Suudi Arabistan-Kuveyt görüşmelerinde, işbirliği fırsatlarına ve bölgedeki gelişmelere odaklanıldı

Şeyh Navaf el-Ahmed el-Cabir es-Sabah, KİK ülkeleri arasındaki kardeşlik bağlarını güçlendirme çabalarını takdir ederek, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’a ülkenin en yüksek nişanı olan ‘Mübarek el-Kebir’i takdim etti.

Kuveyt Emiri, 10 Aralık’ta Yemame Sarayı’nda Kuveyt Veliaht Prensi’nin de katılımıyla Suudi Arabistan Veliaht Prensi’ni kabul etti (SPA)
Kuveyt Emiri, 10 Aralık’ta Yemame Sarayı’nda Kuveyt Veliaht Prensi’nin de katılımıyla Suudi Arabistan Veliaht Prensi’ni kabul etti (SPA)
TT

Suudi Arabistan-Kuveyt görüşmelerinde, işbirliği fırsatlarına ve bölgedeki gelişmelere odaklanıldı

Kuveyt Emiri, 10 Aralık’ta Yemame Sarayı’nda Kuveyt Veliaht Prensi’nin de katılımıyla Suudi Arabistan Veliaht Prensi’ni kabul etti (SPA)
Kuveyt Emiri, 10 Aralık’ta Yemame Sarayı’nda Kuveyt Veliaht Prensi’nin de katılımıyla Suudi Arabistan Veliaht Prensi’ni kabul etti (SPA)

Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, geçtiğimiz Salı günü Körfez turuna başlarken, bu turu Umman, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Katar ve Bahreyn’in ardından 10 Aralık’ta Kuveyt ile tamamladı. Bu ayın ortasında Suudi Arabistan’ın ev sahipliğinde düzenlenecek olan Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) ülkelerinin liderlerinin 43. zirvesinden önce gerçekleştirdiği turla Veliaht Prens, KİK ülkeleri arasında işbirliğini ve entegrasyonu geliştirmeyi amaçladı.
10 Aralık’ta Kuveyt Emiri Şeyh Navaf el-Ahmed el-Cabir es-Sabah, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’a Kuveyt’in en yüksek nişanı olan ve sadece devlet ziyaretlerinde verilen şeref madalyası ‘Mübarek el-Kebir’i takdim etti. Ayrıca Veliaht Prens’e, iki ülke ve halklar arasındaki kardeşlik bağlarını güçlendirme ve KİK ülkeleri arasındaki bağları güçlendirme çabalarından dolayı teşekkürlerini iletti.
Şeyh Navaf el-Ahmed es-Sabah, 10 Aralık’ta Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ı Yemame Sarayı’nda Kuveyt Veliaht Prensi Şeyh Meşal el-Ahmed el-Cabir es-Sabah’ın da katılımıyla kabul ederken, görüşme sırasında ‘iki ülke ve halklar arasındaki tarihi kardeşlik ilişkilerini, çeşitli alanlarda ikili işbirliği fırsatlarını ve bölgedeki son gelişmeleri’ ele aldı.
Görüşme başlarken Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Şeyh Navaf el-Ahmed’e Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz’in selamlarını iletirken, Kuveyt Emiri de Suudi Arabistan Kralı’na selamlarını iletti.
10 Aralık’ta Veliaht Prens Muhammed bin Selman ve Şeyh Meşal el-Ahmed, başkent Kuveyt’teki Bayan Sarayı’nda iki ülke arasındaki ilişkileri ve çeşitli alanlarda bu ilişkileri gelişme fırsatlarını ele alan resmi bir görüşme gerçekleştirdi. Ayrıca bölgesel ve uluslararası arenadaki tüm meseleler ve bu konuda yapılan çalışmalar hakkında görüş alışverişinde bulundular.
Şeyh Navaf el-Ahmed, görüşmenin başlangıcında ülkesinin konuğu olan Suudi Arabistan Veliaht Prensi’ni karşılarken, Muhammed bin Selman ise sıcak karşılama ve cömert misafirperverliği için kendisine teşekkür etti. Görüşmede, Veliaht Prens’e eşlik eden resmi heyet de yer aldı.
Kuveyt Veliaht Prensi Şeyh Meşal el-Ahmed, Kuveyt Havalimanı’na gelişinde, Suudi Arabistan Veliaht Prensi bin Selman’ı karşıladı. Bir günlük ziyaret için Manama’dan Kuveyt Havalimanı’na gelen Muhammed bin Selman için resmi tören düzenlendi. Veliaht Prens, daha sonra ise Riyad’a hareket etti.
Kuveyt’ten ayrılan Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Kuveyt Emiri Şeyh Navaf el-Ahmed’e tanık olduğu sıcak karşılama ve cömert konukseverlik için teşekkür ve takdirlerini ilettiği bir telgraf gönderdi. Bu ziyaretin, Suudi Arabistan Kralı ve Kuveyt Emiri liderliğinde iki ülke arasındaki tarihi ve seçkin ilişkilerin derinliğine dikkati çeken Veliaht Prens, “Ziyaret, iki ülke ve iki kardeş halk çıkarlarını gerçekleştirmeyi amaçlamaktadır” dedi. Mesajda ayrıca, “Yüce Allah’tan size sağlık ve mutluluk, kardeş Kuveyt halkına güvenlik, istikrar ve refah vermesini diliyorum” ifadeleri kullanıldı.
Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Kuveyt Veliaht Prensi Şeyh Meşal el-Ahmed’e de benzer bir teşekkür ve takdir mesajı gönderdi. Mesajda, “Yaptığımız ortak görüşmeler, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ve Şeyh Navaf el-Ahmed el-Cabir es-Sabah liderliğindeki iki kardeş halkın yararına, iki kardeş ülke arasındaki kardeşlik bağlarının gücünü ve her alanda işbirliğini derinleştirme ve ilişkileri güçlendirme arzusunu teyit etmektedir” ifadelerine yer verilirken, Kuveyt Veliaht Prensi’ne sağlık ve mutluluk, ayrıca Kuveyt ve halkı için ilerleme ve refah temennisinde bulunuldu.
Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin ziyareti, Mayıs 2015’teki ilk resmi ziyaretinden ve 30 Eylül 2018’deki ikinci ziyaretinden sonra üçüncü Kuveyt ziyareti oldu. 2018 yılında Kuveyt ve Suudi Arabistan, iki ülke arasındaki mevcut ve büyüyen işbirliğinde yeni bir başlangıç ​​olarak kabul edilen Kuveyt- Suudi Koordinasyon Konseyi’nin kurulması için anlaşma imzalamıştı.
Suudi Arabistan Veliaht Prensi, Körfez turunda KİK ülkeleri arasındaki işbirliğini ve ilişkileri güçlendirmeye, bölgesel ve uluslararası konulara yönelik duruşları koordine etmeye çalıştı. Tur ayrıca, ‘KİK devletlerinin dayanışmasının, konsey halkları arasındaki bağların derinliğinin, entegre ekonomik sistemin güçlendirilmesinin ve mevcut kaynakların optimum kullanımı için yenilikçi çözümler bulunmasının’ önemi konusundaki Suudi tavrını da ortaya koydu.

Bahreyn ziyareti
10 Aralık’ta erken saatlerden Bahreyn Krallığı’na resmi bir ziyarette bulunan Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Sakhir Havalimanı’nda Bahreyn Kralı Hamad bin İsa Al Halife ve Başbakan ve Savunma Kuvvetleri Komutanı Veliaht Prens Selman bin Hamad Al Halife tarafından uğurlandı.
Manama’dan ayrılmasının ardından Muhammed bin Selman, Kral Hamad bin İsa Al Halife ve Veliaht Prens Selman bin Hamad Al Halife’ye ortaya koydukları sıcak karşılama ve misafirperverlik için teşekkür ve takdirlerini iletti.
Bahreyn Kralı’na gönderilen bir telgrafta ise Veliaht Prens, “Ziyaret, Kral Selman bin Abdulaziz ve siz majestelerinin önderliğinde, iki ülke ve iki kardeş halkın çıkarlarını gerçekleştirmek ve bölgedeki güvenlik ve istikrarı artırmak amacıyla, iki kardeş ülke ve halkı birbirine bağlayan seçkin kardeşlik ilişkileri çerçevesinde gerçekleşti” ifadelerine yer verdi. Mesajda ayrıca, “Yüce Allah’tan size sağlık ve mutluluk, kardeş Bahreyn halkına güvenlik, istikrar ve refah vermesini diliyorum” denildi.
Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Bahreyn Veliaht Prensi’ne gönderdiği telgrafta ise “Yaptığımız ortak görüşmeler, Suudi Arabistan Kralı Selman bin Abdulaziz ve Kral Hamad bin İsa Al Halife liderliğindeki iki kardeş halkın yararına, iki kardeş ülke arasındaki kardeşlik bağlarının gücünü ve her alanda işbirliğini derinleştirme ve ilişkileri güçlendirme arzusunu teyit etmektedir” derken, Bahreyn Veliaht Prensi’ne sağlık ve mutluluk temennisinde bulundu.

Kral Hamad bin İsa, 10 Aralık’ta Bahreyn’den ayrılırken Prens Muhammed bin Salman’a uğurladı (SPA)
Suudi Arabistan Veliaht Prensi Prens Muhammed bin Selman ve Bahreyn Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Selman bin Hamad Al Halife, daha önce Sakhir Sarayı’ndaki Suudi Arabistan- Bahreyn Koordinasyon Konseyi’nin ikinci toplantısına başkanlık etmişti.
Görüşmenin başında Veliaht Prens Selman bin Hamad, ülkesinin konuğu Veliaht Prens Muhammed bin Selman ve beraberindeki heyeti ikinci ülkeleri Bahreyn’de ağırlayarak, iki kardeş ülke ve halkın arasındaki kardeşlik ilişkilerinin derinliğini dile getirdi. Bahreyn Veliaht Prensi, ülkesinin ortak çıkarları geliştirecek şekilde daha geniş ufuklara yönelik ikili işbirliğini geliştirme konusundaki arzusunu dile getirdi. Aynı şekilde Veliaht Prens Muhammed bin Selman, Bahreyn’i ziyaret etmekten duyduğu mutluluğu ifade ederken, Suudi Arabistan- Bahreyn Koordinasyon Konseyi ve alt komitelerinin, iki ülke arasındaki ilişkileri daha da ileriye götürmek, mevcut yeteneklerden yararlanmak ve bunlara uygun bir şekilde yatırım yapmak için etkili bir araç olduğuna vurgu yaptı.
Taraflar ayrıca, alt komitelerin iki ülke liderlerinin ve halklarının arzularını gerçekleştirmek için gösterdikleri çabaları ele aldı. İki taraf, bu toplantılarda ulaşılan olumlu sonuçlardan ve çeşitli alanlarda mevcut işbirliğinin güçlendirilmesiyle sonuçlanan girişimlerden duydukları memnuniyeti dile getirerek, iki ülke arasındaki ikili koordinasyonun desteklenmesi ve geliştirilmesinin sürdürülmesinin gerekli olduğunu vurguladı.
Taraflar, ortak çıkarları ilgilendiren bölgesel ve uluslararası konularda işbirliğini ve istişareyi güçlendirmeye, iki ülkenin, halklarının ve güvenlik, istikrar ve refaha sahip bölge halklarının yararına ikili ve uluslararası düzeylerdeki siyasi eylemleri daha geniş ufuklara taşımaya devam ettiklerini belirtti. Bu bağlamda iki ülkenin dışişleri bakanları arasında planlanan siyasi istişarelere odaklı, iki krallıktaki gençler arasındaki radikal ideolojiye karşı mücadele çalışmalarını koordine amaçlı bir dizi girişim üzerinde anlaşmaya varıldı.
İki taraf, güvenlik ve askeri alanlarda ortak çalışmayı güçlendirmeye devam etmenin önemli olduğunu vurguladı. Bu çerçevede iki taraf, ‘güvenlik ve askeri işbirliği alanında istişare, siber güvenlik alanında işbirliğinin güçlendirilmesi, sınır ötesi mal ve kamyon geçiş prosedürlerinin kolaylaştırılması, yolcuların hava ve kara limanlarından geçişine ilişkin prosedürlerin kolaylaştırılması ve iki ülkenin içişleri bakanlıkları arasında çeşitli alanlarda elektronik bağlantı’ konularında işbirliği ve koordinasyonu artıracak bir dizi girişimde bulundu.
İki taraf, ortak çıkarlara hizmet edecek ekonomik ilişkileri güçlendirmenin ve geliştirmenin, aralarındaki ekonomik işbirliğini artırmanın önemine dikkati çekerken, karbon ekonomi yaklaşımının ve ‘Yeşil Ortadoğu Girişimi’nin uygulanması yoluyla, uluslararası iklim politikaları konusunda işbirliğini geliştirme ve kaynaklardan ziyade emisyonlara odaklanmaya çalışma konusunda anlaştılar. ‘Karbonun çıkarılması kullanılması ve depolanması için bölgesel bir kompleks kurulmasının yanı sıra, hidrojen alanında işbirliği, nakliyesi ve depolanması ile ilgili teknolojiler geliştirmek, alanında en iyi uygulamaları ortaya koymak için uzmanlık ve deneyim alışverişinde bulunmak, hidrojen projeleri ve enerji verimliliği, yenilenebilir enerji ve hidrokarbon kaynakları için temiz teknolojiler alanlarında işbirliğini artırmak, bu alanlarla ilgili projelerin geliştirilmesi ve elektrik enerjisi için ticaret alışverişinin teşvik edilmesi, elektrik ara bağlantısından faydalanmak, enerji sektörü projelerinde deneyim alışverişinde bulunmak, inovasyonu teşvik etmek için işbirliği yapmak, yapay zeka gibi gelişen teknolojileri enerji sektöründe uygulamak ve bunun için ortam geliştirmek’ üzere de anlaşma sağladı.
İki taraf ayrıca koordinasyon ve medya işbirliğinin, turizm, gençlik ve sosyal kalkınma alanlarında işbirliğinin artırılmasının yanı sıra eğitim, spor, kültür, sağlık ve eğlence alanlarında işbirliği de dahil olmak üzere bir dizi girişimi harekete geçirmeyi kabul etti. İki taraf, kâr amacı gütmeyen kuruluşlar ve her iki ülkede bunları geliştirmenin yolları konusunda işbirliği ve deneyim alışverişinde bulunma, telekomünikasyon, bilgi teknolojisi, çevre ve altyapı sektörleriyle ilgili bir dizi girişim başlatma konularında da anlaştı.
Konseyin ikinci toplantısının çalışmalarının sonunda iki ülkeyi sağlam tarihsel temellere dayalı olarak birleştiren güçlü bağları dile getiren taraflar, iki ülke arasındaki ilişkileri güçlendirmek ve derinleştirmek amacıyla ortak vizyonlar önermek için yapılacak konsey toplantılarına olan arzularını ifade ettiler.

Prens Faysal’dan KİK turu açıklaması
Öte yandan Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ın KİK ülkeleri gezisinin Körfez’in gelişimi çabalarını iyileştirmeyi amaçladığını belirtti.
Prens Faysal bin Ferhan, 10 Aralık’ta Twitter hesabı aracılığıyla yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan Veliaht Prensi’nin KİK ülkelerine yönelik turun, ‘tek bir Körfez ve ortak bir kader kavramını’ dile getirdiğini söylerken, zamanlamasının ise Körfez eyleminin gidişatını güçlendirmek ve onu daha geniş ufuklara doğru ilerletmek üzere geliştiğini vurguladı.
Bakan, “Krallık, ülkelerimiz ve halklarımız adına güvenlik, istikrar ve refahın arttırılmasını sağlamak için bölgedeki kardeş ülkelerle birlikte çalışıyor” dedi.
Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı, Veliaht Prens’in dünkü Kuveyt ziyaretinin ise Kuveyt’e ve kardeş halkına olan sevgisini tarihsel bir temelde ifade etmek üzere gerçekleştiğini vurguladı.



Suudi Arabistan ve Fransa, daha derin stratejik ortaklığa doğru

Prens Muhammed bin Selman ve Macron, dün düzenlenen e-spor şampiyonlarının ödül töreninde, (AFP)
Prens Muhammed bin Selman ve Macron, dün düzenlenen e-spor şampiyonlarının ödül töreninde, (AFP)
TT

Suudi Arabistan ve Fransa, daha derin stratejik ortaklığa doğru

Prens Muhammed bin Selman ve Macron, dün düzenlenen e-spor şampiyonlarının ödül töreninde, (AFP)
Prens Muhammed bin Selman ve Macron, dün düzenlenen e-spor şampiyonlarının ödül töreninde, (AFP)

Michel Ebu Necm - Abdullah el-Tumeyri

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Muhammed bin Selman ile Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, dün Paris’te düzenlenen 2026 Esports Dünya Kupası’nın üçüncü edisyonunda dereceye giren şampiyonlara ödüllerinin takdim edilme törenine katıldı.

Macron, bugün Veliaht Prens Muhammed bin Selman’ı Elysee Sarayı’nda düzenlenecek resmi karşılama töreniyle ağırlayacak. Devlet ziyareti kapsamında gerçekleştirilecek törenin ardından iki lider, bölgesel ve uluslararası gelişmeler ile ortak ilgi alanlarına giren konuları ele almak üzere baş başa görüşme gerçekleştirecek.

İkili görüşmenin ardından liderler, Stratejik Ortaklık Konseyi’nin ilk toplantısına başkanlık edecek. Toplantıda iki ülke arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesi ve çeşitli alanlarda iş birliği olanaklarının geliştirilmesi ele alınacak. Şarku’l Avsat’ın aldığı bilgiye göre görüşmeler kapsamında Riyad ile Paris arasında çok sayıda anlaşma ve mutabakat zaptının imzalanması bekleniyor.

İki liderin katılımıyla ayrıca, her iki ülkeden yetkililer ve iş dünyası temsilcilerini bir araya getirecek Fransa-Suudi Arabistan İş Forumu düzenlenecek. Forumda yeni yatırım fırsatları ve ortaklıkların geliştirilmesi olanakları ele alınacak.


Louvre’dan El-Ula’ya… Kültür, Riyad ile Paris arasında nasıl stratejik bir köprü kurdu?

Suudi Arabistan ve Fransa, Aralık 2024'te Fransa Cumhurbaşkanı'nın ziyareti sırasında 9 yürütme programı ile kültürel iş birliğini güçlendirdi (SPA)
Suudi Arabistan ve Fransa, Aralık 2024'te Fransa Cumhurbaşkanı'nın ziyareti sırasında 9 yürütme programı ile kültürel iş birliğini güçlendirdi (SPA)
TT

Louvre’dan El-Ula’ya… Kültür, Riyad ile Paris arasında nasıl stratejik bir köprü kurdu?

Suudi Arabistan ve Fransa, Aralık 2024'te Fransa Cumhurbaşkanı'nın ziyareti sırasında 9 yürütme programı ile kültürel iş birliğini güçlendirdi (SPA)
Suudi Arabistan ve Fransa, Aralık 2024'te Fransa Cumhurbaşkanı'nın ziyareti sırasında 9 yürütme programı ile kültürel iş birliğini güçlendirdi (SPA)

Suudi Arabistan’ın eserleri Louvre Müzesi’nde sergilendiğinde, Suudi Arabistan-Fransa ilişkileri henüz bugünkü kapsamına ulaşmamıştı. O dönemde kültür, Fransızların Suudi Arabistan’ın tarihini tanımasını sağlayan bir pencere işlevi görürken, Riyad ise mirasını ülke sınırlarının ötesinde tanıtmak için yeni bir alanı test ediyordu.

Aradan geçen 15 yılı aşkın sürede tablo değişti. Kültür, Suudi Arabistan-Fransa ilişkilerinin temel unsurlarından biri haline gelirken, El-Ula bu iş birliğinin en belirgin örneklerinden birine dönüştü. Sinema, müzeler, kültürel miras, turizm, spor ve büyük ölçekli etkinlikler de iki ülkeyi birbirine bağlayan ortak ağa dahil oldu.

Suudi Arabistan Veliaht Prensi ve Başbakanı Prens Muhammed bin Selman’ın Fransa ziyareti, söz konusu alanların artık krallığın yeni ekonomisinin parçası haline geldiği bir dönemde gerçekleşiyor. Bunlar, siyasi ilişkilerin yanında yürütülen yalnızca kültürel faaliyetler olmaktan çıktı.

Fransa Cumhurbaşkanı, El-Ula'daki El-Hicr bölgesine yaptığı ziyaret sırasında Suudi Arabistan Kültür Bakanı ile bir arada, (SPA)
Fransa Cumhurbaşkanı, El-Ula'daki El-Hicr bölgesine yaptığı ziyaret sırasında Suudi Arabistan Kültür Bakanı ile bir arada, (SPA)

El-Ula … Kültürün ekonomik projeye dönüşmesi

El-Ula’da arkeoloji turizmle, mühendislik çevreyle, sanat ise ekonomiyle kesişiyor. Suudi-Fransız ortaklığı, bölgedeki iş birliğinin kapsamını şehir planlaması, kültürel miras, turizm, kültür, eğitim, mesleki eğitim ve sanat alanlarına genişleterek yatırımcı bir ülke ile yabancı şirketler arasındaki geleneksel ilişkinin ötesine geçen farklı bir model ortaya koyuyor.

Proje yalnızca tarihi bir alanın geliştirilmesinden ibaret değil; yerel kimliği temel alan ve uluslararası uzmanlıktan yararlanan küresel bir destinasyon meydana getirmeyi amaçlıyor.

Paris'teki Louvre Müzesi (AFP)
Paris'teki Louvre Müzesi (AFP)

Bu tür bir iş birliği, kültür, turizm ve eğlence sektörlerini ekonominin etkin unsurlarına dönüştürmeyi amaçlayan Suudi Arabistan Vizyon 2030 hedefleriyle doğrudan örtüşüyor.

Louvre’dan başlayan yolculuk

Başlangıç noktası EL-Ula değildi. 2010 yılında Louvre Müzesi, Fransızların Suudi tarihine yönelik artan ilgisini yansıtan bir dönüm noktası olarak “Çağlar Boyunca Suudi Arabistan’ın Başyapıtları” sergisine ev sahipliği yaptı.

Bundan önce, 1986’da Paris’te “Dün ve Bugün Suudi Arabistan” sergisi düzenlenmiş, 2012’de ise Paris’teki UNESCO merkezinde Suudi kültür günleri gerçekleştirilmişti.

Bu duraklar, kültürel ilişkilerin Suudi Arabistan’ı tanıtma aşamasından, bizzat Suudi Arabistan’da ortak projeler geliştirme aşamasına uzanan bir sürecin göstergeleriydi.

Kültür ekonomiyle bütünleşiyor

En önemli değişim, kültürün artık ekonomiden ayrı bir sektör olarak görülmemesi. Turizm; ulaşım, konaklama ve teknolojiye ihtiyaç duyuyor. Müzeler; mühendislik, işletme ve eğitimi gerektiriyor. Büyük etkinlikler ise spor, medya ve dijital hizmetlerle iç içe geçiyor. Böylece kültür, birbirine bağlı geniş bir ekonomik sistemin içinde yer alıyor.

İki ülke arasındaki potansiyel iş birliği alanlarının turizm, konaklama, yaratıcı ekonomi, elektronik oyunlar ve spor gibi sektörlere genişlemesi de bu dönüşümü doğuluyor. Bu sektörler, Suudi Arabistan’ın daha çeşitlendirilmiş bir ekonomi oluşturma hedefiyle de örtüşüyor.

Spor… Ortaklığın yeni dili

Spor, ilişkilere yeni bir boyut kazandırıyor. Fransa’nın, Veliaht Prens’in ziyaretiyle eş zamanlı olarak Espor Dünya Kupası ile bağlantılı etkinliklere ev sahipliği yapması, sporun rekabet alanından ekonomik ve kültürel yakınlaşma alanına dönüşmesine örnek oluşturuyor.

Bir grup profesyonel, 2024 yılında Suudi Arabistan’ın başkentinde düzenlenen E-Spor Dünya Kupası’nı kazanmak için yarışıyor (Turnuvanın resmi X hesabı)
Bir grup profesyonel, 2024 yılında Suudi Arabistan’ın başkentinde düzenlenen E-Spor Dünya Kupası’nı kazanmak için yarışıyor (Turnuvanın resmi X hesabı)

Suudi sporu da yatırımları, yetenekleri ve organizasyonları kendine çeken küresel bir sektör haline gelirken, Fransa turnuvaların ve büyük ölçekli etkinliklerin düzenlenmesi konusunda oldukça  deneyime sahip.

Burada da çıkarlar kültür ve turizmde olduğu gibi kesişiyor: Suudi Arabistan pazar, projeler ve giderek büyüyen sermaye sunarken, Fransa köklü endüstriyel, organizasyonel ve kültürel deneyimini ortaya koyuyor.

Eğitim… Daha az görünen ancak daha kalıcı yatırım

İki ülke arasındaki değişim yalnızca projelerle sınırlı değil. Üniversiteler, araştırma merkezleri ve eğitim kurumları arasındaki iş birliği, bilgi transferi ve insan kaynağının geliştirilmesi için farklı bir kanal oluşturuyor.

Bu alan, özellikle Suudi Arabistan’ın büyümek istediği bilim, teknoloji, inovasyon, sağlık ve mühendislik sektörleri açısından önem taşıyor.

Projeler birkaç yıl içinde inşa edilebilir; ancak bu projeleri yönetecek nitelikli insan kaynağının yaratacağı etki onlarca yıl sürer.

İki deneyim arasında ortaklık

Suudi Arabistan ile Fransa’nın deneyimleri birçok açıdan birbirinden farklı. Ancak tam da bu farklılık, iş birliği için yeni bir alan oluşturuyor.

Fransa; kültür, müzeler, sanat ve yaratıcı endüstriler alanında uzun bir geçmişe sahip. Suudi Arabistan ise kültür, turizm, eğlence ve spor sektörlerini yeniden şekillendirdiği kapsamlı bir dönüşüm sürecinden geçiyor.

Bu nedenle yeni ortaklık, Paris’te hazır bir modelin Riyad’a aktarılmasına dayanmıyor. Bunu yerine, Fransız deneyimi ile Suudi Arabistan’ın yeni kalkınma projesini bir araya getirmeyi amaçlıyor.

Bu da kültürü iki ülke arasındaki ilişkilerde bir “yumuşak güç alanından” daha fazlası haline getiriyor. Kültür, yeni bir ekonomi inşa etmenin, toplumların birbirini tanımasının ve siyasi gündemdeki değişimlerden daha az etkilenecek ortak çıkarlar ortaya koymanın temelini oluşturuyor.

Geçmişten geleceğe

Yaklaşık bir asır boyunca Suudi Arabistan-Fransa ilişkileri çeşitli aşamalardan geçti. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgiye göre ilk diplomatik temsil döneminden Kral Faysal ile Charles de Gaulle arasındaki tarihi görüşmeye, ardından ekonomik ve savunma alanlarındaki genişlemeye ve nihayet Kral Selman bin Abdülaziz döneminde yeni bir ortaklık vizyonuna uzandı.

Kral Faysal bin Abdül Aziz 1967'de Paris'te (SPA)
Kral Faysal bin Abdül Aziz 1967'de Paris'te (SPA)

Bugün Riyad, Paris’e yalnızca geçmişi konuşmak için gitmiyor. Gündemde geleceğin şehri, yeni bir müze, turizm destinasyonu, yaratıcı ve ileri teknoloji endüstrileri, enerji projeleri ve uzun vadeli yatırımlar bulunuyor.

Bu dönüşüm, Suudi Arabistan-Fransa ilişkilerinin en belirgin özelliklerinden birini ortaya koyuyor: Kültürle başlayan köprü, bugün artık ekonomi, siyaset ve teknolojiyi de taşıyor.


Suudi Arabistan ve 7 ülke, İsrail'in "E1" yerleşim planını kınadı

İsrail'in aşırı sağcı maliye bakanı Bezalel Smotrich, Batı Şeria'daki "E1" bölgesinin haritasını gösteriyor (AFP)
İsrail'in aşırı sağcı maliye bakanı Bezalel Smotrich, Batı Şeria'daki "E1" bölgesinin haritasını gösteriyor (AFP)
TT

Suudi Arabistan ve 7 ülke, İsrail'in "E1" yerleşim planını kınadı

İsrail'in aşırı sağcı maliye bakanı Bezalel Smotrich, Batı Şeria'daki "E1" bölgesinin haritasını gösteriyor (AFP)
İsrail'in aşırı sağcı maliye bakanı Bezalel Smotrich, Batı Şeria'daki "E1" bölgesinin haritasını gösteriyor (AFP)

Suudi Arabistan, Ürdün, BAE, Endonezya, Pakistan, Türkiye, Katar ve Mısır, dün yayımladıkları ortak bildiride, İsrail'in işgal altında bulunan Filistin topraklarındaki yasa dışı yerleşim politikalarının sürmesini kesin bir dille kınadıklarını; işgal altındaki Doğu Kudüs'ün doğusunda yer alan "E1" yerleşim planını ve buna bağlı faaliyetleri ise tamamen reddettiklerini ifade ettiler.

Sekiz ülkenin bakanları yaptıkları ortak açıklamada, İsrail işgal güçlerinin desteğiyle yerleşimcilerin Filistin halkına ve mallarına yönelik ihlal ve şiddet eylemlerini kınadıklarını yinelediler. Bu uygulamaların Filistinlilerin devredilemez haklarından hiçbir şekilde taviz vermediğini vurgulayan bakanlar; söz konusu eylemlerin uluslararası hukuku, ilgili Birleşmiş Milletler kararlarını ve bölgesel ile uluslararası barış ve güvenliği ciddi şekilde tehdit ettiğini belirttiler.

Bakanlar, "E1" planının, yerleşimlerin genişletilmesi ve ilhak sürecini ilerletme, özellikle Batı Şeria ile Doğu Kudüs başta olmak üzere işgal altındaki Filistin topraklarının coğrafi bütünlüğünü zedeleme yönünde tehlikeli bir gerilimi teşkil ettiği konusunda uyardı. Bu durumun, 1967 sınırları temelinde ve başkenti Doğu Kudüs olan, bağımsız, coğrafi olarak bütünlüklü ve yaşayabilir bir Filistin devletinin hayata geçirilme kabiliyetini tehdit ettiği vurgulandı.

Açıklamada, bu tür önlemlerin; ilhak ve zorunlu göçe karşı net bir duruş içeren Donald Trump'ın kapsamlı barış planı, "Barış Konseyi" mekanizmaları ve Trump'ın Batı Şeria'nın ilhakına izin vermeyeceğine dair kararlılığı da dâhil olmak üzere, barış için atılan uluslararası adımlara doğrudan meydan okuma niteliği taşıdığı belirtildi.

Bakanlar, uluslararası hukuka ve BMT kararlarına göre adil, kalıcı ve kapsamlı bir barışa ulaşmanın yegâne yolunun iki devletli çözüm olduğunu vurgularken; bu çözümü baltalamayı amaçlayan adımların gerginliği artıracağını ve bölgedeki kalıcı barış fırsatlarını zedeleyeceği konusunda uyarıda bulundular.

Ayrıca bildiride, "E1" planı dahil yasa dışı yerleşim faaliyetlerinden sorumlu ya da bu faaliyetleri destekleyen kişi ve kurumlara uluslararası tedbirler uygulanması ve yaptırım getirilmesi yönündeki bütün çabaların desteklendiği ifade edildi. Bakanlar, yerleşimlerin oluşturulmasına veya genişletilmesine katkı sağlayan her türlü destek veya finansmanın durdurulmasını, "E1" planının derhal iptal edilmesini ve Filistin topraklarının coğrafi ve demografik yapısını değiştirmeye yönelik bütün tedbirlerin kaldırılmasını talep ettiler.

Son olarak BM Güvenlik Konseyi başta olmak üzere tüm uluslararası tarafları, uluslararası hukuki sorumluluklarını yerine getirmeye, yasa dışı yerleşimi durdurmak için acil ve etkili tedbirler almaya ve Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı dahil tüm devredilemez haklarını korumaya çağırdılar.