Macron, Mali’nin geçici Cumhurbaşkanı Goita ile görüşecek

Paris, Bamako hükümetinin Wagner paralı askerlerini kullanmasını engellemeye çalışıyor.

Menaka Üssü geçen hafta Fransa-Mali ortak eğitimden askeri eğitimine ev sahipliği yaptı. (AFP)
Menaka Üssü geçen hafta Fransa-Mali ortak eğitimden askeri eğitimine ev sahipliği yaptı. (AFP)
TT

Macron, Mali’nin geçici Cumhurbaşkanı Goita ile görüşecek

Menaka Üssü geçen hafta Fransa-Mali ortak eğitimden askeri eğitimine ev sahipliği yaptı. (AFP)
Menaka Üssü geçen hafta Fransa-Mali ortak eğitimden askeri eğitimine ev sahipliği yaptı. (AFP)

Fransız kuvvetleri eski Cumhurbaşkanı François Hollande’nin 2013 yılının başlarında verdiği talimat ile Mali’deki terörist örgütlerin başkent Bamako’ya doğru ilerlemesine engel olmak için, Serval adlı askeri operasyon kapsamında ülkeye gönderildi. 2014 yılının başlarında ise Serval Operasyonu’nun yerini Barkhane Operasyonu aldı. 7 yıl sonra Barkhane Operasyonu halen Mali, Nijer, Burkina Faso ve Çad’da konuşlanmış 5 binden fazla asker ile devam ederken Fransa’da Barkhane Operasyonu’nun akıbeti, kuvvetlerinin Sahel bölgesinde ne kadar kalacağının yanı sıra insan gücü ve maliyeti konularında ise tartışmalar sürüyor.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron haziran ayında, söz konusu bölgedeki güçlerinin sayısını yarı yarıya düşürme, görev tanımlarını değiştirerek terör örgütlerinin takibi ile sınırlama, ‘Üç Sınır’ olarak bilinen bölgeye, yani askeri operasyonların yoğunlaştığı Mali, Burkina Faso ve Nijer üçgenine odaklanma kararı aldı. Kılıç anlamına gelen “Takuba” adı verilen ortak komando kuvveti aracılığıyla Avrupa’nın Barkhane Operasyonu’na daha fazla dahil olması gerektiğini vurgulayan Macron, ABD Başkanı Joe Biden yönetiminden kuzey Nijer’deki bir ABD hava üssünden gerçekleştirdiği devriyeler ile Fransız kuvvetlerine lojistik ve istihbarat yardımı sağlamaya devam etmesini istedi. Şarku’l Avsat’ın edindiği bilgilere göre Paris son olarak 5 Sahel ülkesinin (Mali, Çad, Burkina Faso, Nijer ve Moritanya) ortak Afrika askeri gücüne eğitim, silahlanma ve mali konularında daha fazla destek sağlamları gerektiğini bildirdi.
Fransa’nın planlarını değiştirmesi iki sonuca yol açtı. Bunlardan ilki, yerel yönetimlerin yetersiz kalmasıydı. Özellikle Mali, devletin kamu hizmetlerini yeniden sağlama ve vatandaşların güvenini kazanma konusunda Fransız askeri varlığından ve saha başarılarından yararlanamadı. İkincisi ise Mali’nin bir yıldan kısa bir sürede yaşadığı iki askeri darbeydi. Darbelerden ilki Ağustos 2020’de gerçekleşti ve Cumhurbaşkanı İbrahim Boubacar Keita’nın liderliğindeki sivil otorite devrildi. İkinci darbe Mayıs 2021’de gerçekleşti ve darbecilerin atadığı hükümet devrildi. Darbe sonucunda, Assimi Goita kendisini geçiş döneminin cumhurbaşkanı ilan ederken, yönetimin sivillere teslimi için genel seçimler düzenleme sözü verdi.  Fransa ve Batı Afrika ülkeleri grubunun da istediği buydu. 
Ne var ki iki konu, bardağı taşıran son damla oldu. Bunlardan ilki Bamako’nun, Paris’in Mali’deki kuvvetlerini geri çekme kararını kınaması, ikincisi de Fransız kuvvetine alternatif olarak Rus paralı asker Wagner’in birkaç bin üyesinin Mali’ye gönderilmesi için müzakereler yapıldığının  ortaya çıkması oldu. Paris’in kararına en sert yanıt Mali Başbakanı Choguel Kokalla Maiga tarafından, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yapılan konuşma sırasında geldi:
“Barkhane’nin sona ermesi nedeniyle ortaya çıkan yeni durum, Mali’nin bir oldu bitti ile karşı karşıya bırakılması ve terk edilmesi anlamına geliyor. Bizi bağımsız olarak diğer ortaklarla birlikte güvenliğimizi korumanın yeni yollarını aramamıza neden oluyor.”
Maiga ülkesinin kuzeyinde, Barkhane’nin sona ermesi ile boşaltılan bazı üslerin doldurulması gerektiğini belirtti. Başbakan Maiga, Paris’i Mali yetkililerine danışmadan tek taraflı hareket olarak etmekle itham etti. Diğer yandan, bölgedeki sahneyi tamamlamak için, Mali, Burkina Faso ve Nijer’deki Fransız varlığına karşı olan, Paris hükümetini bu ülkelere hakim olmak ve ulusal kararlarına müdahale etmekle itham eden yarı organize bir oluşum da bulunuyor.
Paris’in Bamako’da olanlar yüzünden ihanete uğramış hissettiği heres tarafından ibliniyor.  Fransa hızlı bir şekilde ülkede yapılan darbeleri kınadı ve Batı Afrika ülkeleri grubunu harekete geçerek Albay Assimi Goita liderliğindeki subay grubuna baskı yapmaya yönlendirdi. Paris kuvvetleri ile Mali kuvvetleri arasındaki saha iş birliğini durdurmak için acele etti ve daha sonra ülkeden askeri kuvvetlerinin bir kısmını çekti. Böylece Mali’nin Wagner paralı askerlerinin kullanılmasının, Fransız güçlerinin ülkeden ayrılması anlamına geleceğini anlamasını sağladı. Barkhane Operasyonu’na bağlı güçlerin ülkeden çekilmesi, kaçınılmaz olarak, Mali’yi terör örgütleri karşısında savunmasız bırakacak. Zira süreç Avrupalıların ülkeden ayrılması ve Takuba Harekatı’nın son ermesi ile sonuçlanacak.
Fransa’nın ‘rahat olmadığını’ belirttiği atmosfer sürerken Elysee Sarayı tarafından dün yapılan açıklamada Cumhurbaşkanı Macron’un Mali’yi ziyaret edeceğş duyuruldu. Macron’un bu ziyareti, yıl sonu tatillerinde Fransa dışında konuşlanmış askeri güçlerin ziyaret edilmesi kapsmaında gelecek. Macron’un pazar günü Bamako’ya ulaşması ve ziyaretinin salı gününe kadar devam etmesi planlanıyor. Kendisi Fransız kuvvetlerinin Gao üssündeki Noel kutlamalarına katılacak ve başkent Bamako’da geçici Cumhurbaşkanı Assimi Goita ile de bir araya gelecek.
Görüşmede ele alınması beklenen üç başlık var. Bunlar sırası ile Fransız güçlerinin ülkedeki geleceği ve yeniden konuşlandırılması, şubat ayında yapılacak seçimler ve Wagner grubu. Bu noktada, Avrupa Birliği dışişleri bakanları, Orta Afrika Cumhuriyeti, Libya ve Mali gibi birçok Afrika ülkesi de dahil olmak üzere 20’den fazla ülkedeki istikrara zarar veren eylemler gerçekleştirdiği gerekçesi ile Wagner’ın üç şirketine ve şirketlerle bağlantılı sekiz kişiye mali yaptırımlar uyguladı. Bu eylemlerden sorumlu kişilerin AB topraklarına girmesi yasaklandı.
Barkhane önceki gün ayrıldığı kuzey bölgesindeki Kidal, Tessalit ve Timbuktu olmak üzere üç üssünden çekildi. Altı ay sonra, Sahel’deki Fransız güçlerinin sayısı 5 bin 200’den 2 bin 500 ila 3 bin kişiye düşürülecek. Paris, siyasi ve askeri olarak üst düzeylerde onaylanan planını değiştirmekle ilgilenmiyor. Fransa, Mali’yi terk etmediğini, ondan vazgeçmediği sadece kuvvetlerinin konuşlanmasında ve saha çalışmasının doğasında değişiklik yapmayı amaçladığını ve Mali’deki durumun Afganistan’da ABD’liler ile olanlarla karşılaştırılamaz olduğunu vurgulamaya devam ediyor.
Paris, Mali’deki yetkilileri seçimlerin bu ayın 12’sinde yapılmaması durumunda yaptırım uygulamakla tehdit eden Batı Afrika ülkelerinin de arkasında durdu. Son olarak Macron, Batılıların Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Ukrayna’dan Suriye, Libya ve Afrika’ya taşıyan askeri koluyla yakından bağlantılı olduğunu düşündüğü Wagner Grubu konusunda Assimi Goita’ya güçlü bir baskı uygulamaya çalışacak. Macron bu konuda, Barkhane’nin tamamen geri çekilmesi, yarısısı Fransız kuvvetlerinden oluşan 900 unsurlu Avrupa kuvveti Takoba’yı kullanması, Mali’ye güvenlik ve ekonomik destek sağlanmasından vazgeçilmesi, Fransız, Avrupa ve belki de uluslararası olarak ekonomik yaptırım uygulama tehdidinde bulunması muhtemel görülüyor.
Sahel ülkeleri basınında yer alan haberler, başından bu yana ilişkilerin gergin olması dikkate alındığında Macron-Goita görüşmesinin duyurulmasının yarattığı şaşkınlığı yansıtıyor. Bununla birlikte, Paris’in Mali’yi kaderine terk etmesinin mümkün olmadığı da açık bir şekilde görülüyor. Zira Fransa’nın bölgede siyasi, ekonomik ve ticari çıkarları bulunuyor. Bölgeyi terk etmesi sadece Mali’de değil, Sahel ve diğer birçok Afrika ülkesinde Fransa’nın konumunu, imajını ve güvenilirliğini zayıflatacaktır.



İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
TT

İsrail, Lübnan'da “önleyici” saldırılarını yoğunlaştırdı

İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)
İsrail’in dün Lübnan'ın doğusundaki Bekaa Vadisi'ndeki Bednayel Köyü’ne düzenlediği saldırının ardından geride kalan yıkımı inceleyen köy sakinleri (EPA)

ABD’nin İran'a yakında saldırı düzenleyeceği yönündeki söylentilerin yeniden gündeme gelmesiyle birlikte İsrail, Lübnan'daki saldırılarını yoğunlaştırdı. Uzmanlar ve gözlemcilere göre bu saldırılar, Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım'ın İran ile yeni bir savaşın patlak vermesi halinde Hizbullah’ın tarafsız kalmayacağını açıklamasının ardından, Hizbullah'ı askeri ‘destek’ eylemlerinden caydırmak için önleyici bir hamle.

Şarku’l Avsat’a konuşan bakanlık kaynakları, son iki gün içinde iç ve dış temasların yapıldığını, ancak net bir cevap alınamadığını ve Lübnan'ın savaşın tırmanması halinde daha geniş bir çatışmaya sürüklenmeyeceğine dair herhangi bir garanti almadığını bildirdi. Hizbullah'ın tutumu ile ilgili olarak kaynaklar, Meclis Başkanı Nebih Berri'nin verdiği mesajın ‘Hizbullah’ın İran'a saldırı olması durumunda herhangi bir eylemde bulunmayacağı’ yönünde olduğunu belirtti.


Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
TT

Gazze anlaşmasının ikinci aşaması, yaşanan aksaklıkların üstesinden gelmek için ‘kontrollü bir geçiş’ hedefliyor

Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)
Gazze şehrinde yıkılan binaların enkazı arasında kurulan çadırların arasından geçen Filistinliler (AFP)

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşaması, ABD’li yetkililerin teorik olarak başlatıldığını duyurmasından bu yana yaklaşık bir aydır ilerleme kaydedemiyor. Sürecin, istikrarın sağlanması ve çatışmaların yeniden başlamasının önlenmesi için düzenli bir geçişle sürdürülmesi yönünde çağrılar yapılıyor.

Şarku’l Avsat’a konuşan uzmanlar, ikinci aşamaya geçişin eş zamanlı ve kademeli şekilde yürütülmesi gerektiğini, Hamas ile İsrail’in yükümlülüklerini paralel biçimde yerine getirmesinin mevcut tıkanıklığı aşabileceğini belirtti. Uzmanlar, savaşın yeniden patlak verme ihtimali ve anlaşmanın uygulanmasındaki gecikmelere ilişkin kaygılara dikkat çekerken, ABD Başkanı Donald Trump’ın Nobel Barış Ödülü hedefi doğrultusunda kişisel bir başarı elde etmek için baskı yapabileceği değerlendirmesinde bulundu.

Mısır resmi haber ajansı MENA dün yaptığı açıklamada, Mısır Kızılayı’nın 15’inci yaralı, hasta ve engelli Filistinli grubunun karşılanması, uğurlanması ve geçiş işlemlerinin tamamlanmasına refakat edilmesine yönelik insani çabalarını sürdürdüğünü bildirdi.

Gazze Şeridi’ne dönmeyi bekleyen bu kişilerin umutları, Washington’ın 15 Ocak’ta başladığını duyurduğu ikinci aşamasında aksaklıklar yaşanan ateşkes anlaşmasına bağlanmış durumda. Uluslararası toplum ise anlaşmayı tehdit eden risklere dikkat çekiyor.

Birleşik Krallık Dışişleri Bakanı Yvette Cooper, Ortadoğu’da kalıcı barış ve güvenliğe ulaşmak için şiddet ve acı döngüsünü kırmaya yönelik önemli bir fırsat bulunduğunu belirtti. Ancak Gazze Şeridi’ndeki ateşkesin kırılganlığını koruduğunu ve her iki taraftan gelen ihlallerin ABD’nin barış planı sürecini zayıflatabileceğini ifade etti.

Cooper, cuma akşamı yaptığı açıklamada, ikinci aşamaya düzenli bir geçiş çağrısında bulunarak, İsrail ordusunun çekilmesiyle eş zamanlı olarak uluslararası bir istikrar gücünün konuşlandırılması ve insani krizin ele alınması gerektiğini vurguladı. Ayrıca Hamas’ın silahsızlandırılması ve gelecekte Gazze Şeridi’nin yönetiminde herhangi bir rol üstlenmemesi şartına dikkat çekti.

dfvgth
Gazze Şeridi’nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı’nda yıkılmış evler (AFP)

El-Ahram Siyasi ve Stratejik Araştırmalar Merkezi uzmanlarından Dr. Amr el-Şobaki, ikinci aşamanın esas olarak eş zamanlı bir geçiş gerektirdiğini belirterek, “Trump planı Hamas’ın silahsızlandırılmasını öngörürken, aynı zamanda İsrail’in Gazze Şeridi’nden tamamen çekilmesini de içeriyor. Bu nedenle Gazze’ye tek bir perspektiften bakılmalı ve yükümlülükler bir taraf üzerinde yoğunlaşmadan herkese hatırlatılmalı” dedi.

El-Şobaki, ikinci aşamanın Hamas’ın askeri varlığının sona erdirilmesini kapsadığını ifade ederek, bunun ancak İsrail’in de Gazze Şeridi’nden çekilme, Filistinlileri hedef almama, siyasi bir ufka yönelme, Filistinli bir polis gücüne izin verme ve Gazze’de bir teknokrat komitenin çalışmasına olanak tanıma gibi yükümlülüklerini yerine getirmesi halinde mümkün olacağını söyledi.

Filistinli siyasi analist Eymen er-Rakab ise ikinci aşamanın yalnızca düzenli değil, aynı zamanda sorunsuz bir geçişe ihtiyaç duyduğunu kaydetti. Ancak er-Rakab, bu hususların büyük ölçüde şeklî olduğunu, zira anlaşmanın silahsızlanma, İsrail’in çekilmesi, uluslararası istikrar gücünün konuşlandırılması ve diğer maddeler konusunda mutabakat eksikliği nedeniyle uygulama aşamasında çok sayıda engelle karşı karşıya bulunduğunu dile getirdi.

Bu gelişmelerin gölgesinde AFP, cuma günü Hamas’ın Gazze Şeridi’nde İsrail ordusunun çekildiği bir bölgenin kontrolünü yeniden sağladığını, yerel bir polis gücü konuşlandırdığını ve kamu kurumlarını yeniden faaliyete geçirmeye çalıştığını bildirdi.

ABD Başkanı Donald Trump tarafından Gazze’de savaş sonrası koordinasyonu denetlemek üzere görevlendirilen Nikolay Mladenov, Barış Konseyi toplantısında yaptığı açıklamada, başvuruların açılmasının ardından ilk saatlerde yaklaşık 2 bin Filistinlinin polis teşkilatına kaydolduğunu söyledi.

Gazze Şeridi’ndeki çok uluslu barış gücünün komutanı olarak atanan ABD’li Tümgeneral Jasper Jeffers ise aynı toplantıda, uzun vadeli planın bölgede görev yapacak yaklaşık 12 bin polisi eğitmek olduğunu ifade etti.

scdfgh
Gazze şehrindeki Meçhul Asker Meydanı yakınlarında bulunan bir mülteci kampındaki çadırlar ve barınaklar (AFP)

Er-Rakab, 12 bin polisin eğitileceğine ilişkin açıklamaların Gazze Şeridi’nin güvenliğini sağlamaya yeterli olmayacağını belirterek, Hamas’a bağlı polis gücünün sahadan çekilmesinin yerine bir alternatif oluşturulmadan gerçekleşmesi halinde güvenlik boşluğu doğacağını söyledi. Er-Rakab, Hamas’ın böyle bir durumu kabul etmeyeceğini ve aylar sürebilecek bir geçiş döneminde kısmi bir yetki devri önereceğini ifade etti. Bu nedenle düzenli ve sorunsuz bir geçişin mutabakatlarla hızlandırılması gerektiğini vurgulayan er-Rakab, mevcut durgunluk ortamında Washington’ın İsrail’in kontrolü altındaki bölgelerde yeniden imar sürecini başlatabileceği ve Tel Aviv’e harekete karşı askeri operasyonlara izin verebileceği uyarısında bulundu.

Er-Rakab, en uygun geçiş yolunun Hamas ile güvenlik görevlerinin devrinde kademeli bir anlayışa dayalı mutabakatlardan geçtiğini belirterek, “Sahada gördüklerimiz çatışmayı sona erdirecek bir çözüm değil; krizi uzatmaktan başka sonuç doğurmayan geçici pansuman tedbirlerdir” değerlendirmesinde bulundu.

El-Şobaki ise İsrail’in yalnızca Hamas’ın bedel ödemesinde ısrarcı olduğunu savundu. Buna karşın el-Şobaki, ABD Başkanı Donald Trump’ın kendisini bir barış adamı olarak konumlandırdığına ve Nobel Barış Ödülü dahil çeşitli uluslararası kazanımlar elde etme arayışında olduğuna dikkat çekerek, planın başarısızlığa uğramaması için hâlâ fırsat bulunduğunu ve Trump’ın karmaşık ayrıntılar ile çok sayıdaki zorluğa rağmen daha fazla baskı uygulayabileceğini ifade etti.


Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
TT

Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı: Prefabrik evler Gazze Şeridi'ne ulaşmadı

Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkılmış evlerin arasında iftar için bir araya gelen Filistinliler (EPA)

Filistinli sivil toplum kuruluşlarının çatı kuruluşu Filistin Sivil Toplum Kuruluşları Ağı (PNGO) Başkanı Emced eş-Şeva dün yaptığı açıklamada, yerinden edilmiş kişilerin insani ihtiyaçlarının çok büyük olmasına rağmen, şimdiye kadar hiçbir prefabrik evin Gazze Şeridi'ne girmediğini söyledi. Şeva, İsrail ordusunu, ‘Gazze Şeridi'nin geniş alanlarını kontrol etmeye devam etmekle ve sarı hat olarak bilinen alanı yerleşim bölgelerine doğru genişletmekle’ suçladı.

Şeva, Alman Haber Ajansı DPA’nın aktardığı basın açıklamasında, gerçek konut çözümlerinin bulunmaması ve insani yardım anlaşmalarında öngörülen prefabrik evlerin girişine izin verilmemesi nedeniyle binlerce ailenin halen harap haldeki çadırlarda veya açıkta yaşadığını söyledi.

vfvfd
Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki yıkıntılar arasında yapılan toplu iftar (EPA)

İsrail ordusunun ‘Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 60'ını fiilen kontrol ettiğini’ belirten Şeva, ‘sarı hattın’ genişletilmesinin, özellikle Gazze Şeridi'nin doğu ve kuzey kesimlerinde, sakinlerin kullanabileceği alanları azalttığını kaydetti.

Bu hamlelerin devam etmesinin yardım çalışmalarını zorlaştırdığını ve yerel ve uluslararası kuruluşların en çok etkilenen gruplara ulaşma kabiliyetini sınırladığını söyleyen Şeva, ‘barınak malzemeleri, yeniden inşa malzemeleri ve insani yardımın girişine izin vermek için sınır geçişlerinin tamamen ve düzenli olarak açılması’ çağrısında bulundu.

Sınır geçişlerinin hareketliliği ile ilgili olarak Şeva, yardımların girişinin ‘ihtiyaç duyulanın altında’ kaldığını açıkladı. PNGO Başkanı, inşaat malzemeleri ve prefabrik evlerin girişine getirilen kısıtlamaların, aylardır kötüleşen konut krizini çözme çabalarını engellediğini belirtti. İsrail tarafı bu açıklamalara ilişkin herhangi bir yorumda bulunmadı.

Bu durum, 7 Ekim 2023'te İsrail ile Hamas arasında patlak veren savaşın ardından Gazze Şeridi'nde yaşanan zorlu insani koşullar ve altyapı ile evlerin yaygın olarak tahrip olmasıyla ortaya çıktı.

dsvds
Binlerce Filistinli aile, Gazze Şeridi'nde yıkık evlerinin enkazı arasında, harap çadırlarda veya açık havada yaşamaya devam ediyor (AFP)

Geçtiğimiz ekim ayında bir ateşkes anlaşması yürürlüğe girdi, ancak Gazze'deki yerel kuruluşlar, hareket ve geçiş kısıtlamalarının bölgeye giren yardım ve yeniden inşa malzemelerinin hızını etkilemeye devam ettiğini belirtiyor.

“Sarı hat” terimi, İsrail ordusunun konuşlandırıldığı ve Gazze Şeridi sınırı yakınlarında tampon bölge olarak sınıflandırılan, Gazzelilerin erişiminin kısıtlandığı ve konut ve tarım faaliyetleri için kullanılabilir alanın azaldığı bölgeleri ifade etmek için kullanılıyor.

Birleşmiş Milletler (BM) ve yerel kuruluşlar, yüzbinlerce Filistinlinin halen geçici veya kalıcı barınma çözümlerine ihtiyaç duyduğunu tahmin ederken, uluslararası toplum Gazze Şeridi'ne giden sınır kapılarından insani yardım ve yeniden inşa çalışmalarının kolaylaştırılması için çağrılar yapmaya devam ediyor.