Etiyopya’da çatışan taraflar savaş suçu sayılabilecek ihlallerle suçlanıyor

HRW, UNHRC’ye bir soruşturma komitesi kurması çağrısında bulundu

THKC, Haziran ayından bu yana devam eden çatışmalarda hükümet güçleri karşısında zafer kazanırken Tigray Bölgesi’ndeki başlıca şehirleri geri aldı ve çatışmaları yakınlardaki Afar ve Amhara bölgelerini kapsayacak şekilde genişletti (AFP)
THKC, Haziran ayından bu yana devam eden çatışmalarda hükümet güçleri karşısında zafer kazanırken Tigray Bölgesi’ndeki başlıca şehirleri geri aldı ve çatışmaları yakınlardaki Afar ve Amhara bölgelerini kapsayacak şekilde genişletti (AFP)
TT

Etiyopya’da çatışan taraflar savaş suçu sayılabilecek ihlallerle suçlanıyor

THKC, Haziran ayından bu yana devam eden çatışmalarda hükümet güçleri karşısında zafer kazanırken Tigray Bölgesi’ndeki başlıca şehirleri geri aldı ve çatışmaları yakınlardaki Afar ve Amhara bölgelerini kapsayacak şekilde genişletti (AFP)
THKC, Haziran ayından bu yana devam eden çatışmalarda hükümet güçleri karşısında zafer kazanırken Tigray Bölgesi’ndeki başlıca şehirleri geri aldı ve çatışmaları yakınlardaki Afar ve Amhara bölgelerini kapsayacak şekilde genişletti (AFP)

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (HRW)  Cuma günü yayınladığı bir raporda, Etiyopya hükümetine karşı savaşan Tigraylı isyancıların geçtiğimiz Ağustos ve Eylül aylarında kontrolleri altındaki iki kasabada sivillere karşı onlarca infaz gerçekleştirdiği bildirilirken Etiyopya’da 14 ay önce iç savaşın başlamasından bu yana Tigray güçleri tarafından işlenen ihlallerin bir listesi yer aldı. HRW raporunda, Tigraylı isyancıların, Chhena’da 5 gün boyunca 15 ayrı olayda 26 sivili öldürdüklerini, bu durumun sivillerin 4 Eylül’de köylerini terk edene kadar sürdüğünü, öldürülenler arasında isyancılar için hayvan kesmeyi reddeden çiftçilerin ve bölge sakinlerinin olduğu belirtildi. Rapora göre bölge sakinleri HRW’ye evlerinde Tigray güçleriyle birlikte kalmaya zorlandıklarını, bu durumun köylerin yakınlarındaki tepelerde konuşlu Etiyopya ordusunun birlikleri çatışmalar yaşandığı sırada da devam ettiğini söylediler. HRW, bu tür eylemlerin Cenevre Sözleşmeleri uyarınca bir savaş suçu olan ‘sivilleri canlı kalkan olarak kullanmak’ anlamına gelebileceğini vurguladı.
Rapora göre isyancılar, Kobo'da evlerine dönen çiftçiler ve ortak bir mekanda dinlenen erkekler dahil olmak üzere 23 kişiyi infaz ettiler. Etiyopya'nın kuzeyinde Tigray bölgesinde Kasım 2020'de çatışmanın başlamasından bu yana savaşan taraflarca gerçekleştirilen ihlallerin arttığına dikkati çeken raporda ayrıca Etiyopya ve Eritre Askeri Kuvvetleri, Amhara Bölgesel Kuvvetleri ve Amhara milisleri, yargısız infaz, cinsel şiddet ve mültecilere yönelik saldırılar gibi çeşitli ihlallerle suçlandılar.
İsyancıları kontrol eden Tigray Halk Kurtuluş Cephesi'nin (TPLF) Sözcüsü Getachew Reda son zamanlarda yaşanan ihlallerle ilgili soruları cevapsız bıraktı. Etiyopya'nın kuzeyinin büyük çoğunluğuna, çatışmanın başlamasın itibaren ulaşmak zorlaşırken iletişim eksikliği, bilgilerin doğrulanmasını veya mağdurlara ve ailelerine ulaşılmasını güçleştirdi. Bu nedenle HRW’nin son raporu, 36 kişiyle yapılan uzaktan görüşmelere ve elde edilen belgelere dayanıyor. Bununla birlikte HRW, Cuma günü, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'ne (UNHRC) çatışan tarafların sivillere karşı işledikleri suçları incelemek üzere bir soruşturma komisyonu oluşturma çağrısında bulundu.
HRW Kriz ve Çatışma Bölgeleri Direktör Yardımcısı Gerry Simpson, Cenevre’den telefon aracılığıyla yaptığı açıklamada, “Ne yazık ki, tüm çatışan tarafların karıştığı suistimaller buzdağının sadece görünen kısmı” ifadelerini kullandı.
HRW’nin bu raporundan sadece bir ay önce Uluslararası Af Örgütü (AI), geçtiğimiz Ağustos ayında Amhara bölgesindeki Nifas Mewcha kasabasında Tigray güçlerini, cinsel saldırı, silah zoruyla soygun ve sağlık tesislerini yağmalama gibi suçlamalar yönelttiği bir rapor yayınlamıştı.
Çatışmaların diğer bölgelere sıçraması Etiyopya'nın çökmesine yol açabilir
Tigray güçleri Haziran ayından bu yana hükümet güçlerine karşında büyük bir zafer kazandı. Bölgedeki başlıca şehirleri geri alan Tigray güçleri,  çatışmaların kapsamını yakınlardaki Afar ve Amhara bölgelerini kapsayacak şekilde genişletti.
Tigray güçleri, Ekim ayının sonlarında Etiyopya anakarasını komşusu Cibuti’nin limanlarına bağlayan hayati bir karayolu üzerindeki iki kasabayı ele geçirdiler ve başkent Addis Ababa'ya doğru ilerlemeye başladılar. Bu durum üzerine Başbakan Abiy Ahmed olağanüstü hal (OHAL) ilan etti ve ardından Etiyopya Silahlı Kuvvetleri’yle ön saflar cepheye gitti. Hükümet kaynaklarına göre Tigray güçleri o tarihten bu yana stratejik öneme sahip olan Dessie ve Kombolcha kasabaları da dahil olmak üzere savaş alanında büyük kayıplar verdi.
Etiyopya Başbakanlık Sözcüsü Billene Seyoum, geçtiğimiz Salı günü yaptığı bir açıklamada, isyancıları hastaneleri, otelleri ve bankaları yıkmak ve Ağustos ayında ele geçirdikleri ve daha sonra bu ayın başlarında kaybettikleri tarihi Lalibela kentindeki havaalanını yağmalamakla suçladı.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in Sözcüsü Stephane Dujarric ise geçtiğimiz Çarşamba günü, Dünya Gıda Programı'nın (WFP), personelin silah zoruyla gözaltına alınması ve gıda malzemelerinin yağmalanması sonrasında Dessie ve Kombolcha kasabalarında gıda dağıtımını askıya aldığını duyurdu.
Başbakan Abiy Ahmed, çatışmaların başlamasından bir yıl önce 4 Kasım 2020 tarihinde, en baş belası siyasi rakibi olan TLPC’nin bastırmak umuduyla ülkenin kuzeyindeki Tigray bölgesinde askeri bir operasyon başlattı. Ancak isyancılar durumu tersine çevirdiler. Başbakan, hızla sonlandırılacak bir operasyon olacağı sözü vermesine rağmen, Etiyopya ordusu Haziran ayında Tigray'den çekilmek zorunda kalarak büyük bir yenilgiye uğradı. Şimdi ise çatışmalar, hızla ülkenin güneyine doğru ilerliyor.
Tigray güçleri ilerledikçe kriz daha da kötüleşiyor
Tigraylı isyancılar, Ekim ayı sonlarında başkent Addis Ababa yakınlarındaki iki kenti ele geçirdiler. Bunun üzerine hükümet OHAL ilan etti ve vatandaşları silahlanmaya çağırdı. İsyancılar başkente doğru yaklaşırken, Başbakan Abiy, hararetli bir konuşma yaparak, ‘düşmanları gömme’ sözü verdi. Abiy’in konuşmasıyla aynı sıralarda BM, tüm tarafların vahşet işlediğine dair kanıtların olduğu bir rapor yayınladı.
Başkan Biden, ülkeyi müzakere masasına oturtmak için yaptırım uygulamakla tehdit etse de savaşın mevcut seyri Etiyopya'nın çökmesine yol açabileceği düşünülüyor.
BM Genel Sekreter Sözcüsü Dujarric düzenlediği basın toplantısında şunları söyledi:
“Küçük çaplı yemek hırsızlıkları, son günlerde, Tigray güçleri unsurları ve bazı bölge sakinleri tarafından Kombolcha'daki yiyecek satışı yapılan dükkanların toplu olarak yağmalanmasına dönüştü.”
Bunun üzerine TLPC’den geçtiğimiz Cuma günü yapılan açıklamada yağma suçlamaları reddedildi.
Gıda kaynaklarının yağmalanması, Birleşmiş Milletler'in en az 9,4 milyon insanın orada gıda güvenliğinden yoksun olduğunu tahmin ettiği Etiyopya'da yetersiz beslenmeyi daha da şiddetlendirebileceğinden korkuluyor.
Dujarric, geçtiğimiz Perşembe günü Tigray bölgesinin başkenti Mekele'ye bir önceki hafta (1-7 Aralık) 157 yardım konvoyunun gönderildiğini, ancak bu hafta bu sayının 44'e düştüğünü belirtti. Çatışmalar nedeniyle yardımların dağıtılmasında zorluklarla karşılaşmaya devam ettiklerini belirten Dujarric,  BM’nin, açlık krizini hafifletmek için günde en az 100 gıda kamyonunun Tigray'a gönderebilmesi gerektiğini vurguladı.
Öte yandan bu hafta Başbakanlık Ofisi’nden yapılan açıklamada hükümet güçlerinin sahada önemli ilerlemeler kaydettiği öne sürüldü. Ancak Abiy Ahmed hükümeti, savaşı ele alış biçimi, Tigray bölgesi sakinlerini hedef almaya devam eden tutuklama kampanyası ve basına karşı sert tutumu nedeniyle halen yoğun şekilde eleştiriliyor.
Gazetecileri Koruma Komitesi’nin (CPJ) Sahra Altı Afrika Ülkeleri Temsilcisi Muhoki Mumo, Etiyopya'daki çatışmaların başlamasından bu yana basına karşı düşmanca bir tutum sergilendiğini söyledi. Mumo, Etiyopyalı yetkililerin gazetecileri resmi bir suçlamada bulunmadan gözaltına aldıklarını ve haberlerde kullanılan dil ve terminolojiyi sansürlediklerini, birçok gazetecinin ise olayları aktarmaları nedeniyle çevrimiçi ortamda güçlü tacizle karşı karşıya kaldığını da sözlerine ekledi. Mumo geçtiğimiz günlerde veridiği bir röportajda “Gazetecilere karşı halen çok sert bir tutum var” dedi.
- The New York Times Haber Servisi



Trump İran’la savaşa doğru ilerliyor... Danışmanları ekonomiye odaklanmasını tavsiye ediyor

 ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
TT

Trump İran’la savaşa doğru ilerliyor... Danışmanları ekonomiye odaklanmasını tavsiye ediyor

 ABD Başkanı Donald Trump (EPA)
ABD Başkanı Donald Trump (EPA)

ABD Başkanı Donald Trump dün yaptığı açıklamada, İran’a sınırlı bir askeri saldırı düzenlemeyi düşündüğünü söyledi. Pentagon ise İran’a yönelik haftalar sürebilecek bir operasyon için hazırlıklarını sürdürüyor; operasyonun güvenlik tesislerinin yanı sıra nükleer altyapıyı da hedef alabileceği belirtiliyor.

Reuters’ın analizine göre, olası saldırı haberleri, Trump’ın danışmanlarının ekonomik kaygılara odaklanması için baskı yaptığı bir döneme denk geliyor. Bu durum, bu yıl yapılacak ara seçimler öncesinde herhangi bir askeri tırmanışın siyasi risklerini öne çıkarıyor.

Trump, Ortadoğu’daki Amerikan birliklerinin yoğun şekilde takviye edilmesini ve İran’a olası bir hava saldırısına hazırlanılmasını emretti; operasyonun haftalar sürebileceği belirtilse de detay verilmedi.

Uzmanlar, Trump’ın İran’a odaklanmasını, ikinci döneminin ilk 13 ayında dış politikanın -özellikle askeri gücün geniş kullanımının- iç politika konularının önüne geçtiğinin en somut göstergesi olarak değerlendiriyor. Bu dönemde ABD halkının çoğunluğunun önceliği olan yaşam maliyeti gibi iç meseleler büyük ölçüde gölgede kaldı.

Trump’ın danışmanları, seçim öncesinde ekonomiye odaklanılması çağrısında bulundu

Beyaz Saray’dan üst düzey bir yetkili, Trump’ın agresif söylemine rağmen yönetim içinde İran’a saldırı konusunda henüz ‘destek’ bulunmadığını açıkladı. Kimliği açıklanmayan yetkili, Trump’ın danışmanlarının, kararsız seçmenlere ‘karışık mesajlar’ vermekten kaçınmanın ve ekonomiye öncelik vermenin önemini de fark ettiklerini belirtti.

Beyaz Saray danışmanları ve Cumhuriyetçi Parti kampanya yetkilileri, Trump’ın ekonomik konulara odaklanmasını istiyor. Geçen hafta bazı kabine üyeleriyle yapılan özel bir brifingde de bu konunun kampanyanın en önemli meselesi olduğu vurgulandı; toplantıya Trump katılmadı, ancak kaynak toplantıya katılanlardan biri olarak bilgi verdi.

Şarku'l Avsat'ın Reuters'ten aktardığına göre başka bir Beyaz Saray yetkilisi yaptığı açıklamada, Trump’ın dış politika gündeminin ‘doğrudan Amerikan halkı için kazançlar’ sağladığını söyledi. Yetkili, “Başkanın tüm adımları (ister dünyayı daha güvenli hale getirmek, ister ülkemiz için ekonomik kazanımlar sağlamak olsun) ABD’yi önceliklendiriyor” dedi.

Kasım ayında yapılacak seçimler, Trump’ın mensubu olduğu Cumhuriyetçi Parti’nin Kongre’nin her iki kanadındaki kontrolünü koruyup koruyamayacağını belirleyecek. Demokratların bir veya her iki meclisi kazanması, Trump için kalan başkanlık döneminde ciddi bir siyasi engel oluşturabilir.

Cumhuriyetçi stratejist Rob Godfrey, İran ile uzun süreli bir çatışmanın Trump ve Cumhuriyetçiler için büyük bir siyasi tehdit oluşturacağını söyledi. Godfrey, “Başkan, üç kez art arda Cumhuriyetçi Parti’den aday olmasını sağlayan siyasi tabanı göz önünde bulundurmalı; bu taban dış politikaya şüpheyle bakıyor ve dış çatışmalara karışılmasına karşı; çünkü ‘sonsuz savaşları bitirme’ vaat edilmiş açık bir seçim taahhüdüydü” dedi.

Cumhuriyetçiler, seçim kampanyasında geçen yıl Kongre tarafından onaylanan vergi indirimleri ile konut maliyetlerini ve reçeteli bazı ilaçları düşürmeye yönelik programları öne çıkarmayı planlıyor.

Venezuela’dan daha güçlü bir düşman

Bazı muhalif seslere rağmen, Trump’ın izoleci yaklaşımını savunan MAGA (Amerika’yı Yeniden Büyük Yap) hareketinin destekçileri, geçen ay Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu görevden alan ani müdahaleyi destekledi. Ancak ABD, İran ile bir savaşa girerse Trump daha güçlü bir direnişle karşılaşabilir.

Trump, İran’ın nükleer programıyla ilgili bir anlaşmaya varılmaması durumunda ülkeyi bombalamakla defalarca tehdit etti. Dün de uyarısını tekrarlayarak, “Onlar için adil bir anlaşma yapmaları en iyisi” dedi.

İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)İran Dini Lideri Ali Hamaney (AFP)

ABD, geçtiğimiz haziran ayında İran’daki nükleer tesisleri hedef aldı ve Tahran’ı, tekrar bir saldırıya uğraması durumunda sert bir yanıt vermekle tehdit etti.

Trump destekçileri ‘kararlı ve sınırlı önlemleri’ destekliyor

Trump, 2024 yılında ikinci başkanlık dönemini kazanırken büyük ölçüde ‘Önce Amerika’ yaklaşımına dayandı; bu yaklaşım yüksek enflasyonu düşürme ve maliyetli dış çatışmalardan kaçınma taahhütlerini içeriyordu. Ancak anketler, yüksek fiyatları düşürme konusunda Amerikan halkını ikna etmekte zorlandığını gösteriyor.

Buna karşın Cumhuriyetçi stratejist Lauren Kole, Trump’ın destekçilerinin, eylem belirleyici ve sınırlı olduğu takdirde İran’a karşı askeri adımları destekleyebileceğini söyledi. Kole, “Beyaz Saray, atılacak her adımı Amerikan güvenliği ve iç ekonomik istikrarla açık şekilde ilişkilendirmeli” dedi.

Ancak anketler, halkın başka bir dış savaşa girme konusunda isteksiz olduğunu gösteriyor. Trump’ın seçmenlerin ekonomik kaygılarını tamamen çözme vaadini yerine getirmedeki zorlukları göz önüne alındığında, İran ile olası bir tırmanış, başkan için ciddi riskler taşıyor. Trump, Reuters ile yaptığı son röportajda, partisinin ara seçimlerde zorluklarla karşılaşabileceğini kabul etmişti.

Savaşın çeşitli nedenleri

Tarih boyunca dış politika nadiren ara seçimlerde seçmenler için belirleyici bir konu olmuştur. Ancak Trump, Ortadoğu’ya iki uçak gemisi, savaş gemileri ve savaş uçaklarını içeren büyük bir güç sevk edince, İran önemli tavizler vermediği sürece askeri bir harekât gerçekleştirmekten başka seçeneği kalmamış olabilir. Aksi takdirde uluslararası alanda zayıf görünme riskiyle karşı karşıya.

Trump’ın olası bir saldırı için sunduğu gerekçeler ise belirsiz ve çeşitli. Ocak ayında, İran hükümetinin ülke genelindeki halk protestolarını bastırma kampanyasına yanıt olarak saldırı tehdidinde bulundu, ancak daha sonra geri adım attı.

"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)"Abraham Lincoln" uçak gemisi, 8 Ocak'ta rotasını Ortadoğu'ya çevirmeden önce Pasifik Okyanusu'nda seyrediyor (ABD ordusu)

Son dönemde ise askeri tehditlerini İran’ın nükleer programını sona erdirme talepleriyle ilişkilendirdi ve ‘rejim değişikliği’ fikrini gündeme getirdi. Ancak kendisi ve yardımcıları, hava saldırılarının bunu nasıl gerçekleştireceğini açıklamadı.

Beyaz Saray’daki ikinci yetkili, Trump’ın ‘her zaman diplomasiyi tercih ettiğinin ve İran’ın geç olmadan anlaşmaya varması gerektiğinin’ açık olduğunu söyledi. Yetkili, başkanın ayrıca İran’ın ‘nükleer silaha sahip olamayacağını, üretim kapasitesi bulunamayacağını ve uranyum zenginleştiremeyeceğini’ vurguladığını bildirdi.

Birçok gözlemci, Trump’ın bu belirsizliğini, Başkan George W. Bush’ın 2003’te Irak’ı işgal etme gerekçesiyle ortaya koyduğu net hedeflerle karşılaştırıyor.

Bush, ülkenin kitle imha silahlarını yok etmeyi amaçladığını açıkça belirtmişti; ancak bu hedeflerin daha sonra yanlış istihbarat ve asılsız iddialara dayandığı ortaya çıkmıştı.

Godfrey, ara seçimlerde belirleyici rol oynayan bağımsız seçmenlerin, Trump’ın İran ile nasıl başa çıktığını yakından izleyeceğini söyledi. Godfrey, “Seçmenler ve başkanın tabanı, Trump’ın argümanlarını sunmasını bekleyecek” dedi.


Doğu Pasifik Okyanusu'nda bir tekneye düzenlenen ABD bombardımanında üç kişi hayatını kaybetti

Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
TT

Doğu Pasifik Okyanusu'nda bir tekneye düzenlenen ABD bombardımanında üç kişi hayatını kaybetti

Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)
Karayipler'de ABD'nin düzenlediği bir baskında hedef alınan bir tekne, (Arşiv- Reuters)

ABD ordusu, son aylarda yaşanan benzer olayların sonuncusu olarak, Doğu Pasifik'te bir tekneyi bombaladığını ve üç mürettebatın öldüğünü açıkladı.

Trump yönetimi, bölgede uyuşturucu kaçakçılığı şüphesiyle imha edilen gemilerin başarısını övüyor. ABD ordusu, X platformunda yaptığı bir paylaşımda, teknenin "uyuşturucu kaçakçılığı operasyonlarına karıştığını" belirtti.


Rodriguez: Daha demokratik, adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz

Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
TT

Rodriguez: Daha demokratik, adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz

Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)
Venezuela geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez (Reuters)

Venezuela'nın geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez, devlet televizyonunda dün yayınlanan konuşmasında, "daha demokratik, daha adil ve daha özgür bir Venezuela" inşa etmek için çalıştığını söyledi.

Rodriguez, yüzlerce siyasi mahkumu serbest bırakacak tarihi af yasasının kabul edilmesinden bir gün sonra, dün yaptığı açıklamada, "Bugün daha demokratik, daha adil ve özgür bir Venezuela inşa ediyoruz ve bu herkesin çabasıyla yapılmalıdır" ifadelerini kullandı.