sağlık sorununun nedenlerinin araştırılmasına öncelik verdi. CIA direktörü olarak göreve başladığı ilk günden itibaren bu sağlık problemini yaşayan ajanlarla tanıştı. Hastalığın semptomlarının arkasındaki gerçek nedeni bulmak amacıyla soruşturma ekibine liderlik etmesi için üst düzey bir yetkili atadı.
Üst düzey bir diplomat olan Burns, tıpkı CIA ajanları gibi bilgi toplama ve analiz etme becerileriyle tanınıyordu. Bu da ona bir müzakereci olarak avantaj sağlıyordu. Her zaman, etkili bir büyükelçi olmasına yardım eden avantajlardan birinin kurduğu ilişkiler olduğunu ve en zor politika konularında bilinçli seçimler yapmasına yardımcı olanın da onların görüşlerini almak olduğunu söylüyor. Burns, artık CIA’e iyiliğinin karşılığını vermek için kurumlarının, hızlı gelişmelerin yaşandığı uluslararası bir sahnede rollerini en üst düzeye çıkarmasına yardımcı olmanın ve onu geliştirmenin zamanın geldiğini düşünüyor.



Rusya ve Ukrayna, Paskalya ateşkesi öncesinde savaş esirlerini serbest bıraktı

Ukraynalı askerler (EPA)
Ukraynalı askerler (EPA)
TT

Rusya ve Ukrayna, Paskalya ateşkesi öncesinde savaş esirlerini serbest bıraktı

Ukraynalı askerler (EPA)
Ukraynalı askerler (EPA)

Rusya ve Ukrayna, bugün Ortodoks Paskalyası vesilesiyle savaş esirlerinin değişimi ve gece boyunca insansız hava (İHA) aracı saldırılarının ardından geçici bir ateşkese hazırlanıyor.

Rusya Savunma Bakanlığı, iki taraf arasında az sayıdaki iş birliği alanından birinde, Rusya ve Ukrayna'nın karşılıklı olarak 175 savaş esiri değiştirdiğini duyurdu.

Yetkililerin açıklamasına göre, Rusya dün gece ile bu sabah arasında Ukrayna'ya en az 160 insansız hava aracı fırlattı ve ülkenin doğu ve güneyinde dört kişi öldü.

Odessa'nın güney bölgesi, en çok etkilenen yerler arasındaydı; yetkililer iki ölüm ve sivil altyapıda hasar olduğunu bildirdi.

Yetkililere göre, Ukrayna’nın İHA saldırıları, Rusya'nın güneyindeki Krasnodar bölgesinde bir petrol deposunda yangına ve konut binalarında hasara yol açtı.

Rus yetkililere göre, Ukrayna'nın doğusundaki Donetsk bölgesinin Rus işgali altındaki kesimine Ukrayna İHA’ları ile düzenlenen saldırıda iki kişi öldü.

Kremlin, bugün saat 16:00'da başlayıp yarın gün sonuna kadar sürecek, 32 saatlik geçici bir ateşkes ilan etti.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy, Ukrayna'nın ateşkesi sürdüreceğini ve Rusya'nın herhangi bir ihlaline "aynı şekilde" karşılık vereceğini teyit etti. X platformunda yaptığı paylaşımda şunları belirtti: "Ukrayna ateşkesi sürdürecek ve aynı şekilde karşılık verecektir. Rusya hava, kara veya deniz saldırıları düzenlemezse, biz de karşılık vermeyeceğiz."


Kaynaklar: İran’ın yeni Dini Lideri ağır yaralarla mücadele ediyor

Tahran’da bir İranlı asker, Dini Lider Mücteba Hamaney ile Bender Abbas’ta öldürülen Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Deniz Kuvvetleri Komutanı Ali Rıza Tengsiri’nin de aralarında bulunduğu askeri liderlerin resmedildiği bir propaganda afişinin önünde duruyor. (EPA)
Tahran’da bir İranlı asker, Dini Lider Mücteba Hamaney ile Bender Abbas’ta öldürülen Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Deniz Kuvvetleri Komutanı Ali Rıza Tengsiri’nin de aralarında bulunduğu askeri liderlerin resmedildiği bir propaganda afişinin önünde duruyor. (EPA)
TT

Kaynaklar: İran’ın yeni Dini Lideri ağır yaralarla mücadele ediyor

Tahran’da bir İranlı asker, Dini Lider Mücteba Hamaney ile Bender Abbas’ta öldürülen Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Deniz Kuvvetleri Komutanı Ali Rıza Tengsiri’nin de aralarında bulunduğu askeri liderlerin resmedildiği bir propaganda afişinin önünde duruyor. (EPA)
Tahran’da bir İranlı asker, Dini Lider Mücteba Hamaney ile Bender Abbas’ta öldürülen Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Deniz Kuvvetleri Komutanı Ali Rıza Tengsiri’nin de aralarında bulunduğu askeri liderlerin resmedildiği bir propaganda afişinin önünde duruyor. (EPA)

Reuters, İran’ın yeni Dini Lideri Mücteba Hamaney’in yakın çevresinden olduğu belirtilen üç kaynağa dayandırdığı haberinde, Hamaney’in savaşın başlarında babasının hayatını kaybettiği hava saldırısında yüz ve bacaklarından ağır yara aldıktan sonra hâlâ iyileşme sürecinde olduğunu bildirdi.

Kaynaklara göre, İran’ın başkenti Tahran’ın merkezindeki Bastur bölgesinde bulunan komuta kompleksine yönelik saldırıda Hamaney’in yüzünde ciddi deformasyon oluştu ve her iki bacağında ağır yaralanmalar meydana geldi.

İsimlerinin gizli kalmasını isteyen kaynaklar, 56 yaşındaki Mücteba Hamaney’in iyileşme sürecinin devam ettiğini, ancak zihinsel kapasitesini koruduğunu ifade etti.

Kaynaklar ayrıca, Hamaney’in üst düzey yetkililerle sesli konferanslar aracılığıyla toplantılara katıldığını ve ABD ile yürütülen müzakereler dahil olmak üzere kritik karar süreçlerine katkı sunduğunu aktardı.

Bu iddialar, İran’ın son yıllardaki en ciddi krizlerinden biriyle karşı karşıya olduğu ve aynı zamanda İslamabad’da bugün başlaması beklenen barış görüşmeleri öncesinde yönetim kapasitesine ilişkin tartışmaların arttığı bir dönemde geldi.

Reuters, söz konusu bilgileri bağımsız olarak doğrulayamadığını da not düştü.

19 Mart 2026’da Tahran’da, İran’ın yeni Dini Lideri Mücteba Hamaney’in resminin yer aldığı bir afişin yanından geçen insanlar (Reuters)19 Mart 2026’da Tahran’da, İran’ın yeni Dini Lideri Mücteba Hamaney’in resminin yer aldığı bir afişin yanından geçen insanlar (Reuters)

Belirsizlik

Mücteba Hamaney’in nerede olduğu ve sağlık durumuna ilişkin belirsizlik sürerken, ülke yönetimini ne ölçüde yürütebildiğine dair soru işaretleri de devam ediyor. Saldırının ardından kendisine ait hiçbir fotoğraf, video ya da ses kaydının yayımlanmadığı belirtiliyor.

Şarku’l Avsat’ın Reuters’tan aktardığına göre Mücteba Hamaney, 28 Şubat’ta, savaşın ilk gününde gerçekleştirilen ve eski Dini Lider Ali Hamaney’in hayatını kaybettiği saldırıda ağır yaralandı.

İran makamları, yaralanmaların niteliğine ilişkin resmi bir açıklama yapmazken, devlet televizyonunda görev yapan bir sunucunun onu göreve getirildikten sonra ‘canbaz’ (savaşta ağır yaralanan kişi) olarak tanımladığı aktarıldı.

Söz konusu iddialar, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in 13 Mart’ta yaptığı ve Mücteba Hamaney’in yaralandığını ve muhtemelen yüzünün zarar gördüğünü söylediği açıklamayla da örtüşüyor.

ABD istihbarat kaynaklarına dayandırılan bir değerlendirmede ise Hamaney’in bir bacağını kaybetmiş olabileceği ileri sürüldü.

ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) ve İsrail makamları konuya ilişkin yorum yapmaktan kaçındı.

Ortadoğu Enstitüsü’nden analist Alex Vatanka, durumun ciddiyetinden bağımsız olarak, tecrübesiz bir yeni liderin babasının sahip olduğu mutlak otoriteyi kısa sürede kurmasının zor olduğunu belirtti. Vatanka, Mücteba Hamaney’in zamanla etkisini artırabileceğini ancak bunun yıllar alabileceğini ifade etti.

Kaynaklardan biri ise önümüzdeki bir iki ay içinde Dini Lider’in görüntülerinin kamuoyuna sunulabileceğini, ancak bunun yalnızca sağlık durumu ve güvenlik koşulları uygun olduğunda gerçekleşeceğini aktardı.

Mücteba’nın rolü

İran’ın siyasi sistemi uyarınca, Dini Lider geniş yetkilere sahiptir. Dini Lider, 88 din adamından oluşan bir kurul tarafından seçilirken, doğrudan seçilmiş cumhurbaşkanını denetler ve İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) başta olmak üzere kendisine paralel çalışan kurumları da yönlendirir. Bu yapı, DMO’ya önemli bir siyasi ve askerî nüfuz alanı sağlar.

İran’ın ilk Dini Lideri Ruhullah Humeyni, devrimin lideri olarak neredeyse mutlak bir otoriteye sahipti ve döneminin en etkili din adamı kabul ediliyordu. Onun halefi Ali Hamaney ise dini açıdan daha düşük bir otoriteye sahip olmasına rağmen, 1989’da liderliğe getirilmeden önce cumhurbaşkanlığı görevini yürütmüş ve ardından on yıllar boyunca özellikle DMO’nun güçlenmesinden de yararlanarak siyasi etkisini pekiştirmiştir.

grafik

Reuters’a konuşan üst düzey İranlı kaynaklar, Mücteba Hamaney’in babasıyla aynı mutlak yetki düzeyine sahip olmadığını ve savaş sürecinde stratejik kararlarda en baskın aktörün DMO olduğunu ifade etti. Kaynaklara göre DMO, Hamaney’in bu göreve gelmesine katkı sağlayan ana güçlerden biri oldu.

Reuters, İran’ın Birleşmiş Milletler (BM) misyonundan Hamaney’in yaralanmalarının boyutu ve kamuoyu önüne neden çıkmadığına dair sorularına yanıt alamadığını belirtti.

Yetkililer ve süreci yakından takip eden kaynaklar, Mücteba Hamaney’in uzun yıllardır babasının ofisinde en etkili isimlerden biri olduğunu, devletin en üst kademelerinde güç kullanımı konusunda deneyim kazandığını ve DMO içindeki üst düzey isimlerle yakın ilişkiler geliştirdiğini belirtti.

Alex Vatanka ise Mücteba Hamaney’in sert çizgiyi sürdürme ihtimalinin yüksek olduğunu, ancak dünya görüşüne dair belirsizliklerin devam ettiğini ifade etti.

Habere göre Mücteba Hamaney’in kamuoyuna yönelik ilk açıklaması 12 Mart’ta yayımlandı. Bu açıklamada Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması gerektiği ve bölge ülkelerinin ABD üslerini kapatması çağrısı yer aldı.

O tarihten bu yana ofisinden kısa yazılı açıklamalar yayımlanırken, Nevruz dolayısıyla 20 Mart’ta yapılan açıklamada yeni yılı ‘direniş yılı’ olarak tanımladığı aktarıldı.

Bu süreçte İran’ın dış politika, savaş, diplomasi ve iç güvenlik konularına ilişkin pozisyonlarını ise üst düzey diğer yetkililer kamuoyuna aktarmaya devam etti.

Mizahi paylaşımlar... “Mücteba nerede?”

İran içinde Mücteba Hamaney’in ortadan kaybolması ya da kamuoyuna görünmemesi, sosyal medyada ve mesajlaşma uygulamalarındaki gruplarda geniş tartışmalara yol açtı. İnternet erişiminin zaman zaman kesintili olması nedeniyle bu tartışmaların ancak sınırlı ölçüde yayılabildiği, buna rağmen Dini Lider’in sağlık durumu ve ülkeyi kimin yönettiğine dair çok sayıda soru ve teori ortaya atıldığı bildirildi.

Sosyal medyada dolaşan içerikler arasında, boş bir koltuğun bir ışık altında gösterildiği ve “Mücteba Hamaney nerede?” ifadesinin yer aldığı mizahi paylaşımlar da bulunuyor.

Buna karşılık, hükümete destek veren bazı isimler ise liderin gözlerden uzak kalmasının güvenlik açısından zorunlu olduğunu savunuyor. Bu görüşe göre, ABD ve İsrail saldırılarının üst düzey isimleri hedef aldığı bir ortamda, kamuya açık görünürlük ciddi bir risk oluşturuyor.

Besic mensubu bir kişi de benzer bir görüşü dile getirerek, “Neden açıkça ortaya çıksın? Onu bu suçluların hedefi haline getirmek için mi?” ifadelerini kullandı.


Epstein mağdurları, Melania Trump’a öfkeli: “Sorumluluktan kaçıyor”

Melania Trump'ın açıklamasıyla Epstein skandalı tekrar ABD gündemine oturdu (Reuters)
Melania Trump'ın açıklamasıyla Epstein skandalı tekrar ABD gündemine oturdu (Reuters)
TT

Epstein mağdurları, Melania Trump’a öfkeli: “Sorumluluktan kaçıyor”

Melania Trump'ın açıklamasıyla Epstein skandalı tekrar ABD gündemine oturdu (Reuters)
Melania Trump'ın açıklamasıyla Epstein skandalı tekrar ABD gündemine oturdu (Reuters)

ABD Başkanı Donald Trump'ın eşi Melania Trump'ın Jeffrey Epstein'le ilgili açıklamaları, milyarder iş insanının fuhuş ağındaki istismarlara maruz kalanların tepkisini çekti.

ABD First Lady'si, Beyaz Saray'da perşembe günü yaptığı açıklamada, Epstein'le herhangi bir bağlantısı bulunmadığını ve onun suçlarından haberi olmadığını savundu.

55 yaşındaki Melania Trump, açıklamasında şunları söyledi:

Beni utanç verici Jeffrey Epstein'le ilişkilendiren yalanların bugün sona ermesi gerekiyor. Hakkımda yalan söyleyen kişiler etik standartlardan, alçakgönüllülükten ve saygıdan yoksundur. Onların cehaletine itiraz etmiyorum ancak itibarımı lekelemeye yönelik kötü niyetli girişimlerini reddediyorum.

First Lady, Epstein'in suç ortağı Ghislaine Maxwell'le de hiçbir bağlantısı olmadığını öne sürdü.

Melania Trump, Epstein'in fuhuş ağının bir parçası olmadığını ve pedofil iş insanının kendisini Donald Trump'la tanıştırmadığını iddia etti.

First Lady'nin hangi suçlamalar üzerine bu açıklamaları yaptığı bilinmiyor. Baş danışmanı Marc Beckman, "'Artık yeter' dediği için sesini yükseltti. Yalanlar sona ermelidir" ifadelerini kullandı.

Donald Trump da cuma günü New York Times'da yayımlanan söyleşisinde, First Lady'nin açıklaması hakkında önceden bilgi sahibi olmadığını savunurken, "konuyla ilgili konuşma hakkının olduğunu" belirtti.

Melania Trump'ın, ABD Kongresi'ni Epstein'in suçlarının mağdurlarını merkeze alan kamuya açık bir duruşma düzenlemeye çağırması da dikkat çekti.

Ancak First Lady'nin açıklamaları, fuhuş ağındaki istismarlara maruz kalanları öfkelendirdi.

Aralarında Epstein'e karşı mücadelenin önde gelen isimlerinden Virginia Giuffre'nin erkek ve kız kardeşinin de yer aldığı 13 kişilik bir grup, yayımladığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

Jeffrey Epstein'in mağdurları ortaya çıkarak, şikayette bulunarak ve ifade vererek şimdiden olağanüstü bir cesaret sergiledi. Onlardan daha fazlasını istemek adalet değil, sorumluluktan kaçmaktır.

Grubun perşembe akşamı yaptığı açıklamada, First Lady'nin "iktidarı koruyup yükü mağdurların omzuna yüklediği" de belirtildi.

Ayrıca Trump'ın "Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası'na" hâlâ tam olarak uymadığı vurgulandı. Sözkonusu yasa, Epstein davasıyla ilgili belgelerin eksiksiz şekilde açıklanmasını öngörüyor.

Açıklamada Trump'ın bu ay başında görevden aldığı Adalet Bakanı Pam Bondi'ye de dikkat çekildi. Bondi, Epstein dosyalarının yayımlanması sürecinin gecikmesi nedeniyle hem Cumhuriyetçi hem de Demokratlardan eleştiri almıştı.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Bu durum dikkatleri, gizlenen dosyalar ve mağdurların kimliklerinin ifşa edilmesi hakkında hesap vermesi gereken Pam Bondi'den de uzaklaştırıyor. Bu ihmaller, suç ortaklarını korurken hayatları tehlikeye atmaya devam ediyor.

Adalet Bakanlığı, Epstein davasına ait yaklaşık 6 milyon belgenin sadece 3,5 milyonunu kamuoyuyla paylaştı.

Independent Türkçe, Guardian, BBC, New York Times